Tag Archives | klavye

Haftanın Özeti: 34

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Türkiye Cumhuriyeti siyaset tarihinin en önemli siyasi oyuncularından Süleyman Demirel böbrek, kalp ve solunum yetmezliği sebebiyle tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında hayata gözlerini yumdu. Demirel bugünün gençlerinin mutlaka tanıması gereken bir figürdü. Sağcılara cinayet işliyor demedi (binaenaleyh) dünü dün; bugünü bugün saydı ve her sorunun çözüm anahtarını hediye etti. Unutulmaz tespiti sizin de kulağınıza küpe olsun: meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz (hoşluk olsun diye bir videosunu ekleyeyim derken aklıma geldi. Bu ülke eskiden böylesi yabani değildi. Siyasetçisi de futbol taraftarı da rakibiyle yan yana gelir, uygarca üstüne düşen rolü yerine getirirdi. Değişmeyenler de yok değil; dertler bitmiyor, konular değişmiyor! İzleyin, görün).

  • Asker uğurlama kadar garip bir diğer huyumuz da gerdek öncesi damat sopalamak. Kocaeli’ndeki bir düğünün 10 kişilik uğurlama heyeti gerdek öncesi olaya kendini öyle bir kaptırdı ki damat yediği dayaktan ötürü baygın halde hastaneye kaldırıldı.

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 21

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Bu hafta dünyanın en büyük motosiklet koleksiyonlarından biri düzenlenen müzayedeyle satıldı. E.J. Cole adlı bir tutkunun 50 yıl boyunca oluşturduğu bu inanılmaz koleksiyon 1900’lü yıllardan bugüne bütün Amerikan markalarına ait en seçme makineleri kapsıyordu. Aralarında 1 milyon dolardan açık arttırmaya çıkan 1907 model Harley Davidson da vardı. Benim favorim 1930 model Indian 402 oldu.

  • Güney Afrika’da yaşayan Georgina Harwood bu hafta 100 yaşına girdi. Siz yüzüncü yaşgününüzde ne yapmayı planlıyorsunuz bilmiyorum ama kendisi doğumgününü torunuyla beraber en umulmadık  şekilde kutladı. Şampanyasını yudumlarkenki sükunetine de ayrıca hasta oldum :)

  • Konferans tutkunlarının hac farizesi TED’in 2015 ayağı bu hafta gerçekleştirildi. 8.500 dolardan başlayan bilet parasını verenler yerinde izledi. Biz veremeyenler ise internetten takip ediyoruz. Konuşmacı listesinde adını okuduğumda en şaşırdığım ve içeriğini merakla beklediğim isim meşhur skandalın kahramanı Monica Lewinsky olmuştu (ABD Başkanlığı döneminde Bill Clinton Beyaz Saray’da stajyer olarak çalışan Lewinsky ile aşk yaşamış, Oval Ofis’te cinsel ilişkiye girmiş ve olay ortaya çıkınca kamera karşısında inkar etmiş, fakat deliller ortaya çıkınca itiraf etmek ve özür dilemek zorunda kalmıştı. Siyaset tarihinin tartışmasız en büyük skandallarından biriydi). Lewinsky TED konuşmasında internetin erken dönemlerinde yaşanan bu olay sürecindeki çaresizliğini ve göğüslemek zorunda kaldığı baskı ve şiddeti anlattı (Monica Lewinsky bu olayı bugün; yani sosyal medya çağında yaşamadığı için dua etmeli).

Toplumsal aşağılama bir ürüne , utanç ise endüstriye dönüşmüş. Para birimi de tıklamalar.

  • Pek de kısa sayılmayacak bir süre yaşama fırsatı bulduğum Japonya’da türlü çeşit garipliklerle karşılaşmıştım. Ama yüksek kiralar yüzünden internet kafelerde yaşayanlar kesinlikle örneğine rastladığım bir şey değildi (Türkiye’de de bu tip kişiler var fakat onlar daha çok ‘bağımlı’ kategorisinde. Bir örneğiyle epey garip ve komik anılarımı başka bir vesileyle paylaşırım). Buyrun insanlık dışı -stresli- çalışma şartlarından usanarak tam zamanlı işini bırakan Japonların alternatif yaşamları:

  • Belgeseller hoşunuza gidiyorsa alın size bir cennet.
  • Finlandiya, vatandaşlarına kestiği cezalarda adil olabilmek adına bedelleri kişilerin gelir düzeyine göre belirliyor. Az kazanana az, çok kazanana çok ceza kesiyor. Böylece herkesin canı eşit oranda yanıyor . Son güncel örnek işadamı Reima Kuisla oldu. Saatte 80 km hız sınırına sahip yolda 103 km yaparken yakalanan Kuisla’ya tam 54 bin euro  ceza kesildi! Yine de şanslı çünkü 50 km limite sahip yolda 75km hız yaptığı için Nokia’nın eski Başkan Yardımcısı Anssi Vanjoki 116 bin euro  ceza ödemişti.
  • Anketleri sosyal çağa uyarlayan Poltio, sora sora Türkiye’nin ilişki haritasını çıkarmış. Birkaçına göz atalım.

Türkiye İlişki Haritası

Picture 1 of 4

  • (Olan için) sünnet en travmatik anlara ve anılara ev sahipliği eder. Hakkındaki tartışmalar hala sürüyor. Dinen farz mıdır (yoksa adı üstünde ‘sünnet‘ midir), sağlıklı mıdır, gerekli midir… ABD’de ciddi bir sünnet karşıtı cephe var ve güncel bir tartışma vesilesiyle sesleri giderek yükseliyor. Konuyla ilgili (Türkçe) farklı bakış açılarını merak edenler için bir kitap tavsiyesi yapayım: Oldu da bitti maşallah / Kaan Göktaş (Elektronik sürümü: #DirenPipi). Sorgulayıp araştırmak ne kadar zahmetli ve tehlikeliyse, sorgulamadan kabullenmek o kadar kolay ve ’emniyetli’.

Chase-Hironimus-Anti-Circumcision-Movement-Memes-Comp12515250398

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 11

Ne demiş eskiler; “İstanbul’a kar düşmeden, memlekete kış gelmez“. Meşhur rutubetle birleşince kılıca benzeyen rüzgarıyla soğuk mu soğuk bir İstanbul haftasında, 5 – 11 Ocak 2015 tarihleri arasında sizinle paylaşmaya değer bulduğum gelişmeler şöyle sıralanıyor:

 Genel Yaşam

  • Bu haftaya damgasını vuran olay şüphesiz Fransa’nın başkenti Paris’teki Charlie Hebdo’ya yönelik terör saldırısıydı.  Guardian gazetesi bu olayı çok güzel bir arayüzle derledi. Bakmanızı tavsiye ederim. Bu olayda benim için en şaşırtıcı detay teröristlerin saldırıyı yaparken yanlış adrese gidip iki inşaatçıyla karşılaşması, onlardan doğru adresi alması (ve onları da öldürmesi) oldu. Bu çok garip değil mi? Böyle bir eylem keşif çalışması yapmadan nasıl gerçekleştirilmiş olabilir? Terör tarihinde bir ilk olarak değerlendirilebilir. Öte yandan olay o kadar korku yarattı ki haber siteleri konuyla ilgili görsellerinde dergiyi sansürlediler. Bu terör eyleminin hedefine fazlasıyla ulaştığı anlamına gelir.
  • Olayın ardından #JeSuisCharlie etiketiyle gerçekleşen Twitter paylaşımları aşağıdaki gibi gerçekleşti.

  • Bu mesaj daha beklenmedik yerlerde de karışmıza çıktı.
  • Çizerler ise çizginin intikamını yine çizgiyle aldılar.
  • Facebook’un Kurucusu Mark Zuckerberg ise bu olayın ardından “Birileri farklı sesleri susturmak istiyor, Facebook’ta böyle bir şeyin olmasına asla müsade etmeyeceğim” şeklinde görüşünü dile getirdi. Zuckerberg için Facebook’a para vermeden takipçilerinize ulaşmaya çalışmayın da gerisi kolay. Birileri de bir gün o tavrı ‘ses kısma’ olarak algılar mı dersiniz?
  • Fransa’nın gölgesinde kaldı ama Nijerya’da da İslamcı Terör Örgütü Boko Haram aynı gün 2 bin kişi öldürdü. 2 değil, 2 yüz değil; 2 BİN!
  • Back to the Future, We are the World, Pictionary, NES, Microsoft Windows… Ne mi bunlar? Bu yıl 30 yaşına basan 30 şeyden birkaçı.
  • Selfie çubuklarıyla o güzel cemalimizi çektik, paylaştık. Peki o güzelim kalçalarımızı nasıl çekeceğiz? Elbette ‘belfie’ çubuğuyla!

Continue Reading →

Bu yazıya 30 yorum yapıldı.

Daha iyi bir klavye arayışında öğrendiklerim

Hayatımın önemli bir kısmı klavye başında geçiyor. Gazete yazılarım, konferans ya da televizyon programı metinlerim, epostalar, sosyal medya mesaisi, blog yazıları ve derlediğim notlar; hepsi plastik tuşlar marifetiyle bir yerlere kaydediliyor. Bu ilişki öyle bir seviyeye ulaştı ki artık elime kalem aldığımda nasıl tutacağımı bilemiyorum. El yazım da kendimin bile okumakta zorlandığı derecede kötüleşti. Bunun sebebinin klavye hızında yazma telaşı olduğunu öğrendim. Elektronik ortamda her harfi saniyenin bilmem kaçında bir zamanda yazabiliyoruz. Ancak kalem-kağıt buna kıyasla eziyetten öte bir şey değil. En başta yavaş ve rahatsız. Yakın gelecekte el yazısı-klavye ilişkisinin plak-MP3 rekabetindeki saflara benzeyeceğine eminim.

F klavye diye bir şeyle tanışmak

Gazeteciliğe adım attığım 1995 yılında F (Ef değil; Fe) klavye diye bir şeyle karşılaştım. Hayatımda gördüğüm en saçma şeylerden biriydi. Üstelik çaylak ayağına bütün pis işleri bana yaptırdıklarından günümün neredeyse tamamı zamana karşı yarışarak o hiçbir şey bilmediğim klavyede bir şeyler yazmayla geçiyordu.

Sonraları alıştım. Öyle ki klavyeye bile bakmadan 10 parmak yazabilir hale geldim. Evdeki Q klavyemi de değiştirdim. O zamandan beri F klavye kullanıyorum (iyidir-kötüdür tartışmasına burada girmeyeceğim; çok ayrı bir konu). Elbette artık neredeyse hiçbir cihaz F klavyeye sahip değil. Bu yüzden her sahip olduğum yeni cihazda ilk iş olarak sistem ayarlarına girip klavye düzenini F’ye çeviriyorum. Tuşlar Q düzeninde kalıyor ama zaten klavyeye bakmadığım için dert değil. Bilmeden başına oturanlar her bastığı tuştan başka bir karakter çıkınca afallıyor ama…

Bilgisayarda tercihim Apple’dan yana. Tasarımlarının özeni açısından tartışılacak bir tarafı sanıyorum yok. Özellikle klavyede. Steve Jobs’un 2006 yılında Macbook serisini çıkaracağı zaman komple transfer ettiği Sony Vaio ekibi ayrık, yüksek ve büyük tuşlu düzenle yeni bir endüstri standardını oluşturdu. Hatta çoğu kullanıcı bunun aslen bir Vaio tasarımı olduğunu unuttu bile.

Dizüstü bilgisayarım Macbook Air’de klavye adına yapabilecek bir şeyim yok; kendi (gayet memnun olduğum) klavyesini kullanıyorum. Ama iPad, iMac ve iPhone ve Android telefonlarımda birçok farklı klavye deneme fırsatım oldu. iMac’in kendi bluetooth destekli alüminyum klavyesi de kendi kulvarında bir sanat eseri sayılır (bir Tactus denemeden emin olamayacağım!). Ama 2 hafta önce bu fikrim biraz değişti. Buna birazdan geleceğiz.

Sanal klavye – fiziki klavye

Klavye uğruna en çok harcama yaptığım ürün iPad. Şarj ömrünün uzunluğu sebebiyle genellikle dışarı çıkarken yanıma dizüstü bilgisayar yerine iPad’imi alıyorum. Yazı ağırlıklı bir kullanımda fiziki klavye olmadan olmuyor. İşin garibi seneler sonra iOS ile desteklenen sanal F klavyesi hala hatalı dizilime sahip! Özetle, fiziki klavye şart…

Bu uğurdaki makul klavye arayışında epey zaman ve param gitti diyebilirim.

Geçen ay webde yeni bir iPad klavyesi için tarama yaparken karşıma Logitech’in güneş enerjili bir ürünü çıktı. Güneş enerji kısmı önemli çünkü benim gibi sürekli eli klavye-fare başında biri için şarj kablosu taşımak, biten pilleri değiştirmek, doldurmak bir süre sonra can sıkıcı bir ritüele dönüşüyor.

Logitech’in K760 kodlu klavyesi en azından bu derdi ortadan kaldırıyor gibi görünüyordu.

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

Optimus Tactus ve klavye sanatı

Art Lebedev Stüdyosu yıllardır ibret ve hevesle takip ettiğim bir tasarım ofisi. Moskova’daki keyifli ortamlarından istikrarlı bir şekilde dünyanın ağzının sularını akıtan şeyler yaratıyorlar.

Bunlardan birisi de Optimus klavye. Çıkış mantığı benim de zamanında hep düşündüğüm bir şeydi. (şaka gibi ama ‘şerefsizim aklıma geldiydi’). Ama benim çıkış noktam OLED’li klavye değil Alman kökenli Das Keyboard idi. Das Keyboard’un mantığı tuşlarının üstünde hiçbir işaret olmaması (129 dolar).

Continue Reading →

Bu yazıya 5 yorum yapıldı.