Gerçeği sanal ile buluşturmak

İnternetin Türkiye’de geniş kitlelerle buluşmasında iki önemli kilometre taşı var: üniversite sınav sonuçlarının ve askerlik duyurularının webde yayımlanması. Bu iki olay yüz binlerin acil olarak ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşmasını benzeri görülmemiş bir şekilde kolaylaştırmış ve işin şeklini sonsuza kadar değiştirmişti (öncesinde gazeteler ÖSYM sonuçlarını içeren ‘sınav gazetesi’ adlı bir ek dağıtarak epey tiraj alırdı örneğin).

İnternet kafelere dahi ciro patlaması yaşatan o dönemden bugüne elbette pek çok şey değişti. Artık aldığımız binlerce hizmet yüzünden elektronik ağ ömürde, senede bir değil; neredeyse her an kullandığımız (bazen de kullanmak zorunda kaldığımız) bir ortama dönüştü.

İki şehrin hikayesi

Şimdi yeni bir döneme giriyoruz. Ne zaman fiziki dünyaya ne zaman dijital dünyaya odaklanacağımızın karıştığı; dolayısıyla bu ikisinin birbiri içinde eridiği bir dönem. Phigital, physibles gibi yeni terimler de bunu işaret ediyor: dijital ve fiziki dünya birleşiyor (bunun transhümanizme kadar yolu var ama ondan başka zaman bahsederiz).

Bu konuda kafa yoranların başında bilim-kurgu edebiyatı ve filmleri yer alıyor. En bilinen örneklerinden biriyse 1984 yılında vizyona giren Terminator’ün gözünden görünen dünyaydı.

‘Augmented reality’ ya da Türkçesiyle ‘artırılmış gerçeklik‘ olarak tanımlanan bu hibrit  yapıyı Terminator misali gözümüzle değilse de görüşümüzle yaşamak 2009 yılında tanıtılan cep telefonu uygulaması Layar ile gerçekleşti.

Bir diğer popüler örnek Nokia imzalı City Lens uygulaması oldu. Bu uygulama kameranızı yönelttiğiniz bölgedeki yer, hizmet ve etkinlikleri görüntünün üstüne bindirerek gelişmiş bir hizmet sunuyordu.

Layar, City Lens ve türevleri senelerce birçok farklı alanda pek çok şey denedi ama hiçbiri 2013’te tanıtılan Google Glass kadar ses getirmedi.

Ne yazık ki o kadar ilgiyle karşılanmasına; hatta alehinde bile azımsanmayacak miktarda bir kitle yaratmasına rağmen Google Glass prematüre doğumunun ardından küvöz hayatına daha fazla dayanamadı. Bundan böyle yoluna (yine Google’ın 3,2 milyar dolara satın aldığı akıllı termostat Nest‘in Kurucusu) Tony Fadell liderliğinde farklı bir kulvarda devam edecek. Bunun ne anlama geldiğini yakında öğreneceğiz.

Magic Leap yeni Segway mi?

Bu alanda hakkında en az şey bilinmesine rağmen en çok ses getiren girişimse birkaç yazımda değindiğim Magic Leap. Aklıma yıllar önce  ‘Zencefil’ (Ginger) kod adıyla küresel bir merak girdabı yaratan, dünyayı değiştireceği iddia edilen (değiştiremedi) Segway‘i getirmiyor desem yalan olur.

Magic Leap’in de bir artırılmış gerçeklik ortamı sunacağı belli fakat bunu nasıl yapacağı henüz belirsiz. Bu hafta ABD Patent Ofisi’ne yaptığı -metrelerce uzunluğundaki- başvuru bazı ipuçları barındırıyordu.

Magic Leap'in patent başvurusunda yer alan çok sayıdaki görsellerden biri.

Magic Leap’in patent başvurusunda yer alan çok 32 görselden biri.

Daha piyasaya çıkmadan sadece Google’dan dahi 542 milyon dolar yatırım alan Magic Leap sinema gerçekliğinde yapay katmanlar vaat ediyor. En ilginç ayrıntısı görsellerindeki kullanımında rakiplerindeki gibi herhangi bir aksesuar takmaya ihtiyaç duymaması. Bu da akla doğrudan algıyı mı etkiliyor sorusunu getiriyor (kontrollü halüsinasyon dünyası uyuşturucu kullanımını düşürebilirdi). Fakat yukarıdaki görselde bir gözlük bariz bir şekilde kendini belli ediyor; bu da işin kafa karıştırıcı tarafı.

Dijital içeriği fiziksel dünyaya hiçbir ara katman, göz önü aksesuarı kullanmadan yansıtmak mümkün olabilir mi? Magic Leap ile bunun cevabını alacağız.

Dijital içeriği fiziksel dünyaya hiçbir ara katman, göz önü aksesuarı kullanmadan yansıtmak mümkün olabilir mi? Magic Leap ile bunun cevabını alacağız.

Bu kulvardaki somut, gerçekleşmiş en son örnek ise en beklenmedik yerden; Microsoft’tan geldi. Geliştirici ekibin ‘yeni PC’ gibi iddialı bir sloganla anlattığı HoloLens isimli bu aksesuar -adından anlaşıldığı gibi- holografiyi simüle eden bir akıllı gözlük.

HoloLens böyle bir şey.

HoloLens böyle bir şey.

HoloLens aslında aynen emsallerinde olduğu gibi fiziki dünyayı dijital içerik katmanlarıyla birleştirerek gerçeği arttırıyor. Baktığınız dünyaya sanal fakat (amaca göre değişen) anlamlı ek içerikler yerleştiriyor.

HoloLens gözünden oturma odanız.

HoloLens gözünden oturma odanız.

En büyük farkıysa gözümüzde beliren bu yeni katmanın el, kol ve parmak hareketleriyle (gesture) kontrol edilebilmesi (gerçi yukarıdaki Magic Leap patent illüstrasyonundaki adamın da sanal katmanları parmağıyla yönettiğini görüyoruz).

Özetle HoloLens’te Google Glass’taki gibi parmağınızla gözlük sapı sıvazlamak gibi türlü çeşit gariplikler yapmanıza gerek yok.

Microsoft’un beden hareketlerini algılama konusunda Kinect’ten gelen derin bir tecrübesini unutmamak gerek.

İnternetin nimetlerinden faydalanmak için gözümüzü bir ekrana çevirip ‘hayattan’ koptuğumuz bu günleri 10 sene sonranın çocuklarına anlatırken zorlanacağımız kesin (mesela ben internete bir telefon numarası çevirerek bağlandığımızı, işimiz bitince bağlantıyı kestiğimizi şimdiki çocuklara anlatamıyorum).

Google Glass, HoloLens, Magic Leap ve diğerleri; bu cihazların yaratacağı yeni hibrit dünya seksten eğitime, eğlenceden tüketime her şeyi kökünden; tahmin edilemez şekilde değiştireceğine şüphe yok.

İlgiyle takipteyim. Siz de öyle olun.

, , , , , , , , , , , ,

13 Responses to Gerçeği sanal ile buluşturmak

  1. gtasbasi 22/01/2015 at 11:29 #

    Bu vizyonun Microsoft’tan geldigi gerceginin şokunu atlatir atlatmaz takibe gececegiz amirim. Bu arada icinde yel degirmeni gecmeyen bir teknolojik urun videosu var mi acaba cok merak ediyorum :)

  2. Altan Kızıltan 22/01/2015 at 12:32 #

    Sana Kıymetlim demek geldi içimden,
    Bir süredir google glassın tamda ifade ettiğin gibi prematüre doğumda takıldığı kanatindeydim, bu yazını okuyunca artık şüphem kalmadı..
    Yine bir süre ki buna son iki- üç yıl diyelim holo görüntüleri bekler olmuştum. Aslında bunu çok çok daha uzun süredir bekliyordum,, da olgunlaşma süreci için 2-3 yıl dedim. Neden bu beklenti dersek hayal gücümün bu seviyede olmasını elbet isterdim, ne yazıkki alakası yok.. Yüksek düzey ilgili olduğum Isaak Asimov sayesinde. Türkiye de çıkan bütün kitapları var (ah yeterli ingilizcem olsaydı) onları tekrar tekrar okuyorum, her okuduğumda dünyadaki gelişmeler paralelinde yeni hayretler içerisinde kalıyorum.
    Sanki dünya onu takip ediyor gibi?
    Teşekkürler bir kere daha, eline aklına sağlık.

  3. ahmd 22/01/2015 at 13:59 #

    Buna inanan şuna da inandı.
    http://www.youtube.com/watch?v=CPIbGnBQcJY

  4. FaRkLaR Sözlük 22/01/2015 at 18:03 #

    hatta aleyhinde bile
    (leh >< aleyh)

    gerçeği artırıyor. Baktığınız dünyaya
    (tek t ile)

  5. Buğra Yilmaz 23/01/2015 at 03:52 #

    Sanırım magic leap ve, hololenste kullanılan teknolojinin bir üst seviyesi; beyin dalgalarını kullanarak komutlar verilebilen, el kol oynatmadan kafayı sağa sola çevirmeden sanal gerçekliği yakalamak. Takılan gözlük veya lens yardımıyla uzanarak, oturarak, helada vb birçok yerde oyun oynayabilmek, filmlerin içinde hissetmek gibi birçok şeyin yanında bence en önemlisi beynin içindekileri dışa vurma kısmı olacak gibi. Düşünsenize beynin içindeki saf tasarım madenini, düşüneceksin ve bilgisayar düşündüğünün planını oluşturup 3d yazıcıda basacak, inanılmaz!

  6. Ozan Kaya 23/01/2015 at 12:02 #

    Bunları görünce aklıma hep Minority Report filmi gelir. İlginç bir gelecek bizi bekliyor.

  7. batur 23/01/2015 at 16:59 #

    çok da lazım değil be usta..kinecti bile kaç kere kullandık ki? Zihin okuyan bir zımbırtı icad edilene kadar bekleyelim.

  8. asibonzai 23/01/2015 at 21:47 #

    Erke Dönergeci miydi neydi, ondan haberi olan var mı?

  9. giybetci 26/01/2015 at 23:32 #

    asıl olarak körler için işe yarayacak umuyorum bu gelişmeler ama körlerden de para kazanamayakları için bu zaman alacaktır. .
    onun dışında ben sağlıklı gören gözlerimi hayatımın sonunda kadar bunlarla yormak gibi bir niyet taşımıyorum :)

  10. Barış 01/02/2015 at 22:54 #

    Umarım 3d tv gibi pazarlamada/tanıtımlarda dünya harikası ama kullanımda bir o kadar keyifsiz bir teknoloji olarak gelişmez.

  11. Alp 04/02/2015 at 18:39 #

    HoloLens’i görünce aklıma “Her” filmi geldi

Trackbacks/Pingbacks

  1. Haftanın Özeti: 13 - M. Serdar Kuzuloğlu - 25/01/2015

    […] lansmanda tanıttığı ilginç girişimlerden biri de holografik gözlük HoloLens oldu. Ona ait ayrıca bir yazı yazdım; okumanızda fayda var. Gücünü Intel’in henüz piyasaya sürmediği bir […]

  2. Haftanın Özeti: 13 - Dünya Halleri - 24/02/2016

    […] lansmanda tanıttığı ilginç girişimlerden biri de holografik gözlük HoloLens oldu. Ona ait ayrıca bir yazı yazdım; okumanızda fayda var. Gücünü Intel’in henüz piyasaya sürmediği bir […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim