İçeriğe geç

Etiket: silikon vadisi

Memleket tamam da ‘senin’ halin ne olacak?

Şafak Altun ile Radikal’de senelerce birlikte çalıştık. Televizyon ‘cephesine’ geçince koptuk. Yıllar sonra Doğan TV’de yöneticilik yapmaya başladığımda yolumuz yeniden kesişti (kendisinin neredeyse ‘bana özel’ kitaplar yazdığını keşfetmem de o zamana denk geliyor). Deniz Bayramoğlu ile de aynı dönemde tanıştık. Deniz de okuyan, araştıran, bilgisi, gustosu olan; kanımın kaynadığı, denk geldikçe sohbetinden keyif aldığım bir avuç insandan biriydi.

Sonra ben kendi içerik ajansımı kurmak için ayrıldım.

Seneler sonra Şafak’ın beni CNN Türk’te bir televizyon yayına davet etmesiyle bu iki sevdiğim insanın bir program yapmakta olduklarını öğrendim. Bu çağrı aynı zamanda dualarımın sonunda kabul olduğunun da işaretiydi. Çünkü konumuz (doğrudan) teknoloji değildi!

Haftanın Özeti: 36

[box type=”info”]Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.[/box]

[nextpage title=”Genel Gündem” ]

Genel Gündem

  • Üstündeki gizem perdesi hala tam olarak aralanmayan Wikileaks sitesi ele geçirip sızdırdığı bilgilerle dünyanın yönünü değiştirdi. Neden sadece bazı bilgilerin sadece bir kısmını ve sadece kendi istediği sırada ve istediği mecralarda yayınlattığı tartışma konusu olsa da sonuçta tek bir gerçek mağdur yarattı: Kurucu ve Sözcüsü Julian Assange. 2012’den bu yana sığındığı İngiltere’nin Başkenti Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’nde adı konmamış bir hapis hayatı yaşıyor. Assange bu hafta Fransa Başkanı François Hollande’a yazdığı bir mektupla sığınma istedi (gibi). Hollande ise “bu iş böyle olmaz, sığınma gerektiren acil bir durumun da yok” diyerek reddetti. Bunun üzerine Assange “ben zaten sığınma istememiştim” dedi.
  • Lafını etmişken bilgileri tazeleme adına Wikileaks’in amacı ve çalışma yöntemleri hakkında önemli bilgiler içeren -bizzat Assange tarafından aktarılan- aşağıdaki TED sunumunu izlemenizi tavsiye ederim (Türkçe altyazılı).

  • Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi bu hafta düzenlediği basın toplantısında ‘yerli’ üretimi desteklemek adına eşdeğeri bulunan ithal elektronik ürünlere [highlight]yüzde 30‘a varan ek vergi[/highlight] konulacağını açıkladı. Yani mesela ‘yerli’ bir tablet üreticisi varsa iPad’e ek vergi konacak. Ama iOS yüklü yerli tablet ihtiyacımızı kim karşılayacak orası muamma. Yerli adı altında üretim yapan firmaların neyi ne kadar yerli yaptığı da öyle. Çoğunuzun tahmin ettiği gibi burada amaç üreticiyi korumak değil, devlete ek gelir yaratmak. Türkiye gibi gelirini ancak dolaylı vergilerden toplayabilen devletlerin direnemeyeceği kadar büyük bir pazar. MOBİSAD pazarın yüzde 20 daralacağını iddia ediyor ama bence hiçbir şey değişmez. 5 bin lira da olsa bir öğün az yemek yer yine de alırız 😉 Bu memleket neler gördü. Göbek atana kadar devam.

Haftanın Özeti: 31

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Dünyaca ünlü Amerikalı Matematikçi John Forbes Nash bu hafta hayata gözlerini yumdu. ‘Dünyaca ünlü’ dediysem matematik hayranlığından değil elbette. 2001 yılında gösterime giren Russell Crowe’un başrolünü üstlendiği A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) filmi Nash’in hayatını beyazperdeye aktarmış ve onu milyonlarla tanıştırmıştı. Kendisiyle ilgilenenler kendisinden de meşhur olan Oyun Kuramı’na da aşinadır mutlaka (21 yaşında tanıttığı tezi burada özetleyebileceğim türden değil ancak merak ettiyseniz Matematik Köyü’ndeki dersinden Ali Nesin’in ağzından üç parçada izleyebilirsiniz: 1, 2, 3) Bu ölüm haberine dair en garip ayrıntı Nash’in bindiği takside emniyet kemerini takmadığı için ölmüş olmasıydı. Nash’in garipliklerle dolu hayatından küçük, hazmedilebilir kesitlere vakıf olmak isterseniz bu hafta bitirdiğim kitaplardan birini; Laurent Lemire imzalı Çılgın Dahiler kitabını tavsiye ederim. Uzatmamak için örneklere burada yer veremiyorum.
nash-07
  • Bu haftaya damgasını vuran olaylardan biri futbolun en büyük çatı kuruluşlarından FIFA‘da (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları oldu. Soruşturma futbola en geç adım atan ülke olan ABD’de başlatıldı. İddialara göre 14 yönetici 100 milyon doları aşan tutarda rüşvet almış. Kurumun 7 yöneticisi tedbir amaçlı gözaltına alındı. ABD Adalet Bakanı soruşturmanın FIFA ile sınırlı olmadığını ve bu rüşvet mekanizmasının 20 yıldır ABD bankaları üstünden yürütüldüğünü belirtti. Bir diğer iddia FIFA Başkanı Sepp Blatter’ın ABD’de FBI’ın aleyhinde yürüttüğü soruşturmayı bildiğinden dolayı 2011 yılından bu yana ülkeye gidemiyor oluşu. Konuyla bağlantılı en garip gelişmeyse 17 yıldır Başkan unvanını koruyan Blatter “benim bu yolsuzluklarla alakam yok” diyerek bu hafta gerçekleştirilen 65. FIFA Kongresi’nde yeniden başkanlığa aday olmasıydı. Bir tık daha garibi de seçilmesi oldu. Olayın en büyük mağdurlarından biri Rusya ve Katar. Bu iki ülkenin ev sahipliği yapabilmek için rüşvet verdiği söyleniyor. Rusya Başkanı Vladimir Putin ise “Bunlar hep Amerika’nın oyunu” diyor. Bazı şeyler Türkiye’ye has değil anlayacağınız (Konuyla ilgili çok ilginç bir diğer yaklaşım da burada. Bu aristokrasinin, ‘beyazlatıcı’ etkinin ve kapitalizmin stratejik hamlesidir diyor. El-Cezire de soruyor: FIFA ne iş yapar, ne işe yarar?). Futbolla zerre kadar ilgisi olmayan bendeniz yanlış olduğundan değil ama ibret-i alem olsun diye ekledim bunları.
src.adapt.960.high.chimp_xmas.1428947084097
  • Giresun’da ayı nüfusunu kontrol altında tutabilmek adına Giresun Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekip bir boz ayıyı vurarak öldürdü!
page_giresunda-ayi-populasyonunu-kontrol-etmek-icin-boz-ayi-vuruldu_776865520
  • ABD’de doğal ortamında ayıyla karşılaşmak sık karşılaşılan bir olay olmalı ki vatandaşlar için ‘ayı görünce yapılması / yapılmaması gerekenler’ başlıklı bir belge hazırlandı. Örneğin siyah postlu ayı görünce asla gözlerine bakmamamız, kahverengi postlu ayı görünce meydan okuma gibi algılanacak hareketlerden kaçınmamız, boz ayı görünce huyuna suyuna gitmemiz, panda görürsek (nasıl olacaksa?) sandığımız kadar masum ve eğlenceli hayvanlar olmadığını hatırlamamız gerekiyormuş.
  • 10 yıldır hazırlanan ve dünyanın en değerli 100 markasını derleyen Millward Brown imzalı BrandZ listesinde dünyanın en değerli markası unvanını Apple (Google’dan) aldı. Benim için en şaşırtıcı ayrıntı küresel çaptaki bunca karşı mücadeleye karşın Marlboro’nun hala ilk 10’da yer alabilmesi oldu (sebebine gelirsek…).
Brandz 2015
  • Gayet makul, düzgün; hatta kibar insanlar neden trafikte ipini koparmış deli danalar gibi itlik, serkeşlik rüzgarı estirir? Bunu kafaya takarak bir kitap yazan Tom Vanderbilt’in teşhisine göre bunun sebebi araç içinde kendimizi anonim; daha da ötesi kendi benliğimizden ayrı bir varlık olarak hissetmemiz. Metal yığını içinde, kapalı bir kabinde kendimizi her şeyden muaf görüyormuşuz. Siz öyle görmeyin lütfen.
  • Deep Web’de uyuşturucu, silah, mühimmat, sahte evrak ve benzeri her türlü karanlık işe aracılık yaparak yüzlerce milyon dolar ciroya imza atan Silk Road sitesinin Kurucusu olduğu iddiasıyla geçen sene bir operasyonla tutuklanan Ross Ulbricht mahkeme tarafından suçlu bulunarak aftan faydalanmamak üzere ömür boyu hapse mahkum edildi.
  • Bu hafta Türkiye’de şöyle bir olay da yaşandı. Üzgünüm ama oldu bu.
imamin-drami

Haftanın Özeti: 30

[box type=”info”]Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.[/box]

[nextpage title=”Genel Gündem” ]

Özetlerini hazırlarken kararsız kaldığım tek konu içeriğin uzunluğu. Çok mu uzun oluyor yoksa yeterli midir kestiremiyorum (geçen sene bu maceranın hangi dozda başladığını hatırlayan var mı?).

İçeriği elimden geldiğince blogumu Türkiye’den takip edenler için anlamlı hale getirmeye çalışıyorum. Fakat bazen (mesela bu haftaki Obama haberleri gibi) bizimle pek de alakası olmayan ayrıntılara da meylediyorum. Bu çabayı ‘bilseniz iyi olur’ şeklinde değerlendirin lütfen (içerik ve uzunluk / kısalık konusundaki yorumlarınızı da okumayı bitirdikten sonra) beklerim.

Başlıyoruz!

Genel Gündem

  • Avustralya’da gökten [highlight]milyonlarca örümcek yağdı[/highlight]!

  • ABD’de NSA’in vatandaşları mümkün olan her şekilde takip edip fişlemesini protesto etmek isteyen bir grup New York’un farklı noktalarına basit teyp kayıt cihazları yerleştirip kaydettiklerini eyleme özel açtığı sitede paylaştı. Basit bir takiple dahi ne fazla bilginin toplandığına dair bir ibret belgesi.
  • Delta Havayolları internet mimlerinden oluşan bir kabin anonsu kullanmaya başladı.

Haftanın Özeti: 7

Haftaların özeti peşinde koşarken yavaş yavaş bir seneyi daha kapatıyoruz. Özetlerin yapısı ve sunumu konusunda her hafta yeni bir tecrübe, fikir daha katmaya çalışıyorum. Bu seferki denemem kategorilere ayırma oldu. Belki böylesi bazıları için daha kolay olabilir. Bence hepsine en azından bir göz gezdirin (bu özetlere yönelik bir hevese girdim ama ‘hayırlısı’ diyelim).

Gelelim 8-14 Aralık 2014 arasında ekranımdan geçen yüzlerce, binlerce şey arasından kenara not alıp paylaşmaya değer bulduklarıma.

Genel Yaşam

  • Bana en çok sorulan sorulardan biri “bu kadar farklı şeyi yapmaya, bakmaya, yetişmeye nasıl zaman buluyorsun?”. Kendime ait adını koymadığım bir düzen var, toparlayabilirsem mutlaka yazacağım. O zamana kadar Forbes’taki şu güzel makale aklınızda bulunsun (bunu galiba ilk yayınlandığında Twitter’da paylaşmıştım, bazılarınıza tekrar olabilir).
  • Ukrayna merkezli Kofta, insan bedenini kimi zaman taklit eden, kimi zaman tamamlayan ürünler tasarlıyor. Hayli enteresan. Biraz da ürpertici.

  • Seattle merkezli dijital ajans The Cut, 1910-2010 yılları arasındaki 100 yıl süresince kadın saçlarına yönelik akımları 1 dakikalık videoya sığdırdı. Bu sayede 15 milyonun üstünde izlenmeye ulaştı. Kişisel favorim 70’ler.

  • İnternette yanlış bilgi nasıl yayılıyor? Mehmet Atakan Foça yazmış.

Türk Silikon Vadisi martavalları

Gazetecilik hayatım boyunca ‘Türkiye’de Silikon Vadisi kuruluyor’ tarzı heves, girişim ya da haberin eksik olduğu hiçbir zaman dilimi geçirmedim. Duyduğum ilk andan beri bende alerjik reaksiyon yaratan bu konuyu yazılarımda, konuşmalarımda elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Burada da özetle toparlamak isterim.

Tepelerden Silikon Vadisi.

  • Her şeyden önce -biraz teknik ayrıntıya maruz kalmayı göze alarak- idealize ettiğimiz vizyonun ismini öğrenelim. ABD’nin San Francisco şehrindeki Silicon Valley’nin Türkçe karşılığı ‘silikon’ değil SİLİSYUM Vadisi. Bizim çevirdiğimiz şekliyle silikon (orijinal karşılığıyla Silicone. Sonunda bir ‘e’ harfi var) daha çok meme, dudak, kalça protezlerinden aşina olduğumuz malzeme. Teknolojide de birçok alanda kullanılıyor ancak o meşhur vadiye ismini veren madde (periyodik tablonun 14. elementi) Silisyum (orijinal ismiyle Silicon). Silisyum bütün bilgisayar ve türevi cihazın temel yapıtaşı sayılan çip ve mikro-işlemcilerdeki yarı iletken yapının kalbi. Özetle ismin esprisi Vadideki şirketlerin varlığını büyük ölçüde silisyum denen bu kimyasalın varlığına borçlu olması (bizdeki nice anlı-şanlı kaynaklar hala silikon ve silisyumu aynı kefede anlatıyor, o da ayrı).
  • Bu malumatfüruşluk ardından ‘galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır’ diyerek yazıya Silikon Vadisi olarak devam edelim.
  • Silikon Vadisi’nin kökleri 1891 yılında bölgede kurulan meşhur Stanford Üniversitesi ile atılır. Bugün hala dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan bu kurumun o dönemki ilk mezunları civarında kurmaya başladığı şirketlerle Vadi’nin temelini atar. Ben 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile gerçekleştirdiğimiz ziyarette o üniversiteyi görme, gözlemleme fırsatı buldum. Stanford olmadan Silikon Vadisi olurdu sanan büyük resmi kaçırır (Ben öyle bir eğitimin hayalini bile kuramadım ama çocuklarımın oradan beslenebilmesi için her şeyi yapabilirim).
  • Silikon Vadisi’ni oluşturan ruh, bizzat teknolojiyi geliştiren ekibin ürünü. Yazılımıyla, donanımıyla, hizmetiyle bilişim sektörünün her bileşeni o küçücük alanda can bulup dünyaya serpildi, serpiliyor.
  • Silikon Vadisi hayali ABD dışında hiçbir yerde gerçeğe dönüşemedi. Nice ülkeler denedi, olmadı. Daha da garibi ABD bile ikinci bir Silikon Vadisi yaratamadı. Onca girişim, girişimci, yatırımcı ve teşviğe rağmen New York dahi bir Doğu yakası seçeneğine dönüşemedi.
  • Tam bu noktada e-Tohum Antalya etkinliğindeki konuşmamdan ilgili bölüme birkaç dakika ayıralım.

San Francisco’dan yemek ve mekanlar

Dünyanın en popüler teknoloji girişimlerinin büyük bir bölümünü barındıran San Francisco mesleğim gereği sık gittiğim yerlerden biri. Bizim Silikon Vadisi dediğimiz bölge de yine bu şehirde bulunuyor (ki verdiğimiz isim aslında büyük bir çeviri faciası. İngilizce’deki ‘silicon’ bizim dilimizde ‘silisyum‘a denk geliyor. Bizim ‘silikon’ dediğimiz şeyin İngilizce’deki karşılığı ‘siliconE‘. Yani orası aslında Silikon değil; Silisyum Vadisi).

İlk ziyaretimi turist olarak 1993’te yapmıştım ve beni gerçekten büyülemişti. Gençliğim boyu senelerce kaçırmadan izlediğim Karl Malden ve Michael Douglas’lı unutulmaz San Francisco Sokakları dizisinden aşina olduğum o dik tepeler, tramvay, iki-üç katlı evler ve muhteşem okyanus manzarası… Yıllar boyu izlediğim şeyleri dünya gözüyle görmek, gezmek, inanılmaz bir tecrübeydi.