Akreple kurbağanın öyküsü

Yüzemeyen bir hayvan olduğunun farkında olan akrep, bir gün nehrin öte yanına geçmek zorunda kalır. Ne yapacağını düşünürken kıyıda pinekleyen kurbağayı görür.

Akrebin kendisine yanaştırığını fark eden kurbağa korkudan suya atlayıp uzaklaşmaya başlar. Akrep yalvaran bir ses tonuyla sorar:

“Kurbağa kardeş; karşıya geçmem gerek. Beni sırtında taşır mısın?”

Kurbağa büyüyen gözleriyle cevap verir.

“Daha neler? Beni sokup öldürürsün!”

“Olur mu?” der akrep. “O zaman ben de suya batar, boğulur, ölürüm”.

Kurbağa biraz düşünür ve akrebe hak verir. Kıyıya çıkar, onu sırtına alır ve karşı yakaya doğru yüzmeye başlar. Yolun yarısında ensesinde bir sızı hisseder. Vücudu hızla soğumaktadır. Kolları, ayakları hissizleşir. Beraber dibini boylayacakları suya batarken son nefesinde sorar:

“Hani sokmayacaktın akrep kardeş?”

Akrep mahsun, mahçup, çaresiz cevap verir:

“Ne yaparsın kurbağa kardeş; ben akrebim, huyum bu.”

Akreple kurbağanın öyküsü” için 12 yorum

  1. Hintli bir adam suya düşmüş bir kurbağa görür, kurtarayım derken kurbağının kostüm giymiş akrep olduğunu anlar. “Yok artık” der, akrep de “Ehehe he” der, hintli adam zıplayarak oradan uzaklaşır, ta ki sevgi faresi Jamal’a rast gelene kadar..

  2. Bu kıssadan hisseyi nice abilerimizden sonra en son bir ay önce evime gelip giden dallamalarla ilgili yakınmalarım üzerine komşum anlatmıştı. Kurbağanın riski bile bile bu işe kalkışması işgüzarlığının göstergesi. İyiki kurbağa beynine sahip değiliz, iyiki herdaim melaike değiliz.

Bir Cevap Yazın