Tag Archives | yapay gerçeklik

Haftanın Özeti: 33

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Futbolda şiddeti engellemek adına Brezilya rakip takım taraftarlarını yanyana oturtma kararı aldı. İşyerinde, okulda, hastanede bir arada olabiliyorlarsa tribünde neden olamasınlar?

brezilya

  • NASA, küresel ısınmanın gidişatına bakarak 2100 yılında dünyanın falına baktı. 21 iklim modelini kapsayan öngörüde atmosferde biriken sera gazının sonuçları gözler önüne seriliyor.
Haritadaki renklerin anlamını sanıyorum açıklamama gerek yok.

Haritadaki renklerin anlamını sanıyorum açıklamama gerek yok.

  • ABD’nin Virgina eyaletinde üniversite eğitimi gören 17 yaşındaki Ali Şükrü Amin Twitter hesabından terör örgütü IŞİD için Bitcoin cinsinden para yardımı toplanması için bir sistem kurduğu ve buna yönelik propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Amin’in 15 yıl hapsi isteniyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 21 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 21

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Bu hafta dünyanın en büyük motosiklet koleksiyonlarından biri düzenlenen müzayedeyle satıldı. E.J. Cole adlı bir tutkunun 50 yıl boyunca oluşturduğu bu inanılmaz koleksiyon 1900’lü yıllardan bugüne bütün Amerikan markalarına ait en seçme makineleri kapsıyordu. Aralarında 1 milyon dolardan açık arttırmaya çıkan 1907 model Harley Davidson da vardı. Benim favorim 1930 model Indian 402 oldu.

  • Güney Afrika’da yaşayan Georgina Harwood bu hafta 100 yaşına girdi. Siz yüzüncü yaşgününüzde ne yapmayı planlıyorsunuz bilmiyorum ama kendisi doğumgününü torunuyla beraber en umulmadık  şekilde kutladı. Şampanyasını yudumlarkenki sükunetine de ayrıca hasta oldum :)

  • Konferans tutkunlarının hac farizesi TED’in 2015 ayağı bu hafta gerçekleştirildi. 8.500 dolardan başlayan bilet parasını verenler yerinde izledi. Biz veremeyenler ise internetten takip ediyoruz. Konuşmacı listesinde adını okuduğumda en şaşırdığım ve içeriğini merakla beklediğim isim meşhur skandalın kahramanı Monica Lewinsky olmuştu (ABD Başkanlığı döneminde Bill Clinton Beyaz Saray’da stajyer olarak çalışan Lewinsky ile aşk yaşamış, Oval Ofis’te cinsel ilişkiye girmiş ve olay ortaya çıkınca kamera karşısında inkar etmiş, fakat deliller ortaya çıkınca itiraf etmek ve özür dilemek zorunda kalmıştı. Siyaset tarihinin tartışmasız en büyük skandallarından biriydi). Lewinsky TED konuşmasında internetin erken dönemlerinde yaşanan bu olay sürecindeki çaresizliğini ve göğüslemek zorunda kaldığı baskı ve şiddeti anlattı (Monica Lewinsky bu olayı bugün; yani sosyal medya çağında yaşamadığı için dua etmeli).

Toplumsal aşağılama bir ürüne , utanç ise endüstriye dönüşmüş. Para birimi de tıklamalar.

  • Pek de kısa sayılmayacak bir süre yaşama fırsatı bulduğum Japonya’da türlü çeşit garipliklerle karşılaşmıştım. Ama yüksek kiralar yüzünden internet kafelerde yaşayanlar kesinlikle örneğine rastladığım bir şey değildi (Türkiye’de de bu tip kişiler var fakat onlar daha çok ‘bağımlı’ kategorisinde. Bir örneğiyle epey garip ve komik anılarımı başka bir vesileyle paylaşırım). Buyrun insanlık dışı -stresli- çalışma şartlarından usanarak tam zamanlı işini bırakan Japonların alternatif yaşamları:

  • Belgeseller hoşunuza gidiyorsa alın size bir cennet.
  • Finlandiya, vatandaşlarına kestiği cezalarda adil olabilmek adına bedelleri kişilerin gelir düzeyine göre belirliyor. Az kazanana az, çok kazanana çok ceza kesiyor. Böylece herkesin canı eşit oranda yanıyor . Son güncel örnek işadamı Reima Kuisla oldu. Saatte 80 km hız sınırına sahip yolda 103 km yaparken yakalanan Kuisla’ya tam 54 bin euro  ceza kesildi! Yine de şanslı çünkü 50 km limite sahip yolda 75km hız yaptığı için Nokia’nın eski Başkan Yardımcısı Anssi Vanjoki 116 bin euro  ceza ödemişti.
  • Anketleri sosyal çağa uyarlayan Poltio, sora sora Türkiye’nin ilişki haritasını çıkarmış. Birkaçına göz atalım.

Türkiye İlişki Haritası

Picture 1 of 4

  • (Olan için) sünnet en travmatik anlara ve anılara ev sahipliği eder. Hakkındaki tartışmalar hala sürüyor. Dinen farz mıdır (yoksa adı üstünde ‘sünnet‘ midir), sağlıklı mıdır, gerekli midir… ABD’de ciddi bir sünnet karşıtı cephe var ve güncel bir tartışma vesilesiyle sesleri giderek yükseliyor. Konuyla ilgili (Türkçe) farklı bakış açılarını merak edenler için bir kitap tavsiyesi yapayım: Oldu da bitti maşallah / Kaan Göktaş (Elektronik sürümü: #DirenPipi). Sorgulayıp araştırmak ne kadar zahmetli ve tehlikeliyse, sorgulamadan kabullenmek o kadar kolay ve ’emniyetli’.

Chase-Hironimus-Anti-Circumcision-Movement-Memes-Comp12515250398

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 20

Doların inişi-çıkışı, siyasetin çalkantısı, futboldaki galibiyet ve mağlubiyetler derken koşturmacalı, nefes kesen bir hafta daha sona erdi. Peki ‘başka’ neler oldu? Onları da ben derledim (İşim gücüm budur benim, gökyüzünü boyarım. Bir bakarsınız ki mavi).

Hatırlatma: özetler her hafta olduğu gibi 5 ana kategoriden oluşuyor ve diğer 4 sayfanın bağlantısı yazının bitiminde yer alıyor. Sadece bu ilk sayfadaki ‘Genel Gündem’e bakıp “neden bu kadar kısaldı” diye dert yanmayın ;)

Genel Gündem

  • Senelerce evlere servis korsan DVD satan ve kelimenin tam anlamıyla paraya para demeyen ‘DVD Metin’ teknoloji ve kanunlarla olan köşe kapma yarışını güzel güzel anlatmış.
  • ABD’de korsan içeriği internette tespit edip ceza kesmek için kurulan ve liderliği elinde tutan Rightscorp şirketi zarar üstüne zarar açıklıyor.
  • FBI’ın belgelerine göre Hitler sığınağında intihar etmemiş; kurmay heyetiyle beraber bir denizaltıya binip (diğer birçok Nazi gibi) Arjantin’e kaçmış. 203 sayfalık bu belgenin sansürlü kısımlarını daha fazla merak ettim (olayın kendisinden daha fazla gizlilik gerektiren ne olabilir?).
  • 15 – 18 Ağustos 1969 tarihinde düzenlenen efsanevi Woodstock Müzik Festival’inde sanatçılara ödenen bedeller Variety dergisinin arşivinde çıktı. Bugüne çevrildiğinde çiçek çocukların süperstarlarının epey mütevazı olduğu ortaya çıkıyor (büyük hali için tıklayın).

woodstockpricesfinal22222

  • Suriye’de; yani burnumuzun dibinde yaşanan drama dair İstanbul ve Kobani eksenindeki dehşet ve ibret verici karelerden oluşan bir foto galeri.

suriye

  • Nora Dunn, bir Kanadalı. 2006 yılında “yeter” deyip her şeyini  satarak dünyayı gezmeye başlıyor. Ve 40’tan fazla ülkeyi ayaklarının altında çiğnemeyi başarıyor. Gideceği ülkeyi, kalacağı yeri internetten seçiyor. Orada nasıl para kazanacağını da. Gerçek -ve imrendirici- bir dijital göçmen ile tanışın.
  • Fransa’nın başkenti Paris dünyanın en fazla turist çeken şehri. Şehrin en popüler mekanlarından biriyse Versailles Sarayı. Alınan son bir kararla sağa sola çarpıp zarar verdiği gerekçesiyle  selfie çubukları yasaklandı.

150309105053_selfie-stick_624x351_afpgettyimages_nocredit

Selfie çubuksuz bir tatile tatil denebilir mi?

  • Bakıyorum selfie çubuğu ilginizi çekti? O zaman öğrenelim hangisi iyidir, kullanımı nasıldır
  • Dünyada keşfedilmedik, ayak basılmadık bir yer kalmadı (sanıyoruz) ama neyse ki yaşlı gezegenimiz bize sürprizler yapmaya devam ediyor. Güney Pasifik’te volkanik patlama sonucu yepyeni bir ada ortaya çıktı! Ayak basılmamış, sahiplenilmemiş, bozulmamış, yepyeni, bakir bir toprak parçası. Heyecan verici, değil mi?

_81591521_tonga

  • Bu hafta ortaya çıkan şoke edici bir detay: Apple’ın Kurucusu Steve Jobs 2009 yılında bir süre ortadan kaybolmuş, ardından karaciğer nakli yaptırdığı ortaya çıkmıştı. Bu hafta ortaya çıkan bir gerçeğe göre dönemin Apple’ın Başkan Yardımcısı (ve şu anki Yönetim Kurulu Başkanı) Tim Cook kendi kan grubu ve dokusunun Jobs ile uyuştuğunu öğrenince karaciğerinin bir bölümünü ona vermeyi teklif etmiş. Ancak Jobs “bunu yapmana asla izin vermem” diyerek reddetmiş. Ben de bu sayede öğrendim ki karaciğer kendini yenileyen organlardan biriymiş.

3043628-poster-p-1-tim-cook-tried-to-offer-steve-jobs-a-portion-of-his-liver

  • 14 Mart tarihi (3/14) Dünya Pi Günü olarak anılıyor. Gizemini koruyan bu mucizevi ve esrarengiz sayı dizisi üzerindeki deney ve arayışlar da sürüyor. Bir yazılımcı Google altyapısını kullanarak (32 çekirdekli işlemci, 208GB RAM, 1.2 terabayt disk) 6 saat sürede 250 milyarıncı  haneye ulaşmayı başardı. Sonuna hala ulaşabilmiş değiliz elbet.

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 19

2 haftadır özetleri konu başlıklarına göre sayfalara bölmek için pek çok yöntem ve araç denedim. En makul ve kullanışlı olanı şu anki gibime geliyor. Herkesi memnun etmek elbette mümkün değil. Ama daha iyi (bütün platformlarda çalışan ve mevcutta olmayan bir fayda sağlayan ) her tavsiyeyi (yani WordPress eklentisini) denemeye varım.

Özetler konusundaki eleştirel yorumlarda değişen pek bir şey yok. Kimi uzun, kimi kısa diye dert yanıyor. Kimi tek parça olsun istiyor, kimi sayfalı. Açıkçası -darılmazsanız- bunları ‘kapris’ olarak okuyorum.

Çocukken okuyacak bir şeyler bulmak için sokağımızdaki bütün apartmanları tek tek gezip; kitap, dergi, gazete atmışlar mı diye kapılara baktığımı hatırlıyorum.

Okumak, öğrenmek biraz çile istiyor.

Genel Gündem

  • Instagram’ın zengin çocuklarını tanımıştık. Peki ya zengin köpeklerini? Onları da ihmal etmeyin.
  • Rusya’da Vladimir Putin’in en güçlü rakibi olarak gösterilen muhalif lider Boris Nemstov’un öldürülmesiyle ilgili komplo teorileri bitmiyor.
  • 1984 yılında İngiltere’de ortaya çıkan ve içinde ülkenin en önemli politikacılarının da bulunduğu bir pedofil (sübyancı) çetenin tecavüz ve işkence ettiği onca çocuğa rağmen bizzat ‘Demir Leydi’ lakaplı İngiltere Başbakanı Margret Thatcher tarafından örtbas edildiği ortaya çıktı. Dosya 30 yıl sonra yeniden açıldı.

1425688641409.cached

  • Bir İngiltere haberi de arşivlerden gelsin. 1960’larda bir Avustralyalı sporcu İngiltere’den ülkesine dönecek parayı bulamayınca daha ucuz bir yöntemi denemeye karar vermiş: Kendini tahta bir kutuya kapatıp ülkesine kargoyla göndermek!
  • Duranord Veillard ve eşi Jeanne Veillard’ı tanıyor musunuz? New York’ta yaşıyorlar. Gündeme gelme sebebiyse yaşları. Onlar yaşayan en yaşlı çift. Duranord 108, karısı Jeanne 105 yaşında! Bu hafta 82. evlilik yıldönümlerini kutladılar. Nice yıllara!

  • Pitbull cinsinin medar-ı iftiharı Hulk isimli köpek henüz 17 aylık ve 78 kilo! Evlerden ırak…

  • Sansarın biri ağaçkakanı avlamak için tepesine çullanır. Korkuyla kaçmaya (uçmaya) başlayan ağaçkakan sırtında sansarın kaldığını epey sonra fark eder. Sonuçta ikisi de hayatta kalır. Bizim bu olaydan haberdar olmamız ise vahşi doğa fotoğrafçısı Martin Le-May’in bu sıradışı olayı tesadüfen kaydetmesiyle olur.

  • Bu garip karenin devamında -tahmin edileceği gibi- herkes kendi yorumunu ortaya koydu. Favorim aşağıdaki.

  • Forbes dergisi geleneksel ‘Dünyanın en Zenginleri‘ listesini yayımladı (dolar milyarderi sayısı 2 bin kişiye yaklaşıyor!). Liderlik hala Microsoft’un Kurucusu Bill Gates’te. Bense esas adı-sanı duyulmayan, anılmayan ‘gerçek zenginlerin’ listesini merak ediyorum (Rockefeller, Rothschild aile üyeleri gibi).
  • 48 ülkede gerçekleştirilen bir araştırmaya göre 1950’den bu yana IQ’muz 20 puan yükselmiş. Bunda iş ve yaşamın zekaya daha bağlı hale gelmesinin payına dikkat çekiliyor. Flynn Etkisi denen bu teoriyi bizzat teorisyeni James Flynn’in ağzından dinlemek isterseniz buyrun.

  • IŞİD yeni hedefini belirledi: Twitter Kurucu ve Yöneticileri.
  • Girişimcilik tarihinin en büyük tartıması: Edison mu Tesla mı? Artık bunu kazanan belirleyecek. Çünkü bir masa oyununa ilham kaynağı oldu.

Continue Reading →

Bu yazıya 32 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 17

En meşhur (ve içi boşaltılmış) bir televizyon klişesiyle başlamak gerekirse: “Haftanın Özeti bu hafta da dopdolu!”.

UYARI: Özetlerin uzunluğu bazı mobil cihazlarda yüklenme sorunu çıkardığı için bu haftadan itibaren her kategoriyi bir sayfaya ayırıyorum (dilerseniz sayfa altındaki linkten yine geleneksel tek sayfa görünümünde okuyabilirsiniz). Sanıyorum bu sayfalı format her anlamda daha kullanışlı olacak.

Haydi başlıyoruz!

Genel Gündem

  • Memleketin tek karelik özetiyle başlayalım.

  • Türkiye’de işsizlik yüzde 10’u aştı.
  • Türkiye İstatistik Kurumu “mutlu musunuz?” diye sormuş, Play Tuşu sitesi bir güzel derlemiş (benzer bir araştırmayı da ben denemiştim).
  • Hollandalı ARCADIS tarafından derlenen ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şehirleri‘ listesinde ilk sıraya Frankfurt oturdu. Londra’nın Kuzey Avrupa şehirlerini geçmesi beni şahsen şaşırttı. Türkiye’den listeye sadece İstanbul girebilmiş.
  • İngiltere interneti su, elektrik gibi bir kamu hizmeti olarak tanımlamaya hazırlanıyor.
  • Brand Finance tarafından gerçekleştirilen araştırmada dünyanın en güçlü markası LEGO oldu. Sıralama PWC, Red Bull, McKinsey, Unilever, L’Oreal, Burberry, Rolex, Ferrari ve Nike olarak devam ediyor.
  • Allah günah yazmasın da Kuzey Kore Başkanı Kim Jong-un’un saçlar neye döndü böyle? Gelişimine bakınca insanın “bırak, dağınık kalsın” diyesi geliyor.
Kim Jong-un Reyiz.

Kim Jong-un Reyiz.

  • 2015’in adını hiç duymadığınız trendlerine göz atalım.
  • Biraz daha tutarlı bir listeyi de MIT derlemiş.
  • Bu hafta Dubai’nin tanıtım filmine denk geldim. Bizim boş-beleş turizm filmlerini çekenler baksın da biraz feyz alsın inşallah. Bu kadar sıradan bir ülke bile bu kadar güzel yansıtılabiliyormuş demek.

Continue Reading →

Bu yazıya 48 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 14

Bu haftalık özetlerle ilgili kullandığım yöntem adına birçok soru geliyor. Aslında özel bir metodum yok. Her gün ekran başında yüzlerce sayfa okuma yapıyor, notlar alıyor ve paylaşıma değer bulduklarımı not alıyorum. Bunun için haftanın 6 günü, günde en az 4-5 saatlik çalışma gerekiyor (okumayı zahmetli bulanlar bir de hazırlığını hayal etsin derim).

En sevindirici yanı bu çabanın karşılığını her anlamda aldığımı düşünüyorum. Okuyucu sayısı sürekli yükseliyor. Güzel, yapıcı yorumlar okuyor, duyuyorum. Ve en önemlisi linklere tıklayanlar (yani bence faydalananlar) her hafta artıyor. Dahası çok yakında bir sponsor desteğine de kavuşacağım gibi görünüyor. Bu çabanın sürekli olması için kesinlikle olumlu etki olacağını düşünüyorum.

Şimdi geçelim 26 Ocak – 1 Şubat aralığında yaşananlara.

Genel Yaşam

  • Biraz geç kalmış olabilirim ama İletişim Yayınları’ndan Levent Cantek‘in editörlüğünde çıkan Resimli Türkçe Takvimi o kadar güzel ki tavsiye etmeden geçmeyeyim dedim. Ancak bu yıl keşfedebildiğim bir diğer takvimse Delta Kültür Yayınevi tarafından hazırlanan Ali Osman Demirezen editörlüğündeki Bilgi ve Kültür Takvimi. Bence ikisine de bir bakın. Saatli Maarif‘i hepiniz bilirsiniz diye düşünüyorum.
  • ABD Başkanı’nın resmi uçağı Air Force One (AF1) adını taşıyor. Hakkında birçok gizem ve efsane var. Quora’da biri ‘AF1’da uçmak nasıl bir şey?’ diye sorunca bu uçuşlardan birinde seyahat eden Peter Marquez cevaplamış. Detaylarla bezeli yanıtı okurken bir şey dikkatimi çekti. ABD Başkanlık uçağında herkes yediği yemeğin parasını kendi ödüyor. Amaç vergi mükellefinin parasını çarçur etmemek (araya sıkıştırmış olayım; ABD Başkanları bütün harcamalarını kendi maaşından ödemek zorunda. Hadi bir detay daha: ABD Başkanı’nın aylık maaşı -ekstralarla birlikte- 47 bin dolar).
Air Force One

Air Force One, halk arasında Jumbo Jet olarak da bilinen Boeing 747’nin askeri ve kamu için üretilen VC-25A kodlu bir türevi. Yakın bir gelecekte yine Boeing’in 747-8 kodlu bir üst modeliyle değiştirilecek.

  • ABD’den bir başka gelişmeyle devam edelim. Super Bowl, Amerikan Futbol Ligi’nin şampiyonluk maçına verilen isim. Ülkenin büyük bir bölümünü ekrana kilitlediği için reklamverenler için de sene boyu beklenen anı temsil ediyor (Apple bile Ridley Scott’un yönettiği efsane Macintosh reklamını Super Bowl’da yayınlamıştı). Dünyanın en pahalı tarifesiyle yayınlanan yine dünyanın en yüksek bütçeli reklamlarının bu yılki dizilimini Fast Company derlemiş. Meraklısı kaçırmasın.
  • 23 yaşındaki anksiyete (evham) hastası bir İngiliz içinden çıkamadığı bir deja vu (bu anı önceden yaşamıştım) döngüsü içine kısılıp kalmış durumda. Bilimciler işin içinden çıkamıyor. Deja vu için birçok farklı teori var. Yazarken aklıma Matrix filmindeki yorumu geldi (Deja vu, Matrix’te değişiklik yapıldığında yaşanan sorundan kaynaklanıyordu).
  • Ülkesinin en önemli şahsına yönelik suikastı engelleyemediği için Arjantin Cumhurbaşkanı Cristina Fernandez de Kirchner “sizin yapacağınız işin de, sizin de…” diyerek istihbarat servisini kapatma kararı aldı!
  • Google 3 sene önce gelen bir gizli talep doğrultusunda Wikileaks üyelerine ait bilgileri ABD’ye verdiğini itiraf etti. Wikileaks avukatları dönemin İcra Kurulu Başkanı Eric Schmidt’e yazdığı şikayet dilekçesinde devlet baskısı karşısında Twitter gibi dik duramayan Google’ı bu tutumundan dolayı sert bir dille protesto etti ve hangi bilgilerin paylaşıldığının açıklanmasını talep etti.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

  • Auschwitz Toplama Kampı’nı ziyaret ettiğimde çok etkilenmiş ve burada izlenimlerimi paylaşmıştım. 70. yıl anma törenleri vesilesiyle The Guardian gazetesi insansız hava aracı (drone) kullanarak bir kayıt yapmış. Etkileyici.
  • Aklıevvelin biri İstanbul Atatürk Havaalanı semalarında drone ile video kaydı yapıp internete koyunca ortalık karışmıştı. Süreç Türkiye’ye yakışır şekilde sonuçlandı ve drone akımı ‘yasak hemşerim‘ klişesiyle tanıştı.
  • Yasak deyince aklıma ne geldi
  • Yasak demişken; ünlü hacker grubu Lizard Squad yaptığı organize saldırıyla Facebook, Tinder, Instagram gibi birçok hizmeti alaşağı edince Türkiye’de akla hemen devlet erişim engeli geldi. BTK açıklama yaparak ‘kurtuldu’.
  • Drone olayını kapatmadan değinmiş olalım. Bu araçların sistemine sızıp alaşağı eden bir yazılım çıktı. İsmi Maldrone (zararlı yazılıma karşılık gelen malware’den türeyen bir isim). Videosunu izleyince mahareti ortaya çıkıyor. All your drones are belong to us! (Seyretmiş olanlara Interstellar filmini hatırlatmıştır eminim)
  • Amerikalı bir yönetmen Ermeni Soykırımı iddialarını işleyen bir belgesel yaparsa ne olur? Çok ilginç şeyler.
  • Uykuya geçmek (ve jetlag’in üstesinden gelmek) için kullanılan en yaygın yöntem melatonin takviyesi. Birileri bunu sprey hale getirmiş. İki fısfısla mışıl mışıl uyumak mümkün müdür sahiden? Uyutucu sprey kulağa biraz sakat geliyor sanki…
  • İşlenmiş gıdalar bizi daha sağlıklı yiyeceklere mi ulaştırıyor yoksa zehirliyor mu hala kafalar net değil. Kimileri koruyucu katkı maddelerinin faydasından; geleneksel tarımın bize daha sağlıksız ürünler sunduğundan dem vuruyor, kimileriyse tam tersini savunuyor.
  • Eski Türk filmlerinin, dizilerinin ve kliplerin çekildiği yerleri bulup paylaşan harika bir Twitter hesabı. Takdir edilesi bir emek.
  • İnternetin etkisiyle fanzinler -neredeyse- yok oldu. Buna cidden üzülüyorum. Webden devam edenlere sahip çıkalım bari. Geç keşiflerimden biri de Osman! (webden okumak zor oluyor, indirip bakmak daha akıllıca).
  • SailPoint yaptığı bir araştırma kapsamında ofis çalışanlarına “şirket hesabının şifresini 150 dolara satar mısın?” demiş. Yedide biri “satarım” demiş. Dünyanın en zahmetsiz ve garantili sızma yöntemi. Kevin Mitnick’in dediği gibi hack sanatının büyük bölümü bilgisayar dışı yöntemlerde kendini gösteriyor.
  • İsveçli yüksek teknoloji şirketi Epicenter çalışanlarının giriş-çıkışta kart göstermesine gerek yok. Çünkü deri altlarında çip taşıyorlar! Hack etmek için bir sürü yeni hedef.

Continue Reading →

Bu yazıya 47 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 13

Yeni yıl derken Ocak’ın sonuna gelmişiz bile.

Şahsen zamanı ölçmek için kullandığım yöntemlerden biri sevdiğim şeylerden kerteriz almak. Mesela sulu, ekşi yeşil erik hastası olduğum şeylerin başında geliyor (dediğine göre annem bana hamileyken erik aşerip durmuş). Her Mayıs ayında eriğin en güzel halinden ilk lokmayı aldığımda hep aynı soru aklıma geliyor: acaba kaç defa daha erik yiyebileceğim? (çocuklarım doğduktan sonra onların kaç doğumgününü görebileceğimi de düşünmeye başladım).

Türkiye’nin ortalama ömür beklentisine bakınca ortaya çıkan rakam aileme ve yeşil eriğe hep daha bir hevesle sarılmama yol açıyor. Siz de düşünsenize ömrünüzde kaç defa daha kartopu oynayabilecek, Ramazan pidesi yiyebilecek ya da denize girebileceksiniz?

Hayat sandığımızdan çok daha çabuk geçiyor (bunun bir sebebi var). Üstelik bir Rus ruletinden farksız; en beklenmedik anda da bitebiliyor. Bir bakıma her nefeste tetiği bir kere daha çekiyoruz. Bu yüzden günleri, haftaları dolu dolu yaşamak ve iyi değerlendirmek gerek.

Bakalım yine dopdolu geçen 19-25 Ocak 2015 haftasında neler olmuş, neler değerlendirmeye girmeye hak kazanmış.

Genel Yaşam

Freedom House İnternet Özgürlüğü Haritası

  • Freedom House geleneksel internet özgürlükleri raporunu yayımladı. Türkiye olarak 2013’te 49. sıradaydık 2014’te 55. sıraya düşmüşüz. EYYY FREEDOM HOUSE!
  • İstanbul, Jakarta’dan sonra dünyanın trafikte en çok dur-kalk yapılan ikinci şehri. Can dost Vecihi ile olan aşkım daha da pekişti.
  • Uzun süredir tedavi gören Suudi Arabistan Kralı Abdullah (bin Abdülaziz) bu hafta hayatını kaybetti. 45 erkek, 50 kız çocuktan oluşan bir kardeşler ordusundan geliyordu. Ülkesinin en yenilikçi krallarından biriydi (hakkında çok ilginç belgeseller var, göz gezdirmenizi tavsiye ederim). Yeni Kral Salman Bin Abdülaziz de enteresan bir karakter. Üstelik Alzheimer (bunama) hastası olduğu iddia ediliyor.
  • İran, eski Başkan Muhammet Hatemi döneminde başlattığı (Ruslarla ortak yürütülen) uzay programını iptal ettiğini duyurdu. Böylece İmam Humeyni Uzay Merkezi’nde 2002 yılından bu yana yapılan her çalışma rafa kaldırdı.
  • Uzaya savaş / savunma odaklı ilgi Ronald Reagan’ın Uzay Kalkanı döneminde kaldı. Uzayın bugün ‘yeni yaşam alanı‘ olarak algılanıyor (bu gezegenden ümit çok önce kesildi). Mücadelenin bugünkü tanımıysa ‘siber savaş’. Fakat ABD’nin o konudaki kalkanı ve yumruğu NSA’in planı hazır bile.
  • Siber savaş konusu ülkelerin ilkelerini, dengelerini sarsan konuların başında geliyor.
  • Wikipedia’dan 22 garip makale.
  • The New York Times gazetesi sosyal medya tecrübelerini paylaştı. Medya sektöründe çalışan ya da içerik üreten herkesin okuması gereken bir rehber olmuş.
  • Drone dediğimiz insansız hava araçları ile pizza ve e-ticaret siparişlerimiz bile teslim ediliyor biliyorsunuz. Tam burada unuttuğumuz bir altın kuralı hatırlayalım. Her yeni teknolojiyi ordudan sonra iki sektör kullanır: pornografi ve mafya. Drone’ların pornografide nasıl kullanıldığından birkaç hafta önce bahsetmiştim. Bu hafta mafya nasıl kullanıyor bakalım: yeni nesil torbacıların çağına hoşgeldiniz.
  • Yeni bir ürün piyasaya çıkacağı zaman markasını (ismini) kim, neye göre belirliyor hiç merak ettiniz mi? Oysa arkasında büyük bir bilgi birikimi, çaba ve bilim var. The New York Times güzel bir makalede derlemiş.
  • Bill Gates pratikte olmasa da teoride (yani kağıt üstünde) dünyanın en zengin insanı. Ancak son dönemde adını ona servetini kazandıran şeylerin çok dışındaki şeylerle duyuruyor. WIRED dergisine gelecek 15 yıl için planlarını anlatmış. Okunası.

Continue Reading →

Bu yazıya 37 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 12

Dile kolay, 11 haftayı geride bırakmışız. Günde ortalama 8-10 bin kişi tarafından okunduğuna göre sizin tarafta da bir alışkanlık yaratmış diyebiliriz sanıyorum.

Uzunluk konusunda bazı eleştiriler geliyor. Unutmayın ki bu liste 7 günün özeti. Okuduğum, gezdiğim, keşfettiğim şeyler arasında hayli seçici davranmaya çalışıyorum. Hazmı kolaylaşıralım derken içeriği yavanlaşırmak da var. Bu en büyük korkum.

Ayrıca yazı işinin eğrisi-doğrusu da yok; her hafta deneye-yanıla öğreniyoruz. Ama her buluşmamızın biraz daha doyurucu olacağına garanti veriyorum (ve şu ana kadarki bütün yapıcı eleştirileriniz ve yüreklendirici yorumlarınız için de teşekkür ediyorum).

Lafı (yazıyı) daha fazla uzatmadan 12-18 Ocak 2015 arasındaki önemli gelişmelere geçelim:

Genel Yaşam

  • 2014, tarihin en sıcak yılı olmuş. Olayın ne boyutlara ulaştığını anlamak için şu animasyona bakmanızda fayda var.
  • 39 yaşındaki Jason Barnum, bir polis memurunu öldürmeye teşebbüsten Alaska’da mahkeme karşısına çıktı. Suratını da kaplayan dövmelerinden daha da garip bir ayrıntıya da sahipti. GÖZ DÖVMESİ!!! Meğer yaygın da bir şeymiş. Allahümme salli ala…

Göz Dövmesi

  • Teknolojinin altın çağında özgürlük ve hak mücadelesi zorlu bir yol ayrımında. Kullanıcılar özgürlük alanları, devletler ise sınırsız takip ve kontrol istiyor. Charlie Hebdo dergisine yönelik terör eyleminin ardından geçtiğimiz Pazar günü Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen -3,7 milyon kişinin katıldığı- özgürlük yürüyüşüne katılan Britanya Başbakanı David Cameron, Snapchat gibi kriptolu iletişim uygulamalarını yasaklamak istediğini ifade etti. Özgürlük dediğin hamilelik gibi; birazcık olmuyor (George Orwell’in anavatanı Britanya’nın dünyanın en büyük gözetim toplumu olduğunu hatırlayalım).
  • Charlie Hebdo’dan söz etmişken, saldırı sonrası son kapağında ‘Her şey affedildi’ mesajı bazılarının kafasını karıştırdı. NY Mag da onlardan biri ve soruyor: kim kimi affediyor?
  • Bu kadar bahsetmişken Fehim Taştekin’in konuyla ilgili bir yazısını da tavsiye ederim: Charlie’nin yaz dedikleri.
  • Netflix‘in efsane dizisi House of Cards’ın 3. sezonu gün sayıyor. Ben de öyle.

  • Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı Kasım 2014 sonu itibariyle 18 milyon 767 bin 989’a ulaştı.
  • Birçok kişi sabit telefon hizmetini sadece Türk Telekom’un verdiğini düşünüyor. Oysa onlarca alternatifi var. Ben iletişim tarafını biliyordum ama evimize, işyerimize gelen elektriği de istediğimiz şirketten alabileceğimizi bilmiyordum. Onu da bu hafta tanıştığım Dinamo Elektrik’in Kurucusu Gönen Özuysal’dan öğrendim. Dinamo Elektrik internet çağının dinamiklerine uygun iddialı, ilginç hedeflere sahip. Blogumun okurlarına da bir güzellik yaptılar. Başvuru formundaki indirim kuponu kısmına MSERDARK yazarsanız 12 ay boyunca yüzde 3 ekstra indirimli (yani toplamda yüzde 11 indirimli) kullanım imkanı tanımladılar. Bir bakın derim (hassas bünyelere not: bu şirketle herhangi bir ilgim ve bu gelirden herhangi bir payım yok).

  • Ukrayna’nın #EUROMAIDAN olaylarını temel alarak Gezi Parkı’ndan IŞİD’e siber protesto ve propagandanın yeni dil, araç ve etkilerinin analizi (Uzun fakat önemli bir yazı. İlgilisi mutlaka okusun).
  • Pepsi’nin artırılmış gerçeklik (augmented reality) tabanlı, #FutbolNow etiketli reklam kampanyası 2 milyon 400 bin etkileşim yaratmış. 1 milyon 200 bin kişi uygulamayı kullanmış. AR konusunda bir rekor.

https://www.youtube.com/watch?v=KefIe0xwD6w

  • Çakalca başlıklar atıp çektiği kullanıcıya 10 satırlık haberi 25 karelik galerilerle işkence çektiren medya çoğunuza yabancı değildir (bu özetlerde bu yüzden Türk haber kaynaklarından pek link bulunmuyor). Burak Yiğit Kaya adlı bir ‘mağdur’, (Hürriyet gazetesine özel) galeri haberleri küçük bir betikle normalleştirmeyi başarmış (ben de başka bir derdin dermanını yazmıştım zamanında). Okurun medyayı düzeltmeye çalıştığı garip bir dönemdeyiz.
  • Başlık çakallığına çözüm de basit aslında: tıklamayın. Tıklamazsanız öğrenemiyor musunuz? Öğrenmeyin. Siz öğrenmemeyi seçince onlar da mecburen düzelmek zorunda kalacak. En garantili çözüm bu. Bir başka seçim de -yukarıda paylaştığım gibi- düzen bozucu hizmetleri kullanmak. Türkiye’deki kıpırdanmalar sahiplenilse güzel bir dönemin başlangıcı olabilir pekala.
  • Biz medyasıyla, okuruyla bunlarla boğuşurken birileri de dijital çağa uyumlu ve dirençli Süper Gazeteci üstüne kafa yoruyor.
  • Yeni medya baskısının sadece gazetecilere tehdit oluşturduğu sanılıyor ama çok daha fazla tehlikeli durumdaki bir alan radyoculuk. 5 sektör lideri bir araya gelip geleceğin aydınlık ve karanlık yüzünü tartışmış. Okunası.
  • ‘EN önemli’ etkinliklerden ‘Pantolonsuz Metro Günü’ bu hafta dünya çapında ‘kutlandı’. O rezil haberci klişesiyle özetleyecek olursak ‘renkli görüntülere sahne oldu’ da diyebiliriz. İşte o görüntüler geliyor şimdi ekranlarımıza.

  • Böyle haberlerde izleyip geçiyoruz da kimse olayın aslını anlatmıyor. Pantolonsuz Metro Günü; ya da orijinal ismiyle No Pants Subway Ride, ilk olarak 2002 yılında Ocak ayında Improv Everywhere tarafından ABD / New York’ta 7 kişiyle bir şaka olarak gerçekleştirildi. Medyanın ilgisini çekince her sene dünyanın farklı ülkelerinde taklit edilmeye başlandı. Öyle bir fenomene dönüştü ki belgesellere bile konu oldu.

Continue Reading →

Bu yazıya 48 yorum yapıldı.

OS1 mi daha tatlı yoksa seks mi?

Başlığa vurulup okumaya başladıysanız dahi hayal kırıklığı yaşamayacaksınız. Sabırla satırlarda gezinmeye başlayalım (bu işler daha çok sabır işi malum).

1992 yılının büyük bir bölümünü yine büyük bir tesadüf eseri Japonya’da geçirdim. Dolayısıyla Japon kültürüne ve o insanlara ait her şeye ayrı bir ilgim var. Youtube’da ‘No Sex Please, We’re Japanese’ başlıklı bir BBC belgeseli görünce anında izlemeye başladım. (Belgeselin başlığını ‘Lütfen seks demeyin, biz Japonuz’ diye çevirsek kimse darılmaz sanırım).

Bir şey izlerken mutlaka not alma gibi sıkıntılı bir takıntım var. Bu belgeselde de duramadım. Sonra bu hafta denk geldiğim birkaç başka ayrıntıyla harmanlayıp buraya yazmaya karar verdim. Konumuz: insanların diğer insan ve makinelerle ilişkileri.

Siri, Siri söyle bana; var mı benden güzeli?

Romantik filmlerden nefret etsem de konusu yüzünden uzun zamandır merakla beklediğim Her filmini torrent sitelerine düştüğü an büyük bir iştahla (defalarca) izledim (bu hafta vizyona da girmiş meğer). Konuyla ilgili notlarıma epey ek çıkarttı.

Film, eli kalem tutmayanlar için afilli cümlelerle dolu kişiye özel mektuplar satın alınan web sitesinde çalışan bir yazarın hayatını işliyor. Mutlu giden ilişkisi bitince düştüğü boşlukta depresyona doğru ilerlerken OS1 adlı yapay zeka kullanan işletim sistemiyle tanışıyor. (IBM’in o efsane işletim sistemini hatırlamamı sağladığı için de ayrıca teşekkürler).

Theodore'un Samantha ile tanışma anı.

Theodore’un Samantha ile tanışma anı.

Kahramanımız (filmdeki ismiyle Theodore) eve döndüğünde bilgisayar ve telefonuna OS1’i yükler. Bir anda karşısına gerçek insan gibi konuşan, espriler yapan, düşünen, karakteri oluşan bir ‘varlık’ ortaya çıkar (kendisine Samantha ismini seçmiştir). Uyum sağlaması zor olmaz zira zaten bütün hayatını bilgisayar ve cep telefonu ekranından yürütmektedir. Arkadaşlarıyla oradan yazışıp konuşmakta, her konuda bilgiyi oradan almaktadır.

Continue Reading →

Bu yazıya 23 yorum yapıldı.

Sanal dünyanın gerçekliği içinde esnemek

Dün gece Sosyal Medya‘da konuklarım Bülent Somay, Başak Temel ve Levent Pekcan‘dı. Konumuz ise sanallık ve gerçeklik kavramıydı. Çok duyduğumuz, ne olduğuna dair çok fikrimiz olduğunu sandığımız bu kavramlara teknik ve felsefi yönleriyle baktık. Bence 116 bölümü geride bırakan Sosyal Medya program tarihinin en dolu, en ilginç fikirlere sahne olan bölümlerinden biriydi.

Sosyal Medya 116Twitter’da değil ama Facebook ve sözlüklerdeki yansımalarına bakarsak -en azından bizim yorum yapmaya eğilimli izleyici kitlemiz- pek yüz vermedi bu konulara. Olsun. Bu konunun televizyonda konuşulmuş olmasından bile fazlasıyla memnunum. İzleyici koltuğunda tespit yapmak kolay ama televizyon dediğimiz mekanizmada gelenekseliğin biraz ötesinde sohbet etmek bile artık ‘sıradışı’ ne yazık ki.

Sosyal Medya programı hakkında ayrıca bir yazı düşünüyorum ama bahsi açmışken esas meseleye girmeden bir geniş parantez daha açayım.

Sosyal Medya bir sohbet programı. Ürün incelemesi, web site tanıtımı, girişimci destekleme veya bunlar gibi hiçbir misyonu yok. Derdimizin özü medya dünyasının ‘en köklü ve yaygın tek yönlü mecrası’ televizyonda sosyal medya araçları kullanarak olabildiğince izleyicileriyle etkileşim kurabilen bir sohbet programı yapmak.

Kimi zaman konuları sosyal medyaya dair esnettiğimiz oluyor elbette ama asıl amaç sosyal medya muhabbeti yapmak değil. Yine de şu ana kadar sosyal medyaya dair pek üstünde durulmayan pek çok site, hizmet ve felsefik / sosyolojik / antropolojik yansımalara da ziyadesiyle baktık.

Bu böbürlenme kısmını başka bir yazıda yapacağım; burada kesiyorum.

Dün geceki programda konuştuğumuz konuların ana başlıklarını bir de burada ele alalım istedim. Amacım biraz da sizi de biraz düşünmeye davet edip, fikirlerinizi öğrenmek. Başlayalım:

  • Sanal kavramı özünde ‘sanmak’ eyleminden besleniyor. Yani aslında var olan (belki de olmayan) ancak bizim varmışçasına; yani gerçek kabul ettiğimiz, hissettiğimiz, sandığımız şeyleri anlatıyor. Yani çoğunun kafasında canlanan ‘siber‘ (cyber) kavramından farklı.
  • Buradan yola çıkarsak sanallığın içinde steril bir algıyı varsayıyoruz. Daha da ötesi her ayrıntısıyla etrafımızı kuşatan unvan, itibar, şan, şöhret, kariyer, cinsiyet, milliyet, aidiyet, taraftarlık gibi pek çok fiziki duvarın göğüs gerebileceği apayrı bir evren ve bileşenlerden söz ediyoruz.

Program boyu sorguladığımız da tam buydu işte: sanal dediğimiz şey gerçekten sanal mı, gerçek mi? Örneklerle somutlaştıralım:

Continue Reading →

Bu yazıya 20 yorum yapıldı.