TEDxReset 2011 konuşmam

10 Şubat 2011’de Boğaziçi Üniversitesi’nin Robert Long Hall adlı o muhteşem mabedinde, hayatımda gördüğüm en ilgili, beğeni eşiği yüksek kitlesinin karşısında yaptığım konuşmamı paylaşıyorum. Umarım sosyal ağlardan, epostalardan soran herkese ulaşır.

Bilen bilir ama yine de bir hatırlatma yapayım; TED konuşmaları en fazla 18 dakika olmak zorunda. Bu kısıtlama beni çok zorladı. Seyredeceğiniz sunumun hakkı normalde 30-35 dakika. Bu yüzden normal tempomdan daha hızlı konuşmak ve konuları kabaca geçmek zorunda kaldım. (Ayrıca hayatımın EN şiddetli baş ağrısı konuşmadan birkaç saat önce beynime saplandı. Sahneye çıkarken kusmamak için kendimi zor tutuyordum.)

Başka bir yazımda da yazdığım gibi, ne kadar hazırlanırsanız hazırlanın, beklenmeyen bir şeyler her zaman olur.

(Sunumdaki karelere SlideShare’den ulaşabilirsiniz.)

Ben kendimi asla seyredemediğim için sizin yorumlara göre işin rengini çıkaracağım ;)

Başka bir konferansta görüşmek üzere…

, , , ,

29 Responses to TEDxReset 2011 konuşmam

  1. Salih 19/02/2011 at 21:40 #

    Sunum gerçekten harika, anlatmak istediğinizi anlatmışsınız. Sunumu yaparken rahatlığınız ön planda.

  2. Sinan YORULMAZ 19/02/2011 at 21:41 #

    Güzel ve faydalı bir konuşma olmuş. Ancak Hz. Adem hakkında dediklerinde biraz takıldım açıkcası. Onları çıkarırsak gayet güzel ve zevkli bir konuşma.

  3. LauthreS 19/02/2011 at 22:04 #

    mükemmel bir sunum olmuş tebrik ederim canlı izlemek isterdim…

  4. Barış Baraz 19/02/2011 at 22:22 #

    Tebrik ederim. Hızlı konuştuğunuz yerlerde geri alıp tekrar izledim. Konuşmayı eğer iki bölüme ayırırsak; ben ikinci yarısını daha çok beğendim. Özellikle son bölüm oldukça etkileyici, vurucu olmuş. Bildiklerinizi, “meslek sırlarınızı” paylaştığınız için teşekkürler. Her tür övgüyü hak ediyorsunuz.

  5. ibrahim 19/02/2011 at 22:45 #

    Kimsenin ana babasına saygısızlık yapmayın ki birisi sizin ebeveynlerinize küfür ettiğinde laf söylemeye yüzünüz olsun. Baş tarafı saymazsak güzel bir sunumdu.

  6. Sunumda dikkatimi çeken hatalardan birisi “ÖSS Sınavı” telaffuzunuzdu. ÖSS zaten Öğrenci Seçme Sınavı’nın kısaltması olduğu için sanırım hatalı bir kullanım olmuş.

    Elinizdeki kağıda fazlaca baktınız, özellikle sunumun sonuna doğru. Fakat bir yazınızda sunum tekniklerinden ve püf noktalarından bahsederken sunumların başını ve sonunu ezberlemenin faydalı olacağını yazmıştınız. Sanırım ödevinizi tam yapmamışsınız :)

    Teknolojinin bizi sözde sosyalleştirmeye çalışarak, sosyalleşme kisvesi altında asosyal bireyler haline getirmeye çalıştığını belirtmişsiniz. En azından ben anlattıklarınızdan bunu çıkardım. Afrika’daki açlardan bahsetmişsiniz, günde birkaç dolar kazanmak için zehirli gazlar soluyan insanlardan bahsetmişsiniz, fabrikalarda insanlıkdışı şartlarda çalıştırılan işçilerden bahsetmişsiniz. Ülkemiz şartlarında belirli bir statüye sahip ve global sektöre hakim birisi olduğunuzu bildiğim için neden bu gibi noktalarda projeler üretmeyi düşünmediğinizi veya bu tip projelerde yer almadığınızı sormak istiyorum.

    Sunumu günlerdir bekliyordum, güzel bir sunum olmuş. Ağzınıza sağlık.

  7. Hüseyin Erenköy 19/02/2011 at 23:35 #

    Slide’lar “download disabled by uploader” uyarısı veriyor. Slide altındaki notlarda önemli bizler için. Full versiyonunu paylaşabilirmisiniz.

  8. özdaş teoman uluğ 20/02/2011 at 00:15 #

    inanın; o kadar umutsuz -kişisel-, ama bir o kadar da umutlu olduğum -arap halklarının direnişi..- şu anlarda, uzun zaman aklımda çıkarmayacağım, dahası kaydedip -ve tabii paylaşıp..- tekrar tekrar izleyeceğim bir “sunum”du.
    sizin radikal deki ilk günlerinizden beri sessiz ama sadık bir izleyicinizim. artık her alanda bir izleyiciniz olacağım.
    bu ülkeyi yaşanır kılanlardansınız… teşekkürler…

  9. Zeynep S Gönenç 20/02/2011 at 00:58 #

    TEDxReset programına baktım, sunumların isimleri çok kışkırtıcı görünüyor ama hepsini seyretmedim.
    Sunumunuzun adı da gayet iştah kabartıcı fakat içeriği tam bir bağdaştıramadım, bir bilemedim. TED etkinliğine gelmiş insanlara “teknoloji hayatımızı çok değiştirdi” gibi argümanlarla gelmenin manası nedir, en başta bunu anlamıyorum. Dahası, teknolojinin hayatımızı ne biçim de değiştirdiği, bilginin ne biçim de bir şey olduğu fikirlerini anlatmak için “tarihi bile bilmiyoruz” argümanını kullanmak neden?

    Sunum yapmanın en püf noktaları adlı eserinizi okudum, bu yüzden epeyce beklenti içindeydim (kucak dolusu beklentiler). Bu sebepten zaman ve tarih, toz bulutu ve gaz bulutu diye sunuma girince rölativiteyi tarif edeceğinizi düşündüm fakat mevzu gele gele “tarihi bilmiyoruz, bir de kendimizi bilgi toplumu sanıyoruz”a geldi. Tarihi bilmemek nedir efendim? Farzedin ki tarihi biliyoruz, dünyanın başlangıcından ya da insanın dünyaya gelişinden itibaren tarih tutuldu ve şu an 234zibilyor yılındayız. Değişen nedir? Bilgi toplumu nedir bir kere, kim çıkarıyor böyle isimleri? Herkes internete girip her an birilerine “bağlanıyor” diye “bilgi toplumu” mu olduk? E neden kimse bir şey bilmiyor, neden aptallık, idraksizlik, gamsızlık olduğu yerde duruyor? Neden insanlar plastik kartlara bedava bir şeyler verildiğini sanıyor da hayatı boyu bir kredi kartı borcu kabusuyla yaşıyor? İçinde bulunduğumuz yılın kaç milyor olduğunu bilsek acaba idraklerimizde bir kıpırdanma olacak mı?

    Bu Adem ile Havva mitinde geçen ağaç ve meyvesi de “bilgelik meyvesi” değildir. Bunun esas ne ağacı/meyvesi olduğunu miti anlatan kaynaklar söylemiyor, şeytanın iddiasıdır bunun bilgelik ağacı/meyvesi oluşu. Yani esasında o ağacın ne olduğunu da “bilmiyoruz”.

    Sunum buradan daha derinlere gitsin, bir yere dalsın ve bir öteden çıksın diye bekledim ancak koca bir bulutun içinde kaldım. TED konuşmasını dinlemeye gelenler Anadolu’nun bağrından kopmuş ilkokul öğrencileri midir ki siz onlara Facebook’ta saniyede kaç kişi ne ediyor diye tarife veriyorsunuz? Facebook’u, interneti de üstelik o çocuklar bile biliyor, hepsinin zaten “sosyal medya”da hesapları var. Hem iletişimin ne biçim hayatlara girdiğini ve sosyalleşmenin hep internet olduğunu bu insanlar bilmese TED etkinliğinde ne işleri var? Bu insanlar bu sunumdan ne öğrenecekler, nasıl bir farkındalığa kavuşacaklar anlayamıyorum.

    Daha derinde bir fikir vardı da kaçırıyor muyum diye düşünüyorum da, Türkiye’de internetçilik, internetçi adam çıkıp konuştuğu vakit illa ki twitter’dan, facebook’tan istatistik vermek, birilerinin buna “vayanasını” çekmesini beklemek durumunda. İnternetle şaşırtma, “teknolojinebiçimoldu”latma devri geçmedi mi? Kurumsal sunum yapar gibi, Türkiye’de alkolsüz içecek pazarının hacmini belirtir gibi internetin “büyüklüğünü” tarif etmek zihniyeti mi “yenilik” getirecek? Bu zihniyet mi “değişen dünyaya” ayak uyduracak?

  10. Ahmet Turan KÖKSAL 20/02/2011 at 01:12 #

    Hocam,
    Farklı bir Kuzuloğlu, farklı bir söylem.
    Ancak yine de yorumlarımı yüzyüze sunmak isterim. Bir değeri bir gizi olmalı.

    Tebrikler.

  11. Deniz 20/02/2011 at 03:28 #

    konuşmanız her zamanki gibi akıcı ve ilgi uyandırıcıydı ama sanki içeriği daha önce söylediklerinizin tersi gibi geldi bana. benim sizde en sevdiğim özelliğiniz felaket tellallığı yapmadan dünyanın kıyamete gitmediğini bunun normal olduğunu düzgün bir şekilde anlatabilmenizdi. örneğin can dündar’ın programına bilir kişi olarak katılıp, ortamı sakinleştirmenizi hatırlıyorum. oysa şimdi “dünya nereye gidiyor” temalı bir konuşma sizin görüşlerinize aykırı gibi geldi bana.

  12. Yavuz Yılmaz 20/02/2011 at 14:58 #

    Abi valla süpersin, gerçi bu fikrim benim yapımdan da olabilir, misal Sabri Sarıoğlu diye bi topçu var hani cimbomlu, kazmaya çalan ama onsuz da yapamadığımz. Ben bu adama bi kere bi kıl oldum artık 115 kişiyi çalımlayıp gol de atsa benim için pek bişey değişmiyor. Sana da NTV Radyo’da bi de TeknoSohbet’te bi sardım ki, artık sıçsan da bokun şekli hakkında yorum yaparım en kötü ihtimalle.
    Sunumun konusu mu anafikri mi neyse -hep karıştırırım onları zaten- ona geleyim: son zamanlarda seni takip ettiğim kadarıyla hayatın anlamına, teknolojinin bu anlama ne kattığına fena halde takılmış olduğunu görüyorum. Abi ne takıyosun ya, sen de belli işte, radyoyu sökmekten zevk alan bi adamsın nihayetinde, herkes böyle değil abi koy ..tüne. Benim hayatım bilgisayar kurcalamakken bilgisayarın mouse’u olduğunu bilmeyen adam, söz MSN’e gelince bilgide beni hallaç pamuğu gibi atıyo. Aynen dediğin gibi de facebook bunu çözmüş işte, bu adamları bilgisayar başına getiriyor. Bırak getirsin abi ben hiç kızmıyorum, beter yapsın… neyse bişey demiyorum. Relax ol baba. büyüksüüün :)

  13. Tugay BALTACI 20/02/2011 at 16:16 #

    Cem Yılmaz mı “vay seen” :) Bu kadar güzel ve espirili bir anlatım(ya da konuşma) olamazdı.. Özellikle Adem ve Havva muhabbeti gerçekten güzeldi..

  14. Hüseyin Semiz 21/02/2011 at 18:42 #

    valla ben pek beğenemedim serdar bey. anlatımınız çok hoş, insanı sıkmıyor ancak içeriği ben çok yüzeysel buldum. umarım zamanla kendinizi geliştirirsiniz.

  15. Ali Tasci 22/02/2011 at 04:24 #

    “Hiçbir çağ bu çağın bildiği bunca şeyden daha çoğunu bilmedi. Hiçbirinin her şeyi bilivermek ve ustaca aşılamak için bunca imkanı olmadı. Ne var ki hiçbir çağın asıl olan hakkındaki bilgisi bizim çağımızdaki kadar az olmadı.” Martin Heidegger

  16. hakan Os 26/02/2011 at 01:13 #

    “ÖSS Sınavı” derken amirim?

  17. leyal güngör 26/02/2011 at 10:23 #

    Bende Hz. Adem olayına takıldım . Gereksiz bi ekleme olmuş. Tanrının oğlu benzetmeside yanlış. Bunlar değer yargılarına ters düşen söylemler dikkat etmeniz gerekmekte.

  18. Zinettin Eren Öztürk 27/02/2011 at 19:40 #

    Çok fazla hareket ediyorsun abi.Bi dakik sabit dursan kameraman da rahat edecekti :)
    Çok iyi bir konuşma olmuş.

  19. Erdem Yılmaz 28/02/2011 at 15:45 #

    Hatırı sayılır bir kalabalık karşısında rahat konuşmuşsunuz gerçekten, tebrikler.

    Bu konuşmayı neden yaptığınızı anlayamadım ama. Sizin konuşmanızın giriş, gelişme, sonucu neydi? Anafikir nedir? Araya komiklikler serpiştirilmişti, izleyici de gülmüş, lafım yok. Neyin arasına serpiştirilmişti ama? Bir sürü şeyden bahsetmişsiniz gerçekten, ama neden, niye?

    Ben bu konuşmayı arkadaşlarıma da göndermek isterim. Kimlere gönderebileceğim konusunda yardımcı olabilir misiniz? Hangi konuyu merak eden insanlara tavsiye edersiniz bu sunumu?

  20. lyz 15/03/2011 at 19:04 #

    Yukardaki yorumlar güzel özetlemiş, yabancı ted sunumlarına göre “eee bu mu” hissi doğuran bir sunum olmuş. Bir şey anlatmaktan ziyade “ee işte durum böyle, face sizi sömürüyo” iyi de TED’de bundan fazlası olmalı bence. Ama yine de salondakiler bir şeyler almışlarsa bu konuşmadan onu bilemem.

    Bir de sahneye çıkan herkesin bir ucundan Cem Yılmaz tiplemesi haline gelmesi mi gerekiyor?

    Bilgi toplumu burda ama medeniyet nerde, obezler-açlar vs konusunda, batı cephesinde değişen bişey yok demek istiyorum. Yüzyıl, ikiyüzyıl, ikibin yıl önce neyse şimdi de o diyorum. Açlar ve toklar dünyası. Dün yazıyı bilen bilmeyenden, barutu kullanan kullanamayandan üstündü, bugün facebook’u yapan kullanandan üstün.

    Belki mekan ve zamanda lokal olarak ideal dünyalar (peygamber efendimiz zamanı) kurulmuş, ama bu dünyanın tümden bir cennet bahçesi olabileceğine ben inanmıyorum. Böyle sürüp gider bu imtihan..

  21. ibrahim babadagi 03/04/2011 at 23:51 #

    2 Nisan’da İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde etohum’un düzenlediği Girişimcilik Kampı’nda dinledim ilk olarak sizi. Daha önceden blogunuzu takip ediyordum ancak hiç canlı izleme fırsatı bulamamıştım. Sunumunuz tek kelimeyle harikaydı, günün en iyi ve en etkili sunumunu yaptınız. Bunun için tebrik etmek istiyorum.

    Bu sunuma gelince, sorun şurada: orada sunumu izleyen seyircilerin gördüğü slide’ları -ne yazık ki- kameraman çekmemiş. Dolayısıyla siz slide’lar arasında gezerken ve insanlar slide’lara tepki verirken biz -videodan izleyenler- yabancı kalıyoruz slide’lara. Tabi bu ne sizin ne de içeriğin suçu. Video daha iyi çekilebilirdi sadece.

    Tekrar teşekkürler, görüşmek üzere.

  22. Ahmet YILDIRIM 04/05/2011 at 13:27 #

    çok güzel bir konuşma olmuş :) tebrikler

  23. ersin 02/02/2012 at 22:40 #

    İnanmadığınız düşünceler üzerinden yorumladığınız kişileri ne diye dile getirdiniz onu merak ediyorum sadece ..

  24. Ali Rıza 23/11/2012 at 00:50 #

    Türkçeyi güzel konuşmanız sunumunuzu güçlü kılıyor bence. Artistik kelimelerden kaçınmanız, sadeliğiniz Barcelona maçı izliyor tadında. Top kontrolünüze kurban! Sevgiler

Trackbacks/Pingbacks

  1. Etkili sunuş yapma denilen mesele | M. Serdar Kuzuloğlu - 19/02/2011

    […] kağıtları bulunur. Bunların sunumda cebinizde, elinizde bulunmasında fayda var. (son TEDxReset sunumumdan bir örnek dörtlü belki daha iyi […]

  2. Apple logosunun anlamı nedir | Entelektuel.com - 22/12/2011

    […] konuşmacılar geldi ve ben ilk iş olarak İnternet Ekipler Amiri, M. Serdar Kuzuloğlu’nu izlemeye […]

  3. 2011′de kalanların ardından | M. Serdar Kuzuloğlu - 31/12/2011

    […] da yardımcı olmaya çalıştım. Sosyal medyanın gücü ve etkisi ben dahil herkesi şoke etti. Konuşmam etkinlik kapsamındaki ankette en beğenilen konuşma olarak kayda geçti. Oysa o sırada sahnede […]

  4. Haftanın Özeti: 9 - M. Serdar Kuzuloğlu - 28/12/2014

    […] (Ay gibi, yıl gibi yılbaşı da tamamen kul icadı. Bir referansı yok. Öyle olsun denmiş, öyle olmuş). Ayrıca çoğu zaman Hristiyanlık ve Noel ile eşleşen çam ağacı meselesi Hristiyanlıktan […]

  5. Haftanın Özeti: 9 - Dünya Halleri - 06/08/2015

    […] (Ay gibi, yıl gibi yılbaşı da tamamen kul icadı. Bir referansı yok. Öyle olsun denmiş, öyle olmuş). Ayrıca çoğu zaman Hristiyanlık ve Noel ile eşleşen çam ağacı meselesi Hristiyanlıktan […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim