Paylaşım vergisi olur mu?

Türkiye’de kitap okuma konusuna ne kadar ilgisiz olduğumuz malum. Yine de biraz rakam vereyim, aklınızda biraz daha şekillensin:

Bu çocuk bizden değil!

Bu çocuk bizden değil!

  • Türkiye’de 100 kişiden sadece 4,5 kişi kitap okuyor.
  • Japonya’da bir kişiye 25, Fransa’da 7 kitap düşüyor. Türkiye’de 12 bin kişiye 1 kitap düşüyor.
  • Brezilya’da yılda 13 bin kitap basılıyor, bizde 7 bin.
  • Azerbaycan’da kitaplar 100’er binlik dilimlerle baskı yapıyor. Bizdeki baskılar 1.000’erlik dilimlerin. Yani 5. baskı dediğimiz kitap aslında 5 bin basmış oluyor. Orhan Pamuk, Murathan Mungan gibi istisnalar var elbet. Onların baskı adetleri 10’ar binlik.
  • Norveçliler yılda kitaba 137 dolar veriyor. Güney Koreliler ise 45 dolar. Biz 0,45 dolar…
  • Nüfusun sadece yüzde 4’ü dergi okuyor.
  • Satın almasa da nüfusun yüzde 22’si bir şekilde gazete okuyor.
  • Televizyon izleyen nüfus oranı yüzde 94.
  • Öğretmenler arasında kitap okuma alışkanlığı olanların oranı yüzde 33.
  • İnsanlara ihtiyaçları sorulduğunda kitap 235. sırada yer alıyor.
  • Kadınlarımız günde ortalmaa 4,5 saat televizyon izliyor.
  • Genel anlamda eğitim düzeyinin düşük olduğu gruplarda televizyon izleme oranı ve süresi artıyor.
  • MESAM verilerine göre Türkiye’de müziğin yüzde 70’i korsan.
  • 5 yıl önce albümler için 60 milyon bandrol alınırken bu rakam bu sene 6 milyona ulaşamadı.
  • Türkçe hizmet veren ve kapatılan korsan müzik dağıtım site sayısı 160 bine ulaştı.
  • Müzik sektörünün iddia ettiği yıllık zarar 468 milyon dolar.
  • Korsan DVD ve VCD kullanımı müziğin de üstünde bir oranda devam ediyor.

Özetleyecek olursak kitap zaten okumuyoruz, gazete bulursak okuyoruz. Bolca televizyon izliyor, radyo dinliyoruz. Ama şarkı ve filmlere para vermiyoruz. Yapabiliyorsak internetten bedavaya çekiyoruz ya da ucuza korsan alıyoruz.

Peki bu tablo değişebilir mi? Şöyle bir düşünelim.

Nokia’nın 4 Aralık 2007’de duyurduğu bir hizmetten yola çıkacağım: Comes With Music.

Bu yapı firmanın dünyanın en büyük müzik yapım şirketlerinden Universal Music, Sony BMG, Warner Music Group ve EMI başta olmak üzere birçok irili ufaklı bağımsız yapımcıyla işbirliğine giderek duyurduğu bu konsept, müziğe odaklı Nokia modellerine yönelik en az iTunes kadar devrimsel bir yeniliğin ilk adımı oldu.

Comes With Music kategorisinde bir telefon aldığınızda bu anlaşmaya tabi şirketlerin 6 milyonu aşan şarkısını internetten istediğiniz kadar çekip telefonunuzda ya da bilgisayarınızda dinleyebiliyorsunuz. Üstelik çektiğiniz şarkılar ömür boyu sizin oluyor.

Peki nasıl oluyor?

Nokia bu kategoride sattığı her telefon içinden bir payı bu yapım şirketlerine dağıtıyor. Bu payı belirleyen de muhtemelen ortalama bir kullanıcının 1 ya da 2 yıl boyunca müziğe ayırdığı bedel. Ne kadar olduğu açıklanmadı. Benim de hiçbir tahminim yok.

Ancak bu şekilde hem kullanıcılar sınırsız olarak müziğe yasal olarak erişiyor, hem yapımcılar telif bedellerini alıyor hem de Nokia kazanıyor. Herkesin mutlu olduğu rüya gibi bir yapı.

Geçtiğimiz günlerde Stuttgart’ta katıldığım Nokia World etkinliğinden bir canlı yayın yapmıştım. Burada konuya tekrar değinen Nokia Başkan Yardımcısı Ansi Vanjoki karşılaştırmayı şöyle yapmıştı.

iTunes üstünde en çok dinlenen 100 şarkıyı satın almak isterseniz 934 avro ödemek zorundasınız. Her hafta bu bedeli kim verir? Comes with music ile bunun karşılığı 0 avro!

Lafı geçmişken iTunes’tan da bahsedeyim. Yine geçen hafta Londra’da Apple’ın küresel lansman etkinliğinin Avrupa ayağındaydım. Oradan da bir canlı yayın yaptım. Apple Başkanı Steve Jobs’un ağzından bazı güncel rakamları paylaşayım:

  • iTunes’un kayıtlı üye sayısı 100 milyonun üstünde. Dolayısıyla internetin en büyük e-ticaret ağlarından biri.
  • iTunes Live (şarkıcıların sadece iTunes üyeleri için canlı söyledikleri dijital konserler) için 2 milyon bilet satıldı.
  • Şu ana kadar iTunes üstünden 8,5 milyar şarkı satıldı.
  • Pazarın yüzde 80’inden fazlasını elinde bulunduruyor.
  • Bugüne dek satılan 220 milyon iPod hala her gün bu kaynaktan besleniyor.

Steve Jobs 23 Ekim 2001 tarihinde iTunes’u duyurduğunda internet Napster sayesinde bedava MP3 çılgınlığının altın yıllarını yaşıyordu. Kimse iş yapabileceğine inanmıyordu. Gelinen durumsa yukarıda ortada.

Özetle dijital müzik, korsan müziğin yanında incecik bir dilim bile olsa var ve büyüyor. Ücretsiz modellerse çok daha hızlı bir şekilde kendine yer buluyor.

Hadi oradan!

Hadi oradan!

1997 yılında Kanada ilginç bir karar alarak ülkede satılan her boş DVD ve CD gelirinden müzik sektörüne pay ayrılmasını karara bağlamıştı. Yayımlanan son rapora göre şu ana kadar bu fonda 160 milyon dolar toplanmış ve ülkede müzik sektöründe ter döken 100 bin emek sahibine dağıtılmış. Alan memnun, satan memnun…

Bu da bir yöntem.

Sonuca gelirsek…

Korsan müzik ve film çekenlerin cezalarla, yasalarla, tehditlerle yılmadığı; bu mücadelenin işe yaramadığı, atılan taşın ürkütülen kuşa değmediği ortada.

Peki bunun yerine kimi ülkelerin gündeme aldığı gibi internet kullanıcılarından seçenek olarak böyle bir toplu bedel talep edilse ve ‘her şey’ serbest bırakılsa?

Yukarıdaki örneklerde benzeri yapıların işe yaradığı ortada. Üstelik başka bir çıkış da yok gibi.

Örneğin ben aylık 10 TL; başka bir deyişle yıllık 120 TL’ye kadar bir bedeli makul karşılarım. 25 milyon kullanıcıdan hesap edilirse yıllık 3 milyar TL‘lik bir fon eder. Bunun anlamını düşünebiliyor musunuz? Kullanıcıların yarısı; hatta onda biri bile bu sisteme abone olsa bütün sektörler ihya olur.

Peki siz ne kadarlık bir bedeli uygun bulurdunuz?

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

41 Responses to Paylaşım vergisi olur mu?

  1. Said MURAT 13/09/2009 at 23:43 #

    Muhteşem birşey olur… Aylık 10 TL ile gerçekten ihya olur bu sektör… Ama bir de bu kitapları okuyacak adam lazım değil mi? :)

  2. Levent Bali 13/09/2009 at 23:52 #

    bu sistem cuk otursa ve çalışsa sağlıklı… üreticiler üretmekten vazgeçmez ya da üretimin kalitesi düşmez mi? zaten hazır geliyor para.

    bir de bu para kime nasıl paylaştırılacak ki?

  3. duygu kocabayli 14/09/2009 at 00:19 #

    Mesela ttnet her ay sınırsız kota tarifelerinin bizden sömürdüğü en düşük fatura bedelinin %10’unu, yani 45TL’nin 4,5lirasını böyle bir fona aktarsa, sonra o fon hükümetler için cazip bir para kaynağı olsa, tıpkı işsizlik fonu gibi, sonra gereksiz satın almalara, har vurup harman savurmalara harcansa… yok türkiye’de mevcut kafayla olmaz.
    sonuçta şirket sahibi olmayan, bireysel kullanıcıların neden 6-8mb sınırsız kotalı internet kullandığı ortada. kimse adsl faturasından ayrı bu parayı çıkartıp vermez. Hatta bazı “download yöntemlerinde” dahi paralı site üyelikleri birçok kullanıcıya enayilik olarak geliyor. Hal böyleyken cebren ve hileyle, yani kullanıcıya çaktırmadan, faturalardan bu payın ayrılması ve başka hiç bir kaynağa aktarılmadan sektöre dağıtılması çözüm olabilir. Burda gümbürtüye gidenler kurumsal kullanıcılar olabilir. Herhangi bir fikir ve sanat eserini indirmediği halde faturasına bunun yansımasını hiçbir patron istemez. Bu da ancak yasal mevzuatla çözülebilir gibime geliyor. Yani şirketlerin adsl sözleşmeleri bireysel kullancılardan farklı olur ama patronlar da “yasadışı” indirmelerin önüne geçecek sistemler kurar şirketlerine.
    Gecenin bir yarası yasa taslağı karalıyorum sanırım:))

  4. duygu kocabayli 14/09/2009 at 00:22 #

    ben 10 ytl fark verir miyim? Gerçekten o filmin oyuncusuna, yönetmenine gideceğine inansam seve seve veririm. Ama bu ülkede bu çok zor.

  5. Göksel 14/09/2009 at 02:14 #

    En büyük sorun paraların cebe atılacağı ön yargısını kırmak bence oda çok zor gerçekten, her geçen gün hortumlama haberleri alıyoruz (bkz. Deniz Feneri en basit örnek) bu tarz haberlerden sonra nasıl güvenelim ki. Yoksa sorun değil benim için aylık 10 TL vermek

  6. üstün üzüm 14/09/2009 at 07:39 #

    10 lira bile fazla yarısı bile ihya eder. bunun organize edileceği sitelerin reklam gelirlerinden de bir pay dağıtılabileceği düşünülürse üf üf.. müthiş fikir kesinlikle

  7. murat 14/09/2009 at 08:00 #

    Olayın bir de hak sahipleri/temsilcileri boyutu var;

    “Video embed bile olsa, olmaz” dedikleri için, Müyap’ı aradık. Olaya vakıf birisini bulmak birkaç gün sürdü.

    Müzik sitemizin olduğunu, dailymotion izlesene gibi video sitelerinden aldığımız klipleri sitemizde yayınlamak istediğimizi, bunun için site gelirlerinden belli bir yüzdeyi vermeye hazır olduğumuz söyledik.
    Hiç iplemeden bırakın embed video koymayı direk download verebilecekken ve tüm iyi niyetimizle Müyap’ı aramışken onlardan gelen yanıt şu oldu:

    Her ay 3.600 TL + Site gelirinin %33’ü.

    Sadece site gelirinin %40’ı hatta %50’si bile olsa insan olabilir diyecek ama kazan ya da kazanma 3600 TL istenmesi fena halde can sıkıcı.

    Ne oldu?
    1000-1500$ civarında gelir elde eden siteden 3600 TL + %33 veremeyeceğimiz için bir biz video koymadık ama haber şeklinde devam ediyoruz.

    Müyap bizim gibi ufak tefek 1000 siteden sadece %33 istemiş olsa idi 500.000$ gelir elde edebilir paşa paşa sanatçılarına dağıtabilirdi.

  8. Atamert Ölçgen 14/09/2009 at 08:45 #

    Paranın bir de öbür yüzü var. Aylık 10 TL dediğiniz para değil, deyim olan.

    Böyle bir havuzda çok güzel meblağlar toplansa bile; bunun paylaşımı nasıl olacak? Çok büyük oyuncuların yanında, küçükler de var. Örneğin eserlerin ne kadar indirildiğinin takibini yapmak, bugünkü durumda tüm korsan indirenleri yakalayıp hapse atmaktan daha zor.

    Böyle bir sistem hayata geçirilirse, O “oyuncuya, sanatçıya gideceğini bilsem veririm” dediğiniz tarafların elini güçlendirmeyecektir. Aksine dağıtım firmaları portfolyo yönetimi yapacağından onların eline geçen miktar azalabilir.

    Bence çağdaşı yakalayabilen sanatçılar böyle tepeden inme sistemlerden medet ummak yerine daha elle tutulur (konser, TV programı vs) kanallardan gelir elde etmeye yönelecektir.

  9. ayşegül yüksel 14/09/2009 at 10:19 #

    Serdar bey yarama bastın… ve gerçekten laflar hazırladım bu sefer çekilin bana bırakın oldum sabah sabah.. :) Açıklıyorum : Okumuyoruz. Evet , gerçek bu.. Ayşegüllerle başlayıp okuyan okumayı seven sevdirmeye çalışan biriyim.

    Ben kitap tanıtımı sitesi yaptım , bayağı bildiğin, evde , çünkü ne site webmastera vercek param ne çevrem vardı. Oturdum forum forum gezdim öğrendim bu site yapımını. Gidip bir alan adı aldım. Okuduğum kitaplardan kısa bölümler (fragman diyelim ki esas filme gitsinler diye) ve kitabın kaç liraya satıldığını gösteren linki ekledim. Reklam almıyorum bu arada.

    İş ki yayınevide ve aslında yazar kazansın.İnsanlar okusun. Ama gerçek şu ki site raporları içler acısı.. Git bak hepsi facebookta onu bunu pokeliyor, tuvalette mesaj çekenler grubuna üye, ya da izlemezsen ölümü ye videoları paylaşıyor…

    Hayatım boyunca çantamda kitap taşıdım. Kitap sevdim. Ülkede felsefe, bilim, teknoloji ,kitap, içeren bir program yok TV ‘lerde … ben ona yanıyorum. Kitaba yönlendiren yok , İnternette bu konuda ne yapabilinir ben bu kapıdan girdim ama çok fazla da yoruldum.

    Ancak 1 kitap daha sayemde satıldı ise , buydu benim ödülüm.

  10. Mert 15/09/2009 at 01:18 #

    Serdar bey ben de uzun süredir kafamda laflar hazırlamıştım fakat bu lafları söylemek için uygun platform bulamıyordumç Öncelikle bize bu şansı verdiğiniz için teşekkür ederim :) Geçenlerde Sibelcan’ın yeni albümü bilmem kaç dakkada 100bin indirildi haberleriyle düşmüştü bu laflar kafama. Şimdi ülkemizde ünlü olabilme adına web sitesinden sütudyo kayıtlarını sitelerinde yayınlayan birçok gencimiz var. Yine bu gibi video paylaşım platformlarına videoları ve müzikleri düşüp milyonlarca izlenen-dinlenen gençlerimizde var. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu yeni yetme gençlerimizin potansiyelleri milyonlara kadar vurabiliyorsa bir Sibelcan’ın bir Tarkan’ın potansiyellerini düşünmek bile zor. Hal böyleyken aklıma gelen yöntem şöyledir; Neden bu yüksek popüleriteye sahip sanatçılarımız şarkılarını internet üzerinden ücretsiz dağıtmıyor? Tabi ki dağıtmaz sonuçta kar edicek fakat bu dağıtım ile bugün albüm masraflarını bile karşılayamayan ünlülerimiz çok daha büyük karlara ulaşabilirler. Nasıl mı? Mesela Tarkan yaptığı albümde 10 şarkı varsa öncelikle şarkıları indirebilmek için sitesine üye olunur. Girdiğimiz mail adresimize 1er hafta aralıklarla toplamda 5 adet reklam maili geleceği kabul edilir. Devamında ise bu 10 şarkıdan yüklemek istediğimiz her şarkı için kısa bir reklam filmi izlenir site üzerinden ve akabinde mp3’ümüz indirilir. Ayrıca Tarkanımızın mail grubuna da üye olmuş oluruz. Hatta bu mail grubu üyeliğimizde bulunduğumuz şehri de yazarsak Tarkan şehrimize geldiğinde bize mail ile haber verebilirler hatta ve hatta cep telefonumuza bile mesaj atabilirler. Biz de Tarkan’ın okadar şarkısını indirmişiz hayanız canlı canlı görme şansımız var harçlıklarımızdan biriktirdiğimiz parayı Tarkan’ın konserine yatırmaz mıyız? Bu yöntem ile Tarkan’ın sitesine milyonlarca kişi üye olur ve 5*milyonlarca reklam maili gönderilir. Ayrıca şarkılardan ortalama 10’un 5 i indirilse her üye tarafından (ki madem üye oldum bütün şarkıları niye indirmeyelim hem adam bedava dağıtıyor) 5*milyonlarca da reklam filmi biz kullanıcılara ulaşır. Böylelikle alan kazanır veren kazanır ekonomiye can gelir :) Şimdide gelelim bu olay Tarkan’a kaça patlar? Tabiki internet denilen ortam birçok kişinin sandığı gibi bedavadan yürümüyor. Büyük alt yapılar var altında. Bu altyapı meselesinde de şimdi lisanslı müzik satan sitelerin kullandığı Müyap serverları pek tabi karşılanabilir. Kaldıki Tarkan’ın sitesinden mail attık sitede video yayınladık bu kadar reklama girmişken 1-2 banner koymak zor mu? Elbetde değil bir kaç banner reklam ilede bu altyapı masrafları halledilebilir. Zaten Tarkan bulur bir sponsor, sponsor bulmuşken reklamlarında da oynasın sitesinin de alt yapı masraflarını karşılatsın işi ne? Ayrıa bu lafları sadece Tarkan gibi yüksek tirajlı insanlara da hazırlamadım. Yine geçenlerde Fatih Ürek’in bir konuşmasını duymuştum “Biz albüm masraflarını kendimiz karşılıyoruz, üstüne para kazanmıyoruz. Biz canlı performans ve eğlence sektöründen para yiyen insanlarız. Albüm ise bizim reklamımız.” Abe Fatih abi çalıştır kafayı ver müziklerini internete Cd’ydi Nakliyat’tı cartdı curtdu sorunlarından kurtul. Sütüdyo masraflarını da artık ödeyiver herşeyi biz yapıcak değiliz.. Sonuç olarak sözüm odur ki madem bir piyasa bitiyor neden kendimiz yeni bir pazar oluşturmuyoruz piyasayı geri getirmek için aslında içine girsek bütün pazarı alt üst edeceğimiz pazar elemanları ile çatışıyoruz?

  11. onder 16/09/2009 at 06:28 #

    tarihte tekerlegin bulunmasi gibi bir olay. ama ben orneklere takildim kitap okuma duzeyi yuksek olan hangi milletin vatandasina sorulan oncelik ihtiyaciniz nedir sorusuna kim kitap demistir ki ? bazen sorunlarin egitimle kitap okumakla ayni korelasyon icinde olmadigini anlamamiz lazim

  12. Abdullah Özgün 16/09/2009 at 20:19 #

    Murat çok iyi bir yere parmak basmış. Hak sahipleri/temsilcileri makul olmalılar. “Korsanla savaşma” stratejilerini değiştirmeli ve geliştirmelidirler. Piyasada korsan tüketimi bu derece yaygınken yapabilecekleri en iyi şey tüketiciye cazip gelecek teklifler sunmaları olacaktır. İnsanların alım gücü belli. Sinema sektöründen örnek vermek gerekirse kimse çok sevdiği ve uzun zamandır beklediği bir film olmadıkça, çoluğunu çocuğunu ya da sevgilisini götürmedikçe sinemada bir film izlemeye 13 TL vermez. Turkcell’in Genç Turkcell kampanyası başladığında Türkiye’de sinema seyircisi sayısı iki kat artmıştı. Oyun sektörüne baktığımızda Türk oyunseverler Türk yapımı oyunlara destek amacıyla orijinal oyun alabiliyorlar. Bazıları sırf kutusunu, içeriğini beğendiği için koleksiyon amaçlı orijinal satın alıyor. Bazıları da online oyunlarda korsan oyunla oynayabilme mümkün olmadığı için (anasayfaya bağlanıp verify ediyor oyunu örneğin) orjinal almak zorunda kalıyorlar. Demeye çalıştığım şu, insanlar orijinal müzik, film ya da oyun alabilirler, sadece bunu pazarlamayı bilmiyorlar.

  13. erhan 29/09/2009 at 23:10 #

    bir kere internet ortamında bir şeyi yasaklamak hukuksal terimel maddenin doğasına aykırı. internet zaten özgürlük ve paylaşım üzerine kurulu bir sistem. telifzedeler diyebileceğimiz sanatçılar, şirketler vs… artık yavaş yavaş internetin başlarına açtığı bu maddi kaybı onu yasaklamaya çalışarak değil de ona ayak uydurarak aşabileceklerinin farkına vardılar.

    bir yöntem sizin de önerdiğiniz kullanıcının razı olup para ödemesi. bu hiç sanıldığı kadar zor bir işlem değil. abone kayıt yaparken nasıl ki digiturk’te sinema paketi spor paketi seçiyor, burda da download paketine üye olur aylık ekstra 10tl (veya başka bir rakam) faturasına yansır, oda istediği zaman dilediği şekilde bu telifzedelerin official sitelerine girip istedikleri gibi download yapabilir. Hemde en yüksek kalitede şarkı, video, e-book vs… indirip arşivine katmış olur.

    diğer bir yöntemde bu telifzedelerin ürünlerini belirli sitelerden halka açmak, kullanıcıdan hiç bir para talep etmemek, parayı download edilecek ürüne sponsor olan firmadan almak. pepsi seda sayana sponsor olduysa, seda sayan’nın indirilen her şarkısından önce 10 saniyelik bir pepsi banner’ına maruz kalmayada razı olacaksın ama her şey tamamen bedava olacak. aslında ubu şekli ile oldukça güzel de bir promosyon aracı haline gelir, içtiğin her pepsinin kapağında çıkan şifreyi gir siteye banner’sız 10 şarkı yada 1 albim indir. gibi… gibi… gibi…

    öyle veya böyle bu internetten bir şekilde telif elde etmenin yollarını bu sektör bulacakdır. bulamasa da bence çok büyük bir problem yok. ölüyoruz bitiyoruz diye ağlaşıp duruyorlar ama kimsenin öldüğü falan yok. gerçekten işini iyi yapanlar hala dimdik ayakta.

    olayın birde bambaşka bir boyutu var oda sanatçıların artık gerçekten bir şeyler üretmek zorunda olmaları. 2 tane ağıza ciklet olacak şarkı yap, albümün geri kalanını salak saçma şarkılarla doldur, milletde 1-2 şarkı için tüm albümü almak zorunda kalsın dönemleri bitti. ya adam gibi piyasaya sürdükleri her şarkı beğenilecek, ya da unutulup gidecekler. Bence durumun bu noktaya gelmiş olmasının 1-2 iyi yönünden biri de budur. sanatçılar artık tırı-vırı şarkılarla dolu albümleri 4 ayda bir piyasaya süremez hale geldiler. her albümde 2 sağlam parçan olsa yüz bin adet satarsın cebini doldurursun bir sonraki albümde 2 şarkı gerisi sallama yine gelsin paralar. eskiden 1 yılda 2 albüm çıkaran vardı şimdi 2 yıldır albüm çıkaramayan sanatçılar var. onlarda bu tatlı kazançtan mahrum kaldıkları için yaygara koparıyorlar ama zamanında yediklerine saysınlar, hiç kimseye acıyamıyacağım kusura bakmasınlar.

    Bence bu bir şekilde doğal seleksiyona neden oldu ve iyi de oldu….

  14. levent 30/09/2009 at 05:52 #

    peki giyim urunlerinin gelirinden louis vuitton, lacoste, adidas ve nike’a pay verecek miyiz? ya da cakma telefonlar yuzunden nokia ozel iletisim vergisinden pay almali mi kendisine? kisaca paylasimin vergisi mi olurmus demek istiyorum serdar bey. nedir bu muzik sektorunu ihya etme istegi anlamadim…

  15. trimurti 05/10/2009 at 09:00 #

    dünya değişiyor biz yerimizde sayıyoruz. İnternet konusunda sorun diye adlandırılan olayları uzmanlar orta yolu bularak çözmeye çalışırken, ülkemizde her gün yüzlerce site kapanıyor. bu noktada öncelikle düşünülmesi gereken olayın çözümü konusunda büyük firmalar neler yapmış bunu iyi anlamak gerekiyor. Korsan konusu gerçekten karışık bir durum. Ortada bir sanatçı emeği var ama bu emek üzerinden sanatçıdan daha fazla para kazanan onu sömüren onun sanatına karışan bir güç var. Burada sanatçıyı madur gibi gösterip kendi kazancını artırmak isteyen dev firmaların olduğunu herkes biliyor. Sanatçıya Bir albümden kalan para çok komik oranlar.
    Dünyaca ünlü gruplar artık internet üzerinden yeni albümlerini bedava bir şekilde dinleyicilerine sunabiliyor ve en büyük tanıtımı yaparken, inanılmaz bir kiteleye ulaşıyor. bunu benzer diğer bir tercih ise ortaya çıkan eser konusunda almak isteyen kişinin “gönlünden ne koparsa” gibi istediği bedeli ödeyerek alması gibi farklı bir uygulama. Albüm masraflarını karşılamayan sanatçılar ise artık interner üzerinden pazarlama yollarına başvurmalılar. Öncelikle içinde ne tür şarkıların olduğunu tam bilmediğimiz sadece “tek şarkılık” albümleri almayı kimse istemiyor. bunun için iyi bir tanıtım ve geniş bir kiteleye ulaşılması gerekmektedir. Albümün yanında imzalı poster yada alıcı için kendini farklı hissetirecek çalışmaların olması gerektiğini düşünüyorum.
    Son olarak internetten yasal bir şekilde 10 ytl ücret ödeyerek sınırsız download yapmak konusunda ise, farklı bir uygulama olduğunu ama ödenecek bedelin yine pahalı olabileceğini düşünüyorum. bu bedelin internet sağlayıcıları tarafından karşılanmasının ise daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.

  16. Serhat Korkmaz 05/10/2009 at 09:56 #

    Ben şahsen ilk önce albümleri indirip dinliyorum.Arşivime katmak istiyorsam gidip alıyorum.Ancak buradaki sıkıntı cdler,özellikle yabancı cdler, ülkemizde çok pahalı. Yurtdışındaki gibi eski albümlere uygun fiyat verilmesi,yanında bonus cd,t-shirt,poster vb. verilmesi yaygınlaşmalı. Yeni albümlerin fiyatları uygun düzeye çekilmeli. Artık çoğu orijinal dvdnin fiyatı 19.90 iken,cd fiyatları 29-35 olarak belirleniyor. Takip ettiğim yurtdışı internet sitelerinden kargo+sigorta daha ucuza cd sipariş edebiliyorum, veya yüksek kalitede çok uygun fiyata mp3 veya flac olarak indirebiliyorum,o yüzden fiyat politikası önemli. Ayrıca ünlü bir yönetmen geçenlerde ben filmlerimi 3D çekeceğim çünkü gelecek burada diye bir açıklama yapmıştı. Film sektörü sızlanmak yerine insanları sinemaya çekecek çalışmaları yapıyor. Müzik sektörü de aynı şekilde uğraşıyor. Bizde ise site kapatarak cd satılacağını düşünüyorlar. Yukarıda bahsi geçen öneriler mantıklı, katıldıklarım var. Ama ben önceliği fiyata veriyorum, kar oranlarını biraz düşürsünler, uzun vadede kazanırlar.

  17. ayşegül yüksel 05/10/2009 at 12:16 #

    Paylaşımın vergisi olmasa da her emeğin karşılığını alması -ne eksik ne fazla- alması şarttır. Her marka, her ürün, her fikir ve sanat karşılığını almak zorundadır ki yaşayabilsin. Edebiyatla uğraşanların gerçekten sessiz söz işçileri olduğuna inanıyorum. Ben özellikle kitap sektörü için yazarlarımızın yaşayacak kadar kazanmasını çok isterim.
    “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir”

  18. Fikri 05/10/2009 at 12:40 #

    10 TL olarak ifade edilen yıllık sembolik bir bedelin, direkt (kullanıcılardan) veya dolaylı olarak olarak (servislere yedirilmiş olarak) alınmasının telif toplama konusundaki problemi önemli ölçüde çözeceğini düşünmekle birlikte, toplanan teliflerin dağıtımında tam bir sistematiğin oturtulmasının biraz zor olabileceğini düşünüyorum.
    Ancak bununla başlandıktan sonra, diğer adımların da takip edebileceğini ve bir konsensüs sağlanabileceği fikrindeyim.
    Buna benzer başka fikirler geliştirmek, dolayısıyla konuyu bir an önce genel tartışmaya açmak en önemli konu bence.

  19. Fatih Altınok 05/10/2009 at 15:20 #

    Zenginlerin daha da zenginleşmesine çare yoksa bari paramızla rezil olmayalım diyorsunuz. =) Mantıklı.

  20. alper bey 06/10/2009 at 12:23 #

    Türkiye’de “müzik sektörü” dediğimiz ortamda kaç kişi gerçekten müzik yapıyor acaba? Korsandan yakınan, avaz avaz bağıran “sanatçılarımız” beş para etmez albümler kaydetmeseler belki ceplerine arzuladıkları miktarlara daha yakın meblağlar girebilirdi…
    Popüler müzik yapmak için müzik yapabilmek gerekmiyor, popüler olmak yetiyor, kaliteden eser yok. Bırakın satın almayı, internetten indirmeye bile deymeyecek çöp albümler üretiliyor. Eğer önerdiğiniz gibi bir havuz oluşturulursa ben de her tuvaletten çıktığımda havuzdan kendi payımı almayı talep ederim. En doğal hakkımdır.

  21. Serhat Erturk 06/10/2009 at 12:29 #

    Müyap ve/ya benzeri kuruluşlar bildiğim kadarıyla hali hazırda müzik çalan kafelerden, restoranlardan vs. belli bir ücret alıp telif sahiplerine ödeme yapıyor. Yıllar önce duymuştum bunu. Doğru mu emin değilim.
    Sistem nasıl işliyor, nedir ne değildir, neye göre para dağıtımı yapılıyor bilmiyorum ama en azından bu öneri bu sistemin de gelişmesini sağlayabilir.
    Ne de olsa indirilen her müziğin, filmin, kitabın vs. ne kadar indirildiği elektronik ortamda da kayıt edilecek.
    Çok daha sağlıklı veriler de ortaya çıkacaktır.
    Ayrıca bu sistem oturtulabilirse, sokakta satılan korsan da kesinlikle bitecektir.
    Tüm telif parası isteyen pazarın gidişatını değiştirebileceğini düşündüğüm bu sistemi kesinlikle destekliyorum.

  22. Alihan 06/10/2009 at 13:24 #

    Mesela hepsiburada da şarkılar satılsa;
    alınan paranın çoğu, şarkısı satılan sanatçıya gitse,
    alınan paranın çoğu müyap’a, cd ye ,cd taşıyan kamyonun mazotuna gitmese
    Korumasız 320kbps mp3 formatında olsa
    Fiyatı makul olsa “2 şarkı 1 lira gibi”
    Herşey daha güzel olmaz mı?

    Saçmasapan forumlarda şarkı aramaktan kimse zevk almıyor.

    Ayrıca Müyap ın ukalalığından da çok rahatsız oluyorum.İnsanların hepsi hırsız, korsan değil sadece akla yatkın kullanışlı bir mp3 satış sistemi yok.

    Bir yerde hiç çöp kovası yoksa insanlar yere çöp atıyorsa,o insanlar “çevre düşmanı şerefsizler” midir?

    Hadi o zaman hodri meydan “Duman – Senden daha güzel” şarkısı çok güzel ve bunun için telif ödemek istiyorum.(Son bir ayda başka türkçe şarkı dinlemedim.)

    Album kapağı cd, kamyon mazotu,müyap parası vermek istemiyorum.
    Sadece tek şarkı için ödeme yapmak istiyorum.

    Bana bir sistem kurun çünkü ben Duman’a ve yapımcılarına payıma düşen telif i ödemek istiyorum.

    Ve lütfen bana artık korsan demeyin

    Bana cd satamazsınız ama mp3 linki satabilirsiniz.
    Kullanışlı bir sistem “ttnet gibi değil yani”kurun bekliyorum
    —————————————————————
    Birde intenet bi gün çökse insanlar akın akın cd almaya koşmayacak emin olun.Mesela benim netbookta cd rom bile yok.Cd alsam nereye takıcam.. Teknoljiyi takip edin cd benim için bitti.Kaset plak zaten bitmişti.

  23. Ahmet 06/10/2009 at 13:31 #

    Aslında benim sanatçlara önerim şu
    Yapabilen açsın kendi sitesini oradan istediği gibi satsın .
    Müyap falan gibi saçmalıklarla uğraşmasın.

    Hadi bazı sanatçılar bi yerlere bağımlıdır belki ama
    en azından yeni çıkan gruplar, falan böyle yapsın

  24. barış 15/10/2009 at 23:26 #

    bu 10 lirayı fazla gibi görebiliriz ama esas fazla olan TTnet(tekel telekom..) in yani telekomun hatlar için aldığı sabit ücrettir, adsl için aldığı yüksek fiyattır. biz buna ses çıkartmazken telekom ttnet müzik servisi ile yine para kaldırmaya devam etti.. devlet bunu bir şekilde ayarlamalı ve her kullanıcıdan belirli bir ücret alınmalı.

    benim aklıma şöyle birşey geldi, örneğin korsandan çok şikayetçi olan bir şirketi ele alalım. seyhan müzik. bu firma bütün arşivi kendi sitesinde toplayacak ve ttnet müşteri numarası,tckimlik no ilişkili ve cep tel ile doğrulamalı bir arayüz kurup sitede üyelik hizmeti başlatacak. biz bu siteden istediğimiz şarkıyı indireceğiz, paylaşım vergisi de bu sitelerin indirme rakamlarına göre dağıtılacak. aynı şey videolar için de düşünülebilir. yani bunların üzerinde konuşulup tasarlanıp bir şekilde orta yol bulunabilir. tabi seyhan müzik ne yapcak, çalışan sayısını azaltıp tamamen dijital altyapıya geçecek, tüketimi minimalize edecek. sibel canlar serdar ortaçlar da bi zahmet yaptıkları antisanatsal müziği de canlı icra edip gelirlerini oradan kazansınlar.

  25. ulas 16/10/2009 at 11:37 #

    Bir kere şunu tespit edelim. hepsiburada.com’da 24 farklı markanın mp3 playeri satışa sunuluyor. İçlerinde Sony, LG, Samsung gibi dünya devlerinin de olduğu bir pazar haline gelmiş artık ve böyle bir pazar varken “aman kimse korsan şarkı, film indirmesin ayıptır günahtır” söylemi yersizdir. Teoride Mp3 = korsan değildir elbet ancak uygulamada ne olduğu malum.

    Vergisi olur mu, olursa kimden ne kadar alınması gerekir bilemem. Tek bildiğim gelişen teknolojinin yarattığı bu yeni durumu (kimine göre sorun) yine teknoloji ile aşılabileceğine olan inancımdır.

  26. gruznan 19/10/2009 at 17:20 #

    biraz geç oldu belki ama ben yine de yorumumu yazayım…bu benimde her yerde anlatmaya çalıştığım tek makul ve mantıklı çözüm…herkes indirdiği kadar paylaşım ödesin…aylık 10 dolar ben şu anda rapidshare’e ödüyorum…öyle bir site yapılsın ve bütün filmleri ve albümleri isteyen oradan indirebilsin aylık 10 dolar ya da film başına 1 dolar falan gibi bir rakam…üstelik indirip DVD’ye kopyalamak derdi de olmaz…istediğin zaman internet olan yerde film arşivin de elinin altında olur…yalnız bunların kullanılacağı cihazların kısıtlanmaması lazım…mp3-mp4 player’ımda çalamadıktan sonra neden o kadar filmim olsun ki? şu anda bunu rapid yasal olmayan şekliyle yapıyor (ve aynı filmi ya da şarkıyı binlerce kez kopyalayarak)…yine düşündüm de; hala internette binlerce insan “no rapid” diye yazıyor…belki aylık 10 doları fazla bulanlar da olur, ne dersiniz? ben 10-20 dolara böyle birşeye varım (günlük 1 dolar bile mantıklı)…yeterki telif sahipleri bu parayı alsınlar… download sayısına göre kimin kaç para alacağı belirlenir mesela…?olabilir…

  27. Koray Kalmaz 30/10/2009 at 19:54 #

    Sokaktaki dilenciler sizin geleceğiniz hakkındaki fikirlerini ve umutlarını dile getirir, kendi halinin kötü olduğunu çeşitli yollarla açıklar, siz de para verirsiniz. Bunun adı “bağış”dır.
    Fikir eserleri; ekonomik mekanizmalar, pahalı teknolojiler yada birilerinin desteği ile değil, “fikir” ile yapılır. Bir insanın şarkı besteleyip, kitap yazıp karşısındakinden maddi beklenti içine girmesi tartışılır bir konudur.
    Kimi insan bunu para için yapar, kimisi zevk için. Hangisinin kıymetli olduğu da bununla açıklanmaz. zevk meselesidir, tartışılmaz.

    Bugün, mesela müzik yapan birisinin eserini kulak tırmalamayacak bir şekilde kaydedebilip dağıtması için neredeyse tek ihtiyaç duyacağı şey bir bilgisayardır. Bu konuda pek çok açık kaynaklı ücretsiz yazılım da bulunabilmektedir. Günümüzde orta sınıfta bir ev bilgisayarı kullanılarak kitlelere hitap edebilecek kalitede müzik eserleri üretmek mümkündür. Dünyada bunun örnekleri vardır. Mesela Brezilya’da müzik sektörü bu istikamettedir.

    Bir laptop’u satarken yanında zorla microsoft işletim sistemi kakalamak, bir hizmetin faturasının belli bir dilimini sizin isteminiz dışında bir kuruma aktarmak gibi, bir cihazın fiyatının bir kısmını belli bir endüstriyi desteklemek için ayırmak sadece saçmalıktır.
    Ortaya atılan bu tip fikirler, sorunun çözülebilir olduğunu göstermez. Zaten her zaman her fikir en doğru çözüm değildir.

    Kelimeler, notalar, insan olmanın bir yan ürünüdür. Para ile ölçülemez ve kasalarda saklanamazlar. Ayrıca müzik, bir endüstri değil bir sanat dalı’dır.
    Sevgiler.

  28. Layze 05/02/2010 at 20:11 #

    Kraldan çok kralcı olmak..
    Sony bilmem kim zarar ediyorsa bana ne? Kopya yazılım, devlet bunu engellese ne olacak, asgari ücretli birisi nasıl windows’a 100 dolar versin? Türkiye’de üretilmeyen ama Türkiye’de pazarlanan bir şeyin, pazarlayan adına takipçiliğini devlet niye yapsın?

    Denebilir ki, e o zaman bu ülkede yazılım gelişmez, kitap basılmaz, müzik/sanat/kültür geriler vs.

    Onları desteklemenin başka yolları olmalı. Örneğin yurtiçi yazılım üretimine vergi avantajları neden sağlanmıyor? 3g ihaleleri verilirken yerli mühendis çalıştırma zorunluluğu getirildi mesela.. Bunun gibi ayrıntıya inerek mikro destekler sunulmalı.

    Yazılım lisanslama ve müzik meselesi o kadar karışık bir şey ki, alınan fayda, verilen ücret vs çok tartışılması gereken konular. Ama lisans koşullarını devlet değil, üretici firma belirlerse tüketici ne olacak ? Mic$ bana 10 sayfa lisans sözleşmesi imzalatıyor, parasını verip yazılımı kuruyorum, iki gün sonra çöküyor, niye, bug varmış, ne oldu benim haklarım?

  29. Gollum 01/08/2011 at 03:01 #

    Paylaşım sorunu da şöyle çözülür: hangi sanatçının eserleri ne kadar indirmilmişse toplama oranlanır ve yüzde olarak hakkı teslim edilir.

  30. Cemal 11/01/2013 at 00:59 #

    Bizde o para başka yerde harcanır kesin. Bknz:deprem paraları – otoyollar :)

  31. cursion 12/10/2013 at 14:01 #

    Makale’nin basinda kucuk bir bilgi hatasi var. Turkiye;de 12 bin degil 12 kisi’ye 1 kitap dusuyor.

    Durumumuz pek ic acici olmasa da o kadar dramatik degil :-)

  32. Ahmet Ercan 29/12/2014 at 11:29 #

    Adobe ürünlerinin daha önce crack’lerini kullanıyordum.
    Zevkimden veya uyanıklığımdan değil, o programlara binlerce dolar veremeyeceğimden…
    Ama Adobe şimdi son sürüm (CC) ile yeni bir lisans türü çıkardı.
    Artık tüm Adobe ürünlerini kiralayabiliyoruz.
    Yani binlerce dolarlık Adobe’nin tüm ürünlerine ayda (öğrenci indirimi ile ) 35 tl vererek sahip olabiliyorum.
    Binlerce dolarlık Adobe ürünlerini satın almak benim için hayal ürünü idi.
    Home office iş yapan benim için ayda 35 tl makul bir fiyat.
    Hem son sürüm orjinal program kullanıyorum. Hem bulut hizmetinden faydalanıyorum.
    Daha ne olsun :-)
    Eğer telif sahipleri (müzik, kitap, yazılım, film) eserlerini direk kullanıcıya sunabilirse, bu şekilde farklı lisans türleri ile insanlara ulaşabilir.
    Bunu için sektör kuruluşlarını, sendikaları, pazarlamacıları, tekel yapımcıları, dağıtım ağalarını devre dışı bırakmak lazım.
    Direk telif sahibine gideceğine inandığım her şeye “makul fiyat” ödemeye hazırım.

    2. ama şu da var ki Türkiye’de yaşayan insanlar olarak bizler 2000 tl para verip iphone alıyoruz. ama 2 lira verip bir uygulama indirmiyoruz. ücretsizi, craclisi var ise onu arıyoruz.
    Bu yoklukla, fakirlikle ilgili değil bence. bu “emeğe saygı”, “kul hakkı” ile ilgili.
    eğitim ile bu konularda bilinçlenmemiz gerekiyor.

  33. UbeydGencer 02/02/2016 at 00:53 #

    Aylik 10 TL ile ihya olur demisiz ama spotify suan 10TL ile ihya olamiyor ordaki durumu nasil kiyaslayabiliriz hocam?

    • M. Serdar Kuzuloglu 02/02/2016 at 05:51 #

      Bu yaklaşımla birkaç milyon kişinin 10 lira verdiği bir yapıyla (Spotify) mobil cihazlarla birlikte 4-5 milyar kullanıcının 10 lira verdiği (yazıda bahsettiğim) bir yapıyı kıyaslıyorsunuz.

  34. UbeydGencer 02/02/2016 at 17:57 #

    tesekkur ederim hocam :)

Trackbacks/Pingbacks

  1. BURADA HERŞEY ORTAYA KARIŞIK… » Blog Archive » Türk müzik sektörünün telif çıkmazı ve sınırsız müzik hayalimiz - 15/09/2009

    […] Kuzuloğlu dün bloguna yazmış olduğu yeni bir yazının bağlantısını FriendFeed’de paylaştı. Ve sosyal medyadaki ahaliye, birlikte tartışmak üzere bir de konu başlığı hediye […]

  2. TÜRKÇE BLOG DÜNYASININ AKIBETİ | SORANGUTAN - 15/09/2009

    […] Alıntı:  http://www.mserdark.com/genel/paylasim-vergisi-olur-mu […]

  3. Açıklıyorum. Hayal kırıklığı olmasın lütfen arka taraf.. @ Portlak.com - 07/10/2009

    […] Kitaplara Güney Korelilerin 100′de 1′i kadar para ayırıyoruz (http://www.mserdark.com/web_dunyasi/paylasim-vergisi-olur-mu) […]

  4. Music 2.0 « olcay guler - 22/10/2009

    […] dışında farklı modeller de gündeme getiriliyor. Örneğin Serdar Kuzuloğlu’nun “Paylaşım Vergisi” bunlara bir örnek. Naçizane bir öneriyi de parametre hesaplarını tamamlayabilirsem […]

  5. İnternetten bedava film ve müzik - M. Serdar Kuzuloğlu - 10/06/2014

    […] değişmiş değil (ve ben Spotify gibi örnekler hayata bile geçmemişken ortaya attığım paylaşım bedeli fikrimi hala savunuyorum. Spotify gibi başarı hikayelerinin bile davasa zarar yazdığı bir […]

  6. Elleşmeden oynaşma sanatı - M. Serdar Kuzuloğlu - 24/05/2015

    […] tanımladığı korsanın çok kolay yöntemlerle çözüleceğini iddia ediyorum. Bunun için bir teorim bile var. Gerçeğe dönüştüğünü göreceğime […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim