Tag Archives | nokia

Haftanın Özeti: 40

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Şaka-maka özetlerin kırkı çıktı! Daha da güzel şeyler gelecek; az sabır :)

Her deniz / havuz döneminde aklıma geldikçe hatırlatmaya çalışıyorum: suda boğulmak filmlerde gördüğümüz gibi gerçekleşmiyor. Nasıl bir şey olduğunu bilmeyen birisi yanıbaşında boğulan birini bile fark edemeyebilir.

Boğulan birinin elini kolunu havaya kaldırıp yardım isteyeceğini sanıyoruz ama asla öyle olmuyor. Çünkü vücut öncelikle nefes almaya programlı. Boğulma riskinde bağırmak, yardım istemek yerine sürekli derin nefesler almaya çalışıyor. Ayaklar da içgüdüsel olarak yere değip zıplamaya çalışıyor (değmiyorsa iyice batıyor).

Şimdi aşağıdaki havuz videosuna izleyin. Bakalım boğulmakta olan kişiyi seçebilecek misiniz?

(Lütfen bu tip bilgileri kendi mecralarınızda paylaşarak etrafınızı bilinçlendirin)

Genel Gündem

  • 2 yıl önce radardan kaybolan ve bir daha izine ulaşılamayan MH370 sefer sayılı Malezya Havayolları’na ait Boeing 777’ye yönelik araştırmalar sürüyor. Bu hafta Hint Okyanusu üstündeki bir adada ortaya çıkan kanat parçasının bu uçağa ait olabileceği iddia edildi. Havacılık tarihinin en büyük gizemlerinden biri haline gelen MH370 hakkında teorilerin de sonu gelmiyor.
  • Garip ötesi haberlerden biri: Çin’de dünyanın dört bir yanından topladığı eski iPhone’ların anakartlarını kendi ürettiği sahte dış kapaklara yerleştirerek yeni iPhone gibi satan fabrika  kapatıldı. 20 milyon dolar değerinde 41 bin sahte iPhone üreten ve yüzlerce kişinin çalıştığı fabrikada ayrıca 1 milyon adetten fazla sahte aksesuar üretildiği tespit edildi. Henüz satılmamış bin 400 sahte telefona el kondu. Üretilen telefonların büyük bölümünün yabancı ülkelere satıldığı ortaya çıktı.

HTB1NfRiGXXXXXcBaXXXq6xXFXXXc

  • Bu tip cihazların Türkiye’de de bir pazarı olduğunu unutmayalım. 3 sene önce 500 euroya iPhone 4S alan turistin videosu bir internet efsanesi olarak hala akıllardadır ;)

  • Birçok belgesel ve doğal yaşam araştırmasına konu olmasından dolayı sadece yaşadığı Zimbabve’de değil; dünyanın en popüler aslanı kabul edilen Cecil, ABD’li bir avcı tarafından öldürüldü. Aslen Diş Hekimi olan Walt Palmer adlı avcı yerel bir avcıdan aldığı destekle önce Cecil’i koruma altında olduğu doğal parktan dışarı sürdü ardından okuyla vurarak öldürdü. Aslan avlama izni için 55 bin dolar ödeyen Palmer savunmasında vurduğu aslanın şöhretinden habersiz olduğunu, yanındaki yerel avcılarından da kendisini bilgilendirmediğini belirtti.

walterpalmer2

  • Sosyal medyanın da etkisiyle bu olayın ardından ortaya çıkan küresel protesto eylemlerine ilginç bir yaklaşım Cecil’in anavatanı Zimbabve’den geldi. “Elektriğimiz yok, suyumuz yok, işimiz yok, paramız yok; bunları dert etmediniz de Cecil mi sizi üzdü?” diyorlar. Üstünde biraz düşünmek gerek.

  • Suriye parçalanıyor, terörle sarsılıyor, iç savaş ülkeyi kanser gibi kemiriyor. Ama bir yandan da -aynen zamanında Irak’ta olduğu gibi- ülkenin tarihi mirası yağmalanıyor. Buzzfeed’in Türkiye temsilcisi Mike Giglio‘nun kaleminden Hatay’dan yola çıkıp Türkiye’de simsarların ellerinde Avrupa ve ABD başta olmak üzere zengin koleksiyonerlerin eline geçen bir hazine rotasının uzun ve ilginç öyküsünü okudum. Keşke burnumuzun dibinde yaşanan bu olayları bu derinlikte Türk gazetecilerin elinden okuyabilsek.

longform-original-31289-1438169736-3

  • Hollanda AIDS ile Mücadele Vakfı (birkaç yıl önce yine başarılı bir sosyal medya kampanyasının eksenini oluşturan) #FirstWorldProblems kampanyası başlattı. Türkçeye ‘Birinci Dünya Dertleri’ olarak çevirebileceğimiz ‘First World Problems’ konfor ve refah içinde yaşayanların (tuvalette ) ıvır-zıvır dertleri için kullanılan bir klişe. Hollanda’daki kampanya geliri AIDS Vakfı’na aktarılacak bir dizi ürünü kapsıyor. Üstelik bu ürünler fiziki bir dükkanda da satılıyor. Her biri gayet zekice ve yaratıcı.

24_Make_my_Ex_Jealous_pot_groot

Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım

  • Michigan Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada tekinsiz olarak nitelendirelen bölgelerdeki en önemli etkenin ses olduğu ortaya çıktı. Paris’te bir otoparkta yürütülen deneyde kuş cıvıltıları gibi huzur verici ortam seslerinin verildiği zamanlarda tedirginlik ve korkunun azaldığı gözlemlendi.
  • MIT Üniversitesi mide asidinden etkilenmeyen ve belirlenen dozu ince bağırsakta çözülecek şekilde serbest bırakan bir polimer jel üretti. Kullanım onayı aldığında uzun dönemli (hatta bazen ömür boyu) ve bazen günde birkaç kere ilaç kullanmak zorunda kalanlar ilaçlarını bir kere yutacak ve geri kalan vücut içinde ‘halledilecek’.

MIT-Gastric-Devices-1_0

  • Kahve içmeden kendine gelemeyenler için ‘yeni nesil enfiye’: Eagle Energy. Kafeinli buharlı çubuğun her birinden 500 nefes çekebiliyorsunuz. Sitesindeki iddiaya göre 10 nefeste kendinize geliyorsunuz. Şekersiz, kalorisiz. 10’lu paketi 75 dolar.

  • Almanya, Japonya ve ABD’den (askeri kurumları da kapsayan) bir bilim grubu bir molekül ve birkaç atomdan ibaret transistör üretmeyi başardı.

Yeni nesil transistörün yapısı bu şekilde. Yeni bir çağın habercisi olabilir.

Yeni nesil transistörün yapısı bu şekilde. Yeni bir çağın habercisi olabilir.

  • Brown Üniversitesi’nden bir grup dünyanın ısıya en dayanıklı materyalini keşfetti. Hafniyum, nitrojen ve karbondan oluşan alaşım doğru miktar ve oranda birleşince dünyanın çekirdeğindeki ısıya dahi dayanabiliyor. Materyalin teoride 4 bin 400 kelvin sıcaklığa; başka bir deyişle 4 bin 126 celcius’a kadar dirençli.
  • Dünyanın en yoğun obez nüfuslarından birine sahip ABD aynı zamanda bu konuda en fazla araştırma yapan merkezlere de evsahipliği yapıyor. Bu hafta yayınlanan bir araştırma sonuçlarına göre Cory Berkland yönetimindeki bir çalışma grubu vücudun yediğimiz şeylerden yağ emilimini engelleyen bir ilaç geliştirmeyi başardı. Hayata geçtiğinde dünyanın en çok satan ilacı olacağına şüphe var mı?

obezite

  • Smart Vision şirketinin geliştirdiği iPhone ile entegre çalışan SVOne kodlu tanı cihazı göz muayenelerinde yeni bir sayfa açıyor.

  • Geçen haftaki özette adı geçen Nokia imzalı sanal gerçeklik cihazı OZO adıyla bu hafta tanıtıldı. 360 derece kayıt yapabilen kameralardan oluşan aksesuar sanal gerçeklik gözlük veya kasklarıyla içinde dolaşabileceğiniz evrenleri kaydetmek için hizmet verecek. Yılın son çeyreğinde satışa sunulacak cihazın fiyatı henüz belli değil.

  • Deniz tutması, uçak tutması, otomobil tutması… Azımsanmayacak kadar çok kişinin çektiği bu ‘tutma’ türleri göz ve kulağımızın anlaşmazlığından çıkıyor. Kulağımızın içinde hareket algılayıcı ve dengeleyici işlev gören bölüm ile gözümüzün görerek algıladığı hareket birbirini tutmayınca genellikle bulantıyla sonuçlanan bu tutma hadisesi meydana geliyor (yani örneğin bir gemideyken gözümüz sabit bir yere baktığı için hareketsiz olduğumuzu söylerken kulağımız “hayır; ağır ağır dalgalanıyoruz” diye itiraz ediyor). Stanford Üniversitesi tarafından geliştirilen ACM Siggraph sayesinde bu iki organın arası bulunuyor. Bir sanal gerçeklik mucizesi daha. İzleyelim.

  • Çok umut bağlanan ilk sürümde hayal kırıklığı yaşayan (ve yaşatan) akıllı gözlük Google Glass’ın yeni sürümü hafızalarımızı kaydedecek. Firmanın son patentlerinden biri bunun ipuçlarını veriyor.
  • Geçen hafta bireysel kullanıma has insansız hava araçlarının silahlandırılmış bir örneğini paylaşmıştım. Bu hafta konuyla bağlantılı ilginç bir gelişme oldu. Yapay zekaya yönelik ‘endişeli modern’ tavırlarıyla bilinen Bilimci Stephen Hawking ve Girişimci Elon Musk’ın da aralarında bulunduğu 1.000 (bin) uzmandan oluşan bir grup otonom (kendi kendine işleyebilen / özerk) silahlara yönelik çalışmaların yasaklanmasını talep eden bir bildiri yayınladı. Gerekçe olarak bu tip silahların kısa sürede silah tüccarları üstünden terör gruplarının eline geçme ihtimali gösteriliyor.
  • Yukarıdaki tip konulara meraklıysanız Future of Life haberlerine göz atmanızı tavsiye ederim.
  • İnsansız hava araçları üstüne bir dağıtım sistemi kurmayı hedefleyen Amazon geçen yıl bir örnek video paylaşarak ağzımıza bir parmak bal çalmıştı. Kanada’da sessiz sedasız denemelerini sürdüren şirket bir yandan da bu araçların uçacağı alan ve hava katmanlarını düzenlettirmeye çalışıyor.

drone-zone

  • Samsung’un bu hafta tanıttığı SE370 kodlu monitörü altına koyduğunuz telefonları kablosuz şarj edebiliyor. Elbette bunun için kablosuz şarj olabilen bir telefon (ya da kılıf) sahibi olmanız gerekiyor.

  • Öte yandan mobil işlemcilerde adını sıkça duyduğumuz Qualcomm, metal gövdeli telefonlarda da kablosuz şarj olabilmeyi mümkün kılan WiPower adlı teknolojisini tanıttı.

  • Google tarafından geliştirilen Android işletim sistemindeki 6 kritik güvenlik açığının bu sistemi kullanan mevcut telefonların yüzde 95’ini saldırıya açık bıraktığı ortaya çıktı. Gelmiş geçmiş en büyük Android açığı olarak kabul edilen bu durumu Joshua Drake adlı güvenlik uzmanı Nisan ayında keşfederek rapor etmiş Google da cihaz üreticilerine yamaları yollayarak dağıtmalarını istemişti. Ancak stagefright adı verilen bu açık hala birçok cihazda aynen duruyor. Senaryoyu tetiklemek için karşı taraftan gelen MMS’i açmak yeterli oluyor.

stagefright

  • Daha korkutucu bir güvenlik açığıyla devam edelim. Yukarıdaki konunun dile getirildiği Black Hat konferansında ortaya çıkan bir başka hack, keskin nişancıları engelleyebiliyor; daha da kötüsü hedeflerini saptırabiliyor. Keskin nişancıların hedef kalibrasyonunda kullanılan kablosuz internet kullanan 13 bin dolarlık TP750 tüfeği bu açığın kuluçka merkezi oluyor. Çalışma mantığını izleyelim.

  • Güneş altında bronzlaşıp arkadaşlarını çatlatma peşinde olanlara bir uygulama tavsiyesiyle devam edelim. Bulunduğunuz yerdeki morötesi (ultraviyole) ışınları; başka bir deyişle radyasyon oranını size söylöyor. Böylece cilt kanseri gibi belalardan uzak kalmanızı sağlıyor.

uv-app

  • 18 ışık yılı uzaklıktaki Lyra takımyıldızında kuzey ışıklarına benzer bir aydınlanma kaydedildi. Bu göklerde ilk defa gözlemlenen bir olay.

150730111115_aurora_549x549_c_nocredit

  • Japonya’da bulunan Osaka Üniversitesi Lazer Mühendisliği‘nden bir grup 2 petawatt (başka bir deyişle dünyanın toplam enerji tüketiminin BİN katı) gücünde bir lazer ışınını üretti. Evrenin oluşumuna dair teoriler için kullanılacak ışın özel bir camdan üretilen 100 metrelik ‘namludan’ çıkıyor. Aklıma ister istemez o meşhur Star Wars sekansı geldi.

  • Klasik müzik dinleyen tavukların yumurtaları bir hoş oluyor da insanların neyi eksik? İşte Ritmo bu sorunun cevabını arıyor. Hamilelere özel kemerli hoparlör seti rahimdeki bebeğe annenin seçtiği müzikleri dinletiyor (bari rahimde rahat bırakın bebekleri!).

ruvo-ritmo-sound-system

  • Google Translate artık -Türkçe de dahil- 27 dile ait tabela ve işaretleri çevirebiliyor.

  • GFK, ‘Globalde ve Türkiye’de Akıllı Telefon Trendleri’ başlıklı raporunu yayınladı. Buna göre 5 inç ve üstü ekranlada artış var, 4G’ye hazır cihazlar iki katına çıkmış. Dünyada alt segment akıllı telefonların pazar payı artarken Türkiye’de orta segment büyüyor.

gfk-rapor

  • ABD Başkanı Barack Obama rekabetçiliği koruyabilme adına 2025 yılına kadar dünyanın en güçlü süperbilgisayarının ülkesinde bulunması için bir girişim başlattı. İki hafta önceki özetten hatırlayanlar olacaktır; süperbilgisayarlar liginde liderlik Çin’de bulunuyor.
  • Bittiği için çöpü boylayan pillerimiz acaba gerçekten bitmiş oluyor mu? Batteriser öyle almadığı iddiasında. Bu küçük metal parçası pil ömrünüzü 8 katına çıkarmayı vaat ediyor . Çalışma prensibi cihazlarınızın bitti sandığı pillerin içinde kalan yüzde 20’lik kapasiteyi sonuna kadar harcatabilmek. İzleyin.

  • Apple Watch Türkiye’de satışa sunuldu. Ben bu satırları yazarken fiyatları 2 bin ile 34 bin lira arasında değişiyordu (bir saate verecek 2 bin liranız varsa lüks bir analog saat hem kullanım hem yatırım açısından çok daha akıllıca olur bence).

apple-watch-fiyatlari

İnternet / Girişimler

  • Google+’ın suyu sahiden ısınıyor gibi. Bu hafta Google blogunda kendi ürünlerini kullanmak için Google+ profiline sahip olma zorunluluğunu kaldırdığını açıkladı. Fotoğraf hizmetinin de ayrıldığını düşünürsek… Google bundan sonra sosyalleşme adına ne yaparsa yapsın kullanmamak için yeterli bir gerekçe olabilir.
  • Twitter ile entegre canlı video yayın platformu Periscope beklendiği gibi yavaş yavaş erotik / striptiz şovlar ve kötü espriler yapan komiklere kendini teslim etmeye başladı. Ancak kimileri ümidini hala koruyor. Bunlardan biri de New York’ta video prodüksiyon konusunda çalışmalar yapan Jon Jacques. Kendisi bu platforma o kadar inanmış ki işini bırakarak sadece Periscope yayınları yapmaya kendini adamış. Para nereden mi geliyor? Bağışlardan elbette.
  • Bu arada Twitter’ın gelirleri yüzde 61 artışla geçen seneki 312 milyon dolar seviyesinden 502 milyon dolara çıktı. Buna rağmen hala kara geçebilmiş değil. Dahası kullanıcı artışı epey yavaşlamış durumda. Gözünü para bürümüş yatırımcılar yeni kurban arayışında!
  • Facebook ise adeta inadına gelirini tavana vurdurdu. 2015’in ilk 3 ayındaki gelir yüzde 14 artarak 4 milyar 42 milyon dolar olarak açıklandı. Sadece mobilden kullanan üye sayısı 655 milyon. Facebook bu çeyrek ortalamasında üye başına 2,76 dolar kazanmış.

Zuck-Makes-it-Rain-1024x733

  • Instagram 2017 yılında 2,81 milyar dolara ulaşacak reklam geliriyle Google ve Twitter’ı geride bırakacak diyorlar.
  • Beme adlı iOS uygulaması yeni bir sosyal ağ olarak şansını deniyor. Üstelik oldukça farklı bir yaklaşımla. Dijital mecralarda sosyalleşmek için sürekli minik ekranlara bakmak zorunda kalıyoruz. Beme ise telefonumuza hiç bakmadan, bir şey değiştirip düzeltme telaşına kapılmadan paylaşmamızı sağlıyor. Üstelik her paylaşımı sadece bir kere görebiliyorsunuz. Geliştiricisi ayrıntıları özetliyor. Kesinlikle ilginç ancak paylaşmaktan çok etkileşim toplamak derdinde olan mevcut kuşak için kabulu zor gibi.

  • Facebook’un geçen yıldan bu yana üstünde çalıştığı ‘havadan internet dağıtma’ projesinde bir kilometre taşı daha atlandı. Bu uğurda çalışan Connectivity Lab takımı, yeryüzüne internet ‘saçacak’ yüksek irtifada uçan, uzun ömürlü ve Boeing 737’nin kanat uzunluğuna sahip yeni Aquila adlı aracı tanıttı. Lazer ile iletişim kuracak araç bu sayede saniyede onlarca gigabit veri aktarımı yapabilecek.

aquila_line-jpeg

Facebook’un internet kuryesi ABD Hava Kuvvetleri’nin hayalet uçak serisini andırıyor.

  • iOS 9 ile birlikte gelecek reklam engelleme fonksiyonu mobil reklamcılığın köküne kibrit suyu mu dökecek? Birçok kişinin öncelikli internete bağlanma aracı mobil cihazlar haline gelmişken önemli bir soru. Uzun bir gerekçeli cevabı ise burada (özet: mobil reklam sektörü için kötü haberler var). Bir benzerine bakarak bizi nasıl bir şeyin beklediğini görelim.

  • Impossible Burger (İmkansız Burger) ABD’de adından giderek daha fazla söz ettiren bir hamburger zinciri. Özelliği hiç et içermemesi; tamamen sebzelerden oluşması. Bunu o kadar iyi başarıyor ki köfte kısmının etten mamul olmadığını bakarak ya da tadarak anlamak kolay değil. Peki bu şirketin bu kategori altında ne işi var? Çünkü Google onları 300 milyon dolara satın almak istedi ancak şirket daha fazla istediği için anlaşma sağlanamadı. Aşağıda 300 milyon değerindeki sebzeli cheeseburger’i görmektesiniz.

impossible_nocow_lead_mirror_lead

  • Dijital tasarımcılar için 26 tipografi tavsiyesi (gazete mizanpaj günlerimi hatırlattı).
  • E-ticaret sitesi Amazon, listelediği yüz binlerce ürünün yanısıra daha rafine bir özet ve sunumla ürünleri listelediği -ve dış katılıma açık- Launchpad sitesini yayına aldı (ama benim gönlüm yine de Canopy‘den yana).
  • Sensör ve ölçüm cihazları geliştiren Aclima şirketi Google’ın Street View hizmeti için görüntüleme yapan araçlarına yerleştireceği cihazlarıyla havanın kalitesini de ölçecek. Böylece Google Street View kullanarak bir bölgeyi incelerken oradaki havanın kalitesini de görebileceksiniz. Sık ve yaygın ölçümlerle gayet faydalı olabilecek bir işbirliği.

  • Yazılımın ne kadar dönüştürücü bir güce dönüştüğüne yönelik bir ispat daha: sadece yazılımcılara hizmet sunan kod platformu GitHub 250 milyon dolar daha yatırım aldı. Bu sayede toplam değeri de 2 milyar dolara çıkmış oldu.
  • Recontact İstanbul: İstanbul’un güvenlik kameralarının kadrajından bir iOS oyunu.

screen520x924

Tasarım / İnovasyon

  • Tasarımcı Stefan Asafti tarafından başlatılan Brandversation adlı bir yeni akım var. Markaların reklamlarını en büyük rakibinin slogan ve logolarıyla oluşturuyor. Güzel fikir.

48ef6b5dee118b5111dabcf2a3d1b941

  • Çin 2030 yılına kadar enerjisinin yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan üretmeyi hedefliyor. Ülke bu kapsamda 2 bin 550 hektar alana kuracağı güneş enerji panelleriyle 1 milyon haneye elektrik üretecek. Proje tamamlandığından dünyanın en büyük güneş enerji kurulumu olacak.
  • Eski yıllarda optik ilüzyonla hareketli görsellik yaratmak için kullanılan desenleri bir plak, kamera işlevi gören bir telefon ve bilgisayar uygulamasıyla ‘seslendirmek’. Phenakistoscope projesinin amacı bu. Sonuçlarını izleyelim (bana Enis Batur’un NTV Radyo programlarını hatırlattı nedense).

  • 35. hafta özetinde ilk tanıtım videosuna yer verdiğim otomotiv üreticisi Lexus imzalı Hoverboard’un ikinci tanıtım filmi de bu hafta yayınlandı. 5 Ağustos’ta aramızda olacağı iddia ediliyor. Merakla bekliyorum.

  • Uçakla seyahatin nimet kadar külfeti de çoktur (bir kısmını ayrıca yazmıştım). Airhook adlı aksesuar kabin içindeki bambaşka bir ortak derde odaklanıyor. Tat vermeyen (varsa elbette) uçak içi eğlence sistemi elimizin altındaki tabletle yarışacak düzeyde asla olamaz. Ama uçuş boyunca elde tablet tutma işkencesini de ancak çeken bilir. İşte Airhook sizi bu dertten kurtarıyor. Üstelik sadece 22 dolara!

  • 192 milyona yakın nüfusa sahip Pakistan’ın her şehri 500 bin evsiz insana ev sahipliği yapıyor (toplamda milyonlarca insandan söz ediyoruz). Yatak üreticisi MoltyFoam‘un sokak reklamları gündüz yatakları tanıtırken akşamları evsizler için yatak işlevi sunuyor. Uygulamalı reklam diye buna denir.

  • Sttutgart Üniversitesi’nden bir öğrenci elektrikli araçlarla en yüksek hızlanma performansa ulaştı. 0-100 km/s arasını sadece 1,77 saniyede aşabiliyor.

  • Yaz lastiği, kış lastiği, arazi lastiği, hız lastiği, yağmur lastiği… Performans ve emniyet tutkunu tekerlekli araç sahipleri için işler kolay değil. Ancak lastik üreticisi Kumho’nun bu hafta ödül kazanan konsepti Maxpio yolun durumuna göre kendini otomatik olarak ayarlayan pratik bir yapıya sahip.

91cee763a6ac0b8b9976d6a3c54f5fbe22179ca6-t710

  • HNF Heisenberg’in XF1 kodlu yeni modeli 8 bin 345 euro etikete sahip (vergiyle, KDV ile Türkiye karşılığını varın siz hesap edin). Tasarımının ötesinde BMW ve BOSCH ile ortak geliştirilen teknolojisiyle de dikkat çekiyor. Zincirinden amortisörüne, tamburundan elektrik destekli motoruna apayrı bir kategori.

Heisenberg XF

  • Haybeye pedal çeviren bisikletçilere işlev kazandıran bir cihazla tanışın: Spinetics. Siz pedal çevirin, o telefonunuzu şarj etsin. Modern dinamo!

Spinetics+-+Product+Shots0042_compressed

  • Almanya’nın Münih şehri bisikletler için otoyol inşa etmeye hazırlanıyor.

alternative-pendler

  • Bisiklet kültürü önemli. Ama kültürün bir bölümü de bisiklet kullanmayanları kapsıyor. Onlara ayrılan yollara saygı göstermek gibi. Ve bazı bisiklet tutkunları buna saygı göstermeyenleri affetmemek konusunda kararlı.

  • Dünyanın en akıllı motosikleti olma iddiasındaki Gogoro satışa sunuldu. Özellikleri harika ama bir de tasarımı güzel olsaymış tadından yenmezmiş.

  • E-kitap okuyucularda kullanılan e-mürekkep (e-ink) teknolojisi parlak ışıkta dahi parlamaması, düşük enerji tüketimi ve yüksek çözünürlüğüyle okunabilirliği gibi özellikleriyle benzersiz. Artık trafik levhalarında da kullanılacak. İlk örnek Avustralya’dan.

sydney_epaper_traffic_sign_header9

  • Yeni Zelanda’daki birkaç yakıt istasyonunda biradan üretilmiş benzin satışına başlandı. DB Export birasının üretimini sırasında oluşan artıklardan üretilen Brewtroleum adı verilen biyoyakıt çok daha az sera gazı üretiyor. İşte buna içilir ;)

  • Camilla Hempleman tarafından tasarlanan turist haritası hava durumuna göre şehrin hangi taraflarının gezilmesinin daha uygun olduğunu gösteriyor. Kesinlikle #iyifikir.

final-colour_800

  • 2020 Tokyo Olimpiyatları’na pek bir şey kalmadı. Spor tesis inşaatları tam gaz sürerken bir yandan da kurumsal kimlik çalışmaları devam ediyor. Japonya’da ‘Bay Tasarım’ olarak anılan Kenjiro Sano‘nun elinden çıkan logosunun hikayesine bakalım.

  • Hollanda’da tasarlanan Fervent isimli kilime yakından bakıldığında spiral şeklinde kıvrılmış bir hortumdan ibaret olduğu fark ediliyor. Çünkü o kilimin ana hedefi astım hastaları. Halılarda biriken toz ve organizmaları sürekli filtre ederek astım hastalarını koruyor.

fervent-carpet

  • Filipinli 3 mucit sadece tuzlu suyla çalışan bir fener icat etti. Altındaki hazneye 1 bardak deniz suyu koyduğunuzda 8 saatlik ışık yayıyor. Kesinlikle heyecanlandırıcı bir keşif.

salt-1

  • Adidas, tarihinin en kötü ve kokoş tasarımlı 18 ayakkabılık serisini Mi Star Wars adıyla tanıttı.

adidas-Originals-x-Star-Wars-mi-ZX-FLUX-3

  • Kağıdı katlayarak yapılan sanata origami, keserek yapılanaysa kirigami deniyor. Cornell Üniversitesi Bilimcileri aynı tekniği kullanarak 10 micron (insan saçının yedide biri kalınlığında) ölçeğindeki grafen yapraklarla dünyanın en küçük mekanik makinalarını üretti.

  • Reklamlarda sıkça tekrarlanıyor ama bir kere de ben hatırlatayım: eğer uyanmakta zorluk çekiyorsanız sorun yatağınızda olabilir. Bir de şunu deneyin derim.

Sinema / TV / Kültür / Sanat

  • ABD’nin New York şehrinde yer alan The Museum of Modern Art (MoMA / Modern Sanat Müzesi) 1929’da kuruldu. Şu an 150 yıl geriden bugüne toplam 200 bin sanat eseri barındırıyor. Fiziken ziyaret edemeyenler için web sitesinde dahi 10 bin sanatçıya ait 60 bin eser sergiliyor (bir de Google versiyonu var). Müzenin son girişimi envanterine ait veri setini GitHub’da herkesin kullanımına açmak oldu. Ne yapacağınız size kalmış. Başkalarının neler yaptığına ileride bakarız.

003_moma_theredlist

  • Plak satışları -göreceli olarak- artıyor. Peki bu nereye kadar sürecek? Çok farklı yaklaşımlar var. İlginç yaklaşımlardan biri talebe yetişecek kadar yüksek kapasiteli plak üretim tesisinin olmaması.

tumblr_static_vinyl-record-player

  • Mevcut plaklar sizi kesmiyorsa Vinilify sitesinden 50 euro karşılığı kapağıyla, şarkısıyla kendi plağınızı da bastırmak mümkün.
  • Yeni sanat adına hayli garip bir olayla devam edelim: ABD’li rapçi Chief Keef, hakkındaki arama kararı yüzünden Hammond Müzik Festivali’nin yapıldığı eyalete giremiyordu. Bu engele rağmen hayranlarıyla sahnede buluşmak için teknolojiden destek almaya karar verdi. Yöntem olarak (Tupac Shakur konseriyle popülerleşen) hologram tekniğiyle uzaktaki performansını festival sahnesine yansıtmaya karar verdi. Ancak polis bunu da yasadışı kabul ederek konseri engelledi. Teknolojiyle gelen yeni dönem tartışmalardan biri daha.

b42ddd84-5215-43b8-a61f-a5ab2d366bb5-2060x1236

  • Takip ettiğiniz şarkıcı ya da müzik gruplarını takip edebileceğiniz, yeni şarkı, klip, konser gibi gelişmelerinden anında haberdar olabileceğiniz bir sosyal ağ: RecordBird.
  • ‘Arap Baharı değil; ortadoğunun gerçek devrimi diskoda’ diyor Dan Cole. Türkiye’den girip Suriye’den çıkan Selda Bağcanlı, Mos Defli uzun fakat güzel bir makale.

  • Foofighters’ın şehirlerinde bir konser vermesini isteyen İtalya’nın Cesena şehrinden 1.000 (bin) kişi grubun Learn to Fly şarkısını çalıp söylemeyi öğrenerek müzik tarihine geçecek bir etkinliğe imza attı.

  • RTÜK’ün araştırmasına göre Türkiye nüfusunun yüzde 92,3’ü klasik müzik dinlemiyor. Sebebi artizlerin ‘bazara’ inmemesi olabilir. Ya da…

  • Dijitale fazlaca bulandığımız bu dönemde unuttuğumuz bir kavram: el sanatları. Neyse ki karşılaştığımız her an gözlerimizi yuvalarından oynatmayı başarıyor. Aşağıdaki videoyu izlerken büyük bir sürprize hazırlanın derim.

Bu derlemeden arkadaşlarınızı haberdar etmek için aşağıda yer alan sosyal medya paylaşım düğmelerini kullanabilirsiniz. Blogdaki yeni yazılardan anında haberdar olmak için yine aşağıda yer alan forma e-posta adresinizi girmeniz yeterli.

Fikir ve katkılarınızı yorumlarda bekleyeceğim.

Hepinize sağlıklı, mutlu ve bereketli bir hafta dilerim.

Bu yazıya 31 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 39

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Tatilim internetin her şeyden daha az olduğu ortamlarda sürüyor. Ekranlardan, sosyal medyadan ve gündemden alabildiğine uzak geçen her gün beni biraz daha huzur ve enerjiyle dolduruyor. Hele ülkeden birkaç kulaç uzaklaşınca –en umulmadık yerde dahi– keyif, coşku daha da bir katlanıyor.

İstanbul’daki balkonsuz evimizin ukdelerinden dolayı yazlığımızın balkon ve bahçesi ana yaşam alanım. Geçen gün verandada döke- saça yenen öğle yemeklerimizden birinde Ali ve Zeynep nazlanınca tabaklarından bir pirinç tanesini yere attım ve seyretmelerini istedim. Göz açıp kapayıncaya kadar yüzlerce karınca bizimkilerin burun kıvırdığı pirincin başına üşüşüp yuvalarına taşımak için ibretlik bir çabaya girdi. Bu kıssadan hissenin bize hediyesi ise işlerini bitirene dek -ki bu saatler sürdü- üstlerine basmadan eve girip-çıkabilmek için türlü çeşit akrobasi yapmak oldu.

Biz karıncaları ezmeden evimizde hareket etmeye çalışırken birileri, bir sebeple 32 insanı patlatarak havaya savurdu. Çok daha fazlasını da ruhen ve bedenen yaralı bıraktı. O bedenler tek parça halinde yaşamaya devam etseydi belki ileride birimizin derdine derman olacak ya da bu ülkenin kaderini değiştireceklerdi. Belki de hepsi çok fena insanlardı. Hiçbirinin önemi yok artık. Çünkü öğrenme şansımız kalmadı. O planı yapanların böyle merakları da yoktu zaten.

32 insan ‘canları pahasına‘ kendileriyle hiç alakası olmayan bir senaryonun aracı oldular.

Bu vesileyle böyle kalleşçe bir yöntemle, vahşice hayatını kaybedenlere dahi -nasıl oluyorsa- üzülmeyi beceremeyenlerle karşılaştık (bir kere daha). Tarafçılık kimilerini insanlığından mahrum bırakmış. Bunun yükü hepsinden ağır.

Bu yüzden bu haftaki özet (en azından benim için) biraz daha anlamlı. Kendine böyle düzen ve yöntemleri reva görenlerin; yaptıkları, destekledikleriyle günün sonunda aslen kimin ekmeğine yağ sürdüğünden habersizlerin devranında dünyanın geri kalanında neler olup bitmiş bir bakalım.

Üzülelim mi yoksa bir yerlerde umudun her şeye rağmen varlığını sürdürüyor oluşuna sevinelim mi siz karar verin.

Genel Gündem

  • Hemen her fırsatta dile getirdiğim, konuştuğum, yazdığım bir konu: dünyada tahminlerin ötesinde fazla kilolu; hatta obez insan var ve sayıları artmaya devam edecek. ‘İdeal kilo’ modern zaman fantezisinden öte bir şey değil. Fakat doğada üstüne bir şeyler giyinmek zorunda olan tek canlı türü olan biz insanlara yönelik kılık-kıyafet tasarlayan markalar sanki bundan haberdar değil gibi. Dar kesimler, küçük bedenden ibaret seriler… Neyse ki işler yavaş yavaş değişiyor. Çünkü paranın kokusu tatlı geliyor (kilolu ve şık olmak isteyenlerin pazarı sadece ABD’de dahi 9 milyar dolarmış mesela).

kilolu-giyim

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 37

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Bu ve önümüzdeki hafta paylaşacağım özetleri ‘tatil özetleri’ olarak okumanızı rica edeceğim. Benim için epey yorucu geçen bir dönemin ardından biraz kafa dinleme haline geçmiş bulunuyorum. Bulunduğum yerde internet bağlantısı nimetten sayılıyor. Dolayısıyla ben de gündemi ‘gözümün ucuyla’ takip ediyorum.

Pili tüketmeden en kısa sürede şarjımı doldurup 10 kaplan gücünde yeniden sahalarda olacağım! (Hafta özetleriyle ilgili çok güzel gelişmelerin elinin kulağında olduğunu da çıtlatmış olayım. Artarak devam eden ilginize ÇOK teşekkür ederim).

Genel Gündem

  • Okul hayatının vazgeçilmez klişelerinden biri de “bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak?” sorusudur. Quora’da ‘1 dakikada öğrenilecek ve hayat boyu faydalı olacak bilgiler‘ başlığını görünce aklıma geldi. Cevaplarda akla gelen-gelmeyen birçok konuda güzel cevaplar var. At fava!
  • Yukardakini seven şunu da sevdi: Bir şeyler öğrenebileceğiniz 37 site.
  • Görülmedik bir ekonomik krizle boğuşan Yunanistan’da halk ‘endişe alışverişi’ne başladı. Büyük ekran televizyonlar, Apple bilgisayarlar, Playstation oyun konsolları gibi ilginç bir kategoriye belirgin bir yönelim var. Sorulduğunda gerekçe olarak “alabilirken alalım, ilerde alamayacağız” şeklinde cevaplar alınmış.

Greek_flag_by_Stathis-800x500_c

  • Yine Yunanistan kriziyle ilgili ilginç bir girişim de haftalık özetlerde istisnasız her hafta bir örneğini paylaştığım kitle fonlama alanında yaşandı. Londra’dan Thom Feeney tarafından başlatılan kampanya Yunanistan’ın borcunu ödemek için bir bağış topladı. Açıklamasına göre 1 milyar 600 milyon euroluk borç her Avrupalı 3 euro verse kapanabilecekti. Bunun olmayacağını belliydi ama toplanan bağış 2 milyon euroya yaklaştı. Hiç de yabana atılır türden değil (kampanyaya katılanlara sunulanlar da ilginç: Başbakan’a kartpostal, Yunan salatası, uzo, şarap, yemek sepeti ve 2 kişilik Yunanistan tatili).

Continue Reading →

Bu yazıya 16 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 34

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Türkiye Cumhuriyeti siyaset tarihinin en önemli siyasi oyuncularından Süleyman Demirel böbrek, kalp ve solunum yetmezliği sebebiyle tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında hayata gözlerini yumdu. Demirel bugünün gençlerinin mutlaka tanıması gereken bir figürdü. Sağcılara cinayet işliyor demedi (binaenaleyh) dünü dün; bugünü bugün saydı ve her sorunun çözüm anahtarını hediye etti. Unutulmaz tespiti sizin de kulağınıza küpe olsun: meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz (hoşluk olsun diye bir videosunu ekleyeyim derken aklıma geldi. Bu ülke eskiden böylesi yabani değildi. Siyasetçisi de futbol taraftarı da rakibiyle yan yana gelir, uygarca üstüne düşen rolü yerine getirirdi. Değişmeyenler de yok değil; dertler bitmiyor, konular değişmiyor! İzleyin, görün).

  • Asker uğurlama kadar garip bir diğer huyumuz da gerdek öncesi damat sopalamak. Kocaeli’ndeki bir düğünün 10 kişilik uğurlama heyeti gerdek öncesi olaya kendini öyle bir kaptırdı ki damat yediği dayaktan ötürü baygın halde hastaneye kaldırıldı.

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 26

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Kendi adıma hasret kaldığım, dinlendirici bir hafta oldu. Ne yazık ki elime geçen zaman kredimi bloga bir şeyler yazmak yerine kitap ve makale okumaya harcadım. Önümüzdeki döneme dair kendimce planlar yaptım. 2016’ya dair ilk hedefimi ‘daha fazla hayır diyebilmek’ olarak belirledim.

Haftayı böyle hoşluklarla kapatıyordum ki Cuma akşamı amcamı kaybettik (böylece haftalardır her özette neden kanser tedavisiyle ilgili gelişmelere odaklandığım da anlaşılmıştır sanıyorum). Dolayısıyla haftasonuna dair güncel konularda boşluklar olabilir. Acı haberi aldıktan sonra elim bir şeyler yazmaya varmadı.

Taksiratı affola.

Genel Gündem

  • Fantastik bir Türkiye haberiyle başlayalım.

  • Nazi dönemi SS Muhafızı Oskar Groening 93 yaşında mahkemede hakim karşısına çıktı. Suçu Macaristan’dan getirilen 400 binden fazla Yahudinin 300 bininin toplama kamplarında ölümüne alet olmak. Groening 21 yaşındayken görev aldığı kampta toplu ölümlere şahitlik ettiğini kabul etmekle birlikte bu süreçte doğrudan bir rolünün olmadığını iddia ediyor.Onun görevi kampa getirilenlerin para ve mallarını kayda geçirmek. Af dilediği duruşmada suçlu bulunursa 3 ile 15 yıl arası hapis yatması bekleniyor.

_82452368_026848265-1

  • Sony Pictures’ın başındaki isim Amy Pascal, şirketin hack edilmesi sonucu başlayan olaylar zinciri sonunda günah keçisi rolünün hakkını verdi ve işinden oldu. Sızan on binlerce belge arasında yer alan Pascal’a ait e-posta mesajları büyük sorun yaratmıştı.

Continue Reading →

Bu yazıya 13 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 23

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Kendi adıma -yine- bol seyahatli ve koşturmacalı bir haftaydı. Toplantıların neredeyse hepsini hayatımdan çalınan anlar olarak kodluyorum zihnime. Bu yüzden kalan zamanı daha faydalı işlerle doldurmaya çalışıyorum.

Örneğin bu hafta Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya bölümü öğrencilerine ders verdim (bir uçuş tarife değişikliği yüzünden Bilgi Üniversitesi’ndeki kendi dersimi veremedim). Türk Hepatopankreatobilier Kongresi’nde (YANLIŞ OKUDUN!) cerrahlara ve Çimentaş’ın yıllık toplantısında yöneticilerine (3 gün içinde 2 defa Antalya’ya uçarak) birer konuşma yaptım.

Uçuşlar ve otel transferleri sırasında David Hegarty’nin Yaratıcılık ve Douglas Coupland’ın Life After God (Tanrıdan Sonra Hayat) kitaplarını okudum. Bir sürü sektörel rapor erittim. Paralel olarak (tesadüfen keşfettiğim) Netflix dizisi Bloodline‘a başlayıp bitirdim (sıkıcı başladı ama güzel bitti). Youtube’da The Secrets of Sugar (Şekerin Sırları) adlı harika bir belgesele denk geldim. Mart ayından kalan dergilerini bitirdim (dergilerden kesip kırptığım şeyler için de bir blog dizisi mi başlatsam diyorum).

Belki de en güzeli hafta boyu birçok yeni, ilginç insanla tanıştım, bir sürü öykü dinledim, notlar aldım.

Yapamadığım tek şey bloga yeni bir yazı yazmaktı. Salı günümü nispeten boş bırakıp bu ‘işe’ ayırmıştım ama o meşhur ulusal elektrik kesintisi herkesinki gibi benim de planlarımı alt-üst etti.

Ve arada kalan zamanlarda okuduğum yüzlerce, binlerce haberden tadı damağımda kalanları sizin için derlemeyi de ihmal etmedim elbette!

Genel Gündem

  • Haftanın en önemli gelişmelerinden (gelişme tanımı biraz ironik olsa da) Türkiye çapındaki gizemli elektrik kesintisiydi. Saat 10:30 civarında başlayan ve Enerjisini İran’dan alan Van hariç 45 şehirde  yarım gün süren kesinti etkisiyle elektrik, su, doğalgaz ve metro, tramvay gibi elektrikli ulaşım hizmetleri de durdu. Resmi açıklamalarda dahi olayın sebebi hala anlaşılamadı (teori bol). Bu olay sırasında Campaign dergisinin ‘What’s Next in Digital’ başlıklı arama toplantısı ironik görüntülere sahne oldu.

#whatsnextindigital #roundtable elektrik kesintisinden sonra :) @campaigntr

A photo posted by Omer Erdem (@omerdem) on

  • İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Mehmet Karaca kampüse yapılması planlanan cami için “talep gelirse sinagog da yaparız” demişti. Bunun üzerine bir kampanya başlatan İTÜ öğrencileri budist tapınağı  için 18 binden fazla imza topladı. Al sana zamanın ruhu.
  • Bu hafta 53 bin devlet okulunun sadece yüzde 34’ünde kitaplık varken Kütüphaneler Haftası’nı kutladık. Rakamlar pek iç açıcı değil. Yapılan ankette bazı öğrenciler “internet varken kütüphaneye ihtiyaç yok” demiş. Her şeyin internette var olduğunu düşünmek yeni çağın en yaygın cehaleti (keşke her şey internette olsaydı elbette). Böyle düşünenler için de münasip bir TED sunumunu araya sıkıştırmak isterim.

  • MHP Milletvekili Ruhsar Sarıer’in soru önergesine cevaben Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Türkiye’de 8 milyon 179 bin kişinin  depresyon ilacı kullandığını açıkladı.

depres

Continue Reading →

Bu yazıya 34 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 21

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Bu hafta dünyanın en büyük motosiklet koleksiyonlarından biri düzenlenen müzayedeyle satıldı. E.J. Cole adlı bir tutkunun 50 yıl boyunca oluşturduğu bu inanılmaz koleksiyon 1900’lü yıllardan bugüne bütün Amerikan markalarına ait en seçme makineleri kapsıyordu. Aralarında 1 milyon dolardan açık arttırmaya çıkan 1907 model Harley Davidson da vardı. Benim favorim 1930 model Indian 402 oldu.

  • Güney Afrika’da yaşayan Georgina Harwood bu hafta 100 yaşına girdi. Siz yüzüncü yaşgününüzde ne yapmayı planlıyorsunuz bilmiyorum ama kendisi doğumgününü torunuyla beraber en umulmadık  şekilde kutladı. Şampanyasını yudumlarkenki sükunetine de ayrıca hasta oldum :)

  • Konferans tutkunlarının hac farizesi TED’in 2015 ayağı bu hafta gerçekleştirildi. 8.500 dolardan başlayan bilet parasını verenler yerinde izledi. Biz veremeyenler ise internetten takip ediyoruz. Konuşmacı listesinde adını okuduğumda en şaşırdığım ve içeriğini merakla beklediğim isim meşhur skandalın kahramanı Monica Lewinsky olmuştu (ABD Başkanlığı döneminde Bill Clinton Beyaz Saray’da stajyer olarak çalışan Lewinsky ile aşk yaşamış, Oval Ofis’te cinsel ilişkiye girmiş ve olay ortaya çıkınca kamera karşısında inkar etmiş, fakat deliller ortaya çıkınca itiraf etmek ve özür dilemek zorunda kalmıştı. Siyaset tarihinin tartışmasız en büyük skandallarından biriydi). Lewinsky TED konuşmasında internetin erken dönemlerinde yaşanan bu olay sürecindeki çaresizliğini ve göğüslemek zorunda kaldığı baskı ve şiddeti anlattı (Monica Lewinsky bu olayı bugün; yani sosyal medya çağında yaşamadığı için dua etmeli).

Toplumsal aşağılama bir ürüne , utanç ise endüstriye dönüşmüş. Para birimi de tıklamalar.

  • Pek de kısa sayılmayacak bir süre yaşama fırsatı bulduğum Japonya’da türlü çeşit garipliklerle karşılaşmıştım. Ama yüksek kiralar yüzünden internet kafelerde yaşayanlar kesinlikle örneğine rastladığım bir şey değildi (Türkiye’de de bu tip kişiler var fakat onlar daha çok ‘bağımlı’ kategorisinde. Bir örneğiyle epey garip ve komik anılarımı başka bir vesileyle paylaşırım). Buyrun insanlık dışı -stresli- çalışma şartlarından usanarak tam zamanlı işini bırakan Japonların alternatif yaşamları:

  • Belgeseller hoşunuza gidiyorsa alın size bir cennet.
  • Finlandiya, vatandaşlarına kestiği cezalarda adil olabilmek adına bedelleri kişilerin gelir düzeyine göre belirliyor. Az kazanana az, çok kazanana çok ceza kesiyor. Böylece herkesin canı eşit oranda yanıyor . Son güncel örnek işadamı Reima Kuisla oldu. Saatte 80 km hız sınırına sahip yolda 103 km yaparken yakalanan Kuisla’ya tam 54 bin euro  ceza kesildi! Yine de şanslı çünkü 50 km limite sahip yolda 75km hız yaptığı için Nokia’nın eski Başkan Yardımcısı Anssi Vanjoki 116 bin euro  ceza ödemişti.
  • Anketleri sosyal çağa uyarlayan Poltio, sora sora Türkiye’nin ilişki haritasını çıkarmış. Birkaçına göz atalım.

Türkiye İlişki Haritası

Picture 1 of 4

  • (Olan için) sünnet en travmatik anlara ve anılara ev sahipliği eder. Hakkındaki tartışmalar hala sürüyor. Dinen farz mıdır (yoksa adı üstünde ‘sünnet‘ midir), sağlıklı mıdır, gerekli midir… ABD’de ciddi bir sünnet karşıtı cephe var ve güncel bir tartışma vesilesiyle sesleri giderek yükseliyor. Konuyla ilgili (Türkçe) farklı bakış açılarını merak edenler için bir kitap tavsiyesi yapayım: Oldu da bitti maşallah / Kaan Göktaş (Elektronik sürümü: #DirenPipi). Sorgulayıp araştırmak ne kadar zahmetli ve tehlikeliyse, sorgulamadan kabullenmek o kadar kolay ve ’emniyetli’.

Chase-Hironimus-Anti-Circumcision-Movement-Memes-Comp12515250398

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

Gerçeği sanal ile buluşturmak

İnternetin Türkiye’de geniş kitlelerle buluşmasında iki önemli kilometre taşı var: üniversite sınav sonuçlarının ve askerlik duyurularının webde yayımlanması. Bu iki olay yüz binlerin acil olarak ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşmasını benzeri görülmemiş bir şekilde kolaylaştırmış ve işin şeklini sonsuza kadar değiştirmişti (öncesinde gazeteler ÖSYM sonuçlarını içeren ‘sınav gazetesi’ adlı bir ek dağıtarak epey tiraj alırdı örneğin).

İnternet kafelere dahi ciro patlaması yaşatan o dönemden bugüne elbette pek çok şey değişti. Artık aldığımız binlerce hizmet yüzünden elektronik ağ ömürde, senede bir değil; neredeyse her an kullandığımız (bazen de kullanmak zorunda kaldığımız) bir ortama dönüştü.

İki şehrin hikayesi

Şimdi yeni bir döneme giriyoruz. Ne zaman fiziki dünyaya ne zaman dijital dünyaya odaklanacağımızın karıştığı; dolayısıyla bu ikisinin birbiri içinde eridiği bir dönem. Phigital, physibles gibi yeni terimler de bunu işaret ediyor: dijital ve fiziki dünya birleşiyor (bunun transhümanizme kadar yolu var ama ondan başka zaman bahsederiz).

Bu konuda kafa yoranların başında bilim-kurgu edebiyatı ve filmleri yer alıyor. En bilinen örneklerinden biriyse 1984 yılında vizyona giren Terminator’ün gözünden görünen dünyaydı.

Continue Reading →

Bu yazıya 13 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 11

Ne demiş eskiler; “İstanbul’a kar düşmeden, memlekete kış gelmez“. Meşhur rutubetle birleşince kılıca benzeyen rüzgarıyla soğuk mu soğuk bir İstanbul haftasında, 5 – 11 Ocak 2015 tarihleri arasında sizinle paylaşmaya değer bulduğum gelişmeler şöyle sıralanıyor:

 Genel Yaşam

  • Bu haftaya damgasını vuran olay şüphesiz Fransa’nın başkenti Paris’teki Charlie Hebdo’ya yönelik terör saldırısıydı.  Guardian gazetesi bu olayı çok güzel bir arayüzle derledi. Bakmanızı tavsiye ederim. Bu olayda benim için en şaşırtıcı detay teröristlerin saldırıyı yaparken yanlış adrese gidip iki inşaatçıyla karşılaşması, onlardan doğru adresi alması (ve onları da öldürmesi) oldu. Bu çok garip değil mi? Böyle bir eylem keşif çalışması yapmadan nasıl gerçekleştirilmiş olabilir? Terör tarihinde bir ilk olarak değerlendirilebilir. Öte yandan olay o kadar korku yarattı ki haber siteleri konuyla ilgili görsellerinde dergiyi sansürlediler. Bu terör eyleminin hedefine fazlasıyla ulaştığı anlamına gelir.
  • Olayın ardından #JeSuisCharlie etiketiyle gerçekleşen Twitter paylaşımları aşağıdaki gibi gerçekleşti.

  • Bu mesaj daha beklenmedik yerlerde de karışmıza çıktı.
  • Çizerler ise çizginin intikamını yine çizgiyle aldılar.
  • Facebook’un Kurucusu Mark Zuckerberg ise bu olayın ardından “Birileri farklı sesleri susturmak istiyor, Facebook’ta böyle bir şeyin olmasına asla müsade etmeyeceğim” şeklinde görüşünü dile getirdi. Zuckerberg için Facebook’a para vermeden takipçilerinize ulaşmaya çalışmayın da gerisi kolay. Birileri de bir gün o tavrı ‘ses kısma’ olarak algılar mı dersiniz?
  • Fransa’nın gölgesinde kaldı ama Nijerya’da da İslamcı Terör Örgütü Boko Haram aynı gün 2 bin kişi öldürdü. 2 değil, 2 yüz değil; 2 BİN!
  • Back to the Future, We are the World, Pictionary, NES, Microsoft Windows… Ne mi bunlar? Bu yıl 30 yaşına basan 30 şeyden birkaçı.
  • Selfie çubuklarıyla o güzel cemalimizi çektik, paylaştık. Peki o güzelim kalçalarımızı nasıl çekeceğiz? Elbette ‘belfie’ çubuğuyla!

Continue Reading →

Bu yazıya 30 yorum yapıldı.

Tatmin etmeyen gerçeğin ötesindekiler

Hayatın bize sunduğu çıplak gerçeklikle ilgili bir uyuşmazlığımız var. Gerçeği kendimize göre kurgulamak istiyoruz. Bir yere kadar anlamlı. Benim daha çok Dan Ariely sayesinde tanıdığım ‘davranışsal ekonomi’ kavramının babası Daniel Kahneman bunu (mutlaka izlemeniz gereken muhteşem bir sunumla) ‘deneyimlenen benlik’ ve ‘yaşanılan benlik’ olarak özetliyor.

Yaşadığımız şeylere yönelik algımızı sürecin tamamı değil, içindeki kesitler ve farklar oluşturuyor. Yine Kahneman’dan bir örnekle gidersek; örneğin bir haftalık tatil -eğer aynı şeyleri tekrar ederseniz- iki hafta olduğunda iki katı keyif vermiyor. Tatili unutulmaz ve keyif veren bir serüvene çeviren şey içinde denk geldiğimiz sürprizler.

Screen Shot 2014-12-15 at 21.13.08

Bir başka teori yaş ve zaman ile ilgili. Yaşlandıkça günlerin daha çabuk geçiyor olmasının sebebi de aynı kökenden. Küçükken hemen her gün yeni bir şeyler karşılaşıyorsunuz. Her şey bir keşfe, karşılaşmaya dönüşüyor ve her gün dolu dolu geçiyor. Yaşlandıkça günler birbirini tekrar eden şeylere dönüşüp sıradanlaşıyor. Dolayısıyla bir önceki günün bugünden farkı kalmıyor; zaman su gibi akıp gidiyor.

Bu ‘yeniyle karşılaşma’ konusunu hafife almayın sakın. Hayatında ilk defa yağmur ile karşılaşan çocuğu düşünün mesela. Sizin için sıradan; hatta bazen can sıkıcı bir doğa olayının ondaki izi tek kelimeyle ibret verici.

Continue Reading →

Bu yazıya 13 yorum yapıldı.