Öğretmen kutsaldır ana gibi..?

Yeni yılda yeni hedeflere yönelik ilk yazımdan sonraki hedefim Sosyal Medya programımız ile ilgili bir şeyler yazmaktı. Niyetim ise şimdiye kadar ne yaptığımızın geniş bir özetini çıkartmaktı.

Kısmet değilmiş.

Yılbaşından sonraki ilk yayınımızda yaşanan bir olay başka bir ‘ara güncelleme’ yapmayı şart koştu. Bir zaman sonra unutulup gidecek, kimse için bir şey ifade etmeyecek olsa da tarihe not düşmek ve iddialara (hakaretlere) toplu yanıt vermek adına bir şeyler yazmak gerek.

Yıllar sonra bu yazıya denk gelenler bihaber olacaktır ama bugünlerin önemli konularından biri öğretmen atamaları. 2009-2011 arası Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun seçim öncesi yapılacağını duyurduğu ve seçim sonrası yapmadığı öğretmen atamalarıyla ilgili on binlerce öğretmen isyan ediyor.

Başka bir bakış açısı da ihtiyaçtan çok daha fazla öğretmen yetiştirildiği ve devletin bu kadar öğretmene iş garantisi sunmasının imkansız olduğunu savunuyor. Seçim vaatlerinin tutarlılık oranı konusunda Türkiye’nin siciline girmeye de gerek yok sanıyorum.

Ama öğretmenler atamalarda ısrarlı ve durum içinden çıkılmaz bir hal almış durumda. Duygusallığı bir kenara bırakınca o sayıda atamanın yapılmayacağı gün gibi ortada. Yine de kimse umudunu kesmiş değil.

Niyet, yöntem ve akıbet

Bu umuttan beslenen isyanın en kolay dillendirildiği alanlardan biri de haliyle internet. Sosyal medya öğretmenlerin (bence başarısız) eylemlerinin merkezi. Bunu internet dilinde spam denilen bir yönteme dönüştürmüş durumdalar. (O eyleme katılanların çoğunun daha doğmadığı ya da yeni doğduğu yıllardaki BBS sistemlerinden beri elektronik ağların içindeyim. ve bu yapılanın başka bir açıklaması yok. Ve bu internet jargonundaki en kaba, hatalı eylem tarzı. Gerekçelerini aşağıda okuyacaksınız)

69. bölümümüzün konuklarından biri Cem Davran‘dı. Ben sahiden bilmiyordum; meğer Cem Davran bu davayı popüler simalar içinde en çok sahiplenenlerden biriymiş. Öğretmenlerin spam operasyonu da bu sebeple o gün bizim mesaj kutumuza ve Facebook sayfamıza yöneldi.

Hiçbir bilgi linki, kampanya sitesi ya da benzeri bir şeye sahip olmayan bu operasyon doğal olarak o gün kendi davalarının değil, Cem Davran’ın Twitter’ın en çok konuşulanları arasına girmesine yol açtı (bizim program konuklarında sıkça yaşadığımız bir şey. Fakat o gece amaç Cem Davran’ı değil meseleyi parlatmaktı. Yöntemin yanlışlığı derken kast ettiğim şeylerden biri de bu)

‘Mastürbasyon’ meselesine gelelim

Bu konuya hassasiyetiniz varsa bu noktadan sonraki her cümleyi yavaş yavaş, tane tane, çok dikkatle okumanızı rica ediyorum.

Ben o bölümde muhalif görüşler DE taşıdığım bu konuya programın ortalarına doğru pas attım (hiç açmayabilirdim. Orada kimsenin bana RAĞMEN konu açması mümkün değil) ve Cem’e döndüm. Cem de konuyu özetledi. Toplam 5 dakikalık bölüm içinde olanları madde madde özetlemek gerekirse:

  • Program öncesinden başlayarak atama bekleyen öğretmenlerden mesaj bombardımanı başladı.
  • Programın ortasına doğru konuyu açıp Cem’e pas verdim.
  • Cem konuyu özetledi.
  • Ben de fikrimi söyledim: bunun tamamen haklı bir arayış olmadığını, bu arayıştaki (yani sadece eğitim fakültesi mezunları değil, pedagojik formasyon eğitimiyle hak kazanan) öğretmenlerin çoğunun temel bilgilerden (dolayısıyla öğretmen vasıflarından) yana eksik olduğunu, son dönem politikalarının yanlışlığı sebebiyle öğretmen kalitesinin geçmişe oranla son derece düştüğünü (yüzde 70’i kitap bile okumuyor) ve en önemlisi Sosyal Medya programında bu konunun hiçbir muhatabının olmadığını; muhatapların da konudan zaten haberdar olduğunu ekledim.
  • EN ÖNEMLİ AYRINTI: Bu konunun Sosyal Medya’da Cem Davran, ben ve konukların arasında konuşulmasının mastürbasyondan öte bir şey olmadığını iddia ettim. YANİ: bu konuyu BİZİM (konukların) aramızda konuşmasının kendi kendimizi tatmin etmekten öte bir şey ifade etmeyeceğini, sonuca etki etmeyeceğini savundum. (mastürbasyonun anlamını biliyoruz sanmıştım oysa).
  • Hala da bu görüşü AYNEN savunuyorum. Biz Sosyal Medya programında sabahlara kadar atama konuşsak dahi HİÇBİR şey değişmeyecek. Orası o konunun platformu değil, konuklar arasında da yetkili, ilgili bir kişi yok.
  • Anlamadığım bir sebepten ortalığı ayağa kaldıran o ‘mastürbasyon’ lafı öğretmenlerin DEĞİL, bizim konuklarla beraber o anda stüdyoda yaptığımız eylem oluyordu. Apaçık ortada olan bu basit ayrımı öğretmenlik iddiasında olan insanların izleyip de anlamamış olmasını nasıl yorumlarsınız bilemem. Ayrıca ‘fikri mastürbasyon’ terimine bu kadar yabancı kişilerin öğretmenlik yapabileceğini de aklım almıyor cidden. Bir cümlenin içinden daha kaç yanlış anlam çıkarılabilir bilemiyorum. Yayından da izleyebileceğiniz gibi KURDUĞUM CÜMLE AYNEN ŞU: “BİZİM burada konuşmamızın mastürbasyondan öte bir anlamı yok.” (Yani: Bizim burada konuşmamızın ‘kendimizi tatmin etmekten’ yani konukların vicdanını rahatlatmaktan öte bir anlamı yok / olaya faydası yok)
  • Özetle o cümlenin muhatabı (mastürbasyon yapanlar) öğretmenler değil, stüdyoda olan konuklarım ve ben.
  • Cem Davran ise bu cümlemin ardından öğretmen kalibresindeki düşüklük konusunda hak verip diğer konularda benim hatalı olduğumu belirtti ve öğretmenlerin tezlerini özgürce, sonuna kadar paylaştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın hatalarını, öğretmenlerin mağduriyetini kendi bakış açısıyla anlattı. Biz de dinledik.
  • Ben politik doğruculuğun müptelası olmuş bir toplumda ‘çok çekmiş’ biri olarak mümkün olduğunca etrafından dolaşmaya çalışarak bu konuda sorgulayan kişi ne derse desin öğretmenlerin üstüne çullanacağını belirttim (geleceği gayet berrak bir şekilde görmüşüm).
  • Son cümlem şuydu: “Biz de Sosyal Medya olarak bunun altını böyle çizdik. Öğretmenlerimiz yüzde 100 haklılar. Cem Davran da her türlü desteği veriyor, kefil. Umarız faydalı da olmuştur”.

Bu özetin ardından bir de izleyin, perçinlensin (toplam 5 dakikalık bir bölüm. Sadece bu konuyla ilgiliyseniz devamını izlemeseniz de olur, konu değişiyor çünkü):

Hani şu video kaydı olmasa sosyal medyadaki yansımalara bakarak bir an ben de ‘acaba gerçekten yanlış bir şey mi dedim?’ diyeceğim ama her şey ortada işte, göz görüyor, kulak işitiyor.

“İlim kendin bilmektir”

Program sırasında ve sonrasında Sosyal Medya programının ve benim Facebook sayfa ve Twitter hesaplarımıza atama bekleyen, öğretmenlik eğitimi alan ve halen öğretmenlik yapanlardan beni destekleyen pek çok mesaj, eposta, duvar yazısı, vs geldi. Bunları paylaşıp kendime pay çıkarmayacağım. Amacım bu değil çünkü.

Ama haklı bir davanın peşinde olduğunu savunan, (iki çocuk babası biri olarak) evlatlarımı teslim ettiğim ve (bunca gayrete göre) geleceğin Türkiye’sini yaratma idealindeki insanların tarz ve üslubunu yansıtan bazı mesajları  paylaşmak amaçlarımdan biri. Bunlar herkese açık platformda, herkesin görebileceği şekilde yazılmış şeyler.

İmla hataları, üslup, tavır, psikoloji ve benzeri şeyleri (bahaneler üretmeden) bir inceleyin isterim. Hiçbiri zerre kadar beni üzmedi, yaralamadı, endişelendirmedi. Çünkü hepsi (programda da belirttiğim gibi) haklılığımı ortaya koyan delillerdi.

Ertesi gün devam eden mesajların neredeyse çoğu olaydan habersiz öğretmen adaylarının web sitelerindeki (yine tam tersinden anlayan) yorumlara bakarak galeyana gelmesi sonucuydu. Demek ki önemli olan ne demek istediğiniz değil, karşıdakinin ne anladığıymış.

Ve onlar da gayet güzel linç edebilirmiş her koşulda, her şeye rağmen sevip, eğitmesi gerekenleri. Üstelik mağduriyetten dem vururken.

Oysa kafamızda nice türlü öğretmenler vardı bizim.

Lafı fazla uzatmadan seçtiğim BAZI mesajları ve altlarına yorumlarımı ekliyorum. Çok daha fazlası da duruyor bir köşede, hesaplarımıza bakarak daha güncel olanları da görebilirsiniz. Bunları okurken eliniz vicdanınızda olsun. (Altta çıkacak Prev / Next linklerine basarak tek tek bakabilirsiniz)

friendfeed-ohanes

Picture 1 of 30

FriendFeed sitesinde konuyla ilgili tartışmadan bir kesit. Yanlış anlama bir yana, öğretmenlerin imla hataları diğer yana. Öğrencisine kaç puan verirdi dersiniz bu kağıtla? Belki o da göremezdi imla hatalarını.

Bu derste öğrendiklerimiz:

  • Öğretmen adayları sesini duyurmada yanlış bir yöntem kullanıyor. (sesleri duyuluyor ama ne dedikleri anlaşılmıyor)
  • Öğretmen adaylarımız fikri mastürbasyonun ne olduğunu bilmiyor (ya da daha kötüsü bunun kötü / ayıp bir şey olduğunu sanıyor)
  • Öğretmen adaylarımız dinlediğini değil, rollere bağlı duymak istediğini duyuyor. (dünya iki kutup: onlar ve diğerleri. Onlardan değilse herkes ‘diğer’, herkes lanet!)
  • Öğretmen adaylarımız toplumumuzda giderek yaygınlaşan ve sosyal medyada doğal bir davranış bizimi alan linç kültürüne korkutucu derecede yatkın.
  • Öğretmen adaylarımızın gerçekten aklıselim, sağduyulu, sabırlı ve olgun sözcülere, öncülere ihtiyacı var.
  • Son olarak; eğer ki bu insanlar Cem Davran’ın tabiriyle ‘Yüzde 100’ haklılarsa ve ben bir gazeteci, televizyoncu ve Türkiye’deki sosyal medyanın etkin kullanıcılarından biri olarak bunu öğrenememişsem, anlayamamışsam öğretmen adayları öğretme yeteneklerini sorgulamak zorunda. Hele ki kendileri için bu kadar hayati bir konuda.

Olayın benim tarafımdaki yorumunu bütün açıklığıyla paylaşmaya çalıştım. Bunu birçok ilköğretim okulu, lise ve üniversitede dersler vermiş, veren; babası bir süre çok zor şartlarda öğretmenlik yapmış biri olarak yazdım. Buna yükleyeceğiniz ek anlamlar en basit tabiriyle ‘niyet okumaktır’. Umarım hepiniz için ‘beyan esastır’.

Hepinize (ama en çok da hepimize şekil verme hevesindeki öğretmenlere) saygılı, anlayışlı, sevgi dolu bir dünya diliyorum.

(NOT: Bir arkadaşım iletti; bu konuda Ekşi Sözlük’te de bir başlık açılmış. Benim hiçbir sözlükte hesabım yok. Oradaki hiçbir şeye cevap verme şansım da olmayacak. Bilginiz olsun yine de)

, , , ,

65 Responses to Öğretmen kutsaldır ana gibi..?

  1. mustafa ijaz 09/01/2012 at 03:10 #

    Çarpıcı bir yazı olmuş.
    özellikle ‘demek ki’ kısmı ülke adına içler acısı.

    kpss-memur zihniyetiyle bir şey olmuyor işte..
    yazık bu ükenin vizyonuna..
    bu mudur yani?

    para karşılığında ruhlarını satıp, memur olmak için yanıp tutuşan bir gençlik (!)…

  2. Süleyman 09/01/2012 at 03:14 #

    Yanlış yapmışsın Serdar bey.

    İstediğin kadar sayfa sayfa bu konu hakkında da yazsan değeri yok. Çıkıp 10 saniyelik bir özür dilesen işte o zaman unutulur gider.

    Evet, günümüz öğretmenlerinin eğitimci yönleri zayıf, bazı yanlışlar var ama bunu vurgulayacak kişi sen değilsin.

    Benim gördüğüm hata, sende “ben oldum” durumu var. Yaptığın yanlışta bu zaten. “Mastürbasyon” gayet normal bi kelime -nerde kullandığına bağlı olarak- ve senin kullandığın yer açıkça yanlış.

    Ataması yapılmayan öğretmenler bu konularda zaten çok hassas. Mezun olup, diploma alıp 10 yıl atama bekliyorlar, sinirleri bozuluyor. O yüzden 100 düşünüp 1 konuşman lazımdı böyle hassas konularda.

    Ama gördüğüm, gayet yayvan yavyan, rahat rahat, “yaaa oldu ya”, “kapansın konu yaa” gibi böyle hassas konular hakkında rahatlıkla konuşuyorsun :)

    Sana Yılmaz Erdoğan’dan “Etmeee” şiirini armağan ediyorum.

  3. Fatih 09/01/2012 at 03:39 #

    Bir eğitim fakültesinin bilgisayar öğretmenliği bölümünden mezun biri olarak sizi çok iyi anlıyorum, sonuna kadar haklısınız, programı canlı olarak izledim ve anlatmak istediğiniz konuyu da sonuna kadar savunuyorum. Öğretmen olacak arkadaşlarımın bilmedikleri konuda bu kadar vicdansızca ağır eleştirileri ise çok düşündürücü…

  4. ahmet 09/01/2012 at 03:43 #

    cem davran’ın bahsettiği yüzde yüz haklılık meselesi, dönemin milli eğitim bakanı nimet çubukçu’nun 2011 yılı için açıkladığı öğretmen atama sayısı ve bahsettiği atama sayısı kadar öğretmen alımının yılda bir sefer, kpss sınavından sonra ağustos ayında yapılacak olması sözlerine dayanmaktadır. Nitekim öğretmen atamalarının yılda bir kere yapılması için kanun(veya khk tam hatırlamıyorum) çıkarılmıştır. Durum böyle iken, türkiye’nin 2011 genel seçimine gitme sürecinde bu kanun değiştirilmiş ve okulların kapandığı haziran ayında ( atanacak öğretmen adaylarının eylül ayında işe başlamaları koşuluyla), otuz bin öğretmen alımı için bu kanun değiştirilmiştir. Dolayısıyla ağustos ayında tek atama yapılacağını bekleyen, 2011 kpss sınavına hazırlanan öğretmen adaylarının atama şansları önceki duruma göre dört kat azalmıştır.

    Ayrıntılı bilgi ve açıklamalar için;
    1) http://www.dailymotion.com/video/xfqvbf_sozlesmeli-ogretmen-alimi-aralik-2010_news?start=5#from=embed (bakanın son cümleleri)
    2) http://gundem.milliyet.com.tr/30-bin-ogretmen-atamasi-haziran-da/gundem/gundemdetay/16.04.2011/1378504/default.htm

  5. şebnem 09/01/2012 at 03:50 #

    Serdar Bey, atılan yorumların üslubu hakkında söylediklerinizde sonuna kadar haklısınız. Güya üniversiteye sınavla alım yapan bir ülkedeyiz. 80 eğitim fakültesine alınan öğrencilerin her birinin dile hakimiyet, iletişim vb. konurda ne kadar yetkin olduğunu bilemiyoruz. Çoğu öğretmenin haklarını aramak adına yaptıkları ‘ötekileştirme’ politikası da maalesef hiç hoş değil.
    Fakat siz öğretmenleri lekelerseniz; daha açığı atama bekleyen yüz binlerce öğretmeni genellerseniz hataya düşersiniz zira öğretmenlerden sözde en iyileri seçen kpss’ nin de ne kadar seçici olduğu meçhuldür. Ölçüt ne kpss ne de lys’dir. Bu yüzden sizin dile getirdiğiniz seçkin öğretmenler ne yazık ki bu sistem içinden genel olarak doğamayacaktır. Bu şartlar altında işimiz kpss’ye kaldıysa da durum şudur:
    Gündemde olan öğretmenlerin değindiği nokta 2011 kpss’ye giren öğretmenlere ayrılan 44000 atama kontenjanının 36000inin 2010 yılı için kullanılması olmuştur. Atama bekleyen öğretmenlerin gün geçtikçe gerilen sinirlerini ve algılarının kendilerine yöneltilen oklara karşı açık hale gelmesini bu noktada anlamanızı beklerim. Elbette sarf edilen sözleri meşrulaştırmaz fakat işsizlik psikolojisi, sayın bakanın görmezden gelir tavrı, yöneldiği yersiz konular gün geçtikçe eğitimcileri yıpratmaktadır.
    Umarım gelecekte dört dörtlük eğitimciler yetişecek bir ortam olur fakat günümüz koşullarında eğitimci bile olmayan kişiler dersliklerdeyse eğer bu işte bir yanlışlık olduğu kesindir.

  6. Cemal Erdemir 09/01/2012 at 03:53 #

    Merhaba,

    Yorumları okuyunca çok güldüm. Öğretmen adaylarının sövesi varmış galiba.

  7. Serhatcan Yurdam 09/01/2012 at 03:54 #

    Programı izlemiştim, yazının tamamını okudum. Bir de tabii ‘öğretmenlerin’ saldırılarını…

    Durum o kadar acı ki, nereye dokunsak dökülüyor:

    Türkçe, dil bilgisi, okuma -anlama düzeyi; dinleme – analiz , saygı – tahammül seviyesi, entelektüel derinlik ve dahi cinselliğe yaklaşım… Her şey paramparça.

    Mastürbasyonun ne anlamda kullanıldığını anlamamışlar, anlayanlar da hangi bağlamda kullanıldığını anlamamış. Bildikleri tek şey ise “mastürbasyon kötüdür”(!)

    Bir de ‘mücadele’ kültüründen bu kadar mı yoksun olunur yahu?

    Mağdur olmak haklı olmak demek değilmiş demek ki, ben tavırlarıdan bunu anlıyorum.

    Ve okulun kapısından giren her çocuk, her genç için endişeleniyorum.

    Nesilleri harcayacaklar belli.

    Tüm bunlar gösteriyor ki 44 bin ata – ma!!!

    Sakın, ama sakın 44 bin ata – ma!!!

  8. Oğuzhan Aslan 09/01/2012 at 04:01 #

    Bir çoğunun programı izlemediğini veya o kelimeyi hangi manada ve yerde kullandığınızı bile bilmediğini, tahmin etmekteyim. Aynı zamanda o kelimenin kötü bir maksatla söylenmediğini görüyoruz. Sizi kullanımınız dışında, kötü bir kelime olduğunuda sanmıyorum. Mastürbasyon sonuç olarak, her insanın yapmış olduğu bir eylem. Ayıp bir tarafı kesinlikle yok.
    Ben, eklemiş olduğunuz görüntülerde bir özet çıkardım.
    “Aziz Nesin Haklıymış”

  9. Ahmet K 09/01/2012 at 04:18 #

    Memleketin selameti için en büyük temennimiz; yukarıdaki mürekkep yalamış eşşeklerin, bir ömür “atanamayan öğretmen” olarak kalması.

  10. Emel Akay 09/01/2012 at 04:21 #

    Konuya taraf değilim, programı izlemedim ama yazıyı okudum. Anlayamadığım birşey var; öncesinde öyle düşünmediğinizi belirttiğiniz halde programı kapatırken neden “Öğretmenlerimiz yüzde 100 haklılar” dediniz?

    • MserdarK 09/01/2012 at 04:59 #

      Emel Akay; ‘Politik Doğruculuk’ kavramının altını çizmek için.

  11. Caner 09/01/2012 at 04:28 #

    %100 haklısın hocam, için rahat olsun biz seni anladık. Ama malum burası hassaslığın sınırını çizemeyen aptallarla dolu bi ülke. Mastü…r.,ne diyo lan bu bize, olm öğretmenlere ne dedi reröre diye bi linç girişimi başlatılmış ama hakkaten çok saçma olduğu bariz belli. Umarım TRT üst yönetimi de bu konuda bizimle hemfikirdir.

    Yanlış bir şey yapmamışsın bence.

  12. Zeynep Deniz Kaya 09/01/2012 at 04:33 #

    Sayın Kuzuloğlu, sizi ve sizi anlayışla karşılayan kişileri anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum. Ataması yapılmayan öğretmenleri bu derece suçlayıcı bir şekilde eleştirmeniz hiç bir şekilde hoş görülemez. Elbette ki her meslekte olduğu gibi yeterli kaliteye ve ahlaka sahip olmayan arkadaşlarımız olabilir ancak bütün öğretmen arkadaşlarımı bu şekilde eleştirmeniz ve aldıkları eğitimi bu kadar aşağılamanız bence daha da düşündürücü. Gayet seviyeli yorumlar yapan arkadaşlarımızın da olduğunu siz çok daha iyi biliyorsunuz ancak siz öğretmenleri karalamak adına özellikle bu yorumları seçmişsiniz.

    Ben Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun, uluslararası standartlarda yetişmiş bir öğretmen olarak yazıyorum. Aldığım eğitimin ve vereceğim eğitimin kalitesini sizlere anlatmak çok yersiz olacaktır. Diğer arkadaşlarımın çoğunun da 2005’te yapılan eğitim reformları ile ülkemize gelen yeni yaklaşımlarla eğitilmesi nedeniyle kaliteli bir eğitim aldıklarını düşünüyorum.

    Ancak konuyla ilgili uzun bir çalışma yapmadan, hala eksik bilgilerle bu denli bir yazı yazmanız gerçekten çok şaşırtıcı, aynı zamanda çok üzücü.

    Son olarak bizler “öğretmen adayları” değil, öğretmenlik diplomasına sahip ataması yapılmayan “öğretmenleriz”. Yazının bir kısmında öğretmen derken bir kısmında da öğretmen adayı demeniz, bu yazının ne kadar özenli ve tutarlı şekilde yazılmış olduğunu bir kez daha gösteriyor.

  13. hasan 09/01/2012 at 04:41 #

    Bir öğretmen olarak nice arkadaşlarım var aynı sıralarda iken bayrak nerde dalgalanırsa ben orda görev yaparım diyen atandıktan sonra ise bu bayrağı buraya dikenin diye telefonu açan. nice arkadaşlarım var sırf tatili için rahattır diye öğretmenliği tercih edip şimdi zorluğundan, maaşından şikayetçi olan. Kitap okuma işini kendisini güncelleme kısımlarını toptan geçiyorum. En çok savundukaları az maaşları ve yapılamayan atamalar. Öğretmenlerin haklı olduğu konular tabi ki var ama belirttiğiniz üzere uslupları yanlış. Bir öğretmen olarak sonuna kadar sizi destekliyorum.

  14. Ahmet Turan KÖKSAL 09/01/2012 at 04:43 #

    “Masturbasyon” değil keşke “31 çekmek” deseydiniz.

    Sosyal Medya, atanamayan öğretmenler için uygun bir hak arama platformu değil sanırım.

    Ayrıca anladığım kadarı ile yorum yazan öğretmenlerin çoğunun imlası rezalet. Tebrikler onlara.

    Ha bir de şuraya göz atınız.

    http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=26906333

  15. ASLIHAN DÜZAĞAÇ 09/01/2012 at 05:01 #

    Serdar Bey programınızı gece de izledim,vidoyu da…Dün gece ben size bir öğretmen gibi anlatmaya çalıştım durumumuzu,fakat siz benim tweetlerimi görmek yerine sizlere atılan olumsuz tweetleri görüp de konuşmalarınıza devam ettiniz..Ben size kızdım çünkü konuşma tarzınız en başta insanları önemsemeyen,onları anlamaya çalışmak yerine onları küçümseyen bir tarzdaydı…Ama size kızarken meslektaşlarımı da alkışlamıyor,orada sarfedilen kelimeleri okudukça üzülüyorum…Ancak yazınızı okuyunca aklıma sabah grupta yazdığım yazı geliyor…”Küfür etmek,insanlık dışıdır.Öğretmen olup olmamak önemli değil,eğitimli olan hiç kimse küfür etmemeli! ” işte bu yazıma bakınca şunu söylemek istiyorum.Biz öğretmenleri eleştiren kişiler günlük hayatlarında acaba nasıllar?Bizleri acımasızca eleştiriyorlar peki kendilerini hiç eleştiriyorlar mı? Biz bu mücadele dönemimizde her meslek grubundan içinde öğretmen de var merak etmeyin çok nahoş sözler duyduk,yeri geldi aşağılandık,yeri geldi sizin yaklaşımınız gibi acımasızca yaklaşıldı bizlere….

  16. ASLIHAN DÜZAĞAÇ 09/01/2012 at 05:13 #

    Rahatsız olduğum diğer bir nokta ise,demişsiniz ya öğrenememişsem öğretmenler kendilerini sorgulamalı diye…Serdar Bey eğitim gönüllülük ister.Siz eğer öğrenmeye bu kadar açık bir kişi olsaydınız,dün geceki tavrınızı yapmayıp önce konuyu öğrenmem gerek demeliydiniz…Ayrıca bizlerin vazifesi öğretmek olduğu kadar siz medya kuruluşlarının da vazifesi araştırarak,sorgulayarak,doğru bilgiye ulaşıp ondan sonra konuşmak olmalıydı…Neyse son olarak ben size kızdım çünkü genelleme yaptınız…Eski öğretmen yeni öğretmen diye bir kavram olamaz! İdealist,kendini geliştiren,fedakar,eğitimli öğretmen ile idealist olmayan,kendini geliştirmeyip zamanında denk gelmiş öğretmen olmus,eğitimsiz öğretmen diye ayrım yapılabilir ancak. İşte doğal olarak bu tavrınıza kırıldım,önünüze gelen 10 tweete bakarak ben ve benim gibi öğretmenlerime başta siz,sonrasında ise diğer insanlar olumsuz düşünce geliştirip,ona göre cümleler sarf ettiniz…Ama bakınız 2 sene önce ücretli öğretmenlik yaptığımda okulda öğrencilerim arasında bir sorun çıkmıştı-akran zorbalığı benim aslında sınıfa rehberlik yapma yetkim yoktu ücretli oldugum için ancak facebook üzerinden onlara verdiğim uyarıya bakarsanız neden kırıldığımı anlarsınız…. BEN DE ATAMASI YAPILMAMIŞ 86,5 PUANLA EVDE OTURMAYA MAHKUM EDİLMİŞ BİR MATEMATİK ÖĞRETMENİYİM https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1360908456658&set=a.1292748352698.45494.1049944262&type=3&theater

  17. Serdar A. 09/01/2012 at 05:14 #

    Yanlış anlaşıldığınız ve haksız yere tepki gördüğünüze katılıyorum.

    Sıraladıklarınıza ek olarak daha birçok neden yüzünden genel algının aksine ben öğretmenlik dahil hiçbir mesleğin kutsal olmadığını düşünenlerdenim. Sonuçta herkes işini hayatını sürdürmek için yapmak zorunda. Ya da eğer öyleyse bütün meslekler kutsaldır. Yani benim mesleğim de öğretmenlik kadar kutsaldır. En yalın düşünce düzeyinde kutsallık kavramının kişisel olduğunu düşündüğümden, hiç kimsenin kutsalını onaylamak zorunda da değiliz. Tabii ki bu tamamen başka bir konu.

    Öğretmenlerin mücadelesi temelde haklıysa da benim gözlemlediğim kadarıyla nitelik açısından zayıf olduğu için yalnızca nicelik yönüyle yürüyen bir eylem görünümünde. Bu da söz ettiğiniz gibi yeterliklerini sorgulamamızı haklı kılıyor.

    Belli sayıda öğretmenin atamasının yapılacağı sözü verilmiş ve bu söz yerine getirilmemiş olabilir. Ama verilen sözde bile ataması yapılacak öğretmen sayısı dahi sorgulanabilecekken o sayı üzerinden yapılan mücadelede bile bir fırsatçılık seziliyor. Ayrıca hal-i hazırda atanmış öğretmenler diğer meslektaşlarıyla ne kadar dayanışma içinde? Bu öğretmenlerin kaçı ataması yapıldığında görev yerlerine gitmeyi göze alabilecek?

    Aslında bu sorularla konunun özünü kaçırdığımı kabul ederim. Ama size gösterilen tepkinin ölçüsüzlüğü ve ilgisizliğini düşünecek olursak; bunlar ister istemez aklıma geliyor.

  18. pınar 09/01/2012 at 05:21 #

    o programı izlerken size çok kızdım gerçekten. çünkü sizi çok anlayışsız ve düşüncesiz buldum. “öğretmenler suçu herkese atıyor” vs, gerçekten bilmediğiniz bir konuda yorumda bulundunuz. size açıklamaya çalışan bir insanı susturmaya çalışmanıza, uff sıkıyorlar beni bakışı atarak “muhalefetim bu konuya” demenize.. ve hatta öğretmenlerin niteliği hakkında genelleyerek yorumda bulunmanıza.. gerçekten ayıpladım. kimse bilmediği konuda yorum yapmasın, hele ki böyle bir konuda. siz bu insanların neler yaşadığını, ne gibi haksızlıklara uğradığını o oturduğunuz koltuktan gevşek gevşek konuşmayla anlayamazsınız. hayır şunu anlamıyorum insanlar twitter’da farklı farklı bazen saçma sapan konularda tweetler atıyor, tagler oluşturuyor. öğretmenlerinki neden sizi rahatsız ediyor ki? insanların seslerini duyurmak istemeleri, çaresizce bu yola başvurmaları neden sizi rahatsız etsin ki? size mention geldiyse görmezden gelin gitsin, ne olur sanki? bu insanlar bu şekilde kaç kişiye ulaşıp destek aldılar, yol katettiler haberiniz var mı? Cem Bey’e nasıl ulaşıldı bütün bu olan haksızlık ona nası anlatıldı sanıyorsunuz? siz öğretmen atama problemiyle ilgili ne kadar bilgiye sahipsiniz? keşke oturduğunuz yerden “yaa ben muhalefetim” diyene kadar bunca zaman gördüğünüz bu şeyle ilgili biraz bilgi edinseydiniz, biraz açıp okusaydınız.

    bunun dışında, nitelik konusuna gelelim.. ben bir ingilizce öğretmeniyim. çok severek okudum bölümü, yazları gittim dilim gelişsin diye güneyde çalıştım, başka bir yaz amerikaya gittim çalıştım. aman körelmeyeyim diye sürekli çeviri yapıyorum ingilizceyi günlük hayatıma dahil etmeye çalışıyorum. amaaa devletimiz bana KPSS’de bir tane bile ingilizce soru sormadan beni matematik coğrafya vs ile sınayarak atayıp atamayacağına karar veriyor. “şimdiki öğretmenler eskisi gibi değil” diyorsunuz ya; bunun da sorumlusu devlet. üniversiteleri kim denetliyor, oradaki eğitimi kim düzenliyor?? bunda da mı suçlu öğretmenler yani? Ayrıca KPSS resmen bir ezber sistemi ve bu şekilde alım yapıyorlar, haberiniz var mı? insanlar atanabilmek için ders çalışmak zorundalar, alakasız alandışı dersleri. bu yüzden kendilerini geliştirmelerine, daha entellektüel daha sosyal olabilmelerine imkan tanınmıyor. hayatları oluyor bu sınav resmen. psikolojilerinden bahsetmek bile istemiyorum. 8 senedir atama bekleyen, mesleğini yapamamanın ezikliğini yaşayan insanlar var. hem de 150 bin kadar bir öğretmen açığı varken…

    hepsini geçiyorum, 55 bin gibi bir söz var yahu! toplamda 11 bin alım yapıldı, 80 tane branşa. kopya çekilen şaibeli sınavda bile bunun kat kat fazlası atandı. yukarda seçim vaadi genelde tutulmaz gibi bir şeyler ima etmişsiniz. eee ne güzel o zaman, biz devletimizin sözüne güvendiğimiz için mi suçlu olduk bu kez de?? böyle bir şey olabilir mi, insanlar hayallerini bu atamalara bağlıyor devlet kendi vatandaşıyla böyle oynama hakkına sahip olabilir mi?? o zaman TRT de size sözler verip mağdur etme hakkına sahip ve böyle bir durumda siz de gıkınızı bile çıkaramazsınız öyle mi? yazık, gerçekten yazık… insanların haklarını aramaları başkalarının gözüne batmamalı. bu insanların sıkıntısı nedir diye sormadan bu ağır yorumları yapmamalı. hak aramak da bir haktır, bunun için kimseden izin alınacak değil!

    ayrıca haber seçerken de kendi tarafınıza yontmuşsunuz maşallah. ben size onlarca başka haber yollayabilirim, gerçi sosyal medyacı olarak isteseniz bulmanız çok kolay olurdu sanırım ama… burda yayınladığınız tweetlere gelinceee… bu arkadaşlar sadece sizin, KPSS sorularını çalıp insanların emekleriyle oynayan hırsızları, bakan referansıyla kadrosuna katan bir DEVLET kanalında çalıştığınızı unutan arkadaşlar. ne bekliyorduk ki, tabi ki devleti savunacak, onu eleştiren öğretmenleri karalamaya çalışacaksınız. gayet normal… tutup da “evet hükümet seçim öncesi vaadiyle insanları kandırdı, sırf oy için insanların canını yaktı” diyecek değilsiniz herhalde… keşke bunu yaparken daha saygılı bir ifadeyle yapsaydınız ya da konuya tam hakim değilim yorum yapmayayım bari diyebilseydiniz… genelleme yapmanız da hiç hoş değil…

    bir de “ben bunu öğrenememişsem..” demişsiniz ya… kusura bakmayın demek ki siz de yeterince iyi bir sosyal medya kullanıcısı değilsiniz. Cem Davran da twitter’dan öğrendi çünkü. ayrıca gazete okuma alışkanlığınız da yok sanırım, bize kitap okumuyorlar diyorsunuz ama. bizim sesimizi duyurmamız sizinki kadar kolay mı sanıyorsunuz? medya bile çok afedersiniz, satılmış durumda. öğretmenler bu güne kadar kaç kez eylem yaptı ama her seferinde medya ilgisi düşük oldu. neden acaba, bir düşünün isterseniz.. şimdi bunları yazarken siz nerede, hangi dünyada yaşıyorsunuz onu merak ettim. bu ülkenin gerçeklerinden haberiniz yok gibi yazmışsınız.

    bu arada bu tweetleri burda yayınlayarak asıl masturbasyonu siz yaptınız, ne yazık… siz de eleştirdiğiniz şeyi yapma hatasına düşmediniz mi şimdi? Tüh!

  19. yonca 09/01/2012 at 05:22 #

    Yayınladığınız yorumlar kesinlikle bir öğretmene yakışmayacak yorumlar.Yazınızda size sadece bu konuda hak veriyorum.Yazınıza yazılan yorumlara bakılırsa yazınız öğretmenleri hedef göstermekten başka bir işe yaramamış.Maalesef bu ülkede en çok karalamayı sevdiğimiz meslek öğretmenlik mesleği oldu.Sizin nerde eski öğretmenler dediğiniz öğretmenler belli ki zamanında bir çok kişinin canını yakmış.Geçen Milli Eğitim bakanımız öğretmenler tam mesai yapsın dediğinde haber sitelerinde diğer mesleklerden insanların öğretmenlere karşı hakarete varan yüzlerce yorumunu görmüştüm.O insanlar buraya da uğramış.Sistem her yıl binlerce öğretmeni hiç düşünmeden mezun ediyor.Öğretmenlik özel sektörde zordur.Ücretli öğretmenlik yaparsınız maaşınız en fazla 800 civarıdır.Sigortanız yarım yatar.En kötüsü kendinizi öğretmen olarak hissedemezsiniz.Güvenceniz yoktur.Aileden para almak ağır gelir.10yıl bekleyen öğretmenleri düşünün.Psikolojimiz alt üst olmuş bir durumda öğretmen oluyoruz.Kısacası başımızdaki karar verenler eğitim fakültelerini kapatmadıkları ve Milli eğitim bakanımızın söylediği gibi öğretmen ihtiyacı karşılanmadığı sürece bu sorun daha çok önümüze gelecek.Bakanımızın söylediğine göre şu an 150.000 öğretmen ihtiyacımız var ve dışarıda bekleyen 300.000 öğretmen varken bu öğretmenlerin yerine veteriner,mühendis gibi üniversite mezunları,önlisans ve hatta bazı yerlerde lise mezunları öğretmenlik yapıyor.Hepimizin birlik olması gereken konu asıl öğretmenlerin öğretmenlik yapmasıdır.Birileri de sistem mağdurlarına söylenmek yerine bu sistemi oluşturup,işletenlere bir şey söyleyebilse keşke!

  20. özgür 09/01/2012 at 05:45 #

    milli “anonymous”umuz(ama özde değil sözde anonymous) “atanamayan öğretmenlerimizin” açtığı savaşta yeni bir cephe olmuşsunuz. böylece size saldırarak kendilerini tatmin etmeye (masturbasyon yazmaya korktum) ederler.

  21. Onur Aydın 09/01/2012 at 07:40 #

    Çıkıp ataması yapılmayan tüm öğretmen arkadaşlardan üslubum,küstahça tavırlarım ve mağduriyetinizi bilmeden yaptığım konuşmalarım için özür diliyorum deseydin seni affederdik hiç böyle kendini bu tarz boş girişimlerle,imla hatalarını bulup yazmanla,bir kaç kendini bilmezin küfürlerini yayınlarak savunmasaydın..Neyse hakkındaki düşüncelerimi doğrulamış oldun.Bugünümü sana ve seni ilgili yerlere şikayet etmeye ayıracam..İyi günler….

  22. Haksızlığa uğradığını düşünmek bile ne kadar ağırmış, değil mi Sayın Kuzuloğlu? Hayatınızı zerre kadar etkilemeyecek bir konuda sizin gibi “üşengeç” biri bile ışık hızında blog yazısı yazabiliyor, haksızlığa uğradığını düşündüğünde. Peki bir haksızlık yüzünden hayatları mahvolmuş gençlerin tepkisini neden “spam” olarak nitelendiriyorsunuz? Kendi sitelerinin açacak maddi imkânları olmadığı için mi? Sizinki can da, onlarınki patlıcan mı?

    Bu arada mastürbasyon kelimesini telaffuz ettiğiniz kanalın Trt olduğunu da hatırlatalım. Yıllar önce, Trt’nin üzerindeki politik baskıların bu kadar yoğun olmadığı zamanlarda, hava durumu sunucusu Ersin İmer’in bir kış günü izleyicilere “donsuz geceler” diledikten sonra başına gelenleri hatırlayın. Aynen öğretmenlik gibi, canlı yayın sunuculuğu da herkesin yapabileceği bir iş değil.

  23. ivo isaev 09/01/2012 at 10:09 #

    Bu yorumları yazsa yazsa tinerciler yazmıştır. :) Mastürbasyon kelimesi de yerinde kullanılmış bence.

  24. ivo isaev 09/01/2012 at 10:13 #

    Bu yorumları yazsa yazsa tinerciler yazmıştır. :)

  25. hakan taner 09/01/2012 at 10:14 #

    ne olursa olsun milletin verigileriyle maaşları ödenen devletin resmi kanalı olan trt de çalışan biri olarak ne olursa olsun belaltı konuşmalarınızı kınıyorum. Ayrıca Türkçemizde o anlam yerine kullanabileceğiniz kelimeler var. Açın biraz okuyun. ayrıca özür dilemek çok mu zor…
    Tv sektörünün Türkiyedeki gelişmemişliğin bir göstergesi olarak görüyorum değerli programınızı….

  26. hakan öğretmen 09/01/2012 at 10:16 #

    ne olursa olsun milletin verigileriyle maaşları ödenen devletin resmi kanalı olan trt de çalışan biri olarak ne olursa olsun belaltı konuşmalarınızı kınıyorum. Ayrıca Türkçemizde o anlam yerine kullanabileceğiniz kelimeler var. Açın biraz okuyun. ayrıca özür dilemek çok mu zor…
    Tv sektörünün Türkiyedeki gelişmemişliğin bir göstergesi olarak görüyorum değerli programınızı….

  27. Esat 09/01/2012 at 10:18 #

    Hocam selamlar,

    Yazınızda ne kadar haklı olduğunuzu belirtmek istiyorum. İlk başlarda dedim ki; “keşke söylemeseydi.” Daha sonra gelen yorumlara, Tweetlere baktıktan sonra anladım ki az bile söylemişsiniz. Hak aramanın bir adabı olduğunu unutan kişiler, nereye saldıracaklarını bilememişler ve sonunda sizin üzerinize boşalmışlar. -özür dilerim ama bu böyle hocam- Ben haddim olmadan sizi haklı bulduğumu belirtmek istiyorum.

    İyi günler.

  28. Erkan Okur 09/01/2012 at 11:05 #

    Konuyla ilgili görüşlerimi yaklaşık bir ay önce kaleme almıştım: http://tembelkedi.com/post/13213590467/atanmayi-bekleyen-ogretmenler

    Türkiye’de “atanamayan öğretmenler” sorunu yoktur. Kalitesiz üniversite eğitimi yüzünden işsiz olmaya mahkum edilmiş bir nesil vardır.

  29. Fatih Çeliker 09/01/2012 at 11:19 #

    Erkin Koray’ın neden kızını okutmadığını bir kere daha anlıyorum.
    Çoğunluğunu daha dinlemekten, okumaktan, araştırmaktan yoksun, üşengeç sadece meslek adı sahibi kitlenin (İstisnalara sonsuz saygısı ve uğradıkları haksızlıkların farkında olan biri olarak yazıyorum) oluşturduğu bir eğitim sisteminde bence en iyisini yapmış.
    Ben ve benim gibiler bu tip öğretmenlerin bıraktığı kötü anıları silmek için az çaba göstermedik.
    Ve anlıyoruz ki bu meslek mensuplarından daha bu ülkenin geleceği kardeşlerimizin daha çok çekeceği var.
    Serdar Bey bu yaşayacağınız sistemli yıpratma hiç bitmeyecek emin olun.
    Çünkü cehalet diplomayla giderilemiyor.

    Allah kolaylık versin.

  30. sözbende 09/01/2012 at 11:34 #

    sizin paylaştıklarınız dahil aşağıdaki ögretmen yada adayı arkadaşların üslüp ve kendini fade ediş tarzından müthiş derecede rahatsız oldum. ben de sosyal medyada bu kadar baskıcı, spamlere varan rahatsız edici hak savunulmasına karşıyım. üstelik programın o kısmını izledim. nedir bu önyargı ki konuşulanlar anlaşılmadan bir galeyana gelme olmuş. her alanda seslerini duyuran bu arkadaşların aklıselim davranmalarını umuyorum ve biraz da dilbilgisi eğitimi almalarını diliyorum :)

  31. Bahadir 09/01/2012 at 11:56 #

    1. “Atanmayan öğretmen” kavramı biraz saçma değil mi? Atama yapılana kadar öğretmen adayısın sonuçta.

    2. xxx öğretmenliği okumayanların öğretmenlik yapmasına karşıyım.

    3. Ben istatistik lisans mezunuyum. TUIK’te kadro yok diye de sabahtan akşama facebook başında oturup “ne olacak bu istatistikçi atamaları” mesajları yazmadım. Yetkinliklerime uygun başka işler aradım, buldum ve çalıştım.

    4. Başka işte çalışmak istemiyor diye hiç kimse devlet tarafından öğretmen olarak atanmalı mı?

    5. Bu atamalar vergilerimiz ile oluyorsa gönül almak için değil sonuç almak için yapılmalı. Kardo değil öğretmen istiyoruz.

    6. Eşim öğretmen adayı. Öğretmen gerekmiyorsa ataması yapılmasın. Herkes memur olmak zorunda değil.

  32. deniz 09/01/2012 at 12:11 #

    konuşmanızdan çıkarttıkları anlam aşağılanmak ise bu öğretmenlerin atanmaması son derece normal bencede o saatte yaptığınız program ve formatı öğretmenlerin atanma durumuna hiç bir fayda sağlamayacaktır davranda kendini tatmin etti zati..

  33. Anonymous 09/01/2012 at 12:16 #

    Ya ben 16 yaşındaki halimle -aynı zamanda öğrenci halimle- halimize acıdım. Ben lise son sınıfta okuyorum, ilkokulu okuyanlara daha bir ayrı acıdım. “Fikrî mastürbasyon”un ne olduğunu ben bilirken beni eğitecek olan adam/kadın bilmiyorsa bu işte bir yanlışlık olmalı. Ayrıca size gelen yazıları da okudum, masturbasyon kelimesini ayıp zanneden var! Bu büyük bir cahillik örneğidir bence ve Türkiye’nin geldiği -belki de gelebileceği- noktayı bize özetlemiştir.

    En yakın zamanda öğrenim hayatımı bitirip uzaklara gitmek dileğiyle.

  34. Can Aydoğan 09/01/2012 at 12:30 #

    Atanamayan öğretmenlerin acaba kaç tanesi gerçekten ‘öğretmen’ olma ideali içindeydi.

    Yoksa öğretmen olma amaçları: “devlete kapak atmak”, “öğretmenler odasında dün izledikleri diziyi tartışmak”, “yılın neredeyse 6 ayı boyunca tatil yapmak”, “sınıfta öğrencilere bir şeyler ezberletip işin kolayına kaçmak”, “öğrencileri okuldan soğutmak için elinden geleni yapmak”, “okuldan öğrendiği bilginin üzerine herhangi bir bilgi ekleme yapmadan emekli olmak”. Bunlardan biri veya birkaçı olabilir mi? Bence olabilir.

    Tüm her şey bir yana. Mezun olduğunda atanamama durumunun öngörüsünü yapmaktan aciz olan biri mümkünse öğretmen olmasın. Olduktan sonra öğrencilere kendini klonlayacağı aşikar.

    Bırakın da gerçekten öğretmen olmak isteyenler öğretmen olsun. 100 kişilik sınıfa bir tane ‘iyi öğretmen’ fazlasıyla yeter.

  35. khanalpine 09/01/2012 at 12:37 #

    Programı takip ediyordum ama çok talihsizim ki bu kısmını kaçırmışım.

    Öğretmenlerin ya da Öğretmen adı altında programı mesaj (spam) yağmuruna tutan ve bu konu hakkında konuşan insanların uygulama tarzı çok yanlış geldi bana. Bir öğretmen, yani geleceğimiz dediğimiz öğrencileri yetiştirecek insanlardan bahsediyoruz. Böyle terbiyesizce cümleler kurulması sizce ne kadar doğru? Bu davranışları Genel olarak nitelendirmememiz gerekiyor fakat ben böyle öğretmenlerin de olduğunu görünce şahsen utanıyorum. Ve böyle öğretmenlerin atanmaktan bahsettiğini görünce dikkat vermeden hayatıma devam ediyorum.

    Konu hakkında yorumuma gelince. İnternet, daha doğrusu Sosyal Medya’dan bahsedilen bir program ve bunun sunucusu İnternet dünyasında tanınan bir isim olan M.Serdar Kuzuloğlu’nun kurmuş olduğu cümlelerin tamamına hak vermesem de genel olarak hitap şekline hep hayran kalmışımdır. Çünkü internet dünyasında bu tip konuşma şekilleri hep vardır, ki bu kadar abartılacak bir kelime olmayan “Mastürbasyon” kelimesi çok abartılmıştır.

    Ben isterdim ki, izleyici kitlesi bir hayli fazla olan “Sosyal Medya” programında da “Atanamayan Öğretmenler” konusundan bahsedilsin ama konunun asıl yerinin orası olmadığıda aşikardır.

    Ama İnternet dünyasını çok iyi tanıyan bir insanın programı sahip olduğunu da unutmayınız Sayın Öğretmenler ve Öğretmen adayları. Sizin neyi amaçladığınızı “Sosyal Medya” programı sahipleri gayet iyi anlamıştır.

    Son olarak eklemeyi istediğim birkaç birşey daha var. Ben Üniversite 2.sınıf Makine Mühendisliği öğrencisiyim ve Anadolu Lisesi mezunuyum. Öğretmenlikten bahsediyoruz madem şunu da söylemeliyim. Bu konu hakkında en iyi konuşacaklardan birisi öğretmenler ise diğeri de benimdir, çünkü ben bir öğrenciyim. 92 doğumluyum, tam olarak öğretmen kavramını öğrenemedim. “Bizim zamanımızda öğretmenlik şöyleydi” gibi bir cümle kuramam yaşım gereği ama bana anlatılan öğretmenlik kavramını ben kendim öğrenciyken göremedim. Zaman değişiyor bu bir gerçek ve meslekler de kendini kaybetmeye başladı. Öğretmenlikte öyle.

    Ukalalık etmek istemem ama,

    “Siz kim, öğretmen olmak kim!”

  36. EĞİTİM 09/01/2012 at 13:51 #

    sayın Kuzuloğlu olayı yazım yanlışı falan gibi durumlarla çarpıtmayalım lütfen, malum yazım yanlışları sosyal medya da çokça oluyor zira çoğu kişi mobil ile yorum yazmaktadır bundan kaynaklanan bir durum.
    Ayrıca siz diyorsunuz ki eski öğretmenler ama gördüğüm kadarı ile sizin öğretmeninizde eski ama sanırım size bir şey katamamış.

  37. seval 09/01/2012 at 14:05 #

    Ne olursa olsun binlerce öğretmeni içine aldığı için bir genelleme yapılmaması gerekiyor. Her mesleği hakkıyla yapan var yapmayan var. O yorumların dışında nasıl konuşmasını ve kendini nasıl savunmasını gerektiğini bilen öğretmenlerimiz olduğunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Başkalarının kullandığı kötü üslupları bütün öğretmenlere mal edemezsiniz. Bu kadar peşin hükümlü olmayın.

  38. aygisi 09/01/2012 at 14:51 #

    olmadı serdar ekran karsısında oturup gerıne gerıne oraya buraya boş pas atmakla olmaz bu işler. bugun tum ısım sensın nereye nasıl sıkayet edılebılıyorsa edıcem ınan senı. ben 5sene 3kurus bursla ıstanbulda okuma savası verdım harcadıgım parayı kazanamıyorum su anda. senın gıbıler ekmek bulamazsanız pasta yıyın der gıbı terbıyesızce acıklamalarınızı da alarak toz olun ekranlardan !

  39. turna 09/01/2012 at 15:31 #

    Öğretmenleri özel ders veriyor,kendini geliştirmiyor diye kınayanlar olmuş.Öğretmen maaşları arttırılsın dendiğinde herkes ayaklanıyor ama bir yandan da öğretmen kendini geliştirsin deniyor.Bu nasıl bir çelişkidir?Öğretmenlik üniversite mezunu olup en az maaş alan mesleklerden biridir.Sadece öğretmenlik için değil buraya doktorlarla ilgili de eleştirileri içeren bir yazı yazılsa bu sefer eminim doktor karşıtı yorumlar yazılırdı.İnsanlarla iletişimi gerektiren mesleklerde bilinçaltı devreye giriyor.Kimse mühendise yapılan eleştirilerle ilgilenmez ama iş öğretmenlere gelince o sizin övdüğünüz eski nesil öğretmenlerin bastırdığı duygular bir bir açığa çıkar.”Bir zamanlar bizim öğretmenimizde çok döverdi.bütün öğretmenler öfkeli,sinirlidir.”ya da “Geçenlerde doktor, arkadaşıma yanlış teşhis yaptı,yanlış ilaç verdi.Türkiye’deki doktorlar bilgisizdir.”genellemeleri gibi.Halkta bu güvensizliği oluşturduktan sonra ithal öğretmen,doktor,hemşireler gelir halk önemsemez.TSK’yı yıllarca kötüledikten sonra Genelkurmay başkanını tutuklamanız çok fazla tepki almaz.Yetkililer hiç bir zaman bizim eğitim sistemimiz kötü diyerek kendini eleştirmez.Ama öğretmen sahipsizse tek bir hatasında yerden yere vurulur..

  40. Danny 09/01/2012 at 15:39 #

    Yahu ne abartıyorsunuz şu öğretmen kutsallığını ! Kardeşim bu insanlar bu mesleği beleş mi yani karşılıksız mı yapıyor ? 2.000 TL ‘ye yakın maaş alıyorlar. Birçok yerde indirim alıyorlar. Bırakın artık şu memur gariban edebiyatını yahu. Devlete kapağı atıp yan gelip yatmak istiyorsunuz. Olayınız bu! Madem öğretmenliği benimsediniz gidin özel kurumlarda çalışın yaw. Bir asgari ücret ne kadar haberiniz var mı ? Neden asgari ücretlilere değilde öğretmenlere indirim vs yapılır hala anlayabilmiş değilim. Herkesin meseleği zor gidin bakalım demir işinde ya da tekstil işinde akşama kadar asgari ücretle çalışın. Devlet bütün mezun öğretmenleri atamak zordunda değil! Memur olmak içinmmi okuyorsunuz ? Şükür edin ! Devletin elindeki imkan çerçevesinde atama yapıyor düşünsenize imkanı olsa neden atama yapmasın ? Size bir garezi mi var ? Gidin başka işe bakın memur kafasıyla bu ülke büyümüyor o asgari ücretle çalışan işçiler sayesinde bu ülke gelişiyor !

  41. Batuhan Apaydın 09/01/2012 at 15:48 #

    Serdar Bey,

    Program sırasında kendinizi ifade edecek kadar vaktiniz olmadığı için böyle yanlış anlaşıldığınızı düşünüyorum. Ancak şunu da belirtmem gerekir, siz her ne kadar bu konu üzerinde daha geniş/serinkanlı düşünüyor olsanız da “mastürbasyon” kelimesi bu topraklarda vurgusu yüksek bir kelime. Ben de severim o kelimeyi kullanarak eleştiride bulunmayı ama maalesef durum bu. Böyle hassas bir konuda kullanıldığı zaman da ters tepkime yaratıyor.

    Bu yazınız ile kendinizi elinizde olmadan geç de olsa ve herkesin anlayacağı şekilde tane tane ifade etmeye çalıştığınızı düşünüyorum, hatta bence epey de iyi ve yerinde ifade etmişsiniz ancak artık oy yaydan çıktı gibi. Belki de konunun soğumasına ihtiyaç var artık.

    Öğretmen atamaları konusunda derin bir bilgiye sahip değilim, o konuda yorum yapamıyorum. Ama bu olayla beraber artık daha fazla ilgileneceğimi söyleyebilirim. Benim gibi düşünen insanlar da vardır muhakkak. Bu açıdan bardağın dolu tarafına da bakılabilir.

  42. ASLIHAN DÜZAĞAÇ 09/01/2012 at 16:18 #

    Yorumları okudukça hala görüyorum ki malesef ülkemiz araştırmayıp,sorgulamadan tamamen kutuplaşma,sataşma,karşıda kusur bulma derdine düşmüştür…Hastaneye gider doktoru,haberlere bakıp polisi-öğretmeni,fabrikalara gider mühendisleri ayıplar olmuşuz…Çok kolay çünkü bunu yapmak…Ama nasıl ki size yorum yapan meslektaşlarım ayıp etmişse,burada bizlere yapılan haksız suçlamalar,acımasızca sarfedilen sözler ve bilmeden yapılan yorumlar da bizlere karşı yapılan ayıptır… 4 aydır her kesimden bu tarz yorumlar aldık zaten…Kimisi ”Ak Partiye oy verin o da sizi böyle süründürsün oh olsun …..” diyerek arkasından hakaretler yağdırdı.Kimisi” Devlet sizi atamak zorunda mı,mis gibi hükümet daha ne istiyorsunuz …….” diyerek devamında hakaret yağdırdı. Kimisi bakanlara,milletvekillerine vs ”Lütfen,rica ederiz ….” dedik diye hakaret etti… Bunun dışında da birçok kesimden yedik lafı.Ama kimse bizi anlamaya çalışmadı,bize neden? denmedi.Sorun cidden büyük mü diye sorulmadı…Devamlı yargılandık,eleştirildik,hakarete maruz kaldık …Herkes hakim olmadan bizi direkt idam etti . Dışardan bakınca eminim herşey çok farklı görünür,ama malesef derdi çeken bilir ya da ateş düştüğü yeri yakar… Gecelerce uyuyamadığım günlerim oldu,bazen 40 saat bazen 50 saat uyuyamadım…Üzerine o kadar tane tane anlattığım halde partizanlığın ideolojik esaretin beni yendiğini gördüm ve günlerce ağladım .Ben kadro istemiyorum,ben devlet beni atamak zorunda demiyorum,ben devlet kadro olmadığı halde bana yeni bir kadro bulmalı demiyorum…..Son bir yorumda kısaca anlatmaya çalışacağım ondan sonra bu sayfaya girmeyeceğim.Herkes anlamak istediğini anlamaya devam etsin

  43. ASLIHAN DÜZAĞAÇ 09/01/2012 at 16:46 #

    Biz ne istiyoruz?

    2010 senesinde 1 sene boyunca hem ücretli öğretmenlik yaptım hem ev hanımının görevlerini yerine getirdim hem de derslerime çalıştım.Sınava girdim ve geçmiş 9 yılın istatistiğine göre netlerim çok güzeldi,atanabilecektim.Sınav sonuçları geldi ve malesef puanım düşüktü.Kısa zaman sonra herşey açığa çıktı.Sorular sınav öncesi çalınmıştı.Bizler sabah ve öğleden sonra olmak üzere 2 sınava girmekle sorumluyuz.Aslında her 2 sınavda da sorun olduğu halde öğleden sonraki sınav sorularının çalındığı ispatlanabildi tarafımızca.Bu yüzden de sadece öğleden sonraki sınav iptal oldu.Fakat şüphe duyulan sözde şampiyonlarımız canım öğretmenlerimiz buna rağmen sınava tekrar girdirildi ve netleri yarıyarıya düşmüş olsa bile katsayılarla oynandığı için yine de yüksek puan alarak atamaları yapıldı. 40 bin öğretmen aldık diyen Sayın bakanımız Ömer Dinçer aslında Nimet Hanımın bu kişileri kadrolara aldığını bilmiyor mu?
    Derken Aralık ayı geldi.Nimet Hanım MECLİS KÜRSÜSÜNDEN açıklama yaptı.Bu sene 55 BİN öğretmen alacağız diye.Ardından çeşitli programlarda bunu tekrarlayarak aynı zamanda TEK ATAMA yapacağını dile getirdi. Mart ayı gibi aynı şeyleri Hüseyin Çelik de tekrar etti ve de seçim öncesi alım asla olmayacak da dedi. Ama 2011 yılı için ayrılan kadronun 30 bini seçim öncesi alındı.Ben ona karşı değilim aslında önceki 40 bin alım bu insanların hakkıydı,onların hakkı geç de olsa verildi. Ama mağduriyet mağduriyetle kapatıldı,yani AĞUSTOSTA 55 BİN TEK ATAMA hayal oldu,Ağustosta 11 bin 544 kişi alındı. 2010 dan önceki sene benim branşımdakiler 83-84 ile atanırken,seçim öncesi şaibeli sınavda haziranda 85 ile atanılabilirken ben şuan 86,5 ile evdeyim ve bizim branşta 88-89 puan alanlar da evde. Bizler kadro verilmediğine değil o kadar çalışıp yüksek puan alıp haklarımızın soruları çalanlara verilip 2 senedir mağdur edilmemize kızıyoruz.Kızarken de tek derdimiz MEB.
    Son olarak da kadro yokken devlet nasıl alsın diyenlere söylüyorum…Biz kadro açığının çok olduğunu bilen kişileriz ki bakan bey kendi de söyledi bunu.Devlette en az 150 bin öğretmen ihtiyacı vardır.Bunun 70 bin kadarını ücretli öğretmenlik kavramı adı altında kapatmaktadır.Ücretli öğretmenlik sorunu ise apayrı bir sorun olup empati kurularak düşünülmesi gerekir… aynı işi yapıyorsun,KPSS diye bir sınava tabi tutulmamış kişiler senin 3 katın maaş alıyor.İtibar olarak senden çok öndeler.Senin sınıfta çocukların sağlığını düşünüp kapaklı çöp kovası almak için ”aranızda para toplayın eksik kalırsa ben tamamlarım” demen bile onların gıcığına gidiyor,bu da ücretli başıyla her işe karışıyor diye cephe alınıyor.Müdür öğrenci ve velilerden aldığı şikayetler doğrultusunda dert yanıyor 30 yıllık öğretmenime ne diyeyim diye….Ama herkesin memnun olup,müdürün bile defalarca teşekkür ettiği ücretli öğretmenle ufacık bir sorun yaşayan(kpss yaklasıyor müdür bey haftaya ayrılsam sakıncası olur mu,ben fazlasıyla çocuklara ders anlattım soru çözdürdüm siz sadece test dağıtın ihtiyac olursa haftada 1 gün yine gelirim dediğim için ki daha soru soruyorum insan gibi söylese ortak noktada buluşuruz) bu müdür bağırıp çağırıp istemezsem ücretliyi bahçe kapısından içeri sokmam,senin bu yaptıgın ne insanlığa ne öğretmenliğe sığıyor,utanıyorum senden ….. diyerek ben daha odasındayken kapıyı çarpıp çıkıyor…. Bunu kadroluya yapamaz… Benim halimi düşünün 8 ay tenefüs,okul çıkışı dememişim diğer matematik öğretmeni soruları çözmediğinden onun öğrencileri bile bana soru sorduğunda onlarla ilgilenmişim ve okul kapanmasına son 1 ay kala gördüğüm muamele bu…

  44. ASLIHAN DÜZAĞAÇ 09/01/2012 at 17:27 #

    Aslında karşılıklı konuşsak daha çok şeyler var söylenebilecek ama malesef sanal ortamda yazıyla ancak bu kadar ifade edebiliyorum…Siz bunun 2 kat daha sorunların olduğunu düşününüz.
    Spam tarzı çokca tweet mail atılma nedeni ise MEB in dikkatini çekmek değil Başbakanın dikkatini çekmektir.MEB’İ MEB’E şikayet etmem bana fayda sağlamıyor ki…Çünkü Bakanın açıklamalarını bu konuyla ilgisi olmayan herkes %100 doğru bulsa da bu işi ince ayrıntısına kadar bilen bizler tatmin olmuyoruz. Yaptığı açıklamaların bazıları doğru olsa da çoğu kamuoyunu rahatlatmak ,kurumu övmek amaçlı yapılan yanlış açıklamalardır…Derdimiz bunu başbakanımıza da anlatabilmek ama randevu alamıyoruz ve böyle dikkat çekmeye çalışıyoruz.
    Emin olun şu durumumuzdan asla ve asla hiçbirimiz de memnun değiliz.Tanımadığımız insanlara el açmak,onlardan yardım beklemek zorumuza gidiyor.Bizlere tepki vermeyen vekillerin,bakanların yaptıkları gururumuzu incitiyor.Şurada okuduğumuz tüm yorumlar bizleri fazlasıyla incitiyor.Ama ALLAH kimseyi kimseye muhtaç etmesin,kimseyi çaresiz bırakmasın ve kimseyi haklıyken hak savunmak zorunda bırakmasın…4 ay çok zor günler,çok zor anlar yaşadık…Rabbim kimseyi bu durumlara düşürmesin…Öğretmen,işletme,iktisat,mühendis ….. vs kimselerin hakkını haketmeyenlere yedirmesin ve en kısa sürede herkese hayırlı iş kapıları açsın,gönlüne göre versin…
    Verdiğim rahatsızlıktan ötürü herkesten özür diliyorum …İyi Akşamlar….

  45. mustafa 09/01/2012 at 19:05 #

    öğretmenler stresli dolu,linç edecek birilerini ararken Serdar Bey’e denk gelmişler belli. Toplum dinleme yeteneğimiz sayıf,üstüne bir de dinlediğimizi anlama yeteneğimiz yok.bir de atanamayan öğretmen olayı nedir?bu kadar çok eğitim fakültesi açılması neden?her eğitim fakültesi bitirene devlet iş verme garantisi mi verdi yada veriyor?ben de mühendislik okudum, boşuna özel sektörde debeleniyorum demekki, devlet beni de atasın bir yerlere iş garanti,maaş gelsin her ay. ama işin ucu öyle değil, dershanelerde, özel okullarda çok zor şartlarda çalışan meslektaşlarını da var.kadrolu öğretmen 1750 tl maaş alırken aynı okulda sözleşmeli diye 500-600a çalışan öğretmenler vardı, ve hiç bir kadrolu öğretmen de sesini çıkarmıyordu bu haksızlık konusunda.seçimler olmasa aynen devam ederdi, seçimlerde hükümet nedense 1 günde hepsini kadrolu yaptı.devlet seçim dönemi attı ortaya bir yalan, şimdi hepiniz bir olup peşinden gidiyorsunuz. şimdi de gündem eğitim 1+4+4+4 mü olsun?günümüz öğretmenleri yetersiz demek klişe, çok iyi olanları da var, 4yılı bitirip öğretmenim deyip dünyadan haberi olmayan da çok. kitabı bırak,gazete dergi okumayı bile bilmeyeni çok.

  46. Hakan 09/01/2012 at 19:09 #

    300 bin öğretmen adayı var birkaç öğretmen adayının hakaretleri dolayısıyla hepimizi yargılayamazsınız (biz nasıl patron yalakası gazetecileri, sahibinin sesi televizyoncuları, sosyal medyada ahkam kesen ne iş yaptığı tam olarak belli olmayan twitleri ile ünlü feylezofları genellemiyorsak). Bir arkadaşın imla hataları ile tüm öğretmen adaylarına gönderme yapmanız etik değil. Ah nerede o eski öğretmenler muhabbeti kahvehane sohbetidir. Hangi öğretmenlerden bahsediyorsunuz 1 ayda parayla formasyon alıp öğretmen olanlar mı ? Herhangi bir 4 yıllık fakülte mezunu olup sınıf öğretmenliğine atananlar mı? Bunlar bizim dönemimizde yaşanmadı. Babanızı bilmiyorum ama ben ah o eski öğretmenlerden çok çektim, matematikçi tahtadan cetveliyle döverken din kültürü öğretmeni duaları ezberleyemiyorum diye hakaret ederdi,fen bilgisi dersinde deftere ceza olarak 2000 kere ribozom yazdığımı biliyorum.Ama bilemiyorum siz özel liselerde, güzel üniversitelerde daha iyi öğretmenlerle tanışmış olabilirsiniz. Eğer köy enstitüleri öğretmenlerini ve hemen sonraki dönemde öğretmen okulu mezunlarını kastediyorsanız onlar bu ülke için çok emek verdiler. Eğitimin ve öğretmenlerin niteliği tarihsel süreç içerisinde incelenebilecek tartışılabilecek bir konudur nerde o eski öğretmenler klişesi ile bir yere varılamaz.Son olarak http://www.mserdark.com/genel/ogretmen-kutsaldir-ana-gibi?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter&utm_campaign=blogfeed dan bir yazım hatası : Nasıl bir yazısya bu, ilgili başka bir şey yok.

  47. mehmet 09/01/2012 at 19:11 #

    öğretmenlere laf ederken dikkatli davran dostum bende senin nasıl sosyal medya programı yaptığını anlamıyorum

  48. osman 09/01/2012 at 19:21 #

    Serdar Bey merhabalar, öncelikle şunu söyleyeyim: Hayatımda ilk defa mastürasyondan öteye gitmeyeceğini bilmeme rağmen bir konu altı yorumu yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Olayı ekşi sözlükten öğrendim. Sadece bu olay bile Sosyal Medyanın ve sizin yaptığınız işin de mastürbasyonculuktan öte olmadığını gösteriyor. Şöyle ki, ekşi’de ve internette olay aaa bak öğretmenleri görüyor musunz mastürbasyon kelimesi geçince ne demek olduğunu bile bilmiyorlar, vay bunlar mı öğretmen olacak ikiyüzlülüğü kampanyasına dönüşmüş, siz de buradaki yazınızla bu kampanyanın öncülüğü yapıyor olmuşsunuz. Büyük bir merakla, bakayım 3-5 zibidi yüzünden öğretmenler mi lekelenmiş diyerek videoyu izledim. Şunu çok rahatça söyleyebilirim ki, psikolojide yansıtma dediğimiz şey gerçekleşmiş.Sizin o programdaki aynen Davran’ın dediği gibi yüzde 100 haklılığı olan bir davaya jest ve mimiklerinizle son derece karşı duran tavrınız tepkileri sanki mastürbasyon sözcüğüne takılınmış gibi göstermiş. İnanın son derece sakin, sağduyulu olan ben bile, bu davanın içinde biri olarak (ayrıca webmasterlığa gönül vermiş ve sizi ilgiyle takib eden biri olarak) bir anda sizden soğudum. Bu konuyu sayfalarca yazabilirim, sosyal medya öncüsü diyebileceğimiz şahsınızın, haklı davayı duyurma çabasını mastürbasyon yani boş iş olarak görmesine mi kızalım, öğretmenliği öğreten, bilgi veren, çok kitap okuyan kişi olarak görmenize mı kızalım… (bu şuna benziyor, bir vatandaş geliyor, sizden basit bir emlak sitesi hizmeti istiyor, ve siz beşbin tl teklif sunarak kendisine ait bir yazılım yapabileceğinizi söylüyorsunuz, ve tabi müşteriniz veryansın ediyor, ne yani oturduğun yerden 2 tık yaparak 5 bin tl mi kazanacaksınızı diyor) söyleyebileceğim o kadar çok şey var ki ben de artık imlayı gözden kaçırdım. tabi siz bu davanın içinde olmadığınız için olayı sadece mastürbasyona verilen tepki olarak gördünüz, sizin yaptığınız da tersinden politik doğruculuk oluyor sanırım. bence bu durumla ilgili düzeltici bir metin hazırlamınız daha yararlı olur.”mastürbasyon tepkisi değildir”

  49. Hasan Kara 09/01/2012 at 20:28 #

    *** Sorun ne mastürbasyon kelimesi ne de sizin düşünceleriniz. Sorun bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunuz bir konuda, üstelik aşağılayıcı bir üslupla, yorumlar yapmanız. Ben doğunun bir ilçesinde görev yapan bir öğretmen olarak, benim ve burda görev alan diğer öğretmen arkadaşlarımın ne çabalar gösterdiğini, nelerle uğraştığını biraz olsun araştırıp ondan sonra bugünün öğretmenlerine karşı tutumunuzu değerlendirmenizi beklerdim. Ama NE YAZIK Kİ BİZİM ÜLKENİN GERÇEĞİ HERKESİN HER KONUDA BİLİR BİLMEZ FİKİR SAHİBİ OLMASI….Eğitim sisteminde sorun var kabul ama emin olun öğretmenler de en az sizin kadar bu sitemden şikayetçi.. Ayrıca yeni nesildeki yozlaşmanın sadece öğretmenlerin değil sizin de içinde bulunduğunuz medyanın etkisini herhalde yadsıyamazsınız. Yani çarpıklığın nedenini tek bir tarafa bağlayacak kadar at gözlükleriyle bakmamak gerek diye düşünüyorum. Ben yeni nesil bir öğretmen olarak şu andaki öğretmenlerin eski öğretmenlerden daha donanımlı, daha hevesli, daha öğrenciyle iletişimi yüksek, daha öğretmeye aç, daha vs. vs. olduğunu biliyorum. Sizin de biraz olsun araştırıp ondan sonra fikir sahibi olmanız temennisiyle…..

  50. üzüldüm 11/01/2012 at 15:38 #

    Serdar bey sizi önceden beri takip ediyordum ama bu haftaki programınızın gerçekten talihsiz bir program olduğunu düşünüyorum, öğretmen adaylarının gerek sosyal medyada,gerek başka platformlarda sorunlarını dile getirmeleri çok normal karşılıyorum. Sonuçta ^dile getiriliyor olması ^ bile bir çok insanda farkındalığa yol açıyor.Sorunların konuşulmaması bu konuda yetkili kişilerde sorunun çözümü adına baskı oluşturmuyor.Etkili olur mu olmaz mı kısmını siz bir sosyal medyacı olarak çok daha iyi bilirsiniz ki programınızdan sonra bile nasıl sonuç ortaya çıkardığı malum.Size yapılan hakaretler sizi üzdüğü kadar biz meslekdaşlarını da çok üzdü,bir programınızda belki bu kadar tantanadan sonra nasıl olur bilemiyorum ama sanatçılar ve toplumun diğer kesimlerinden konuklar aldığınız gibi atanamayan bir ya da iki öğretmeni konuk olarak alma imkanınız olursa ,yani böyle bir jestiniz durumunda bu karşılıklı kırılmaları onaracağını düşünüyorum,

  51. Henüz hakkını savunurken bile beynini kullanmayı başaramayan aday adaylarının ,ileride yetiştirdikleri gençlere ne gibi katkıları olur ,çok ümitli değilim.Sizlerde şu anda o kınadığınız geçmiş dönemdeki öğreticilerden farkınız olmadan tartışmanın düzeyini anında yerlere vuruyorsunuz.Ajdar’ın eğiticisi olun.

  52. Linaden Zohanesyan 11/01/2012 at 22:07 #

    Bundan 20 yıl önce fakültedeki hocamı onure etmek için anfide yaptığım bir konuşmam içerisinde ufacık bir cümlem içerisinde kullandığım diva kelimesini o hayatında sadece bunu transseksuel şarkıcıya söylenen bir iltifat saydığından beni kurula şikayet edip,1 dönem uzaklaştırmamı sağlamıştı.Yalvarıp yakarmama,niyetimi anlatmama rağmen bunu yapmıştı.Düşük not ortalaması ile neredeyse okumamın bile anlamını yitirtmişti.Oysaki o saate kadar not ortalamam 4 üzerinden 3.40 civarıydı.Anlayacağınız bu güzel güzide ülkede 20 yılda sadece hayatımızdan gittiğini görmek, ama öğreticinin halen aynı kalıplar içerisindeki adam olduğunu görmek güldürdü beni.Bu ülkenin Serdar bey gibi zekalara ihtiyacı vardır.Kimsenin hareket etmediği ve parlak düşünenlere karşı sizin daha da parlak bir düşünce yolu ile cevaplar vererek,işte eğitici işte öğretici dediğimiz günlerin henüz oluşmadığını görmek daha da acı veriyor.Umarım bu yaşadığım topraklara bir gün sizler bu mantığı getirip koyacaksınız,ümitsiz değilim,sadece bu tartışmanın olmasını Serdar bey ile olmasını istemezdim.Bence bu ülkenin sizlere hiç mi hiç ihtiyacı olmaz.Kendinize başka bir mesleği gençken aramınızı tavsiye ederim.

  53. wolkanca 11/01/2012 at 22:46 #

    konu gerçekten çok saçma ama inşallah hayırlı bir sonuç çıkar da bir işe yarar bu kadar saçmalık.

    öğretmenler konusunda hiçbir fikrim yok, ben türkiye’de iyi şeyler olduğunu düşünenlerdenim, ağası da paşası da bu devletin mahkemelerine çıkarıldı, yargılandı, çete/mafya kelimesini çoğumuz unuttuk. bu konuda da iyi şeyler olacağını umut ediyorum. web de bu denli tepkiyi bu işlerin gerçek muhatabı hükumete karşı yapmış olsalardı eminim bu iyi şeyler daha çabuk olurdu.

    bence serdar kuzuloğlu sosyal linci ilk elden yaşamış biri olarak artık daha tecrübeli :)

    yaşadığım için söylüyorum şimdi sağlı sollu alakasız tonla kaynaktan övgü, sövgü yağacaktır. ama sonunda yine bibok olmayacak.

    o ekran görüntülerinde gördüğüm “seni işten attıracağız” vs. zırvalıklar konusunda da şunu derim: trt’nin bu popülist rüzgarlara yelken açıp hareket edeceğiniz hiç sanmıyorum :) o eskidendi.

    mastürbasyon kelimesi için şunları yazabilirim. mastürbasyon iyidir; çünkü sevdiğiniz bir şeyle yaparsınız

    sitenin sadecehostinge geçmesini tebrik ederim.

  54. Taha 12/01/2012 at 01:28 #

    Eğitim fakültesi mezunu değilsin, fakat öğretmenlerin bilgi düzeylerinin eksik olduğuna karar vermişsin. Bu yanlış. Öğretmenler hükümet tarafından yapılan yanlış uygulamalara tepki gösteriyorlar ve seslerini duyurmak için her platformu kullanıyorlar. Bu duruma spam demen yanlış, bu bir hak arama. Ayrıca kullandığın kelime tv programında kullanılmaması gereken bir kelime. Sanırım hükümetin kanalında sunucu olmak için hükümete yakın olmak gerekir felsefesini de benimsedin. Belki sende sosyal medya baş danışmanı olursun.

  55. Tamkarışık 12/01/2012 at 11:48 #

    İnanamıyorum şu yazıya. İnanamıyorum “seçerek” paylaştığınız o yorumlara. Sizin gibi sosyal medyayı tanıyan ve kullanan, üstüne bi de blog yazan biri nasıl böyle bir üslupla bu yazıyı yayınlayabilir? (!) Basitçe bi yazı olmuş üzülerek bunu söylüyorum. O kadar yorumlarda, tepkilerden siz cımbızla bunları çektiniz demek…

    Madem sosyal medyayı bu kadar takip ediyorsunuz, öğretmenlerin de bu HAKLI mücadelesinden de haberiniz olmalıydı. Cem Davran’ın da sesimize ses oluşunu.

    Pek çok alanda seslerini duyurmak için çabalıyorlar. Bakanlar, milletvekilleri, sanatçılar, sokak eylemleri-mitingler, yazılı dilekçeler v.s. Merak etmeyin her yolu da deniyoruz. Eğer siz bundan bi haberseniz orasını biz bilemicez. Zaten muhattabımız da siz değilsiniz.

    Seçim vaadiyle pek çok öğretmen madur edilmiştir. 55 bin atama sözü, bir özürle geçiştirilmiştir. Sadece 11bin atama yapılmıştır. Peki ya bu 55 bin atama haberini duyunca işini bırakan, sevgilisini terk eden, alyansını satıp kitap alıp çalışan, pek çok hayallerle bu yola başkoyan yüzbinlerce öğretmenin suçu ne? 86,6 puanla hala atama bekleyen benim suçum ne? Destek olmak yerine köstek olmak nasıl bir psikolojidir anlamıyorum. Sesimize ses olmak yerine basit ötesi, cahil bi insanın yapacağı şekilde mesajları seçmek. Olayı saptırmak.. Öğretmenlerin kalitesinden bahsetmişsiniz de, sizin kalitenizi de gördük sayenizde.. Yazık vallahi yazık. Gözümde değeriniz hiç kalmadı ki severek takip ederdim…

  56. kartal 13/01/2012 at 02:01 #

    Ataması yapılmayan öğretmenler Cem Davran tarafından savunulup bu sorun dile getirildiğinde ne kadar alaycı bi şekilde olaya baktığınız yüz ifadelerinizden net bir şekilde anlaşılıyor.o yüzden kendinizi düze çıkarmak için hikayeler yazmanıza hiç mi hiç gerek yok.Bir de sosyalmedya programı yapıyorsunuz sizin daha ülkenizdeki gerçeklerden haberiniz yok.Trt’de program yapıyorsunuz ve kullandığınız güzel türkçemize yakışan kelimelere bakın(!).insanın fikrinde ne varsa zikrinde de o vardır.zikrinizde kullandığınız kelimelerden fikrinizdekiler ortaya çıkıyor zaten.Ama siz de haklısınız sizde kabahat yok.kişilik değişmez ne de olsa.Son söz :Teşekkürler TRT verdiğimiz paraların hakkını çok güzel veriyorsunuz(!),programlarınız ve o programlarda çalışanlarınız her yönüyle çok kaliteli ve ülke gerçeklerine çok güzel parmak basıyorlar(!)

  57. Turgay ATLI 13/01/2012 at 23:13 #

    Öğretmen atamalarına karşı fikir belirtmeyenler=sorumsuz…

    Öğretmenleri eleştirenler=şerefsiz…

    Eğitim fakültesinin bütün mezunları da öğretmen olmasın arkadaş, biz de üniversite mezunuyuz ama “devlet bize hakkımız olan kadroyu versin” diye ortalığı ayağa kaldırmıyoruz. Oturuyor, çalışıyor, fikir üretiyoruz ne yapalım,ne yapabiliriz diye… Askere gidelim gelelim diyoruz. Askerden geliyoruz bankaların sınavlarına çalışıyoruz, banka 850 lira maaş verip akşam 8’lere kadar mesai yapıyor yine yaygara koparmıyoruz, gidip bir adam boyu kitap bitirip KPSS’ye hazırlanıyoruz. Üstelik 600 sayfalık bir eğitim bilimlerinden değil, 10.000’lerce sayfalık Hukuk, İşletme, İktisat, Maliye, Muhasebe, Uluslararası İlişkiler, Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler, Kamu Yönetimi, İngilizce’den sorumlu oluyoruz. Öyle de 10.000 kişi 20.000 kişi falan da atanamıyoruz. Hem üniversitede hem de mezun olduktan sonra sizden daha fazla, sizden çok çok daha fazla çalışıyoruz, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki 428 kontenjanlı bir Gelir Uzman Yardımcılığı için… Doğu diyorum bak, siz pek sevmezsiniz. Biz girmek için ter döküyoruz. Aldığımız puan yetmiyor, kurum da sınava sokuyor bizi, o da yetmiyor mülakata alıyorlar… Ama öğretmenlere bakıyorum, çok çok atandıkları halde hala konuşabiliyorlar. Serdar Bey’in paylaştığı fotoğraflara bakıyorum da, ileride doğacak çocuklarımızı bu üsluptaki insanların eğiteceği düşüncesi beni sıkıntıya sokuyor. Öyle böyle sıkılmadım, içim içimi yedi. “Breaking Bad” isimli diziyi izliyordum, ortasında kapattım, kafamı toplayamıyorum.

    Arkadaşlar, bu kafayla mı eğiteceksiniz siz bizim çocuklarımızı? Mastürbasyon kelimesini duyunca TRT binasına yürüyeceksiniz neredeyse! Allah aşkına bir şey söyleyin! Elim ayağım titriyor sinirden! Konuştuğunuz kelimelerde, söylediğiniz sözlerde biraz zeka pırıltısı arıyorum.

    Hem bu kontenjan olayının neyini anlayamıyorsunuz? Örnek: 100 derslik varsa 800 de öğretmen adayı varsa bu derslikte hepsinin ders vermesi imkansız. Hiç mi matematik mezunu yok aranızda? Sayı saymayı da mı bilmiyorsunuz?

    Hükümet söz verdi diyenler, hükümet söz vermeden önce lisedeydi de, sözü duyunca mı eğitim fakültelerine kaydoldu? Siz zaten fakültedeyken verilmedi mi bu söz?

    Uzun lafın kısası “öğretmen” yetiştiren bir kurum kalmamış bu ülkede, anladık onu… O küfürler ne öyle? Ben okurken utandım…

    Çalıştığım kitapların bir fotoğrafı;
    http://imgim.com/9380inciq2825430.jpg

  58. forza 15/01/2012 at 02:02 #

    1) Mastürbasyonun kökü değil sosyal medya içinde ne olarak anlaşılacağını bilmeniz gerekirdi orayı anlatmama gerek yok sanırım.

    2) Senin yada Cem Davran’ın orada öğretmenlere yapılan haksızlığı konuşken öğretmeleri temsil ettiğiniz gibi (yapsaydın tabi) senin tabirinle mastürbasyon yaparken de öğretmenleri temsil edeceğini anlaman gerekirdi.

    3) Kendisine yapılan bir haksızlık varsa bunu ya sokakta ya görüşmelerle yada medyada araması gayet mantıklıdır. Böylece gerekli sayıya ulaştığında gerekli kişilere ulaşabilir.

    4) Ayrıca dostunla yıllarca beraber olabilirsin ama bir müsibet senin değerini sıfırın altına düşürür. Bu konuda dikkatini bundan sonra fazlasıyla arttıracağına eminim. Sosyal Medya nın tepkisini tahmin edebilirsin sanırım.

  59. Köksal 16/01/2012 at 17:59 #

    Bahçesinde çiçek yetiştiren adam çiçekten bir şey bekler mi? Adam yetiştiren adam da, çiçek yetiştirendeki hislerle hareket edebilmelidir. Ancak bu şekilde düşünen ve çalışan adamlardır ki memleketlerine ve milletlerine ve bunların geleceklerine faydalı olabilirler. Bir adam ki, memleketin ve milletin saadetini düşünmekten daha fazla kendini düşünür, o adamın değeri ikinci derecededir.

  60. sabri eker 01/02/2012 at 15:43 #

    “doğruculuğun müptelası olmuş bir toplum” tespitiniz her şeyi anlatıyor aslında.

  61. Burhan Sadık 02/02/2012 at 02:25 #

    Ataması 16 yıl önce yapılan bir öğretmenim. Yani benim tuzum kuru. Temmuz ayında fakülteden mezun oldum, eylülde ders başı yapmıştım.
    Şimdi atanamayan öğretmenlerin psikolojilerini anlayabiliyorum. Siz de eleştirilerinizde haklısınız. Bu gençlerin bu hale gelmesinde hepimizin payı var. Eğitim sisteminin, siyasetçilerin, öğretmenlerin, anne babaların, gazetecilerin… Evet, hepimizin…
    Ben de iki çocuk babasıyım, 16 yıllık da öğretmenim. Şu ana kadar ne çocuklarımın yanında ne de sınıfta öğrencilerimin karşısında “mastürbasyon” kelimesini kullanmadım.

  62. Murat Dayı 19/03/2012 at 16:04 #

    Öğretmenlerin bir kısmının okumayı bilmemeleri, okuduklarını anlayamamaları, üstüne de dinlediklerini de kavrayamamaları beni gelecek adına derin bir karamsarlığa sürüklüyor. Hadi programda konuşulanlar linç seviciler tarafından yanlış aktarıldı ve galeyana geldiniz, be mübarekler, yukarıda açıklama yapılmış ve halen ağzınızdan köpükler saçarak saldırıyorsunuz… Okuma özürlü, anlayışı dumura uğramış bir grup çocuk gibi davranıyorsunuz, lütfen “öğretmen” titrinize yakışır tepkiler verin…

Trackbacks/Pingbacks

  1. Öğretmenlik Bitmiştir! « Bonibon l "Hayata dair bonibon.ca tepkiler!" - 16/12/2012

    […] M. Serdar Kuzuoğlu l Öğretmenlik Kutsaldır Ana Gibi? […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim