Yarım kalan işler…

Salı günü hayatımın en yorucu günlerinden biriydi. Posam çıkmış bir halde eve döndüm ve çok nadir bir şey yaparak 21:30’da yatağa ‘düştüm’ ve uyudum. Telefonumun şarjı bitmiş haberim bile yok. En huzurlu ve deliksiz uykularımdan birindeyim.

Sabah banyoya girerken telefon çaldı. Haberler kötü: gece babaannem vefat etmiş…

O gece bizim dışımızda bütün aile durumu kötüleşen babaannemin evinde toplanmış. Son bir kez sohbet etmişler. Geceyarısına doğru da son nefesini vermiş. Nefesini vermiş dediğim de lafın gelişi, nefes yetmezliğinden öldü. Uzun zamandır çektiği bir dertti…

Aylardır ziyaret edememiştim onu. Oysa ziyaretler çok hoşuna giderdi. En son bizim ufaklıkların yaşgününde karşılaşmıştık. Neredeyse 4 ay olmuş… Görüşmek için bir türlü fırsat yaratamadım. Bahane olan hiçbir şey ondan daha kıymetli değildi.

Her ölen gibi geride kalanların ağzında, zihninde birçok söylenememiş söz bıraktı.

Bugün bir avuç insan bardaktan boşanırcasına yağmurlu bir günde namazını kıldık, defnettik.

Artık bir babaannem yok.

Dedelerim de yok. Bir tanesini zaten hiç görmedim bile.

Anneannem de yok

Benim için hayattaki en kabul edilemez şey anneannemin ölümüydü. Dünyada tanıdığım en temiz kalpli, iyiliksever, yardımsever insan, örneğini çok az gördüğüm kadar sıkıntı çekerek öldü. Öyle ki, ölümü seneler sürdü. Her gördüğümde içim parçalandı…

Hayatta annem, babam, eşim, çocuklarım dahil kimseyi, hiçbir şeyi anneannem kadar sevmedim. Sevebilir miyim bilmiyorum. Kurtulduğu için sevinmem gerekmesine rağmen öldüğüne o kadar çok üzüldüm ki artık pek çok şeye üzülemiyorum.

Onun ölümü evrenin bir hesap hatasıydı.

Öyle olmamalıydı…

İşte bugün de babaannemi defnettik. Çamurlara bata çıka… Anneannemin mezarının hemen önüne,  dedemin yanına. Herkes gittikten sonra anneannemin da mezarına gittim. Ölümünün ardından; iki buçuk yıl sonra ilk defa. Mezar taşını yapmışlar, ismini yazmışlar. Son bakışımda bir avuç çiçeğin arasında çakılı, çalakalem yazılı bir tahta parçası vardı toprağında…

Kibriye Parlak

Okuma yazmayı torunundan öğrenen, Kadınlar Günü için Taksim’e gidip ön saflarda yürüyen, sevgi dediğimiz ve herkesten, her şeyden sanki paralıymışçasına esirgediğimiz şeyin ne kadar sonsuz ve ne çok şeye şifalı olduğunu öğreten kadın. Hayatımda en çok şeyi; en önemlisi insan tanımayı öğrendiğim kadın.

Toprağın altında toprak olmuş çoktan.

İşin garibi dünya hala dönüyor, sabahları güneş doğuyor. Sanki o hiç ölmemiş gibi, umursamadan…

Bir daha oraya gider miyim bilemiyorum. Ben ölenlerin mezarlarında yaşadıklarına ya da oraya gidince ayrı bir iletişim kurulduğuna inananlardan değilim.

Ama onu her gün hatırlıyorum. Başından çıkarmadığı ve geride bırakabildiği tek şey olan yazması başucu çekmecemde. Her gün açtığımda giderek soluklaşan kokusuna burnumu gömüyorum, derin derin nefesler çekiyorum. Dua ediyorum.

Babaannemin öldüğünü öğrendiğimde evde ufaklıklar paçalarıma sarılmış gülüşüyor, benimle oynamak istiyorlardı. Yere oturdum sarıldık, gülüştük. Dünyadan bihaber küçük melekler… Bir gün benim ölüm haberimi alacaklarını ve beni taşıyıp soyup yıkayacaklarını, beyaz bir beze sarıp, namazımı kılıp üstüme toprak atacaklarını düşündüm.

Ama şimdi oynamak, sarılmak istiyorlar işte… Sıkı sıkı sarıldık birbirimize. Hala imkanımız varken.

Cami avlusunda bekleşirken yanımdaki bir akrabamıza ufaklıklara dair bu düşündüklerimi anlattım. “Dua et de öyle olsun” dedi. O an anladım ve neden aklıma gelmediğine şaşırdım. Artık hayatımda iki sene önce var olmayan bir korkum vardı: evlat acısı… Bu senaryoyu tersinden yaşayan pek çok aile vardı. Bunun olmaması için hayattaki her şeyden vazgeçebilirim. Eski bir Yunan deyişinde olduğu gibi: babalar oğullarını gömmemeli.

Defin sırasında karmakarışık bir kafayla bunları düşünürken arkamı döndüm ve hayatımın en garip anını yaşadım: kendi mezarımı gördüm!

Kuzuloğlu Ailesi

Yazısı şimdiden silinmiş gitmiş bu aile mezarlığının bir parseli bana ait. Biri kardeşimin. Diğerleri anne ve babamın. Yer olmadığından eşim ve çocuklarımla zamanı gelince aynı toprağı paylaşacağız. Henüz hepimiz hayattayız ama bir gün hepimizin burada tekrar buluşacağını hatırladık.

Ben bir gün burada yatacağım… Bütün yarım kalan işlerim, projelerim, fikirlerimle birlikte çürüyüp, toprak olup gideceğim.

Kendi mezarını görmek tarifi olmayan bir duygu.

Hayatının en acı günlerinden birini yaşarken bile insanlara yardımcı olmaya çalışan babama baktım. Sonra kafamı çevirdim. Aklıma gelenleri başka bir zaman düşünmek istedim.

Dedelerim, anneannem ve babaannem… Huzur içinde yatın. Hakkınızı helal edin. Biz hepimiz ettik…

, , , , ,

53 Responses to Yarım kalan işler…

  1. Onur Şendere 04/11/2009 at 21:44 #

    Okuması çok zordu, yazarkenki duygularınızı düşünemiyorum bile. Başını sağ, mekanları cennet olsun…

  2. amarat 04/11/2009 at 22:02 #

    Başınız Sağolsun, ALLAH Rahmet eylesin.

  3. erdem 04/11/2009 at 22:03 #

    başın sağolsun serdar abi…

  4. bekir 04/11/2009 at 22:08 #

    İnna lillah ve inna ileyhi raciun.

    Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet, komşuları Efendimiz(sav) olsun. Ölüm hiçlik değil, zulmet değil, idam hiç değil. Ölüm tebdil-i mekandır. Hayatımızı elimize verenindir hayatımız. Hayırlı bir şekilde yaşamak dileğiyle. Allah rahmet eylesin.

  5. seckin 04/11/2009 at 22:10 #

    neden herkes bişey söylemeye çalışıyor ki?

  6. Nilüfer 04/11/2009 at 22:11 #

    Başınız sağolsun. Çok derin ve etkileyici bir yazı olmuş. Benim eşim (45 yaşında) için de çok çok kıymetli kişi anneannesi, hakkın rahmetine kavuşursa diye çok korkuyorum, eşimi toparlamak çok zor olacak. Bir de söylemek istediğim bir sey; “eşimden ve çocuklarımdan daha cok sevdiğim” ibaresi yazılı olunca biraz acıtıcı olmuş, benim bile canım acıdı… paylaşmak istedim…. Tüm ölmüşlere “Allah rahmet Eylesin”

  7. Barış Aydın 04/11/2009 at 22:19 #

    Başınız sağolsun..

  8. Ahmet Kara 04/11/2009 at 22:26 #

    Ben sizin bir yakınınız değilim ama her zaman paylaştıklarınızla siz bana çok yakınsınız. Başınız sağolsun, Allah ölen büyüklerinize rahmet eylesin..

  9. Emre YILMAZ 04/11/2009 at 23:56 #

    Başın sağolsun Serdar abi. Benimde dedem şu sıralar sürekli hastanede. Üzülme demekten başka birşey gelmez elden. Çünkü hayat, doğarsın, büyürsün, yaşlanırsın, ölürsün. Aradaki 1 veya 2 kısmı yaşama fırsatı olmayanları düşün ve yaşlanıp ölenlerimiz için sevin.
    saygılar…

  10. Ümit Kurt 05/11/2009 at 00:08 #

    Başınız sağolsun.

    Hepimiz bir gün bu âlemden göçüp gideceğiz.
    Yeter ki sevgilerimizi yaşayalım, sevgiyle anılalım…

  11. ferkul 05/11/2009 at 00:19 #

    evet çok zor

    Allah hepimize rahmet etsin

  12. Kahraman 05/11/2009 at 00:36 #

    Başınız sağolsun…

  13. Gökhan Doğan 05/11/2009 at 01:24 #

    Başınız sağolsun. Modern! zamanların insanları olarak hepimiz benzer duygulara sahibiz yitirdiklerimizin ardından. Acınızı paylaşıyorum.

  14. onder yuce 05/11/2009 at 02:12 #

    huzur icinde yat nezihe hanim teyze. hakkim helal olsun.

  15. sahin toprak 05/11/2009 at 08:16 #

    basin sagolsun Serdar. Ailen ile uzun ve mutlu yillar yasa.

  16. Özgür Tekinşen 05/11/2009 at 09:46 #

    Başınız sağolsun, sizin adınıza çok üzüldüm.

  17. Eda Torcu 05/11/2009 at 11:02 #

    Başın sağolsun Serdar… Çocuğuma çok sarılıyorum ben de ve hep kulağına onu ne kadar çok sevdiğimi söylüyorum, söylenmemiş sözlerden olmasın diye…

  18. Emrah TOY 05/11/2009 at 11:08 #

    Başınız sağolsun, böyle zamanlarda benim gözlem gücüm düşer duygu bütünlüğüm kaybolur, asla yazamam dile getiremem. Yaptığınız her işte alın teriniz olduğunu nisbeten bilirken hayatınızdada metanet kazanacak kadar derin tecrübelere sahip olduğunuzu görmek gurur verici. Sevdiklerinizi hiçbir zaman tarifi olmayacak acılarla, üzüntülerle defnetmemenizi dilerim. Şahsım adıma, sizin bende daha çok hakkınız vardır ama sizden dolayı benimde hakkım helal olsun.

  19. kadir önder 05/11/2009 at 11:11 #

    başınız sağolsun, bir kaç ay önce aynı duyguları babaannem’in vefatı sonrasında yaşamıştım. Şimdi biliyorum ki onun için yapacağım en iyi şey dua etmek.
    Allah sabır versin, tekrar başınız sağolsun.

  20. Yunus Özen 05/11/2009 at 13:31 #

    Serdar Abi, başın sağolsun. Geride kalanlara sabır dilerim.

    Yazıyı okuyunca aklımdan geçen bir şeyi de belirtmek istiyorum. Ara sıra ölümlü olduğumuzu hatırladığımızda ne güzel oluyor değil mi? Herkese bu hatırlamayı yılda en azından iki kere (bayram arefelerinde olabilir mesela) yaşamalarını tavsiye ederim. O zaman daha insancıl ve duygulu olabiliriz. (Sözüm meclisten dışarı, şahsınızı değil de geneli kastederek yazdım)

  21. kenan kılıçtaş 06/11/2009 at 11:25 #

    Başınız sagolsun

  22. Hasan Basusta 06/11/2009 at 11:56 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey. Bu yazı bana iki şey hatırlattı; birincisi, çok sevdiğim bir söz: Hiç kimse ama hiç kimse son anında “Allah’ım keşke ofiste daha fazla zaman geçirseydim” demez. İkincisi ise aslında komedi olması gereken ama çok vurucu olan Click filmini… ( http://www.imdb.com/title/tt0389860/ ) Allah sabır versin.

  23. Hakan Hitay 06/11/2009 at 14:27 #

    başın sağolsun..

  24. TEAkolik 06/11/2009 at 14:58 #

    Başınız sağolsun. Rabbim mekanını cennet etsin.

  25. Yucel YILMAZ 06/11/2009 at 17:45 #

    başınız sağolsun. allah çocuklarınızı size bağışlasın.

  26. John Serra 07/11/2009 at 10:59 #

    Sizin ve ailenizin başı sağolsun…

  27. Ahmet 08/11/2009 at 05:27 #

    başınız sağolsun.

  28. Adnan Topçuoğlu 08/11/2009 at 21:46 #

    Başın sağolsun serdar abi

  29. yunuxy 08/11/2009 at 22:39 #

    başın saolsun serdar abi ama bide şöyle düşün bence..ben 7 yaşımda annanemi 12 yaşımda dedemi kaybettim öbürleri ben doğmadan ölmüştü ztn…yine sen bunca yaşına kadar görmüşssün ne mutlu sana belki birileri için dede annane çok şey ifade etmez ama onlar hayatta olsaydı hayatımın o karanlık yıllarını geçirmezdim!!!

  30. Baybars 11/11/2009 at 19:10 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey. Ailenize ve size sabırlar dilerim.

  31. kemal şahin 19/11/2009 at 22:38 #

    Başınız sağolsun ve Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun.

    hocam geç okuduğum için mutlu olduğum ama her kelimesi ile içimin cız ettiği bir yazı. Her satırda tüm samimiyetiniz, içtenliğiniz ve hissettikleriniz bizzat içime işledi.

    Allah bazı insanlara elem, kederi az vermeli siz bunlardan birisiniz bence. En büyük acınız bu yazınızdaki olsun, barındırdığınız heyecan, sevgi ve şevk sonsuz olsun.

  32. özge gürçay 25/12/2009 at 17:08 #

    Özür dilerim yazınızı yeni okudum tekrar hatırlatmak istemezdim ama ‘sizi gerçekten anlayabiliyorum’ demek istedim..

  33. H.Nur Kabakçıoğlu 03/11/2010 at 14:53 #

    Başınız sağolsun Allah rahmet eylesin.
    İşler, güçler derken herşey boş aslında. Yanında olamamak aile büyüklerimizin yeterince vakit ayıramamak ki kime göre neye göre ne kadar elden gelmeyince daha bir artar üzüntümüz. Yeter ki dile getirilememiş sözler olmasın aramızda. Sevgimizi ve saygımızı yeterince gösterebilelim herkese herşeye…

  34. okannh 03/11/2010 at 15:18 #

    Ne kadar ölümün yanında her şey anlamını yitirse de, anlamlı olan hayattayken sevdiklerimizle beraber olabilmek.
    Başınız sağolsun.

  35. Ayk 03/11/2010 at 15:57 #

    Mekanları cennet olsun. Sevgiler ve saygılar.

  36. Htc 04/11/2010 at 01:32 #

    Babaannem aklıma geldi…
    Son zamanlarda sık sık gelir oldu zaten… Babaannem ve dedem. Hayatımın belki de en güzel anlarını yanlarında geçirdiğim, belki de beni gerçekten mutlu edebilen iki insan…
    Onları çook özlüyorum.
    İnsan bir gün anlıyor “dünya hayatı sizin için bir oyun ve eğlenceden ibarettir” cümlesinin anlamını. Ancak anladığına uygun yaşayabiliyor mu, işte orası muamma.

  37. Hakan 04/11/2010 at 14:47 #

    Eskiden çok anlam veremezdim “Allah sıralı ölüm versin” dedikleri zaman. Artık çok iyi anlıyorum. Benim de en büyük korkularımdan biridir yaşadığınız.

  38. brhm 16/11/2010 at 23:12 #

    başın sağolsun Serdar abi. Bende yakın tarihte ailemden birini kaybettim. ölenin arkasından üzülmek mi, yoksa kafanı çevirip baktığında gördüklerinden dolayı gitmlerine sevinmen mi? bilemiyorum. hayat denen paradoks gerçekten mücadele istiyor. yazına katılıyorum.

  39. asi_kardelen 22/11/2010 at 22:48 #

    kusura bakmayın ama ne zaman delirdiniz? kendinize acıyorsunuz…başarısızlığınızın sizde yarattığı duyguyu bu yazıyı okuyarak öldürüyorsunuz…

  40. Can Topcu 14/04/2011 at 13:55 #

    Serdar Bey, Allah sabır versin.

    Ölüm kaçınılmaz bir son; fakat o zamana kadar yapılacak çok şey var ki giderken insanın gözü açık kalmasın.

  41. Aslı Gökdere 19/09/2011 at 13:33 #

    Gün ortasında okuyup işlerin içinde boğulmuşken tokat etkisi yarattı:( Ne kadar doğru şeyler yazmışsın, Allah nur içinde yatırsın.

  42. Ömer Kara 24/11/2011 at 15:04 #

    İnsanın hayatta iken kendi mezarını hazırlaması ve üstüne de adını yazdırması, söylemekten üzgünüm ki, doğru bir şey değil… Geride kalanlar sıkıntı çekmesin, hemencecik yer hazır olsun diye düşünülmüşse bir miktar haklılık payı olabilir.
    Ama kocaman dünya’da 2-3 metre kare biryer bulmak da zor olmasa gerek… Hele hele insanın ‘mezarımı da hazırladım’ bilinciyle ve fikriyle yaşaması doğru değil…
    Yazıda okudum.. cenaze namazını kılmaktan ve dini usullere göre defin işlemlerini gerçekleştirmekten bahsetmişsiniz… Bunları yapabiliyorken, yaşayan, sağlıklı birinin kendi mezarını hiçbir nesnel gösterge yok iken hazırlamasının da ‘dini açıdan’ ‘caiz olmadığını’ belirtmek isterim…

  43. gul 04/02/2016 at 00:21 #

    Guzel yazi ve de vurucu maalesef. Ben de anneannemi cooook ama cooook severdim. Benim ki iki saat icinde oluvermisti kalp krizinden. Sanıyorum öldüğünde ve son iki saatinde yanında olmamdan mutevellit çok üzülmedim.sanki o gorevini yapmıştı ve öyle gitmişti bu hayattan benim için…

  44. hayat dair 28/03/2016 at 09:21 #

    bu zamanda sizin gibi düşünen çok az kişi kaldı ananyı bababyı ziyaret etmeyen evlatlar bilirim hatta evine sokmayan gelin ve damatlar. allahım hepimizi islah etsin.

Trackbacks/Pingbacks

  1. M. Serdar Kuzuloğlu » Blog Archive » Ömür çiçek kadar narin, bir gün kadar kısa… - 05/03/2010

    […] zaten kaybettim. Onun üstüne bir acıyı da yaşamak istemiyorum. Ölüme dair fikirlerim de malum. Mezarlıktayken sağıma soluma bakındım. Uçsuz bucaksız […]

  2. Hep daha parlak bir hedef vardır | M. Serdar Kuzuloğlu - 02/01/2011

    […] bir kesitAma göreceksiniz; 2011′de o puroyu içeceğim! Bu seneye dair en net hedefim bu.Yarım kalan işlerimin başka şeyler olmasını isterim. İlgili olabilecek diğer yazılar12/06/2010 — Çaresizliğin […]

  3. Küçük kızım ‘Neynep’ | M. Serdar Kuzuloğlu - 07/08/2011

    […] isyanlarıyla boğuşacak, ayrı dertlerin eline düşeceğim.Bunların hepsi hayatın doğal akışı. Üzülmeyeceğiz.Ama şunu bilesin ki benim güzel kızım; seni bu hayatta en çok sevecek erkek […]

  4. Hayatımın en zor, en acılı 3 günü | M. Serdar Kuzuloğlu - 21/09/2011

    […] Özellikle kurtuluş, geri dönüş şansı yoksa…Hepimiz bir gün öleceğiz ama ‘sıralı ölüm‘ denilen şey önemli. Sıra bozulunca tahammül etmek zorlaşıyor.Bir vefatın ardından […]

  5. Bir huysuz daha eksildi aramızdan - M. Serdar Kuzuloğlu - 30/08/2012

    […] uyuyamayanlardanım. Ama garip bir şekilde, nadiren de olsa içine düştüğüm derin uykular hep tatsız haberlerle uyanmama sebep oluyor.Dün çalıştım, okudum, akşam bir arkadaşımla güzel bir yemek yedim, ardından […]

  6. Hayatının 23 yılı boşa gidecek. Değer mi? - M. Serdar Kuzuloğlu - 28/02/2014

    […] birçok kişiden daha fazla hatırlıyor olmamdır belki de (Farkında mısınız bilmiyorum ama öleceksiniz. Belki bu yazının bile sonunu […]

  7. Çocuklar öldürülmesin - M. Serdar Kuzuloğlu - 13/03/2014

    […] muhtaç birileri gibi kalıyorlar. Yaydan çıkmış bir ok olsalar dahi. Rahmetli anneannemin de, babaannemin de, dedemin de son anlarında dahi evlatlarına nasihatler vermesi ne garip gelmişti oysa. Şimdi […]

  8. Baba yarısı - M. Serdar Kuzuloğlu - 25/04/2015

    […] adına yarım kalanları bize ölümden başka hatırlatabilecek bir şey yok […]

  9. Hayatımın en zor, en acılı 3 günü - M. Serdar Kuzuloğlu - 24/05/2015

    […] bir gün öleceğiz ama ‘sıralı ölüm‘ denilen şey önemli. Sıra bozulunca tahammül etmek […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim