Haftanın Özeti: 18

[nextpage title=”Genel Gündem” ]İşte geldik Mart ayına. Cüce Şubat’ın son haftasının getirdiklerine bakalım.

UYARI: Özetlerin uzunluğu bazı mobil cihazlarda yüklenme sorunu çıkardığı için artık her kategori ayrı bir sayfada yer alıyor (dilerseniz yazı sonundaki kutudan diğer başlıklara atlayabilirsiniz).

Genel Gündem

  • Yabancıların duyduğunda en şaşıracağı İstanbul gerçekleri nedir? (36 dolar milyarderine ev sahipliği yapıyor olması dışında?)
  • Hala hatırlayan var mı bilmiyorum. 8 Mart 2014’te (yani neredeyse 1 yıl önce) Kuala Lumpur-Pekin seferini yapan MH370 sefer sayılı uçak kalkışından kısa süre sonra 239 yolcusuyla kayboldu. Hakkında birçok teori dolaşıyor. İlginç bir ayrıntı olarak bir kişi uçağın nerede olduğunu bildiği konusunda epey ısrarlı. Onlarca defa TV’ye çıkmasına rağmen ciddiye alınmamış olmaktan dert yanıyor. Şu soruyu arada tekrarlamamız gerekiyor: 21. yüzyılda koca uçak nasıl kaybolur?
  • Okyanusların en derin noktalarında varlığından bile haberimiz olmayan birbirinden sevimli canlılar yaşıyor. Birkaçına bakalım.

eOwL5

  • Is Anybody Down isimli bir site 2 sene boyunca intikamın en çirkin haline ev sahipliği yaptı. Sitenin içeriğini ayrıldığı eş ya da arkadaşlarının (beraberken çektiği) çıplak fotoğraflarını yükleyen kızgın aşıklar oluşturuyordu. Yüzlerce şikayete konu olan site sonunda kapandı. Fakat hukuki takip bitmedi. Kurucusu Craig Brittain yakalanarak tutuklandı. Ardından ironik tanımının bile yeterli olmadığı bir gelişme yaşandı. Brittain yakalama haberlerinde kendi fotoğrafını kullanan sitelere karşı hukuki mücadele başlattı! Kılıç çeken, kılıçla ölüyor.
Craig Brittain

Craig Brittain

  • Aşkın gözü kör değilmiş! Bilimciler aşık olunca beynin salgıladığı oxytocin hormonunu sarhoş farelere vermiş ve fareler ayılmış!

[/nextpage]

[nextpage title=”Bilim / Teknoloji” ]

Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım

  • AR demişken işin varabileceği noktaya dair Technical Illusions imzalı castAR gözlüğünün konsept videosu zihin esnetme açısından dikkate değer.

  • Apple ve Android platformlarında yüz binlerce uygulama var (Microsoft için de arkadaşlar çalışıyor, zamanla gelişecek). Aklınıza gelen her konuda binlerce alternatifi var. Bir başka boyutta ise ilginizi çekecek enteresan uygulamalardan haberdar olma ihtimaliniz kalmıyor. AppFinder isimli uygulama her iki platformda işinize yarayacak uygulamaları bulmanızı kolaylaştırmayı vaat ediyor.
  • İş alanında Android platformunu tercih edenler için bu hafta derli toplu bir çözüm platformu ortaya çıktı.
  • Benzer şeyleri izlemeyi sevenler flört için de uygun bir tercih olur mu? Binger olur diyor.

  • Intel’in kurucusu Gordon Moore 1965 yılında bir iddia ortaya atar (ve bugüne kadar gerçekliğini korur). Moore Yasası denen bu tespit her 18 ayda bir işlemci devrelerinin kapasitelerinin ikiye katlanacağını temel alır. Nano ölçeklerden söz ettiğimiz bu dönemde iddiayı sürdürülebilir kılmayı namus meselesi yapan Intel gözünü (umudunu) 7 nm (nanometre / 1 metrenin milyarda biri) ölçeğindeki platforma bağladı.
  • Merakla beklediğim telefonlardan biri de HTC One M9’du. Bu haftaki basın lansmanından önce görüntüleri sızdı. 5 inçlik FullHD ekranlı, 20,7 MP kameralı, 3GB bellekli, 2GHz Snapdragon 810 işlemcili bir canavar. Tasarımı sürpriz değil ama özellikleri dikkat çekici.

htc-one-m9-6

  • IDC’nin son raporuna göre akıllı telefon pazarında Android tam anlamıyla almış yürümüş.

pazar-paylari

  • Apple İrlanda ve Danimarka’da 2 milyar dolara yakın maliyetle %100 yenilenebilir enerji kullanacak veri merkezi inşa ediyor. Aklıma 2 soru geldi: Danimarka neden? Veri merkezleri adına pek duyduğumuz bir ülke değil. Ve esas soru: bu kadar devasa veri merkezleri hangi yükü taşımak adına kuruluyor? CDN ile açıklayamayız. Apple fena halde merak ettiğim bir şeyler planlıyor. Umarım görmeye fırsatımız olur.
  • Düşünceyle kontrol edilen insansız hava aracı biraz korkutucu değil mi sizce de?

IMG_2828

  • Eric Migicovsky adlı bir girişimci 2012 yılında hayalini kurduğu Pebble adlı Android tabanlı, e-mürekkep ekranlı ‘akıllı saat’ için Kickstarter sitesinde fon başvurusu yaptı. Fikrini hayata geçirmek için 100 bin dolara ihtiyaç duyuyordu. Fakat fikir o kadar ilgi çekti ki 68 bin 929 kişiden 10 milyon doların üstünde para topladı. Pebble kısa sürede dünyanın birçok ülkesinde (1 milyondan fazla) satılan bir modele dönüştü. Ardından LG, Samsung gibi birçok markayı da harladığı bu sektöre soktu. Son oyuncu Apple’ın Nisan ayında satışa sunacağı saatinin bile ilham kaynağı oldu. Geçen haftaki özette sitesinin geri sayımda olduğundan söz etmiştim. Bu hafta yeni saat, Pebble Time ismiyle yine Kickstarter’da ortaya çıktı. En büyük yenilik (yine e-kağıt temelli) renkli ekranı. Mikrofon ile sesli komutları tanıyor. Yeni animasyonlar, daha hafif kasa, 7 gün şarj ömrü ve incelik dikkat çeken diğer özellikleri arasında. Fast Company’nin de dikkat çektiği gibi esas yenilik Timeline adlı arayüzde. Tek beğenmediğim kısmı tasarımı oldu. İhtiyaç duyduğu 500 bin doları 17 dakikada topladı. Ben bu satırları yazarken 10 milyon dolara doğru ilerliyordu. Yüreklendirici ve kesinlikle ilham verici bir öykü.
Pebble Time'ın güzel özelliklerinden biri de standart saat kayışlarıyla uyumlu olması. Toplamda 3 ana seçenek var.

Pebble Time’ın güzel özelliklerinden biri de standart saat kayışlarıyla uyumlu olması. Toplamda 3 ana seçenek var.

  • LG’nin Urbane kodlu saati bu hafta tanıtıldı. İlk defa bir akıllı saat bana kolda taşımaya değer göründü (teknik özellikleri de gayet makul). Bize böyle tasarımlarla gelin işte.

  • ‘Milyon dolarlık soru’ diye bir klişe vardır. Dijital dünyada son yıllarda bu etiketi en çok hak eden soru: viral (yani herkesin paylaşarak bir salgın hastalık gibi yaydığı) içerik nasıl üretiriz? Nice ajansın dişlerini gıcırdatan bu soruyu Yahoo’nun bilimcilerinden Saeideh Bakhshi eni konu araştırmış ve bulgularının bir kısmını paylaşma cömertliğini göstermiş. Sonuçlar gerçekten ilginç. İçeriğin hakim renkleri bile paylaşımı tetikleme açısından belirleyici oluyormuş. Örneğin kırmızı, mor ve pembe paylaşımı tetiklerken mavi, yeşil, siyah ve sarı caydırıyormuş. Kalan detaylar için buyrun.
  • Apple’ın yapay zeka uygulaması Siri’ye Türkçe desteği geliyor. Demosunda da göreceğiniz gibi harika çalışıyor.

  • Oyunlarda yapay gerçeklik geleceğin kızgın rekabet alanlarından biri olacak. Bir girişim de Half-Life, Counter-Strike gibi oyunların stüdyosu Valve tarafından yönetilen oyun platformu Steam’den geldi.
  • Her haftanın özetine mutlaka birkaç linkle giren Medium, Twitter’ın Kurucuları Biz Stone ve Ev Williams’ın 140 karakter ötesi fikirler için geliştirdiği bir girişim (geçen sene Türkçe sürümü de yayına girdi). Kurucu ekipten Ev Williams bu hafta yayımladığı bir yazıda yenilikleri tanımladı: biraz daha kısa, biraz daha sosyal ve kullanışlı bir Medium’a doğru yolculuk.
  • Twitter ile ilgilinmediğiniz sırada olup bitenleri gösteren hizmeti artık Android platformunda da devrede.

  • Geçen hafta Samsung’un mobil ödeme şirketi LoopPay‘i satın aldığından bahsetmiştim. Sebebi -elbette- Apple’ın temassız mobil ödeme sistemi Apple Pay‘e karşı pozisyon alabilmek. Bu alana hepsinden önce girmesine rağmen dikiş tutturamayan Google da henüz pes etmiş değil (hele ezeli rakibi Apple bu kadar iddia sahibi hale gelmişken). Bu hafta satın aldığı Softcard çözümünü Google Wallet‘a entegre etmeye hazırlanan şirket şimdiden 500’den fazla bankayla çalışmaya başlayan ve her 3 dolarlık mobil ödemenin 2 dolarını üstünden geçiren Apple Pay ile rekabet edecek. Peki mümkün mü? Android kullanan mevcut cihaz sayısını düşünürsek kesinlikle mümkün. Ama göreceğiz.
  • İlginç bir diğer ayrıntı olarak -Apple Pay iş ortaklarından- VISA bu haftaki güncellemesiyle Apple Pay’in temel aldığı token tabanlı provizyon sistemini devreye soktu.
  • Bu kategoriyi kapatmadan değinmiş olalım; Türkiye’de bir avuç gönüllü yılmadan, bıkmadan, tamamen Türkçe, pırıl pırıl bilim içeriği hazırlıyor. Bir bakmanızı (ve bunu arada tekrarlamanızı) kesinlikle hak ediyorlar.
  • Verilerinizi görselleştirmek için 17 araç.

[/nextpage]

[nextpage title=”İnternet / Girişimler” ]

İnternet / Web Siteleri / Girişimler

  • E-ticaret ile ilgili girişim fikrine sahip ya da bu alanda faaliyet gösteren herkesin mutlaka okuması gereken bir makale (İngilizce).
  • Amazon’dan fantastik bir fikir daha: siparişinizi 3D yazıcılarla yolda üreten dağıtım kamyonları!

BN-HD213_3dprin_G_20150225185226

  • Facebook’ta intihara meyilli arkadaşlarımızı fark edip yönetime bildireceğiz. Gerisini onlar halledecek. Sosyal medya arkadaşlığı insanlık tarihinin en kolpa, yüzeysel, palavra ilişki formu.
  • Kullanıcı adı ve şifreler için ne kadar çok yol, yordam, yardımcı olduğunu ben unuttum (ben o sorumluluğu seneler önce 1password’e devrettim). Clef adlı yazılım sitelere giriş için yenilikçi bir yöntem getiriyor. Sitenin ekranında çıkan görüntüyü cep telefonunuzdaki uygulamaya tutarak giriş yapıyorsunuz (telefonumuzu kullanmak için başta bir pin giriyoruz / parmak izi okutuyoruz ama yine de tedirgin etmiyor değil).
  • Sosyal ağlar yavaş yavaş içeriğin paylaşıldığı yer olmaktan çıkıp, içeriğin oluşturulup sunulduğu yer olmaya doğru evriliyor. Bu eğilimin ‘bağımsız’ içerik siteleri için büyük bir tehdit olduğu kesin. Fakat işin bir de pek konuşulmayan reklam ve pazarlama yönü var. Alex Kantrowitz dikkat edilmeyen risklere dair güzel bir özet çıkarmış. İnternet her şeyin 5-10 site içinde döndüğü dev bir platforma mı dönüşecek yoksa bağımsız, renkli yapısını (ve onların hayatta kalma şansını) koruyabilecek mi göreceğiz.
  • Youtube’un çocuklara özel versiyonuyla ilgili ayrıntılar belirmeye başladı.

  • Google, Blogger hizmeti altında cinsel içerikli görsel ya da metin içeren bloglarla mücadeleye başladı. Yeni karara göre bu bloglar 23 Mart’tan itibaren ya kendilerini genele kapalı (private) olarak işaretleyecek ya da pılını-pırtını toplayıp gidecek (gerekçe elbette reklamveren baskısı).
  • Reklam ve sosyal ağ demişken Twitter’ın beyne elektrotlar bağlayarak sitesindeki reklamların etkisini ölçtüğü deneye de göz atmanızı öneririm.

beyin-twitter

  • Dünyanın aslında dönmediğini iddia eden Suudi İmam üst limiti oluşturuyor sanıyorsanız çok unutkansınız demektir. İranlı imamlar yüksek hızlı mobil interneti İslama aykırı bulmuştu. Ülke tahmin edeceğiniz gibi ciddi bir internet sansürü altında (Allah inşallah en kısa zamanda bize de öylesini nasip eder). DailyDot, devlet ile halk arasındaki -gayet aşina olduğumuz- bu kedi-fare oyununun detaylarına ve pek de gündeme gelmeyen bir ayrıntısına odaklanmış: sansür işinde büyük para var. Demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden ülkelerden gelen şirketler ve uzmanların kirli parasına şahitlik edelim.
  • Web siteleri sizi tanımak (ve bazen de takip etmek) için e-kurabiyeler (cookie) kullanıyor. Bunda garip bir şey yok. Sponda adlı yeni bir girişimse bu kurabiyeleri gerçek dünyaya taşıyor. Korkutucu ve garip gelse de farklı bir kılıf altında yaygınlaşabilir. Daha fazla tüketebilmek için üretici, mağazalar ve tüketiciler elinden geleni yapacaktır elbet. Bu her zaman böyle olmuştur. İşleyişine bakalım.

  • Merakla beklediğim yapay gerçeklik uygulaması Magic Leap‘in İcra Kurulu Başkanı Rony Abovitz Reddit’teki soru-cevap seansında küçük ama önemli bilgiler çıtlattı.
  • Resmi Gazete’yi bilirsiniz ama Resmi Gaste‘yi gördünüz mü?
  • Küfür yüzünden izleyicisiz oynamaya mahkum maçlarda tribün dolgusu olarak akla gelen kadınların yeşil sahada da yapacakları olduğunu kanıtlamaya çalışan bir girişim: Kübra ile Futbol.
  • Fotoğraf tutkunlarına uzman ellerden çıkma iki Türkçe tavsiye: Fotoğraf Bilgi Merkezi ve Hangi Model.

[/nextpage]

[nextpage title=”Tasarım / İnovasyon” ]

Tasarım / İnovasyon

  • Twitter’da mesajın kendisi kadar sunumu da önemli. Kısıtlı imkanların verimli kullanımına yönelik güzel bir yazı.
  • Robotik protez eller sayesinde hayata tekrar dönen engellilerin videosu. Gerçekten etkileyici.
  • 3 boyutlu yazıcılarla üretilmeyen ne kalmıştı? Jet motoru. Onu da yaptılar!

  • Bağlantılı bir gelişme daha: Google’ın hizmetlerini engelliler için özelleştirmeye çalışan Google Ability Project de dikkate değer (projenin Google’dan bağımsız tasarımcı ve geliştiriciler tarafından yürütülüyor).
  • Konut ve şehir tasarımını her geçen gün biraz daha önemsiyorum. Zira hayatımızı tanımlıyor. Bu hafta denk geldiğim 8 metrekarelik orman evi elimizdeki alanları sandığımızdan daha hoyratça kullandığımızı bir kere daha hatırlattı. Sadece 500 dolarlık maliyeti de cabası. Sayfadaki fotoğrafları dikkatli incelemenizi tavsiye ederim.

tinyhome18

  • 2030 yılında dünyanın en yoğun hava trafiğine sahip olacak Çin bu amaçla dünyanın en büyük havaalanını inşa etmeye hazırlanıyor. 2,2 milyon metrekare alana yayılacak bu devasa yapının tasarımı Zaha Hadid‘e teslim edildi. Öyküsü okumaya değer.
Yılda 45 milyon yolcunun gelip geçeceği Pekin havaalanı 130 futbol stadı büyüklüğünde olacak.

Yılda 45 milyon yolcunun gelip geçeceği Pekin havaalanı 130 futbol stadı büyüklüğünde olacak. Maliyeti 12,8 milyar dolar.

  • Mimariden bahsetmişken; davetlisi olduğum Zirve Üniversitesi’nde Mimarlık Fakültesi Dekanı Ahmet Turan Köksal ve öğrencileriyle gerçekleştirdiğimiz 1 saatlik radyo yayınından meraklısına bahsetmiş olayım. Bence bir kulak verin.
  • Pop-up kitapları oldum olası severim (sevmeyen olabilir mi?). Tasarımcı Sebahat Karcı işlerini böyle bir kitapta derlemiş. Behance sayfasında onun kitabını izlerken hep araya bir şey girdiği için unuttuğum pop-up formatlı Küçük Prens kitabı yeniden aklıma düştü.

İnsanların hiçbir şey öğrenecek vakitleri yok artık. Her şeyi satıcılardan hazır alıyorlar. Ama dost satan bir satıcı olmadığından, insanların dostları da yok artık. (Küçük Prens)

  • Dünyanın ‘en katlanan’ bisikleti: Helix Bike.

  • 4 tekerlekli araçlarda tasarım ve teknolojinin en üst noktalarından birini oluşturacak Aston Martin’in Vulcan modeli gün sayıyor. 12 silindirli 7 litrelik motoru 800 beygirin üstünde güç üretiyor. 2,3 milyon dolarlık fiyatıyla da hayli ulaşılabilir.

  • WIRED dergisi Apple’ın otomobil üretmesinin o kadar da saçma olmayacağını iddia ediyor. Bloomberg ve The Economist de konuyla ilgili güzel derlemeler yapmış.
  • Apple otomobiliyle ilgili kahkaha attığım bir parodiyi paylaşmadan edemedim. SÜPER!

  • Aston Martin, Apple falan bir yana Brabus’un sitesinde kendi dokunuşlarını taşıyan klasikleri sattığını fark ettim. Ne varsa eskilerde var. Ah bir de o fiyatlar biraz makul olsaydı…

brabus

  • Porsche’nin bu hafta duyurduğu bir ürün klasik otomobil alanında yeni bir kilometre taşı olacak gibi. Markanın yeniliği klasik modelleri için GPS / navigasyon ve bluetooth desteği ekliyor.
88900f03-4159-4b2a-87fc-5d2348e5b830_teaser_700x395x2

Navigasyon ekranı dahil düğmeler dahi konsolla son derece uyumlu tasarlanmış.

  • Apple demişken ilginç bir tasarım haberinden de bahsedeyim. Emoji denen yeni Esperanto’da hep beyaz ırkın temsil edildiği; lezbiyen, gay ve transeksüeller için yeterli ikon bulunmadığı yönünde Unicode Konsorsiyumu‘na yapılan şikayetlerden yola çıkan Apple yeni ikonlar hazırlamaya koyuldu (Gay olmanın Tanrı’nın kendisine en büyük armağını olduğunu düşünen Apple Başkanı Tim Cook’un bundaki etkisini de gözden kaçırmamak gerek). Yeni emojiler Apple Watch lansmanıyla kullanıma sunulacak. Bu haberi incelerken düşündüm de bizde bir şirket -örneğin- Kürtler için böyle bir şey yapsa ne olurdu acaba?
  • Daha önce sitesinde izlenen her 100 porno video için bir ağaç dikme, New York’un meşhur Times Meydanı’na yerleştireceği reklam için (3 bin kişi arasından Nuri Gülver adlı bir Türk reklamcının kazandığı) tasarım yarışması açarak gündeme gelen ünlü porno video sitesi PornHub yine enteresan bir fikirle gündeme geldi. Kendi geliştirdikleri WankBand adlı giyilebilir cihaz bilek hareketlerinizi enerjiye çeviriyor (evet o hareket). Böylece enerji tüketimimizi düşürüyor, bir miktar da olsa geri dönüşüm sağlıyor. Süper bir PR fikri 🙂 Eminim siz öyle şeyler yapmıyorsunuzdur.

[/nextpage]

[nextpage title=”Kültür / Sanat / Sinema / TV” ]

Kültür / Sanat / Sinema / TV

  • Geçen haftaki özette Oscar ödülleri tahminlerine yer verdiğim Harvard öğrencisi Ben Zauzmer’in listesi neredeyse tamamen tuttu. Oscar ödülü alan önemli yapımlardan biri de ABD’nin bütün elektronik ağları delik deşek ederek herkesi takip ettiğini belgeleriyle ortaya çıkaran eski NSA çalışanı Edward Snowden’i konu alan Citizenfour adlı belgesel oldu (yaratıcıları Reddit’te bir AMA seansı gerçekleştirdi).

  • Oscar demişken; bu sene altın heykeli afişine yapıştıran Birdman filmi tarihin en az gişe hasılatına sahip Oscar ödüllü filmlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
  • Son dönemlerden gördüğüm en ilginç fikirlerden birine Illsnapmatix sitesinde denk geldim. Oyun dünyasını ve tarihini değiştiren Grand Theft Auto’nun son sürümü GTA V‘in 4K çözünürlüklü dünyasının içinde fotoğraf ve video çekimleri yapıyorlar (oyunun içindeki standart ekran görüntüsü alma hizmetini kullanarak). Fotoğrafçılık sanatının dijitalle yaratıcı bir kesişimi olarak da düşünebilirsiniz. Fikir kadar kareler de muhteşem (İlham alanların katkılarını Twitter ve Instagram’da #gtaphotographers etiketiyle takip etmek de mümkün).
GTA V içinde çekilmiş fotoğraf karelerinden bir örnek.

GTA V içinde çekilmiş fotoğraf karelerinden bir örnek.

  • Oscar meselesini (ki zerre kadar ilgimi çekmez) bilimsel bir dokunuşla kapatalım: Oscar ödülü alanlar daha mı uzun yaşar? 2001 yılındaki iddiaya yeniden bakmışlar.
  • Para ile ilgili hayli tatsız yakın dönem anılarına sahip Yunanistanlı Sanatçı Stefanos Euro banknotları üstünde sanat icra etmiş. Üstelik hepsi nasıl da güzel olmuş. Göz atın (bunun adı para çaredir her soruna…).

Scan56

  • Ünlü (ve gizemli) İngiliz sokak sanatçısı Banksy boyalarını ve kamerasını alıp Filistin’e; Gazze’ye gitmiş. Hem gözlemlemiş hem de sanatını icra etmiş. Saygı duydum.

  • İhsan Oktay Anar en sevdiğim yazarların başında geliyor. Puslu Kıtalar Atlası‘nı okumayanlar için gerçekten üzülüyorum (tavsiyeme uyarak okumaya başlayıp da elinden bırakabileni görmedim). Aynı romanın geçen yıldan beri sabırsızlıkla beklediğim çizgi-romanı ise İlban Ertem tarafından hazırlanıyor. Haberler doğruysa 13 Mart’ta piyasada. Bu kadar sevdiğim bir kitabın hastası olduğum çizgi-roman formatından beklentim büyük. Umarım hayalkırıklığına uğramam (hiç yoktan Anar’ın titizliğine güveniyorum).
Bu derleme hoşunuza gittiyse hemen altta yer alan sosyal medya düğmeleri aracılığıyla paylaşarak ilgilenebilecek dostlarınızı haberdar edebilirsiniz. Yeni yazılardan öncelikli haberdar olmak için yine aşağıda yer alan ‘yeni yazılardan ilk sen haberdar ol’ bölümüne e-posta adresinizi girmeniz yeterli.

Fikirlerinizi, katkılarınızı ve gözümden kaçan gelişmeleri yorumlarınızda beklerim.




Hepinize iyi Pazarlar.[/nextpage]

28 Comments

  1. Yine uzun bi pazar keyfi bizi bekliyor 🙂
    Eskiden gazetelerden ve çeşit çeşit ekleri ile keyfi yapardık (80 doğumlular) ehh zamana uyarak teknolojik takılıyoruz artık 🙂
    Eyvallah

    Cevapla

  2. Ukalalık yapmak istemem ama sanırım datacenterların soğutma ihtiyacını düşürmek için kutuplara yakın yerlere kurulduklarını, (Mesela Kanada çok popüler: http://www.theglobeandmail.com/report-on-business/economy/canada-competes/why-cold-canada-is-becoming-a-hot-spot-for-data-centres/article6598555/) Danimarka’nın da acayip soğuk olduğunu ve tabi ki Avrupa’ya veri taşımak için aynı zamanda yakın da olduğunu düşünürsek neden Apple Danimarka’ya datacenter kuruyor sorusu cevap bulabilir.

    Cevapla

  3. Çorbada tuzumuz olsun kabilinden. General Electric firması, Amerika Birleşik Devletleri hükümeti ve endüstri liderleri ile hava alanı gibi noktalarda bomba tespiti için kullanılabilecek bataryasız yeni bir RFID sensör geliştirdi. Bozuk para büyüklüğünde ve ortalama 1 TL’ye üretilebilen sensör gaz kaçakları ile sağlık kuruluşlarındaki bakteri ve küf gibi oluşumların belirlenmesinde de kullanılabiliyor. http://www.geglobalresearch.com/news/press-releases/ge-develops-wireless-battery-free-rfid-sensors-advanced-explosive-chemical-threat-detection-shipping-ports
    Karlı ve çamurlu yollarda sizi zincir takmak gibi zahmetli bir uğraştan kurtaran girişim. Plastik kablo bağlayıcının büyüğü. http://www.zipgripgo.com/
    Rulo haline getirilebilir solar şarj aleti. http://www.waacs.com/projects/rollable-solar-charger/
    Ürkütücü ve merak uyandırıcı. İtalyan cerrah Canavero, 2 yıl içerisinde bir kişiye ait kafanın başkasının vücuduna nakledilmesi ameliyatını yapabileceklerini öne sürdü. http://www.iflscience.com/health-and-medicine/human-head-transplants-could-become-reality-2017
    Siska‘nın Unconditional Rebel şarkısına saniyede 1000 kare çekilen 5 saniyelik klibin ilginç ayrıntıları. http://enstrumanogren.com/saniyede-1000-kare-ile-5-saniyede-klip/
    http://thisiscolossal.com/?s=siska
    İngiliz kızlarının neden IŞID’e katıldığı ya da nasıl kafalandıkları ile ilgili bir makale. http://www.spectator.co.uk/columnists/mary-wakefield/9452902/how-do-bright-schoolgirls-fall-for-jihadis-the-same-way-they-fall-for-justin-bieber/

    Cevapla

  4. Facebook’un intihar konusundaki hassasiyeti konusunu görünce bir Person of interest bölümünde bahsi geçen olay aklıma geldi ve googleda intihar yazıp başlayan serüvenin nerelere varabileceğini gösteren bazı görselleri paylaşıyorum. Google arama sonuçlarının daha akıllı bir algoritmaya ihtiyacı var sanki? Ek olarak “kutsal” bilgi kaynaklarımız sözlüklerin de bu konudaki yol göstericilikleri de takdire şayan
    http://prntscr.com/6babpi
    http://prntscr.com/6bac3r

    Cevapla

  5. Amirim bu haftaki gündem tadında olmuş. Bu uzunluk iyidir 🙂 Çok uzun olduğunda üzülüyorum çünkü bir çok önemli detayı kaçırabiliyoruz. Teşekkürler…

    Cevapla

  6. İlk haftadan beri bu haftalık seriyi takip ediyorum. Bağımlısı oldum diyebilirim. Pazar günleri mutat olarak gerçekleştirdiğim bir etkinliğe büründü burayı okumak. Ancak şunu diyebilirim ki: yazılarınız oldukça bayağı. Sıradan bir karalamadan öteye geçmiyor. Engin tecrübeleriniz, bilgi ve birikimleriniz, sizin daha güzel hafta sonu yazıları yazmasına icazet vermesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta hiç yazmasanız da olur. Çünkü bu özetler sıradan ve lezzetsiz be dostum. Yazmak için yazıyormuşçasına, bir şeyler karalamak bünyenize ve dimağınıza yakışmıyor şahsımca. Yazdıkça mı açılacaksınız bilmiyorum ama buradaki bu seriler alelade yazılar ve neredeyse herkesin yazabileceği türden. Üstelik haftadan haftaya da kalite düşmekte. Özgün bir şey yok. Hafta içi bir kenarlara (ki buna evernote diyorsunuz) kaydettiğiniz bir kaç not, izlemiş olduğunuz yabancı videoların içeriğinden araklanmış bir kaç cümle, kimsenin girip okumadığı 5-10 İngilizce siteye _blank link, AR, Facebook, Google, Apple, Twitter hakkında bir kaç bilindik haber… bu şekilde uzayıp giden bayağı, tekdüze bir yazı dizisi. Cümle cümle okuyor ve okudukça utanıyorum desem abartı olmaz.

    Acı söylemiş gibi olmak istemem ama dostum, adileşiyorsunuz (lütfen bu sözcüğümü sinkaf olarak addetmeyin) Yazılarınızın daha önce tek bir sayfada olması, bu sıradan sayfayı az da olsa okunabilir kılıyordu ki, mobil ile alakalı vehimlerinizden dolayı atlamalı sayfaya geçtiniz. Bunu bir SEO şark kurnazlığı olarak algılamıyor ve tıklaya tıklaya engelli koşu misali okumaya çabalıyorum. Zor oluyor, bütünlük kaybolup, kalitesiz içerik içinde boğuluyorum.

    Dostum katma değeri olan şeyler üretebilirsiniz bu mecrada. Tüm enerjinizi eskiden gazetelerin vermiş olduğu hafif erotik hafta sonu eklerine benzer ekler oluşturmanıza kanalize etmenizdeki neden nedir? Titreyin, kendinize gelin ve az biraz yaratıcı olun.

    Yukarıdaki serzenişlerimi okuyarak buraya kadar geldiyseniz eğer: Okura bak! Kim oluyor da bunları burada yazma cür’etini elinde bulunduruyor. Burası ne bir TV kanalı ne de bir gazete. Burası ismimle müsemma şahsi blog sayfam diye düşünebilir ve hatta kendinizi haklı görme gafletine düşebilirsiniz. Ancak kazın ayağı öyle değil. Kendi kişisel sayfanızda olsa katma değeri olan şeyler paylaşabilirsiniz. Şimdi su kurnazısınız ya; Kardeşim ben katma değeri olan bilgilerimi ve tecrübelerimi, seminerlerde, toplantılarda, söyleşilerde, programlarda ve köşe yazılarımda aktarıyorum zaten, diyebilirsiniz.

    Tamam ama biraz da burada diyerek yazımı bitiriyorum.

    ÖZET: Yazar (mserdark oluyor) bin bir türlü faydalı içerik sunma yeteneği ve kapasitesi varken, ailemizin indeksçisi gibi yazılar yazmasına gerek yok. Aklını başına alsın ve Türkçe, Türk gencine faydası olabilecek kaliteli bilgi ve birikimi adamakıllı şahsi blog sayfasında sunsun. Bedava bilgi ve tecrübe. Şu an sinirli bir şekilde son cümlemi yazıyorum.

    Hocam sabırsızca yemek haplarını ve uykusuzluk (uyku) şuruplarını bekliyorsunuz. Belki şu karşı ki dağın arkasında da bilgi ve tecrübe hapını bekleyen küçük ve sevimli gençler vardır.

    Cevapla

    1. Öncelikle bu detaylı yorumunuz için teşekkürler.

      Fakat başı ile devamı kafamı kaçırdı. Önce bağımlısı olduğunuzu devamında sığ bulduğunuzu söylemişsiniz. Her iki hal de kabulum elbette.

      Bu haftalık özetler edebi bir üslup, zengin kesitler içerme çabasında değil; adı üstünde: özet. Kendi ürettiğim bir içerik de değil; derleyiciyim sadece. İlgili olan tıklayıp detaylarına bakıyor, olmayan bir sonrakine geçiyor. Üstelik tamamen nesnel değer yargılarım ve ilgi alanlarından oluşuyor. Dolayısıyla herhangi bir vaadi de yok.

      Paylaştığım içeriklerin hepsinin farklı muhatapları var ve ulaşıyor. Yorumlara göz gezdirirseniz bunun izlerini siz de görebilirsiniz.

      Elbette herhangi birinin bütün beklentilerini karşılama gibi bir iddiam da yok. İnternet herkesin katkısına açık. Ben bu kısımlara odaklanırım, sizler, diğerleri de kalanı tamamlar.

      Ve tabi ki hoşunuza gitmeyeni okumamak gibi bir seçeneğiniz de var. Bütün hayallerinizi benim üstüme kurmayın. Türkiye’de 20 milyon, dünyada 2 milyar internet kullanıcısı var. Eminim aradığınızı sunan birileri vardır aralarında.

      Tekrar teşekkürler, selamlar.

      Cevapla

    2. CengIz Bey sert bir eleştiri yazmışsınız ancak üslubunuzdaki beyefendilik nedeniyle örnek alınması gerektiğini düşünüyorum. Elbette bu eleştirinize bir eleştiri olması mahiyetinde bende bu cevabı kaleme aldım. Şahsi kanaatim eleştirinizin daha spesifik olması gerektiği yönünde, beğenmediğiniz yerleri işaret edip, bunun nedenlerini örneklerle ifade etseniz belki daha yararlı ve dikkate değer bir eleştiri olabilirdi. Zira siz öyle yapmış olduğunuzu düşünseniz dahi genel ifadeler dışında bir şey olmadığı kanaatindeyim.

      Cevapla

  7. Artık sadece sizin yazılarınızı değil, yorumları da okuyarak bir şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Bu nedenle içeriğe katkı sağlayacak yorumların yayınlanması daha mı iyi olur diye düşünmeden edemedim. (Doğal olarak bu yorumun yayınlanmadan da silinmesi gerekecektir) 🙂

    Cevapla

  8. Amirim bana kısa geldi 😀 Eğer “Extra” diye 6. bir sekme eklerseniz (kırptıklarınızı koyarsanız) okurum 😀 bağış yapmak istiyorum ama paypal kullanmıyorum keşke başka bi alternatif olsaydı

    Cevapla

  9. Selamlar Serdar Abi, Apple’ın Danimarka’yı seçme sebebi, ülkenin soğuk iklimi(ama diğer iskandinav ülkeleri kadar soğuk değil; fakat, data center lar ele alındığında yeteri derecede soğuk yerleri var) ve Orta ve Batı Avrupaya yakın olması olma ihtimali yüksek gibime geliyor. Ayrıca Danimarka’ya ait o yörede birçok fyord var ve bu fyordlerde yaşam oldukça mükemmel olabilir(Tabi bir yazılımcıya göre). Bir diğer sebep ise geçenlerde okuduğum bir makalede Apple’ın Grönland ile ilgili bir takım projelerinin olduğu idi. Bu projelerin içine Apple’ın smart city(IBM in değil Apple’ın smart city projesi!) projesi için en uygun olan ülkenin – tabi deneme aşaması ile ilgili olan zamanda – Grönland olabileceği iddiası. Ne alaka diyecekseniz(Bu yorumu okuyan herkesten bahsediyorum), Grönland Danimarka’ya bağlı bir özerk ada. Bende sizin gibi sadece Apple’ın değil Google’ın da life of people cycle’ındaki projelerini merak ediyorum.

    Saygılarımla,

    Cevapla

  10. Kürtler için emoji nasıl bişi olabilir çok merak ediyorum? Şahsen bi kürt olarak baktım da benim Türklerle öyle böyle çok bi farkım olmadığını düşünüyorum. Kafanızdan geçen Kürt nasıl bişi acaba? Cidden meraktan ve herhangi bir suçlama yapmadan soruyorum. Açıkçası bi hetero olarak “farklılık“ adına LGBTİ bireylerle anılmak hiç sıkıntı duyduğum bişi de değil. Çok da seviyorum onları ama neden mesela -kürtler- ?

    Cevapla

    1. Kafamda Kürtler için emoji nasıl olur bilmiyorum. Dahası İspanik, Müslüman ya da Asyalılar için de nasıl olacağını tam bilemiyorum. Merak ettiğim bu değil zaten. Yazıdaki merakım Kürtler için bir şirketin Türkiye’de emoji üretmesi durumunda tepesine çullanacak garip insanlar ve garip tepkileri.

      Bir banka reklamında tellak figürü kullanıldığı için dava açan Hamamcılar Odası Başkanı hafızamda hala taze olduğu için biraz da. Memleketimizin herkesin payına sakladığı ilginçlikleri var.

      Cevapla

  11. danimarka olayı açıklanmış iki kişi tarafından, soğutma önemli.
    ingiliz aklı muhteşem; ajan yetiştir, gönder ve de ki ‘bunlar müslüman olunca delirdi’ ya da yahu bunları nasıl kandırıyorlar araştıralım.. bond filmlerini iyi izlemek lazım .. mesela gizemli banksy ingilizdir ama turk olamaz, çünkü gizemli biçimde filistine gitmesinin imkanı ihtimali yoktur. acaba neden?
    radyo kayıdı da güzeldi ama sigortanın gelişmemesi, büyük ailenin desteği yüzünden, yani tam kapitalist olamadık evet, bence bu nefis ama dönüşmeli, insanlar banka insafında bırakılmamalı.

    artık türkçe sitelerdeki yorumları okumama kararımı uygulamam gerekiyor.
    şahsi bir sitede,bedavadan bilgilerini paylaşan bir yazıyı okuyan ‘zeka sahibi insan’ nasıl olur da ‘şunu da yaz, böyle yazma’ diyebiliyor. nasıl bir hayat yaşıyor bu tipler? okumayı ve yazmayı öğrenmek, internete save dijital ekipmana sahip olmak, bu siteyi okuyacak zamanı bulmak da bir işe yaramıyor demek ki. nasılsa bu sitenin sahibi yorumlarda gelen iyi bilgiyi sonradan kullanıyor, bu eziyetten kurtarmalıyım. ama hala ingilizce sitelerdeki sitelerdeki o zekayı ve asgari saygıyı bir süre daha takip edeceğim.. üstelik ‘sitelerdeki yorumları neden okumamamlıyız’ ı yazan adam türk de değildi, ya olsa, interneti mi bırakırdı ne 🙂

    Cevapla

  12. İnsanların ulaşmak için hiç bir masraf yapmak zorunda olmadıkları(bedava) ve aynı zamanda zorunlu da olmadıkları(kişisel tercih meselesi) bir blog yazısı(internet’in ortalama kalitesinin üstünde) için girdikleri beklenti, sahiplenme ve kişiselleştirme gerçekten çok düşündürücü. Eline ve zihnine sağlık Serdar Bey.

    Ben yazdıklarınızdan çok üslubunuzdan ve yaklaşımınızdan ders çıkarıyorum bu arada. Sakın bu yazdıklarınızı beğenmiyorum veya okumuyorum anlamına gelmesin. 🙂 Saygılar.

    Cevapla

  13. “Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim”
    Amirim yine bir katkım olmayacak belki ama teşekkür ederim bu haftaki yazınız için. Gerçekten çok eğleniyorum yazdıklarınızı okurken. Bu hafta biraz geç okumamın nedeni yoğunlaşmak için bir türlü vakit bulamamam. Dar vakitlere sıkıştırmak istemiyorum yazınızı.

    Cevapla

  14. Apple sonar panellerin oluşturacağı yüksek ısıyı rüzgar ile dengelemeye çalışacak.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın