Haftanın Özeti: 11

Ne demiş eskiler; “İstanbul’a kar düşmeden, memlekete kış gelmez“. Meşhur rutubetle birleşince kılıca benzeyen rüzgarıyla soğuk mu soğuk bir İstanbul haftasında, 5 – 11 Ocak 2015 tarihleri arasında sizinle paylaşmaya değer bulduğum gelişmeler şöyle sıralanıyor:

 Genel Yaşam

  • Bu haftaya damgasını vuran olay şüphesiz Fransa’nın başkenti Paris’teki Charlie Hebdo’ya yönelik terör saldırısıydı.  Guardian gazetesi bu olayı çok güzel bir arayüzle derledi. Bakmanızı tavsiye ederim. Bu olayda benim için en şaşırtıcı detay teröristlerin saldırıyı yaparken yanlış adrese gidip iki inşaatçıyla karşılaşması, onlardan doğru adresi alması (ve onları da öldürmesi) oldu. Bu çok garip değil mi? Böyle bir eylem keşif çalışması yapmadan nasıl gerçekleştirilmiş olabilir? Terör tarihinde bir ilk olarak değerlendirilebilir. Öte yandan olay o kadar korku yarattı ki haber siteleri konuyla ilgili görsellerinde dergiyi sansürlediler. Bu terör eyleminin hedefine fazlasıyla ulaştığı anlamına gelir.
  • Olayın ardından #JeSuisCharlie etiketiyle gerçekleşen Twitter paylaşımları aşağıdaki gibi gerçekleşti.

  • Bu mesaj daha beklenmedik yerlerde de karışmıza çıktı.
  • Çizerler ise çizginin intikamını yine çizgiyle aldılar.
  • Facebook’un Kurucusu Mark Zuckerberg ise bu olayın ardından “Birileri farklı sesleri susturmak istiyor, Facebook’ta böyle bir şeyin olmasına asla müsade etmeyeceğim” şeklinde görüşünü dile getirdi. Zuckerberg için Facebook’a para vermeden takipçilerinize ulaşmaya çalışmayın da gerisi kolay. Birileri de bir gün o tavrı ‘ses kısma’ olarak algılar mı dersiniz?
  • Fransa’nın gölgesinde kaldı ama Nijerya’da da İslamcı Terör Örgütü Boko Haram aynı gün 2 bin kişi öldürdü. 2 değil, 2 yüz değil; 2 BİN!
  • Back to the Future, We are the World, Pictionary, NES, Microsoft Windows… Ne mi bunlar? Bu yıl 30 yaşına basan 30 şeyden birkaçı.
  • Selfie çubuklarıyla o güzel cemalimizi çektik, paylaştık. Peki o güzelim kalçalarımızı nasıl çekeceğiz? Elbette ‘belfie’ çubuğuyla!

bf_header

  • Türkiye’de de kullanılmaya başlanan otomatik araç plaka tanıma sistemi şehre dağılan kameraların anlık ihbar görevi üstlenmesini sağlıyor. Bu sistemin mucidi İngilizler. Başkent Londra’da doksanlı yıllardan beri kullanılan bu sistemin ayrıntılarına yönelik güzel bir derleme.
  • Bu konulara girmişken; tutuklanacak kişileri belirlemek için teknoloji geliştirme adına kıyasıya bir çaba yürütülüyor. Yakın gelecekte algoritmaların insanfına kalmış bir şekilde yaşamayak zorunda kalacağız gibi görünüyor.
  • Rusya Başkanı Vladimir Putin iktidara gelir gelmez bütün gücü kendinde topladı, muhalifleri tartışmalı suçlamalarla hapse attırdı, büyük şirketleri ve ihaleleri kendi yandaşlarına yönlendirdi, medyanın başına kendine yakın kişileri getirdi ve medyayı tamamen kendi propagandasını yaymak için kurguladı. Bunlara şahit olan bir gazetecinin kaleminden cidden ilginç -ve yer yer tanıdık gelecek- bir özet.

20141223.telescope-2000

  • Yazı felaket uzun ve İngilizce. Okur musunuz bilmiyorum ama en azından bilin. ABD’de West Virgina/ Green Bank’te devlete ait özel bir teleskop var. O kadar hassas ki hiçbir elektromanyetik (veya benzeri) dalgaya maruz kalmaması gerekiyor. Dolayısıyla bölgede cep telefonu, kablosuz internet; hatta (ateşleme sistemi yüzünden) benzinli otomobil bile yasak. Hayat da hayli ilginç doğal olarak.
  • Manyetikten söz etmişken İsveçli bilimcilere kulak verelim. Gerçekleştirdikleri araştırmaya göre cep telefonları ve telsiz telefonlar beyninizde tümör oluşumuna yol açMIyormuş.
  • Fakat yine araştırmalara göre cep telefonu yanındaki çocukların uykusu olumsuz etkileniyormuş.
  • Instagram hesabına denk gelince Playboy Kızı standartlarının epey değiştiğini gördüm. Pornografinin erotizmi öldürdüğü, her şeyin her şekliyle tek tıklama uzağa serpildiği bu çağda Playboy’un hala yayınını sürdürebilmesini tek bir ayrıntıya bağlayabiliriz.
  • 2014’te emoji olarak en çok kalp kullanılmış. Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.
  • İnsansız hava araçlarıyla dağıtım yapma kervanına Fransız posta idaresi Le Poste de katıldı.
  • Bu sene 1 saniye fazlamız olacak. Tartışma büyük. Çünkü 2012’deki artık saniyede havayollarından e-ticaret hizmetlerine kadar birçok yapı saat güncellemesi sırasında oluşan yazılım hataları yüzünden çakılmıştı.
  • İspanya / Granada’da polisler Twitter kullanıcı adlarını üniformalarında taşıyormuş.
  • Fakirler ölsün, Instagram’dan selamlar.

Bilim / Teknoloji / Cihazlar

  • 30 yıl sonra bir antibiyotik daha keşfettik: Teixobactin. 5 yıl içinde kullanıma sunulacak ve verem, kan zehirlenmesi gibi hastalıklarda kullanılacak.
  • Sağlık demişken; bu haftaya damgasını vuran gelişmelerden biri Bill Gates’in insan dışkısından içilebilir su üreten OmniProcessor adlı cihazdan bir kadeh yuvarlaması oldu. Bill Gates Nobel ödülü alma stratejisi yolunda emin adımlarla ilerliyor fakat suyun içilmesinden öte böyle bir aletin icat edilmiş olması anlamlı ve kafa yorulası, değil mi?

  • Apple’ın telefon tarihini değiştiren ürünü iPhone bu hafta 8 yaşına bastı. Sanki dün gibi geliyor bana. Şu an her telefon birbirine benzer hale geldi ama Jobs’un sunumunu izlerken iPhone’un o dönemki emsallerinden ne kadar farklı olduğunu görebilirsiniz. (bu arada haklı -ve güncel- bir soru: hiçbir teknik eğitimi, bilgisi olmayan Steve Jobs nasıl teknolojinin önderi olabildi?).

  • Yazı erbabı için mekanik klavyenin tadı başkadır. Fakat MSI’ın mekanik klavyeli dizüstü bilgisayarı GT80 epey garip bir harman olmuş.

ces-2015-msi-gt80-titan-7879.0

  • 2015’te en fazla ürün göreceğimiz kategorilerden biri akıllı saatler. Aralarında en şık tasarıma sahip olanların başında tasarımı Fransa’da, üretimi İsviçre’de gerçekleştirilen Withings modelleri geliyor.  CES Fuarı’nda tanıtılan Activite Pop modeli 150 dolarlık fiyatı ve görüntüsüyle fiyat / performansın en mantıklı kesişimini sunuyor.

  • Güneş enerjisiyle şarj olan, Swarovski taşlı giyilebilir akıllı cihazlar. Misfit Shine serisinin açıklaması özetle böyle. Kaç adım attınız, ne kadar yattınız, kaçta kalktınız, kaç kalori aldınız; öğrenmenin en ‘rüküş’ yolu. Detaylar sitesinde.
  • Giyilebilir cihazların sızdığı yerleri aklınızın alması güç.
  • Bütün bu ıvırı zıvırıyla tüketici elektroniğinin yarattığı pazarın ulaştığı boyutu merak ediyor musunuz? 1 TRİLYON DOLAR!
  • Bu korkunç rakamın içinde büyük bir dilimi tahmin edeceğiniz gibi cep telefonları oluşturuyor. Sadece geçen sene 1,8 milyar cep telefonu satıldı ve büyük ihtimalle çoğu 18 ay içinde yenisiyle değiştirilecek. Google’ın modüler telefon girişiminden ilham alan Android tabanlı PuzzlePhone 10 sene boyunca kullanabileceğiniz cihaz fikrine oynuyor (sonuçta yeni diye aldığımız da diktörtgen, dokunmatik cam ekranlı bir cisim, değil mi? Demek ki mesele formu değil; bileşenleri ve yazılımları).

  • Internet Archive’ın arcade oyun galerisini önceki özetlerde tanıtmıştım. Vakfın eylemleri sürüyor. Buyrun size web tarayıcınızda oynayabileceğiniz DOS döneminden 2 bin 400 oyun! Tamamen yasal ve ücretsiz. Saatlerimi yedi, zor kapattım.
  • Google’ın ChromeCast‘inin video için yaptığını artık müzik için de yapmak mümkün. Google Cast‘in yeni haliyle tanışın (bu arada Sony bütün Bravia TV serisinde Android işletim sistemine geçtiğini duyurdu):

  • Dijital / kripto paralar güzel hoş da akçe sanal olunca hırsızlığı da kolay ve daha olası hale geliyor. Son kurban Bitstamp. Kaybı 5 milyon dolar.
  • 1.000 dolara yapay zekalı bir robot sahibi olmak mümkün. Cep telefonlarıyla, bilgisayarlarla kıyaslayınca pahalı da değil ama neden gözümde büyüdü acaba? Vaat ettiğini gerçekleştirmesi zor geldiği için mi?
  • Robot demişken; telefon ya da tabletinizle can bulan Ozobot‘u gördünüz mü?

  • Haftanın bir diğer önemli duyurusu Intel’in giyilebilir cihazlara özel ‘ceket düğmesi boyutundaki’ platformu Curie oldu. Bu minicik yapı 32 bitlik işlemciyi bluetooth, 6 akslı hareket sensörü, jiroskop ve şarj ünitesiyle güçlendiriyor.
  • Intel’in bir diğer mucizesi Compute Stick. USB bellek görünümlü bilgisayar diyebiliriz. 150 dolar.
  • Sony’nin akıllı saat serisine de çelik gövde seçeneği eklendi.

 

SmartWatch-3-SWR50-metal-1240x840-b6a777bb2fa9e840150ab3e5b103bbb8

  • BMW’nin yeni araçlarına entegre etmek için geliştirdiği akıllı saatten önceki özetlerde söz etmiştim. Benzer bir girişim bir diğer Alman otomotiv devi Audi ve LG işbirliğinden çıktı.

  • Otomobillere girmişken; güvenlik algısıyla eşdeğer Volvo, 2020’den itibaren yeni araçlarında hiçbir ağır yaralanma ve ölüm olmamasını ana hedef olarak belirledi. Bunu sağlamak için bisiklet binicilerinin varlığını otomobil sürücülerine bildiren özel kask patentlerine dahi kafa yoruyor. Bu konudaki Intellisafe başlıklı teknolojilerini incelemenizi isterim.

Yeni nesil Volvo araçlar bisiklet sürücülerinin (uyumlu) kasklarıyla iletişim kuruyor. Böylece yaklaşmakta olan ya da kör noktada kalan bisikletliler sürücünün camına yansıyan özel ikonla ‘hissediliyor’.

  • The Eye Tribe: Dediğinizi yapmak için gözünüzün içine bakan sistem. İlginç.

  • Kendiniz hakkında çok fikir sahibi olduğunuzu düşünebilirsiniz. Peki ağzınız nasıl kokuyor, fikriniz var mı? Bunu anlamak sandığınızdan çok daha zordur. Neyse ki onun da bir çözümü var (olacak diyelim).
  • Microsoft’un Lumia 215 modeli epeydir unuttuğumuz bir özelliğe sahip: 29 gün idare eden şarj! Üstelik fiyatı sadece 29 dolar. Facebook’a da bağlanıyor. Telefon gibi telefon görmeyeli çok olmuştu. Ciddi ciddi böyle bir şey almayı düşünüyorum. Hayatım daha verimli olur eminim.

Nokia-215_Dual-SIM_group

  • Cep telefonu demişken; Apple Z raporunu yayınladı. Geçen sene uygulama satış geliri yüzde 50 artarak 15 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. 2008’den bu yana toplam satış 25 milyar doları aşıyor. Kesemize bereket.
  • Apple’ın yeni Macbook Air serisine ait ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. 12 inçlik ekranın kasası incelen çerçeve sayesinde şu anki 11 inçten bile daha dar bir alana yayılıyor. Tuşlarda birkaç milimetrelik küçülme var. Trackpad denen dokunmatik yüzey artık sadece dokunmatik; yani tıklanma özelliği yok (bütün trackpad’lerde ilk kapattığım özellik oydu. Sahiden ne gerek var ki buna? Telefon ya da tablette ekrana tıklıyor muyuz?). Bir diğer devrimsel adım saedce tek (C tipi) USB porta sahip oluşu. Bu port aynı zamanda USB uçlu şarj kablosu için kullanılıyor. Bu yıl Apple’ın heybesi yine dolu. Ama eski günlerin heyecanını tekrar ettirebilecekler mi, göreceğiz.
  • Adı geçmişken; paraları denkleştirin; Apple Watch, Mart ayında satışa sunuluyor.
  • Epeydir söz edemiyorum ama tarihe not düşelim. Ben bu yazıyı yazarken tam 543 dijital para birimi vardı ve pazar büyüklüğü 5 milyar 26 milyon dolar 592 bin 275 dolara ulaşmıştı. Dahası; ismine inat FAILcoin son 7 günde yüzde 2 bin 124 kazandırmıştı. Aklınızda olsun.
  • Her şeyden önemlisi Lenovo selfie’ler için flaş üretti. Rabbime şükürler olsun.

İnternet / Web Siteleri / Girişimleri

  • Bloguma sıkça konuk olan kitle fonlama sitesi Kickstarter 2014’te dakikada 1.000 dolar toplamış, (aralarında uzaya pizza yollamanın da bulunduğu) 22 bin 252 projenin hayata geçmesini sağlamış. Bu beni tarif edemeceyeğim kadar heyecanlandırıyor.
  • Geçen hafta Kickstarter’ın 2014 özetini yayınlamıştım. Rakibi Indiegogo da dayanamayıp yapmış bir tane.

  • Büyük haber: Amazon yakında kitle fonlama, icat ve üretici hareketine dokunan ‘bir şey’ duyurabilir.
  • Polis baskınıyla kapatılan The Pirate Bay 1 Şubat’ta yeniden yayına geçmeye hazırlanıyor.
  • Bittorrent demişken; put.io‘nun bir klonu çıktı: Bitrot.io. Fiyatlar yarı yarıya.
  • Kişisel bulut hizmeti konusunda bir seçenek daha hayata geçti: keupy.
  • Fabrikalarda kağıt tabanlı süreç yönetimine savaş açan bir yerli girişim.
  • Arama motoru pazarında yüzde 1’lik dilimler bile çok anlam ifade ediyor (Steve Ballmer Bing ile ilgili seneler önceki röportajında her yüzde 1’in 1 milyar dolara denk geldiğini söylemişti). Aşağıdaki grafiği buradan yola çıkarak okumanızı, Google’ın tedirginliği ve Yahoo’nun heyecanını düşünmenizi isterim.

  • Ünlü Melek Yatırımcı Jason Calacanis girişiminizi yatırımcılara nasıl sunmanız gerektiğine dair kıymetli tavsiyeler sunuyor.
  • Takip ediyor musunuz bilmiyorum ama kenevir ekimi / esrar satışı ABD’nin birçok eyaletinde çeşitli isim ve şekillerle serbest bırakılıyor. Öyle ki birkaç yıl içinde ülkenin tamamında serbest olacağı konuşuluyor. Dolayısıyla ardı ardına girişimler, dükkanlar, markalar da oluşuyor. Silikon Vadisi’nin en meşhur yatırımcılarından Brendan Kennedy bu konuya el attı ve gayet ilginç fikirleri var.
  • Twitter’ın Kurucusu Evan Williams yine Kurucusu -ve İcra Kurulu Başkanı- olduğu Medium sitesinde Instagram rekabetiyle ilgili kendisine atfedilenler ve eleştirilerle ilgili çok ilginç bir yazı yayınladı. Borsa, risk yatırımcıları ve teknoloji medyasını sorumlu tutarak “kafamızı genellikle yanlış metriklere takıyoruz” diyor ve gayet dikkat çekici örneklerle iddiasını paylaşıyor. Tık ekonomisinden algı ve dikkat ekonomisine geçişin de güzel bir özeti aynı zamanda.
  • Yukarıdaki konuya paralel olarak -şahsen severek takip ettiğim- Chartbeat sitesinin Editörü Tony Haile ise TIME için yazdığı makalede gerçekleri tek tek yüzümüze vuruyor: paylaştığımız şeylerin çoğunu aslında okumuyoruz. Benzer şekilde arkadaşımızın paylaştığı şeylere de tıklıyor ama okumuyoruz. Açtığımız sayfaların çok azına göz gezdiriyoruz. Dahası sektörün yeni heyecanı ‘native ad’ zannedildiğinden çok daha az okunuyor . Yani ülke, kültür ve coğrafyadan bağımsız; okumuyoruz. Bunun sebebine yönelik şu ana kadar mantıklı bir açıklama da duyamadım. Yine de tıkları saymaya devam edelim.
  • Twitter’ın Youtube benzeri bir video hizmetini kullanıma sunmak üzere olduğunu da haberler arasına sıkıştırmış olalım. Youtube’un aksine gelirin büyük bölümünü video sahibiyle paylaşarak rekabetçi olmaya çalışacak.
  • Kullanıcı rakamlarına girmişken: Facebook’un satın aldığı Whatsapp 700 milyon aktif kullanıcıyı geride bıraktığını açıkladı.
  • Snapchat ise 200 milyon kullanıcıya merdiven dayadı.
  • Ek olarak Facebook bu hafta konuşarak cihazları kontrol etmeyi sağlayan Wit.ai hizmetini satın aldı. Sanal gerçeklik kaskı Oculus Rift‘i de sepetine eklediğini düşününce ister istemez merak ediyorum: Facebook’un kafasında ne var?
  • 2014’ün en iyi tasarımlı sitelerinin kronolojisi. Güzel derleme.
  • Satın alınabilir güzel tasarımlı şeylere dair bir site.
  • Floodwatch, internet reklam platformlarının hakkınızda ne tür bilgiler topladığını gösteren bir Chrome eklentisi. Ziyaret ettiğiniz sayfadaki reklamlar kadar geçmişteki ziyaretlerinizde karşınıza çıkanları da sıralıyor.
  • Türk girişimcilerinin ve yatırımcılarının en büyük sorunu yazmaya, paylaşmaya üşenmeleri (bu tavrın Türk geliştiriciler aleyhine bir sığlık yaratması da cabası. Oysa istenince neler mümkün). Bu suskunluğu rekabet avantajı olarak görenler bile var. Bu -ikinci- grubun iş yaptıkları platformun anlamını kavrayamamış olduklarını düşünüyorum. Ama hakkını yemeyelim; yazanlar var. Buyrun size güzel örneklerinden birisi. Her girişimci adayı bir kez okumalı.
  • Küçüklerimizi uygulama geliştirciye çevirebilirsek yeni bir kuşakla yukarıdaki eski kuşak tavrını yıkabilir miyiz?
  • Bir haber de benden. Ortağı olduğum Gozimo, en fazla kullanıcıya sahip Türk tarayıcı eklentisi oldu. Kafamızda güzel şeyler var, hayata geçirmek için geri sayımdayız. Şimdiden katılmak isterseniz bekleriz (ne olduğu sitesinde de yazıyor ama ben de burada biraz anlatmıştım zamanında)

Tasarım / İnovasyon

  • Bisikletle arası hoş bir ülke değiliz. Hatta çoğu kişi için bisiklet çocukluk ile ilişkili bir araç. Danimarka ise tam tersi. Ülkenin yüzde 35’i ulaşımı bisikletle sağlıyor. Kopenhag şehri MIT Üniversitesi ile işbirliği içinde Copenhagen Wheel adlı özel bir (arka) tekerlek geliştirmiş. Kendi bisikletinize takıyorsunuz, hareket süresince şarj oluyor ve ihtiyacınız olduğunda motoruyla güç vererek bacaklarınıza düşen yükü hafifletiyor. Ve daha bir sürü şey. Hayran kaldım (fakat 950 dolar biraz pahalı mı ne?).

  • İki teker üstündeyseniz en hayati konu ‘görünmek’. Yayalar da 4 tekerli sürücüler de hep dört tekerleklilere dikkat kesiliği için sizi genellikle görmez. Visijax adlı LED ışıklı yeni bir mont bu tehlikeyi azaltmayı hedefliyor. Aklınızda olsun.
  • Dört teker dünyası da yerinde saymıyor elbet. Volkswgen’in Golf R Touch serisinin konsolu dev dokunmatik ekranlı yüzeyiyle akla hayale gelmedik şeyler yapıyor. Büyük ekran Tesla’nın konsolundaki kadar çirkin olmak zorunda değilmiş demek ki. Epey etkileyici. İnsan bununla uğraşmaktan yola çıkamaz.

  • Bu kadar otomobilden bahsetmişken değinmesek olmaz. Mercedes’in bu hafta CES Fuarı kapsamında tanıttığı F 105 modeli tasarımın, lüksün, teknolojinin, hayal gücünün kafasını gözünü yardı.

  • Bang&Olufsen denince aklıma üç şey geliyor: pahalı, alüminyum ve ömür boyu kullanılan. Son serilerde anavatanı Danimarka ile özdeş ahşaba da yer veriyor. Bu hafta tanıttığı Beosound serisine ait ses sistemi Moment ise ahşabın ötesinde -bir kere daha- kendi standardını koyuyor. İnternet erişimi ve Deezer işbirliğiyle çok şeye gebe.

  • Parrot imzalı Flower Power adlı 60 dolarlık bir ‘akıllı saksı’ duyruldu (aynen öyle). Toprağın nemi düşerse ya da güneş bitkiyi fazla uzatırsa suluyor, mineral oranı azaldıysa gübreliyor. Elbette cep telefonunuzdan bütün süreçleri anlık takip edebiliyor ve elle de kontrol edebiliyorsunuz. Abartı mı gereklilik mi çözemedim.
Tatile çıktığınızda aklınız bitkilerinizde kalmasın.

Tatile çıktığınızda aklınız bitkilerinizde kalmasın.

  • Evlerimizde duvardı, parkeydi, fayanstı derken tasarımına karar vereceğimiz ne çok şey var değil mi? Aynı zamanda fikrimizin değişeceği ne çok şey. Dijital çağda bu sorunu da hallediyoruz. Tıkla değişsin! Elektronik mürekkebin en akıl almaz kullanım alanı.

  • Ev demişken; Sony’nin akıllı ev çözümü Life Space UX serisi de güncellendi.
  • Samsung ise 2017’de ürünlerinin %90’ının internete bağlı olacağını müjdeledi.
  • Voxel8: Dünyayı değiştirmeye aday 3D yazıcılarda yeni bir sayfa açıyor. O dünyanın elektronik devre basabilen ilk yazıcısı.

  • 3D yazıcı demişken, 3Doodler’ın yeni sürümüne de göz atmakta fayda var.
  • Online ve offline arasındaki kesişimleri seviyorum. Jordi Parra imzalı (Chumby Hacker Board tabanlı) Spotify’a özel müzikçalarda en çok hoşuma giden LED’lerin yerleşimi ve mıknatıslı yüzeye yapıştırılan disklerle kontrol imkanı oldu. Ambalaj tasarımına girmiyorum bile. 2011’de tasarlamış ama ben ancak gördüm. Paylaşmadan edemedim.

  • 2015’in en garip ‘ilk’ buluşuna gelelim: Belty. Yedikçe kabaran göbeğinizi hissedip ‘gevşiyor‘.

Kültür / Sanat

  • Artık HD olmayan bir TV almak mümkün değil. 50 inç neredeyse alt standard. Gelişmiş hoparlörler, zengin içerik hizmetleri, hızlı internet… Bunun sonunda kaçınılmaz olan gerçekleşiyor: (film değil ama) sinema salonu endüstrisi matematiksel olarak çöküşe doğru gidiyor. Washington Post’un blogu sinema salonu işletmeciliğine yatırılan paranın havaya savrulduğu görüşünde. Şahsen IMAX gösterilen filmler dışında sinema salonuna gitmiyorum bile. O kadar yol, çile çekip, para bayılıp yarım saat reklam seyredip abartılı fiyatlarla su ve patlamış mısır tüketmek için yeterli bahanem kalmadı.
  • İnternetin itilip kakıldığı konuların başında müzik sektörünü baltalaması geliyor. Azımsanmayacak bir kitleyse tam tersine müziğin internet ile rönesans yaşadığını savunuyor. Sektörün çetelesini tutan Nielsen da aşağı yukarı aynı fikirde.
  • Performans sanatının dijitalle buluşmasına harika bir örneğe bakalım.

Özetimizi her zamanki gibi ilham verici bir şeyle bitirelim (yukarıdakiler yetmez gibi). Tekno-illüzyonist (al sana yeni bir meslek dalı işte) Marco Tempest sunum yeteneğini teknolojiyi sihre dönüştürerek aktarıyor. Mutlaka izleyin!

Bu derleme hoşunuza gittiyse ilgilenebilecek dostlarınızı yazının sonundaki düğmeler aracılığıyla paylaşarak onları da haberdar edebilirsiniz. Yine altta yer alan ‘Yeni yazılardan ilk sen haberdar ol’ bölümüne e-posta adresinizi girerseniz yeni yazılardan öncelikli haberdar olabilirsiniz.

Fikirlerinizi ve gözümden kaçan detayları yorum bölümünde beklerim.

Hepinize iyi Pazarlar.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

30 Responses to Haftanın Özeti: 11

  1. Cemal Sert 11/01/2015 at 11:25 #

    Amirim ellerine sağlık hepsini bitiremedim fakat dönüp tekrar devam edeceğim. İnternetin interneti yaşamış birinin demliğinden geçip pazar keyfimize karıştığı bu güzide içeriği bizim ile paylaştığınız için teşekkür ederim :)

  2. MUHAMMET 11/01/2015 at 11:28 #

    Her hafta bu kadar şeyi okumaktan, izlemekten, dinlemekten yorulmuyor musunuz ?

    • mserdark 11/01/2015 at 14:45 #

      Benim işim bunları takip etmek. Tahmin ettiğinizden çok daha fazla yoruluyorum ve birçok başka şeyden fedakarlık ediyorum ama o işimi kadar seviyorum ki hiçbiri zerre kadar dert vermiyor.

      • selim 11/01/2015 at 21:40 #

        insanlar işlerinden para kazanırlar siz bu blogdan nasıl para kazanıyorsunuz merak ediyorum adsense reklamı bile yok.

        • mserdark 12/01/2015 at 00:57 #

          Blogu bir para kazanma mecrası olarak görmediğim için reklam almıyorum. Yoksa tahmin edeceğiniz gibi mecra olarak kullanmak isteyen çok oluyor. Şu ana kadar herhangi bir sponsorluk da almadım.

          Belki Haftanın Özeti için böyle bir şey düşünebilirim. Şart da değil.

  3. Emre Yıldız 11/01/2015 at 13:14 #

    ilk defa internette bir yazıyı bekliyor ve sonuna kadar okuyorum. İçerisinde verilen tüm linklere tıklıyor ve onlarıda olabildiğince okuyorum. Bilgisayar başında geçirdiğim en nitelikli saatler oluyor. Tıpkı bir çizgi romanın yeni sayısını beklemek gibi keyifli üstad. Diğer yazınızda bu kadar fazla konuda nitelikli içeriğe nasıl ulaşabildiğiniz ile ilgili yazı yazacağınızı söylemiştiniz merakla bekliyorum. Bu değerli aktarımlar için size teşekkürler…

    • mserdark 11/01/2015 at 14:47 #

      Öncelikle ilgi ve güzel, yüreklendirici sözleriniz için çok teşekkür ederim.

      Bu hafta hayatımın en yoğun haftalarından biri olacak. Atlattıktan sonra bilgi filtreleme ve not tutmayla ilgili iki yazı planlıyorum. Umarım zaman ve enerjim olur.

      • efecini 11/01/2015 at 15:34 #

        Beklediğim konu bu. şükürler olsun

      • Baris 13/01/2015 at 14:42 #

        Ben de bu konudaki yazınızı merakla bekliyorum.

        Ayrıca genel olarak “haftanın özeti” serisi ufuk açmak anlamında benim için bir kilometre taşı oldu.
        Harcadığınız emek ve zaman için teşekkür ediyorum.

  4. Emre 11/01/2015 at 15:38 #

    sanırsın britannica ansiklopedisi girmediğiniz konu kalmadı gibi yine bloğu lezzetinde bitirmişsiniz bu kadar zamanı nasıl buluyorsunuz merak etmiyor değilim doğrusu, bir kere düz bir yazı değil tıkladığım linkler, girdiğim siteler, izlediğim video ve görseller, makaleler saatlerimi alıyor. ama okumayı, incelemeyi seviyorum. ifadelerinde ‘şu kadına bayılıyorum, şu editöre hayranım, bunun en sıkı takipçisiyim’ havaları var sanki küresel vatandaş tavrı var sizde :). yazılarınız bana ilham veriyor, ha diyorum bak dünya böyle dönüyor dışardaki fiziksel bir bakışla yetinmiyorum resmen kapısını çalıp içeri giriyorum. ingilizcem biraz kötü ama onunda çözümü var. teşekkür ederim ekipler amiri.

  5. Erdem Bergama 11/01/2015 at 16:08 #

    Ellerinize, aklınıza, gözlerinize sağlık. Allah size selamet versin. Hiç eksik olmayın inşallah.. Sonsuz saygı ve hürmetler sunarım.

  6. Özkan 11/01/2015 at 16:49 #

    Merhaba Serdar abi,

    Her hafta düzenli olarak yazılarınızı takip ediyorum. Bu saatlerimi alıyor ve harcadığım zamana hiç üzülmüyorum. Emeğiniz ve bilgilendirmeleriniz için teşekkür ederim.

  7. Rıfkı Sert 11/01/2015 at 16:57 #

    Sizi severek okuyan ve takip eden birisi olarak size bir tavsiyem olacak: tek bir sayfaya 20 tane youtube/vimeo gömüp, bilgisayarın rami, fanı ve sayfaların ebesiyle olan münasebetini fazla zorlamayıp bizlere daha makul ve seviyeli bir kullanıcı deneyimi yaşatabilirsiniz.

  8. Emine Tecimer 11/01/2015 at 17:00 #

    Yazılarınız sayesinde öğrencilerimle paylaşabileceğim konular buluyor ve bir öğretmen olarak yeni nesli şaşırtma şansını elde ediyorum. Teşekkürler.

  9. Hakan 11/01/2015 at 19:02 #

    Yazınızı okuduktan sonra Paristeki olayla ilgili yerli yabancı haber sitelerine baktım. Aşağıda yazınızdan alıntıladığım olay ile ilgili bir haber bulamadım. Özellikle Soru sordukları adamları öldürmeleri ile ilgili habe bulamadım Acaba bu iğrenç saldırının başlarında söylenti şeklide bir haberin doğruymuş gibi anlatılması mı bu olay. Çünkü adresi bulamamaları keşif yapmamış olmamaları çok komik geliyor bana. Üç gün boyunca her adımları saniye saniye izlenen teröristler 10 bin polisle zor yakalandı.

    Bakmanızı tavsiye ederim. Bu olayda benim için en şaşırtıcı detay teröristlerin saldırıyı yaparken yanlış adrese gidip iki inşaatçıyla karşılaşması, onlardan doğru adresi alması (ve onları da öldürmesi) oldu.

  10. armag 11/01/2015 at 19:02 #

    Amirim çok teşekkürler paylaşım için,bu kadar şeyi bir haftada nasıl okuyorsunuz ya (standartlaşmış turk tepkisi, yazmadan geçme dediler)
    Kopenhag e bisiklet çok pahalı,bunu bizim osb.ye 100dolara yaptırız,biraz inceleyim.
    İntelin aleti çok elzem,zaten pc dediğimiz bu. bizim çakma yerli markalar 3 sene sonra akıl ederler belki, her yer ekran olmuş hala uyusunlar.
    Teslanın 2 ayped ekranına çirkin dedin,daha da bişey demiyorum.
    Nokyanın telefonu 29+100 tl :)
    Sony sonunda açıkladı niyeti,herşeyiyle ölçülebilir tv yapmak :)reklam piyasası doymuyor
    Twitlerden borsayı tahmin etmek 3 senedir var, adamlardaki data setiyle nası başa çıkabilir,devletler..zor.
    Aslında farkettim ki nerdeyse hepsi en az 10 senedir var bu bahsettiğin aletlerin de biz halka inişi yavaş oluyor amirim :( mesela e.mürekkep,e.kağıt..2000de nyt haber yapmıştı,hey gidi günler..

    • mserdark 11/01/2015 at 21:05 #

      E-mürekkep, e-kağıt yeni değil; duvar kağıdı olarak kullanımı yeni. Bahsettiğim diğer çoğu teknoloji de öyle. Gary Kasparov’un önemli bir tespiti var; diyor ki “insanlık olarak 1960’lardan bu yana yeni bir şey icad edemedik; hep mevcuttan türetiyoruz” diye. Çoğu alanda haklı.
      Bir de Tesla’nın ekranı gerçekten çirkin. Bizzat gördüğüm için de rahatlıkla söylüyorum. Araç içinde o kadar büyük ve parlak bir kadrana ihtiyacımız yok. Sayfada tanıttığım Volkswagen’in tarzı çok daha makul ve kullanışlı.

  11. Orçun Emlek 11/01/2015 at 20:38 #

    1 haftada toparlanmış yazıları bir pazar gününün tamamında okumaya çalışınca beyin sarsıntısı geçirmek ! Buna rağmen halen hepsini bitirmeye çalışmak.
    Çalışma her zamanki gibi harika , teşekkürler.

  12. dll 12/01/2015 at 13:10 #

    adam arabayı akıllı telle çağırdı araba geldi. Ya çaldırsa o telefonu :) arabada gider evde :) Parmak izinin bile artık kolaylıkla taklit edilebildiği dünyada ne kadar güvenli bu teknolojiler. Ayrıca anlaşılıyorki yakın geçmişimizde önemli gelişmelere neden olan kimya sektörü 3d yazıcılarla beraber çok yakın geleceğimiz üzerinde çok büyük ve heyecan verici değişimlere neden olacak.

  13. Ergin Önayak 12/01/2015 at 14:26 #

    amirim su nesne bayagi bir ilgimi cekti… malumunuz pil derdine neredeyse son diyor… umutlansak mi diyorum…
    http://www.store-dot.com/

  14. Levent MASA 12/01/2015 at 17:15 #

    Kendi verimliliğim adına, not tutmakla alakalı yazacağınız yazıyı sabırsızlıkla bekliyorum. Evernote’u uzun zaman önce indirmiş ama adam akıllı kullanamamıştım. Yazılarınız sayesinde şuan bayaca işimi görüyor. Çok teşekkürler.

  15. AliCan TANER 12/01/2015 at 19:30 #

    Diğer yazılarınız da olduğu gibi.. Muhteşem.

  16. Selam 12/01/2015 at 20:57 #

    Harika bir derleme olduğunu söyleyeyim, elinize emeğinize sağlık. Ama bir sorum olacak; Bu tür haberleri görünce, yani yeni şeylerden haberim oldukça -teknolojik anlamda- nasıl bir yaşam çizeceğimiz sorusunu hep merak ediyorum. Şöyle genişleteyim; tüm bunlar iyi güzel de peki bu üretilen yeni şeylerin Motamot, tamamen kullanıldığı bir ülke var mı ? Yeni bir şey üretildiği zaman onu ne kadar insan kullanıyor ?
    *Kaç tane insan gerçekten gereksinimi olduğu için kullanıyor ?
    *Gerçekten insanlar tarafından gereksiniyor mu ?
    *Yoksa reklam, propaganda ve algı operasyonu sayesinde mi bu nesneleri kullanıyoruz. Çünkü insanları gerçekten normal hallerine bıraktığımızda onların hayatlarından memnun olacaklarını düşünüyorum
    *Teknolojinin; “Bak bunu ürettim ve bu senin için gerekli” sözüne gerçekten inanmalı mıyız ?
    * Teknoloji akışında giden hayatımızı yormuyor mu ? Bize yeni bir zahmet çıkarmıyor mu kolaylığı sağlama adına. Yapabildiğimiz bir işi teknolojiyle yapma düşüncesine muhtaç edildiğimizi düşünüyorum.

    Yanlış anlaşılmayayım; Yeniliğe karşı değilim,ve yukarıdaki faydalı ve elzem olan hiçbir şeye de karşı çıkmıyorum ama “her ürettiğim senin için faydalı ve bunu al” gerçeğine biraz karşı duruyorum.
    Bu soruları sormamın ana sebebi şu; Teknolojinin (günümüz teknolojisinin) tutunduğu bir bağlam var mı gerçekten ? Yukarıda bahsettiğimiz tüm yenilikler Türkiye’ de ne kadar tutunacak mesela ?
    Kolaylığı sağlıma adına üretilen onca şey çöpe gitmeyecek mi ?

  17. mypolat 12/01/2015 at 21:02 #

    Severek ilgiliyle takip ediyorum. Benim gibi İngilizcesi kıt genç insanlar için dünya turu yapıyor süzgeçten geçen bilgiler ile bizlere farkındalık, ilham ve bunun gibi edinilmesi zor özelliklerin gelişmesine katkıda bulunuyorsunuz. Teşekkürler

    (İnternetin pasif kullanıcılarından biriyim yani okur, beğenir ve takip ederim ama emek gösteren kişiye neden beğendiğimi veya ne için burada olduğumu açıklayan şeyleri yazmam, üşenirim. Bazı içerikler oluyor ki artık “yorum yazma aşaması”na taşıyor beni. Bu seride böyle.)

  18. aysimabrokx 13/01/2015 at 22:35 #

    Özet harika!Bayıldım;Teşekkür ederim.

  19. Umut 14/01/2015 at 14:45 #

    Her zamanki gibi yine bilgilendirici ve doyurucu bir post daha. Verdiğiniz emek için teşekkür ederim. Özellikle “not tutma” ile ilgili yazınızı merakla bekleyenlerdenim.

  20. Ferhat Dikbıyık 17/01/2015 at 18:58 #

    Ellerine sağlık mirim, fevkaladenin şevkinde bir yazı olmuş yine.
    Yalnız bir şey farkettim; her hafta özetler biraz daha büyüyor.
    Bu sebepten İnşaAllah yazmayı bırakmazsın bu haftalık özetleri.

    Adamsın! Reklam almayarak iki kere adamsın! Alırsan bence acaba para verdiler de mi yazyıor olur. Sana lazım değil buradan gelecek para, bunu ikimizde biliyoruz.

    Selamlar.

    Not:
    Bu arada İslamcı Terör Örgütü ne demek? İslam ile terör bir araya gelemez. İslam öldürmeyi, cana kıymayı -müslüman olmasa bile- yasak etmiştir. Dolayısıyla o adi teröristlerin islam ile yakından uzaktan alakası olamaz. Kılık kıyafetlerinden dolayı diyorsan bu da senin gibi adama yakışmaz. Twitter’dan adamın yazdıklarına bakıp nasıl biri olduğu hakkında yorum yapmak gibi bir şey bu.

    Zückerberg’in paylaşımındaki yorumlara bakmanı öneririm. Yazacaksan terör grubu de.

  21. sıkıldım 17/01/2015 at 19:51 #

    Merhabar Serdar Bey… Öncelikle yazılarınızı zevkle okuyorum… Acaba “Zamanın Ruhu” tarzında kısa programcıklar yapmayı tekrar düşünüyor musunuz?

  22. Umut Çağdaş Coşkun 24/01/2015 at 00:45 #

    Keyif verici bir yaziydi ilgiyle okudum. Artik siki bir takipcinizim..

  23. Mehmet KARA 10/04/2015 at 10:54 #

    Buralarda gezerken şunu farkettim. youtube-dl ile tüm ted videolarını indirip AVPlayer aracılığıyla iPad ten yolda izlemek istiyordum.

    Herhangi bir yazıdaki “ted” etiketine tıkladığımda, etikenlenmiş yazılar geliyor ama o yazının içinden ted videosunu bulana kadar çok vakit alıyor. Etikek mantığında sonuçlar listelenirken en azından kaç tane video olduğu vs yazsa ona göre bakacağız. ya da direk sonuç kısmında ted etikeklerine bağlantı olsa (anchor) şeklinde harika olur.

    Bir de şunu farkettim; 5 sayfaya bölmekten ziyade tek sayfada alt başlıklar halinde bence daha okunabilir. Tıkla oraya git, tıkla buraya git. Sonra “bir şey vardı” deyince, “hangi sayfadaydı” diye ara, tara ,dur zor oluyor.

    Özet geç piç!

    İkisi de seçenek olarak sunulabilirse tadından yenmez. İsteyen sayfa sayfa isteyen tümünü tek seferde okusun.

    Selamlar.

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim