2011’de kalanların ardından

Senenin son günü geçen günlerin değerlendirmesini yapmak için de iyi bir fırsat; öyle de yapalım.

2011 benim için hızlı geçeceği belli bir dönemdi. Kurduğum ve bir noktaya getirdiğim yapıdan uzaklaşıp tek başıma yola devam etme kararının ne kadar akıllıca olduğunu ortaya çıkartacaktı. Göz önünde (ve tökezlemenizi isteyen çok sayıda insanın olduğu) bir ortamda sonuçların hassasiyeti de fazlaydı.

Ama ‘gemi yakma ve köprü atma’ ile piştiğim için bunları aslında çok da kafama taktığımı söylemem. Taksam başka kararlar alır, başka şeyler yapardım.

2011’in başında kendime koyduğum hedef kişi ve kurumlara danışmanlık yapmak, gazete yazılarını yoğunlaştırmak, bir türlü yazamadığım kitapları tamamlamak ve konferanslara ağırlık vermekti.

Bu doğrultuda Radikal gazetesinde haftada 2 gün yazıyor, 5 firmaya danışmanlık veriyor, kitapların taslak akış ve metinlerini çıkarıyor ve Türkiye’nin birçok üniversitesini kapsayan bir konferans turnesi planlıyordum.

Toparlayalım deyince aklıma gelenler şöyle oldu.

2011’in özeti:

  • Sene içinde kapanan Paprica adlı ‘metropol ve kadın-erkek ilişkileri’ni konu alan bir dergide ilk sayısından itibaren yazılar yazdım. Bu çok farklı bir okur kitlesiyle tanıştırdı beni. Seneler boyu internetin kitleleri asosyalleştirdiğini iddia edenlere karşı elektronik iletişimin insani anlamda yeni bir şeyleri kurguladığını savundum. O dergi bunun somut örneklerini görmemi sağladı.
  • Sayısız diyebileceğim kadar yeni insanla tanıştım. Daha önce sabit iş düzeninden dolayı bu kadar fırsat yaratamıyordum. Belki de en iyisi bu oldu benim adıma. Hepsi yeni öyküler, heveslere sahipti ve beni yaptığım işlerde ve konuşmalarımda çok besledi.
  • 80’e yakın panel ve konferansta konuşmacı olarak yer aldım. İlköğretim kurumlarından üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarından kurum içi etkinliklere kadar pek çok yerde 20’den fazla konu başlığı altında konuştum. Hayatta en keyif aldığım şey kesinlikle bu.
  • 2010 sonuna doğru hayatıma sürpriz bir şekilde giren televizyon programım Sosyal Medya zamanlama ve konumlamasıyla çok başarılı oldu. Kanal da gayet memnun kaldı. Öyle ki yaz, kış, bayram, seyran, yurtiçi, yurtdışı demeden her hafta ara vermeksizin devam ettik. Sizin yeni yıla gireceğiniz bu gece bile ben programımı yapıyor olacağım mesela! (Burada bir şey de eklemek istiyorum: zamanla sosyal medya kavramının teknik değil tamamen insani bir olgu olduğunu fark ettik. İşin teknik tarafındaki kişiler konunun en sıkıcı yanlarına odaklanıyordu. Biz bu kavramı tamamen onun içinde yaşayan ünlü-ünsüz insanların ağzından; değiştirdiği ve geliştirdiği olgulara odaklanarak işledik ve bu hali çok daha fazla beğenildi. 67 bölümde 200’den fazla konuk ağırladık, birçok yeniliğe imza attık. Bu süreci ayrıca detaylarıyla anlatacağım)
  • Sosyal Medya programında değişen konuk profiliyle çok farklı insanlar tanıdım. Çok güzel arkadaşlık ve dostluklara vesile oldu.
  • Benimle ara sıra röportaj yapıldığı oluyordu (gazeteci için bu durum çok kafa karıştırıcı oluyor. Soru sormaya alışkın biri olarak arka arkaya soru sorulunca afallıyorsunuz) Ama bu yıl galiba şimdiye kadar yapılanların toplamından fazlası gerçekleşti. (seneyi de güzel bir örneğiyle kapatıyorum sağolsunlar)
  • Şimdiye dek hep haberci kimliğimle temasa geçtiğim halkla ilişkiler şirketleriyle bu yıl sosyal medya danışmanlıkları sebebiyle farklı bir ilişkimiz oldu. Bu süreçte markaların gazeteci ve kamuoyuna yansıyan yüzüyle gerçekteki hallerini karşılaştırma fırsatım da oldu. 2011’de sosyal medya ajansları patladıysa boşa değil (ve 2012’de patır patır döküleceklerse de…)
  • Bir girişim yapmam için beni zorlayan kaç kişi oldu bilemiyorum. İrili ufaklı birçok yatırımcı ve sermaye grubu beni bir şeylerin içinde yer almaya ‘zorladı’ ben de maharetle uzak durdum. İyi ki de öyle yapmışım. 2011 o tip başarılardan mutluluk duyacağım bir dönem değildi.
  • Zaman ve zihnimin boşluğunda daha önce reddettiğim jüri üyeliği tekliflerini kabul ettim. Meğer bu tip şeyler normalde sohbet etmeye fırsat bulamayacağınız birçok farklı kişiyle muhabbet için bulunmaz fırsatlarmış. Çok ilginç kişilerle tanıştım, çok ilginç şeylere vesile oldu. (Başkan Ahmet Pura kızmasın ama EFI ödülleri cidden bir özveri! 4 günü toptan yedi bitirdi! Neyse ki benim için gözlem fırsatı da yarattı)
  • Şubat ayında TEDxReset’te konuşmacı olmam istendi. Konferans aleminin en prestijli etkinliği olan TED’in aynı mantık ve kurallarla yapılan yerel organizasyonlarından biriydi. Benim için çok önemliydi. Hazırlık kısmında da yardımcı olmaya çalıştım. Sosyal medyanın gücü ve etkisi ben dahil herkesi şoke etti. Konuşmam etkinlik kapsamındaki ankette en beğenilen konuşma olarak kayda geçti. Oysa o sırada sahnede hayatımın en felaket baş ağrısıyla kıvranıyordum. Bu güzel olay benim TEDxReset Danışma Kurulu’nda yer almamı sağladı. 2012 için güzel bir şeyler hazırlamaya çalışıyoruz.
  • TEDx konseptini Ali ‘Sezar’ Üstündağ ile beraber kurumlara uyarladık. Yazın Çeşme’de Unilever için yaptığımız TEDxUnilever hem o kurum hem de bizim için yaptığımız en heyecanlı ve keyifli işlerden biri oldu.
  • Ajandama hızla göz gezdirdiğimde ÇOK FAZLA öğlen ve akşam yemeği yedim :) Kimse beni koşuya, yüzmeye, yürüyüşe davet etmedi. Hep yemek, hep yemek…
  • Televizyon programı yüzünden çok daha az seyahat imkanım oldu. Ama elimdeki fırsatları iyi değerlendirdim.
  • 27 Mayıs’ta hayatımın en uzun süreli hayali gerçek oldu ve Vespa’mı aldım. Hiçbir şey daha mutlu edemezdi beni.
  • Sene ortasında TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’e bahsettiğim ve ardından TRT1 yöneticilerine de her fırsatta yapmaları için yalvardığım TRT arşivlerinden beslenen ‘nostalji’ odaklı bir program formatı vardı. Herkesin aklına yattı. Ama anlatan kişi olarak da benim üstüme kaldı! Korktuğum için reddettim. Aylarca ses çıkmayınca unutuldu diye sevindim ama yılbaşında yayınlanmak üzere apar topar hayata geçti :) Bu akşam izleyeceğiniz (galiba 18:00-20:00 arasında) o program beğenilirse muhtemelen haftalık bir program olacak (elbette 2 haftada hazırlandığı için planlanan birçok şey gerçekleşemedi). Çekilirken çok garip duygular içindeydim. Burada anlatamayacağım bir sebeple moralim de çok bozuktu ama günahı-sevabıyla yaptık bir şeyler. Hayırlısı neyse o olsun.
  • Henüz çekimlerini tamamlayamadığımız bir belgesel projesine başladık. Teknolojinin tarihten bugüne gelişimi ve hayatımıza etkisini konu alan bir yapım (ve bu kadar zahmetli bir şey olduğunu bilsem hiç başlamazdım. Tema çıkart, metin yaz, konuşulacak kişileri seç, organize et, çek, kes, biç… Dertsiz başa dert).
  • İrili-ufaklı birkaç web yatırımında danışmanlık yaptım. Birilerinin emeklerinin karşılığını alıp hayallerine kavuşmasını seyrettim.
  • 9 Ağustos’ta hayatımı tamamen değiştirecek motor kazasını yaşadım. Benim için reenkarnasyona eşdeğerdi. Hayatın ve hayatımın hiç bilmediğim yüzüyle tanıştım. Bunu ayrıca detaylarıyla yazacağım. İçinde herkes için çok ders var. Sağ kolum hala eski haline dönmedi. Ve sanıyorum bir daha da dönmeyecek.
  • Aynı günlerde kayınpederime pankreas kanseri teşhisi kondu. En kötü şeklinin en ileri evresiymiş. Benim kolum kaynamadan onun yaşamı son buldu. 2011’in en kötü olayı buydu. Allah rahmet eylesin.
  • Ekim ayında belgesel çekimlerine de vesile olur diye ABD’ye gittim. Gitmişken kendi cebimizden de bir miktar kaynak aktararak Los Angeles ve San Fransisco’da iki bölüm Sosyal Medya çektik. Los Angeles ayağındaki bayağı fantastikti. Şark köşesi dekorlarıyla sosyal medya muhabbeti :) Hayatımın en eğlenceli anlarıydı galiba. Bu yıl bir daha gideceğim.
  • Motor kazasının ardından sağlığım bozulduğunda bütün gelirimin ortadan kalktığını fark ettim. Oysa çocuklardan ötürü çok uzun süre düzenli bir gelire ihtiyacım vardı. Bu yüzden başında olmamı gerektirmeyen yatırımlarım olmasını istedim. Tam da bu sırada bir arkadaşım sayesinde yeni açılan bir lokantaya ortak olma fırsatı çıktı, değerlendirdim. Bir hafta öncesinde rüyamda görsem gülerdim herhalde. Ama iyi ki de olmuş. Niyeti ekseninde fazlasıyla iyi bir kararmış ;)
  • Bu yıl çıkan üniversite affıyla yarıda bıraktığım eğitimimi tamamlamak üzere Bilgi’ye tekrar dönsem mi diye düşündüm ama vazgeçtim.
  • Birçok televizyon projesine uzak durdum. İyi mi oldu bilemiyorum. Öyle sonuçlandığına göre en iyisi, hayırlısı o şekildir.
  • 4 farklı üniversite sosyal medya ve yeni medya eksenli benzer programlar çıkartarak yürütmemi istedi. Ama hiçbirine zaman bulamadım. Oysa hepsini yapmak isterdim. Ne kadar donanmış insan yetiştirirsek zeminimiz de o kadar güçleniyor. (2010’da Kadir Has Üniversitesi’nde İsmail H. Polat ile beraber ‘Yeni Medya’ programını hayata geçirmiştik. Benim için mutluluk verici anılardan biridir)

Gelelim 2012’nin heybesindekilere:

  • Sene sonuna doğru Avrupa’nın en büyük gruplarından biri Türkiye’ye DEV (ve hiç duyulmamış) bir fon ile girme kararı aldı. Farklı kaynaklardan benim ismime ulaşmışlar. Benim bu fonun başına geçip internet yatırımlarını yönetmemi, siteler kurmamı, satın almalar yapmamı ve piyasada ne var ne yok silip süpürmemi istiyorlar. Ben prensip olarak gittim ülkeyi, pazarı, fırsatları ve oyuncuları anlattım ama yapmak istiyor muyum? Hayır. Fakat henüz bunu söyleyebilmiş de değilim. Yaparsam da bir ucundan tutma eğilimindeyim. Hayat ne gösterir bilemiyorum ama yeniden kurumsal hayata dönmek istemiyorum. İnternete tüccar kafasıyla bakmaya da her zaman karşı oldum. Burası benim oyun parkım. Boş arazilerde top oynayıp eğleniyoruz. Müteahhitler ise her arsaya AVM, residence dikme derdinde. Tek sorun bana sunulan maddi şartlar. Hayatım boyu yaptığım birikimi gölgede bırakan tutarlar. Hayatın zorlu anlarından. Klasik bir Türk filmi senaryosu gibi.
  • Kendi alanında çok güçlü 2 isim zamanında hayata geçirdiğim (ve şimdi tanımakta zorlandığım) Televidyon benzeri (ama farklı bir platformda yer alacak) bir proje için ortak ilerlemek istiyor. Ne olur, ne olmaz düşünüyorum.
  • Türkiye’de yakında adı duyulacak bir başka dev sermaye grubu (benim belirleyeceğim) internet odaklı bir strateji ekseninde pozisyon almak istiyor. Danışman olarak burada adımı duyma ihtimaliniz var.
  • Bir aksilik olmazsa Ciğerizm’in Cihangir ve Büyükada’da iki farklı konseptte iki şubesi açılacak.
  • Televizyona biraz daha ağırlık vereceğim. Televizyon hala çok güçlü, kitlesel ve gündem yaratma kabiliyetine sahip. Ve içinde yeni medyanın dengelerini çözebilmiş çok az insan var. Gazeteciliğe başladığım dönemdeki teknolojik dönüşüm beni bu noktaya taşımıştı. Şimdi sosyal medya ile yaşanan dönüşüm yepyeni bir kulvarı aralıyor olabilir.
  • Bir türlü olmadı ama yeniden bir radyo programı yapmak istiyorum. Bu hevesle el attığım podcasti bile becerememişken ne kadar mantıklı bir hedef bilemedim.
  • Home Office, açık ofis iyi, güzel de 2012’de kendime bir yazıhane tutmayı kafaya koydum. Kafa dinlemek için bile verimli olur eminim. İçine girip okumak, yazmak istiyorum.
  • Geç kavuşup erken hasret kaldığım Vecihi ile bol bol turlayacağım. Yine sabahları termosuma çayımı koyup, dergileri sepete yerleştirip Boğaz’da bir banka kurulacak, okuyup, okuyup notlar çıkartacağım.
  • Motor kazamın ardından tuttuğum notları benzer şeyleri yaşayanlara faydalı olması için bir PDF haline getirip internete aktaracağım.
  • Geniş kapsamlı üniversite konferans serisini başlatacağım. Program aşağı yukarı belirlendi, sponsorlar tamamlandı gibi. İş biraz bana ve organizasyon firmasına kaldı.
  • Kamu kurumlarında danışmanlığını üstleneceğim bazı projeler olacak.
  • Çocuklarımla daha da fazla zaman geçireceğim.
  • Yazmak istediğim kitaplara heveslenecek ve yine beceremeyeceğim.
  • Kaza sonrası ara verdiğim Radikal yazılarım yılın ilk haftasında yeniden (daha geniş bir konu odağıyla) başlayacak. Artık haftada bir gün yazacağım.
  • Kaza sonrası öğrendiğim (ve bu yazıyı yazdığıma göre yine unuttuğum) ilk dersi sene boyu hatırlamaya çalışacağım: SAKIN PLAN YAPMA !
Unutmadan; o puromu da hala içemedim.

Hepinize sağlıklı, mutlu ve bol kazançlı bir 2012 diliyorum.

 

, , ,

10 Responses to 2011’de kalanların ardından

  1. elif 31/12/2011 at 12:49 #

    sonu çok güzel ‘sakın plan yapma’

  2. esirmacunu 31/12/2011 at 13:00 #

    bu ne dolu dolu bir 2011’dir, saygılar.

  3. atakan 31/12/2011 at 13:12 #

    içten bir yazıydı.

  4. Üzeyir 31/12/2011 at 14:46 #

    Biz de severek takip ettik. Güzel bir 2012 dileğiyle…

  5. sameyanzeva 31/12/2011 at 19:01 #

    içten bir yazıydı, aklımda olan ama tam anlamıyla yürürlüğe koyamadığım noktadan bahsetmeniz çok iyi geldi. ” sakın plan yapma “

  6. Ahmet 31/12/2011 at 19:38 #

    Güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık üstadım.

    O puro 2012 yılında da içilmemiş olacak : )

    “İbadetin yarısı” sayılan o güzelliklerle bol bol bir yıl geçirmeni diliyorum.

  7. Ahmet Kara 31/12/2011 at 22:56 #

    Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş. Paylaştığınız için de teşekkürler. 2012’nin size sağlık, mutluluk ve başarılar getirmesini diliyorum.

  8. merve 06/01/2012 at 13:17 #

    Yazinizi tebessum ederek okudum yasama sevincinizi, paylastiklarinizi, cok samimi buluyorum.bu sene kitap yazmanizi bekleyen okurlarinizdanim. Iyi seneler

Trackbacks/Pingbacks

  1. Öğretmen kutsaldır ana gibi..? | M. Serdar Kuzuloğlu - 09/01/2012

    […] meb, öğretmen, öğretmen atamaları | No Comments »TweetYeni yılda yeni hedeflere yönelik ilk yazımdan sonraki hedefim Sosyal Medya programımız ile ilgili bir şeyler yazmaktı. Niyetim ise şimdiye […]

  2. Öğretmen kutsaldır ana gibi..? - M. Serdar Kuzuloğlu - 26/12/2013

    […] yılda yeni hedeflere yönelik ilk yazımdan sonraki hedefim Sosyal Medya programımız ile ilgili bir şeyler yazmaktı. Niyetim ise şimdiye […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim