Türk Silikon Vadisi martavalları

Gazetecilik hayatım boyunca ‘Türkiye’de Silikon Vadisi kuruluyor’ tarzı heves, girişim ya da haberin eksik olduğu hiçbir zaman dilimi geçirmedim. Duyduğum ilk andan beri bende alerjik reaksiyon yaratan bu konuyu yazılarımda, konuşmalarımda elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Burada da özetle toparlamak isterim.

Tepelerden Silikon Vadisi.

  • Her şeyden önce -biraz teknik ayrıntıya maruz kalmayı göze alarak- idealize ettiğimiz vizyonun ismini öğrenelim. ABD’nin San Francisco şehrindeki Silicon Valley’nin Türkçe karşılığı ‘silikon’ değil SİLİSYUM Vadisi. Bizim çevirdiğimiz şekliyle silikon (orijinal karşılığıyla Silicone. Sonunda bir ‘e’ harfi var) daha çok meme, dudak, kalça protezlerinden aşina olduğumuz malzeme. Teknolojide de birçok alanda kullanılıyor ancak o meşhur vadiye ismini veren madde (periyodik tablonun 14. elementi) Silisyum (orijinal ismiyle Silicon). Silisyum bütün bilgisayar ve türevi cihazın temel yapıtaşı sayılan çip ve mikro-işlemcilerdeki yarı iletken yapının kalbi. Özetle ismin esprisi Vadideki şirketlerin varlığını büyük ölçüde silisyum denen bu kimyasalın varlığına borçlu olması (bizdeki nice anlı-şanlı kaynaklar hala silikon ve silisyumu aynı kefede anlatıyor, o da ayrı).
  • Bu malumatfüruşluk ardından ‘galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır’ diyerek yazıya Silikon Vadisi olarak devam edelim.
  • Silikon Vadisi’nin kökleri 1891 yılında bölgede kurulan meşhur Stanford Üniversitesi ile atılır. Bugün hala dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan bu kurumun o dönemki ilk mezunları civarında kurmaya başladığı şirketlerle Vadi’nin temelini atar. Ben 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile gerçekleştirdiğimiz ziyarette o üniversiteyi görme, gözlemleme fırsatı buldum. Stanford olmadan Silikon Vadisi olurdu sanan büyük resmi kaçırır (Ben öyle bir eğitimin hayalini bile kuramadım ama çocuklarımın oradan beslenebilmesi için her şeyi yapabilirim).
  • Silikon Vadisi’ni oluşturan ruh, bizzat teknolojiyi geliştiren ekibin ürünü. Yazılımıyla, donanımıyla, hizmetiyle bilişim sektörünün her bileşeni o küçücük alanda can bulup dünyaya serpildi, serpiliyor.
  • Silikon Vadisi hayali ABD dışında hiçbir yerde gerçeğe dönüşemedi. Nice ülkeler denedi, olmadı. Daha da garibi ABD bile ikinci bir Silikon Vadisi yaratamadı. Onca girişim, girişimci, yatırımcı ve teşviğe rağmen New York dahi bir Doğu yakası seçeneğine dönüşemedi.
  • Tam bu noktada e-Tohum Antalya etkinliğindeki konuşmamdan ilgili bölüme birkaç dakika ayıralım.

  • Silikon Vadisi ana gelişimini 1940 ve 50’lerde yaşadı. İş açısından birbirine ihtiyaç duyan ve fiziken birbirine yakın olması gereken kişi ve kurumların kovanıydı orası.
  • Silikon Vadisi’ni Amerikan devleti kurmadı. Devlet girişimi, inisiyatifiyle oluşmuş bir yapı değil; sapından köküne kadar liberteryen bir harekettir.
  • Bugün Vadi’nin can suyu kabul edilen melek yatırımcı, risk sermayedarı gibi kavramlar bile çok sonraları (bir ara katalizör olarak) ortaya çıkmıştır (o akımın peygamberiyse Georges Doriot‘dur. Onun fikir ve eserleri olmasaydı bugün dünya bambaşka olabilirdi). İlk dönem yatırımcıları çantalarındaki para ve sözleşme örnekleriyle kapı kapı dolaşıp girişimcilere yatırım almaları için yalvarmıştır (ayrıntıları için yukarıda linkini verdiğim sunumun tamamını izleyin).
  • Bu hevesin minyatür denemeleri olarak gördüğüm Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (ya da daha popüler ismiyle teknoparklar) ne yazık ki üniversitelerin emlakçılık ve otoparkçılık yapmasından öte pek bir fayda sağlamamıştır. Sırf vergi avantajlarından ötürü teknoloji geliştirmeyle ilgisi olmayan birçok firma teşvik ve hibe kredi almış, personelini vergi yükümlülüğüne girmeden çalıştırabilmiş ve sonuçta bilişim sektörü haksız rekabet ortamını bizzat kendi elleriyle kurmuştur.
  • Bir üst maddede devleti asla suçlamıyorum. İstismar edenlerden dolayı devleti suçlamak hırsız dururken evi soyulana çıkışmak olur. 2013’te ismi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak değiştirilen yapının ilk Bakanı Nihat Ergün bir sohbetimizde aynen şunu demişti: “Ben gençlere bizzat diyorum, alın bu desteği, vicdanınız elveriyorsa har vurup harman savurun. Bugüne kadar kimler devletin parasını sömürüp çarçur etmiş. Biraz da sizin gibi kafası çalışanlar etsin gerekiyorsa. Devletin kaynakları içinde yüz bin lirayı kaybetmişiz çok değil. Biz bu gençlerden çok daha fazlasını kazanacağız”. Bugünün şartlarında bir ülkeyi 10 girişimci bile şahlandırabilir. Ekin biçmek için önce tarlayı sulamak gerek. Yabani otları sonra nasıl olsa yolarız.

Önerilerime gelirsek

  • Silikon Vadisi’nin varlığı yukarıda da vurguladığım gibi fiziken birbirine yakın olması gereken yapıların internet öncesi çağdaki ‘mecburiyetiydi’. Teknolojiyi yeşertmek için insanları belirli bir coğrafi sınır içine toplamak en basitinden çağdışılıktır.
  • 3D yazıcılar, kitle kaynak ve fonlama gibi akımlarla yeşeren yeni ekonomi zaman ve mekandan bağımsız yeni bir modele zorluyor bizi. Türkiye kendine bilişim alanında 2023 hedefi koyacaksa dağıtık (distributed) yapıda bir şablon üstüne çalışmalı. Teknolojiyi evinde geliştirenle teknopark arazisi içinde geliştireni ayrı kefelere koymak dijitali anlamayan mantığın çözümüdür.
  • İç ve dış göç dalgalarıyla Batı şehirlerine yığılan, işsizliğin yüzde 10 bandına dayandığı, gençlerinin geleceğe dair umutlarının azaldığı Türkiye’nin kurtuluşu internet tabanlı ekonomidedir (aman yanlış anlaşılmasın: girişimcilikte demedim).
  • Türkiye’de hayal edilen devlet destekli Silikon Vadisi serüveni en fazla bir iki yandaş müteahidin ucuza (elbette ormanlık bir alanda) arazi toplayıp, üstüne birbirinden çirkin beton bina kondurup rant yaratmasıyla sonlanır. Bize kalan yaşamdan, ihtiyaçlardan, akademiden ve endüstriden kopuk; inovasyon adına hiçbir hevese sahip olmayan, aldığı teşviklerden ötürü devlete hayırdan çok zararı olan şirketler olur.
  • Devletin etkili ve yetkili kişi ve kurumlarının teknolojinin özgürlükler ile tartışılmaz ilişkisini kavraması gerekiyor. Çin gibi klonlama merkezi veya düşük maliyetli üretim atölyesi olmaktan öte bir hayalimiz varsa bu ayrıntı üstüne kafa yormalıyız. Yoksa aklı, fikri, parası, hırsı olanları sahicisi dururken çakma Silikon Vadisi’nde kalmaya ikna etmek kolay olmaz.

Sonuç: Silikon Vadisi bir inşaat projesi değildir. Bir hayalin başlangıcı asla değil, sürecin sonucudur. Varlığına ihtiyaç olursa ne yapar-eder kendiliğinden ortaya çıkar; mayasını tutturacak ruh, ihtiyaç, sermaye ve koşullar yoksa ne yaparsan yap olmaz.

HAYDİ TÜRKİYE’M İLERİ!

, , , , , , , ,

58 Responses to Türk Silikon Vadisi martavalları

  1. Okan Bişgin 28/09/2014 at 17:13 #

    Güzel fikir. Benim de naçizane fikrim her şeyden önce ALTYAPIYA önem verilmesi. Bu işe kalkışacakların bir kere bu yazıyı okuması temennisiyle…

  2. Emre Dağdeviren 28/09/2014 at 17:14 #

    neden standford amirim keşke bu konuda birkaç birşey söyleseniz bizde bizdeki üniversitelerle karşılaştırma yapıp gerekirse bulunduğumuz üniversitelerde harekete geçsek birşeyleri değiştirmeye çalışsak :)

    • mserdark 28/09/2014 at 17:51 #

      Bunun için benim bir şey söylememe gerek yok. Yazıda da bağlantısını verdiğim sitesine girip About, Academics, Research ve Campus Life başlıklarında dolaşmanız fikir sahibi olmanız için gayet yeterli.

      • Mehmet 23/03/2016 at 21:23 #

        Her ne şekilde kurulmuş olursa olsun bizim Ülkedeki gibi kendi Milletini Devletini aşağılayacak Hainlerin kösteği olmadan kurulduğu kesin.
        Zaten Bir Milletin her konuda başarılı olabilmesi için Milli Birlik beraberlik ve Ahidiyet duygusu şarttır.
        Biz yapamayız nerde kurmuşlar nerde yapmışlar onun ismi öyle değil böyle diyerek özgüveni Dibe vurmuş cesaretini ve ferasetini kaybetmişlik anlayışı yerine Kılavuzluk etmek yöntem ve Fikir üreterek taşın üstüne bir taş daha koyma anlayışını geliştirirsek Dünyanın bugün hayal bile edemediği yeni Teknolojilere imza atmamız içten bile değil. Zaten Bilimini öncüleri mimarları bizleriz. Matemetikde Fizikte Tıp’ta her zaman öncüler olmadıkmı?
        4. Sanayi Devrimi Silikon Vadisi olabilir ama bunun son nokta olduğunu kimse söyliyemez. Kimbilir 5. Sanayi Devriminin Mimarları Türkiyeden çıkabilir. Hiç tahmin edemeyeceğimiz bir İsmi olur ama bu mutlaka inanıyorum bize ait olur. Milli ve Yerli olur.

  3. AHMET 28/09/2014 at 17:15 #

    Türkiye’nin en büyük (kamu) bankasının Davutpaşa ‘teknokent’inde ‘AR-GE'(!!!) yapabiliyor olması yazının başındaki analiziniz için bir örnek.

  4. semih ekrem anıl 28/09/2014 at 17:15 #

    yaw arkadaş hala farkına varamadık , bu işler yapı bina arazi rezidans teknokent tarzı şeylerle olmuyor , dünyanın parasını devletten çekiyorlar bu yöntemlerle aslonan üniversitedeki hocalarımıza imkan vermek , parası olanda bilgi , bilgisi olanda para yok arkadaş .. ama yok parası olana daha çok kazandıralım o da hortumun ucunu kısar gibi iş imkanı sağlasın.

  5. Kemal 28/09/2014 at 17:19 #

    Bizde alışveriş merkezlerine yaptıkları gibi, teknoloji firmalarına vergi indirimleri, ücretsiz ofisler vs. gibi imkanlar vererek silikon vadisi kurulabilecegini dusunen insanlar bu yazıyı mutlaka okumalı…

  6. lectric 28/09/2014 at 17:29 #

    “(orijinal ismiyle Silicon)” yerine “ingilizce ismiyle Silicon” olmali. Kime göre orjinal ;)

  7. Ahmet Anıl Dindar 28/09/2014 at 18:47 #

    Aslında tüm olay atmosfer yaratabilmektir. Üretim ve gelişim için kişilerin yaratıcı olması ancak bulundukları ortamın nefes alınır olmasıyla mümkündür. Teknopark mantığı anlaşılır ama akademi ile endüstri birbirinden korktuğu sürece gençler üretmek için değil yaşamak için iş arıyor olacaklar. Sonuç açıkçası bina ve masa+sandalye ile bitmez. Bu sadece başlangıçtır. Zaman ile göreceğiz Teknopark alanları üretim mi yoksa adres mi ifade etmektedir. Tahminim adres olacağıdır.

  8. Berke Sarpaş 28/09/2014 at 19:31 #

    Limitsiz ve tamamen özgür düşünebilen beyinler yetiştirilemediği müddetçe inovasyondan söz edilemez. Nerede kaldı inovasyonunun dibi Silikon Vadisi kurma işi. Herif garajda yapmış Apple’ı, teknoloji üssünde değil. He böyle bir nesil yetişir mi bizde? Bugün başlanırsan 50 yıl sürer. He bugün başlanır mı böyle bir eğitime? Hayır. Neyse yani yazıydı yorumdu yorulmayın.

  9. Orhan 28/09/2014 at 19:51 #

    X holdingin IT departmanını teknokente taşıyıp binlerce lira vergiden kurtulmasını sağlayan devlet, iyi niyetli ama çok beceriksiz.

  10. pata 28/09/2014 at 20:08 #

    Lectric
    Ingilizce’den pek anlamadigini kabak gibi sermissin gozler onune bu yorumunla. Saka yapmadiysan komik olmus ziyadesiyle. Demeden gecemedim.

  11. BBT 28/09/2014 at 20:30 #

    1945- 1951 arası yükselen japon sanayisinin temelinde ABD’li iktisatçılar ve ilk EFQM model kurucuları vardı. Daha sonra ABD bu modeli genişleterek 60-80 arasında kendi sanayisinde, bankacılık ve diğer yan sektörlerde etkin kullanarak yükselişe geçti. Sonrasında eş zamanlı olarak Avrupa’da Alman, Fransız ve İngiliz firmaları da bu modelleri kullanılarak günümüze kadar makina gibi işleyen köklü dev şirketler yarattı. Bu şirketler her geçen gün farklı alanlarda girişimlerde bulunarak büyümeye devam etmektedirler (büyümek için devletleri tarafından içeride ve dışarıda fırsatlar sunuluyor). Büyümelerinin temelinde ARGE, girişimci ruhun devlet ve büyük şirketler tarafından desteklenmesi yatmaktadır.

    Bizde ise, KOÇ, SABANCI, ECZACIBAŞI, DOĞUŞ gibi toplulukların aktif olarak kullandığı EFQM modelinin KOBİ versiyonunu oluşturulması gerekmektedir. Çünkü her pazarın modeli, kendi kültürüne göre şekillenir (takım çalışması kültürü, bilişim ve ticaret yasaları vb). Şu anda KOBİ’lerimiz, babadan kalma usta-kalfa girişiminden ziyade, profesör, doktoralı mühendis ve masterlı girişimciler tarafından kurulmuş olmalıdır. tMevcut girişimcilere, işletme felsefeleri ve metodları paylaşılmalıdır. Zaten inovasyon fikri olan girişimcinin geriye kalan ihtiyaçları maddi ve motivasyon kaynakları bulma ve kurumsallaşma sürecidir. Devletin girişimciler için öncelikle bu iki konuya netlik getirmesi, sonrasında ise dış pazarlarda fırsat alanlarını tüm ilgili girişimcilerle (büyük patronlar ve inşaatçılara değil) paylaşması gerekir. Her kobi, hem işsizliğin çözümü hem de yabancı firmalarla her anlamda rekabette yegane fırsattır…

  12. Orçun Açık 28/09/2014 at 20:59 #

    Nasıl devletin suçu değil ? Plazaya yılda 250 bin $ kira ödeyen bilişim şirketleri teknokent yada teknoparkta vergiden muaf olmak için ayrıca yer istediğinde bunu biz mi söyleceğiz? Oraya öğrenci yada yeni mezun genç nasıl girsin? Ancak bu kodamanların yanında işçi olarak yer bulabilir, onun maaşı da söylediğiniz gibi devlete ödetilir. O şirketler birkaç uyduruk proje ile fon da alır yaptıkları tüm işler için vergi de ödemez…Devletin destekleme şartlarında girişimciden istediği şeyler bile yanlış. Bu ülkede girişimci öğrenci yada yeni mezun, en fazla 15-20bin lira parası olan yada toplayabilen genç insanlar. Baba parasıyla A.Ş. kuran tek derdi paraya para katmak olan tosuncuklar değil.
    Bu konuda Güney Kore’yi incelesinler.

    • Özgün 29/09/2014 at 08:34 #

      Çok doğru özetlemişsin.

    • Özgün 29/09/2014 at 08:54 #

      Şu ifade hatalı:
      “Silikon Vadisi’ni Amerikan devleti kurmadı. Devlet girişimi, inisiyatifiyle oluşmuş bir yapı değil; sapından köküne kadar liberteryen bir harekettir.”

      Silikon Vadisinin temelinde 2. Dünya savaşında ABD hükümeti tarafından yapılan telekomünikasyon alanında devasa savunma sanayi Ar-Ge harcamaları yer alıyor:
      http://www.youtube.com/watch?v=ZTC_RxWN_xo

      Dahası, şu linkteki cevaplara bakarsanız Silikn Vadisini Silikon vadisi yapan ve diğerlerinden ayıran etmenlerin başında “Hükümet Harcamaları” sayılmış.
      http://www.youtube.com/watch?v=ZTC_RxWN_xo

      Bu yapının Türkiye’deki karşılığı Aselsan-ODTÜ-Bilkent ve özel savunma sanayi şirketlerinin dönüşerek yerini genç teknoloji girişimlerine bıraktığı bir ekosistem olabilirdi. Ne yazık ki bu pek gerçekleşmedi ve bu rolü İstanbul almış görünüyor. Ne yazık ki İstanbul’da da teknoloji değil ticaret ağırlıklı bir kültür var.

      • mserdark 29/09/2014 at 22:23 #

        Silikon Vadisi’nin ABD tarafından kurulması ile ürün / hizmet satın alımıyla ayakta tutulmasına katkı sağlanması arasında çok ciddi fark var. Hükümetler ellerinden geldiğince kendi ihtiyaçlarını iç kaynaklardan gidermeye eğilimlidir zaten. Bu Türkiye’de de sizin verdiğiniz örnekteki şirketler bazında farklı ölçeklerde yapılıyor. Fakat Silikon Vadisi ABD Başkanı / hükümeti tarafından kuruldu gibi bir iddia çok zorlama ve yanlış olur.

        Sonuç olarak savımın ardındayım hala: Silikon Vadisi kökünden sapına kadar liberteryen bir harekettir.

  13. electrocoder 28/09/2014 at 21:05 #

    Söylediğiniz “Silicon Vadisi” adresi http://www.bilisimvadisi.co/ Bilişim Vadisi

    • Ayhan 29/09/2014 at 05:31 #

      Amirin yazıda ne demek istediğini, görsel olarak verdiğiniz siteye girince daha bir pekişiyor! Bilişim vadisi paydaşlarına dikkatinizi çekerim!

  14. İslam 28/09/2014 at 21:09 #

    Türkiyenin kurtuluşunu internet tabanlı ekonomide görmüşsünüz bunu biraz açar mısınız ?

    • mserdark 28/09/2014 at 21:15 #

      Blogun arşivini tararsanız konuyla ilgili derlemelerime ulaşabilirsiniz.

  15. Remzi Binar 28/09/2014 at 21:21 #

    İzninizle yaziniza alternatif başlık öneriyorum

    google da silikon diye aratınca ‘silikonlu ünlüler’ çıkan bir ülkede ‘silikon vadisi’ hayalleri kurmak.

  16. http://entelektuel.com 28/09/2014 at 21:49 #

    Amirim, liberteryenizm’i de yazınızda kullandıgınız için teşekkürler.

    Bir liberal.

  17. Doğancan Ülker 28/09/2014 at 22:57 #

    Amirim yazıyla ilgisi olmadığı için özür dilerim, bloga çok özen gösterdiğinizi biliyorum, neden yazılarınızda “iki yana yasla” seçeneği kullanmıyorsunuz?

    • mserdark 28/09/2014 at 23:21 #

      Böylesi daha okunulabilir olduğu için. Aksi takdirde satırlar arasında rahatsız edici, orantısız boşluklar olacaktı. Tireleme yapamadığımız için tasarım açısından en makulu böyle.

      • Metin 29/09/2014 at 15:49 #

        ‘Kelimeler arasında’ demek istiyorsunuz.

  18. Mehmet Köse (@mehmetkose) 28/09/2014 at 23:18 #

    devlet destekleri, devleti söğüşleme mekanizması haline gelmiş, ama bakanın dediği gibi o yatırımların arasından iyi olanları çıkmayacak malesef, çünkü iyi bir internet fikrini “görebilecek” kafadaki adamlar yok zaten kosgeb’de, tübitak’da. bişey yapcam ama 140 karakterlik olcak deseydin zamanında, kurumsal bir hassiktir çekerlerdi. sonra bakan çıkar bizim niye youtube’muz olmasın. olmaz aga olmaz. yeni fikirle gelirsen onu görecek adam yok kurumlarda.

    ankara da ikamet eden ve her sene yeni projeyle teknogirişime başvurup her sene devlet parası söğüşleyen arkadaşları bir araştıracak kişi olsa keşke.

  19. Deniz Davutoglu 28/09/2014 at 23:20 #

    Çin ileilgili ufak bir yorumda bulunmak istiyorum. Çin şu anda pek çok alanda kopyalama ve klon merkezi olmaktan çıkıp yeni trendlere yön verir duruma geldi. Adamlar son on senede ciddi sermayeye sahip oldular. Bunu sahip oldukları girişimcilik ruhu ile birleştirip pek çok alanda bizim gelmediğimiz alana geldiler. Ufak bir örnek vermek gerekirse e-ticareti o kadar haytın merkezine oturttular ki yerel e-bay aracılığı ile her türlü fatura ödemesi yapıp, gidecekleri restorana rezervayon yapıp, her türlü e-devlet işlemlerini oradan halledebiliyorlar. Öbür yandan eğer ilginç bir projeniz varsa batılılar ile yatırım yapmak için süreli arayış içerisindeler.

    • Alper 29/09/2014 at 08:32 #

      Tamamen katiliyorum, Cin’e 3 defa gidip gelme sansim oldu. Bu surede gordugum sey interneti bizden daha cok hayatlarina adapte etmisler. alibaba, taobao, wechat(qq), baidu bunlarin etkili ornekleri. Ayrica Huawei gibi sirketlerle de klonama islerinin (Turkiye’den oyle gorunmese de) otesine gecmekteler.

  20. Alper 29/09/2014 at 07:20 #

    Hocam distributed şablonlar hakkında bir yazı bekliyoruz. Oyun sektöründe indie olarak hayatını sürdüren firmalar sanırım bu konuda güzel örnekler teşkil edecektir.Tabi bu tarz firmaları oluştururken atlanan finans ve pazarlama ayakları nasıl out source edilebilnir. Bu iki konuda teknoloji firmalarının ciddi yetersizlikleri var. Ön muhasebeden öteye nasıl geçilir yatırım alamayan ve fakat umut vaad eden firmalar için bence önemli.

  21. irfan 29/09/2014 at 08:55 #

    Yazı güzel. Ben yıllardır çevremdekilere bunu diyorum. Girişim ile işim yok internet sektörünü de takip eder ve bilirim alt yapısını biraz da olsa. dünyanın en büyük elektronik şirketlerinden birinde çalıştığımdan bu adamların nasıl buraya geldiklerini inceledim.

    Ülkede tekno park denen yalanın tek amacı vardır metrekare fiyatları. cebinde parası olmayan ülkenin genc beyinleri buradn faydalanamıyor çünkü kira ödeyecek parası yok. Bu gibi yerlerde memleketin kendini cok rahat cevireceği koca bankaları fink atıyor. zaten kendi kendine yaşayabilecek bu büyük bankalar devletin hibesinden faydalanıyor.

    Serdar Beyin dediği gibi biraz hababam sınıfı vai olacak ama silikon vadisi bir arası bir bina değil, silikon vadisi bir fikir ve idealdir.

    devlet neden silikon vadisini örnek alıyor anlamadım bir estonya veya finlandiyaya baksak oradan başlasak yeter.

  22. Özgün 29/09/2014 at 08:56 #

    Şu ifade hatalı:
    “Silikon Vadisi’ni Amerikan devleti kurmadı. Devlet girişimi, inisiyatifiyle oluşmuş bir yapı değil; sapından köküne kadar liberteryen bir harekettir.”

    Silikon Vadisinin temelinde 2. Dünya savaşında ABD hükümeti tarafından yapılan telekomünikasyon alanında devasa savunma sanayi Ar-Ge harcamaları yer alıyor:
    http://www.youtube.com/watch?v=ZTC_RxWN_xo

    Dahası, şu linkteki cevaplara bakarsanız Silikn Vadisini Silikon vadisi yapan ve diğerlerinden ayıran etmenlerin başında “Hükümet Harcamaları” sayılmış.
    http://www.youtube.com/watch?v=ZTC_RxWN_xo

    Bu yapının Türkiye’deki karşılığı Aselsan-ODTÜ-Bilkent ve özel savunma sanayi şirketlerinin dönüşerek yerini genç teknoloji girişimlerine bıraktığı bir ekosistem olabilirdi. Ne yazık ki bu pek gerçekleşmedi ve bu rolü İstanbul almış görünüyor. Ne yazık ki İstanbul’da da teknoloji değil ticaret ağırlıklı bir kültür var.

  23. Akin Kaldiroglu 29/09/2014 at 09:11 #

    Stanford U.’nin yarattigi “ogrenme” ortamina ufak bir ornek vererek bu guzel tartismaya katkida bulunayim. SU’nin Computer Science bolumunde programlamaya giris dersi CS106A’dir ve “Java”nin kullanildigi bu dersi SU ögrencilerinin %90’u alarak mezun olmaktadir. Bu rakama orada edebiyat okuyan benim kizim da dahildir.

  24. Barış Özhan 29/09/2014 at 09:20 #

    Siz yazınızda sadece teknolojiyi esas almışsınız. Halbuki teknolojiyi meydana getiren insan için böyle bir merkez Türkiye’de kesinlikle olmalı. Teknoloji üssü ile insanımız hem o teknolojiyi üretecek ortama hemde ruhen hazır olmasını sağlayacak enfes bir ortamı yaşamaya hakkı var diye düşünüyorum.

  25. Okan 29/09/2014 at 09:44 #

    gülsek mi…ağlasak mı…
    http://www.youtube.com/watch?v=DD6VeZU4bCI

  26. Ahmet Çığşar 29/09/2014 at 10:14 #

    Güzel bir yazı olmuş.
    Hangi panel/forum olduğunu hatırlamıyorum ama Mehmet Ali Birand moderatörlüğünü yapıyordu. Intel, Dell, Microsoft gibi firmaların Ortadoğu sorumluları hatta Microsoft’u temsilen S. Ballmer mı vardı yanlış olmasın neyse ve o dönem başbakan olan R. Tayyip Erdoğan panelde konuşmacıydı. Başbakan şu cümleyi kurdu “biz de Silikon Vadisi kursak yatırım yapar mısınız?” işte tam olarak bu yaklaşım, neden Türkiye’de Silikon Vadisi gibi bir oluşumun olamayacağını gösterir. Japon üniversitelerinde var bizde de olsun diyerek robotik bölümünü ülkem üniversitelerine getiren ve vasıfsız işsiz mühendis mezun eden vizyonla aynıdır. Kısaca, aslında W. Isaacson’un yazdığı Steve Jobs biografisini okuyanlar bile 1970’lerde Silikon Vadisinde neler olduğunu, o yıllarda nasıl müthiş bir vizyonun orada hakim olduğunu ve o yıllardaki vizyonun halen Türkiye’de olmadığını fark eder. Sonuç olarak vizyon dediğimiz şey bir tür görüş mesafesi ve görüş mesafeniz kadar hız yapar, ancak görüşmesafeniz el verdiği kadar yol alırsınız.

  27. Salih Dursuntaş 29/09/2014 at 11:04 #

    Silikon Vadisi yapma hayalleri klasik şekilcilikten başka bir şey değil. Beyaz Saray’ın gücü sanki adının Beyaz Saray olmasından ileri geliyormuş gibi ona öykünüp bir “Ak Saray” inşa etmekten çok da farkı yok. Siz de bahsetmişsiniz, yorumlar da değinmiş zaten; bizim öncelikle temelde, eğitim tarafında bu konulara çözüm bulmamız gerekli. Elinizde teknoloji dünyası ile ilgili parlak fikirler üreten ve bunları hayata geçirmek için gerekirse maaşlı br hayatın sağladığı konfordan vazgeçebilecek gözü kara girişimciler yetiştiremezseniz, üniversiteleriniz bu fikirleri yeşertecek ortama ve donanıma sahip değilse dünyanın en iyi binalarını yapıp, bir sürü destek verseniz ne olacak? Diğer yandan söylediğiniz “10 girişimci ülkeyi kurtarır” konusu da çok doğru, açıkçası insan 100 yıllık geçmişi olan Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının değerleri ile yeni kurulan bir start-up’a biçilen fiyatı karşılaştırıp ikincisinin açık ara yüksek olduğunu gördüğü zaman hem hayret ediyor, hem içi sızlıyor. Sanayi tabi ki önemli ve hatta gerekli de ancak artık o trenin kaçtığını düşünüyorum. Gelişmiş ülkeler sanayileşmeyi geçip teknoloji devrimine geçtiler. Aslında bu anlamda şanslıyız zira içinde bulunduğumuz dönemde bir ürün ya da hizmet ortaya çıkarmak için milyar dolarlık fabrikalar kurmanıza gerek yok ancak kuşkusuz ki destek hala lazım.

  28. onur çetinkaya 29/09/2014 at 14:07 #

    Türkiye deki vizyonumuz; Tübitak’ın pardus projesi sanırım ki oda kapandı.Pardus un yapımı ise kopya mı değil mi tartışmaları ile ayrı bir boyuttu hatırlarsanız.

  29. onur çetinkaya 29/09/2014 at 19:06 #

    neden kimse tübitak ın pardus denemesinden bahsetmemiş?teknopark düzeyindeki tek deneme belkide budur üstelik onca kopya tartışmasına rağmen.

    • ye.ulucay 30/09/2014 at 15:00 #

      O pardus-e oldu, askılıkta duruyo =)

  30. İlker 29/09/2014 at 22:35 #

    Amirim, yazıyı büyük bir keyifle okudum, çok istifade ettim.

    Fakat, bir düzeltme yapmak isterim. “Galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır.” sözünün doğru hâli şudur: Galat-ı meşhûr, fâsih-i mehcûrdan evladır: [Yaygın (olarak kullanılan) yanlış (sözler), terk edilmiş doğru sözden (açık ve anlaşılır sözlerden) üstündür.]

    Saygılar…

  31. domainer 29/09/2014 at 23:10 #

    galat-ı meşhur lügat-i SAHİHTEN evladır/yeğdir olacak.

  32. Sinan Yasar (@sinanyasar) 30/09/2014 at 01:24 #

    Vadide şirketi olan, çalışan biri olarak, konuyla ilgilenenlerin daha fazla bilgi için linkteki belgeseli izlemelerini tavsiye ederim. http://www.pbs.org/wgbh/americanexperience/films/silicon/

    Çok güzel bir yazı olmuş tebrik ederim.

  33. Veysi Isler 02/10/2014 at 02:09 #

    Yazi temelden yoksun bazi ciddi ifadeler icermektedir. Ornegin teknoparklarin veya fiziksel kumelenmelerin gerekli olmadigini iddia ederken bununla ilgili teknopark istatistiklerinden soz etmemektedir. Yazara onerim; daha tutarli, sistematik ve kapsamli bir yaklasim ile konuyu yeniden ele almasidir.

  34. giybetci 04/10/2014 at 00:57 #

    liberten zihniyet önemli. bakın bizde sorun, kamu kurumlarını yöneten veya memur kademesindeki hiç kimsenin liberten olmaması -iş adamı siyasete atılsa bile farketmiyor-
    abd.de ülkenin ‘sahibi’ azınlık,senatörleri dahi liberten zihniyette. bizde ise tam tersi;
    site sahibi de en iyi bilir hikayeleri, vecihi hürkuş, nuri demirağ hadi yetmedi devrim otomobili hikayeleri inanılacak gibi değil ama gerçektir.
    biz böyle bir ülke kurmuşuz ve maalesef, nesiller kolay dönüşmüyor.
    ülkedeki düşünen her insan, silikon vadisini konuşmadan önce bu hikayeler aklına gelirse -tabi önce duyması, konuşması, ve konu cehap akepeye gelmeden tartışması lazım- dönüşüm o zaman başlar.

  35. dll 14/10/2014 at 11:20 #

    web tabanlı ekonomiden kastınız nedir?

  36. birol2010 17/10/2014 at 23:57 #

    Teknoparklar bizde haksız rekabet aracına dönüşmüş bana göre. İşte size kendi firmamızdan bahsedelim. Mesela herşeyi ile aynı programı veya ürünü biz 1000 TL ye sattığımızda %18 KDV ve şahıs firması olduğumuz için %35 gelir vergisi ödediğimizi düşünürsek cebimize kalan para 550 TL dir. Aynı programı teknokentteki bir firma 550 TL ye satsa cebine kalan 550 TL dir. Kim 550 TL ye satılan program duruken aynı programa 1000 TL öder. Kimse ödemez. Peki soracaksınız siz de gidin başvurun diye. Başvurduk. Üstelik projemizle birlikte hem de İstanbulda 3 tanesine birden. Kimisi kabul etti ama 1 senedir yer yok. Tübitak direkt ret etti. Gelde rekabet et. Daha sigorta muafiyetinden bahsetmedim bile.

    Bir de genç arkadaşlara tavsiyem. Mümkünse sağlam arkadaşlarınızla ortak işe girişin. Tek başınıza yola çıkmayın. Özgün kaliteli ürünler yapın. Kopya üretmeyin. Ürün sonrası desteği dört dörtlük verin.
    Allah ülkemizden nice Microsoftlar Google lar Facebooklar Apple lar gibi üreten canavarlar yiğitler nasip etsin.

  37. isakoc 26/10/2014 at 17:03 #

    California’daki de düşünlüp yapılmış birşey olduğunu sanmıyorum, aynı bizim mecidiyeköy dereboyu caddesi ile kadıköy yazıcıoğlu iş hanının birer teknoloji merkezine birden bire dönüşmesi gibi kendiliğinden oluşmuş duruyor.

  38. Fatih Güneş 06/02/2015 at 01:12 #

    Üstad, yazındaki ilk argüman olan silicon ve silicone un farklı maddeler olduğu argümanını Antalya etohum konuşmanda da kullandığını izledim. Silikon, silisyum elementinden türetilmiş bir madde. Estetik cerrahide de, inşaat sektöründe de, mikro işlemcilerde de kullanılan temelde aynı madde. Bunların hepsi doğada en çok kumda bulunan Silisyum elementinin türevleridir. Ben kimyacı değilim ancak bir kimyagerden teyid ettim. Malumatfuruşluğun dibine vuralım :) Selamlar.

  39. Anil 11/05/2015 at 20:15 #

    amirim teknoparklarda yapilan sahte argelere de deginirsen güzel olur. bence önümüzdeki yillarin büyük skandallari buradan cikacak. halkin milyonlarca lirasi burada hic ediliyor.

  40. Muhammed 13/08/2015 at 00:13 #

    “Onca girişim, girişimci, yatırımcı ve teşviğe rağmen New York dahi bir Batı yakası seçeneğine dönüşemedi.”
    Naçizane bir düzeltme, “Batı” değil “Doğu” olacak sanırım.
    Kolay gelsin.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Haftanın Özeti: 8 - M. Serdar Kuzuloğlu - 21/12/2014

    […] en çok okunan yazılarından biri yerli Silikon Vadisi çabalarına ait eleştirim. Bu konuda parmak ısırtan bir başarıya ulaşan İsrail’in bunu nasıl başardığına […]

  2. Haftanın Özeti: 36 - Dünya Halleri - 21/02/2016

    […] de yerli Silikon Vadisi olayımız var malum. İsmi bile çakma, TOKİ projesi gibi tanıtılan, coğrafik olarak bir […]

  3. Haftanın Özeti: 31 - Dünya Halleri - 22/02/2016

    […] ABD’nin kendisi dahi bir emsalini kurmayı başaramadı. Yine de hemen her ülkenin hayalinde bir tanesine sahip olmak var. Fransa da bunlardan biri. Onlarca yıllık çalışmanın ardından Eylül ayında hizmete […]

  4. Haftanın Özeti: 28 - Dünya Halleri - 22/02/2016

    […] Yerel bir Silikon Vadisi kurma hayali sadece Türkiye’ye ait değil. Rusya da 2009 yılında aynı hevesle bir şeyler yapmaya başlamıştı. Sonrası hüsran. Öyküsüyse ilginç. […]

  5. Haftanın Özeti: 8 - Dünya Halleri - 24/02/2016

    […] en çok okunan yazılarından biri yerli Silikon Vadisi çabalarına ait eleştirim. Bu konuda parmak ısırtan bir başarıya ulaşan İsrail’in bunu nasıl başardığına […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim