Tag Archives | londra

Haftanın Özeti: 37

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Bu ve önümüzdeki hafta paylaşacağım özetleri ‘tatil özetleri’ olarak okumanızı rica edeceğim. Benim için epey yorucu geçen bir dönemin ardından biraz kafa dinleme haline geçmiş bulunuyorum. Bulunduğum yerde internet bağlantısı nimetten sayılıyor. Dolayısıyla ben de gündemi ‘gözümün ucuyla’ takip ediyorum.

Pili tüketmeden en kısa sürede şarjımı doldurup 10 kaplan gücünde yeniden sahalarda olacağım! (Hafta özetleriyle ilgili çok güzel gelişmelerin elinin kulağında olduğunu da çıtlatmış olayım. Artarak devam eden ilginize ÇOK teşekkür ederim).

Genel Gündem

  • Okul hayatının vazgeçilmez klişelerinden biri de “bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak?” sorusudur. Quora’da ‘1 dakikada öğrenilecek ve hayat boyu faydalı olacak bilgiler‘ başlığını görünce aklıma geldi. Cevaplarda akla gelen-gelmeyen birçok konuda güzel cevaplar var. At fava!
  • Yukardakini seven şunu da sevdi: Bir şeyler öğrenebileceğiniz 37 site.
  • Görülmedik bir ekonomik krizle boğuşan Yunanistan’da halk ‘endişe alışverişi’ne başladı. Büyük ekran televizyonlar, Apple bilgisayarlar, Playstation oyun konsolları gibi ilginç bir kategoriye belirgin bir yönelim var. Sorulduğunda gerekçe olarak “alabilirken alalım, ilerde alamayacağız” şeklinde cevaplar alınmış.

Greek_flag_by_Stathis-800x500_c

  • Yine Yunanistan kriziyle ilgili ilginç bir girişim de haftalık özetlerde istisnasız her hafta bir örneğini paylaştığım kitle fonlama alanında yaşandı. Londra’dan Thom Feeney tarafından başlatılan kampanya Yunanistan’ın borcunu ödemek için bir bağış topladı. Açıklamasına göre 1 milyar 600 milyon euroluk borç her Avrupalı 3 euro verse kapanabilecekti. Bunun olmayacağını belliydi ama toplanan bağış 2 milyon euroya yaklaştı. Hiç de yabana atılır türden değil (kampanyaya katılanlara sunulanlar da ilginç: Başbakan’a kartpostal, Yunan salatası, uzo, şarap, yemek sepeti ve 2 kişilik Yunanistan tatili).

Continue Reading →

Bu yazıya 16 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 36

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Üstündeki gizem perdesi hala tam olarak aralanmayan Wikileaks sitesi ele geçirip sızdırdığı bilgilerle dünyanın yönünü değiştirdi. Neden sadece bazı bilgilerin sadece bir kısmını ve sadece kendi istediği sırada ve istediği mecralarda yayınlattığı tartışma konusu olsa da sonuçta tek bir gerçek mağdur yarattı: Kurucu ve Sözcüsü Julian Assange. 2012’den bu yana sığındığı İngiltere’nin Başkenti Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’nde adı konmamış bir hapis hayatı yaşıyor. Assange bu hafta Fransa Başkanı François Hollande’a yazdığı bir mektupla sığınma istedi (gibi). Hollande ise “bu iş böyle olmaz, sığınma gerektiren acil bir durumun da yok” diyerek reddetti. Bunun üzerine Assange “ben zaten sığınma istememiştim” dedi.
  • Lafını etmişken bilgileri tazeleme adına Wikileaks’in amacı ve çalışma yöntemleri hakkında önemli bilgiler içeren -bizzat Assange tarafından aktarılan- aşağıdaki TED sunumunu izlemenizi tavsiye ederim (Türkçe altyazılı).

  • Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi bu hafta düzenlediği basın toplantısında ‘yerli’ üretimi desteklemek adına eşdeğeri bulunan ithal elektronik ürünlere yüzde 30‘a varan ek vergi konulacağını açıkladı. Yani mesela ‘yerli’ bir tablet üreticisi varsa iPad’e ek vergi konacak. Ama iOS yüklü yerli tablet ihtiyacımızı kim karşılayacak orası muamma. Yerli adı altında üretim yapan firmaların neyi ne kadar yerli yaptığı da öyle. Çoğunuzun tahmin ettiği gibi burada amaç üreticiyi korumak değil, devlete ek gelir yaratmak. Türkiye gibi gelirini ancak dolaylı vergilerden toplayabilen devletlerin direnemeyeceği kadar büyük bir pazar. MOBİSAD pazarın yüzde 20 daralacağını iddia ediyor ama bence hiçbir şey değişmez. 5 bin lira da olsa bir öğün az yemek yer yine de alırız ;) Bu memleket neler gördü. Göbek atana kadar devam.

Continue Reading →

Bu yazıya 31 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 33

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Futbolda şiddeti engellemek adına Brezilya rakip takım taraftarlarını yanyana oturtma kararı aldı. İşyerinde, okulda, hastanede bir arada olabiliyorlarsa tribünde neden olamasınlar?

brezilya

  • NASA, küresel ısınmanın gidişatına bakarak 2100 yılında dünyanın falına baktı. 21 iklim modelini kapsayan öngörüde atmosferde biriken sera gazının sonuçları gözler önüne seriliyor.
Haritadaki renklerin anlamını sanıyorum açıklamama gerek yok.

Haritadaki renklerin anlamını sanıyorum açıklamama gerek yok.

  • ABD’nin Virgina eyaletinde üniversite eğitimi gören 17 yaşındaki Ali Şükrü Amin Twitter hesabından terör örgütü IŞİD için Bitcoin cinsinden para yardımı toplanması için bir sistem kurduğu ve buna yönelik propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Amin’in 15 yıl hapsi isteniyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 21 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 20

Doların inişi-çıkışı, siyasetin çalkantısı, futboldaki galibiyet ve mağlubiyetler derken koşturmacalı, nefes kesen bir hafta daha sona erdi. Peki ‘başka’ neler oldu? Onları da ben derledim (İşim gücüm budur benim, gökyüzünü boyarım. Bir bakarsınız ki mavi).

Hatırlatma: özetler her hafta olduğu gibi 5 ana kategoriden oluşuyor ve diğer 4 sayfanın bağlantısı yazının bitiminde yer alıyor. Sadece bu ilk sayfadaki ‘Genel Gündem’e bakıp “neden bu kadar kısaldı” diye dert yanmayın ;)

Genel Gündem

  • Senelerce evlere servis korsan DVD satan ve kelimenin tam anlamıyla paraya para demeyen ‘DVD Metin’ teknoloji ve kanunlarla olan köşe kapma yarışını güzel güzel anlatmış.
  • ABD’de korsan içeriği internette tespit edip ceza kesmek için kurulan ve liderliği elinde tutan Rightscorp şirketi zarar üstüne zarar açıklıyor.
  • FBI’ın belgelerine göre Hitler sığınağında intihar etmemiş; kurmay heyetiyle beraber bir denizaltıya binip (diğer birçok Nazi gibi) Arjantin’e kaçmış. 203 sayfalık bu belgenin sansürlü kısımlarını daha fazla merak ettim (olayın kendisinden daha fazla gizlilik gerektiren ne olabilir?).
  • 15 – 18 Ağustos 1969 tarihinde düzenlenen efsanevi Woodstock Müzik Festival’inde sanatçılara ödenen bedeller Variety dergisinin arşivinde çıktı. Bugüne çevrildiğinde çiçek çocukların süperstarlarının epey mütevazı olduğu ortaya çıkıyor (büyük hali için tıklayın).

woodstockpricesfinal22222

  • Suriye’de; yani burnumuzun dibinde yaşanan drama dair İstanbul ve Kobani eksenindeki dehşet ve ibret verici karelerden oluşan bir foto galeri.

suriye

  • Nora Dunn, bir Kanadalı. 2006 yılında “yeter” deyip her şeyini  satarak dünyayı gezmeye başlıyor. Ve 40’tan fazla ülkeyi ayaklarının altında çiğnemeyi başarıyor. Gideceği ülkeyi, kalacağı yeri internetten seçiyor. Orada nasıl para kazanacağını da. Gerçek -ve imrendirici- bir dijital göçmen ile tanışın.
  • Fransa’nın başkenti Paris dünyanın en fazla turist çeken şehri. Şehrin en popüler mekanlarından biriyse Versailles Sarayı. Alınan son bir kararla sağa sola çarpıp zarar verdiği gerekçesiyle  selfie çubukları yasaklandı.

150309105053_selfie-stick_624x351_afpgettyimages_nocredit

Selfie çubuksuz bir tatile tatil denebilir mi?

  • Bakıyorum selfie çubuğu ilginizi çekti? O zaman öğrenelim hangisi iyidir, kullanımı nasıldır
  • Dünyada keşfedilmedik, ayak basılmadık bir yer kalmadı (sanıyoruz) ama neyse ki yaşlı gezegenimiz bize sürprizler yapmaya devam ediyor. Güney Pasifik’te volkanik patlama sonucu yepyeni bir ada ortaya çıktı! Ayak basılmamış, sahiplenilmemiş, bozulmamış, yepyeni, bakir bir toprak parçası. Heyecan verici, değil mi?

_81591521_tonga

  • Bu hafta ortaya çıkan şoke edici bir detay: Apple’ın Kurucusu Steve Jobs 2009 yılında bir süre ortadan kaybolmuş, ardından karaciğer nakli yaptırdığı ortaya çıkmıştı. Bu hafta ortaya çıkan bir gerçeğe göre dönemin Apple’ın Başkan Yardımcısı (ve şu anki Yönetim Kurulu Başkanı) Tim Cook kendi kan grubu ve dokusunun Jobs ile uyuştuğunu öğrenince karaciğerinin bir bölümünü ona vermeyi teklif etmiş. Ancak Jobs “bunu yapmana asla izin vermem” diyerek reddetmiş. Ben de bu sayede öğrendim ki karaciğer kendini yenileyen organlardan biriymiş.

3043628-poster-p-1-tim-cook-tried-to-offer-steve-jobs-a-portion-of-his-liver

  • 14 Mart tarihi (3/14) Dünya Pi Günü olarak anılıyor. Gizemini koruyan bu mucizevi ve esrarengiz sayı dizisi üzerindeki deney ve arayışlar da sürüyor. Bir yazılımcı Google altyapısını kullanarak (32 çekirdekli işlemci, 208GB RAM, 1.2 terabayt disk) 6 saat sürede 250 milyarıncı  haneye ulaşmayı başardı. Sonuna hala ulaşabilmiş değiliz elbet.

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 11

Ne demiş eskiler; “İstanbul’a kar düşmeden, memlekete kış gelmez“. Meşhur rutubetle birleşince kılıca benzeyen rüzgarıyla soğuk mu soğuk bir İstanbul haftasında, 5 – 11 Ocak 2015 tarihleri arasında sizinle paylaşmaya değer bulduğum gelişmeler şöyle sıralanıyor:

 Genel Yaşam

  • Bu haftaya damgasını vuran olay şüphesiz Fransa’nın başkenti Paris’teki Charlie Hebdo’ya yönelik terör saldırısıydı.  Guardian gazetesi bu olayı çok güzel bir arayüzle derledi. Bakmanızı tavsiye ederim. Bu olayda benim için en şaşırtıcı detay teröristlerin saldırıyı yaparken yanlış adrese gidip iki inşaatçıyla karşılaşması, onlardan doğru adresi alması (ve onları da öldürmesi) oldu. Bu çok garip değil mi? Böyle bir eylem keşif çalışması yapmadan nasıl gerçekleştirilmiş olabilir? Terör tarihinde bir ilk olarak değerlendirilebilir. Öte yandan olay o kadar korku yarattı ki haber siteleri konuyla ilgili görsellerinde dergiyi sansürlediler. Bu terör eyleminin hedefine fazlasıyla ulaştığı anlamına gelir.
  • Olayın ardından #JeSuisCharlie etiketiyle gerçekleşen Twitter paylaşımları aşağıdaki gibi gerçekleşti.

  • Bu mesaj daha beklenmedik yerlerde de karışmıza çıktı.
  • Çizerler ise çizginin intikamını yine çizgiyle aldılar.
  • Facebook’un Kurucusu Mark Zuckerberg ise bu olayın ardından “Birileri farklı sesleri susturmak istiyor, Facebook’ta böyle bir şeyin olmasına asla müsade etmeyeceğim” şeklinde görüşünü dile getirdi. Zuckerberg için Facebook’a para vermeden takipçilerinize ulaşmaya çalışmayın da gerisi kolay. Birileri de bir gün o tavrı ‘ses kısma’ olarak algılar mı dersiniz?
  • Fransa’nın gölgesinde kaldı ama Nijerya’da da İslamcı Terör Örgütü Boko Haram aynı gün 2 bin kişi öldürdü. 2 değil, 2 yüz değil; 2 BİN!
  • Back to the Future, We are the World, Pictionary, NES, Microsoft Windows… Ne mi bunlar? Bu yıl 30 yaşına basan 30 şeyden birkaçı.
  • Selfie çubuklarıyla o güzel cemalimizi çektik, paylaştık. Peki o güzelim kalçalarımızı nasıl çekeceğiz? Elbette ‘belfie’ çubuğuyla!

Continue Reading →

Bu yazıya 30 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 8

Senenin sonuna yaklaşırken haftanın özeti biraz da yılın özetini içeriyor. 15-21 Aralık 2014 tarihleri arasında elimden geçen binlerce şey arasından kenara not alıp paylaşmaya değer bulduklarım şöyle sıralanıyor.

Genel Yaşam

  • Avustralya’da silahlı bir eylemci 30 kişiyi kafede rehin aldı. Etraftakiler ne yaptı dersiniz? Bilemediyseniz ayıp size.

la-me-ln-white-rhino-dies-safari-park-20141214-001

  • Dünyada sadece 6 tane kalan beyaz gergedanlardan biri ABD’deki San Diego Hayvanat Bahçesi’nde hayatını kaybetti.
  • Teknoloji tarih boyunca pek çok kişiye yeni uzmanlıklar doğrultusunda yeni iş fırsatları doğurdu. Ama çok daha fazla kişiyi de işinden etti. Önceki yazılarımdan birinde de değindiğim bu ‘yok olacak meslekler’ konusuna yönelik Mashable’da güzel bir makaleye denk geldim. Özetle yakın gelecekte robotların devralacağı işler şöyleymiş: temizlikçi, öğretmen, atlet, hastabakıcı / hemşire, satış elemanı, otel concierge, oyuncu (!), uçak pilotu. İnanması biraz zor geliyor ama son hükmü vermeden yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

RtC6c01

  • Japonya’da ‘en pis sızan kedi’ unvanını taşıyan mahlukla tanışın.
  • National Geographic’in geleneksel fotoğraf yarışmasının kazananları açıklandı.

s_n13_00290178

  • Playboy dergisi gelmiş geçmiş BÜTÜN Star Trek bölümlerini izleyip özetlemiş, yorumlamış (695 bölümden söz ediyoruz!).
  • McDonald’s’ın sadece reklam çekimi için kullandığı bir restoranı varmış.
  • Obama’nın giderayak en büyük icraatı ABD – Küba arasındaki buzları eritmek olacak gibi. Benim gibi puro müptelalarının kulaklarını diken bu gelişmede de sevindirici ayrıntılar yok değil. Genel anlamda bu buz eritme sürecinin henüz internet ile tam tanışmamış Küba’ya pek hayır getireceğini düşünmüyorum.
  • Sosyalizm ve internet deyince Kuzey Kore’nin zihni sinir internet poroceleri aklıma geldi.
  • Pakistan, son terör saldırısının ardından idam cezasını yeniden gündeme alıyor.
  • Aile işletmesi kavramının kafasını gözünü Japonya’da yarmışlar. Tam BİN ÜÇ YÜZ (1.300) yıldır aynı aile tarafından işletilen lokantayla tanışın.

  • Bu hafta dolar ve euro resmen hopladı. En büyük zararı gören Rusya’nın milyarderlerinde hasar büyük. Bloomberg Businessweek’in gayet güzel özetlediği bu dalgalanma o kadar etkili oldu ki Apple ülkede online telefon satışlarını durdurmak zorunda kaldı. Bir el verseniz ne güzel olur.
  • Kahve içince uykusu kaçanlardan mısınız? O zaman kahve için.
  • Princeton Üniversitesi ünlü Bilimci Albert Einstein’ın not defterlerini dijitalleştirmiş. Üstelik aranabilir yapmış. Şöyle bir baktım; ilk fırsatta kurcalayacağım.
  • Hayatı kolaylaştırmak için 101 tavsiye yeterli olur mu?
  • 2014’te Google’da ne aramışız biliyor musunuz?

  • Yukarıdaki videoyu temel alan bir kampanya bana resmen şapka çıkarttırdı. Bunama olarak da bilinen Alzheimer hastalığına yönelik bilinç uyandırmayı amaçlayan bir film. Kesinlikle takdir edilesi bir yaratıcılık.

  • TED, 2014’ün en iyi konuşmalarını derlemiş. Nasıl da leziz olmuş!

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 6

Aralık ayının ilk özetiyle karşınızdayım. 1-6 Aralık 2014 arasında denk geldiğim şeyler arasında ‘dur şunu dostlara aktarayım’ dediğim ayrıntılar şöyle sıralanıyor:

  • Olimpiyat, Dünya Kupası gibi şeyler az gelişmiş, itilip-kakılmış ülkelerin en büyük heveslerinden. O süre boyunca gündeme gelmek bile onlar için büyük önem taşıyor. Bu etkinin ömür boyu süreceğini sanıyorlar. Biz de fazlasıyla aşinayız bu hallere. Katar da Olimpiyatlar konusunda hevesli. Stadının temelini 1976’da atmış düşünün. Şimdi bu kapsamda stadyumunu tamamlıyor. 2022’deki Dünya Kupası hevesiyle. Her şey bir yana içerdikleri ve teknolojisi saygıyı hak ediyor (bir ara size Atina Olimpiyatları anılarımı yazayım da işin pek bilmediğiniz yüzünden haberdar olun).

  • Global Web Index araştırması e-kitap satın alan ülkelerde öyle bir sıralama ortaya çıkarmış ki hayret etmemek mümkün değil (görsele tıklayıp büyütebilirsiniz). PwC ise Türkiye’de e-kitabın 2017’de 8 milyar dolarlık pazar yaratacağını iddia ediyor. Umarım öyle olur. Okuma alışkanlığı edinen kitleler devasa bir ekosisteme can veriyor.

Dünya e-kitap pazarı

  • Global Web Index’in bir başka araştırmasına göre gençlerin %50’si Facebook’tan sıkılmış. Temel endişeleri sitenin güvenli ve yeterince mahrem olmadığı. Facebook’un enteresan bir dönemine şahitlik ediyoruz. Facebook’u var eden üyeleri olabilir ama ayakta tutan markalar. Kar baskısı yüzünden Facebook markaları her şey için para vermeye zorlarken ilgiyi diri tutmak için sürekli kendi içinde parçalanıyor ve yeni alımlarla yeni ilgi alanları yaratma deneyleri yapıyor. Ben ise 20 yıldır interneti gözlemleyen bir gazeteci olarak gaz kaçırmaya başlayan bir balonu gayet iyi seçebiliyorum.
  • Star Wars ilk çekildiği 70’li yıllarda ilginçti, şimdi bana anca komik geliyor (aynı şekilde Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ve zombi / vampir filmleri de. Mutlu etmeyen gerçekliğin kaçış yolları diyelim). Sevelim ya da sevmeyelim bir gerçek var ki Star Wars gösterime girdiği günden bu yana epey değişimi tetikledi. Yeni bölümü gösterime girmeye hazırlanırken neleri değiştirmiş bakalım.
  • Yeni Star Wars‘a karşı öyle bir beklenti oluşmuş durumda ki Allah kelamı çıksa bile kimseyi kesmeyecek. Bir fanatik olaya daha fragmandan başlamış.

Continue Reading →

Bu yazıya 14 yorum yapıldı.

Londra mekanlarım

İngiltere’nin başkenti Londra, hem işim gereği en sık ziyaret ettiğim şehirlerden hem de her kişisel fırsatta Barcelona ve New York ile birlikte aklıma gelen ilk seçeneklerden.

Londra hayatınızı adamanız gereken şehirlerden. Aynen İstanbul, New York, Tokyo, Los Angeles, Paris gibi. Yaşayıp yaşayıp tüketemeyeceğiniz, sindiremeyeceğiniz türden. (Hayli keyifli, renkli, hayran bırakıcı olsa da örneğin San Fransisco, Amsterdam, Prag, Madrid ve Barcelona altından kalkabileceğiniz örneklerdendir)

Londra’ya dönersek aslında nereden başlamak gerektiğini bulmak bile mesele.

300’den fazla lisanın konuşulduğu bu şehirde İngilizce sadece bir avuç kalmış gerçek İngilizlerin anadili. Babil Kulesi’nde tanrıların gazabına uğramışların can simidinden öte bir işlevi yok. Hatta İngilizce’nin en garip hallerinin gözlenebileceği yer olarak da düşünülebilir. Mesela:

14 milyon nüfusuyla Avrupa Birliği’nin en kalabalık şehri unvanını taşıyan Londra, 40’tan fazla üniversite, 5 uluslararası havaalanı (bunlardan biri olan Heathrow gezegenin en işlek havaalanı), dünyanın en gelişmiş metro sistemlerinden biriyle sorumluluğunu yerine getirmeye çalışıyor. Her ne kadar metrosuyla ünlü olsa da şehrin 24 saat çalışan meşhur kırmızı otobüslerinin 700 hat üstünde 8 bin araçla hizmet verdiğini ve sadece haftaiçi taşıdığı insan sayısının 6 milyonu geçtiğini de unutmayalım.

Ülkenin gelirinin yüzde 20’si bu şehrin vergilerinden geliyor. Avrupa’nın en büyük şirketlerinin 100’ünün genel merkezi burada. Yine AB’nin en yüksek gelir düzeyine sahip şehri.

Kentin kendi derdi, kalabalığı yetmez gibi bir de her sene ziyarete gelen 15 milyon turistin yükünü taşıyor (Paris’ten sonra dünyada en çok ziyaret edilen şehir Londra).

Müzelerini, müzikallerini, tiyatrolarını, publarını konu olan yüzlerce kitap olduğundan detaylara girmeyeceğim. Ama biraz kendi elimin altında not olarak bulunması, daha çok da sizin görme fırsatınız olursa beğeneceğinizi düşündüğüm yerleri paylaşma adına birkaç mekan / tüyo vermek isterim.

Continue Reading →

Bu yazıya 25 yorum yapıldı.

Londra hatıralarıyla bir İstanbul turu

Londra dünyada en sevdiğim şehirler arasında (merak edenler için listemin kalanı: Barcelona, New York, San Fransisco, Tokyo ve Amsterdam). Bir iki günlük de olsa ziyaret edebilmek adına her fırsatı değerlendirdiğim bir yer. Bu hafta bir basın etkinliği için 4 günü Londra’da geçirme fırsatını elbette kaçıramazdım.

Continue Reading →

Bu yazıya 13 yorum yapıldı.