İçeriğe geç

Etiket: 2011

2011’de kalanların ardından

Senenin son günü geçen günlerin değerlendirmesini yapmak için de iyi bir fırsat; öyle de yapalım.

2011 benim için hızlı geçeceği belli bir dönemdi. Kurduğum ve bir noktaya getirdiğim yapıdan uzaklaşıp tek başıma yola devam etme kararının ne kadar akıllıca olduğunu ortaya çıkartacaktı. Göz önünde (ve tökezlemenizi isteyen çok sayıda insanın olduğu) bir ortamda sonuçların hassasiyeti de fazlaydı.

Ama ‘gemi yakma ve köprü atma’ ile piştiğim için bunları aslında çok da kafama taktığımı söylemem. Taksam başka kararlar alır, başka şeyler yapardım.

2011’in başında kendime koyduğum hedef kişi ve kurumlara danışmanlık yapmak, gazete yazılarını yoğunlaştırmak, bir türlü yazamadığım kitapları tamamlamak ve konferanslara ağırlık vermekti.

Bu doğrultuda Radikal gazetesinde haftada 2 gün yazıyor, 5 firmaya danışmanlık veriyor, kitapların taslak akış ve metinlerini çıkarıyor ve Türkiye’nin birçok üniversitesini kapsayan bir konferans turnesi planlıyordum.

Toparlayalım deyince aklıma gelenler şöyle oldu.

Hep daha parlak bir hedef vardır

Küçükken defalarca okuduğum kahverengi ciltli bir hikaye kitabım vardı. Her hikaye kitabı gibi eski çağlardan öykülerle doluydu. Prensler, prensesler, çiftçiler, köylüler… Hepsi de evvel zaman içinde.

İçindeki yüzden fazla hikayeden birini hiç unutamadım. (Fonda şu şarkı iyi gelir)

Çok ağrılı bir hastalık geçiren ve sancılarının son bulması için yalvaran kızın hikayesiydi.

Yalvarışlarına dayanamayarak ortaya bir peri (ya da melek) çıkıyor ve ona çıkrık veriyordu. Makaradaki bu ip küçük kızın hayatını temsil ediyordu. Acısını dindirmek için ipin ucunu çekip çıkrığı çevirmesi yeterliydi. İpi çektikçe zaman daha hızlı geçiyordu.

Küçük dertli kız sevinçle ipi  bir miktar çekiyor, zaman hızlıca akıp gidiyor ve ağrısı geçiyordu. Ancak bu ‘sihirli’ yetenek bir süre sonra alışkanlık halini alıyordu. Kız artık hoşlanmadığı en ufak şeyde dahi ipi çekiyordu. Hep mutlu anları yaşayan kız bir gün makarada çok az iplik kaldığını fark ediyordu. Böylece daha gençlik dönemine bile giremeden ömrünü tüketmişti. Üstelik geri dönüşü de yoktu…

Bu hikayeden ‘her anın kıymetini bil’ ve ‘hayat sadece güzel anlardan ibaret olamaz’ gibi birçok sonuç çıkabilir.