Haftanın Özeti: 21

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

[nextpage title=”Genel Gündem” ]

Genel Gündem

  • Bu hafta dünyanın en büyük motosiklet koleksiyonlarından biri düzenlenen müzayedeyle satıldı. E.J. Cole adlı bir tutkunun 50 yıl boyunca oluşturduğu bu inanılmaz koleksiyon 1900’lü yıllardan bugüne bütün Amerikan markalarına ait en seçme makineleri kapsıyordu. Aralarında 1 milyon dolardan açık arttırmaya çıkan 1907 model Harley Davidson da vardı. Benim favorim 1930 model Indian 402 oldu.
  • Güney Afrika’da yaşayan Georgina Harwood bu hafta 100 yaşına girdi. Siz yüzüncü yaşgününüzde ne yapmayı planlıyorsunuz bilmiyorum ama kendisi doğumgününü torunuyla beraber en umulmadık şekilde kutladı. Şampanyasını yudumlarkenki sükunetine de ayrıca hasta oldum 🙂
  • Konferans tutkunlarının hac farizesi TED’in 2015 ayağı bu hafta gerçekleştirildi. 8.500 dolardan başlayan bilet parasını verenler yerinde izledi. Biz veremeyenler ise internetten takip ediyoruz. Konuşmacı listesinde adını okuduğumda en şaşırdığım ve içeriğini merakla beklediğim isim meşhur skandalın kahramanı Monica Lewinsky olmuştu (ABD Başkanlığı döneminde Bill Clinton Beyaz Saray’da stajyer olarak çalışan Lewinsky ile aşk yaşamış, Oval Ofis’te cinsel ilişkiye girmiş ve olay ortaya çıkınca kamera karşısında inkar etmiş, fakat deliller ortaya çıkınca itiraf etmek ve özür dilemek zorunda kalmıştı. Siyaset tarihinin tartışmasız en büyük skandallarından biriydi). Lewinsky TED konuşmasında internetin erken dönemlerinde yaşanan bu olay sürecindeki çaresizliğini ve göğüslemek zorunda kaldığı baskı ve şiddeti anlattı (Monica Lewinsky bu olayı bugün; yani sosyal medya çağında yaşamadığı için dua etmeli).

Toplumsal aşağılama bir ürüne , utanç ise endüstriye dönüşmüş. Para birimi de tıklamalar.

  • Pek de kısa sayılmayacak bir süre yaşama fırsatı bulduğum Japonya’da türlü çeşit garipliklerle karşılaşmıştım. Ama yüksek kiralar yüzünden internet kafelerde yaşayanlar kesinlikle örneğine rastladığım bir şey değildi (Türkiye’de de bu tip kişiler var fakat onlar daha çok ‘bağımlı’ kategorisinde. Bir örneğiyle epey garip ve komik anılarımı başka bir vesileyle paylaşırım). Buyrun insanlık dışı -stresli- çalışma şartlarından usanarak tam zamanlı işini bırakan Japonların alternatif yaşamları:
  • Belgeseller hoşunuza gidiyorsa alın size bir cennet.
  • Finlandiya, vatandaşlarına kestiği cezalarda adil olabilmek adına bedelleri kişilerin gelir düzeyine göre belirliyor. Az kazanana az, çok kazanana çok ceza kesiyor. Böylece herkesin canı eşit oranda yanıyor. Son güncel örnek işadamı Reima Kuisla oldu. Saatte 80 km hız sınırına sahip yolda 103 km yaparken yakalanan Kuisla’ya tam 54 bin euro ceza kesildi! Yine de şanslı çünkü 50 km limite sahip yolda 75km hız yaptığı için Nokia’nın eski Başkan Yardımcısı Anssi Vanjoki 116 bin euro ceza ödemişti.
  • Anketleri sosyal çağa uyarlayan Poltio, sora sora Türkiye’nin ilişki haritasını çıkarmış. Birkaçına göz atalım.

  • (Olan için) sünnet en travmatik anlara ve anılara ev sahipliği eder. Hakkındaki tartışmalar hala sürüyor. Dinen farz mıdır (yoksa adı üstünde ‘sünnet‘ midir), sağlıklı mıdır, gerekli midir… ABD’de ciddi bir sünnet karşıtı cephe var ve güncel bir tartışma vesilesiyle sesleri giderek yükseliyor. Konuyla ilgili (Türkçe) farklı bakış açılarını merak edenler için bir kitap tavsiyesi yapayım: Oldu da bitti maşallah / Kaan Göktaş (Elektronik sürümü: #DirenPipi). Sorgulayıp araştırmak ne kadar zahmetli ve tehlikeliyse, sorgulamadan kabullenmek o kadar kolay ve ’emniyetli’.

Chase-Hironimus-Anti-Circumcision-Movement-Memes-Comp12515250398

[/nextpage]

[nextpage title=”Bilim / Teknoloji” ]

Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım

  • Bu haberi hangi kategoriye koysam bilemedim: Google’ın İngiltere’de kazanıp Bermuda’daki off-shore banka hesaplarına taşıdığı para yüzünden ‘kaçırdığı’ vergi 1 milyar paundu aşınca devlet “Ben sana kazanma demiyom; kazan. Ama tek başına yeme, kustururlar” dedi ve yeni bir vergi düzenlemesi ortaya koydu. Yeni yapının 5 yılda 3 milyar paunddan fazla ek vergi geliri yaratması hedefleniyor (teknoloji şirketlerinin kar gizleme ve vergi kaçırma olayı ABD’yi bile rahatsız eden bir konu. Apple’ın Kurucusu Steve Jobs bile ölmeden önce ABD Başkanı Barack Obama’ya “gelir vergisi affı çıkart da yurt dışındaki paraları memlekete getirelim” demişti. Obama da “yaw he he” diyerek olayı geçiştirmişti. Meraklısına bu konularla ilgili 2011 tarihli bir yazımı paylaşayım).
  • Fransa terörü öven ve terör propagandası yapan siteleri sansürleme kararı aldı. İlk silleyi bir İslami haber sitesi yedi.
  • Google’ın aklı geç de olsa başına geldi ve Android uygulamalarını kullanıcılara sunmadan önce kontrol etmeye karar verdi (birçok ücretsiz Android uygulaması bilgi çalan, para harcatan, istismar eden özelliklere sahip).
  • Yapay gerçeklik önümüzdeki birkaç yılın en heyecan verici gelişmelerine sahne olacak. Bu alanda en yüksek yatırımı alan ve en sır dolu girişimi Magic Leap sabırsızlıkla beklediğim ürünlerden. Bu hafta bir video yayınlayarak kendi platformunda oyun oynamanın nasıl bir tecrübe yaratacağını tanıttılar. Bu kadar kusursuz ve gerçekçi olacak mı bilmiyorum. Ama olacaksa kesinlikle çok şeyi değiştirecek demektir.
  • Akıllı saatler teknoloji markalarının yeni rekabet alanına dönüştü. Fakat geleneksel üreticiler de rüzgardan nasibini alma peşinde. Son oyunculardan biri ünlü İsviçreli lüks saat markası Breitling oldu. Firmanın Caliber B50 modelini temel alan B55 Connected, akıllı saat yeteneklerini analog saatin şıklığıyla birleştiriyor. Bluetooth ile saate bağlanan mobil uygulamadan birçok işlevi yönetebiliyorsunuz. Tasarımı benlik değil ama bir kitlesi olduğu kesin.
  • Bir diğer İsviçreli lüks saat üreticisi TAG Heuer, Google ve Intel ile ortak geliştireceği bir akıllı saat için çalışmaya başladığını duyurdu.
Basın toplantısındaki duyurunun ardından TAG Heuer, Intel ve Google temsilcileri topluca 'peynir kesti'. Mandıra mı açıyorsunuz, saat mı yapıyorsunuz beyler?
Basın toplantısındaki duyurunun ardından TAG Heuer, Intel ve Google temsilcileri topluca ‘peynir kesti’. Mandıra mı açıyorsunuz, saat mı yapıyorsunuz beyler?
  • Bir diğer seçenek 30 gün şarj ömrüne sahip Vector. Dikdörtgen (200 dolar) ve yuvarlak formlu (350 dolar) iki modele sahip serinin tasarımı hiç de fena görünmüyor (ama gönlüm yine de Mondaine Helvetica‘dan yana).
Vector birçok farklı kadran tasarımıyla çalışabiliyor. Bunu telefonunuzdaki uygulamadan seçebiliyorsunuz.
Vector birçok farklı kadran tasarımıyla çalışabiliyor. Bunu telefonunuzdaki uygulamadan seçebiliyorsunuz.
  • Google’ın (Apple ve Microsoft gibi) sızmaya çalıştığı bir diğer alan da otomobil konsolları. Bunun adına çalışacak Android Auto adlı oluşum bu hafta duyruldu. İlk ürünler Pioneer ile birlikte geliştirilmiş ve şimdiden 28 otomobil üreticisi programı destekliyor.

Emoji Klavyesi

  • Son yazılım güncellemesinin ardından Google Chromecast artık (uyumlu HDMI sürümüne sahip) televizyonunuzun uzaktan kumandasıyla da kontrol edilebiliyor.
  • Apple Macbook ve Google Chromebook Pixel gibi yeni nesil bilgisayarlarda görmeye başladığımız C tipi USB portu kendine has ciddi bir güvenlik açığı barındırıyor. Çare: bilmediğiniz kablo ve cihazlardan uzak durmak. Ne kadar mümkün, tartışılır.
  • Kurumsal blogundaki bilgilere göre Windows 10 kendine has bir düzende çalışan dosya sıkıştırma sistemi sayesinde 1,5 ile 2,6 GB ekstra yer kazandırıyor. Sistem yedeklerinin değişen yapısıyla kimi modellerde ek olarak 15GB’a ulaşan alan tasarrufu mümkün olacak.
  • Her şeyin bir ürüne dönüşebileceğine bir ispat daha: kameralı yüzük kutusu! Evlenme teklifini yaptınız, yüzük kutusunu uzattınız, açtı ve O AN! Kayıt altına alınası bir an olduğuna şüphe yok (‘evet’ dediğini varsayarak konuşuyorum elbette). Ring Cam -yüzük hariç- 100 dolar.
  • Yüzyılın şokuna hazır olun: Microsoft aldığı radikal bir kararla web tarayıcısı Internet Explorer’ı tarihe gömme kararı aldı. Umutlar (aylar önce tanıttığımSpartan kod isimli yeni tarayıcıda.
  • Mobil dünyayı sallayacak bir başka girişim daha: Apple ‘Android telefonunu getir iPhone’u götür’ kampanyasına hazırlanıyor.
  • Daha da iddialı bir gelişme HTC’den. Yeni tanıtılan ‘amiral gemisi’ M9 sahipleri cihazları konusunda asla endişe etmeyecek. Çünkü firma ne olursa olsun, sorgusuz, sualsiz her türlü hasar ve arıza durumunda değiştirme garantisi veriyor.
  • Yazılım mı donanım mı siz karar verin ama aşağıdaki ‘cisim’ küçük bir kapsül. Telefonunuzda çalışan özel uygulamasına kablosuz olarak bağlanarak veri yolluyor. Ama pek duymadığımız tarzda bir veri. RMIT Üniversitesinin bu icadı bağırsağınızdaki gazı analiz ediyor. Burnuma kötü kokular geliyor.

kapsul

  • Daha geçen hafta küçük aletlerimle oynarken Nintendo’nun mobile neden mesafeli davrandığını düşünüyordum. Meğer kalbim ne temizmiş!
  • Bir diğer Nintendo gelişmesi yeni el konsoluna yönelik. Kod adı NX (Bu kadar Nintendo demişken eski bir blog yazımdan ilginç öyküsünü de hatırlayalım mı?).
  • Çocuklar eskiden emzikle susardı; şimdi telefonla, tabletle sakinleşiyor. Anne-babaların da sessizce kabullendiği bu durumun doğal sonucuysa aletlerle erken yaşta başlayan ilişki oluyor. Squish adlı uygulama çocuklarının telefonlarıyla ilişkisini takip edip yönetmek isteyen ebeveynler için çözüm sunuyor.

[/nextpage]

[nextpage title=”İnternet / Girişimler” ]

İnternet / Girişimler

  • Vahşice işlenen bir cinayete kurban verdiğimiz 19 yaşındaki Özgecan Aslan‘ın ardından (özellikle Twitter’da) #SenDeAnlat etiketi altında binlerce kadın kendi taciz öykülerini paylaşmıştı. Bu eylemi daha kalıcı, anlamlı ve ‘işe yarar’ hale getirme umudunun sonucunda ortaya aynı ismi taşıyan bir site çıktı. Hedef hem durumun hacmini ve yaygınlığını gözler önüne sermek hem de mağdurlara avukatlarla hukuki, terapistlerle manevi destek sağlamak.
  • Ali Meşe‘nin Medium’da yayımladığı 300’den fazla ücretsiz kaynak listeleyen yazısı sitenin en çok tavsiye edilenleri arasına girer (Türkçeye de çevrildi).  600 binden fazla kişi tarafından okunan bu yazı, bağımsız bir sitenin (belki de bir girişimin) de ilham kaynağı oldu. Meşe’nin bir diğer sitesiyse -yanlış uygulamayarıyla bende alerjik reaksiyon yapmaya başlayan– growth meselesine dair.
  • 70 ve 80’li yılların çocukları PenPal hizmetini unutmamıştır. Ülkeler arası mektup arkadaşlığı internet öncesinde (aynen bugünkü gibi) içine kapalı Türkiye’de çok şey ifade ediyordu. Birileri bunun hala bir ihtiyaç olduğunu düşünmüş olmalı ki Pally adlı uygulamayla şansını deniyor.
  • Akıllı zil / kilit sistemleri yeni dönemin hararetli alanlarından. Seçenekler arasına Ankara kökenli bir girişim daha eklenmek üzere: Akıllı Giriş Sistemi Jani.
  • Devasa cüsseli St. Bernards köpeklerini bilirsiniz. En meşhur ayrıntılarından biri karlı dağlarda donma tehlikesi geçirenlere karşı boyunlarında taşıdıkları konyak ya da brandy dolu mataralarıdır. Kendi başlarına dolaşır ve sizi bulurlar. Bu hafta ABD’deki meşhur SxSW festivalinde ilginç bir kullanım alanına daha kavuştular. Taşınabilir şarj cihazı üreten Mophie adlı şirket bu köpeklerin boyunlarına ürünlerinden birer tane yerleştirip şarjı azalan telefon ve tablet sahiplerinin ‘imdadına’ yetişti. Twitter’a #mophie etiketi içeren bir mesajı lokasyon verisiyle yazınca şarj köpekleri size geliyordu! Ben PR diye buna derim.
  • Şarjınız bitince imdadınıza köpekler yetişiyor. Peki ya paranız bitince? Ona da Facebook (arkadaşlarınız) yetişiyor. Kullanmak için VISA ya da MasterCard uyumlu hesaplarınızı sisteme tanımlamanız gerekiyor.
  • Dünyanın en fazla üyeye sahip sitesi Facebook bu hafta kendine ait standartların tanımlarını netleştirdi. Şiddet ve tehdit, kendine zarar verme, zorbalık ve taciz, nefret söylemi, şiddet görüntüleri, çıplaklık, kimlik ve gizlilik, fikri mülkiyet, yasal düzenlemeye tabi ürünler, şifre tuzakları / spam ve güvenlik başlıklarını taşıyan tanımların diğer pek çok siteye rehberlik edeceği de kesin.
  • Güvenlik gerekçesiyle Whatsapp’ı bırakıp Telegram‘a geçtim (çok memnunum). Siz de öyle yaptıysanız Jaconda adlı girişim Telegram’ın uygulamasına Twitter, Github gibi 100’den fazla hizmetin bildirimlerini yerleştiriyor. Henüz aktif değil ancak ön kayıt olup beklemekte fayda var. Videosu yaptığı şeyleri güzelce özetliyor.
  • Dünyanın en büyük e-ticaret sitelerinden Çin kökenli Alibaba ödemelerde yüz tanıma sistemini kullanmaya başlıyor.
  • Microsoft ise Hello adlı hizmetiyle Windows yüklü cihazlara şifre yerine parmak ya da yüz tanımayla giriş yapabilmenizi sağlıyor.
  • Apple, 25 kanal içeren bir TV yayın platformunu duyurmaya hazırlanıyor. Topun ağzındaki ilk rakip: Netflix!
  • Playstation markasıyla milyonlarca eve döneminin çok ötesinde özelliklere sahip konsollar sokmayı başaran Sony bu süreçte ‘elinde çekiç olan her şeyi çivi görür’ teorisine en güzel örneği oluşturdu. Playstation’ı bir oyun konsolu olarak gördüğü için olası diğer bütün ihtimalleri göz ardı etti. Hollywood’un en büyük film stüdyolarından birine sahipken Playstation’ın bir eğlence konsolu olduğunu göremedi (o boşluğu xbox ile Microsoft doldurdu). Neyse ki bu yanlıştan döndü ve bu hafta tanıttığı Vue adlı hizmetiyle internetten video / TV yayıncılığına adım attı. Şimdilik sadece ABD’nin 3 şehrindeki PS3 ve PS4 sahiplerine hitap ediyor. Aylık 50 dolardan başlayan bedeliyle bu alandaki en pahalı seçenek.

Playstation-Vue-Screenshot-05

  • Blogda birkaç defa tanıttığım (bittorrent tabanlı film / dizi izleme uygulaması) Popcorn Time uygulaması günde 100 bin kişi tarafından indiriliyormuş. Yazıda bahsi geçen kapatılmaya karşı önlemlere dikkatinizi çekerim. Bu teknikler devlet takip ve engellemelerine direnen uygulamalara da rehberlik edecek.
  • İnternette telif hakları ve hukuk savaşı denince evrensel çapta akla gelen ilk yapı olan bittorrent sitesi The Pirate Bay erişim engelleme girişimlerine karşı tam bir kedi-fare oyunu oynuyor. Kazanan tarafı anons etmeme gerek yok sanıyorum.

blocktpb1

  • Mobil cihazların artışından en olumlu etkilenenler şüphesiz kulaklık üreticileri oldu. RHA şirketinin T10i modeliyle çelikten mamul bir seçeneğimiz daha oldu.
  • My Retro Game Box: eski oyun konsollarınıza her ay sürpriz bir oyun yollayan abonelik sistemi. Böyle marjinal şeylere emek veren insanların varlığı bana huzur veriyor.

My Retro Game Box

  • EA’in aldığı garip bir kararla efsane şehir simülasyonu SimCity’yi sonlandırma kararından iki hafta önce bahsetmiştim. Tahtına Cities Skylines oturacak diyorlar. Olur mu olur.
  • Türkiye’de bakanlık eliyle yasaklanmaya çalışılan Minecraft 100 milyon barajını geçerek tarihin en çok satan oyunu oldu. Diğer rakamsal detayları Forbes derlemiş (detayları aşağıdaki videoda).
  • Hayli dolambaçlı ve yarı-yasal bir yöntemle de olsa Küba ilk ücretsiz ve kablosuz internet erişimine kavuştu.
  • Yazılım geliştiriciler için bir açık kaynak kod kütüphanesi.
  • Yazılımcılara yönelik (Türkçe, video tabanlı ve ücretsiz) bir diğer kaynaksa koddemy. Bir yerlerden başlamak için iyi bir vesile olabilir.
  • TubeList: En popüler Youtube kanallarını listeleyen bir yeni girişim.

[/nextpage]

[nextpage title=”Tasarım / İnovasyon” ]

Tasarım / İnovasyon

  • Dünyada 300 milyon renk körü varmış. Bunu 200 yıldır boya üreten Valspar adlı şirketin Color for All isimli projesine ait siteden öğrendim. Ancak bu ürün boya değil; bir gözlük. Özel camı sayesinde renk körlerinin çevreyi ‘bizim gibi’ görmesini sağlıyor. Bu gözlük sayesinde hayatında ilk defa renklerle tanışanlara şahitlik edelim (böyle şeylere denk geldikçe mevcut ‘normal’ gözlerimizin kapasitesini mor ve kızılötesine esnetecek lenslere yönelik transhümanist damarım kabarıyor).
  • Londralı yaratıcı ajans Dalziel + Pow, mağazaların teşhir için kullandığı alanlara bizzat vitrinlerinin camlarını da ekledi. Yine Londra’da gerçekleştirilen Retail Design Expo etkinliğinde teşhir edilen etkileşimli ve dijital vitrin geleceğin sunumlarına yönelik ipuçları içeriyor.
  • 10 bin dolardan başlayan Apple Watch’un Edition serisi size yeterli gelmediyse Brikk adlı tasarım şirketi elmaslarla bezeli daha cazip bir Apple Watch seçeneği sunuyor: sadece 115 bin dolar! Kahrolasıca fakirler…

Brikk-Watch-Omni-Angled-Trio-1940x1071

  • Night Runner: gece koşucuları için fosforlu ayakkabı. #iyifikir.
  • Özetleri takip edenler hemen her hafta bir LEGO haberinin listede yerini aldığını fark etmiştir. Küçüklüğümden beri tutkunu olduğum için ekstra dikkat kesildiğim doğru. Ama LEGO da gündemden düşmemek için elinden geleni yapıyor. Üstelik bu çaba tahmin ettiğinizden çok daha zor şartlara sahip. Çünkü patent kanunu sebebiyle markanın tek ürünü olan plastik tuğlaların telif hakkı düştü (popüler bir davanın da konusu olmuştu). Yani artık her marka aynı ebat ve şekillerde kendi tuğlalarını üretebiliyor. LEGO ise çok akıllıca bir kararla Star Wars gibi ikonik markalarla işbirliği yaparak benzersiz kalmayı başarıyor. Sinema alanındaki başarısını da aynı pazarlama dehası içinde düşünmek gerek. (Bir diğer tutkum) BBC’nin özen dolu programı The Culture Show kapsamında markanın tutkunlarının ağzından algısı ve tarihi belgelerden yola çıkarak gelişimi işlemiş. Yarım saatlik bir keyif (BBC izleyerek büyüyen bir ulusla nasıl rekabet edebilirsiniz?).
  • Bu hafta Indiegogo’da fon toplayan (ve ihtiyacının çok ötesinde bir rakama ulaşan) Rocketbook, son zamanlarda karşıma çıkan en ilginç proje oldu. Rocketbook bir defter. Sayfalarına herhangi bir kalemle aldığınız notları kendine özel cep telefonu uygulamasıyla fotoğraf çeker gibi Dropbox, Evernote, Google Drive hesaplarınızıa ya da e-posta olarak (belirlediğiniz hesaba) yolluyor. Buraya kadar çok ilginç değil; eski özetlerde Evernote’un benzer hizmetlerini tanıtmıştım. Fakat Rocketbook’un sayfaları özel bir bileşene sahip. Uygun bir kalem kullandığınızda sayfalarını silip yeniden kullanabiliyorsunuz. Silmek için silgi değil mikrodalga fırın kullanılıyor! İzleyelim.
  • İtalyan Mimar Giancarlo Zema’nın WaterNest adlı yüzen ev tasarımı doğayla dost bir platform ve güneş enerjisiyle beslenen bir yapı sunuyor. Malzemesinin yüzde 98’i geri dönüşümden mamul. 100 m2’lik evin iç kullanımı da tahminlerin ötesinde kullanışlı ve konforlu. 1 milyon euro etiketini görene kadar içinde yaşamak gibi bir hayalim vardı. Artık yok.

WaterNest

  • Alternatif yaşam alanlarına (benim gibi) meraklı fakat 1 milyon euro’dan mahrumsanız Das Park Hotel‘e bir şans verebilirsiniz. Nisan ayından itibaren rezervasyon almaya başlayacak girişim kanalizasyon borusunda (elbette kullanılmamış) konakladığınız bir otel. Fakat unutmayın; tuvalet kağıdı, sabun gibi şeyleri kendiniz getiriyorsunuz.

Das Park Hotel

  • ABD Texas’taki A&M Üniversitesi’nin yeni projesi dünyanın en dirençli hayvanları olarak bilinen kakalakları sırtına yerleştirdiği heybeyle istihbarat elemanlarına çevirdi. Eski evimizde bu hayvanlarla mücadele adına yaptıklarımı yazsam neden korkmamız gerektiğini daha iyi anlardınız.

roach_custom-7cdac87d3294fc77312b724cd0d116dff52bb8e6-s1600-c85

  • Daha garip bir gelişme daha var. Uzaktan kumandalı kanatlı hayvanlar! Videosunda yöntemini gayet güzel açıklamışlar. Dünya nereye gidiyor?

remote-control-giant-flower-beetles-4

  • Google, Microsoft, Apple ve Tesla gibi teknoloji şirketlerinin öncülüğünde büyük bir dönüşüm yaşayan otomotiv sektörü yeni konseptlerle zenginleşiyor. Cenevre Motor Show’da ortaya çıkan (İtalyan tasarımcıların imzasını taşıyan) Gea, sürücüsüz araç kategorisini üst düzey lüksle buluşturarak farklı bir yere oturuyor. Özellikleri sayarak bitecek gibi değil. Benim için en enteresanı detay kapıları açılınca beliren ‘sanal kırmızı halı’ oldu.
  • 4 tekerlekli dünyanın yeni merak konusu ise bu alana gireceği dedikoduları ayyuka çıkan Apple’ın planları. Şirketin kulis haberlerini yapan Apple Insider, uzun ve ilginç detaylara sahip bir derleme yayımladı. Kiralanan gizemli bir bina ve içindeki hummalı çalışmalar…
  • The New York Times, Mercedes’in sürücüsüz (konsept) otomobili F 015 ile bir deneme yapmış. Videosu da haber ayrıntıları da heyecanlandırıcı (bu haber sayesinde tarzına hayran olduğum Molly Wood‘un da NYT’de çalışmaya başladığını fark ettim).

  • Yerden ümidini kesenlerin gözü göklerde. AeroMobil adlı bir şirket karada ve havada ilerleyebilen bir taksi üstüne kafa yoruyor. Araç hem yerde hem de havada sürücüsüz yol alabiliyor. Havada 700, karada 875 kilometre menzile sahip. Dolayısıyla (örneğin) İstanbul’dan bindiğinizde epey geniş bir ülke seçeneğine sahip oluyorsunuz. Uçmak için saatte sadece 15 litre yakıt harcıyor olması da hayret verici. Üstelik bu bir fikirden değil; ürüne dönüşmüş bir araçtan söz ediyoruz!
  • Karada ve havada durumlar böyle (havada ‘büyük düşünenler‘ de yok değil) ama denizler de durgun değil. Jet Capsule adlı bir araç şansını engin sularda deniyor. Kaptan dahil 9 kişi kapasiteli ve 570 beygirlik jet motorlu aracın hızı saatte 50 knot ile sınırlandırılmış. Videosu biraz hoplamalı görünüyor. Biraz da bizim Deniz Taksileri hatırlattı sanki.
  • Denizde sarsıntısız ilerlemek isteyenler Quadrofoil‘e bir baksınlar.
  • Karadaki seçenekler de bitmiş değil. İki tekerli dünyada Tron kafasıyla ilerlemek de olası. Bunun için 40 bin doları gözden çıkartmak gerekiyor.

tron

  • Bu haftaki TED konferansında konuşan Joseph deSimone 3D yazıcılar alanında yeni bir çağı duyurdu. Geliştirdiği sistem baskıyı 100 kat hızlandırıyor. İlhamını Terminator II filmindeki T1000 karakterinin oluşumundan alan ve 2 yıllık çabayla geliştirilen sistem dudak uçuklatıcı. Henüz Türkçe çevirisi yok (ve biraz teknik jargon içeriyor) ama bence teknolojik bilgi güncellemesi adına izlemenizde fayda var.
  • 3D yazıcı demişken; bu cihazlarla üretilen en küçük alet aşağıdaki matkap oldu. Üstelik, ÇALIŞIYOR!

[/nextpage]

[nextpage title=”Sinema / TV / Kültür / Sanat” ]

Sinema / TV / Kültür / Sanat

  • Tiyatroya yeni bir soluk getirerek 10 yılı geride bırakan DOT, İstanbul Kanyon AVM’de açacağı yeni salon için 500 öncü destekçi arıyor.
  • South Park izlemeyi çok uzun zaman önce bıraktım ama televizyon tarihinde teknik ve üslup adına yeni bir sayfa açtığı konusundaki fikrim hala tazeliğini koruyor. Bu hafta denk geldiğim bir röportaj yaratılış öykülerini bizzat Yaratıcıları Trey Parker ve Matt Stone’nun ağzından aktarıyor. 1992 yılında üniversitede sinema bölümünde okurken sıkıntıdan doğan (aşağıdaki) kısa animasyon, South Park’ın da kökünü oluşturmuş. O yıl içinkullanılan dilin, konuların, esprilerin ve çizgi tarzının ne kadar radikal, cesur ve sıradışı olduğunu düşünün.
  • Beni tanıyanlar Brain de Palma imzalı 1983 yapımı Scarface filmine tutkumu bilirler (kaç defa izlediğimi unuttum ama repliklerini asla). Bu yapımın en önemli ayrıntılarından biri de ana kahraman Tony Montana’nın (Al Pacino) malikanesidir. California’daki turist turlarının rotasında yer alan bu mekan 34 milyon dolardan satışa çıktı.
  • İyi mi kötü mü kestiremiyorum ama Universal tarafından yapılan açıklamaya göre Scarface yeniden çekilecek. Şu ana kadar belli olan tek şey Yönetmen Pablo Larrain. Tony Montana rolünü üstlenecek kişinin Al Pacino ile karşılaştırılma yükünü sırtlaması kolay olmayacaktır eminim.
Bu derleme hoşunuza gittiyse hemen altta yer alan sosyal medya düğmeleri aracılığıyla ilgilenebilecek diğer arkadaşlarınızı haberdar edebilirsiniz. Yeni yazılardan öncelikli haberdar olmak için aşağıdaki forma e-posta adresinizi girmeniz yeterli.

Fikir ve katkılarınızı yorumlarınızla iletebilirsiniz. Benim için son derece yol gösterici ve fikir verici olduğunu belirtmek isterim.




Hepinize iyi Pazarlar.[/nextpage]

Haftanın Özeti: 21” için 24 yorum

  1. Whatsapp’i bırakıp başka bir uygulamaya geçmeniz beni çok şaşırttı. Gizlilik detaylarına dair her hangi bir link ya da başlık bırakırsanız sevinirim. Ayrıca yazıda belirtmiş olduğunuz alternatif uygulamayıda yakın zamanda inceleyeceğim.

    Elinize sağlık. Haftadan haberdar olmak ne güzel birşey arkadaş!

    1. Ben de Telegram’da görüşecek insanları nasıl bulduğunuzu merak ettim. 50 milyon indirilmiş sanırım ama ben henüz etrafımda kullanan görmedim. Sizinle görüşmek isteyenlere Whatsapp yok Telegram’a mı gel diyorsunuz? O kısmı halledersek biz de geçmek isteriz amirim.

      1. Benim butun arkadaslarim Telegram’da var. Olmayanlar da zamanla geliyor. Kullanmayanlar ile eposta ustunden haberlesiyoruz.

  2. Ankara kökenli kilit uygulamasını çok beğendim, hayli geniş kullanım alanı var. Umarım çok başarılı olurlar. Bir de tanıtım filmindeki adam kapıdaki kadına kapıyı açıp yol verse daha şık olurdu. 🙂

  3. Telegram’ı çıktığı günlerde kullanmaya başlamıştım. Güvenliği o kadar net değil. (http://goo.gl/je6vMA)
    Aman canım zaten alınmadık bilgimiz mi kalmış ki diyerekten kullanmaya devam ettim. Tüm platformlarda çalışıyor. (Windows, Linux, Mac OS, Web, Android, IOS ..) bu en sevdiğim özellik, gerisi de Whatsapp ile tamamen aynı, yazılımcı olduğum için laptop ile daha fazla vakit geçiriyorum telefona bakmak zorunda kalmıyorum, mesaj kaçırmıyorum. Whatsapp Web’ini açmadan önce Telegram CEO’sundan tiyo almış diye bir yerde okumuştum yanlış hatırlamıyorsam. Whatsapp Web bence saçma olmuş. Telefondan bağımsız kullanamıyorsun ne anladık ki? Telegram Whatsapp’ı döver bence.

    1. Link verdiğiniz yazı konuyla ilgili Türkçe yazan pek olmadığı çok karşınıza çıkıyor olabilir ancak oradaki iddiaların hepsine bizzat Telegram ekibi tarafından tek tek yanıt verildi (zaten yazıdaki iddialar da -yazının sonunda linki verilen- yabancı e-güvenlik uzmanlarının analizlerinin çevirisi). Webde basit bir aramayla bu iddialara karşı argümanların hepsine ulaşabilirsiniz.

      Özetle Telegram hala güvenlik konusundaki iddiasını sürdürüyor.

      Facebook’un elindeki bir uygulamaya güvenmektense faks kullanırım daha iyi. Facebook’a duyulan güven akrebin hikayesine benziyor biraz.

      1. Ulaşılabilir mutlaka amirim de benim İngilizcem yeterli değil malesef. Bu yorum vesilesiyle öğrendim daha da rahat ettim.
        Söylediklerinize aynen katılıyorum, Mark Whatsapp’ı aldığı gün direk sileceğim demiştim ama eş dost alışkanlıkları yeniliği sevmiyor hemen. Aklın yolu bir bekliyoruz bakalım.

  4. Güney Afrikalı büyük annenin önünde saygı duruşuna geçmek gerek. Şu gencecik yaşımda ben o cesareti gösteremezdim.

    Sanırsam Al Pacino’nun filmi de daha eski bir filmin yenilenmiş versiyonuydu. Fakat bir daha böylesi gelir mi derseniz, gelmez. Aşağıdaki sözlerin geçtiği sahneyle beni hayran kitlesine katmıştır kendisi.

    “What are you looking at? You are a bunch of fucking assholes. you know why? You don’t have the guts to be what you want to be. You need people like me. You need people like me so you can point your fucking fingers and say: “That’s the bad guy”. So, what does this make you? Good? You are not good. you just know how to hide, how to lie. Me, i don’t have that problem. Me, i always tell the truth, even when i lie. So, say good night to the bad guy. Come on, the last time you gonna see a bad guy like this again, let me tell you. Come on, make the way for the bad guy. There’s a bad guy coming through! Better get out of his way!”

    Ayrıca “sanal gerçeklik”e de daha düzgün bir isim bulmak gerek bence. Sizce?

    1. Sanal gerçeklik terimi ‘virtual reality’yi tam anlamıyla, birebir karşılıyor. Bence daha düzgün bir çeviri olamazdı.

  5. Twitter’da da fazlasıyla aktifsiniz, “bu hafta kaçırdığınız tweet’ler” şeklinde takip ettiğiniz hesaplardan faydalı olduğuna inandığınız gönderileri bir ek sayfada embed embed alt alta toplasanız çok mu zahmetli olur?

    Bu arada Mundaine Helvetica Türkiye’de temin edilebilse ne güzel olurmuş…

  6. “BBC izleyerek büyüyen bir ulusla nasıl rekabet edebilirsiniz?” en çok da bu tespiti beğendim.

  7. “RMIT üniversitesinin icadı” giyilebilir teknolojilere bambaşka bir boyut kattı: Yenilebilir teknolojiler! Her taraf sensörlerle donanıyorken, neden akıl edemedik her organa birer sensör 🙂 Süper zekice..

  8. Serdar Bey, “haftanın özeti” bir harika…Yakın geleceğin gözde mesleğinin “enabler – kolaylaştırıcı” bir temsilcisi olduğunuzu düşünüyorum. Ben emekleriniz için teşekkür etmek istiyorum. Her okumamda sadece bir noktada görüşüm hiç değişmiyor : “Hep başka milletlerin inovasyonlarını, ilerleyiş haberlerini okuyoruz. Pozitif olmaya gayret etsem de, her geçen gün ümidimi yeşertecek bir damla su bulamadığım güzel ülkemde de yaratıcılığa dair,bilime, sanata, tekonolojiye katkı sağlayacak gelişmelerin yaşanmasını düşlüyorum.” İyi haftalar dileklerimle…

    1. Takip ediyorsunuz, elimden geldikçe, haberim oldukça Türkiye’ye has gelişmeleri de paylaşmaya çalışıyorum.

      O tarafta nispeten bir kısırlık olduğunu kabul ediyorum. Ancak yine de kendi küçük dünyamıza hapsolmadan gözümüzü kulağımızı bu şekilde dünyaya çevirerek heves, hırs ve yaratıcılığımızı diri tutabileceğimizi düşünüyorum.

  9. Ted monica konuşması çok etkileyici, youtuba.da var.. tamamen katılıyorum dediklerine, kısaca;
    ben çok gençtim, hata yaptım, herkes hata yapar ama o yaşta sosyal medya yoktu, kendimi ifade edemedim,2010.dan sonra istediğim gibi kounaşabiliyorum.. Genel olarak mesajları da;
    dedikodu yapmayın,başkalarını gizlice gözetlemeyin, sırlarını ortaya dökmeyin, böyle yapan sitelere, haberlere,insanlara arkanızı dönün AMA biliyorum ki bütün net dünyası bu işin içinde ve büyük paralar var..

    Sünnet konusunda esas, Nil Gün, ün çok iyi bir kitabı var. lütfen, erkek bebeği olanlar okusun ve okuttursun.. sünnet, yani pipinin kesilmesi islamda yoktur.

    finlandiya’da öyle bizde şöyle ; ne kadar çok paran varsa o kadar az ceza ödersin.

    japonya hikayelerini ne zaman okuyacağız senden, bir kaç haftadır sordum, cevap yok ama ama ümidimi kaybetmedim 🙂

    microsoft hala klavye üretiyor.. ben de sanayide ürettireceğim, kare olmayan, parmaklara uygun, oval.. hadi bakalım.

    Rocketbook yerine normal deftere yazıp foto çekmek daha mantıklı değil mi ya?

    300lü link süper, tşk.

  10. Haftanın özeti çalışmalarınızı daha düzenli bir şekilde ve zamanında takip etmek istiyorum. Aklıma geldikçe veya denk geldikçe değil. Bunun için en kolay yol galiba IFTTT (ya da IF). Birçok uygulama için takip mekanizması hizmeti sunan IF bildiğim kadarıyla bu durumda işe yaramıyor. Google Chrome ile ilgili bir koşul veremiyoruz galiba değil mi? Dolayısıyla IF’ten bildirim almamızı kolaylaştıracak şekilde (Twitter’dan belli bir metin şeklindepaylaşmak gibi) bir metot tatbik eder misiniz? Teşekkürler

  11. Amirim yukarda bahsi gecen ‘ Rocketbook’un sayfaları özel bir bileşene sahip. Uygun bir kalem kullandığınızda sayfalarını silip yeniden kullanabiliyorsunuz ‘ demissiniz bir detay vermek isterim bu olay defterin ozelligi degil Kalemin ozelligidir ve her zeminde gecerlidir. Kalemi inceleme firsatiniz olursa sadece mikrodalgada degil herhangi bir isiya maruz kaldiginda silinebilen bir murekkebi oldugunu gorursunuz. http://pilotpen.us/brands/frixion/ (Haftalik ozetlerinizden dolayi mutesekkir oldugumuda belirtmek isterim)Hepimize kolay gelsin..

Bir Cevap Yazın