Haftanın Özeti: 12

Dile kolay, 11 haftayı geride bırakmışız. Günde ortalama 8-10 bin kişi tarafından okunduğuna göre sizin tarafta da bir alışkanlık yaratmış diyebiliriz sanıyorum.

Uzunluk konusunda bazı eleştiriler geliyor. Unutmayın ki bu liste 7 günün özeti. Okuduğum, gezdiğim, keşfettiğim şeyler arasında hayli seçici davranmaya çalışıyorum. Hazmı kolaylaşıralım derken içeriği yavanlaşırmak da var. Bu en büyük korkum.

Ayrıca yazı işinin eğrisi-doğrusu da yok; her hafta deneye-yanıla öğreniyoruz. Ama her buluşmamızın biraz daha doyurucu olacağına garanti veriyorum (ve şu ana kadarki bütün yapıcı eleştirileriniz ve yüreklendirici yorumlarınız için de teşekkür ediyorum).

Lafı (yazıyı) daha fazla uzatmadan 12-18 Ocak 2015 arasındaki önemli gelişmelere geçelim:

Genel Yaşam

  • 2014, tarihin en sıcak yılı olmuş. Olayın ne boyutlara ulaştığını anlamak için şu animasyona bakmanızda fayda var.
  • 39 yaşındaki Jason Barnum, bir polis memurunu öldürmeye teşebbüsten Alaska’da mahkeme karşısına çıktı. Suratını da kaplayan dövmelerinden daha da garip bir ayrıntıya da sahipti. GÖZ DÖVMESİ!!! Meğer yaygın da bir şeymiş. Allahümme salli ala…

Göz Dövmesi

  • Teknolojinin altın çağında özgürlük ve hak mücadelesi zorlu bir yol ayrımında. Kullanıcılar özgürlük alanları, devletler ise sınırsız takip ve kontrol istiyor. Charlie Hebdo dergisine yönelik terör eyleminin ardından geçtiğimiz Pazar günü Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen -3,7 milyon kişinin katıldığı- özgürlük yürüyüşüne katılan Britanya Başbakanı David Cameron, Snapchat gibi kriptolu iletişim uygulamalarını yasaklamak istediğini ifade etti. Özgürlük dediğin hamilelik gibi; birazcık olmuyor (George Orwell’in anavatanı Britanya’nın dünyanın en büyük gözetim toplumu olduğunu hatırlayalım).
  • Charlie Hebdo’dan söz etmişken, saldırı sonrası son kapağında ‘Her şey affedildi’ mesajı bazılarının kafasını karıştırdı. NY Mag da onlardan biri ve soruyor: kim kimi affediyor?
  • Bu kadar bahsetmişken Fehim Taştekin’in konuyla ilgili bir yazısını da tavsiye ederim: Charlie’nin yaz dedikleri.
  • Netflix‘in efsane dizisi House of Cards’ın 3. sezonu gün sayıyor. Ben de öyle.

  • Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı Kasım 2014 sonu itibariyle 18 milyon 767 bin 989’a ulaştı.
  • Birçok kişi sabit telefon hizmetini sadece Türk Telekom’un verdiğini düşünüyor. Oysa onlarca alternatifi var. Ben iletişim tarafını biliyordum ama evimize, işyerimize gelen elektriği de istediğimiz şirketten alabileceğimizi bilmiyordum. Onu da bu hafta tanıştığım Dinamo Elektrik’in Kurucusu Gönen Özuysal’dan öğrendim. Dinamo Elektrik internet çağının dinamiklerine uygun iddialı, ilginç hedeflere sahip. Blogumun okurlarına da bir güzellik yaptılar. Başvuru formundaki indirim kuponu kısmına MSERDARK yazarsanız 12 ay boyunca yüzde 3 ekstra indirimli (yani toplamda yüzde 11 indirimli) kullanım imkanı tanımladılar. Bir bakın derim (hassas bünyelere not: bu şirketle herhangi bir ilgim ve bu gelirden herhangi bir payım yok).

  • Ukrayna’nın #EUROMAIDAN olaylarını temel alarak Gezi Parkı’ndan IŞİD’e siber protesto ve propagandanın yeni dil, araç ve etkilerinin analizi (Uzun fakat önemli bir yazı. İlgilisi mutlaka okusun).
  • Pepsi’nin artırılmış gerçeklik (augmented reality) tabanlı, #FutbolNow etiketli reklam kampanyası 2 milyon 400 bin etkileşim yaratmış. 1 milyon 200 bin kişi uygulamayı kullanmış. AR konusunda bir rekor.

https://www.youtube.com/watch?v=KefIe0xwD6w

  • Çakalca başlıklar atıp çektiği kullanıcıya 10 satırlık haberi 25 karelik galerilerle işkence çektiren medya çoğunuza yabancı değildir (bu özetlerde bu yüzden Türk haber kaynaklarından pek link bulunmuyor). Burak Yiğit Kaya adlı bir ‘mağdur’, (Hürriyet gazetesine özel) galeri haberleri küçük bir betikle normalleştirmeyi başarmış (ben de başka bir derdin dermanını yazmıştım zamanında). Okurun medyayı düzeltmeye çalıştığı garip bir dönemdeyiz.
  • Başlık çakallığına çözüm de basit aslında: tıklamayın. Tıklamazsanız öğrenemiyor musunuz? Öğrenmeyin. Siz öğrenmemeyi seçince onlar da mecburen düzelmek zorunda kalacak. En garantili çözüm bu. Bir başka seçim de -yukarıda paylaştığım gibi- düzen bozucu hizmetleri kullanmak. Türkiye’deki kıpırdanmalar sahiplenilse güzel bir dönemin başlangıcı olabilir pekala.
  • Biz medyasıyla, okuruyla bunlarla boğuşurken birileri de dijital çağa uyumlu ve dirençli Süper Gazeteci üstüne kafa yoruyor.
  • Yeni medya baskısının sadece gazetecilere tehdit oluşturduğu sanılıyor ama çok daha fazla tehlikeli durumdaki bir alan radyoculuk. 5 sektör lideri bir araya gelip geleceğin aydınlık ve karanlık yüzünü tartışmış. Okunası.
  • ‘EN önemli’ etkinliklerden ‘Pantolonsuz Metro Günü’ bu hafta dünya çapında ‘kutlandı’. O rezil haberci klişesiyle özetleyecek olursak ‘renkli görüntülere sahne oldu’ da diyebiliriz. İşte o görüntüler geliyor şimdi ekranlarımıza.

  • Böyle haberlerde izleyip geçiyoruz da kimse olayın aslını anlatmıyor. Pantolonsuz Metro Günü; ya da orijinal ismiyle No Pants Subway Ride, ilk olarak 2002 yılında Ocak ayında Improv Everywhere tarafından ABD / New York’ta 7 kişiyle bir şaka olarak gerçekleştirildi. Medyanın ilgisini çekince her sene dünyanın farklı ülkelerinde taklit edilmeye başlandı. Öyle bir fenomene dönüştü ki belgesellere bile konu oldu.

Bilim / Teknoloji / Cihazlar

  • Elektronik mahremiyetle ilgili notlarımı derlerken hatırladığım bir gerçek: Siri’ye söylenen her cümle Apple’a yollanıyor (burası doğal çünkü işleyip, anlayıp, cevap döndürüyorlar) fakat aynı zamanda sunucularda saklanıyor. Bu sıradışı işte. Aklınızda olsun.
Yeni antibiyotik arayışında örnek toplamak için çamur ve pislik birikintileri bereketli bir kaynak oluşturuyor.

Yeni antibiyotik arayışında örnek toplamak için çamur ve pislik birikintileri bereketli bir kaynak oluşturuyor.

  • Antibiyotikler sayesinde birçok ölümcül hastalığı tarihe gömdük (ülke olarak biraz abarttığımız da doğru). Fakat bakteriler de antibiyotiğe direnç kazanmaya başladı. Geçen haftaki özette 30 yıl sonra bulunan yeni bir antibiyotikten söz etmiştim (teixobactin). Bu hafta denk geldiğim bir makale bu arayışın ilginç öyküsünü anlatıyor.
  • Bizim evde sadece 1 tane bilgisayar var ve onu da sadece ben kullanıyorum. Çocukların ne bilgisayarı, ne tableti var (çok kavgaya sebep olduğu için birkaç yıl önce hepsini kaldırdık). Teknoloji kullandırma konusu yeni aileler arasında tam bir muamma (teknoloji ve insan arasındaki ilişki anlaması da yönetmesi de en zorlu ilişki). Bizim gibi düşünenlerden biri de Steve Jobs (idi). Eski bir röportajından bunu alıntılayarak çok güzel tespitler yapan bir yazıyı Türkçeye çevirmişler. Okumanızı tavsiye ederim. Bir de alıntı yapayım:

Yıllardır süre gelen bir söylem var: tüm dünya bir tık ötenizde. İstediğiniz her bilgiye yalnızca saniyeler içinde ulaşmanız mümkün. Peki bunları yapıyor muyuz? İnsanlığın binlerce yılda oluşturduğu o bilgi hazinesine erişiyor muyuz? Yoksa tüm bunların yerine sosyal medya hesaplarımızda popüler kültüre ait yüzeysel ve tek lokmalık değersiz içerikleri tüketmeyi mi tercih ediyoruz?

  • Bunun neredeyse tam tersini savunan ve aynı derecede ikna edici bir başka yazı da aklımızın bir kenarında dursun (Özeti: mesele ne kullandığınız değil; onunla ne yaptığınız).
  • NASA, Hubble uzay teleskobunun kaydettiği 2,5 milyon ışık yılı uzaktaki Andromeda kayıtlarını yayınladı. 300 milyar yıldız içeren bir kozmik şiir. Şu koca evrende minicik bir noktayken kendimizi bunca önemli, eşsiz ve özel sanmamız garip.

  • Bilişim dünyasının devlerinin yeni hedefi genetik ve biyoteknoloji. Örneğin Autodesk hücre tasarımı için uygulamalar geliştiriyor, Intel ARGE çalışmalarını optimize ediyor, Microsoft bu çabalar için yeni bir programlama dili geliştiriyor. Elektronikten biyolojiye doğru bir geçiş kapıda (ve genetik mühendislik kesinlikle üstünde kafa yormamız gereken bir dünyayı kurgulmaya hazırlanıyor).
Google Cardboard'u kullanmak için şablona bakarak kestiğiniz kartonun ön yüzeyine cep telefonunuzu yerleştirmeniz yeterli.

Google Cardboard’u kullanmak için şablona bakarak kestiğiniz kartonun ön yüzeyine cep telefonunuzu yerleştirmeniz yeterli.

  • Her hafta bir şekilde bahsi geçen yapay gerçeklik kabaca gözlük gibi taktığınız bir ekranın kafa hareketlerinize duyarlı olarak sizi sanal bir evren (gerçeklik) içine sokuyor. Bu konuda birçok çözüm var ama en ulaşılabilir ve ekonomik seçenek Google Cardboard. Birçok uygulamaya sahip bu girişim şu ana kadar 600 bine yakın kişiye ulaşmış.
  • Sanal gerçekliğe yeni bir soluk getirecek deneylerden biri de Cube.
  • Yapay gerçeklik konusuna en erken el atan medya şirketlerinden Fox, ABD’de bu yapıyı kullanan Wild isimli özel bir prodüksiyon bile hazırladı.
Yönetmenin kameramana çektirdiği açılar yerine kafanızı çevirdiğiniz her tarafı görebildiğiniz bir film / dizi / belgesel daha hoş olmaz mıydı? Wild ile anlayacağız.

Yönetmenin kameramana çektirdiği açılar yerine kafanızı çevirdiğiniz her tarafı görebildiğiniz bir film / dizi / belgesel daha hoş olmaz mıydı? Wild ile anlayacağız.

  • Web tarayıcısı olarak Google Chrome, telefon olarak iPhone kullanıyorsanız bu hafta duyrulan bir hizmetten haberdar olmanızda fayda var. Bilgisayarınızdaki tarayıcınıza Chrome Remote Desktop, telefonunuza da aynı uygulamayı yüklediğinizde dilediğiniz anda telefonunuzdan bilgisayarınıza erişebiliyorsunuz.
  • Google güvenlik ekibinin Project Zero adlı oluşumu kullanıcılar ve geliştiriciler için güvenlik riski oluşturan açıkları ilgililere bildiriyor. 90 gün içinde (hala düzeltilmediyse) herkese duyuruyor. Windows 8.1’de bulup raporladıkları açığı Microsoft mühendisleri 90 gün boyu çözmeyince herkese açtılar. Windows ekibi de “vay şerefsizler” diyerek ortalığı ayağa kaldırdı. Google da “terbiyeli ol; şerefsiz sensin” diyerek bir açık daha paylaştı.
  • Google bu hafta nice facialarıyla meşhur Translate (çevirmen) hizmetini apayrı bir boyuta taşıdı. Kendi dilinizde konuştuğunuzu otomatik olarak karşı tarafın diline çeviriyor. Babelfish gerçek oldu!

  • Geçen senenin başlarında bahsettiğim Google imzalı ‘Ara Projesi’ cep telefonu sektörünü değiştirmeye aday. Çünkü her bileşeni değişiyor. İşlemciniz yetersiz mi gelmeye başladı? Yeni bir telefon almaya gerek yok. İşlemcisini çıkartıp yükseltin. Daha yüksek çözünürlük mü istiyorsunuz? Sadece ekranını değiştirin! Ara’nın üretim adayı ilk serisi Puerto Rico’da denenmeye başlandı.
Gördüğünüz telefonun her bir parçası ayrı bir donanım bileşenini içeriyor. Aynen bir LEGO gibi telefonunuzu dilediğiniz gibi kendiniz oluşturabiliyorsunuz.

Gördüğünüz telefonun her bir parçası ayrı bir donanım bileşenini içeriyor. Aynen bir LEGO gibi telefonunuzu dilediğiniz gibi kendiniz oluşturabiliyorsunuz.

  • Yakın gelecekte büyük ihtimalle cep telefonu pazarının ikinci büyüğü olacak Çinli Xiaomi en üst özelliklere sahip modeli Mi Note’u duyurdu. 5,7 inç ekran, 1080p çözünürlük, 2,5GHz 4 çekirdekli işlemci, 3GB bellek ve Sony imzalı, optik sabitleyicili 13 MP kamera. Dahası da var (pek aşina olmadığımız için telaffuz sorunu yaşayanlar olabilir; Xiaomi, ‘şoğmi’ şeklinde okunuyor).
Xiaomi Mi Note.

Xiaomi Mi Note.

  • Bu hafta Google cephesinden hem ‘istenmeyen ama beklenen’ ihtimalin gerçeğe dönüşmesine sahne oldu. Meşhur akıllı gözlük Glass tarihe karıştı (bir bakıma). Giyilebilir teknolojilerde en çok ses getiren ve en çabuk terk edilen girişim oldu denebilir. Yeni strateji doğrultusunda yine Google’ın yakın geçmişte 3,2 milyar dolara satın aldığı akıllı termostat Nest‘in Kurucusu Tony Fadell öncülüğünde yeni heveslere yelken açmak.
  • Bir haber daha sıkıştırayım; Google üstünde senelerdir kafa yorduğu sürücüsüz araçların yaygınlaşması için büyük otomobil üreticileriyle teknolojisini paylaşacağını duyurdu.
PonoPlayer böyle bir şey.

PonoPlayer böyle bir şey.

  • Müzisyen Neil Young’ın müzikçaları PonoPlayer‘ı Kickstarter’da fonlamaya çıktığından bu yana takip ediyorum. 800 bin dolar hedeflerken 6,2 milyon doları topladığını düşünürsek yüksek ses kaliteli dijital müzik arayışının ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu anlayabiliriz. PonoPlayer bu hafta 400 dolardan satışa çıktı (Sony’nin 1.200 dolara Walkman satmaya başladığı bir çağda makul bile denebilir). Fakat teknoloji sitesi Gizmodo da diyor ki “buna boşuna para vermeyin“. Dayanak noktalarından biri çoğu zaman unutulan bir ayrıntı: “cihazdan önce müziğin kayıt kalitesi önemlidir”. Yani MP3 arşivinizle ulaşabileceğiniz sınır belirli. Güncel albümlerin çoğunun dijital formatta yapıldığını da unutmamak gerek. Yani analog kayıtların o benzersiz rengi bugün zaten -çoğunlukla- hayal.
  • iPhone’un flaşı yetersiz geliyorsa size 130 lumenlik bir seçenek sunayım: Knog Expose Smart.
  • Deep Web’in en karanlık durağı Silk Road’dan (İpek Yolu) kurucusu Ross Ulbricht bir FBI baskını ardından tutuklanıp kapatıldığında bahsetmiştim. Bu hafta Ulbricht’in davası görülmeye başladı ama ilginç bir iddiayla: Ross Ulbricht siteyi kurdu ama Dread Pirate Roberts takma adıyla işleten o değildi. Olay tam bir muamma.
  • Efsaneler efsanesi GTA V, 24 Mart’ta PC’lerde oynanabilecek (Bu oyun PC’de kesinlikle keyif vermez. Konsollar bile kesmiyor).

GTA-V-review-13

  • 49 dolara şarj kablosu olur mu? SoniCable olur diyor. Ömür boyu garantili kablo Apple ve Android cihazlarınızı iki kat hızlı şarj edebiliyor. Bunu da üstünde bulunan veri akışını kapatma düğmesiyle gerçekleştiriyor. Detaylarını sayfasındaki videodan inceleyebilirsiniz.
  • Kaliteli müziğin bir diğer bileşeni olan kulaklıklar milyar dolarlık bir pazara ulaşınca sektör dışına taşan bir rekabeti de beraberinde getirdi. Hiphopçu 50 Cent bu hafta verdiği bir röportajda Dr. Dre ile aralarındaki soğukluğun sebebinin kendi kulaklık markası SMS Audio ile Dr. Dre’nin kulaklık markası Beats arasındaki rekabet olduğunu söyledi.

SMS Audio

  • Kulaklık olayında kar kadar istismar da var. Devasa boyutlarda hem de.
  • O kadar kar eder mi bilmem ama dünyanın ilk dijital kulaklığı olma iddiasındaki Z:ero Indiegogo’da destek bekliyor. Micro USB portundan müziği kulaklığa aktaran sistem kendi DAC setiyle çok daha kaliteli ses vaad ediyor. Samsung Galaxy ve Note, Sony Z ve LG G serisi cihazlarla uyumlu. Fiyatı 25 dolar.
  • 2011’den bu yana pazar payının yarısını kaybeden işlemci üreticisi AMD’de beklenen deprem yaşandı. Birçok yönetici istifasını sundu. 2012’de şirkete katılan Başkan Yardımcısı Lisa Su Yönetim Kurulu Başkanı (Türkçesiyle CEO) olarak atandı.
  • Dibe çakılışını sürdüren bir diğer marka da Blackberry. Ancak umutlar tükenmiş değil. Samsung’un kendisiyle ilgilendiğinin duyulmasıyla (Blackberry inkar etmesine rağmen) hisse değeri yüzde 30 arttı. Kendi çalışanlarının bile kullanmadığı bir telefonun milyarlarca dolar etmesi bana garip geliyor. 44 bin patentin hayrına diyelim.
  • Apple Insider sitesi 2000 yılından bugüne Apple ve Microsoft’un CES ve Apple Expo lansmanları üstünden bir karşılaştırma yaparak her sene iki firmanın ne duyurduğu ve nereye ilerlediğini sergilemiş. Ortaya çok ilginç bir derleme çıkmış. Apple boşuna kazanmamış ama Microsoft da bazı konularda doğru konsepti yanlış çözümle sunmaktan kaybetmiş: Tablet PC, SPOT, vs…
  • Haftada 100 bin dolar kazanan yeni nesil tık avcısı sitelerin taktik ve öyküsünü merak ediyor musunuz?
  • Android için yazılan uyguluma sayısı iPhone için yazılanları geçmiş.

active_apps_2

  • Android demişken; neden kimse 5.0 sürümünü kullanmıyor dersiniz?
  • Neden ihtiyaç duyulduğuna akıl-sır erdiremediğim icatlardan biri: BeachBot. Plajda kumlara şekiller çiziyor.

  • Daha kullanışlı bir klavye arayışı sürüyor. Ben de her hafta bir tanesine yer vermeye çalışıyorum. Bu haftaki konuğumuz Jaasta. Meseleyi e-mürekkep ile çözmeyi seçenlerden. Çok güzel görünüyor.

İnternet / Web Siteleri / Girişimler

  • 2014 yılında internette gerçekleşen 20 olayı tek bir karede toparlayan illüstrasyon (Kaç tanesini seçebildiniz?)

20-things_940px

  • Bu görsel ile aklıma geldi; bir de The Economist dergisinin meşhur, gizemli 2015 kapağı var. Hakkında da birçok teori (Ekşi’de de bir analize denk geldim). Nerden baksan acayip bir mesele.
  • Bir Reddit kullanıcısı polis baskınıyla kapatılan Bittorrent Tracker’ı The Pirate Bay’in sayfasındaki şifreyi çözmüş. İpucu: geri dönecekler!
  • Webrazzi Ödülleri’nin kazananları açıklandı.
  • 2014’te Wikipedia’da en çok ziyaret edilen sayfaların etkileşimli tablosu.
  • Google, (Android ve iOS uyumlu) ücretsiz mobil uygulaması Primer ile girişimcilere teknik terimlerden ve anlaşılmaz tanımlardan arındırılmış 5 dakikalık özetlerle pazarlama, halkla ilişkiler, içerik pazarlama ve arama motoru optimizasyonu konularında hap bilgiler sunuyor. Girişimciler için mutlaka bakılması gereken türden.
  • Kollektif bir Türkçe blog: Ortak Masa.
  • Bittorrent üstünden -korsan- film izleme konusunu kusursuz bir hizmete dönüştüren Popcorn‘un 3,7 sürümü çıktı. Bu arada biliyorsunuz artık Android telefon ve tabletlerde de Popcorn kullanılabiliyor (mobilden okuyanlar buyursun).
  • Snapchat reklam yayınlamak isteyen markalardan 750 bin dolar istiyor. ‘Ya sayı saymayı bilmiyor ya sopa yememiş’ dedim içimden.
  • Endaga adlı bir mobil operatör gayet ilginç bir yayılma politikasına sahip. Kapsama alanının kötü olduğu kırsal bölgelerde yaşayanlara 6 bin dolara kendi mini baz istasyonunu kurup, SIM kart dağıtıp, kendi müşterisini toplama imkanı sunuyor. İşletim gelirlerini de baz istasyonu sahibiyle paylaşıyor. Gayet de güzel bir çıkış noktası (bir ara da operatörü çekmiyor diye hayıflanıp “evimin etrafına baz istasyonu istemem!” diyenleri konuşalım. Oysa baz istasyona ne kadar uzaksan -baz istasyonunu yakalayabilmek için sinyal şiddetini arttıran- elindeki telefondan yediğin radyasyon o kadar artıyor canım kardeşim).
  • Soylent, besin değeri olarak geleneksel yiyeceklerden farksız; hatta vitamin ve mineral olarak çok daha dengeli besleyici, uygun fiyatlı sıvı gıda üreten yeni, ilginç bir girişim. Sadece bir şeyler içerek doyma fikri kesinlikle sıradışı. Fakat sadece suya karıştırıp içeceğiniz tozla karnınızı 3 dolara doyurma fikri de bir o kadar ilginç. Soylent bu hafta 20 milyon dolar daha yatırım aldı. Benimse aklıma hep o Soylent Green filmi geliyor! Aşağıdaki videosu bütün detayları anlatıyor. Denemeyi çok isterdim.

  • Yemek demişken; Tayland’ın eski Başbakanı Yingluck Shinawatra öncülüğünde geliştirilen e-delicious adlı robotla Tay yemeklerinin gerçek lezzetlerine uygun olup olmadığını kontrol edilecek. Herkesin derdi kendine.

electronic-tongue-thai-food-640x423

  • Dünyanın en büyük e-ticaret sitelerinden Amazon’da uzun süre Tedarik Zinciri Mühendisi olarak çalışan Apoorva Mehta tarafından kurulan Instacart, bakkaldan sipariş vermenin internet hali (bakkallar için Yemeksepeti de denebilir). Bu hafta 220 milyon dolar daha yatırım alarak toplam değerini 2 milyar dolara ulaştırdı. Model olarak incelemekte fayda var.
  • “Dijital paralar ortaya çıkaracağı beşinci kuşakla bir sonraki internet kuşağını yaratacak”. İçeriğiyle iddialı, yorumlarıyla zenginleştirici bir yazı. Kripto akçeler girişim alanları arasında hala bakir.
  • Orta Asya ve Ortadoğu kavramları bile düşününce ne kadar oryantalist, emperyalist. ‘Neyin ortası’ kafalarına hiç girmiyorum (fakat bir fırsat bulduğumda mutlaka bu Ortadoğu haritası hakkında bir yazı yayınlayacağım). Bir yabancı yatırımcı gözüyle Arap, Türk, Fars, Yahudi ve Ermenileri içeren bu coğrafyanın dinamiklerine bakan bir yazıya denk geldim (kategorize etmek ve kendi algısına indirgemek insanoğlunun en kötü huylarından).
  • Marvelogs: takip ettiğiniz, favorilerinize eklediğiniz, okuma listenize aldığınız her şeyi toparlayan site.
  • Google (şimdilik sadece ABD’de yaşayanlara) domain satın alma hizmetini açtı. Domain bedeli yıllık 12 dolar.
  • Facebook’un Q&A with Mark (Mark ile soru-cevap) diye bir şirket geleneği var. Kurucusu Mark Zuckerberg toplulukların karşısına çıkıp soruları cevaplıyor. Kolombiya’da gerçekleştirilen son toplantının açılışında bunun kurum kültürü için ne kadar önemli olduğunu anlattı. Girişimcilerin dinlemesinde fayda olduğunu düşünüyorum.
  • Birçok başarıya imza atan Peter Thiel’in kaleme aldığı girişimcilere tavsiyeler içeren kitabı Zero to One‘ı henüz okuyamadım. Fakat Paul Miller Medium’da özetini çıkartmış. İyi bir referans kaynağı (bir yayıncı o kitabı Türkçeleştirse ne güzel olurdu)

Tasarım / İnovasyon

  • United Sciences işitme engelliler için kulak içi yükselticiler üreten bir şirket. Ünlü kulaklık üreticisi Harman ile yaptıkları işbirliğiyle edindikleri tecrübeleri kişiye (kulağa) özel kulaklık tasarlayıp 3D yazıcı ile 1 saatte üretebiliyorlar. Benim gibi hiçbir modeli kulağına yerleştiremeyenler için birebir.
  • Muji dünyanın en rahat çorabını üretmiş (icat etmiş desek daha doğru aslında).
  • Şifreler için biyometrik çözümler sınır tanımıyor. Nyme Band kimlik doğrulamasını kalp atışınızla yapıyor.
  • Elektronik oyunları kontrol etmek için geliştirilen seçeneklerin bazıları gerçekten ilginç. Buyrun aralarından 42 örnek.
  • Şunu duvara asılı bir ekrana yansıtsak da 8 bitlik değişken kadranlı bir duvar saati yapsak fena mı olurdu?
  • Dört tekerlek işkence, iki tekerlek özgürlük; peki ya tek tekerlek? OneWheel adlı yeni tasarım bunun çok daha pratik ve eğlenceli olduğunu iddia ediyor. Tek kafama takılan 1.500 dolarlık fiyatı.

  • Almanyalı Curved Labs, şahsen dokunduğum ilk Apple olan Macintosh Classic‘in formunu yeni donanım ve tasarım standartlarına uyarlamış. 128GB SSD, 8GB bellek, dokunmatik ekran ve i7 işlemci. 4:3 ekran boyutu görmeyeli ne çok olmuş. Üretilseydi kesinlikle bir tane alırdım!

18

  • Son patentlerinden birine bakarsak el-kol hareketlerimizi tespit ederek çalışan Apple cihazları yakın.
  • Kafayı işine bu kadar taktığı ve kendini hiç durmadan geliştirmeye çalıştığı için Dyson’a çok saygı duyuyorum. Son icatları filtresiz çalışan elektrikli süpürge.
  • Ülkemizde pek tanınmayan Whirlpool’un geleceğin akıllı mutfağına göz atmakta fayda var.

  • Tatlının hiçbir çeşidini sevmiyorum. Ama Neynep öyle değil. Bu hafta (daha doğrusu geçen Pazar) mahallemizdeki bir çikolatacıya gittik. Sıcak çikolatayı hüpletip, tabaktakileri güp güp götürürken ben de garsondan bir sürü güzel bilgi edindim. Eve dönünce giriştiğim internet taramasındaysa CocoJet‘e rastladım. Çikolata bastıran 3D yazıcı! İşte bu ÇOK TEHLİKELİ !!!

  • Ekim için kullanacak alanı neredeyse olmayan Japonlar, GE ile ortak yürüttüğü bir projede yapay güneş ışığı ve iklimlendirmeyle kapalı alandaki çok katlı tarım deneyinde geleneksel tarlalardan 100 (YÜZ) kat fazla mahsul almış. Meyve ve sebzeler normalden 2,5 kat hızla büyüdüğü süreçte enerji tüketimi de yüzde 40 düşmüş. Kesinlikle heyecan verici.

Kültür / Sanat

  • Yukarıdaki proje bana geçen seneki Kontor Records’ın basın bülteni çöplüğü içinde müzik yazarlarının ilgisini çekebilmek için bulduğu (Ogilvy Almanya imzalı) The Office Turntable fikrini hatırlattı. Onu da bilmiş olun.

  • Ayda 23 dolar üyelikle çalışan Vinyl Me, Please sitesi mevcut koleksiyonunuzu (ya da ilginizi) inceleyip her ay yeni bir plak gönderiyor. Bu ve benzeri hizmetlerin yepyeni bir sektörü tetikleyeceğini düşünenler bile var.
  • İnternette okuduğunuz -özellikle İngilizce- yazıların önemli bir bölümü botlar (yapay zekalı yazılımlar) tarafından yazılıyor. Haber sitelerinde bile durum böyle. Bunun sanat için olanını yapmışlar. Ortaya en değme sanat eleştirmeninden daha iyi sanat eleştirisi yazan bir ‘şey’ çıkmış. Sanat adına da, insan adına da ürpertici.
  • Kapanışı 1902 yılından bugüne bilim-kurgu filmlerinin 4 dakikalık özetiyle yapıyoruz. Hala izlemediğim birkaç BK film kaldığını da bu sayede öğrendim.

Unutmadan: öğrendiğim ve hafta boyu bekleyemediğim ilginç bazı şeyleri Twitter’da #BugünÖğrendimKi etiketi altında paylaşıyorum. Siz de bildiklerinizi esirgemeyin, aynı etiketle paylaşın, biz de öğrenelim.

Bu derleme hoşunuza gittiyse ilgilenebilecek dostlarınızı yazının sonundaki düğmeler aracılığıyla paylaşarak onları da haberdar edebilirsiniz. Yine altta yer alan ‘Yeni yazılardan ilk sen haberdar ol’ bölümüne e-posta adresinizi girerseniz yeni yazılardan öncelikli haberdar olabilirsiniz.

Fikirlerinizi ve gözümden kaçan detayları yorum bölümünde beklerim.

Hepinize iyi Pazarlar.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

48 Responses to Haftanın Özeti: 12

  1. Fırat Tarman 18/01/2015 at 11:49 #

    “O kadar haberin arasında bunu mu beğendin?” diyebilirsiniz ama en çok “başlık çakallığı” kısmını beğendim. Web’de en sinir olduğum ilk 3 davranış arasına girer rahatlıkla. Buna sinirlenenlere tavsiyem, bağlantıya tıklamadan üzerinde fareyi gezdirmeleri. Genelde “galeri/../../” ya da “galeridetay/…/..” şeklinde adresler görüyorsunuz. Bunları gördüğünüzde tıklamayın, işkence çekmeyin!

    Yazıyı okurken, arkaplanda bağlantıları açıyorum. Şu anda gözden geçireceğim 25 sayfa beni bekliyor :) Bu güzel özet için teşekkürler.

  2. onurgozupek 18/01/2015 at 13:10 #

    Serdar bey inanın sırf bu yazıdan bile 10-15 farklı yazı çıkabilir. Verdiğiniz her bağlantı, o bağlantılara ulaşmak için harcadığınız zamanı aklıma getirdi. 1 sayfalık yazıyı okumak 20-25 dakikamı aldı ki sizin bu yazıyı yazmak için bile en az 3-4 saatinizi harcamış olduğunuzu tahmin ediyorum. Gerçekten ellerinize sağlık…

  3. Mehmet CABAR 18/01/2015 at 13:21 #

    Sanal gerçeklik olayı muhteşem. Bunu yaygınlaştırıp standart hale getirmek çok güzel olur, hele ki sinemalardan başlansa ayrı bir güzel olur.

    İkincisi BeachBot ve OneWheel çok güzel ürünler. BeachBot’un tamamen ilgi çekmek için plajlarda kullanılabileceğini düşünüyorum ama OneWheel apayrı bir şey. Kaykay’a dahi binmemiş biri olarak bunu söylemem ne kadar gerçekçi olur bilemem ama özgürlük daha çok hissedilmez mi onda ?

  4. Gorkem 18/01/2015 at 13:40 #

    Serdar Bey merhaba, CEO’nun turkce karsiligi Icra Kurulu Baskani olmali. Yonetim Kurulu Baskani=Chairman of the Board. Sevgiler

    • lobaba 18/01/2015 at 19:04 #

      Benim yerimede yazmışsın. Geçerli.

  5. Mustafa YILMAZ 18/01/2015 at 14:03 #

    13. haftada Hrant Dink’ten amasız, fakatsız, önyargısız , söz etmenizi dilerim.

  6. Ayhan 18/01/2015 at 14:29 #

    Amirim şöyle bir durum ile şöyle bir ihtiyaç doğdu; bilişim başlığı altındaki google-microsoft atışmasını arkadaşlar ile paylasayim dedim, ama copy-paste ile linkler cikmayacagindan saçma olacak, yazıyı paylaşıp o bölümü ara dersem bulamayacak, anchor hizmeti veren site bulsam da yapsam di dinin di dinin did! Her bir başlığı ayrı olarak paylaşır bir durum olabiliyor mu acaba ?

  7. Hikmet 18/01/2015 at 15:09 #

    “bu haftanın özeti yine fazla uzun olmuş. yazının başında açıklamış sebebini ama bence de biraz daha kısa tutsun artık. çünkü her maddede her paragrafta en az bir tane de link var, biz onlara da bakıyoruz, yazının boyutu inanılmaz artıyor.

    the economist’in kapağı hakkında yazılan entry ile ilgili birkaç kelam etmiş, entry’i de kaynak olarak vermiş, ne güzel. ama şu sikimsonik haberleri 25 karede anlatan haber sitelerine tıklamama eylemi ekşi sözlük’te başlatıldı. kendisi de bu eyleme katılmamızı istemiş, bunun da ekşi’den çıktığını belirtseydi güzel olurdu.

    20 olayı tek bir karede toparlayan illüstrasyondan kaç tanesini gördünüz demiş. ben yalnızca on iki tanesini görebildim, keşke neler olduğunu da ekleseymiş. gerçi link de vermiş belki orada yazıyordu ama ingilizcem yeterli değil maddeleri okumam için.

    ingilizce kaynak çok var. ah be abi, keşke bu kadar cahil olmasak ama yapacak bir şey yok.

    yıllar önce pazar günleri kardeşimi gönderir iki üç tane gazete, iki tane de dergi aldırır, pijamamla okurdum, çay içerek. serdar kuzuloğlu bu eksiği çok güzel tamamlıyor işte. haftanın özetini parayla yayımlasa hakkıdır yani, o derece muazzam. sağolsun, var olsun.”

    • mserdark 18/01/2015 at 19:09 #

      Hikmet Bey,

      Burada değinilen konuları daha kısa anlatmanın imkanı yok. En uzunu üç cümle zaten. Linkleri konularla ilgilenip daha da derinlemesine inmeyi isteyenler için veriyorum. Bilgiye ulaşmak zahmetli bir şey. Bunu unutmuş olabiliriz ama gerçeği değiştirmiyor. Bazen birkaç paragraf özet çıkartmak için yüzlerce sayfa kitap okuyorum. Günlerimi alıyor. Başka bir yöntemi olmasını ben de çok isterdim. Bulunca kendime de uyarlayacağım.

      Haber tıklatmayla ilgili Ekşi Sözlük girişimini o maddenin hemen altında ‘Türkiye’den kıpırdanmalar’ cümlesi içinde zaten vermiştim. Linklere tıkladığınızı söylemişsiniz ama hepsine tıklamıyorsunuz sanıyorum.

      İngilizce konusunda yapabileceğim bir şey yok. Üretmek yerine tüketmeyi seçen toplumların paylaşacak şeyi de az oluyor haliyle. Bu benim boyumu aşan bir durum. Bu yüzden soranlara verdiğim ilk (ve genellikle tek) tavsiye en az bir yabancı dil öğrenmek oluyor.

  8. ahmd 18/01/2015 at 15:39 #

    Nasa videosunu görünce aklıma bu geldi.
    http://i.imgur.com/Y2kqa8e.jpg

  9. YasinT. 18/01/2015 at 15:39 #

    Çakalca haber başlıkları maddesinde, ekşisözlükte gördüğüm bir kampanya aklıma geldi. Tıklamama kampanyası. Katılım günden güne artar umarız. Ilgili sayfa: https://eksisozluk.com/aldatici-gazete-basliklarina-tiklamama-kampanyasi–4659422

    • mserdark 18/01/2015 at 18:42 #

      O başlıkta zaten aynı sayfaya link vermiştim?

  10. Davut Uçar 18/01/2015 at 15:55 #

    Bu seriyi her hafta okuyan biri olarak, emeğiniz, çabanız ve harcadığınız zaman için teşekkür etmek istiyorum.

  11. keremchaos 18/01/2015 at 16:14 #

    Şu son yazıda yapay zekanın resmi yorumlaması korkunç gerçekten. 3 saat baksam o yorumu yapamam ben. Keşke futbol maçları için de böyle bir şey yapsalar da saçmalıktan biraz olsun kurtulsak.

  12. 14J1989 18/01/2015 at 16:32 #

    annem bana; ‘erkek adam dışarı çıkıp hava alır’ dedi. ‘internet amirimin bloğunu okuyorum.’ diyemedim :( bir sorunum var beğendiğin yazıları bir tercümanla anlaşıp türkçeye çevirsen makbule geçer, cennetlik olursun bence:) yani ort. olarak 9.000kişi bloğunu okuyor, %70’i ingilizce bilmiyordur diye düşünüyorum, yani biliyorum ama yeterli değil kendimce. en azından tek siteye yönelmiş oluruz. haftalık 10.000link almak isteyen herkes yapar bunu.

  13. Erkan Erol 18/01/2015 at 17:20 #

    Android 5.0 neden hala %0.1’lik sınırı aşamadı anlamadım ben de. Üreticiler güncelleme yayınlamadılar ve hala yeni telefonlar kit kat ile çıkıyor sanırım.

  14. leventaskan 18/01/2015 at 17:39 #

    Çok güzel bir derleme olmuş. Ben de birkaç ekleme yapmak istedim.

    Google’un dil ile ilgili projesine benzer projeyi geçtiğimiz haftalarda Skype’da bir video ile yayınladı. Anlaşılan bilmediğimiz dili konuşan insanlarla anlaşmak yakın zamanda çok daha rahat olacak.
    http://www.youtube.com/watch?v=G87pHe6mP0I

    Şarkıcıların giyilebilir teknoloji ürünleri yarışında Will.I.Am de yer alıyor. Puls adındaki akıllı saati ile pazarda tutunmaya çalışacak.
    http://www.teknolo.com/puls-akilli-saat/

    Google Cardboard’a fakir Oculus’u diyebiliriz. Deneyimlerimi ben de buradan paylaşıyorum.
    http://www.teknolo.com/google-cardboard-deneyimleri/

    Ben bir de bu hafta şöyle bir ürünle karşılaştım. Buna beğenmeyecek kişi yoktur diye düşünüyorum.
    http://www.hellolumio.com/

  15. Ipek AG 18/01/2015 at 18:03 #

    Cardboard’i yilbasi hediyesi olarak aldirdim kendime. Motion-sickness yuzunden tat alamiyorum. *first world problems.. :) .
    Ellerine saglim amirim yazi ucurdu yine.

  16. Ufuk 18/01/2015 at 18:47 #

    Pantolonsuz olarak tam olarak neyi eleştiriyorlar bilmiyorum ama dikkat çektikleri bir gerçek. Fakat yine de bu “renkli görüntüler”in taraftarlarından değilim. Çünkü özgürlük bir başkasını rahatsız etmediğin takdirde geçerlidir. Ben buna ancak kepazelik derim.

    • mserdark 18/01/2015 at 19:56 #

      Videoda da gördüğünüz gibi kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Aksine katılan da seyreden de gayet eğleniyor. Videoda metroda yolculuk eden polis bile gülerek izliyor olayları (bizde olsa eminim bir kulp bulunur, gözaltılar yaşanırdı).

      Başkalarının varlığından, tarzından, giyiminden rahatsız olmak çok tehlikeli bir tavır. Yarın bir gün şişmanlardan, saçı uzunlardan, eteği kısalardan, kamburu olanlardan da rahatsızlık duyan birileri çıkabilir. Bu bir özgürlük değil; bencillik tanımıdır. Herkesin kendi istediği, doğru bulduğu gibi olmasını talep eden şekilci; hatta bir yandan ırkçı bir yapı.

      Renkliliğe, çeşitliliğe, farklara, tarzlara; kısacağı insana dair her şeye hoşgörülü olmak zorundayız. Kendi varlığımızı garanti etmenin tek yolu bu (yoksa bir gün sizden de rahatsız olacak birileri çıkar, diyecek bir şey bulamazsınız).

      Kendimizden gayrı kimseden sorumlu değiliz.

      • Ufuk 18/01/2015 at 20:55 #

        Benden rahatsız olanlar elbet var, sizden de rahatsız olanlar var. Özgürlük budur işte “senden rahatsız oluyorum” diyen özgürce ifade edebilmiştir kendini. Fakat farklı olmak çıplaklığı getirecekse varsın olmasın. Bizim değerlerimiz var. En azından ben böyle bir aileden geldim. Konuyu dine getirdiğimi hiç düşünmeyin çünkü bununla alakası yok. Ayrıca videoda gayet şaşkın ve rahatsız bakışlar da gözlemledim.

        “Çıplaklık” insanlığa oynanan en büyük oyunlardan biri. Bunlar normalmiş gibi bilinçaltımıza sokuyorlar. En kötüsü de çocuklarımız böyle şeylerden çok etkileniyor.

        Tekrar altını çizerek konuşuyorum/yazıyorum: “Bunların din ile hiç bir alakası yok, kültürel değerlerden bahsediyorum.” Videodaki çoğu insanın mutlu olması “görsel bir kandırmaca”dan ibaret. Hani başta da dediğim gibi “bunlar doğal şeyler ve sokağa donla çıkarsanız insanlar sizi sempatik bulur” mesajını yerleştirmeye çalışılıyor. Medyanın gücünü sizden iyi bilecek değilim.

        “Bu saçmalığı bu kadar abartacak ne var?” diyenler vardır. Geçenlerde abimle arabada gidiyoruz. Dörtyol ağzı denilen bir konumda belli miktarda bir hızla ilerlerken köşeden bir kız çıktı. Bizi hiç farketmiyor, tüm dikkatini elindeki akıllı telefoncuğuna vermiş. Eğer ben abime “dur dur dur!” demeseydim kıza çarpacaktık. Lakin tam tersi oldu. Kız fren sesimizi bile duymamış olacak ki hala akıllı telefoncuğuna bakarken bize çarptı! Evet evet, kız bize çarptı. Sonra şaşkın bakışlarla bize baktı. Biz de ona baktık. Etraftaki esnafın da dikkatinden kaçmadı bu durum. Kelimelerle ifade edemedik o an ki şaşkınlığımızı. Sonra kız telefonuna kafasını çevirerek yoluna devam etti.

        Gençliğimiz büyük bir tehlike altında. Bunları yazan ben de bir gencim. Tüm bunların farkında olduğum için kendimi çok bilgili/olgun biri olarak tanımlamıyorum. Sadece endişeliyim.

        Lütfen kişisel algılamayın. Çok sadık okuyucularınızdan biriyim. 2008’den beri. Hiç yorum yapmamış olmam bunu değiştirmez. Düşüncelerimi doğru ifade etmişimdir umarım. Saygılar, sevgiler…

        • mserdark 18/01/2015 at 23:09 #

          Fikri tartışmaları, farklı görüşleri kendime saldırı sanma hatasından ortaokul yıllarında kurtuldum. Dolayısıyla hiç yanlış anlamıyorum.

          Anlatmaya çalıştığım mesele şu: sizin değerleriniz başkalarının değerlerini tanımlayamaz, belirleyemez. Sizin için çıplaklık olan bir başkası için gayet sıradan olabilir; öyledir de zaten. Kimse evinden sizin gözünüze hoş görünmek için, sizden onay almak için çıkmamalı. Siz başkalarının özgürlüğünün sınırı, belirleyicisi olmamalısınız. Kendi hayatınızı istediğiniz gibi yaşayın, bırakın diğerleri de istediği gibi yaşasın.

          Birlikte yaşamak, demokrasi, fikir, ifade ve yaşama özgürlüğü ancak bunlar sağlanırsa mümkün.

          Bunun üstüne biraz daha düşünün derim. Birkaç günde, yılda olacak dönüşümler değil ama bize düşen, düşünmek. Varmasak da yolunda ölürüz.

  17. Osman 18/01/2015 at 18:53 #

    Nükteli mesajların olduğunu görmek sevindirici. “Vay şerefsiz” felan :) Tek çalışma günüm olan pazar günü ara ara buraya bakmak kadar eğlencelisi yok. Şu 3D çikolata neden zararlı onu anlayamadım. kimyasalla mı karıştırılıyor? böyle kremşanti sıkacağı gibi bi şey düşünüyorum da kafamda, çok basite indirgemiş olurum sanki.

    • mserdark 18/01/2015 at 19:47 #

      Çikolata yazıcısı için ‘zararlı’ değil; ‘tehlikeli’ dedim. İstenen her an çikolata yeme ihtimalini arttıracağından dolayı. Malum lezzetli her şeyin bedelleri oluyor ve sahip olunduğu kadar kolay harcanamıyor ;)

  18. Puphi 18/01/2015 at 19:58 #

    Haftanın özetlerinin daha uzun olması dileğiyle, dediğiniz gibi her hafta uzuyor ve daha doyurucu oluyor ancak bir sonraki haftayı da daha büyük beklentilerle beklememize sebep oluyor. Güzel bir yazı olmuş bir sonraki haftayı bekliyorum.

  19. Aykut Alp 18/01/2015 at 20:25 #

    Rss reader a eklenilmis onlarca sayfanin 1 haftalik yayinini dusununce kisa bile olmus denebilir :) Hemde onemli olanlar ozenle secilmis sekilde. Haftalik ozetler yayinlandigindan beri kendi readerimi okumayi es gectigim oluyor :)

    Eklemek istedigim; Popcorntime’in orjinal sitesi http://www.popcorn-time.se Suanda 5.1 surumu yayinlanmis ve iOS icin de bir surumu mevcut. Ilk baslarda time4popcorn.eu olarak yayindalardi fakat domainlerinin engellenmesi sonucu popcorn-time.se domainine gectiler. Engellendigi sirada turevleri ortaya cikti ve acik kaynak kodu oldugu icin sanirim suanda iki farkli developer ekip tarafindan gelistirilmekte ve yayin yapmakta.

    • mserdark 18/01/2015 at 23:13 #

      Sizin bahsettiğiniz orijinal Popcorn değil. Hatta bir arama yaparsanız çok da şaibeli bir dağıtım olduğunu göreceksiniz. Ben o versiyonu tavsiye etmiyorum şahsen. Elbette tercih sizin.

      Popcorn Time’ın doğru adresi yazıda da verdiğim https://popcorntime.io/ . Aklınızda bulunsun.

  20. zebercet 18/01/2015 at 20:26 #

    Kültür sanat bölümünde kitaplara da yer verirseniz daha iyi olur. Mesela o hafta okuduğunuz kitabı veya hayatınıza yön veren kitapları veya içinizdeki merak ateşini harlandıran kitapları kısaca tanıtırsanız okurlar yüzeyde kalmayıp derine inebilirler.

    • mserdark 18/01/2015 at 23:10 #

      Bu hep aklımda ama açıkçası unutuyorum. Haftaya mutlaka kitaplara da yer vereceğim. Hatırlatma için çok teşekkürler.

  21. Marketing Holmes 18/01/2015 at 22:00 #

    Serdar Bey merhaba;

    Medium.com’da yayınlanan ‘Steve Jobs’ın kendi çocuklarına kullandırmadığı iPad bizim çocuklarımıza neler getiriyor’ adlı yazı en üstte yer alan röportaj haricinde tamamen bana ait ve Medium.com tarafından çevirilen bir içerik değil. Belirtmek istedim.

    Yazıma yer verdiğiniz için teşekkür ederim.

    İyi çalışmalar..

    • mserdark 18/01/2015 at 23:00 #

      Bu ayrıntı yazıda belirtiliyor zaten. Yine de bilgilendirme için teşekkürler. Elinize sağlık.

  22. ozymandias 18/01/2015 at 23:10 #

    “İnternette okuduğunuz -özellikle İngilizce- yazıların önemli bir bölümü botlar (yapay zekalı yazılımlar) tarafından yazılıyor. Haber sitelerinde bile durum böyle.”
    şu konuda bir kaç link vermeniz mümkün mü? biraz kendimi aldatılmış hissettirdi de :)

    • mserdark 18/01/2015 at 23:19 #

      Google’da ‘writer bots’ ve benzeri bir aramayla yüzlerce makale ve örneği inceleyebilirsiniz. Aldatılmışlık hissi de bence doğru olmaz zira o botlar yalan / yanlış haberler yazmıyor. Bilgilere, belgelere bakarak içerik derliyorlar. Üstelik şaşırtıcı derecede başarılılar. Çok önemli bir görev üstleniyorlar çünkü insanlar içerik oluşturma konusunda son derece tembel.

      Gelecekte bu tip hizmetler içeriklerin birçok dile çevrilmesinde de işe yarayabilir ki o zaman gerçek bir aydınlanmanın öncüsü olurlar.

      Botları sevelim ;)

  23. ali 18/01/2015 at 23:35 #

    Merhaba, elinize sağlık. Küçük bir düzeltmem var: Yayınlamak diye bir fiil yoktur, doğrusu yayımlamaktır. Bilginize.

  24. Furkan ÇAYIR (@frkncyr) 19/01/2015 at 00:06 #

    Yine harika bir yazı olmuş. Uzunluğu açıkçası hiç dert değil aman bozmayın.
    Aslında değineceğim çok konu var ama enerjim yok, o yüzden sadece klavyeye bayıldığımı belirtmek istiyorum. Çıkarsa kesinlikle almak isterim, bültene kayıt oldum zaten.

  25. Atilla 19/01/2015 at 01:23 #

    Serdar Hocam,
    Haftalık yaptığınız araştırma ve derleme yine çok faydalı ve ilginç “vaaay” dedirten bilgilerle dolu. Üslubunuz çok akıcı. Yazı uzunluğu sizin takdiriniz, ben kendi adıma her türlü okurum. Hissettiğim birkaç şeyi paylaşmak istiyorum;
    Insan, NASA videosundaki sadece bir galaksideki o görüntüleri izlerken, “nedir abi (ağabey) dünyadaki bu kadar tantana, savaş, terör, entrika vs., neyin peşindeyiz?” gibi düşünürken, herşeyin ne kadar anlam kazandığı veya anlamsızlaştığı arasında gidip geliyor. Muhteşem görüntüler. Ufuk açıcı.
    Antibiyotik konusunda, ne yeni antibiyotikler biter, ne de antibiyotik direnci. Direnç öyle birşey ki; Winston Churchill’in zatürresini tedavi eden ilk bulunan Penisilin dozunun15-20 katı doz, basit enfeksiyonlarda çocuklara bile bir günde yapılır hale geldi bugün.
    NymeBand’dan haberdar olunca aklıma ” Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır!” prensibi geldi. Herkesin kalp atım tarzı da kendine özgü.
    12 haftalık özetlerinizden bile bir girişimci için birçok kickstarter fikri, birçok fırsat çıkar esinlenene. Ben esinleniyorum :)) ama sadece esinlenme :)).
    Primer uygulaması, cocojet ve diğerlerini öğrenmek çok güzel oldu.

    Tekrar teşekkürler. Vaktiniz çok olsun. Zihninize sağlık.

  26. giybetci 19/01/2015 at 14:16 #

    üstad onewheel 1500 usd tabi ki etmez.. ben sanayide 100usd ye yaptırırım onu.sonuçta hero da etmezdi, beats de etmezdi ama, etti. :)

    *ciddili bişey söyleyeyim, insanlar yazılarınıza ücret ödemeye hazır gibi görünüyor.. deneme olarak,köşeye paypal koysanız ve şimdilik isteyen istediği kadar atsın bişeyler deseniz de, sonuçları görsek.. bi abilik edin ya.

  27. yasinturkdogan 19/01/2015 at 16:49 #

    Bu sayfaya sabah geldim, akşam çıkıyorum. Mesaim burda geçti nerdeyse (:

  28. YAVUZ AKTURK (Nam-ı diger VayAtaklarabak) 19/01/2015 at 18:10 #

    Özetin yenisi bir an önce düssün diye iple cekiyorum ; favorilere ekleyip okumaya vakit bulamadıgım o kadar cok link var ki özümseyerek okumak adına;kıyamıyorum :)

    Cok tesekkurler cabanıza , hakikaten muazzam bir calısma.Fırsat olsa da birgun sizi 4 levent taraflarında bir cuma günü purocumuzda agırlasak 2 laflasak…

    Saygılar,

  29. Enes 19/01/2015 at 21:34 #

    Uzun suredir blogunuzu takip ediyorum. Bu haftalik ozetler bence harika bir fikir. Yayinlamaya basladiginiz ilk gunden beri ilgiyle takip ediyorum. Ilgilendigim bir cok konuda yeni seyler ogrenmeme yardimci oldu. Bazi okurlarin uzunluk ile ilgili yakindiklarini okudum. Bence icinde bu kadar degisik konu yelpazesine sahip bir yazi daha kisa olamaz veya olursada verilen bilgilerden feragat edilir. Zaten konu butunlugude olmadigi icin yaziyi ortada kesip baska zaman da okuyabilirler. Bu konu hakkinda niye yakindiklarini da anlayamadim acikcasi. Umarim haftalik ozetler uzun sure devam eder.

  30. Ramiz TAYFUR 20/01/2015 at 18:14 #

    İnanılmaz bir emek ve istikrar. Serdar hocam nasa konusuna bakarken beyni yaktım diyebilirim. Gerçekten mükemmel noktalara değinmişsiniz. Bir de bu macintosh’u daha önce de gördüm imac kullanıcısı olarak bu macintosha imac’i değişirim gerçekten harika.

  31. ozan 21/01/2015 at 10:14 #

    Özetin kendisi kadar yapılan yorumlar da gayet zihin açıcı. Sabırla okuyup cevaplamanız büyük incelik. Her özeti iple çekiyorum, ellerinize sağlık amirim. Bulunmaz bir kaynak burası, çok teşekkürler.

  32. Bülent Kahraman 22/01/2015 at 17:54 #

    Yazının hatırlattıklarından ya da bizim de ekranımıza takılan bazı linkleri paylaşmak isterim:

    1) Beach Bot daha karmaşık sanalsal figürler yapmak için kullanılabilir. El emeği ile 9000 figürün yapıldığı hoş bir çalışma var Sydney’de. http://thefallen9000.info/gallery/

    2) Ev içindeki radyasyondan çocuklarımızı korumak için alınabilecek basit önlemler: http://www.radiationeducation.com/How_To_Protect_Yourself.html

    3) The New York Times yakın zamanda yemek tarifleri arşivini okuyucuları ile paylaştı. Tay mutfağından daha iyi öneriler arayanlar ya da mutfaktaki hünerlerini test etmek isyenler bakabilir:
    http://cooking.nytimes.com/?smid=tw-nytdining

    4) Futurist Speaker Thomas Frey’in gelecekteki trend tahminleri ve beklentileri: http://www.futuristspeaker.com/2015/01/what-comes-after-the-nation-state-fractal-governance/
    Populer Bilim dergisi de 110 yıllık bir tahminlemede bulunmuştu: http://www.popularmechanics.com/technology/engineering/news/110-predictions-for-the-next-110-years

    5) İkna edici konuşma yapmanın da bir botu çıkmış mıdır bilmiyorum ama Adam Frankel bazı ipuçlarını paylaşmış: http://time.com/3664739/6-tips-for-writing-a-persuasive-speech-on-any-topic/

    6) Mutluluk arayışımıza dair Bruce Feiler’ın TED konuşması farklı bakış açıları verebilir: http://www.ted.com/talks/bruce_feiler_agile_programming_for_your_family

    7) Danimarka’ya ait Samso adasının yeşil enerji dönüşümünün ilham verici öyküsü: http://www.nytimes.com/2015/01/18/business/energy-environment/green-energy-inspiration-from-samso-denmark.html?smid=tw-nytimes

    Tekrar emeğinize, sörfünüze sağlık.

  33. Kerem 22/01/2015 at 20:17 #

    Merhaba,
    Haftada 20-30’den fazla haber, makale yayınlayan high-volume sitelerle (TechCrunch, ABC News, The Economist, designboom, vb.) nasıl takipte kalıyorsunuz? Bu siteleri RSS yoluyla takip ettiğinizi sanmıyorum.
    Teşekkürler.

    • mserdark 23/01/2015 at 04:18 #

      Aksine neredeyse tamamını RSS üstünden takip ediyorum.

  34. kayaen 24/01/2015 at 01:31 #

    Amirim Soylent olsa da denesek demişsiniz bunun bizdeki versiyonu varmış, Herbalifeın bi ürünü sanırım aynı işi görüyor onlarınkiyle: http://urunler.herbalife.com.tr/kilo-kontrolu/formula-1

  35. Mevlüt Cengiz 25/01/2015 at 14:49 #

    İnnternette buduğum en doyurucu ve en renkli içeriği hazırlıyorsunuz. Tebrik ederim Sayın amirim. İngilizce paylaşımları da beğernerek takip ediyorum. Lütfen arttırarak devam ettirin. Saygılar.

Trackbacks/Pingbacks

  1. İnsanlığın umudu kokoreç hapında - M. Serdar Kuzuloğlu - 27/02/2015

    […] ilhamla) Soylent adını verir. Haftanın Özetleri‘ni takip edenler için bu marka tanıdık gelmiş olmalı. Daha geçen ay 20 milyon dolar yatırım alan Soylent haftada 85 dolara (28 öğün) ya da aylık […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim