Haftanın Özeti: 13

Yeni yıl derken Ocak’ın sonuna gelmişiz bile.

Şahsen zamanı ölçmek için kullandığım yöntemlerden biri sevdiğim şeylerden kerteriz almak. Mesela sulu, ekşi yeşil erik hastası olduğum şeylerin başında geliyor (dediğine göre annem bana hamileyken erik aşerip durmuş). Her Mayıs ayında eriğin en güzel halinden ilk lokmayı aldığımda hep aynı soru aklıma geliyor: acaba kaç defa daha erik yiyebileceğim? (çocuklarım doğduktan sonra onların kaç doğumgününü görebileceğimi de düşünmeye başladım).

Türkiye’nin ortalama ömür beklentisine bakınca ortaya çıkan rakam aileme ve yeşil eriğe hep daha bir hevesle sarılmama yol açıyor. Siz de düşünsenize ömrünüzde kaç defa daha kartopu oynayabilecek, Ramazan pidesi yiyebilecek ya da denize girebileceksiniz?

Hayat sandığımızdan çok daha çabuk geçiyor (bunun bir sebebi var). Üstelik bir Rus ruletinden farksız; en beklenmedik anda da bitebiliyor. Bir bakıma her nefeste tetiği bir kere daha çekiyoruz. Bu yüzden günleri, haftaları dolu dolu yaşamak ve iyi değerlendirmek gerek.

Bakalım yine dopdolu geçen 19-25 Ocak 2015 haftasında neler olmuş, neler değerlendirmeye girmeye hak kazanmış.

Genel Yaşam

Freedom House İnternet Özgürlüğü Haritası

  • Freedom House geleneksel internet özgürlükleri raporunu yayımladı. Türkiye olarak 2013’te 49. sıradaydık 2014’te 55. sıraya düşmüşüz. EYYY FREEDOM HOUSE!
  • İstanbul, Jakarta’dan sonra dünyanın trafikte en çok dur-kalk yapılan ikinci şehri. Can dost Vecihi ile olan aşkım daha da pekişti.
  • Uzun süredir tedavi gören Suudi Arabistan Kralı Abdullah (bin Abdülaziz) bu hafta hayatını kaybetti. 45 erkek, 50 kız çocuktan oluşan bir kardeşler ordusundan geliyordu. Ülkesinin en yenilikçi krallarından biriydi (hakkında çok ilginç belgeseller var, göz gezdirmenizi tavsiye ederim). Yeni Kral Salman Bin Abdülaziz de enteresan bir karakter. Üstelik Alzheimer (bunama) hastası olduğu iddia ediliyor.
  • İran, eski Başkan Muhammet Hatemi döneminde başlattığı (Ruslarla ortak yürütülen) uzay programını iptal ettiğini duyurdu. Böylece İmam Humeyni Uzay Merkezi’nde 2002 yılından bu yana yapılan her çalışma rafa kaldırdı.
  • Uzaya savaş / savunma odaklı ilgi Ronald Reagan’ın Uzay Kalkanı döneminde kaldı. Uzayın bugün ‘yeni yaşam alanı‘ olarak algılanıyor (bu gezegenden ümit çok önce kesildi). Mücadelenin bugünkü tanımıysa ‘siber savaş’. Fakat ABD’nin o konudaki kalkanı ve yumruğu NSA’in planı hazır bile.
  • Siber savaş konusu ülkelerin ilkelerini, dengelerini sarsan konuların başında geliyor.
  • Wikipedia’dan 22 garip makale.
  • The New York Times gazetesi sosyal medya tecrübelerini paylaştı. Medya sektöründe çalışan ya da içerik üreten herkesin okuması gereken bir rehber olmuş.
  • Drone dediğimiz insansız hava araçları ile pizza ve e-ticaret siparişlerimiz bile teslim ediliyor biliyorsunuz. Tam burada unuttuğumuz bir altın kuralı hatırlayalım. Her yeni teknolojiyi ordudan sonra iki sektör kullanır: pornografi ve mafya. Drone’ların pornografide nasıl kullanıldığından birkaç hafta önce bahsetmiştim. Bu hafta mafya nasıl kullanıyor bakalım: yeni nesil torbacıların çağına hoşgeldiniz.
  • Yeni bir ürün piyasaya çıkacağı zaman markasını (ismini) kim, neye göre belirliyor hiç merak ettiniz mi? Oysa arkasında büyük bir bilgi birikimi, çaba ve bilim var. The New York Times güzel bir makalede derlemiş.
  • Bill Gates pratikte olmasa da teoride (yani kağıt üstünde) dünyanın en zengin insanı. Ancak son dönemde adını ona servetini kazandıran şeylerin çok dışındaki şeylerle duyuruyor. WIRED dergisine gelecek 15 yıl için planlarını anlatmış. Okunası.

Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım

  • Muhtemelen şu ana kadar gördüğüm EN ama EN garip, ilginç ve şaşırtıcı icattan söz edeceğim. İsmi Project Nourished. Hemen her hafta bahsettiğim sanal gerçeklik kasklarını temel alan bu hizmet gözünüze yemek istediğiniz şeyleri yansıtırken ağzınızdan sağlıklı besinlerin geçmesini sağlıyor. Böylece mesela tabağınızda bir hamburger görürken, avcunuzda onu tuttuğunuzu sanırken aslında tadı ve kokusu ona benzeyen ve çok daha az kalorili, sağlıklı başka bir şey yiyorsunuz. Göz doyması denen şeyin teknolojik yorumu. Çok garip değil mi? İlham kaynağı aşağıdaki film kesitiymiş:

  • Motorlu araçların o iç titreten motor sesi meğer mühendislikle yaratılan koca bir yalanmış.
  • Dijital dünyaya dair Türkiye’yi de kapsayan tonla, taze, güncel bilgi.
  • Yeni tüketim bahanesi 4K televizyonların bu yıl 5 milyar dolarlık bir pazar yaratması bekleniyor. Ne var ki her markada yer almaya başlayan bu standart bölünmeye başladığı için kafa karıştırmaya da başladı (HD ve Full HD dönemini hatırlayın). Almayın, bekleyin diyorlar (bir şeyden de geri kalın yahu).
  • Intel cihazların bizimle benzer hislere sahip olması için çalışıyor. RealSense adlı bu yapı elektronik aletlerin çevresini, bizi hissedebilmesi ve uyumlu çalışmasını hedefliyor. Şeylerin interneti (Internet of Things) çağında kesinlikle gerekecek bir meziyet.

  • SplashData geleneksel ‘yılın en kötü şifreler listesi’ni yayımladı. 2013’ün ilk sırısandaki ‘123456’ 2014’te de ilk sırayı korumuş görünüyor.
  • Şu anda iğne ile kan örneği alarak yapılan kan şekeri ölçme işlemini artık teninize yapıştırdığınız bir devreyle (dövme diyelim) yapmanız mümkün. California Üniversitesi’nden Amay Bandodkar’ın sayesinde.

lead

  • Bu hafta satışa sunulan dünyanın ilk hayalet avlama cihazı GhostArk kısa bir süre için 250 dolar yerine 199 dolara! Cidden.

horizontal

  • Cep telefonunuza bağlayacağınız kalem benzeri küçük bir aksesuarı vücudunuzun ekranda size gösterilen yerlerine dokundurarak vitamin ve mineral oranını tespit etmek nasıl olurdu? Vitastiq bunu mümkün kılıyor (merakımdan aldım, gelince izlenimlerimi paylaşırım). O zamana kadar tanıtım videosuyla idare edebiliriz.

  • Facebook çatısı altında istikrarlı yükselişini sürdüren Whatsapp da artık (Telegram gibi) masaüstü uygulamasından kullanılabilecek. Ben yine de güvenlik sebeplerinden ötürü Telegram’da kalmaya devam edeceğim.
  • Bir sonraki mobil operatörünüz Google olabilir.
  • Son dönemde beni en heyecanlandıran teknoloji Magic Leap. Özetlerde de birkaç defa değindiğim bu yapı doğrudan beyne, göz algısına etki ederek arttırılmış gerçeklik platformu sunmayı hedefliyor. 542 milyon dolar aktaran dev yatırımcılarına ve flaş transferlerine rağmen üstündeki sır perdesi hala aralanmadı. Fakat bu hafta ABD Patent Bürosu’na kalın bir başvuru yaparak bazı ipuçlarını sızdırdı.
google-magic-leap-patents-0057.0
Yapay gerçeklikte yeni bir dönemin ipucu böyle.
  • Microsoft, yeni Yönetim Kurulu Başkanı Satya Nadella liderliğindeki ilk işletim sistemi Windows 10’u bu hafta tanıttı. Start menüsüne yönelik hasret bitti (bu vesileyle öğrendik ki bilgisayarların yüzde 18’inde hala Windows XP kullanılıyormuş). En önemli ayrıntılardan biri Windows 10’un Windows 7 ve 8 kullanıcılarına bedava sunulacak olması (Apple kullanıcıları vurmaya başlayabilir).
HoloLens.
  • Microsoft’un bu lansmanda tanıttığı ilginç girişimlerden biri de holografik gözlük HoloLens oldu. Ona ait ayrıca bir yazı yazdım; okumanızda fayda var. Gücünü Intel’in henüz piyasaya sürmediği bir Atom işlemcisinden alıyor.
  • Bir fareye enjekte edilen nano boyutta robot midesine ulaştığında taşıdığı ilacı zerk etti. Bu, bilim tarihinde bu alandaki ilk canlı denek kullanımı.
  • 2018’de 10 milyar dolarlık pazara ulaşması beklenen akıllı saatler İsviçreli devleri ürkütmeye başladı. Swatch’ın bile hissesi son üç haftada yüzde 19 geriledi. Apple Watch duyrulduğunda olacakları hesap edin. Fakat elbette herkes durumun farkında ve çıkış yolları arıyor.
  • Sosyal ağlar ve yazılımlar bizi ailemizden, arkadaşlarımızdan daha iyi tanıyormuş. Araştırmalar böyle diyor.
  • Terörle mücadele ‘ayağına’ Avrupa internet özgürlüklerini bir bir ayıklamaya başladı. Avrupa Birliği’nin Terörle Mücadele Koordinatörü Gilles de Kerchove teknoloji şirketlerinin dükkanın yedek anahtarını vermesi gerektiğini söylüyor.
  • Çinli telekomünikasyon şirketi Huawei’nin Kurucusu Ren Zhengfei bu hafta gerçekleştirdiği röportajında “vallahi de billahi de casusluk yapmıyoruz, yeter artık üstümüze geldiğiniz; illallah dedik” şeklinde konuştu.
  • Bağlantılı bir ayrıntı olarak Çin de Apple (ya da ABD’nin) casusluk yapmadığından emin olmak için iPhone’un yazılım ve donanımında inceleme şartı koştu. Apple da kabul etti. Para her kapıyı açıyor.

İnternet / Web Siteleri / Girişimler

  • En işe yarayacak 15 programlama dilinin listesi. Ben sadece 5 tanesini biliyorum. Benim derdim bana yeter.
  • Uygulamanızın Google Appstore’da silinmemesi / yasaklanmaması için 20 altın kural.
  • Apple Store’da bir uygulamanın listeye nasıl girdiğini inceleyen uzun fakat çok önemli bir makale.
  • İlginç bir fikir: Packnada. Sık seyahat ettiğiniz şehirlerd giysilerinizi tercih ettiğiniz otelde saklayan, siz döndükten sonra temizleyip, ütüleyip hazır tutan bir hizmet. Bavul taşıma derdi yok. Ne büyük bir yük kaldırdığını çok seyahat edenler bilir.

  • iPhone mu kırılacak? Sevgilinizin Facebook mesajlarına mı sızılacak? Kiralayın bir hacker, halletsin.
  • Twitter bu hafta 60 milyondan fazla kullanıcıya sahip Hindistanlı ZipDial‘ı satın aldı. Patent onay sürecindeki teknolojisiyle ZipDial sıkça görmeye başladığımız ‘çaldır kapat, biz arayalım’ modelini ‘çaldır kapat, gelen SMS’e bak’ modeline oturtuyor (indirim kuponu, mobil ödeme, bilgilendirme gibi birçok konuda kullanılabiliyor). Twitter ile işbirliği tahmin edeceğiniz gibi buradaki SMS’i Twitter’a entegre edecek.
  • Kurduğu MegaUpload’un sunucularına el konarak kapatılan, evine filmleri aratmayacak bir baskın yapılarak tutuklanan ve ardından serbest bırakılan Kim Dotcom yoluna Mega sitesiyle devam ediyor. Dotcom’un son girişimi hiçbir uygulama yüklemeye gerek kalmadan sadece web tarayıcı içinde çalışan ve uçta uca şifreli MegaChat adlı görüntülü iletişim hizmeti (o kadar da güvenli olmadığını savunanlar da var).
  • Yıllarca Google’ın İcra Kurulu Başkanı olarak görev yapan Eric Schmidt çok değerli bilgiler içeren bir makale yayımladı (danısı bizdeki emsallerinin başına). Diyor ki “Birileri bir garajda silahını bize doğrultmuş bekliyor. 2015 harekete geçtikleri yıl olabilir. Biliyorum çünkü bir süre önce biz de öyle bir garajdaydık. Ve biliyorum ki bir sonraki Google şu anki Google’ın yaptığını yapmayacak. Google’ın (o dönemki) AOL’in yaptığını yapmadığı gibi”. Mutlaka göz gezdirin.
  • İçerik üreticilere yönelik yeni bir video sitesi geri sayımda: Vessel.
  • Selfie çektiniz, baktınız, beğenileri, yorumları topladınız, içinizin yağlarını erittiniz. Bitti mi? HAYIR! Bir de geçici dövme yaptırmak gerek onlardan. Picattoo imdadınıza yetişti.

10919649_781123068604041_236748326_n

  • Twitter mobil uygulamalarda kimlik onayı için kullanıcı adı ve şifre girme zorunluluğunu kaldıran Digits desteğini webe taşıyor.
  • Twitter’ın bir diğer yeniliğiyse bakmadığınız sırada paylaşılanlara dair sizi haberdar eden ‘sen yokken’ gibi çevirebileceğimiz hizmeti. Kimileri bunun Twitter’ın genetiğini bozacağını iddia ediyor.
  • Facebook hurafe dediğimiz türden asılsız haberlerin, evhamların küresel ölçekte dağılması için en uygun şartları sunuyor. Sunuyordu desek daha doğru olur zira bundan böyle bu tip içerikler akışta yer almayacak. Kulağa ilk başta güzel gelse de şunu da sormak gerek: neyi okuyup okuyamacağımıza birilerinin bir sebeple karar vermesi sosyalleşme adına korkutucu değil mi? Bu bir sansür sayılmaz mı? Ya da bizi bir filtre balonu içine sokmaz mı?
  • Toplanzi: İlgi gruplarınıza göre kafa dengi kişileri ya da uygun etkinlikleri oluşturup takip edebileceğiniz bir platform.
  • Aykut Bal diyor ki Türkiye’de dijital girişimcilik konusunda güzel şeyler oluyor. Buyrun derlemesine.
  • Haftanın en taze ve ses getiren girişimlerinden biri Gemini oldu. Facebook’un kuruluşu sırasında Mark Zuckerberg’in çalımını yiyen ikiz kardeşler (girişimin ismi de manidar bu yüzden) Cameron ve Tyler Winklevoss tarafından hayata geçirildi. Bitcoin için bir takas borsası olarak özetleyebiliriz. Hedeflerini bloglarında özetlemişler.
  • Jobscribe: İnternet girişimlerinin iş ilanlarını e-postayla haber veren hizmet.

Tasarım / İnovasyon

Europa City silüeti böyle (olacak).
Europa City silüeti böyle (olacak).
  • (Bugün inanması zor gelse de) Anadolu, şehir tasarımı konusunda Göbekli Tepe‘den başlayarak yüzyıllar boyu nice farklı uygarlıkla kendine has örnekler vermiş. Örneğin şu an dünyanın pek çok modern şehrinde kullanılan ızgara şehir tasarımı ilhamını bugünkü Aydın şehri sınırları içinde kalan antik Yunan şehir devleti Milet‘ten alır (M.Ö. 6. yüzyıl). Şehrin formunu tasarımcı Hippodamus icat etmiştir (kendisi aslında şehir tasarımı kavramının babasıdır). Bir de Paris var elbette. Üstünde ÇOK titizlikle çalışılmış ve her kıvrımının bir anlamı olan; kendine has forma sahip bir örnek (bu akım sömürgelerine bile yansımıştır). Izgara formunun aksine Paris bir daire formunu benimser ve  şehri merkez noktanın çevresine serper. Paris şu aralar Europa City (Avrupa Şehri) adı altında, yepyeni bir Paris yaratma peşinde. Uluslararası yeteneklere açık bu projede Danimarkalı dahi Mimar Bjarke Ingels kendi yaklaşımını bir videoyla özetliyor. Yaşama ve insana yönelik çaba ne güzel, ne umut verici bir şey.
  • Bu kadar adını anmışken bir de Europa City’nin videosuna bakalım. Güzel şeyleri görürsek kendimiz için de güzel şeyler talep etme ihtimalimiz oluşur (şehircilik ile ilgililerin Paris’in stratejisini yakından takip etmesi gerekiyor).

  • Japon çikolata üreticisi Nendo (Oki Sato) kendine ait 8 mm’lik alüminyum şırıngalı makinalarıyla 26mm’lik küplerden oluşan’chocolatexture’ adını verdiği çikolatalar üretiyor. Sadece 400 kutu. İnsan yemeye kıyamaz. Biz seyretmekle yetinelim.

nendo02

  • Hiç yemek pişirmesem de hep hayal ettiğim bir şey gerçeğe dönüşmüş: tamamen camdan oluşan tencere! 200 dolarlık fiyatı uygun mudur bilmiyorum ama pişmekte olan yemeği her an görebilmek çok önemli bir ayrıntı olmalı.

Glass Pot

  • The Future People (Gelecek İnsanları) adlı proje grubu kendisini ‘ya olsaydı’ ve ‘neden olmasın’ sorularını soranlar olarak tanımlıyor. Şehir hayatında kullanılabilecek farklı araç tasarımlarını deniyorlar. Son ürünlerinin ismi Zeppelin (yani zeplin). Biz de soralım o zaman: ya olsaydı? Neden olmasın?

  • Çamaşır makinasina ihtiyaç duymadan, dolayısıyla yıpratmadan, deforme etmeden, kırıştırmadan 30 dakikada giysilerinizi temizleyen avuç içi kadar bir cihaz: Dolfi. Ultrasonik ses dalgalarıyla çamaşır yüzeyine mikroskobik su dalgaları çarparak kirleri söküyor. Gerçekten ilginç. İzleyelim:
  • Japonya’da yayımlanan Robi isimli bir dergi var. Her sayısında aynı adı taşıyan mini robotun bir parçasını veriyor. Dergide o hafta dağıtılan parça ve robot tamamlandığında yapılabileceklerle ilgili bilgiler yer alıyor. 70 sayı sonunda robotunuz da tamamlanıyor ve kullanmaya başlıyorsunuz (bu bence robotun kendisi kadar başarılı bir pazarlama modeli). Bu hafta Robi’nin 3. kuşak robotlarının tanıtım töreninde 100 adedi bir araya gelerek bir dans gösterisi gerçekleştirdi. İzlerken düşündüm; (izlerken) dansta bizi keyiflendiren ahenk içinde müziğe uygun ritmik hareketler me yoksa onların insan olması mı? Bu robotlar da az ilgimi çekmedi hani?

  • Vakt-i zamanında bir Türk karı-koca tarafından tasarlanıp Türkiye’de üretilen mıknatıslı tahta oyuncak seti Logy‘yi tanıtmış ve kullananlardan son derece olumlu izlenimler almıştım. Tegu adlı benzer bir başka yabancı girişim de bu hafta hayata geçti. İlk setleri Magnetron Solar System adını taşıyor (100 dolar). Tablet ve telefona parmak sürtmekten ellerini kullanmayı unutan çocuklara birebir.

Kültür / Sanat

  • İngiltere’de yaşayan Pakistan göçmeni bir aileye mensup Maajid Nawaz, 16 yaşında (teröre başvurmayan İslam hareketi) Hizb ut-Tahrir‘e katılır. 2002’de Mısır’da üye devşirme çalışmaları sırasında tutuklanır ve 4 senesini hapiste geçirir. Bu sırada George Orwell’in Animal Farm (Hayvan Çiftliği) kitabı eline geçer ve okumaya başlar. Kitabı bitirdiğinde Hizb ut-Tahrir defterini kapatır. Çünkü olacakları görmüştür. Ben de çocukken okumuştum (siz de en azından özetine göz gezdirin derim). Keşke böyle temel eserler belirlense ve herkes bir kere okuyabilse, seyredebilse, dinleyebilse.
  • Bilim-kurgu şaheserlerinden Ghost in the Shell (Kabuktaki Hayalet) filminin Amerikan versiyonu için hazırlıklar tamamlandı gibi. Başrolde (adını en son Lucy adlı faciayla duyuran) Scarlett Johansson yer alacak. Filmin 2017’de vizyona girmesi planlanıyor (Gerçi düşündüm de Lucy bir film olarak Under the Skin‘den daha kötü değildi).
  • Son birkaç haftaki özetlerde plaklarla ilgili gelişmelerden söz ediyorum. Bu konudaki her haber plak satışlarının artış gösterdiğinden, mevcut plak fabrikalarının bu kadar talebe yetişemeyeceğinden dem vuruyor. Birileri oturmuş 1973’ten bugüne plak satışlarını grafikleştirmiş. Ne diyeyim bilemedim 🙂

vinylunits

  • Sanat eserlerinde hırsızlık her zaman taklit şeklinde olmuyor. Birçok eser, birçok şekilde kelime anlamıyla çalınıyor ve dolayısıyla sergilenemediği için hayattan da çıkmış oluyor. The Museum of Stolen Art (Çalıntı Eserler Müzesi) adlı bir proje yapay gerçeklik gözlükleriyle tamamı çalıntı eserlerden oluşan sanal bir müzede gezebilmemizi sağlıyor. Böylece onlara hem bir kez daha bakma şansı buluyor hem de bir yerde rastlarsak tanıyıp ihbar etme (topluma yeniden kazandırma) fırsatı buluyoruz.
  • Türkçe içerik üretimi konusundaki azimli ve istikrarlı isimlerden Salih Seçkin Sevinç‘in son kitabı Her Şeyin Başı Blog, Optimist Yayınları’ndan çıktı.
  • Yenilikçi yazar denince akla gelen ilk isimlerden James Patterson‘ın son kitabı yazım tarzından çok sunum tarzıyla konuşulacağa benzer. Çünkü kitap okunmaya başlandıktan 24 saat sonra ‘kendini imha ediyor!’. Muhteşem de bir sitesi var. Snapchat çağında yeni medya, yeni edebiyat başka nasıl olacaktı? (Patterson’ın çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya odaklı sitesini de tavsiye ederim)

  • Teknoloji okuma eylemiyle yukarıdaki gibi birleşiyor. Peki yazmaya bir faydası oluyor mu? Bu konuda çok ilginç bir girişimvar: Elegy for a  Dead World. Bu bir bilgisayar oyunu gibi görünmekle beraber aslında yaratıcı yazma tekniklerini geliştiren bir sistem. Oyun aracı arıza yaptığı için indiği bir gezecende karşısına çıkan 3 kayıp uygarlığa yönelik gözlemler yapan bir uzay seyyahı üstüne kurulu. İlerledikçe okuyarak ve dinleyerek detaylarını öğrendiğiniz dünyayı yazıyorsunuz. Sürekli bir rehberlik olduğu ve anlatıcının tasvirleriyle zihniniz beslendiği için yazım tekniğiniz de sürekli gelişiyor. Çok hoşuma gitti.

Bu derleme hoşunuza gittiyse ilgilenebilecek dostlarınızı hemen altta yer alan sosyal medya düğmeleri aracılığıyla paylaşarak haberdar edebilirsiniz. ‘Yeni yazılardan ilk sen haberdar ol’ bölümüne e-posta adresinizi girerek ise yeni yazılardan öncelikli haberdar olabilirsiniz.

Fikirlerinizi, katkılarınızı ve gözümden kaçan gelişmeleri yorum bölümünde beklerim.

Hepinize iyi (ve daha nice erik yiyebileceğiniz) Pazarlar dilerim.