Tag Archives | plak

Haftanın Özeti: 40

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Şaka-maka özetlerin kırkı çıktı! Daha da güzel şeyler gelecek; az sabır :)

Her deniz / havuz döneminde aklıma geldikçe hatırlatmaya çalışıyorum: suda boğulmak filmlerde gördüğümüz gibi gerçekleşmiyor. Nasıl bir şey olduğunu bilmeyen birisi yanıbaşında boğulan birini bile fark edemeyebilir.

Boğulan birinin elini kolunu havaya kaldırıp yardım isteyeceğini sanıyoruz ama asla öyle olmuyor. Çünkü vücut öncelikle nefes almaya programlı. Boğulma riskinde bağırmak, yardım istemek yerine sürekli derin nefesler almaya çalışıyor. Ayaklar da içgüdüsel olarak yere değip zıplamaya çalışıyor (değmiyorsa iyice batıyor).

Şimdi aşağıdaki havuz videosuna izleyin. Bakalım boğulmakta olan kişiyi seçebilecek misiniz?

(Lütfen bu tip bilgileri kendi mecralarınızda paylaşarak etrafınızı bilinçlendirin)

Genel Gündem

  • 2 yıl önce radardan kaybolan ve bir daha izine ulaşılamayan MH370 sefer sayılı Malezya Havayolları’na ait Boeing 777’ye yönelik araştırmalar sürüyor. Bu hafta Hint Okyanusu üstündeki bir adada ortaya çıkan kanat parçasının bu uçağa ait olabileceği iddia edildi. Havacılık tarihinin en büyük gizemlerinden biri haline gelen MH370 hakkında teorilerin de sonu gelmiyor.
  • Garip ötesi haberlerden biri: Çin’de dünyanın dört bir yanından topladığı eski iPhone’ların anakartlarını kendi ürettiği sahte dış kapaklara yerleştirerek yeni iPhone gibi satan fabrika  kapatıldı. 20 milyon dolar değerinde 41 bin sahte iPhone üreten ve yüzlerce kişinin çalıştığı fabrikada ayrıca 1 milyon adetten fazla sahte aksesuar üretildiği tespit edildi. Henüz satılmamış bin 400 sahte telefona el kondu. Üretilen telefonların büyük bölümünün yabancı ülkelere satıldığı ortaya çıktı.

HTB1NfRiGXXXXXcBaXXXq6xXFXXXc

  • Bu tip cihazların Türkiye’de de bir pazarı olduğunu unutmayalım. 3 sene önce 500 euroya iPhone 4S alan turistin videosu bir internet efsanesi olarak hala akıllardadır ;)

  • Birçok belgesel ve doğal yaşam araştırmasına konu olmasından dolayı sadece yaşadığı Zimbabve’de değil; dünyanın en popüler aslanı kabul edilen Cecil, ABD’li bir avcı tarafından öldürüldü. Aslen Diş Hekimi olan Walt Palmer adlı avcı yerel bir avcıdan aldığı destekle önce Cecil’i koruma altında olduğu doğal parktan dışarı sürdü ardından okuyla vurarak öldürdü. Aslan avlama izni için 55 bin dolar ödeyen Palmer savunmasında vurduğu aslanın şöhretinden habersiz olduğunu, yanındaki yerel avcılarından da kendisini bilgilendirmediğini belirtti.

walterpalmer2

  • Sosyal medyanın da etkisiyle bu olayın ardından ortaya çıkan küresel protesto eylemlerine ilginç bir yaklaşım Cecil’in anavatanı Zimbabve’den geldi. “Elektriğimiz yok, suyumuz yok, işimiz yok, paramız yok; bunları dert etmediniz de Cecil mi sizi üzdü?” diyorlar. Üstünde biraz düşünmek gerek.

  • Suriye parçalanıyor, terörle sarsılıyor, iç savaş ülkeyi kanser gibi kemiriyor. Ama bir yandan da -aynen zamanında Irak’ta olduğu gibi- ülkenin tarihi mirası yağmalanıyor. Buzzfeed’in Türkiye temsilcisi Mike Giglio‘nun kaleminden Hatay’dan yola çıkıp Türkiye’de simsarların ellerinde Avrupa ve ABD başta olmak üzere zengin koleksiyonerlerin eline geçen bir hazine rotasının uzun ve ilginç öyküsünü okudum. Keşke burnumuzun dibinde yaşanan bu olayları bu derinlikte Türk gazetecilerin elinden okuyabilsek.

longform-original-31289-1438169736-3

  • Hollanda AIDS ile Mücadele Vakfı (birkaç yıl önce yine başarılı bir sosyal medya kampanyasının eksenini oluşturan) #FirstWorldProblems kampanyası başlattı. Türkçeye ‘Birinci Dünya Dertleri’ olarak çevirebileceğimiz ‘First World Problems’ konfor ve refah içinde yaşayanların (tuvalette ) ıvır-zıvır dertleri için kullanılan bir klişe. Hollanda’daki kampanya geliri AIDS Vakfı’na aktarılacak bir dizi ürünü kapsıyor. Üstelik bu ürünler fiziki bir dükkanda da satılıyor. Her biri gayet zekice ve yaratıcı.

24_Make_my_Ex_Jealous_pot_groot

Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım

  • Michigan Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada tekinsiz olarak nitelendirelen bölgelerdeki en önemli etkenin ses olduğu ortaya çıktı. Paris’te bir otoparkta yürütülen deneyde kuş cıvıltıları gibi huzur verici ortam seslerinin verildiği zamanlarda tedirginlik ve korkunun azaldığı gözlemlendi.
  • MIT Üniversitesi mide asidinden etkilenmeyen ve belirlenen dozu ince bağırsakta çözülecek şekilde serbest bırakan bir polimer jel üretti. Kullanım onayı aldığında uzun dönemli (hatta bazen ömür boyu) ve bazen günde birkaç kere ilaç kullanmak zorunda kalanlar ilaçlarını bir kere yutacak ve geri kalan vücut içinde ‘halledilecek’.

MIT-Gastric-Devices-1_0

  • Kahve içmeden kendine gelemeyenler için ‘yeni nesil enfiye’: Eagle Energy. Kafeinli buharlı çubuğun her birinden 500 nefes çekebiliyorsunuz. Sitesindeki iddiaya göre 10 nefeste kendinize geliyorsunuz. Şekersiz, kalorisiz. 10’lu paketi 75 dolar.

  • Almanya, Japonya ve ABD’den (askeri kurumları da kapsayan) bir bilim grubu bir molekül ve birkaç atomdan ibaret transistör üretmeyi başardı.

Yeni nesil transistörün yapısı bu şekilde. Yeni bir çağın habercisi olabilir.

Yeni nesil transistörün yapısı bu şekilde. Yeni bir çağın habercisi olabilir.

  • Brown Üniversitesi’nden bir grup dünyanın ısıya en dayanıklı materyalini keşfetti. Hafniyum, nitrojen ve karbondan oluşan alaşım doğru miktar ve oranda birleşince dünyanın çekirdeğindeki ısıya dahi dayanabiliyor. Materyalin teoride 4 bin 400 kelvin sıcaklığa; başka bir deyişle 4 bin 126 celcius’a kadar dirençli.
  • Dünyanın en yoğun obez nüfuslarından birine sahip ABD aynı zamanda bu konuda en fazla araştırma yapan merkezlere de evsahipliği yapıyor. Bu hafta yayınlanan bir araştırma sonuçlarına göre Cory Berkland yönetimindeki bir çalışma grubu vücudun yediğimiz şeylerden yağ emilimini engelleyen bir ilaç geliştirmeyi başardı. Hayata geçtiğinde dünyanın en çok satan ilacı olacağına şüphe var mı?

obezite

  • Smart Vision şirketinin geliştirdiği iPhone ile entegre çalışan SVOne kodlu tanı cihazı göz muayenelerinde yeni bir sayfa açıyor.

  • Geçen haftaki özette adı geçen Nokia imzalı sanal gerçeklik cihazı OZO adıyla bu hafta tanıtıldı. 360 derece kayıt yapabilen kameralardan oluşan aksesuar sanal gerçeklik gözlük veya kasklarıyla içinde dolaşabileceğiniz evrenleri kaydetmek için hizmet verecek. Yılın son çeyreğinde satışa sunulacak cihazın fiyatı henüz belli değil.

  • Deniz tutması, uçak tutması, otomobil tutması… Azımsanmayacak kadar çok kişinin çektiği bu ‘tutma’ türleri göz ve kulağımızın anlaşmazlığından çıkıyor. Kulağımızın içinde hareket algılayıcı ve dengeleyici işlev gören bölüm ile gözümüzün görerek algıladığı hareket birbirini tutmayınca genellikle bulantıyla sonuçlanan bu tutma hadisesi meydana geliyor (yani örneğin bir gemideyken gözümüz sabit bir yere baktığı için hareketsiz olduğumuzu söylerken kulağımız “hayır; ağır ağır dalgalanıyoruz” diye itiraz ediyor). Stanford Üniversitesi tarafından geliştirilen ACM Siggraph sayesinde bu iki organın arası bulunuyor. Bir sanal gerçeklik mucizesi daha. İzleyelim.

  • Çok umut bağlanan ilk sürümde hayal kırıklığı yaşayan (ve yaşatan) akıllı gözlük Google Glass’ın yeni sürümü hafızalarımızı kaydedecek. Firmanın son patentlerinden biri bunun ipuçlarını veriyor.
  • Geçen hafta bireysel kullanıma has insansız hava araçlarının silahlandırılmış bir örneğini paylaşmıştım. Bu hafta konuyla bağlantılı ilginç bir gelişme oldu. Yapay zekaya yönelik ‘endişeli modern’ tavırlarıyla bilinen Bilimci Stephen Hawking ve Girişimci Elon Musk’ın da aralarında bulunduğu 1.000 (bin) uzmandan oluşan bir grup otonom (kendi kendine işleyebilen / özerk) silahlara yönelik çalışmaların yasaklanmasını talep eden bir bildiri yayınladı. Gerekçe olarak bu tip silahların kısa sürede silah tüccarları üstünden terör gruplarının eline geçme ihtimali gösteriliyor.
  • Yukarıdaki tip konulara meraklıysanız Future of Life haberlerine göz atmanızı tavsiye ederim.
  • İnsansız hava araçları üstüne bir dağıtım sistemi kurmayı hedefleyen Amazon geçen yıl bir örnek video paylaşarak ağzımıza bir parmak bal çalmıştı. Kanada’da sessiz sedasız denemelerini sürdüren şirket bir yandan da bu araçların uçacağı alan ve hava katmanlarını düzenlettirmeye çalışıyor.

drone-zone

  • Samsung’un bu hafta tanıttığı SE370 kodlu monitörü altına koyduğunuz telefonları kablosuz şarj edebiliyor. Elbette bunun için kablosuz şarj olabilen bir telefon (ya da kılıf) sahibi olmanız gerekiyor.

  • Öte yandan mobil işlemcilerde adını sıkça duyduğumuz Qualcomm, metal gövdeli telefonlarda da kablosuz şarj olabilmeyi mümkün kılan WiPower adlı teknolojisini tanıttı.

  • Google tarafından geliştirilen Android işletim sistemindeki 6 kritik güvenlik açığının bu sistemi kullanan mevcut telefonların yüzde 95’ini saldırıya açık bıraktığı ortaya çıktı. Gelmiş geçmiş en büyük Android açığı olarak kabul edilen bu durumu Joshua Drake adlı güvenlik uzmanı Nisan ayında keşfederek rapor etmiş Google da cihaz üreticilerine yamaları yollayarak dağıtmalarını istemişti. Ancak stagefright adı verilen bu açık hala birçok cihazda aynen duruyor. Senaryoyu tetiklemek için karşı taraftan gelen MMS’i açmak yeterli oluyor.

stagefright

  • Daha korkutucu bir güvenlik açığıyla devam edelim. Yukarıdaki konunun dile getirildiği Black Hat konferansında ortaya çıkan bir başka hack, keskin nişancıları engelleyebiliyor; daha da kötüsü hedeflerini saptırabiliyor. Keskin nişancıların hedef kalibrasyonunda kullanılan kablosuz internet kullanan 13 bin dolarlık TP750 tüfeği bu açığın kuluçka merkezi oluyor. Çalışma mantığını izleyelim.

  • Güneş altında bronzlaşıp arkadaşlarını çatlatma peşinde olanlara bir uygulama tavsiyesiyle devam edelim. Bulunduğunuz yerdeki morötesi (ultraviyole) ışınları; başka bir deyişle radyasyon oranını size söylöyor. Böylece cilt kanseri gibi belalardan uzak kalmanızı sağlıyor.

uv-app

  • 18 ışık yılı uzaklıktaki Lyra takımyıldızında kuzey ışıklarına benzer bir aydınlanma kaydedildi. Bu göklerde ilk defa gözlemlenen bir olay.

150730111115_aurora_549x549_c_nocredit

  • Japonya’da bulunan Osaka Üniversitesi Lazer Mühendisliği‘nden bir grup 2 petawatt (başka bir deyişle dünyanın toplam enerji tüketiminin BİN katı) gücünde bir lazer ışınını üretti. Evrenin oluşumuna dair teoriler için kullanılacak ışın özel bir camdan üretilen 100 metrelik ‘namludan’ çıkıyor. Aklıma ister istemez o meşhur Star Wars sekansı geldi.

  • Klasik müzik dinleyen tavukların yumurtaları bir hoş oluyor da insanların neyi eksik? İşte Ritmo bu sorunun cevabını arıyor. Hamilelere özel kemerli hoparlör seti rahimdeki bebeğe annenin seçtiği müzikleri dinletiyor (bari rahimde rahat bırakın bebekleri!).

ruvo-ritmo-sound-system

  • Google Translate artık -Türkçe de dahil- 27 dile ait tabela ve işaretleri çevirebiliyor.

  • GFK, ‘Globalde ve Türkiye’de Akıllı Telefon Trendleri’ başlıklı raporunu yayınladı. Buna göre 5 inç ve üstü ekranlada artış var, 4G’ye hazır cihazlar iki katına çıkmış. Dünyada alt segment akıllı telefonların pazar payı artarken Türkiye’de orta segment büyüyor.

gfk-rapor

  • ABD Başkanı Barack Obama rekabetçiliği koruyabilme adına 2025 yılına kadar dünyanın en güçlü süperbilgisayarının ülkesinde bulunması için bir girişim başlattı. İki hafta önceki özetten hatırlayanlar olacaktır; süperbilgisayarlar liginde liderlik Çin’de bulunuyor.
  • Bittiği için çöpü boylayan pillerimiz acaba gerçekten bitmiş oluyor mu? Batteriser öyle almadığı iddiasında. Bu küçük metal parçası pil ömrünüzü 8 katına çıkarmayı vaat ediyor . Çalışma prensibi cihazlarınızın bitti sandığı pillerin içinde kalan yüzde 20’lik kapasiteyi sonuna kadar harcatabilmek. İzleyin.

  • Apple Watch Türkiye’de satışa sunuldu. Ben bu satırları yazarken fiyatları 2 bin ile 34 bin lira arasında değişiyordu (bir saate verecek 2 bin liranız varsa lüks bir analog saat hem kullanım hem yatırım açısından çok daha akıllıca olur bence).

apple-watch-fiyatlari

İnternet / Girişimler

  • Google+’ın suyu sahiden ısınıyor gibi. Bu hafta Google blogunda kendi ürünlerini kullanmak için Google+ profiline sahip olma zorunluluğunu kaldırdığını açıkladı. Fotoğraf hizmetinin de ayrıldığını düşünürsek… Google bundan sonra sosyalleşme adına ne yaparsa yapsın kullanmamak için yeterli bir gerekçe olabilir.
  • Twitter ile entegre canlı video yayın platformu Periscope beklendiği gibi yavaş yavaş erotik / striptiz şovlar ve kötü espriler yapan komiklere kendini teslim etmeye başladı. Ancak kimileri ümidini hala koruyor. Bunlardan biri de New York’ta video prodüksiyon konusunda çalışmalar yapan Jon Jacques. Kendisi bu platforma o kadar inanmış ki işini bırakarak sadece Periscope yayınları yapmaya kendini adamış. Para nereden mi geliyor? Bağışlardan elbette.
  • Bu arada Twitter’ın gelirleri yüzde 61 artışla geçen seneki 312 milyon dolar seviyesinden 502 milyon dolara çıktı. Buna rağmen hala kara geçebilmiş değil. Dahası kullanıcı artışı epey yavaşlamış durumda. Gözünü para bürümüş yatırımcılar yeni kurban arayışında!
  • Facebook ise adeta inadına gelirini tavana vurdurdu. 2015’in ilk 3 ayındaki gelir yüzde 14 artarak 4 milyar 42 milyon dolar olarak açıklandı. Sadece mobilden kullanan üye sayısı 655 milyon. Facebook bu çeyrek ortalamasında üye başına 2,76 dolar kazanmış.

Zuck-Makes-it-Rain-1024x733

  • Instagram 2017 yılında 2,81 milyar dolara ulaşacak reklam geliriyle Google ve Twitter’ı geride bırakacak diyorlar.
  • Beme adlı iOS uygulaması yeni bir sosyal ağ olarak şansını deniyor. Üstelik oldukça farklı bir yaklaşımla. Dijital mecralarda sosyalleşmek için sürekli minik ekranlara bakmak zorunda kalıyoruz. Beme ise telefonumuza hiç bakmadan, bir şey değiştirip düzeltme telaşına kapılmadan paylaşmamızı sağlıyor. Üstelik her paylaşımı sadece bir kere görebiliyorsunuz. Geliştiricisi ayrıntıları özetliyor. Kesinlikle ilginç ancak paylaşmaktan çok etkileşim toplamak derdinde olan mevcut kuşak için kabulu zor gibi.

  • Facebook’un geçen yıldan bu yana üstünde çalıştığı ‘havadan internet dağıtma’ projesinde bir kilometre taşı daha atlandı. Bu uğurda çalışan Connectivity Lab takımı, yeryüzüne internet ‘saçacak’ yüksek irtifada uçan, uzun ömürlü ve Boeing 737’nin kanat uzunluğuna sahip yeni Aquila adlı aracı tanıttı. Lazer ile iletişim kuracak araç bu sayede saniyede onlarca gigabit veri aktarımı yapabilecek.

aquila_line-jpeg

Facebook’un internet kuryesi ABD Hava Kuvvetleri’nin hayalet uçak serisini andırıyor.

  • iOS 9 ile birlikte gelecek reklam engelleme fonksiyonu mobil reklamcılığın köküne kibrit suyu mu dökecek? Birçok kişinin öncelikli internete bağlanma aracı mobil cihazlar haline gelmişken önemli bir soru. Uzun bir gerekçeli cevabı ise burada (özet: mobil reklam sektörü için kötü haberler var). Bir benzerine bakarak bizi nasıl bir şeyin beklediğini görelim.

  • Impossible Burger (İmkansız Burger) ABD’de adından giderek daha fazla söz ettiren bir hamburger zinciri. Özelliği hiç et içermemesi; tamamen sebzelerden oluşması. Bunu o kadar iyi başarıyor ki köfte kısmının etten mamul olmadığını bakarak ya da tadarak anlamak kolay değil. Peki bu şirketin bu kategori altında ne işi var? Çünkü Google onları 300 milyon dolara satın almak istedi ancak şirket daha fazla istediği için anlaşma sağlanamadı. Aşağıda 300 milyon değerindeki sebzeli cheeseburger’i görmektesiniz.

impossible_nocow_lead_mirror_lead

  • Dijital tasarımcılar için 26 tipografi tavsiyesi (gazete mizanpaj günlerimi hatırlattı).
  • E-ticaret sitesi Amazon, listelediği yüz binlerce ürünün yanısıra daha rafine bir özet ve sunumla ürünleri listelediği -ve dış katılıma açık- Launchpad sitesini yayına aldı (ama benim gönlüm yine de Canopy‘den yana).
  • Sensör ve ölçüm cihazları geliştiren Aclima şirketi Google’ın Street View hizmeti için görüntüleme yapan araçlarına yerleştireceği cihazlarıyla havanın kalitesini de ölçecek. Böylece Google Street View kullanarak bir bölgeyi incelerken oradaki havanın kalitesini de görebileceksiniz. Sık ve yaygın ölçümlerle gayet faydalı olabilecek bir işbirliği.

  • Yazılımın ne kadar dönüştürücü bir güce dönüştüğüne yönelik bir ispat daha: sadece yazılımcılara hizmet sunan kod platformu GitHub 250 milyon dolar daha yatırım aldı. Bu sayede toplam değeri de 2 milyar dolara çıkmış oldu.
  • Recontact İstanbul: İstanbul’un güvenlik kameralarının kadrajından bir iOS oyunu.

screen520x924

Tasarım / İnovasyon

  • Tasarımcı Stefan Asafti tarafından başlatılan Brandversation adlı bir yeni akım var. Markaların reklamlarını en büyük rakibinin slogan ve logolarıyla oluşturuyor. Güzel fikir.

48ef6b5dee118b5111dabcf2a3d1b941

  • Çin 2030 yılına kadar enerjisinin yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan üretmeyi hedefliyor. Ülke bu kapsamda 2 bin 550 hektar alana kuracağı güneş enerji panelleriyle 1 milyon haneye elektrik üretecek. Proje tamamlandığından dünyanın en büyük güneş enerji kurulumu olacak.
  • Eski yıllarda optik ilüzyonla hareketli görsellik yaratmak için kullanılan desenleri bir plak, kamera işlevi gören bir telefon ve bilgisayar uygulamasıyla ‘seslendirmek’. Phenakistoscope projesinin amacı bu. Sonuçlarını izleyelim (bana Enis Batur’un NTV Radyo programlarını hatırlattı nedense).

  • 35. hafta özetinde ilk tanıtım videosuna yer verdiğim otomotiv üreticisi Lexus imzalı Hoverboard’un ikinci tanıtım filmi de bu hafta yayınlandı. 5 Ağustos’ta aramızda olacağı iddia ediliyor. Merakla bekliyorum.

  • Uçakla seyahatin nimet kadar külfeti de çoktur (bir kısmını ayrıca yazmıştım). Airhook adlı aksesuar kabin içindeki bambaşka bir ortak derde odaklanıyor. Tat vermeyen (varsa elbette) uçak içi eğlence sistemi elimizin altındaki tabletle yarışacak düzeyde asla olamaz. Ama uçuş boyunca elde tablet tutma işkencesini de ancak çeken bilir. İşte Airhook sizi bu dertten kurtarıyor. Üstelik sadece 22 dolara!

  • 192 milyona yakın nüfusa sahip Pakistan’ın her şehri 500 bin evsiz insana ev sahipliği yapıyor (toplamda milyonlarca insandan söz ediyoruz). Yatak üreticisi MoltyFoam‘un sokak reklamları gündüz yatakları tanıtırken akşamları evsizler için yatak işlevi sunuyor. Uygulamalı reklam diye buna denir.

  • Sttutgart Üniversitesi’nden bir öğrenci elektrikli araçlarla en yüksek hızlanma performansa ulaştı. 0-100 km/s arasını sadece 1,77 saniyede aşabiliyor.

  • Yaz lastiği, kış lastiği, arazi lastiği, hız lastiği, yağmur lastiği… Performans ve emniyet tutkunu tekerlekli araç sahipleri için işler kolay değil. Ancak lastik üreticisi Kumho’nun bu hafta ödül kazanan konsepti Maxpio yolun durumuna göre kendini otomatik olarak ayarlayan pratik bir yapıya sahip.

91cee763a6ac0b8b9976d6a3c54f5fbe22179ca6-t710

  • HNF Heisenberg’in XF1 kodlu yeni modeli 8 bin 345 euro etikete sahip (vergiyle, KDV ile Türkiye karşılığını varın siz hesap edin). Tasarımının ötesinde BMW ve BOSCH ile ortak geliştirilen teknolojisiyle de dikkat çekiyor. Zincirinden amortisörüne, tamburundan elektrik destekli motoruna apayrı bir kategori.

Heisenberg XF

  • Haybeye pedal çeviren bisikletçilere işlev kazandıran bir cihazla tanışın: Spinetics. Siz pedal çevirin, o telefonunuzu şarj etsin. Modern dinamo!

Spinetics+-+Product+Shots0042_compressed

  • Almanya’nın Münih şehri bisikletler için otoyol inşa etmeye hazırlanıyor.

alternative-pendler

  • Bisiklet kültürü önemli. Ama kültürün bir bölümü de bisiklet kullanmayanları kapsıyor. Onlara ayrılan yollara saygı göstermek gibi. Ve bazı bisiklet tutkunları buna saygı göstermeyenleri affetmemek konusunda kararlı.

  • Dünyanın en akıllı motosikleti olma iddiasındaki Gogoro satışa sunuldu. Özellikleri harika ama bir de tasarımı güzel olsaymış tadından yenmezmiş.

  • E-kitap okuyucularda kullanılan e-mürekkep (e-ink) teknolojisi parlak ışıkta dahi parlamaması, düşük enerji tüketimi ve yüksek çözünürlüğüyle okunabilirliği gibi özellikleriyle benzersiz. Artık trafik levhalarında da kullanılacak. İlk örnek Avustralya’dan.

sydney_epaper_traffic_sign_header9

  • Yeni Zelanda’daki birkaç yakıt istasyonunda biradan üretilmiş benzin satışına başlandı. DB Export birasının üretimini sırasında oluşan artıklardan üretilen Brewtroleum adı verilen biyoyakıt çok daha az sera gazı üretiyor. İşte buna içilir ;)

  • Camilla Hempleman tarafından tasarlanan turist haritası hava durumuna göre şehrin hangi taraflarının gezilmesinin daha uygun olduğunu gösteriyor. Kesinlikle #iyifikir.

final-colour_800

  • 2020 Tokyo Olimpiyatları’na pek bir şey kalmadı. Spor tesis inşaatları tam gaz sürerken bir yandan da kurumsal kimlik çalışmaları devam ediyor. Japonya’da ‘Bay Tasarım’ olarak anılan Kenjiro Sano‘nun elinden çıkan logosunun hikayesine bakalım.

  • Hollanda’da tasarlanan Fervent isimli kilime yakından bakıldığında spiral şeklinde kıvrılmış bir hortumdan ibaret olduğu fark ediliyor. Çünkü o kilimin ana hedefi astım hastaları. Halılarda biriken toz ve organizmaları sürekli filtre ederek astım hastalarını koruyor.

fervent-carpet

  • Filipinli 3 mucit sadece tuzlu suyla çalışan bir fener icat etti. Altındaki hazneye 1 bardak deniz suyu koyduğunuzda 8 saatlik ışık yayıyor. Kesinlikle heyecanlandırıcı bir keşif.

salt-1

  • Adidas, tarihinin en kötü ve kokoş tasarımlı 18 ayakkabılık serisini Mi Star Wars adıyla tanıttı.

adidas-Originals-x-Star-Wars-mi-ZX-FLUX-3

  • Kağıdı katlayarak yapılan sanata origami, keserek yapılanaysa kirigami deniyor. Cornell Üniversitesi Bilimcileri aynı tekniği kullanarak 10 micron (insan saçının yedide biri kalınlığında) ölçeğindeki grafen yapraklarla dünyanın en küçük mekanik makinalarını üretti.

  • Reklamlarda sıkça tekrarlanıyor ama bir kere de ben hatırlatayım: eğer uyanmakta zorluk çekiyorsanız sorun yatağınızda olabilir. Bir de şunu deneyin derim.

Sinema / TV / Kültür / Sanat

  • ABD’nin New York şehrinde yer alan The Museum of Modern Art (MoMA / Modern Sanat Müzesi) 1929’da kuruldu. Şu an 150 yıl geriden bugüne toplam 200 bin sanat eseri barındırıyor. Fiziken ziyaret edemeyenler için web sitesinde dahi 10 bin sanatçıya ait 60 bin eser sergiliyor (bir de Google versiyonu var). Müzenin son girişimi envanterine ait veri setini GitHub’da herkesin kullanımına açmak oldu. Ne yapacağınız size kalmış. Başkalarının neler yaptığına ileride bakarız.

003_moma_theredlist

  • Plak satışları -göreceli olarak- artıyor. Peki bu nereye kadar sürecek? Çok farklı yaklaşımlar var. İlginç yaklaşımlardan biri talebe yetişecek kadar yüksek kapasiteli plak üretim tesisinin olmaması.

tumblr_static_vinyl-record-player

  • Mevcut plaklar sizi kesmiyorsa Vinilify sitesinden 50 euro karşılığı kapağıyla, şarkısıyla kendi plağınızı da bastırmak mümkün.
  • Yeni sanat adına hayli garip bir olayla devam edelim: ABD’li rapçi Chief Keef, hakkındaki arama kararı yüzünden Hammond Müzik Festivali’nin yapıldığı eyalete giremiyordu. Bu engele rağmen hayranlarıyla sahnede buluşmak için teknolojiden destek almaya karar verdi. Yöntem olarak (Tupac Shakur konseriyle popülerleşen) hologram tekniğiyle uzaktaki performansını festival sahnesine yansıtmaya karar verdi. Ancak polis bunu da yasadışı kabul ederek konseri engelledi. Teknolojiyle gelen yeni dönem tartışmalardan biri daha.

b42ddd84-5215-43b8-a61f-a5ab2d366bb5-2060x1236

  • Takip ettiğiniz şarkıcı ya da müzik gruplarını takip edebileceğiniz, yeni şarkı, klip, konser gibi gelişmelerinden anında haberdar olabileceğiniz bir sosyal ağ: RecordBird.
  • ‘Arap Baharı değil; ortadoğunun gerçek devrimi diskoda’ diyor Dan Cole. Türkiye’den girip Suriye’den çıkan Selda Bağcanlı, Mos Defli uzun fakat güzel bir makale.

  • Foofighters’ın şehirlerinde bir konser vermesini isteyen İtalya’nın Cesena şehrinden 1.000 (bin) kişi grubun Learn to Fly şarkısını çalıp söylemeyi öğrenerek müzik tarihine geçecek bir etkinliğe imza attı.

  • RTÜK’ün araştırmasına göre Türkiye nüfusunun yüzde 92,3’ü klasik müzik dinlemiyor. Sebebi artizlerin ‘bazara’ inmemesi olabilir. Ya da…

  • Dijitale fazlaca bulandığımız bu dönemde unuttuğumuz bir kavram: el sanatları. Neyse ki karşılaştığımız her an gözlerimizi yuvalarından oynatmayı başarıyor. Aşağıdaki videoyu izlerken büyük bir sürprize hazırlanın derim.

Bu derlemeden arkadaşlarınızı haberdar etmek için aşağıda yer alan sosyal medya paylaşım düğmelerini kullanabilirsiniz. Blogdaki yeni yazılardan anında haberdar olmak için yine aşağıda yer alan forma e-posta adresinizi girmeniz yeterli.

Fikir ve katkılarınızı yorumlarda bekleyeceğim.

Hepinize sağlıklı, mutlu ve bereketli bir hafta dilerim.

Bu yazıya 31 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 35

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Türkiye ile pek ilgisi yok ama bahsetmemek imkansız: ABD bu hafta eşcinsel evliliği anayasal hak olarak kabul eden ülkeler arasına katıldı. Evet (Twitter’ın yorumuyla ‘sevgi kazandı‘). Emsalleri arasında epey geç kaldığı söylenebilir ancak ABD’nin hristiyan dünyasının en muhafazakar ülkelerinden biri olduğunu hatırlatmış olalım. Başkanlık Ofisi Beyaz Saray dış cephesini  eşcinselliği temsil eden gökkuşağı renkleriyle ışıklandırdı ve profil görsellerini de aynı şekilde güncelledi. Sosyal medya hesaplarından gelişmeyi ‘Amerika çok gurur duyuyor olmalı‘ şeklinde duyurdu. Rüzgarı kaçırmak istemeyen VISA’dan Google’a kadar geniş yelpazedeki markalarda dahi yansımaları oldu. ABD Başkanı Barack Obama’nın konuşması konuyu çok güzel şekilde özetliyor. Tam bu noktada bir an durup düşünelim: birbirini evlenecek kadar seven insanları engelleme hırs ve cüreti garip değil mi?  Herkesin sadece kendinden sorumlu olduğunu ve hepimizin sadece kendi tercihlerimizden sorumlu tutulacağını unutuyoruz. Birbirini diri diri kesecek kadar nefret dolanlardansa sevgiye ve aşka inananlara sığınırım.

  • Pek bilgili olduğum bir konu değil ama merak edince öğrendim ki şu meşhur LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Transeksüel) gökkuşağı bayrağı Vietnam Gazisi bir striptiz dansçısı (ve gay) Gilbert Baker tarafından 1978 yılında tasarlanmış.

OrdinanceAgainstRainbowFlagDraftedinLouisianna070713

  • İlgili olarak: Amerika kıtasında aynı cinsiyetle evlilik konusuna en sıcak bakan ülke yüzde 71,1 ile Kanada, en soğuk bakansa yüzde 5,1 destekle Jamaika. Buyrun detaylara.

Continue Reading →

Bu yazıya 26 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 8

Senenin sonuna yaklaşırken haftanın özeti biraz da yılın özetini içeriyor. 15-21 Aralık 2014 tarihleri arasında elimden geçen binlerce şey arasından kenara not alıp paylaşmaya değer bulduklarım şöyle sıralanıyor.

Genel Yaşam

  • Avustralya’da silahlı bir eylemci 30 kişiyi kafede rehin aldı. Etraftakiler ne yaptı dersiniz? Bilemediyseniz ayıp size.

la-me-ln-white-rhino-dies-safari-park-20141214-001

  • Dünyada sadece 6 tane kalan beyaz gergedanlardan biri ABD’deki San Diego Hayvanat Bahçesi’nde hayatını kaybetti.
  • Teknoloji tarih boyunca pek çok kişiye yeni uzmanlıklar doğrultusunda yeni iş fırsatları doğurdu. Ama çok daha fazla kişiyi de işinden etti. Önceki yazılarımdan birinde de değindiğim bu ‘yok olacak meslekler’ konusuna yönelik Mashable’da güzel bir makaleye denk geldim. Özetle yakın gelecekte robotların devralacağı işler şöyleymiş: temizlikçi, öğretmen, atlet, hastabakıcı / hemşire, satış elemanı, otel concierge, oyuncu (!), uçak pilotu. İnanması biraz zor geliyor ama son hükmü vermeden yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

RtC6c01

  • Japonya’da ‘en pis sızan kedi’ unvanını taşıyan mahlukla tanışın.
  • National Geographic’in geleneksel fotoğraf yarışmasının kazananları açıklandı.

s_n13_00290178

  • Playboy dergisi gelmiş geçmiş BÜTÜN Star Trek bölümlerini izleyip özetlemiş, yorumlamış (695 bölümden söz ediyoruz!).
  • McDonald’s’ın sadece reklam çekimi için kullandığı bir restoranı varmış.
  • Obama’nın giderayak en büyük icraatı ABD – Küba arasındaki buzları eritmek olacak gibi. Benim gibi puro müptelalarının kulaklarını diken bu gelişmede de sevindirici ayrıntılar yok değil. Genel anlamda bu buz eritme sürecinin henüz internet ile tam tanışmamış Küba’ya pek hayır getireceğini düşünmüyorum.
  • Sosyalizm ve internet deyince Kuzey Kore’nin zihni sinir internet poroceleri aklıma geldi.
  • Pakistan, son terör saldırısının ardından idam cezasını yeniden gündeme alıyor.
  • Aile işletmesi kavramının kafasını gözünü Japonya’da yarmışlar. Tam BİN ÜÇ YÜZ (1.300) yıldır aynı aile tarafından işletilen lokantayla tanışın.

  • Bu hafta dolar ve euro resmen hopladı. En büyük zararı gören Rusya’nın milyarderlerinde hasar büyük. Bloomberg Businessweek’in gayet güzel özetlediği bu dalgalanma o kadar etkili oldu ki Apple ülkede online telefon satışlarını durdurmak zorunda kaldı. Bir el verseniz ne güzel olur.
  • Kahve içince uykusu kaçanlardan mısınız? O zaman kahve için.
  • Princeton Üniversitesi ünlü Bilimci Albert Einstein’ın not defterlerini dijitalleştirmiş. Üstelik aranabilir yapmış. Şöyle bir baktım; ilk fırsatta kurcalayacağım.
  • Hayatı kolaylaştırmak için 101 tavsiye yeterli olur mu?
  • 2014’te Google’da ne aramışız biliyor musunuz?

  • Yukarıdaki videoyu temel alan bir kampanya bana resmen şapka çıkarttırdı. Bunama olarak da bilinen Alzheimer hastalığına yönelik bilinç uyandırmayı amaçlayan bir film. Kesinlikle takdir edilesi bir yaratıcılık.

  • TED, 2014’ün en iyi konuşmalarını derlemiş. Nasıl da leziz olmuş!

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 5

Geldik Kasım ayının son özetine. Şaka maka 1 ayı da geride bırakmışız bu özetler peşinde. Bakalım geçtiğimiz 7 gün boyunca ekranımdan geçip de aklımda kalan neler olmuş.

  • Jason deCaires Taylor ismini hiç duydunuz mu bilmiyorum. Kendisi dünyanın ilk sualtı heykeltraşı. Nefes kesen işlere imza atıyor. Bir kısmına bakalım.

  • İnternetin rutin gündemi siber ataklar. Her saniye yüz binlerce saldırı gerçekleşiyor. Kiminin niyeti bir sitenin işlemesini engellemek (rakiplerinin kiraladığı ‘bot ağları‘), kimininki bilgi çalma, kimisiyse sadece kişisel tatmin. IP Viking bu garip çabanın gerçek zamanlı haritasını sunuyor (bir Norse hizmeti). Türkiye listedeki yerini hep koruyor ama bunu Türk hackerlara bağlamayın. Tamamına yakını antivirüs kullanmayan ve yüklediği bir uygulama yüzünden yurtdışındaki hackerların eline düşmüş internet kullanıcıları. Hipnotize edici.
  • If this then that (ya da daha bilinen ismiyle IFTTT) blogda bazen değindiğim, farklı alanlarda kullandığım ve ÇOK takdir ettiğim bir hizmet. Giray Batıtürk adlı bir okuyucum blog yazılarıma özel bir kural yazmış. Yeni bir yazı yazdığımda Pocket hizmetine ekliyor (Pocket’tan da başka bir yazıda bahsetmiştim). Çok teşekkür ederim.
  • Hayranlıkla takip ettiğim sitelerden VICE, ilgiyle takip ettiğim ‘dijital aşk / cinsellik’ konusunda ‘The Digital Love Industry’ yarım saatlik çok güzel bir belgesel hazırlamış (UYARI: Çıplaklıkla ilgili hassasiyetlere sahip olanlar için uygun olmayabilir). Cinselliğin; dolayısıyla bütün beşeri ilişkilerin radikal bir biçimde şekil değiştirmek üzere olduğu bir dönemdeyiz. Konuyla ilgiliyseniz (böyle bir şeye nasıl ilgisiz kalabilir bilemiyorum ama?) bu bloga  yazdığım iki yazıyı hatırlatayım: Kadın nazından usananların limanı (insanların ‘cisimlerle’ ilişkisine dair) ve OS1 mi daha tatlı yoksa seks mi? (Meşhur Her filminden yola çıkan fikirlerim).
  • Sanal gerçeklik konusu Güney Kore’de gerçekleştirilen G-Star oyun etkinliğinde de yer buldu.
  • Crusie gemilerini çok merak etmeme rağmen bir türlü cesaret edemiyorum. Fakat bir tanesi epey ilgimi çekti. Dünyanın en teknolojik cruise gemisi Quantum of the Seas! Tatil planlarımıza ekleyelim. Daha mütevazı seçeneklerimiz de yok değil.

Continue Reading →

Bu yazıya 21 yorum yapıldı.

Bit pazarında aklıma düşenler

Bugün evde Ali Bey ve Zeynep Hanım‘ın arkadaşlarıyla yeni yıl partisi vardı. 5 yaşında çocuklarla dolu bir evde zaman geçirmenin nasıl bir şey olacağını tahmin ederek dışarı kaçtım (çok akıllıca bir karar verdiğimi olay sonrası eve dönünce öğrendim).

Benim kafadakiler için Nişantaşı civarında Pazar günü yapılabilecek en keyifli etkinliklerden biri Bomonti Bit Pazarı‘nı ziyaret etmek. Ben de öyle yaptım. Erken uyanabilen biri olmadığım için genellikle artıklara kalıyorum ama yine de plak bakınmak için bile değiyor.

Bomonti Antika / Bit Pazarı.

Bomonti Antika / Bit Pazarı.

Teknosa’nın Retrosa adlı bir kampanyası sayesinde eski elektronik cihazlarla dolu bir atölyede birkaç saat geçirdiğimde bir kere daha hatırladım ki artık elimize tornavida aldığımız bile yok. Oysa ben bilgisayar sahibi olmak için parça toplayıp birleştiren bir kuşaktan geliyorum. Artık üreticiler dahi bunu istemiyor. Bugün bir cihazın içini sadece (varsa) pilini değiştirmek için açıyoruz. Bu da bizi kullanıcıdan öte tüketici yapıyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 18 yorum yapıldı.

Analog müziğin son kalesi: plak

Müzik konusunda çok seçici biri değilim. Konuya ait kültürüm ortalamanın biraz üstünde sayılır. ‘Müzik olmadan yapamam, çalışamam’ tiplerinden hiç değilim. Ama müzik dinlemeyi hep sevdim. İnternetle hayatımıza giren MP3 formatının koca bir sektör ve tüketicisini nasıl değiştirdiğine  şahitlik ettim. Napster ile başlayan müzik paylaşımının tetiklediklerini iTunes ile albüm kavramının çöküşünü yakından takip ettim.

DynPicWaterMark_ImageViewer

Çocukluk yıllarımda plakçılar ve 8 kanallı teyplerle yürüyen müzik konusu kaset ile apayrı bir noktaya taşındı. (Fonografı saymazsık) kaset yaygın anlamda sahip olunabilen, ucuz ve en önemlisi kayıt yapılabilir ilk medyaydı. O yılların çocuklarının çoğunda anne-babasıyla yapılmış kayıtlar hala duruyordur eminim. Aynı dönemde  ‘kasetçi’ denen esnaf grubuyla tanıştık.  Albüm de satıyorlardı evet ama esas işleri nereden buldukları bilinmeyen kaynaklardan yaptıkları derlemelerdi. Duyduğumuz, sevdiğimiz ama çoğu zaman ismini bile bilmediğimiz şarkıları onlara mırıldanırdık. Onlar da büyük bir ciddiyetle dinler, teşhisi koyar, “tamam” deyip listeye yazardı. Ertesi gün karışık kasetimizi alır, dinlemeye başlardık. Sanıyorum bugünkü anlamda korsan kopyalar, kayıtlar da o yıllara denk geliyor. Mesele internetle başlamış değil anlayacağınız.

Dijitalleşmenin getirdikleri, götürdükleri

Özel radyoların erken dönemlerinde birçok (gece) radyo programı albümleri baştan sona hiç kesmeden çalardı. Hatta kasetin arka yüzü çevrileceği zaman programcı bir şeyler konuşur ve kayıt edenlere fırsat tanırdı. Çoğumuz asla ulaşamayacağımız nice albümü o programlardan kaydettik. Walkman meselesine girmiyorum bile.

İnternetle beraber hızla bütün dünya müzik arşivi kollektifleşti. Artık her şarkı ulaşılabilir haldeydi. Bu sayede dönemin popçularının ezgilerini kimlerden arakladığını da öğrenir olduk. Artık albüm değil, şarkılar vardı.

Continue Reading →

Bu yazıya 10 yorum yapıldı.

Plak nereden alınır?

Blogda yazdıklarıma zaman çizgisi ve konu dağılımı ekseninde bakarak hayatımın evrelerine dair pek çok ipucu toplamak mümkün gibime geliyor. Şu aralar kafamı taktığım şey de (malum) pikap ve plaklar. Rütbeli bir amatör olarak edindiğim parça pinçik bilgileri bir başka yazımda paylaşmıştım (daha fazlasına -ve doğrusuna- ulaşmak isterseniz o yazının yorumlarında yazarına rastlayacağınız Hakan Cezayirli‘nin yönetimindeki Stereo Mecmuası‘nı tavsiye ederim. İmrenilecek Türkçe içeriğe denk gelmeyeli epey olmuştu).

004

Pikap meselesi ilk başta kafa karıştırıcı gelebilir. Teknoloji (sözde) ilerledikçe geçmişe göre seçeneklerimiz artacağına aksine azaldı. Bugün sahibinden.com’da pikap almak istediğinizde karşınıza (Diğer kategorisi altındakileri saymazsak) tam 55 marka çıkıyor. Bu markaların her birinin de en az 2-3 modeli var. Daha da kafayı kıracaksanız bunun kafasını, iğnesini, amfisini, hoparlörünü değiştirerek ulaşacağınız neredeyse sonsuz kombinasyon bulunuyor. Bugün pek çok ürün kategorisnde bunca marka seçeneğine sahip değiliz. Hangisi iyi, karar sizin.

Yağmuru izlerken doluyu düşünmek

Pikap seçimi karmaşasıyla göz korkutabilir ama hiçbir detayına sizi ilk adımı atmaktan alıkoyacak kadar kafayı takmayın. Nasıl olsa ilk adımdı her şeye vakıf olarak atma şansınız yok. Üstelik bu işin doğru-yanlışı da yok. Zevk, tercih meselesi. Alın içinize sinen birini, koyun masaya, takın plağı dinlemeye başlayın. Sonra zamanla nasıl olsa durumunuza paralel olarak (gerekiyorsa) düzeltir, geliştirir, yükseltirsiniz.

Pikaba harcadığınız parayı da -ne olursa olsun- gözünüzde büyütmeyin. Çünkü -büyük ihtimalle- pikaba verdiğinizden ÇOK daha fazla parayı alacağınız plaklara harcayacaksınız. Kabul etmek istemeseler dahi kimileri için donanım medyanın (yani pikap plağın) önüne geçer. Benim için pikap sadece bir ‘araç’. Elbette ne kadar iyisi olursa o kadar iyi. Ama çok kötüsü olmadıkça hemen hepsi uzanıp müziğin keyfini çıkartmak için yeterli).

Continue Reading →

Bu yazıya 33 yorum yapıldı.

Plak olayına giriş ve pikap seçim rehberi

Sosyal medyadan takip edenlerin malumu, bir süredir plak olayına merak sardım. Sebebini, kökenini tam olarak bilemiyorum. Ve inanın çoğunuzun aklına gelen Issız Adam filmi de değil gerekçem. Hatta seyretmedim bile (romantizm içeren her şeye mümkün olduğunca uzağım).

Heves edenler için bu tutkunun önünde aşılması gereken iki büyük engel var: pikap seçimi ve plak toplama. Günümüzde müzik dinleme olayı neredeyse tamamın taşınabilir cihazlara; özellikle de cep telefonlarına kaydı. Bilgisayar başında da genellikle online müzik hizmetlerinden faydalanılıyor. Dolayısıyla eski tabiriyle ‘müzik seti’ artık sadece meraklısının elinin altında. Daha ötesi, güncel setlerin neredeyse hiçbirinde plakları çalabileceğimiz pikap bulunmuyor. Konuyla ilgili Türkçe kaynak yok denecek kadar kıt. Özetle birçok bilinmezle karşı karşıyayız.

l_3c9dbbcb95174cb28c9f34b5f4b1bae3

Sonunda geçtiğimiz hafta vuslata erdim ve bir pikap sahibi oldum. Birkaç gündür en büyük keyfim aylardır topladığım plakları büyük bir keyifle ardı ardına dinlemek. İşin ilginci ben öyle müziğe aman aman meraklı biri değilim. En azından değildim. Şimdi plaktan bir şeyler dinlemek gerçekten meditasyon gibi geliyor.

Bu yazı pikap satın alma konusunda uzun bir ön araştırmanın sonunda toparladığım bilgileri içerecek. Mümkün olduğunca kısa, özet aktarmaya çalışacağım. Olaya heves edenler için faydalı olur umarım.

Continue Reading →

Bu yazıya 74 yorum yapıldı.

Zamanı hapseden objelerin arasında

Bir dönem meşhur haberlerdendi çöp evler. Ne bulduysa saklayanların çoğu zaman komşuların kokudan, civarı saran böceklerden yana şikayetleriyle ortaya çıkan gizli dünyaları. Zabıta ya da polisin birinin evine girerek sahiplendiği şeyleri kamyonlara doldurup çöpe atması kanunen neye dayanır bilemiyorum. Ama tonlarca çöp çıkan evlerin haberleri hafızamda taze. Şimdilerde kalmadı herhalde.

Bir şeyleri saklama tutkusunun koleksiyonerlik ile -halk tabiriyle- çöpçülük arasında gidip gelen hassas bir dengesi var. Bir şeyleri biriktirme arzusunun kökenini düşününce ölüm korkusu, geçmişi yeniden yaşama isteği, bugünün mutsuzluğunu geçmişin mutlu anlarıyla bastırma dürtüsü gibi dallı budaklı onlarca ihtimal arasında gidip geliyorum.

Eminim hepinizin atmaya kıyamadığı, görünce almak istediği bir şeyler vardır. Bir dönem peçete koleksiyonu diye bir şey vardı; hatırlarsınız belki. Kağıt peçetenin şimdiki gibi sıradanlaşmadığı dönemde her kız evinde bir örneği vardı. Çin işi on paralık çakmaklar dünyayı kanser hücresi gibi sarmadan önce hayatımızda büyük yeri olan kibritler de önemli bir koleksiyon objesiydi. Çocukken sokaktan topladığımız boş kibrit kutularının yüzlerini yırtıp iskambil kağıdı misali türlü çeşit oyunlar oynadığımızı hatırlarım (pişti benzeri olanı bayağı popülerdi örneğin).

Pul koleksiyonu ise cinsiyetten bağımsız ata sporumuzdu (e-posta çağıyla beraber böylece ‘gel sana pul koleksiyonumu göstereyim‘ esprisi de tarih oldu). Düşününce ben bile son pulumu 2011’de almışım (ilginç bir ironi olarak PTT pullarımı yolladığı zarfa kendisi bile pul yapıştırmamıştı). Anılarınız depreştiyse eğer aklınızda bulunsun; PTT hala filateliyi ayakta tutmaya çalışıyor.

Son aldığım seride meşhur Selvi Boylum Al Yazmalım filmine ait bir anma serisi de vardı.

Son aldığım seride meşhur Selvi Boylum Al Yazmalım filmine ait bir anma serisi de vardı.

Disiplinli bir koleksiyoner değilim. Bir kenara koyduğum şeylerin çoğu zamanla gözümdeki anlamını yitiriyor. Eskiden sıkıldığım şeyleri etrafımdaki heveslilere veriyor ya da -daha kötüsü- atıyordum. Bir süredir üşenmezsem Tavan Arası isimli bloguma ekliyorum vedalaşmadan önce.

Continue Reading →

Bu yazıya 11 yorum yapıldı.