Baba yarısı

Sene 1995. Sulu sepken bir İstanbul sabahında amcamla Bağcılar’a doğru ilerliyoruz. İkimizin de pek aşina olmadığı bir otoyolun kenarında bütün heybetiyle yükselen, bulunduğu çevreye bir uzay mekiği kadar yabancı, garip şekilli camdan bir binaya ulaşmaya çalışıyoruz. Bina gözümüzün önünde ama yolunu bulmak kolay değil. Sürekli yanlış yollara girip duruyoruz.

Hayatımı değiştirecek binaya, hayatımı değiştiren adamla yaklaşıyoruz.

dmc

Serseri mayın yıllarım. Ben olmak istediğim şeyi gayet iyi bilsem de kaderin beni nereye savuracağı meçhul. Çevremin de benden yana ümidi hafiften kesmeye başladığı zamanlar. Çok garip bir yöne sürüklenmek üzereyken amcam olaya el koyuyor. Mülkiye’den sınıf arkadaşı yeni bir gazete kuruyormuş, beni ona götürecek.

Sene 1995. Amcamın arabasıyla, sulu sepken bir İstanbul sabahında Bağcılar’daki Doğan Medya Center binasına gidiyoruz. Gazetecilik çocukluk hayalim. Ne olmak istediğim sorulduğunda ağzımdan başka bir meslek ismi çıkmamış.

Demek amcamın da bir gazeteci arkadaşı varmış, öyle mi?

Sonunda o garip binaya giriyoruz. Dev bir karşılama masası. Sonraki 18 sene boyunca her sabah karşılaşacağımız hanım kimliklerimizi istiyor. İyi de neden?

Bir turnikeden geçip ilerliyoruz. Karşımıza çıkan tarifsiz büyüklükteki ses geçirmez camın ardında matbaa kısmı görünüyor. Apartman hacminde iki azgın makina gözün seçemediği bir hızla dönen rotatiflerinde bir şeyler basıyor. Kalbim küt küt. Gazete sayfalarındaki küçük fotoğraflarından aşina olduğum yüzleri arıyorum ama hiçbiri ortada yok. Peki tanımadığım bunca insan kimdir, ne iş yapar? Gazeteleri yazarlar çıkartmıyor muydu?

“Bak Mehmet, bu çocuğun kafası çalışır, çok okur, eli kalem tutar, İngilizcesi var, biraz da Almanca biliyor, bilgisayardan anlar, programlar yazıyor, elbet işine yarar”.

Mehmet Y. Yılmaz o meşhur ekşi ifadesiyle yüzüme bakıyor. Tanımam, etmem; amcamın arkadaşıymış. Yetişkin arkadaşlığının bizim çocukluk / gençlik arkadaşlığı gibi saf, cömert, karşılıksız olmadığını henüz bilmiyorum. Neyse ki onlarınki ‘benim bildiğim türdenmiş’. Temeli erken atılan şeyler daha insani oluyor sanki.

Mehmet Bey’in gözü beni pek tutmuyor belli ki ama “yarın gel, müsahhih olarak başla bakalım” deyiveriyor.

“Müsahhih ne demek?”.

Çatılan kaşlar, gergin ve yüksek perdeden bir cevap: “GİT EVİNDE ÖĞREN!”.

Sene 1995. Sulu sepken bir İstanbul sabahında amcam sayesinde çocukluk hayalime kavuşuyorum. Anlamını bilmediğim bir unvanım, tanımını bilmediğim bir görevim var. Gelişimizin aksine dönüşte yolları hiç karıştırmadan eve varıyoruz. Cep telefonu yok; varınca müjdeyi evdekilere veriyorum.

İlk zamanlar işkence gibi. Maaş yok; itilip-kakılma, horlanma, angaryalar, ayak işleri, fırçalar, umutsuzluk gırla. Herkes yerime kendi adamını getirmek için yıldırıyor. Ama benim kitabımda öyle bir ihtimal yok! Taş gibi sabırlı, keçi kadar inatçıyım. Bu benim en büyük hayalim ve başaracağım.

Bütün bu inat aslında biraz da bana inanan, güvenen, kefil olan amcam için. O da (akıllıca bir taktikle) nadiren hal-hatır soruyor. Gevşememe, sızlanmama mahal vermiyor.

Amcam ailemizin okumayı ve konuşmayı en seven üyesi. Çizgi-romandan Nazım’a her şeye kafası açık. Arada takaslar yapıyoruz. O dönemler iyice depreşen bir balık tutma hevesi var. Bagajında olta takımı hazır. Bulduğu her fırsatta kamışını Boğaz’ın sularına sallıyor. Denk gelilrsek bana yem takmayı öğretiyor. Babama (ağabeyine) heyecanla balık akınlarını ve ‘bereketli noktaları’ anlatıyor.

İki çocuğun yükünü sırtlayan babam yıllar önce işe gömülmüş. Amcam ise Maliye Başmüfettişi; nam-ı diğer ‘Üstat’. Onların yoğunluğu devletin işlediği saatlerle sınırlı. Hep enteresan hikayelerle dolu. Her denetim binbir anı. Devletin aslında her şeyden haberdar olduğunu; ondan bir şey saklanabileceğini ya da ona rağmen bir şey yapılabileceğini sanmanın aptallığını amcamın anılarından öğreniyorum.

Yaşamın dayattıklarına karşı ilkeleri korumayı, kolaycılığın refahına inat zoru seçmenin mazbut gururunu, prensip ve erdem sahibi olmayı ve daha pek çok şeyi onda gördüm. Küçük bir Anadolu kasabasında zorlukla büyütülüp okutulmuş olmanın, büyük şehrin giderek azgınlaşan ortamında ayakta kalmaya çalışmanın o malum yan etkilerini de: öfke, asabiyet, sinir…

Amcamın asabi olmak için fazlasıyla sebebi vardı. Üstelik bunun en illet türünü şiar edinmişti: içine atıyordu. Tam da o film repliğindeki gibi ‘hep içine atıyordu‘.

Ama yine de küçük zevklerden keyif alabilmeye dayalı mütevazı bir düzen kurdu amcam. Emeklilik yılları film ve kitap eritmek için mükemmel bir bahaneye dönüştü. Arada uğradığı küçük yazıhanesinde her şeye inat, hepimizden daha mutlu. Hiçbir tatil fırsatını kaçırmaz; her biri ayrı bir keşif. Annem ve babama dahi tatil keyfini hatırlattı bu azmiyle.

Hayatın acısına alışmaktan mıdır yoksa zamanla derinin kalınlaşmasından mı bilmem; yaşlılık insana imrendirici bir dinginlik veriyor.

Aynı hayat benim yaşımdakilere ise (onun da gayet iyi bildiği) bir illeti musallat ediyor: telaş.

Her sene biraz daha az görür oldum amcamı. Hayatta en sevdiğim; belki de beni en seven akrabam. Her boşluğumda aklıma düştü ama her seferinde de bir şeyler çıktı. Mahçup telefonlar, samimi özürler, olgun, vakur, babacan kabuller…

Kaçmıyordu ama kansere ‘yakalandı’. Kendi de dahil hepimiz çok geç öğrendik bu acı gerçeği.

İlk ziyaretim evindeydi. Eğlenerek sohbet etmiştik. Elbette ki hasta ziyaretine has o buruk, biraz da zoraki bir tarzdaydı. Murathan Mungan’ın ‘yara gibi gülümseme’ dediği türden. Asıl konuşmak istediklerini geçiştirdiğin, herkesin rolünü bildiği, senaryosuz, doğaçlama bir tiyatro. Aklındakiyle ağzındakinin birbirinden alabildiğine koptuğu anlar. “İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım“.

Geçen günkü ikinci ziyaretim “kritik bir akşama giriyoruz” diyen doktorların telkiniyle soluğu aldığımız hastanedeydi. Akciğerinin biri tümörünün iştahını kesmemiş olacak ki fırsat bulduğu her yere sıçramıştı. Hastane odasındaki perdesinin arkasında kemoterapi karası teni, gözünün kaçmış feri, kemiklerine yaslanmış derisiyle yan dönmüş yatıyor amcam. Solurken o kadar zorlanıyor ki nefes almasına sevinmeli miyiz yoksa üzülmeli mi; kestiremiyorum. Tek tesellimiz (ağrı kesiciler sayesinde) acı çekmiyor oluşu.

Perdenin ardından onu seyrederken gözümde kareler canlanıyor. Muzip gülüşünü, kendi halindeki huysuzluklarını, bana verdiği öğütleri, denize oltasını sallayışını, Mülkiye anılarını, görevliyken ziyaretine gittiğimizde o dönemler üst katının arka sırasında sigara içilen çift katlı otobüslerinde memleketten getirdiğimiz Maltepe sigarasını keyifle tüttürürken Londra’yı anlatmasını, bir türlü adam edemediğimiz bilgisayarını, uzaktan Veliefendi Hipodromu’nu gören terasındaki sohbetlerimizi, küçüklük fotoğraflarımda beni sevgiyle tutuşunu hatırlıyorum.

O esnada birileri koca bir kazanda harladığı kor ateşi damla damla içime akıtıyor. Kıpırdayamıyorum. Bilinci açık mı diye düşünürken yengeme anlayamadığım bir şeyler söylüyor. “Ben daha ne kadar bu hastanede kalacağım?” diyormuş.

Bir gün bile umutsuzluğa kapılmadı amcam. Elbet bunu da bir şekilde atlatacak.

Başucuna gidiyorum. Dokunsam canı acıyacak gibi geliyor; dokunamıyorum. Eğilip ona söylemek istediğim birkaç kelimeyi fısıldıyorum. Gözünü aralayıp bana bakıyor. Beni sahiden gördü mü yoksa bir refleks miydi? Daha önemlisi söylediklerimi duydu mu? Bunun merakı içimi daha uzun süre kemirecek belli ki.

Birkaç saat önce haberi geldi, hastane odasında son nefesini vermiş amcam. Huzura ermek bu olsa gerek.

Başucunda kulağına fısıldadıklarımı duymuş mudur? Kabul edilebilir bir ölüm olabilir mi? Amcama onu ne kadar sevdiğimi, ona ne kadar saygı duyduğumu, hayatımda ne kadar önemli olduğunu hissettirebilmiş miyimdir? Tamamlamak adına yarım kalanları bize ölümden başka hatırlatabilecek bir şey yok mudur?

Bu soruların cevabını bana kim verecek?

Bunları da buraya içime atmayayım diye yazdım. Ama sizler de bilmiş olun ki bugün bu ellerim aylaklık, itlik, uğursuzluğa alet olmak yerine hayırlı, faydalı şeylere vesile olabildiyse bunda çokça amcamın payı vardır.

Fikret Kuzuloğlu

1995’in sulu sepken bir İstanbul sabahında, amcamla beraber pek de iyi bilmediğimiz bir yolda ilerliyoruz. Sonrasında yaşayacağımız yıllar boyunca ona anlatmak istediğim çok şey birikecek. Çoğundan bahsetmeye fırsat bulamayacağım. O gün geçtiğimiz yollar gibi bu gerçeği de bilemeyeceğiz.

Henüz bilmediğim bir başka şey ise ölümden sonra ne olduğu. Ama dilerim böyle geç kalmış cümleler bir şekilde muhatabına ulaşıyordur.

Huzur içinde yat güzel amcacığım. Seni çok seviyorum ve hiç unutmayacağım. Yaptığım her şeyde aklıma geleceksin ve içimden sana hep teşekkür edeceğim.

Sen de hakkını helal et.

, ,

89 Responses to Baba yarısı

  1. Fatih Güneş 25/04/2015 at 03:12 #

    Sizin bu satırları yazmanıza, bizim de sizi okumamıza yol veren Fikret amcamıza, hürmetler olsun, huzur içinde yatsın.
    Allah rahmet eylesin.

  2. faith 25/04/2015 at 03:18 #

    Başınız sağolsun Serdar hocam. Her son bir başlangıç,böyle babacanlara acı çekmektense ölüm yeğdir. Bende merakla bu haftayı bloguma ayıracağım deyişinize rağmen neden pek birşey karalamadığınızı merak etmekteydim,acı bir tecrübe oldu. Tekrar sabırlar dilerim.

  3. Mehmet kaya 25/04/2015 at 03:22 #

    Mekânı cennet olsun, eminim sizin gibi bir yeğeni olduğu için çok şanslıydı çünkü hep kadrini kıymetini bilmişsiniz. Yazının böyle biteceğini tahmin etmiyordum.

  4. Tuna Dipçin 25/04/2015 at 04:35 #

    Başınız sağolsun.

  5. Azmi Aksoy 25/04/2015 at 05:01 #

    Başınız sağ olsun Serdar Bey. Mekânı cennet olsun inşâallah.

  6. eyuboglu 25/04/2015 at 05:42 #

    Allah rahmet eylesin

  7. Yağız Yetkin Azizler 25/04/2015 at 06:43 #

    Allah rahmet eylesin. Allah herkese sizin ona karşı olduğunuz gibi bir yeğen ve onun da size karşı olduğu gibi bir amca nasip etse keşke. Mekanı cennet olsun.

  8. Çağrı 25/04/2015 at 06:51 #

    Başınız sağolsun. Böyle başkalarının hayatlarına güzel dokunuşlar yapan insanların mekanı cennet olsun. Teknoloji, trend bloğu okuyup ağlamak da bir garip oluyor.

  9. ULAŞ Erel 25/04/2015 at 07:37 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey.

  10. Salamura 25/04/2015 at 07:43 #

    Mekânı cennet olsun

  11. Burak Kengil 25/04/2015 at 07:52 #

    Bir arkadaşımın hiç tanımadığım merhum babasını rüyamda gördüm ve ağlayarak uyandım. Sakinleşeyim derken burası geldi önüme. Sonunu tahmin ederek, korkarak okudum. Nasıl olursa olsun her rüyadan uyanıyoruz işte. Sonunu değistiremiyoruz belki ama hiç olmazsa her gün son günmüş gibi güzel yaşamak elimizde be amirim. Allah sizi çocuklarınızın yanıbaşından eksik etmesin. Mekanı cennet olsun amcamızın. Dualarımız sizlerle. Saygılar…

  12. Amcanız çok şanslı bu fani dünyadan göçüp giderken nede güzel bir iz bırakmış..Sizin gibi bir değeri insanlığa kazandırmış. Nur içinde uyusun. Mekanı cennet olsun..

  13. dusuncelerarasinda 25/04/2015 at 08:24 #

    Başınız sağolsun. Allah rahmet eylesin, anıları hep yaşasın…

  14. sinand 25/04/2015 at 09:20 #

    mekânı cennet olsun, başınız sağolsun

  15. Orhan ÇAM 25/04/2015 at 09:20 #

    Allah rahmet eylesin , başınız sağolsun aslında bir insanı kaybettiğinizde akrabalık dışında paylaştıklarınız ,, yaşadıklarınız belirleyici oluyor. Amcanız bir amcanın ötesindeymiş.

  16. Bedriye Ülker Topçu TOMRUK 25/04/2015 at 09:43 #

    Doğmak için ölmek gerek vede kanseri sevmek.Sevdiklerin seni hep hoş tutar,üzmezler.Hepimizin nefesi sayılı aynı yerde buluşmak bir teselli olmalı.Tanrıdan rahmet sizlere de sonsuz sabır acı her dem taze sevgiyle gitsin ışıklarla nurlarla karşılansın toprağı bol yattığı yere nurlar dolsun.Güle güle sevgiyle.”.Giden memnun ki yerinden dönen yok seferinden.”Sevgiler.

  17. Astaga 25/04/2015 at 09:49 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey, Allah rahmet eylesin

  18. Yılmaz 25/04/2015 at 09:49 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey, merhumun mekanı cennet olsun, en büyük nimet işte böyle sizin andığınız gibi, ardından hayırla anılacak bir insan olmak işte ne güzel…

  19. Mehdi GÖRÜK 25/04/2015 at 11:02 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey. Allah rahmet eylesin.

  20. Osman 25/04/2015 at 11:02 #

    Allah rahmet eylesin, size de sabırlar versin. Sizin elinizden sadır olan her hayırdan ona da bir pay olduğunu hatırlayarak teselli olun inşallah. Yarın haftanın özeti olacak mı? Bekliyoruz.

    • yilmaz 25/04/2015 at 21:52 #

      Ne yazısı ya? Osman sanırım hayatında ciddi bir kayıp yaşamadın. Vefatlar derin acı yaratır. Ben yukarıdaki yazıyı okurken bile ağlayabiliyorsam, yaşayan kişinin derin acısını tahmin bile edemiyorum. Böyle bir durumda özet vs istemek ve bunu beklemek ve bunu vefat mesajında bile ifade edebilme cürreti çok nankörce geliyor bana. Ne ara bu kadar bencil olduk anlamıyorum. Allah sana acı vermesin bu yazdığımı anlama.

      Serdar abi başınız sağolsun.

  21. Mesud Senkardesler 25/04/2015 at 11:15 #

    Mekanı cennet olsun. Ben de amcamı gecenlerde kaybettim, yazinizi okurken gözlerim doldu. Amcalar hep boyle galiba, hem baba, hem arkadaş.

  22. Sedat Coşkun 25/04/2015 at 11:48 #

    Allah rahmet eylesin. Kabrini nur, akibetini cennet kılsın. Hata ve kusurlarını örtsün, güzel amellerini 10’la çarpsın.

  23. Mustafa Serdar 25/04/2015 at 11:51 #

    Başınız sağolsun.

  24. Emrah TOY 25/04/2015 at 12:02 #

    allah ondan razı olsun, nur içinde yatsın.

  25. Mehmet 25/04/2015 at 12:28 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey. Sizinle tanışmamıza vesile olan bu güzel insana teşekkürü borç biliriz.

  26. Eren Gökyer 25/04/2015 at 12:29 #

    Allah rahmet eylesin, geride kalan sevenlerine sabır versin. Amcanız bu hayata “bildiğimiz kadarıyla ” en büyük eseri bırakmış. Daha bilmediğimiz niceleri vardır. Başınız sağolsun

  27. Mahir 25/04/2015 at 12:36 #

    Kalbim sarsıldı gözlerim doldu, tanımasam da üzüntü çöktü içime
    Ölüm karşımızdaki tek gerçek, Ölüm Allah’ın emri Ayrılık olmasaydı
    Başınız Sagolsun

  28. Mert 25/04/2015 at 12:43 #

    Başın sağ olsun Serdar abi.

  29. Eyüp ŞAHİN 25/04/2015 at 13:30 #

    Çok değerli bir yazı olmuş. Her kelimesini duygu yüküyle yazmışsınız belli ki..
    Huzur içinde yatsın. Allah Rahmet Eylesin..

  30. Sülün Gürtin 25/04/2015 at 13:41 #

    Serdar bey başınız sağolsun, sizlere sabır diliyorum, amcanız huzur içinde yatsın,

  31. Burak Kargın 25/04/2015 at 13:46 #

    Başınız sağolsun, nur içinde yatsın amcanız. Emin olun sizin sevginizin ve saygınızın farkındaydı. Sizin ona duyduğunuz minneti o da size karşı hissetmiştir. Yeğeni olarak amcanızın emeklerini boşa çıkarmadınız ve çevresine karşı gurur duymasını sağladınız. Böylesine güzel insanlar kederleri, dertleri ile birlikte sevinçlerini, gururlarını da içine atmayı yeğlerler. Geçen hafta baba yarısını, amcasını kaybetmiş biri olarak benzer duyguları hissetmiştim. Bazı önemli değerleri koşuşturma içerisinde ihmal mi ediyoruz? Yeni çağın bize dayattığı hayat tarzını bazen çok mu abartıyoruz? Cevabını kendi içimizde bulabileceğimiz yığınla soru mevcut. Duygularıma tercüman olduğunuz için ayrıca teşekkür ederim. Tekrar başınız sağolsun, amcanızı seven sayan herkese sabır diliyorum.

  32. cemaltnts 25/04/2015 at 13:59 #

    hayatta her insan bir diger insana ve insanın yaşayacaklarına vesile oluyor bilmeden yada bilerek..Amcanıza ne mutlu ki yüzlerce,binlerce insanın faydalanacağı bir insana vebu yolda bir hayra vesile olmuş..Sırf bunun için bile güzel bir ömür yaşamış diyebiliriz.”Hayat değiştirebilmek “her insana nasip olmayacak bir durum.
    Mekanı cennet,ruhu şad olsun.

  33. Erdinç Metin 25/04/2015 at 14:35 #

    Merhum amcanıza rahmet, başta siz olmak üzere sevenlerine sabır dilemekten başka elden gelen yok ne yazık ki :-(

  34. Coşkun CAN 25/04/2015 at 14:42 #

    Hocam başınız sağolsun, toprağı bol olsun amcanızın.

  35. batur 25/04/2015 at 14:43 #

    Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.( RAD-28)

  36. brsrtc 25/04/2015 at 14:55 #

    Başınız sağolsun Serdar abi.

  37. Sevgi 25/04/2015 at 14:57 #

    Nur içinde yatsın…

  38. Atilla 25/04/2015 at 15:16 #

    Serdar ağabey, başınız sağolsun, Allah rahmet eylesin. Beden ölse de, insan eserleriyle, hayatta bıraktığı güzel işlerle yaşamaya devam eder.

  39. Süleyman Sönmez 25/04/2015 at 16:06 #

    Allah rahmet eylesin güzel bir insanmış güzel bir iz bırakmış dünyamıza, mekanı Cennet olsun…

  40. serhat aralar (@aralar_serhat) 25/04/2015 at 16:25 #

    Başınız sağolsun Serdar Bey. Herkese nasip olmaz böyle bir seven yeğen ve boyle sevilen bir amca. Allah rahmet eylesin.

  41. fatih sorkun 25/04/2015 at 17:13 #

    Şu an bir sinema salonunda film başlamadan evvel dönen fragmanların yüksek gürültüsü altında ağlayarak bitirdim bu yazıyı.. Bir gün gördüğümüz herkesten ve sevdiklerimizden ayrılacağımızın dayanılmaz gerçekliği, kulaklarımı ve yüreğimi bu yüksek fragman sesleri gibi dövüyor..

  42. Serdar Hakan 25/04/2015 at 18:09 #

    Allah rahmet eylesin basınız sağolsun amirim

  43. Cengiz Koç 25/04/2015 at 18:43 #

    Allah rahmet eylesin hocam.

  44. okan güner 25/04/2015 at 19:43 #

    Mekanı cennet olsun.Allah sabır versin efendim.

  45. bora 25/04/2015 at 19:44 #

    Serin bir Kas gecesinde gözlerimi doldurdunuz. Daha önce de ninenizin başörtüsüyle doldurmuştunuz.
    Başınız sağolsun; Allah kalanlara uzun ömür versin.

  46. Ercument 25/04/2015 at 22:29 #

    Bu vefatın dahi dönüp bakıldığında bir misyonu olduğunu, son taşın harçla eklenerek bir “şey”i tamamladığını düşünmekten kendimi alamadım satırlarınızda… Bu yazıyı yazmamak da vardı, içinizdeki eriyen ve telafuz edilemeyenleri eriten demiri sadece kendi kazanınızda soğutmaya çalışmak veya 9 tahta üstüne adetten atacağınız toprağa karmak ve bizlere aktarmadan mezarlıktan dönmek de vardı… Bu yazı/gecikmiş borç sızıları, size olduğu kadar bizlere de birşeyler kattı ve dünyanın hırslı saçmalıklarından bir lahza olsun uyandırdı…Teskin etme değil müsterihliğiniz için şahsi görüşüm: Amcanız, sizden razı olarak gitti. Bundan sonrası için ise (kronometrenin geri sayışları ve zamane ikiyüzlülüğü el verir mi bilemem ama) bu baba yarısının da en azından yarısı olabilecek amcalar, dostlar kazanmanız ve bu insanların lezzetlerini ve anılarını kazanmanız dileğiyle…Başınız sağolsun ve teşekkürler paylaştığınız için…

  47. salih cakir 25/04/2015 at 22:49 #

    Duamiz odur ki; Allah rahmetiyle muamele etsin amcan(m)ıza. Başınız sağolsun. Allah sizlere ve yakınlarınıza hayırlı bereketli ömürler nasip etsin..

  48. cuneytykaya 25/04/2015 at 23:17 #

    Mekanı cennet olsun.

  49. Çağrı Kılıç 25/04/2015 at 23:35 #

    Allah rahmet eylesin abi başınız sağolsun

  50. Osman TURAN 26/04/2015 at 00:14 #

    Başınız sağolsun mekanı cennet olsun. En alışamadığımız, başa çıkamadığımız ya da başa çıkmakta zorlandığımız yine de en iyi temennimizi en iyi teselli sözcüklerimizi sarfettiğimiz acımız Ölüm.

  51. Mehmet 26/04/2015 at 10:49 #

    Işıklar içinde yatsın. Allahtan rahmet, tüm yakınlarına başsağlığı dilerim.

  52. Cemil Bekiroğlu 26/04/2015 at 11:17 #

    Allah rahmet eylesin. Başınız sağolsun. Allah sizlere sabırlar versin. Merhumun da mekanı cennet olsun inşallah.

  53. İBRAHİM KUDRET ELÇİBOĞA 26/04/2015 at 11:49 #

    Allah rahmet eylesin. Başınız sağolsun.

  54. Cumhur Bilgen 26/04/2015 at 13:17 #

    başınız sağolsun…

  55. Utkuo 26/04/2015 at 13:58 #

    Başınız sağolsun, amcanızın mekanı cennet olsun. Sizin gibi bir insan yetiştirmiş ve bizlerle bu bilgi birikimini paylaşmanıza bir anlamda vesile olmuş.

  56. Sait İşseven 26/04/2015 at 14:10 #

    Başınız sağ olsun. Eminim kulağına fısıldadıklarınızı da buraya yazdıklarınızı da duyuyor, biliyordur.Allah rahmet eylesin.

  57. Mehmet Sarkın 26/04/2015 at 14:44 #

    Başın sağolsun

  58. ihsan 26/04/2015 at 16:09 #

    Başınız sağ olsun.sabırlar diliyorum.

  59. aliozgur 26/04/2015 at 16:27 #

    yaziyi okurken una mattina=ludovico einaudi caliyordu sans eseri spotifyde
    bogazim dugumlendi
    sonundada resmi gorunce malum filmdeki son sahnedeki fotograf geldi aklima

  60. Yusuf Ayhan Necli 26/04/2015 at 16:54 #

    amcanız Fikret can la turhal lisesinden sınıf arkadaşıyız,çocuklugunu, gençliğini hatırlarım,vakurlu sakin karşısındakine güven veren mert bir arkadaşımızdı,Fikret can a allahtan rahmet tüm aileye ve arkadaşlarına sabırlar diliyorum.

  61. Y. Kutlu 26/04/2015 at 19:10 #

    Abi başınız sağ olsun, sizlere ve yeni nesillerinize sağlıklı, mutlu güzel hayatlar temennisiyle..

    Bu vesile ile belirtmek isterim ki; bu hayatta en çok garibime giden şey; nereden geldiği ve nereye gideceği meselesini tam halledememiş insanların tesadüfen yaşıyor oluşu… Hikayenin başı ve sonu belli değilse attığımız her adım tesadüf değil midir?

    “Telaş” kavramının tüm bünyeleri ele geçirmeye başladığı bu devirde herkese “varlık felsefesiyle temellendirilmiş ruhsal detoks” gerek.

    Aslında telaşla da birebilir ilintili değil bu soru(n), sadece bu devrin değil, cilalı taş, yontma taş devirlerinde yaşamış kardeşlerin de en büyük sorusudur hikayenin başı sonu.

    İlk insan- son insan arası tam zoom-out yap; sonuç? iki nokta arasında gidip gelen yüzlerce karınca vardır hani hep koştur koştur…

    Sabırlar dilerim.

  62. Bahadır Batır 26/04/2015 at 20:14 #

    Serdar Bey
    Başınız sağ olsun. Başta size ve merhum Amcanızın bütün sevenlerine Allah sabır versin. Mekanı cennet olsun.

  63. feritgk 26/04/2015 at 20:57 #

    basiniz sagolsun.

  64. Utku Serhun 26/04/2015 at 21:44 #

    Her olum erkendir. Basiniz sagolsun.

  65. Hamdi Özkaraman 26/04/2015 at 22:36 #

    Serdar bey,
    Başınız sağ olsun.Tüm aileye , sağlıklı ve sabırlı günler dilerim.
    Mekanı Cennet olsun.

  66. Özgür Tekinşen 26/04/2015 at 22:49 #

    Başınız sağolsun, mekanı cennet olur inşallah.

  67. e-vren ;) 27/04/2015 at 07:23 #

    Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Acını derinden paylaşıyor, sabır diliyorum Serdar Abi.

  68. burakmartonalti 27/04/2015 at 09:01 #

    başın sağolsun abi

  69. omer 27/04/2015 at 10:01 #

    öncelikle başınız sağolsun. Amcanızın da mekanı cennet olsun inşallah. Sizin gibi mümbit, zeka dolu başarılı bir adamın nasıl yetiştiğini hep merak etmişimdir. Şu açık ki hayatın ilk evrelerinde sizi ışığıyla alevlendirenlerden biri de amcanız. Keşke bizler de çocuklarımıza hayatlarının bu ilk evrelerinde iyi bir yol çizip, hafiften de olsa bir ışık yakabilsek, topluma faydalı güzel nesiller yetiştirebilsek.

  70. beyrul 27/04/2015 at 15:42 #

    Başın sağolsun hocam.

  71. Cemal 27/04/2015 at 19:48 #

    Serdar bey
    Başınız sağ olsun. ALLAH rahmet eylesin.
    ALLAH acınızı da unutturmasın.
    Bu laf bana çok anlamsız gelirdi. Ancak 4 yıl önce
    20 dk ara ile önce babamı, sonra annemin babası olan dedemi kaybedince ne demek olduğunu çok ama çok iyi öğrendim.
    Halen dedemin ölümü ile ilgili hiç bir şey yok bende. Annem de ise hiç bir şey yok..
    O kadar sevdiğim dedemi kaybedip acısının olamaması acayip bir şey çok acayip..
    Çok acı bir durum.
    ALLAH size acınızı unutturmasın.

  72. Enes 27/04/2015 at 21:57 #

    Duygulandim hocam. Allah amcaniza rahmet eylesin. Sizinde başiniz sağolsun.

  73. A.Sinan Aksöyek 28/04/2015 at 09:00 #

    Allah rahmet eylesin, Allah kalanlara sabır ve hayırlı ömürler versin.Mekanı cennet olsun..

  74. B. 28/04/2015 at 10:39 #

    Her kaybettiğimizde hayatımızın oluşmasına sebep birilerini birkaç yüz tane parçası kaybolmuş yapboz gibi kalıyoruz. Yerine yenilerini koymak için çabalasak da hiçbirşey doldurmuyor bizi biz yapan anların, o anların paylaşıldığı insanların yerlerini…

  75. Ali Fuat Şentürk 28/04/2015 at 16:15 #

    Serdar Bey ilk olarak siz ailesinin sonrasında Biz Arkadaşların Başı sağ olsun.Fikret Ağbiyle 2011 yılında Mega Center İşletme Yönetiminde tanıştık.Fikirlerimiz ve Dünyaya bakışımız açımız aynı olduğu için çok çabuk kaynaştık.Kendisi Kooperatif konusunda uzman olması sebebiyle Biz Yönetim Kurulu Üyelerine danışmanlık yapıyordu.Yanlış hiç bir kararın altına imza atmadığı gibi Bizlerinde bilmeyerek yaptığımız yanlışlıklarıda düzelmiştir.Yönetim Kurulu toplantılarından çıktığımızda Bana Fuat’cım araban var mı der yok dersem Bakırköy’e beraber gelirdik.Tabi bunun tersi de olurdu.Özet olarak Fikret Ağabeyi çok özleyeceğim.Mekanı Cennet Kabri de nurlarla dolsun.

  76. salih temiz 29/04/2015 at 06:31 #

    Allah rahmet eylesin. Guzel insanlar guzel insanlarin önünü açıyor. .Hep olacaklar. Mekanı cennet olsun

  77. Batuhan HANÇER 29/04/2015 at 08:49 #

    Serdar Bey başınız sağolsun,toprağı bol olsun.. her cenaze töreninde hep aynı dize gelir aklıma “Ölüm Allah’ın emri..Ayrıl olmasaydı..”Allah Rahmet Eylesin.Mekanı cennet olsun.

  78. sinem 29/04/2015 at 15:54 #

    başınız sağolsun serdar bey, merhumun mekani cennet olsun. ölümü veren allaha da hamd-ı senalar olsun. ölüm olmasa hayatın değerini bilemezdik. hayatın değerini bilen biriymiş, yattığı yerler de nur olur inşallah.

  79. Zeki Balay 29/04/2015 at 23:59 #

    Böyle Amcalar kaldımı bilmem , Yaratandan onun adına tekamül, bize de bize de sen de hakkını helal et demek, Bana da amcamı arattı.

  80. Hasan Kabakcı 01/05/2015 at 14:38 #

    Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Size de sabır versin.

  81. Süleyman 03/05/2015 at 15:29 #

    Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun

  82. Kemal 13/05/2015 at 19:47 #

    Allah Sana ve Çocuklarına uzun sağlıklı ömür versin.

  83. Blogger Bolat 17/05/2015 at 17:53 #

    Başınız sağolsun, her ölüm zor! O kadar güzel anlatmışsınız ki, sizinle aynı binada çalıştık, zamanla selamlaştık, onca insan arasında en güleryüzlü mutlu insanlardan biriydiniz benim için. Önemli olan gidene kadar yaşayabilmek Serdar Bey…Yoksa herkes ölecek bu bir giz değil! Amcanız nur içinde yatsın. Sizin gibi bir insanı Türk toplumuna kazandırdı.

  84. Ömer 03/06/2015 at 20:33 #

    Allah rahmet eylesin…

  85. alicans35 04/09/2016 at 19:49 #

    Allah rahmet eylesin. Başınız sağolsun.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Haftanın Özeti: 26 - M. Serdar Kuzuloğlu - 26/04/2015

    […] böyle hoşluklarla kapatıyordum ki Cuma akşamı amcamı kaybettik (böylece haftalardır her özette neden kanser tedavisiyle ilgili gelişmelere odaklandığım […]

  2. Haftanın Özeti: 26 - Dünya Halleri - 06/08/2015

    […] böyle hoşluklarla kapatıyordum ki Cuma akşamı amcamı kaybettik (böylece haftalardır her özette neden kanser tedavisiyle ilgili gelişmelere odaklandığım […]

  3. Hayatımı değiştiren mektup - M. Serdar Kuzuloğlu - 03/09/2016

    […] yönelik tek güzel anım Aydın Uğur‘u? Tam uçurumun kenarındayken beni tutup çıkaran Amcamı? Gazetede herkes altımı oyarken tam kovulacağım sırada bana sahip çıkan -dolayısıyla […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim