Haftanın Özeti: 19

[nextpage title=”Genel Gündem” ]2 haftadır özetleri konu başlıklarına göre sayfalara bölmek için pek çok yöntem ve araç denedim. En makul ve kullanışlı olanı şu anki gibime geliyor. Herkesi memnun etmek elbette mümkün değil. Ama daha iyi (bütün platformlarda çalışan ve mevcutta olmayan bir fayda sağlayan) her tavsiyeyi (yani WordPress eklentisini) denemeye varım.

Özetler konusundaki eleştirel yorumlarda değişen pek bir şey yok. Kimi uzun, kimi kısa diye dert yanıyor. Kimi tek parça olsun istiyor, kimi sayfalı. Açıkçası -darılmazsanız- bunları ‘kapris’ olarak okuyorum.

Çocukken okuyacak bir şeyler bulmak için sokağımızdaki bütün apartmanları tek tek gezip; kitap, dergi, gazete atmışlar mı diye kapılara baktığımı hatırlıyorum.

Okumak, öğrenmek biraz çile istiyor.

Genel Gündem

  • Instagram’ın zengin çocuklarını tanımıştık. Peki ya zengin köpeklerini? Onları da ihmal etmeyin.
  • Rusya’da Vladimir Putin’in en güçlü rakibi olarak gösterilen muhalif lider Boris Nemstov’un öldürülmesiyle ilgili komplo teorileri bitmiyor.
  • 1984 yılında İngiltere’de ortaya çıkan ve içinde ülkenin en önemli politikacılarının da bulunduğu bir pedofil (sübyancı) çetenin tecavüz ve işkence ettiği onca çocuğa rağmen bizzat ‘Demir Leydi’ lakaplı İngiltere Başbakanı Margret Thatcher tarafından örtbas edildiği ortaya çıktı. Dosya 30 yıl sonra yeniden açıldı.

1425688641409.cached

  • Bir İngiltere haberi de arşivlerden gelsin. 1960’larda bir Avustralyalı sporcu İngiltere’den ülkesine dönecek parayı bulamayınca daha ucuz bir yöntemi denemeye karar vermiş: Kendini tahta bir kutuya kapatıp ülkesine kargoyla göndermek!
  • Duranord Veillard ve eşi Jeanne Veillard’ı tanıyor musunuz? New York’ta yaşıyorlar. Gündeme gelme sebebiyse yaşları. Onlar yaşayan en yaşlı çift. Duranord 108, karısı Jeanne 105 yaşında! Bu hafta 82. evlilik yıldönümlerini kutladılar. Nice yıllara!

  • Pitbull cinsinin medar-ı iftiharı Hulk isimli köpek henüz 17 aylık ve 78 kilo! Evlerden ırak…

  • Sansarın biri ağaçkakanı avlamak için tepesine çullanır. Korkuyla kaçmaya (uçmaya) başlayan ağaçkakan sırtında sansarın kaldığını epey sonra fark eder. Sonuçta ikisi de hayatta kalır. Bizim bu olaydan haberdar olmamız ise vahşi doğa fotoğrafçısı Martin Le-May’in bu sıradışı olayı tesadüfen kaydetmesiyle olur.

  • Bu garip karenin devamında -tahmin edileceği gibi- herkes kendi yorumunu ortaya koydu. Favorim aşağıdaki.

https://twitter.com/someecards/status/572810234097369088/

  • Forbes dergisi geleneksel ‘Dünyanın en Zenginleri‘ listesini yayımladı (dolar milyarderi sayısı 2 bin kişiye yaklaşıyor!). Liderlik hala Microsoft’un Kurucusu Bill Gates’te. Bense esas adı-sanı duyulmayan, anılmayan ‘gerçek zenginlerin’ listesini merak ediyorum (Rockefeller, Rothschild aile üyeleri gibi).
  • 48 ülkede gerçekleştirilen bir araştırmaya göre 1950’den bu yana IQ’muz 20 puan yükselmiş. Bunda iş ve yaşamın zekaya daha bağlı hale gelmesinin payına dikkat çekiliyor. Flynn Etkisi denen bu teoriyi bizzat teorisyeni James Flynn’in ağzından dinlemek isterseniz buyrun.

[/nextpage]

[nextpage title=”Bilim / Teknoloji” ]

Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım

  • TEDxLimassol konferansında konuşan Doktor Sergio Canavero 2 sene içinde kafa nakli yapılabileceğini iddia etti. Omurilik hasarı yüzünden tamamen felçliler için mucize kabilinden bir haber. Yine d üzerine biraz düşünmenizi isterim. Bedeni, ortaya çıkacak ‘yeni’ insanı, hayatı… Meraklısı için (8 dakikalık) sunumu aşağıda.

  • Evladınız eminim gözünüze muhteşem görünüyordur. Her anne-baba için öyle. Fakat biraz daha muhteşem olmasını istemez miydiniz? Çocuklarınızı daha doğmadan genetik olarak programlama konusunda birçok grup çalışma halinde. İddialarına göre 10 ile 20 sene içinde genetik mühendislikle ‘yaratılmış’ ilk insanlar doğacak. Kulağa korkutucu gelse de (yazıdaki ankette göreceğiniz gibi) buna karşı çıkanlar sağlığın şart koştuğu durumlarda bunu makul karşılıyor. Elbette çocuğunuzun ciddi bir hastalıkla doğmasını istemezdiniz. Peki hangi hastalığına razı olurdunuz? Hiç hasta olmasa, kusursuz daha güzel değil mi? Geleceğin ebeveynlerini ÇOK zor seçimler bekliyor.
  • Devletin (yerli , yabancı, istihbarat, emniyet, vs) cep telefonunuzu dinlediğinden endişe ediyorsanız -ve Android platformundaysanız- ücretsiz ve açık kaynaklı RedPhone uygulaması ile karşılıklı kriptolu görüşme yapabiliyorsunuz. iPhone kullanıcıları için muadili Signal. Gayet sağlam referansları var.
  • İnternet takibi üstüne şu ana kadar okuduğum en anlaşılır ve dolu makale.
  • İstihbarat örgütlerinin takibinden kurtulabilmek için güvenli cep telefon ve tablet platformu yaratma konusunda Finlandiyalı şirketler de işbirliğinde.
  • Bu haftaya yansıyan çok ilginç bir gelişme de eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın eşi ve Barack Obama Başkanlığında Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Hillary Clinton ile ilgiliydi. İddiaya göre Hillary Clinton 2009-2013 yılları arasında devleti ilgilendiren konular hakkında kişisel e-posta sistemini kullanarak yazıştı. Hakkında soruşturma başlatılınca Twitter’dan duyurduğu çağrıyla bütün mesajlarının açılmasını ve isteyen herkes tarafından incelenmesini talep etti.

  • Almanya’nın önemli dergilerinden Der Spiegel’in geçen haftaki kapağı Silikon Vadisi’nin dünyaya hükmetmeye çalıştığını iddia ediyordu. Komplo teorilerinin vazgeçilmez ortak maddesi ‘Tek Dünya Devleti’ teknoloji ile mi kurulacak dersiniz? Güzel bir özetine göz gezdirelim (yorumlara da mutlaka bakın derim).

spiegel

  • Bu tartışmaya paralel bir yeni kavram ise ‘dijital oligarşi‘. Verilerimiz kimin elinde? Ne yapıyorlar? Ne kadarına razıyız? Sorgulama, seviyelendirme ya da reddetme hakkımız var mı? Buyrun sohbete!
  • Fujitsu video kayıtlarında yüzü piksellenen kişileri dahi ayırd edip takip edebilen bir teknoloji geliştirdiğini açıkladı.
  • İran Google ile işbirliğine hazır.
  • İngiltere insansız hava aracı (drone) sahiplerinin araçlarını devlete kaydettirme zorunluluğu getiriyor.
  • Fransa’nın Başkenti Paris’te izinsiz drone uçuşları yasaklandı. Polis göklerde sürek avında.
  • BBC’nin haberine göre Avrupa Birliği kapsamında dronelar için yeni bir hukuki düzenleme üstünde çalışılıyor. Droneların yeni kullanım alanları heyecan yaratıyor ama nefret edeni de az değil. ABD’de düşürülen her drone için ödül koyanlar bile var. Bir de Johnny Dronehunter var. Mahremiyetin Koruyucusu 🙂

  • ABD federal güvenlik teşkilatı FBI, Silk Road baskınıyla ele geçirdiği (ve ne olacağı çok tartışılan) 50 bin Bitcoin‘i satışa çıkardı! (bu satırları yazarken tutarın karşılığı 36 milyon Türk Lirası ediyordu).
  • 3GSM Congress adıyla başlayan mobil dünyanın en büyük etkinliği birkaç yıldır Mobile World Congress (MWC) adıyla kapılarını açıyor. Birkaç konuşmama denk geldiği için meslek hayatımda ilk defa bu yıl gidemedim. Gördüğüm en güzel web derlemelerinden biri Digital Trends sitesinden geldi (en iddialı lansmanlar HTC One M9 ve Samsung Galaxy S6 Edge oldu).
  • ZTE’nin yeni telefonu Grand S3 şifre / PIN kullanmıyor. Çünkü sahibini gözünden tanıyor.

  • MWC kapsamında ortaya çıkan LG’nin akıllı saati Urbane‘den geçen hafta söz etmiştim. Şıklık konusunda gayet iddialı bu modele bir rakip de -beklenmedik bir yerden- Huawei’den geldi. Tasarımı gerçekten çok hoşuma gitti. Klasik analog saat kadranı kesinlikle iyi tercih.

  • Akıllı saatler her yeni teknolojik cihaz gibi kendine has düzenlemeleri de beraberinde getirecek. İlk hareket Londra Üniversitesi’nden geldi. ‘Akıllı olma ihtimalinden dolayı’ artık sınavlara saatle girmek yasak.
  • Apple’ın akıllı saatler konusundaki derdiyse hiç ilgisi olmayanlara Apple Watch’u nasıl satacağı.
  • Benzer bir endişeden heves alan UnaliWear imzalı Kanega kodlu saat ise yaşlıları hedefliyor. Yaşlılara özel düşünülmüş işlevleri (eve dönmek için GPS destekli yönlendirme, acil durumlarda çağrı merkezi desteği, ilaç içmek için hatırlatıcılar, vs) gerçekten hayranlık uyandırıcı. Diğer akıllı saatlere de uyarlanmasında fayda olacak yeniliğiyse sadece sahibine görünen ekranı. Amaç etraftaki meraklı ve kötü niyetli gözlere karşı mahremiyeti korumak.

52a526bff31491a03e08f7e50e30a671_large

  • Apple Watch’un en büyük sıkıntılarından biri de su geçiren yapısı. Bunu kendine dert eden aksesuar üreticisi Lunatik, Epik kodlu bir kılıfla bu sorunu çözmeyi hedefliyor.

EPIK_Newsletter_wKickStarterBadge_2

  • Peki bir Apple Watch sahibi olsaydınız hangi uygulamaları kullanabilecektiniz, biliyor musunuz?
  • 100 dolardan ucuza satılacak Noodoe kendisini Anti-Apple Watch olarak tanımlıyor. Ucuz, basit, özelleştirilebilir… Güzel ayrıntılarından biri parmaklarınıza ihtiyaç duymadan bilek hareketlerinizle işlemesi.

  • Akıllı saatler yarışında saat ile anılan İsviçreli markalar da durmuyor elbette. Şahsen tutkunu olduğum markalardan Mondaine iddialı bir girişe hazırlanıyor: Helvetica!

helvetica

  • Mobil uygulama dünyasına geliştirici olarak adım atmak isteyenlere İstanbul merkezli 5 haftalık bir (ücretli) atölye.
  • İnternette altını çizecek şeyler için ilginç bir çözüm: Pithli.
  • Bang&Olufsen markasına aşina mısınız ya da bir ürününe sahip misiniz bilmiyorum. Benim yıllardır hayalim ama bir türlü o kadar paraya kıyamadım herhangi bir ürün için. B&O ürünlerinin ortak özelliği kusursuz işçiliği, yüksek teknolojisi ve ÇOK uzun süre kullanılmak üzere üretilmesi. Son maddesi bu çağın tüketicisine biraz aykırı gelebilir. Son ürünlerden biri BeoPlay H8 adlı kulaklık. Deri ve alüminyumdan mamul, Bluetooth 4.0 ile kablosuz yapı ve Parrot Zik‘teki gibi dokunmatik yan yüzeyinden parmakla kontrol. Allah sahibine bağışlasın.

  • Bir aksilik olmazsa Türkiye’de Mayıs ayında 4G (LTE) ihalesi yapılacak. Hizmetin yıl sonunda hayata geçmesi bekleniyor.
  • Sıkça aklıma gelen bir soru: Apple’ın Kurucusu Steve Jobs’un ilham kaynağı olan insanlar kimlerdi? Nedense Quora’ya sormak aklıma gelmemişti. Birinin gelmiş. Gelen cevaplar arasında Mohandas Gandhi, Henry Ford, Thomas Edison, Edwin Land, Akio Morita, Andy Grove, Paul Jobs, John Warnock ve Alan Kay gibi isimler sıralanıyor (Alan Kay benim listemde de var).
  • Apple 13 inçlik iPad’i Eylül’e erteledi.
  • Hayata geçmek için ihtiyaç duyduğu 200 bin doların çok üstünde fon toplayan Beam, mobil cihazınızı dilediğiniz yüzeye yansıtan bir mini projeksiyon cihazı.

  • 5 cihaza tek şarj: Flexcharger.
  • Malum artık Twitter içeriği Google indeksine girdi ve arama sonuçlarında yer alıyor. Bunun ne kadar verimli olduğu ve ne ifade ettiğini inceleyen güzel bir dosya.
  • Instagram’a yolladığınız fotoğraflar Twitter’da görünmüyor ve bu durum uykularınızı mı kaçırıyor? Artık bir çözümünüz var.
  • Nikon’un 24,2 megapiksel çözünürlüklü yeni D7200 modeli NFC ve WiFi desteğine sahip. Tek şarjla 1.110 kare çekim yapabiliyor ve saniyede 6 fotoğraf karesi kaydedebiliyor. ABD için tavsiye edilen (sadece gövde) fiyatı 2 bin dolar.

nikon-d7200-2

  • Özellikle fotoğraf (ve video) tutkunlarını ilgilendiren bir başka haberle devam edelim: SanDisk’in microSDXC UHS-I kodlu yeni microSD bellek kartı kapasite limitini 200GB olarak tanımladı. 1,44MB disketleri hala dün gibi hatırlayan benim gibiler için yorumlaması güç. Kafanızda canlanması için; tırnağınız kadar bu kartta 20 saat Full HD video depolamak mümkün. Su geçirmiyor, ısı ve darbeye dayanıklı. X-ışınlarından da etkilenmiyor (güvenlik dedektörlerine yönelik).

200gb-micro-sdxc

  • Mobil dünyaya epey ses getiren bir giriş yapan Çinli cep telefonu ve tablet üreticisi Xiaomi, şimdi de GoPRO’nun egemenliğinde ilerleyen aksiyon kamerası pazarına giriş yaptı. Yi Action Camera kodlu modelin -her Xiaomi ürününde olduğu gibi- şaşkınlık verici, ucuz bir fiyatı var: 65 dolar! GoPRO seçeneklerinin 130 dolardan başlayıp 500 dolara kadar çıktığını hatırlamakta fayda var.  Yi kamerası Sony’den aldığı güçle GoPRO’dan 3 kat yüksek çözünürlüğe sahip (16MP). Saniyede 60 kareden 1080p video çekebiliyor.

xiaomi-yi-camera

  • Selfie çubukları eskiyeli çok oldu. Daha trend bir şeyler peşindeyseniz Podo ile tanışın. Sosyal medya suretinizden asla mahrum kalmamalı.

  • Goldman Sachs 1980-2000 yılları arasında doğan Millenial kuşağını güzel bir infografikle özetlemiş.
  • Instagram markalar için yeni reklam modelini tanıttı. (Özeti: galerisi için tıklayınız!)
  • Washington Üniversitesi’nden bilimciler beyin yüzeyinde Alzheimer ve MS hastalığının ilerlemesini yavaşlatan bir protein keşfettiler. Bu protein daha önce ALS ve Parkinson hastalığıyla da ilişkisi keşfedilen TREM2’nin bir türevi.

[/nextpage]

[nextpage title=”İnternet / Girişimler” ]

İnternet / Girişimler

  • Camianın en eski girişimcilerinden Mark Cuban şu anki internet balonunun 2000’li yıllardakinden de fena olduğunu iddia ediyor.
  • Türkiye’de bu yıl beşincisi düzenlenen Mixx Ödülleri sahibini buldu. 2014’ün en yaratıcı dijital işlerine göz atalım.
  • Startup Turkey de bu hafta Antalya’da gerçekleştirildi. En iyi 3 proje Netsparker, Play3Arabi ve cubic.fm oldu. Diğer detaylarsa şöyle.
  • Instagram’da pratik yemek tarifleri. Bence #iyifikir ama ah bir de video tabanlı olsaymış (yapılışların fotoğraf karelerinden oluşan bir video bile olurmuş)…

View this post on Instagram

#sebzelinoodle #15dakika #sebze #noodle #bugünneyesem #bugünnepişirsem #çabukyemek #cabukyemek #cabuk #yemek #yemektarif #yemekteyiz #yemekgram #yemekte #yemekrium #food #foodporn #yum #instafood #TagsForLikes #yummy #dinner #lunch #fresh #tasty #foodie #delicious #foodpic #foodgasm #hot #foodpic Malzemeler: 500 gr. yumurtalı noodle 1 kase brokoli 1 havuç 1’er adet yeşil, kırmızı ve sarı biber Yarım kase soya filizi 4-5 dal taze soğan 4 yemek kaşığı soya sos Zeytinyağı Yapılışı: *Kaynayan suya tuz ilave edin. Noodle’ları haşlayın ve süzün, çok yumuşak olmasın (8-10 dk) *Bu sırada biber, havuç ve soğanları jülyen (uzun ince) doğrayın. *Kızgın tavada biber, havuç ve küçük parçalanmış brokolileri 1-2 dakika çevirin. *Noodle’ı ekleyip, üzerine soya sosu ve biraz tuz karabiber ekleyin. Ateş çok yüksek olursa daha lezzetli olur. 1-2 dakika böyle çevirin. *En son soya filizlerini ve soğanları ekleyip şöyle bir çevirin ve ateşten alın. Afiyet olsun.

A post shared by @ cabukyemek on

  • Facebook’un dünyayı internete bağlama girişimi 2014 raporunu yayımladı (PDF). Buna göre dünya nüfusunun henüz sadece %37,9’u internete bağlanabilmiş durumda. Bu oran gelişmiş ülkelerde %76,2, gelişmekte olan ülkelerde %29,8. Yaygınlaşmadaki en büyük 3 engel altyapı, satın alma kapasitesi ve fayda oranı. Hedef 100 ülkeye ücretsiz internet dağıtmak.
  • Apple’ın bir süre önce satın aldığı Beats’in (Spotify katili olacağı iddia edilen) müzik dinleme hizmetini Haziran ayında hayata geçireceği iddia ediliyor.
  • Sahibinden.com normalde operatörlerin yapması gereken (ve bir dönem Turkcell’in Rumara adıyla denediği) geçici telefon numarası hizmetini başlattı. Emlakçı, galerici ya da ilanınızı arayacak alıcılarla gerçek telefon numaranızı paylaşmamak için harika bir çözüm (yurtdışında geçici numara hizmeti veren Burner, Hushed ve Number Proxy gibi birçok hizmet bulunuyor).
  • Google’ın Fiber adlı hizmetiyle karada Loon adlı hizmetiyle -balonlarla- havada internet dağıtmaya başladığını biliyoruz. Bu hafta da (şimdilik MVNO; yani mevcut bir operatörün altyapısını kullanan fakat –BİMcell, PTTcell gibi- ayrı çalışan) bir mobil operatör olarak hizmet verme stratejisini resmen doğruladılar (Cep telefonu tarifemde Google’dan da bir seçenek görmek isterdim mutlaka. Rekabet iyidir; her zaman müşteriye yarar). Google’ın bu alandaki asıl hevesi Steve Perlman adlı girişimcinin Artemis şirketi altında geliştirdiği pCell (personal cell) adlı yeni kablosuz veri teknolojisini yaygınlaştırmak. pCell sayesinde baz istasyonları şimdiki gibi toplam kapasiteyi bağlananlar arasında paylaşmak yerine sadece size özel bir veri yolu açıyor ve internet hız verimliliğini 4G’nin 35 katına çıkarıyor. Vaat ettiği hız artışıysa 1000 (BİN) kata kadar çıkıyor.

  • Silikon Vadisi’nden sürekli büyük başarılar, ultra zenginlerin hikayelerini dinliyoruz. CNN gitmiş ve görmediğimiz fakir, yokluk içindeki çoğunluğu haberleştirmiş. Garajdan çıkan teknolojileri biliyordunuz eminim ama parası eve yetmediği için garajda yaşayan anne ve çocukları eminim bilmiyordunuz. Bilmek gerek.
İnanması güç gelebilir ama bugün ABD'de her 20 çocuktan biri gelirden günde 2 dolardan az pay alabiliyor.

İnanması güç gelebilir ama bugün ABD’de her 20 çocuktan biri gelirden günde 2 dolardan az pay alabiliyor.

  • Ünlü Muhabir Kevin Roose, Silikon Vadisi tayfası arasında ‘nootropic‘ olarak adlandırılan en popüler kafa yapıcı / zeka açıcı hapları denemiş ve izlenimlerini yazmış (bu garip uygulama ve siteler neyin kafası diye merak ediyorsanız cevabı bu yazıda).
  • Şirketler sosyal medyada bir şeyler yapmak için kendini helak ediyor. Çoğu da eline yüzüne bulaştırıyor. Social Medi(a)cation sitesi ise onlara neyi nasıl yapması gerektiğini örneklerle öğretmeyi hedefliyor. Aklınızda olsun.
  • Şirketler böyle de bireyler değil mi? Sosyal medyada façayı toparlamak için özel bir temizlik hizmeti bile var. Ön kayıt topluyor.
  • 9 yıl önce Google tarafından 1,7 milyar dolara satın alınan Youtube bugün 1 milyar izleyiciye sahip olmasına rağmen hala para kazanamıyor. The Wall Street Journal’ın araştırma haberine göre sitenin sadece altyapı gideri yıllık 3,8 milyar dolar. Analizlere göre kullanıcılar Youtube reklamları yüzünden ürün satın almıyor. İlgi çekici bir dosya.
  • Microsoft, sosyal haber uygulaması Prismatic‘i satın almak istiyor.
  • Google Rehber arayüzünde radikal bir değişime gidiyor. Inbox ve Google+ karışımı bir akıllı tasarım geliyor. Bir de siz deneyin bakalım.

Contacts preivew 4.5

  • Elektronik ödeme sektörünün öncü çözümü Paypal, mobil ödeme konusuna hızlı giren Apple Pay ile rekabet edebilmek için Padiant‘ı satın aldı.
  • Şimdiden 2 milyondan fazla kullanıcıya sahip Apple Pay üstünden (çalıntı Apple ID’ler ile) yolsuzluklar başladı bile.
  • Mobil ‘eşleştirme’ uygulaması Tinder bir süre önce ücretli üyelik ile gelir modelinin ilk adımını atmıştı. Sırada reklamlar var (Küçük bir bilgi: Tinder şu an her gün 14 milyon çifti birbiriyle buluşturuyor. Belinize kuvvet).
  • Mobil cihaz ve uygulamalar dünyayı dönüştürüyor ama bundan herkes memnun değil gibi. ABD’de 3 üniversite tarafından kullanılmaya başlanan PocketPoints, derste cep telefonunu kullanmayan öğrencilere ekstra not veriyor.
    Google geçen hafta kendisine ait Blogger platformundaki porno / erotizm temalı bloglara yönelik bir temizlik harekatı başlatmıştı. Gelen tepkiler yüzünden bu hafta
    geri adım attı. Özet: DEVAM!
  • Oyun stüdyosu EA bu hafta aldığı bir kararla efsane şehir simülasyonu Sim City’yi geliştiren alt şirketi Maxis’i kapatma kararı aldı. Bütün çalışanlar işten çıkarıldı. Sim City şu ana kadar çıkan sürümlerle satışta kalacak fakat muhtemelen artık geliştirilmeyecek. Karar 4 Mart tarihinde yürürlüğe girecek.

  • Sayfalarında baktıklarınızı satın alabileceğiniz bir Pinterest ister miydiniz? Buyrun o zaman Tapiture‘a (teypiçur okunuyor).
  • Benim de çok severek kullandığım e-ticaret sitesi Fab, ilginç tarz ve içeriğiyle aklınıza gelen bütün dev yatırımcıların ilgisini çekti. Çoğundan dev yatırımlar kopardı. Değeri 1 milyar dolara kadar ulaştı. Ancak geçen hafta (7 milyonu nakit, 8 milyonu hisse karşılığı) 15 milyon dolara satıldı! Bu hezimetin sebeplerini özetleyen Fast Company diyor kikasanızı ego değil, para doldurmalı‘.
  • Türkiye’den bir akademisyen girişimiyle kapatalım: konumuz matematik kafası.

[/nextpage]

[nextpage title=”Tasarım / İnovasyon” ]

Tasarım / İnovasyon

  • ABD’li silah üreticisi Lockheed Martin geliştirdiği lazer silahı tanıttı. Gösteri dahilinde bir kamyon kilometrelerce öteden ışık hızıyla tarumar edildi. Delikli tüfek mertliği bozmuştu. Lazer neyi bozacak bakalım.
ATHENA kodlu lazer topunun ışınla açtığı delik kesinlikle ürpertici.

ATHENA kodlu lazer topunun ışınla açtığı delik kesinlikle ürpertici.

  • Bir ‘depo avcısı’ devriye sırasında bir köşede devasa kalıplara denk gelir. Ne olduğunu araştırırken bunların 30 yıllık efsane Commodore’un kasa kalıpları olduğunu anlar! Dayanamayıp satın alır fakat ne yapacağını bilemez. Neyse ki sonra aklına bunu bir Kickstarter projesine çevirmek gelir. Antika Commodore 64’lerimiz artık 3 farklı renge sahip olabilecek.
  • Biraz kahve yer miydiniz? Restoran zinciri KFC’nin yeni kahve bardakları yenilebiliyor. Tadı nasıl acaba? (her şey bir yana kahveyi KFC’de içmek nedendir?)

kfc-yemek

Google'ın yeni Genel Merkez binası bir bilim-kurgu filminin platosunu andırıyor.

Google’ın yeni Genel Merkez binası bir bilim-kurgu filminin platosunu andırıyor.

dezeen_Wooden-Skyscraper-by-C-F-Moller_SS_1

  • Bilişim dünyasında ‘easter egg‘ denen bir kavram vardır. Paskalya bayramında boyanan yumurtalardan adını alan bu kavram oyun ve yazılımlar içine gizlenen sürprizleri anlatır. Bu hafta ortaya çıktı ki bir tanesi de elektrikli otomobil efsanesi Tesla içinde bulunuyor. Nasıl olduğunu ve ne yaptığını izleyelim:

  • Yukarıdaki videoda görünen araç eminim -benim gibi- 1997 yapımı Bond filmi The Spy Who Loved Me’yi izleyen herkesin hafızasında tazeliğini koruyordur. Aynı durum Tesla’nın Kurucusu Elon Musk için de geçerli olmalı ki kendisi bu filmde kullanılan aracı (modifiye edilmiş bir Lotus Esprit) 997 bin dolar vererek satın almıştı. Daha da garip bir detay: 997 bin dolara satılan bu aracı (satan adam) 100 dolara satın aldığı bir konteyner içinde bulmuş (aslında kendisi ne olduğunu anlamamış; bir diğer arkadaşı “yahu bu James Bond’un arabası değil mi?” deyince fark etmiş).
  • Otomobillere girmişken bahsetmemek olmaz. Bu hafta dünyanın en büyük mikro-araç koleksiyonu satışa çıktı. Şahsen bu kadar fazla model olduğunu bilmiyordum (şahsi bilgim Vespa triportörler ve BMW Isetta‘dan ibaretti). Bazılarına bakmaya doyamadım. Böyle cesur ve sıradışı tasarımları bir daha görme fırsatımız olacak mı acaba?

  • O sıradışı ruh adına umut verici bir örnek 2015 model Morgan Aero 8 ile geldi. İzleyelim:

  • İki tekerlekli camiada ilginç bir seçenek Ford’dan geldi. MoDe:Me: kodlu bu elektrikli bisiklet dikkat çekici ayrıntılara sahip. Kullanıcının bisiklet ile arasındaki iletişim gidonun merkezine yerleşen akıllı cep telefonunuzla oluşuyor. Tanıtım filminde trafiğiyle anılan şehirler arasında İstanbul da var. Acaba Ford Türkiye satar mı dersiniz? Mutlaka denemek isterdim.

  • Bisikletçiler için bir güzellik daha sıkıştırayım araya. Kryptonite imzalı WheelNutz adlı ürün kilitlediğiniz bisikletinizin (boşta kalan) tekerleğinin çalınmasını engelliyor. Bu özel civata içindeki mekanizma sayesinde sadece bisiklet tersken gevşiyor. Dolayısıyla hırsız bisikletinizi ters çevirmeden tekerleği sökemiyor (kilitlediğiniz için ters çeviremeyeeğini varsayıyoruz elbette).

1425047515971-1g9pjz7l5ta8l-1960-540

  • Çocuk ve kadına yönelik şiddet ve buna yönelik örtbas / görmezden gelme sadece Türkiye’nin sorunu değil. Ama bunu sorumluluk edinip eyleme geçirme konusunda her ülke kendince fikir ve yöntemlere sahip. Gördüğüm en yaratıcı çalışmalardan biri bu hafta İngiltere’de hayata geçti. Dev bir sokak reklamında “Bana Bakın” diyen bir kadın. İnsanlar baktıkça yüzündeki morluklar ve çürükler görünüyor. Şiddetin kendisi kadar olmasa da yine de çarpıcı -ve bence- etkili (videodaki kadının ifadesi de benim için oldukça şaşırtıcıydı: İngiltere’de her hafta 2 kadın erkek arkadaşı ya da kocası tarafından öldürülüyor).
  • Aynı konuyu akıllıca işleyenlerden biri de The Salvation Army oldu. Şu meşhur elbise rengi geyiğinden yola çıkarak soruyor: mavi ve siyahı ayırd etmek cidden zor mu?

  • California Üniversitesi, derimiz dahil her yüzeyi bir sensöre çevirebilecek, programlayabilecek bir kalem geliştirdi.

[/nextpage]

[nextpage title=”Kültür / Sanat / Sinema / TV” ]

Kültür / Sanat / Sinema / TV

  • NASA çok değerli karelerden oluşan fotoğraf arşivinin bir kısmını Londra’da gerçekleştirilen From the Earth to the Moon adlı bir müzayedede satışa çıkardı. Toplamda 1 milyon dolardan fazla bedele ulaşan arşivde uzayda çekilen ilk selfie olarak anılan kare de bulunuyor.
Ay'a ilk ayan basan ekipten Buzz Aldrin öncesinde çıktığı ilk uzay seferlerinden birinde yaptığı ilk işlerden biri dünyayı arkasına alıp selfie çekmek olmuştu.

Ay’a ilk ayan basan ekipten Buzz Aldrin öncesinde çıktığı ilk uzay seferlerinden birinde yaptığı ilk işlerden biri dünyayı arkasına alıp selfie çekmek olmuştu.

  • Takvime işaretleyin: 17 Mart Salı saat 19.00’da İstanbul Modern’de Hollanda Festivali Artistik Direktörü ve The Space sergisinin Küratörü Ruth Mackenzie ‘Dijital Alanın Küratörlüğü: Yeni Bir Sanat Formunun İcadı’ başlıklı bir konuşma yapacak.
  • Kredi kartları sayesinde her geçen gün daha da az karşımıza çıkıyor olsa da para; banknot formuyla hala geçerli, yaygın ve -ilginç bir ayrıntı olarak- ‘ellenmemiş’. 3-4 hafta özetinde bu alanda farklı ülkelerin yaklaşımlarını paylaşmıştım. Bu hafta dikkatimi çeken bir girişim Tasarımcı Barbara Bernat imzasını taşıyor. Macaristan için tasarladığı vahşi doğa temalı banknotlar insanı kredi kartından soğutacak kadar güzel.

macar-para

  • Banknotlar konusunda bu hafta gündeme gelen bir diğer ilginç gelişmeyse Kanada banknotları üstünde geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Leonard Nimoy (Mr. Spock) ‘karalamaları‘ oldu (bir Facebook sayfası bile kuruldu). 5 dolarlık banknotun üstündeki karakterin Spock’un sima ve üniformasına benzerliği bundaki ilham kaynağıydı. Kanada devleti bir açıklama yaparak paraların bu şekilde tahrif edilmemesini rica etti. Bence bunların çoğuna tahrifat demek haksızlık olur.

B-3yLu3UIAAXg-H

  • Güncel edebiyat dergisi Sabit Fikir, Mart sayısında dijital çağda okuma-yazma alışkanlıklarını konu alıyor. Özellikle benim gibi kalemi-kağıdı unutanlar için okuma listesine eklenesi. Uzun fakat çok önemli bir diğer güncel derleme de kaynak olarak güneş gibi parlıyor.
  • Stok fotoğraf denen şey medya, reklam ve tasarım dünyasının temel gıda kaynaklarındandır. Kurgulanmış, kategorik hazır (mizansen) fotoğraflar olarak düşünebilirsiniz. Çoğunun ortak özelliği aptalca kurgulanmış ve başlı başına komik olmasıdır. Hollywood yıldızı Vince Vaughn olaya bu çerçeveden süper bir dokunuş yapmış. Ve bu hafta boyunca ücretsiz kullanım ve paylaşıma açmış (bu zekice kurgu aslında Unfinished Business başlıklı filmin tanıtımının bir parçası).

iStock-Unfinished-Business-2

Bu derleme hoşunuza gittiyse hemen altta yer alan sosyal medya düğmeleri aracılığıyla paylaşarak ilgilenebilecek dostlarınızı haberdar edebilirsiniz. Yeni yazılardan öncelikli haberdar olmak için yine aşağıda yer alan ‘yeni yazılardan ilk sen haberdar ol’ bölümüne e-posta adresinizi girmeniz yeterli.

Fikirlerinizi, katkılarınızı ve gözümden kaçan gelişmeleri yorumlarınızda beklerim.




Hepinize iyi Pazarlar.[/nextpage]

32 Comments

  1. Elinize sağlık Serdar bey. Cumartesi günlerimi teknoseyirin gündem değerlendirmesi, pazar günlerini sizin derlemeniz şenlendiriyor. Sürdürülebilir olması dileğiyle.

    Cevapla

  2. Amirim Tasarım/İnovasyon bölümünde “Kadına yönelik şiddet ” yerine “tadına yönelik” yazmışsınız.

    Cevapla

  3. Hocam sağolun o kadar dolu içerik hazırlıyorsunuz ki benim şikayetim mobil cihazlardan linkleri takip edemiyor olmak özellikle ipad ten bir konunun linkine tıklayınca geri dönüp kaldığım yeri bulmak işkenceye dönüyor buna da bir çare bulunursa tadından yenmez.

    Cevapla

  4. Amirim..sen bu yazıları yazmazsan inanki hayatımın bir anlamı yok..Pazar sabahlarını iple çekiyorum..Canına sağlık..

    Cevapla

  5. Amirim kafa nakli bana 1987 de TRT de yayınlanan kavanozdaki adam dizisini hatırlattı. Kavanozdaki adam ı hatırlayacak fazla kişi olduğunu sanmıyorum ama 40 yaşında yabancı dizi izlemeye bayılan biri olarak 30 sene önceki bu dizi aklımdan hiç çıkmıyor. Seyretmenin tavsiye ederim. Ahmet Mekin
    Metin Serezli
    Nevra Serezli
    Efgan Efekan gibi oyuncuların oynadığı müthiş bir kadro. Psikolojik gerilim türünde bir dizi.

    Cevapla

    1. Ben de seneler sonra Youtube’da yeniden bulunca çocuklar gibi sevinmiştim o diziyi. Bence kesinlikle zamanının çok ötesinde bir yapımdı. Tekrar izlediğimde yine keyif verdi.

      Cevapla

  6. Giriş yazınıza istinaden;
    Haftalık özetlerinizi her hafta hap şeklinde kargoya verip her bir okurunuza ücretsiz ulaştırsanız ve bizim onları yutmamız bütün bu özeti idrak edip hafızamıza kazımamız için yeterli olsa bile itiraz edecek insanlar bulunacaktır. O sebeple bence “memnuniyet”le uğraşmadan bildiğiniz en uygun yolla sunmanız yeterli.
    Ayrıca her hafta ufkumuz genişliyor, Teşekkürle.

    Cevapla

  7. Pazar günlerini iple çektirmeyi başardığınız için tebrik ediyor, yazdıklarınızı paylaştığınız için de teşekkür ediyorum 🙂

    Cevapla

  8. amirim, bike ve book linkleri beni ihya etti, hele ki macinnis sohbetinden alınacak çok feyzler var. biz kitap okumuyoruz falan desek de yamulmuyorsam tr.de kitap cirosu milyar tl.ye yakın. sadece basılı ürünler. bunların üzerine sabitfikir de iyi olmuş, birazdan tabletten okuyabilmek, bayiye gitmeden çogzel. bike tarafında ise insanlara katlanır ve e.bike almaları gerektiğini söylemek gerek, paralar yine boşa gidiyor.. çoğu da ithal..
    beam yıllardır aklıma geldiydi ama tr.de yaşamaktan mütevellit fikir olarak kaldı! çok az enerji harcayacağı için led, amoled tvlere elveda diyeceğiz. bu tv.lere hala geçmemiş olanlar ise daha şanslı.
    diğer linkler ve vid.lerle birlikte 3 sayfa yorum yapabilirim de ne gerek var 🙂
    hala sizin japonya anılarını bekliyorum, mesela bu japonlar pedfil anime.lerine neden yasak koymuyor?

    Cevapla

  9. Dev köpeği anladıkta insan bir tavşanı devasa boyutlara getirmeye neden çabalar ki dünyanın en iri tavşanıyla tanışın. http://www.dailymail.co.uk/news/article-2609183/The-Easter-Bunny-monster-appetite-Meet-three-half-stone-Darius-munches-way-360-carrots-30-apples-15-cabbages-month.html Selfie çılgınlığında son nokta kameralı vibrator hemi de akıllı telefon PC ve FaceTime’la da senkronize çalışabiliyormuş. http://www.independent.co.uk/news/weird-news/the-sex-selfie-stick-lets-you-facetime-the-inside-of-a-vagina-10080436.html Apple’ın akıllı saat pazarının %55’ini kontrol edebileceği tahmin ediliyormuş. http://www.marketwatch.com/story/apple-to-control-55-of-smartwatch-market-by-year-end-2015-03-05 Günümüz dertlerinden Doların neden yükseldiğini “Anneye anlatır gibi” anlatmış bir ekşisözlük yazarı kardeşimiz. Eline sağlık diyoruz. http://onedio.com/haber/anneye-anlatir-gibi-dolarin-yukselmesinin-sebepleri-465050 (Kişisel not yazıyı paylaşmak için kendisine ulaşma ve kendisinden izin almayı beceremedim.Affına sığınıyorum.)

    Cevapla

    1. Son gunlerin populer bir tartismasi ama cevabi hayir. Cok uzun bir tartisma oldugu icin detaylarina girmiyorum.

      Cevapla

      1. Ukalalık olarak demiyorum kesinlikle. Lakin 4 yıl aldığımız eğitim bize şunu öğretti: eski bir ABD’nin başkanı değil, ABD’nin eski başkanı olduğu yönünde.

        Cevapla

        1. Ukalalik gibi bir algim asla olmadi zaten.

          Fakat bu ornekte anilan unvan Baskan degil; ABD Baskani. Ozunde eskiyen ne ABD ne de Baskanlik. Unvanin ismi ABD Baskanligi. Sari araba gibi yani. Sari eski araba degil; eski sari araba olur.

          Cok da dert degil, kim nasil tercih ediyorsa oyle kullanabilir. Derdi anlatmak kafi.

          En basta dedigim gibi cok uzun bir tartisma. Belki baska bir yazida ayrica deginirim, eni konu tartisiriz.

          Cevapla

  10. Elinize emeğinize sağlık Serdar bey. Siz parçalı da yayınlasınız, tüm sayfada da yayınlasınız, her türlü okumaya devam..:)

    Cevapla

  11. Bagımlısı oldum : tüm pazartesi okuyup linkleri save etmekle geciyor neredeyse;kalan gunlerde onlardan cıkarımlar yapmaca…bir ara da puro ve viski üzerine yazı bekliyorum sahsen 🙂 cok cok tsk,elinize gözünüze saglık.

    Cevapla

  12. “Rockefeller, Rothschild” aile üyelerinin sanırsam hiçbir zaman servetleri açıklanmayacak. Çünkü ben de onların arkasındaki gerçeğe inanan paranoyaklardanım. Bilmem ne kadar bilgiye sahipsiniz o aileler hakkında?

    Cevapla

    1. itü sözlük yeni adıyla instela için bir yazı yazmıştım. henüz yayınlanmadı. bir kısmını yayınlamadan paylaşmak istedim.

      yıllar önce, internetle yeni tanıştığım dönemde, bir büyüğüm aracılığıyla video izlemiştim. ingilizce’ydi daha sonraları ise türkçe versiyonları yayılım gösterdi tüm sanal alemde.

      aaron russo, yahudi asıllı amerikalı bir yönetmendir. özgürlüklerin günümüzde kullanıldığını ve asıl gerçek özgürlük için filmler, belgeseller yapmış hayatını bu davaya adamış bir zat-ı muhterem. yazının başında verdiğim linklere tıkladıktan sonra nasıl biri olduğunu zaten görebileceksiniz.

      o videoda bizlere nick rockfeller ile bir avukat aracılığıyla tanıştığını, çok zeki bir adam olduğunu, fikirlerini ve düşünce sistemlerini birbirlerine sunduklarını anlatarak başlıyor konuşmasına. daha sonraları da sıkı birer dost olduklarından bahsediyor. buraya kadar her şey tamamdı zaten. yani ilgimi(zi) çekebilecek herhangi bir şey yoktu. sonra dökülmeye başlıyor aaron russo. dostunun ona birkaç sırrını verdiğini ve kendisini zamanında şoke eden şeyler olduğunu söylüyor. 11 eylül saldırıları’ndan yaklaşık bir yıl önce böyle bir olay olacağından ve ardından da afganistan’ı işgal edip hazar denizi’ne boru hatları döşeyeceklerini daha sonra ise irak’ı işgal edecek bunu petrolün kontrolünü ele geçirmek ve ortadoğu’da bir petrol üssü yerleştireceklerini bunu “yeni dünya düzeni” dedikleri şeyi inşa etmek için kullanacaklarını söylemiş. ardından da venezuela’ya girerek chavez’i rahatsız edeceklerini ve küçük bir tebessüm ile terör denilen şeyi kullanarak, hiç olmayan suçluları mağaralarda arayan birimlerin ortaya çıkacağını, hiç düşman olmadığı halde bunun insanlar üzerinde yanıltıcı bir etkisi olacağını bu sayede kontrolü ele geçireceklerini söylemiş.

      sonra karşısındaki muhabirin sorusu üzerine gülerek şunu söylüyor: “11 eylül’den sonra neden başka bir saldırı olmadı, güvenlik mi çok iyiydi? hadi ama bu koskoca bir yalan. bu hükümetimizin uydurduğu koca bir yalan!” tam olarak bu ifadeleri kullanıyor aaron russo.

      aaron russo harbiden de kafa karıştırıcı bir röportaj yapmıştı o zaman. ben henüz çocuk yaşta olmama rağmen bahsettiği şey beni çok etkilemişti. ilk defa o zamanlar gerçek dünyadan şüphe etmeye başlamıştım. bize sunulan bu dünyanın yalanlarla kurulu olduğu hakkında şüphe duymaya başlamıştım. röportajın ardından yaklaşık 6 ay sonra ise aaron russo ölmüştü. evet bunu da yine aynı abiden duymuştum ve irkilmiştim. basına kanserden olduğu söylenmişti fakat altında başka bir şey var olabilir miydi acaba? bu hiçbir zaman cevaplayamayacağımız bir soru olarak tarihe karıştı.

      peki size neden bunlardan bahsediyorum ki ben. biliyorsunuz internette dolaşırken ordan oraya derken saatlerimi harcamış bulunuyorum. bunların çoğu bu tarz merak duyduğum konularla ilgili olduğu için zaman kaybı olarak değil de kendimi daha bilgili ve farklı bakış açısı kazanmış şekilde tanımlıyorum.

      tüm söylediklerimi zaman içinde sindirmiş olup neredeyse unutmuştum ki karşıma geçenlerde tekrar aynı video çıktı. sonra da bir kaç hafta süren araştırma yapma gereğinde hissettim kendimi. sanki öğrenmem gereken bir şeyler varmış gibi içimde bir dürtü bana sürekli yön veriyordu.

      diye devam ediyor. youtube’da mevzubahis video mevcut. herkes kendine göre yorumluyor bu durumu fakat ortada bir gizem olduğu bariz. saygılar, sevgiler…

      Cevapla

  13. Serdar bey, her hafta bu özetleri merakla bekliyorum. Sizin sayenizde bir çok şey öğreniyorum. elinize sağlık,
    Her ne şekilde olursa olsun benim için fark etmez.
    Çok teşekkür ederim.

    Cevapla

  14. Şikago O’Hare havaalanında oraya buraya serpiştirilmiş ve anonslarla kullanılması önerilen el antiseptiklerini kullanmamanın acısını çektiğim şu gün, zihnimi fazla yormayacak (ama istersem yorma olanağı veren) “Haftanın Özeti”ne bakmaya karar verdim. Epeydir aklımda ama ihmal ediyordum. Kendi kaybım… İki karar verdim: (1) Bir daha ihmal etmemek; (2) (Girişteki haklı sitemi okuduktan sonra) Kuzuloğlu’nun bu önemli hizmetine katkıyla yanıt vermek.

    Yukarıda yapılan katkılardan başka, aklıma gelen iki katkı: (1) “En ilgimi çeken haberler” diye belirtebiliriz; (2) En ilgi ve bilgi sahibi olduğumuz 1-2 konuda ek bilgi paylaşabiliriz. Sanırım bunlar Kuzuloğlu’na yararlı bir geri besleme olacaktır, dolayısıyla herkese öneririm.

    2008’de Atlantic dergisinde Nicholas Carr imzalı “Does Google Make Us Stupid” (hala çok popüler, bir de kitap yazdı bu konuda hala çok satan: Shallows) makalesini kafamda binbir itirazla okuduğumdan bu yana, iddiayı ve karşı iddiaları izliyorum, okuyorum. Dolayısıyla, zaman içerisinde “zeki”leştiğimizi gösteren Flynn Etkisi üzerine BBC haberi (http://www.bbc.com/news/magazine-31556802) en ilgimi çeken oldu.

    2012 kitabında, James Flynn (Are We Getting Smarter?) konuyu tatminkar bir bilimsellikle inceliyor ve başlıktaki soruya “evet” diyor. (Aziz Nesin’in meşhur iddiasıyla ilgilenenler, kitabın “Location 1182 of 9750” (Kindle’dan okudum) sayfasında “evet” yanıtını rakamlarla görecektir). Fakat, İki kavramsal sorunu da ortaya koyuyor. Birincisi, Kuzuloğlu’nun da haberi çevirirken kullandığı “zeka” kavramı ile ilgili. Maalesef, İngilizce’deki “clever, smart, intelligent, wise, vd” kavramların tam karşılığı Türkçe’de yok. Farklı “zeka” türleri için (bunu da Flynn “What is Intelligence?” başlıklı 2007 kitabında açıyor) farklı yorumlar yapılabilir. İkincisi, internetin bizi aptallaştırdığı iddialarının sahipleri, bu araştırmaların internet sonrasını kapsamadığını iddia edebilir. Oysa, “zekileşiyoruz” sonucunun nedensel analizine bakınca, araştırma sonuçlarının internet sonrası için de geçerli olduğunu görebiliriz.

    Bu tartışma neden çok önemli? Çünkü, genel olarak teknolojinin, spesifik olarak da internetin birey üzerinde olumsuz etkileri olduğu üzerine iddialar, kimi siyasilerin internet ve ilgili teknolojileri sınırlama heveslerini destekleyen argümanlar arasında kullanılabiliyor. Gayet iyi eğitim görmüş, kendini çağdaş olarak tanımlayanlar bile bu argümanlara teslim olabiliyor. Bakınız: Aile filtresi falan…

    ***

    Kuzuloğlu’nun özetinde dikkatimi çeken haberlerden bir tanesini daha paylaşayım:

    “Google geçen hafta kendisine ait Blogger platformundaki porno / erotizm temalı bloglara yönelik bir temizlik harekatı başlatmıştı. Gelen tepkiler yüzünden bu hafta geri adım attı. Özet: DEVAM!”

    İki nokta: (1) Bu tepkiler sadece “porno/erotizm” meraklılarından değil, sınırlama/sansür karşıtlarından kaynaklanıyor; (2) Toplumsal tepki ile teknoloji devlerinin ve hükümetin kararlarını etkileyebilmek ne güzel! Ülkemizde olmayan bir “katılımcı demokrasi” örneği. Çok imreniyorum!

    Cevapla

  15. Selam. Bir sorum var. Hala LG G2 mi kullanıyorsunuz? Kullanıyorsanız hala tavsiyeniz midir yoksa başka alternatif oluştu mu? Saygilar.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın