Tag Archives | web girişimi

Haftanın Özeti: 2

Hafta boyu ekranımdan geçenler arasında aklımda kalanlara dair bir özet:

  • The Silent Age: Adventure tarzı oyunlara meraklı olanlar için Prince of Persia tadında bir nostalji. Android, iOS; hatta Kindle Fire uyumlu. İlk bölümü ücretsiz.

internet-arcade

  • The Internet Arcade: Jetonlu oyun makinalarının (Atari Salonu mu desek yoksa?) arşivi. Üreticisi, kategorisi, konusu, ekran görüntüleri… Dahası isterseniz tıklayıp web üstünden oynamak da mümkün! Çok keyifli ve saygıyı hak eden bir derleme (“geçiyim mi abi?” meselesi aklıma geldi).
  • Yiğidin Bitmeyen Kamçısı: Üstünden 100 yıl geçmiş olmasına rağmen hala 1. Dünya Savaşı’na bağlı borçlarını ödeyen ülkeler var. Günde 6 bin askerin öldüğü savaştaın ardından Britanya 2 milyar paund borcunun 218 milyon paundunu ödemeyi kabul etmiş. Bugüne kadar uzayan ödeme süreci sonucunda Britanya’nın 218 milyon paund borcu 3,25 milyar paunda ulaşmış. Hala da ödüyor. Detayları makalede.
  • Çerçevesiz LG: Cep telefonunda bitmeyen beklentilere yönelik geçici bir sus payı.
  • Argüman: Konuşan Türkiye’den yazışan Türkiye’ye; internet tadında tartışmalara yönelik yeni bir içerik sitesi. Çalışma mekaniği çok hoşuma gitti. Göz atın derim.
  • Malum Steve Jobs Apple’ı ailesinin garajında kurmuştu. Montajını de aynı yerde gerçekleştiriyordu. O dönemde bizzat kendisinin 600 dolara sattığı Apple-1 bilgisayarlardan biri Aralık ayında açık arttırmayla satılacak. Belirlenen açılış fiyatı 600 bin dolar! Satışa Steve Jobs tarafından imzalanan çekler de dahil.
  • Outernet: İnternet her yanı sardı sanıyoruz ama istatistiklere göre dünya nüfusunun %60’ı hala temel bilgi kaynaklarına erişemiyor. Outernet projesi uzayda dolanan uyduları kullanarak bilgiyi dünyanın her noktasına özel alıcı cihazlarla bedava dağıtmayı amaçlıyor. Daha detaylı bilgi için hazırladıkları infografiğe bakabilirsiniz.
  • Web geliştiricilere özel: Teknoloji devleri tarafından açık kaynaklı olarak kullanıma sunulan 10 ücretsiz araç.
  • Medium Türkiye: Meşhur içerik ağının Türkçe sürümü. Nitelikli fikirlerin, okunabilir bir arayüzle sunumu (benim yazılara katlanabiliyorsanız, kaçırmayın :).
  • HTC’nin yeni şarj adaptörleri cihazarı %40 daha hızlı şarj edecek.
  • Buraların dutluk olduğu yılları hatırlıyor musunuz? Gizmodo unutanlara hatırlatıyor.
  • Facebook devletlerden kendisine gelen talepleri içeren şeffaflık raporunu yayımladı. Türkiye en çok içerik kısıtlaması isteyen 2. ülke.
  • Dünyanın en büyük vakumunda, dünyanın en eski merakının deneyi: hava içermeyen bir ortamda yukarıdan kuş tüyü ile bowling topunu bıraktığınızda hangisi daha önce düşer? İzleyelim:

Continue Reading →

Bu yazıya 12 yorum yapıldı.

Türk Silikon Vadisi martavalları

Gazetecilik hayatım boyunca ‘Türkiye’de Silikon Vadisi kuruluyor’ tarzı heves, girişim ya da haberin eksik olduğu hiçbir zaman dilimi geçirmedim. Duyduğum ilk andan beri bende alerjik reaksiyon yaratan bu konuyu yazılarımda, konuşmalarımda elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Burada da özetle toparlamak isterim.

Tepelerden Silikon Vadisi.

  • Her şeyden önce -biraz teknik ayrıntıya maruz kalmayı göze alarak- idealize ettiğimiz vizyonun ismini öğrenelim. ABD’nin San Francisco şehrindeki Silicon Valley’nin Türkçe karşılığı ‘silikon’ değil SİLİSYUM Vadisi. Bizim çevirdiğimiz şekliyle silikon (orijinal karşılığıyla Silicone. Sonunda bir ‘e’ harfi var) daha çok meme, dudak, kalça protezlerinden aşina olduğumuz malzeme. Teknolojide de birçok alanda kullanılıyor ancak o meşhur vadiye ismini veren madde (periyodik tablonun 14. elementi) Silisyum (orijinal ismiyle Silicon). Silisyum bütün bilgisayar ve türevi cihazın temel yapıtaşı sayılan çip ve mikro-işlemcilerdeki yarı iletken yapının kalbi. Özetle ismin esprisi Vadideki şirketlerin varlığını büyük ölçüde silisyum denen bu kimyasalın varlığına borçlu olması (bizdeki nice anlı-şanlı kaynaklar hala silikon ve silisyumu aynı kefede anlatıyor, o da ayrı).
  • Bu malumatfüruşluk ardından ‘galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır’ diyerek yazıya Silikon Vadisi olarak devam edelim.
  • Silikon Vadisi’nin kökleri 1891 yılında bölgede kurulan meşhur Stanford Üniversitesi ile atılır. Bugün hala dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan bu kurumun o dönemki ilk mezunları civarında kurmaya başladığı şirketlerle Vadi’nin temelini atar. Ben 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile gerçekleştirdiğimiz ziyarette o üniversiteyi görme, gözlemleme fırsatı buldum. Stanford olmadan Silikon Vadisi olurdu sanan büyük resmi kaçırır (Ben öyle bir eğitimin hayalini bile kuramadım ama çocuklarımın oradan beslenebilmesi için her şeyi yapabilirim).
  • Silikon Vadisi’ni oluşturan ruh, bizzat teknolojiyi geliştiren ekibin ürünü. Yazılımıyla, donanımıyla, hizmetiyle bilişim sektörünün her bileşeni o küçücük alanda can bulup dünyaya serpildi, serpiliyor.
  • Silikon Vadisi hayali ABD dışında hiçbir yerde gerçeğe dönüşemedi. Nice ülkeler denedi, olmadı. Daha da garibi ABD bile ikinci bir Silikon Vadisi yaratamadı. Onca girişim, girişimci, yatırımcı ve teşviğe rağmen New York dahi bir Doğu yakası seçeneğine dönüşemedi.
  • Tam bu noktada e-Tohum Antalya etkinliğindeki konuşmamdan ilgili bölüme birkaç dakika ayıralım.

Continue Reading →

Bu yazıya 58 yorum yapıldı.

Türkiye’de internet girişimcisi olmak

Türk internet girişimcilerinin hepsinin kulağına en az bir kere çalınan eTohum oluşumunun bendeki yeri ayrıdır. (O zamanlar kendisi de startup dönemini yaşayan) MYK Medya adlı küçük şirketimin mutfağında, Kurucusu Burak Büyükdemir‘in ağzından heyecanla anlatışı hafızamda hala diri. Gün oldu devran döndü, eTohum filiz verdi, yaprak, çiçek açtı; gübresini bile buldu.

Burak’ın bu konuda ne çok emek verdiğini az/çok biliyorum. Ben de gururla, yakından takip ettim. Arada sağolsun birkaç etkinliğine davet etti, görüşlerimi paylaşma fırsatı da buldum. Ancak konuşmacı ajansımın şartları gereği hiçbirini kaydedip internetten paylaşamadık (bu herkesten çok beni üzdü. Bir fikir paylaşırken mümkün olan en fazla sayıda kişinin duymasını istiyorsunuz çünkü).

20 Şubat 2014 tarihli Startup Turkey etkinliği ise bu konuda bir istisna oldu. Aşağıda tamamını izleyebileceğiniz ‘Çok çeken bir hekimden notlar’ başlıklı sunumumda Türkiye ve dünyadaki girişimcilik öyküleri adına yeterince değinilmediğini düşündüğüm ayrıntıları derlemeye çalıştım (kendimi o salonda birbirini çok yakından tanıyan, halinden anlayan bir aile ortamında hissettiğim için üslubum zaman zaman fazla samimi kaçmış olabilir. Affola).

Sunumda değindiğim bağlantılar şöyle:

Eğer ilginizi çektiyse blogda bu konularla örtüşen iki yazım daha olduğunu hatırlatayım:

Bütün girişimci ruhlara yürekten başarılar!

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

Ben ne iş yapıyorum?

Ne iş yaptığıma dair nispeten ayrıntılı bir yazıyı blogu açtığım ilk gün yazmıştım. Üyesi olduğum her sosyal ağda da insanlar kimim, neyim, bilsin diye profil sayfamda linkini veriyorum. Ama sürekli artan sayıda kişinin ‘ne iş yaptığımı’ sorması ve sorgulaması bunun yeterli olmadığını gösteriyor.

Bunda elbet benim payım da vardır. Prensip olarak (elimde birçok fırsat ve mecra olmasına rağmen) kendi işlerimden bahsetmeyi pek sevmiyorum. Muhtemelen aşağıdaki satırları okuyan pek çok kişi, bahsi geçen şeylerden ilk defa haberdar olacaktır. (Yani bunları paylaşma sebebim soranlara ‘buyur, oku’ diyebilmek içindir. Böbürlenme, caka satma gibi algılamayın lütfen).

Continue Reading →

Bu yazıya 35 yorum yapıldı.

Web uygulamaları LEGO’ya dönüşebilir mi?

Eğer bir web hizmeti yaratma süreci doksanlı yıllardaki gibi kalsaydı, emin olun bugün internet bunun dörtte biri kadar bile gelişemezdi. Bugün aşağı yukarı ne yapmak isterseniz hazır çözüm sunan bir kaynak / hizmet var.

Kişisel ya da kurumsal bir sayfa mı hazırlayacaksınız, basit ya da ayrıntılı bir blog mu açacaksınız, fotoğraf galerisi mi kuracaksınız, şarkılarınızı mı paylaşacaksınız, sevdiğiniz şarkılardan oluşan bir müzik sitesi mi istiyorsunuz, video blogu mu yapacaksınız; hiç sorun değil. Aklınıza gelene yönelik çözümü bulmanız için biraz arama yapmanız yeterli. Üstelik bütün bu parçaları başka bir siteye taşımak ya da hepsini bir başka yerde birleştirmek çocuk oyuncağı.

Yaptığınız işi kod yazma aşkı değil de bir şeyi ortaya çıkartma heyecanı olarak tanımlıyorsanız buyrun devam edelim.

Continue Reading →

Bu yazıya 7 yorum yapıldı.

Türk web girişimcisinin açmazı

Geçtiğimiz hafta Türk Hava Yolları’nın Berlin’de ilk ayağını gerçekleştirdiği SocialTrippin’ etkinliğine davetliydim. O konu hakkında ayrıca bir derleme yazacağım. Fakat merak edenler için şöyle özetleyeyim; amaç Türk ve yabancı sosyal mecra kullanıcılarını bir araya getirip fikir alışverişinde bulunmak, sosyal mecranın öncü isimlerinden tecrübe ve tespitleri paylaşmaktı.

Singapur’dan ABD’ye kadar geniş bir coğrafyadan konukları ağırladı bu etkinlik. Yemek sırasında yan yana oturduğum Alman dijital pazarlama uzmanı ve yatırım danışmanı Andre Alpar ile internet sektöründen lafladık. Ki kendisi Türkiye’deki kimi alım-satımlarda da rol almış; Türk web girişimcilerinin birkaçıyla şahsen tanışmış bir isim.

En çok merak ettiğim konu Alman kullanıcıların popüler yabancı (daha çok ABD kökenli ve İngilizce) girişimlere olan ilgisiydi. Bizde malum, Facebook, LinkedIN, FriendFeed, Twitter gibi ağlar bir anda patlıyor ve kimse bunların yerlileriyle ilgilenmediği gibi, es kaza daha önce açılan benzer yerli örnekler bir anda yerle bir oluyor. Birisi bunların benzerini yapar yapmaz binbir türlü yaftayla aşağılanıyor, eleştiriliyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 9 yorum yapıldı.

İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri

Girişimcilik Türkiye’nin yabancı olduğu kavramlardan değil. Hatta bir dönem Anadolu Kaplanları kalıbıyla yoğun olarak harlanan bir konu. Anadolu Kaplanları sanayi ve üretim ağırlıklıydı. Atölyeler, fabrikalar kurdular; yüzlerce, binlerce işçi istihdam ettiler; ürettiler, ihraç ettiler. Memleketin o dönem en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri: tesisleri, istihdamı ve dövizi yarattılar.

Fabrika

Web tarafında ise özellikle ABD’de daha sakalları bile çıkmadan milyonlarca doları cebe indirenlerin heyecanıyla farklı bir girişimci modeli gelişti. Genç, internetle yaşayan, boşlukları zamanında gören, hızlı hareket eden ve gecesini gündüzünü bu yolda geçiren bir kitle…

Dünyanın en yoğun genç nüfusuna sahip ülkelerden biri olarak bu dalgadan etkilenmememiz düşünülemezdi. Biraz rakamlara bakalım:

Continue Reading →

Bu yazıya 37 yorum yapıldı.