Hayatının 23 yılı boşa gidecek. Değer mi?

Yazının Özeti

  • Uyku, sağladığı faydaya oranla ihtiyaç duyduğu zaman açısından kabul edilemez bir zaman kaybı. Süresini kısaltmak için sağlıklı bir yöntem gerekiyor.
  • Dünyanın neredeyse her ayrıntısını eşit mesafede uzağımıza getiren internet, tv platformları, eğlence ortamları, zamansız-mekansız iş dünyası varlığını korurken geleneksel tarzda uyku giderek zorlaşıyor.
  • Uyumak istediğimiz zamanla uyumak zorunda olduğumuz zaman nadiren birbirini tutuyor.
  • Deliksiz, uzun gece uykularının zararı yok ama tek seçenek de değil.

Uykuyla ilgili çocukluğumdan bu yana devam eden ciddi bir sorunum var. Uyumayı; ama özellikle gece uyumayı sevmiyorum. Beni tanıyanlar ya da sosyal medyadan takip edenlerin de aşina olduğu bir durum. Buna bir sorun demeli miyiz bilemiyorum. Çünkü hangi saatte, ne kadar ve neden uyumamız gerektiğine dair ağız birliğiyle kabullenilmiş hiçbir açıklama yok. Garip ama durum bu.

ieie

Uykuyu bizden daha çok sevenler yok değil.

İnsan, hayatı boyunca en çok zamanı mecburen uykuda kaybediyor. Üstelik yaptığı / mecbur olduğu diğer her şeyin aksine uykuda uyumaktan başka hiçbir şey yapamıyoruz. Dahası, neden uyuduğumuzu bile bilmiyoruz! Ortalama bir insanın günün üçte birini (8 saat diyelim) uykuda geçirdiğini hatırlayınca toplamda ömrünün üçte birini boşa harcadığını düşünebiliriz (Türkiye’nin 2050 ortalama yaşam beklentisi 79 yıl. Yani hayatımızın 24 yılı uyuyarak geçecek! 24 yıl!).

Evet uyumak güzel, çok keyif veriyor. Hele o uyanış anındaki yataktaki miskinlik harika bir aylaklık. Sanılanın aksine uykuyu herkesten çok seviyorum. Hayatımın yarısını; hatta daha fazlasını uyuyarak geçirmeye razıyım. Ama hayatta bunca yapacak şey varken uyumak bana yaşama ihanet gibi geliyor. Psikiyatrist bir dostum bunun ölüm korkusuna işaret edebileceğini söylemişti. Sorunun sebebi umulmadık bir anda ölme ihtimalini birçok kişiden daha fazla hatırlıyor olmamdır belki de (Farkında mısınız bilmiyorum ama öleceksiniz. Belki bu yazının bile sonunu okuyamadan).

24 yılı uyuyarak harcama fikrine katlanamıyorum. O zaman diliminde neler yapabileceğimi düşününce hele.

Peki neden uyuyoruz, hiç düşündünüz mü?

Böyle bir merakınız varsa sabretmeye devam edin. Çünkü inanması zor gelse de bilim dünyası hala neden uyuduğumuzun cevabını bulabilmiş değil. Uykuyu tetikleyen beynin hipotalamus bölgesindeki yapılar keşfedildi, uykunun evreleri hakkında az-çok bilgi sahibiyiz. Ama neden uyuduğumuz hala bilinmiyor. İlk akla geldiği gibi fiziksel bir yorgunluk da değil bu. Gün boyu kıpırdamadan otursanız dahi uykunuz gelecek (berber koltuğunda gelen uyku bir tek bana mı has?).

Bu konuda ünlü İngiliz Nörolog Russell Foster‘a kulak verelim biraz. Çok önemli bilgiler aktaran bir TED sunumu var.

Foster’dan da dinlediğiniz gibi uykunun sebebi meçhul. Ve uykudayken sandığımızın aksine yarı-ölü durumda değiliz. Bazı bölümlerimiz normalden daha fazla çalışıyor.

Genel uyku düzeninin kökeni işlev merkezli. Tarım ve avcılık çağında güneşin doğuşu ve batışı her şeyin belirleyicisi. Güneş doğdu mu işler başlar, battı mı biter. Aydınlatılamayan karanlık (gece) insana dair her şeyin bitişini ve tehlikeli yırtıcıların zamanını temsil eder. Sıra onlardadır artık. İnsanoğluna yapacak iki şey kalmıştır: sevişmek ve uyumak. Atalarımız ikisinin de hakkını vermiş.

Endüstri çağında elektrik ile aydınlanma başlayınca gece ile gündüzün farkı ortadan kalkar. İnsan artık zamana hükmetmeye başlamıştır. Herkes kendi gece ve gündüzünü kendi belirleyebilir artık. Fakat bir yandan da yaşama dair sorumluluklar tarım toplumunun izlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Eğitim, iş, alışveriş; kısacası pek çok şey gündüz yapılmak zorundadır. Bir başlangıç ve bitiş saati vardır.

Bu da bizi sosyal jetlag dediğimiz kavrama götürür (mutlaka bilmeniz gereken bir terim daha).

Hayatımızdaki zamanı belirleyen üç temel kavramı var:

  1. Güneşin doğuşu ve batışı. Yani doğal gündüz ve gece.
  2. Saatimizi kurduğumuz an. Yani işe / okula gitmek zorunda olduğumuz zaman. Mecburi gündüz ve gece.
  3. Gerçekte uyumak ve uyanık kalmak istediğimiz zaman. Yani içgüdüsel (biyolojik?) gündüz-gecemiz.

İşte sosyal jetlag bu üçü arasındaki uyumsuzluğu temsil ediyor. Güneşin 07:00’de doğduğu bir şehirde trafikten kurtulmak için 06:30’da (gece) uyanmak zorunda kalmak ve aslında 09:00’da uyanmak istemek. İşte bu üç farklı zaman en büyük çağdaş sorunumuz. Üstelik (iş için düşünürsek) saçma temellere dayanan mecburiyetlerden.

Uykunun ne faydası var?

Görünüşe göre uyurken beynimiz gün boyunca topladığı evrakları düzenleyip arşivliyor, dolaplara diziyor. Darmadağınık bir yığın bilginin ayrıştırılması. Bir nevi -sabit disklerden aşina olduğumuz- defragmentation (birleştirme) işlemi diyebiliriz buna. Bu yüzden sonunda iyi uyamadığınız bir günde öğrendiğiniz her şeyi unutma ihtimaliniz oldukça yüksek.

Şişmanlık- zayıflığın da uyku ile ilişkili olduğu iddia ediliyor. Buna göre vücut yağları yakma / parçalama / sınıflama işlemini uykuda gerçekleştiriyor. Ne kadar az uyku, o kadar fazla yağlanma diyorlar. Foster’ın yukarıdaki sunumda da değindiği gibi obezite, diyabet (şeker) ve depresyon gibi birçok rahatsızlığın kökeninde uyku var. Foster’dan bir alıntı daha yapalım:

Tabii ki çoğumuz şu soruyu soruyor: “Uykumu alıp almadığımı nasıl anlarım?” Bu o kadar da zor değil. Sabah uyanmak için bir çalar saate ihtiyacınız varsa, yataktan kalkmanız uzun sürüyorsa, çok fazla uyarıcıya ihtiyaç duyuyorsanız, huysuz, asabi iseniz, iş arkadaşlarınız yorgun ve asabi göründüğünüzü söylüyorsa, büyük olasılıkla uykusuzsunuzdur. Onları dinleyin. Kendinizi dinleyin.

Dün Twitter’dan gelen bir linkte yeni bir araştırmanın sonucuna rastladım. Buna göre beyin uyku sırasında zararlı toksinleri temizleyerek alzheimer gibi hastalıkları engelliyormuş.

Peki gece uyumak şart mı?

Hayatımı değiştiren kitaplardan biri -sanıyorum 20 sene önce okuduğum- Gündüz Vassaf‘ın Cehenneme Övgü kitabıdır. Geceye Övgü kısmındaki eşsiz tespitler benim için kutsal metin gibidir. Şöyle der mesela:

‘Yaşamın  anlamı’ gece  duyumsanır  ve  sorgulanır.  Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam, gecenin konusudur.

Bence Geceye Övgü bölümünü (ve diğerlerini) mutlaka okumalısınız..

Çoğu uzman uykunun gece ile ilişkilendirilmesinden yana. Onlara göre biyolojik düzenimiz güneşin doğuş ve batışıyla doğrudan ilişkili. Ama alternatif / tamamlayıcı görüşler de var. Mesela şahsen bir türlü becerememiş olsam da öğlen yemeği sonrası (kaçta yeniyorsa artık) 1 saatlik kestirmenin gün içinde zindeleştirici bir etkisinin olduğunu kimi arkadaşlarımdan gözlemliyorum.

Bir başka -yeni- akım Da Vinci uykusunu savunuyor. Buna polifazik, süper insan uykusu ya da çok fazlı uyku deniyor. Bu sistem adından da anlaşılacağı gibi uykuyu gün içinde birkaç dilimine bölüyor. Toplamda uyuduğunuz süre de 5 saati geçmiyor. Özellikle REM dediğimiz derin uyku anlarını daha sık yaşayıp beyni daha iyi çalıştırmaya yaradığı savunuluyor. Gün içinde şekerlemeler yapmak da diyebiliriz.

İşin son noktasında gerçek da Vinci uykusu 4 saatte bir 20 dakika kestirme üstüne kurulu. Böylece günü toplamda 2 saatlik uykuyla geçirebiliyorsunuz. Zamanlama konusunda yardımcı olmak için cep telefonu uygulamaları bile var.

Ben denemedim ama deneyenlerden pek de kolay olmadığını duydum. Hayatına en çok şey sığdırmayı başarmış insanların başında gelen Leonardo da Vinci’nin sırrı bu uyku düzeninin kazandırdığı zaman ve hediye ettiği duru zihinmiş diyorlar.

Yazı uzayınca notların yarısı yine elimde kaldı. Gerisi size kalmış. Kurcalarken uykusuz kalmayın bari…

EK: Zihninizi uykuya hazırlamanın yolu.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

47 Responses to Hayatının 23 yılı boşa gidecek. Değer mi?

  1. Emrah 18/10/2013 at 16:27 #

    Ben bu konuda bir teori okumuştum. Mantıklı gelmişti. Sıcakkanlı canlılar aslında, soğukkanlı geçmişlerinden taşıdıkları gereksiz genler sonucu hala uyumak zorundalar. Gece soğukkanlı hayvanlar, kendi vücut ısıları olmadığı için, yarı ölü durumuna geçerler. Ama sıcakkanlılığın ortaya çıkışı ile aslında buna gerek kalmaması lazım. Yorulmadığımız halde uykumuzun gelmesi bu nedenle. Belki o konuda canlılar bir evrim geçirecek ve uyku azalarak bitecek. Kim bilir?

  2. Lec 18/10/2013 at 16:30 #

    Uyku bence kayıp degil, bir zevk

  3. kul ahmet 18/10/2013 at 16:37 #

    bir de şöyle bir şey varmış amirim:
    http://www.sabah.com.tr/fotohaber/yasam/korler_neden_kanser_olmaz

  4. khanalpine 18/10/2013 at 17:17 #

    Üniversitede öğrenci evinde kalıyorum ve sürekli ev arkadaşlarımla uyku konusunda tartışırız. Onlar sürekli uyurlar. İkinci öğretim olmamız da bunun en büyük destekçisi. 17:00’a alarm kurup derse öyle geldiklerine çok tanık oldum. Benim anlatmak istediğim, ben de onlarla gece 2-3’e kadar otururum fakat ben en geç sabah 9-10 gibi kalkarım. Ben uykuyu hiç sevmem. Geçmişte sizinle bu konuda aynı olduğumuzu görmüştüm. Daha sonra bu konuda biraz araştırma yaptım ve sizin anlattıklarınızla benzer sonuçlar buldum. Da Vinci uykusunu da görmüştüm. (Çoğu insan bunu Einstein uykusu olarak bilir.) Fakat ben 20-25 dakika uyku uyuyacağım diye uykuya dalana kadar çok zaman kaybederim. (Eminim birçok insan da benim gibidir.) O yüzden Da Vinci uykusu teoremine karşıyım. Deneyip gördüğüm, öğlenleri uyunan uykunun çok verimli olduğu. (Fakat her şey ile bağlantısı kesilmiş, derin, kusursuz bir uykudan bahsediyorum. Yarım saat bile sizi sabaha kadar götürebilir o derece.) Ve deneyip gördüğüm diğer bir nokta, laptop başında film izlerken uykuya daldıktan sonra kendimize geldiğimizde salona gidip -ışıklı bir ortamdan bahsediyorum- oturduğumuzda o hafif kestirme bile bizi sabaha kadar götürebilir.

  5. yusuf 18/10/2013 at 17:59 #

    yahu yazının daha başında dayamadım “İnsan, hayatı boyunca en çok zamanı mecburen uykuda kaybediyor.” diyor yani zaman bir bakıma boş geçiyor diyor. 25 yaşındayım ve kocaman şu hayatta yapacak hiç bişiy bulamıyorum bulsam da sıkılıyorum her şey boş geliyor, millette ” zaman boşa geçiyor, halbuki yapacak,yaşayacak o kadar çok sey var ki diyor yaşamak güzel diyor ve uyku da gecen zamana dert yanıyo ala ala ” hayat çok tuaf…

  6. wime77 18/10/2013 at 18:06 #

    Yaşamımın dönüm noktası diyebileceğim bir zaman da uyku ile ilgili çok bilgi sahibi olmuştum.

    Bunların başında neden gece uyuduğumuz ile ilgili olan ksım da insan oğlunun varoluşundan bu yana geçen zaman da neden gece uyuyup gündüz çalışma sebebiy di. Durum sadece zamanın imkanları ile olmadığını güneşin doğmasına yakın zamanda gelmeye başlayan bazı ışınların göz kapaklarından geçip retina ya ulaşması ile uyanma tetikleniyor.
    Bu nedenle kalın perdeli pencereli veya güneş almayan odalar da uyanmanın zorluğu burada başlıyor.

    Yalnız 8 saat uykunun birçok insan için gerekli olduğu konusunda çok tartışma olsa da ben 5 ( 4:20- 4:50 arası ) saat uyku için bir yöntem öğrenmiştim.

    Bu yönteme göre saat 23:00 ya da 00:00 da yatılıp 3 saat uyunuyor ve kalkılıp iki saat çalışıp tekrar iki saat uyunuyor. İlk uyku sonrası zihnin ciddi anlamda dinlemesi ve aradaki 2 saat boyunca yapılan çalışmanın verimliliği oldukça yüksek. Sonra ki iki saatin hepsi uykuda geçmiyor yapılan çalışma hakkında zihin meşgul oluyor ve daha iyi bir fikirle yatağınızdan kalkmanız mümkün.

    Uyku kalitesini arttırmak için birtakım önlemler alınabilir. Kalın giysiler veya sıcak bir oda da terleme nedeni ile uyanmak, rahatsız yastık ve yatağınızın paylaştığınız partnerinizin sizi rahatsız eden bazı durumları ( horlama, sürekli hareket etmesi, öksürmesi vs)

    Uyku çok fazla bilinmeyenli bir denklemin sonucu ve kesinlikle gece yapılması gerektiğine inanıyorum.

  7. yskiyak 18/10/2013 at 20:58 #

    Allah’ın varlığına ve bizi yarattığına inanıyorum. Bu yüzden bizdeki işleyişi en iyi bilenin O olduğunu düşünüyorum. Bundandır ki uykunun ne kadar ve nasıl olacağını da yine O’nun tarafından bilinebileceğini düşünüyorum zira bilim çok yavaş ilerliyor. Bilimin, O’nun bildiği kadarını bilmesi de imkânsız.

    E o zaman Allah bu konuda ne diyor, ona bakmak lazım. Bakmak için de bize bir “örnek insan” göndermiş: Hz. Muhammed (sav). Meselâ öğleden sonra bir miktar uyurdu Efendimiz. Bunun adı Kaylule: http://www.sorularlaislamiyet.com/article/1195/kaylule.html Biz Müslümanlar öğleden sonra bir miktar uyuyarak hem zindeleşiyoruz hem de sünnete uyduğumuz için sevap kazanıyoruz. (Ne güzel bir din ama…)

    Yani demem o ki Hz. Muhammed’in hayatına bakarak hayatın bütün problemlerine çözüm bulunabileceği gibi “uyku” problemine de çözüm bulunabilir. Bu da hadis kaynaklarını araştırarak mümkün.

    Kolay gelsin amirim. Seni seviyoruz.

    • wime77 18/10/2013 at 23:53 #

      Bilim neden yavaş ilerliyor biliyormunuz ?

      Dünya da milyarlarca insan var ama bunların birkaç milyonu bilim ile ilgileniyor.
      Türkiye de BİLİM ADAMI kaç tane biliyormusunuz ?

      Amerika ve Avrupa da ?

      Ayrıca meksikalılar, İspanyollar, Yunanlılar ve çok yakın ama KIBRISLI Türkler de öğlen uyurlar ve hepsi bu uykuya bir isim vermiştir. SİESTA en meşur olan ismidir.

      • yskiyak 22/10/2013 at 01:54 #

        Haydi bunu böyle açıkladınız, “bilimle ilgilenmediğimiz için bilim yavaş ilerliyor”u kabul ettik diyelim. Peki ya bilimin asla herşeyi bilemeyecek kadar aciz olduğu gerçeğini nasıl yok sayıyorsunuz?

        • arp denis 29/06/2014 at 22:20 #

          Bilim asla her şeyi bilemeyecek demişsin, peki Allah’ın her şeyi bildiğine emin misin?

          Birisi henüz oynanmakta olan bir futbol maçıyla ilgili olarak “Ben bu maçın sonucunu biliyorum.” derse ben de ona şöyle derim: “Biliyorsan söyle.”

          Allah geleceği biliyorsa derhal söylesin.

  8. Ozan 19/10/2013 at 06:40 #

    Alternatif uyuma biçimleri: http://www.polyphasicsociety.com/polyphasic-sleep/overviews/

  9. Dilek 19/10/2013 at 10:32 #

    UYUMAK GEREKSİZ DEĞİL BENCE…BEDENİMİZE VERDİĞİMİZ BİR ÖDÜLDÜR KISACA…VE DEĞER…

  10. murat 19/10/2013 at 10:39 #

    Serdar abi, benim de sık sık düşündüğüm bir konuya değinmişsiniz.
    Da Vinci uyku modeli için epey bir araştırma yaptım fakat bir grup (var mı bilmiyorum İstanbul’da) içinde hareket etmek lazım ki, çünkü deneklerin %80’i 2.hafta pes ediyorlarmış. Ben uyku işini çözemedim. O nedenle de bir standarta bağlamak için genelde gece 00:00’da yatıp sabah 06:00’da kalkıyorum. Bu arada son 6 yıldır homeoffice çalışıyorum. Çalışma zamanımı planlama açısından bu saatler bana oldukça uydu diyebilirim.

  11. pelingzr 19/10/2013 at 18:15 #

    Da Vinci yi denemeye başladıktan sonra daha çok uyur oldum;hatta bunu takıntı haline getirince kontrol edilemez bir uyku düzeni bıraktı bana.
    Uykudan nefret eden biriyim;daha verimli zaman geçirmek istiyorum ama zor …

  12. Vedat Basan 19/10/2013 at 18:50 #

    Eski bir Leo dostundan sevgilerle . Yazıları keyifle okuyorum . Teknoloji konusunda senin kadar olmasa da arızalı :) olduğum için bazen acaba kendi blogumu mu okuyorum diye düşünüyorum . Uyku konusu ise eşimle sürekli paylaştığım ve çağımızın hastalığı olarak nitelendirdigim bir konu . Bu konuda yazdığını görmek çok sasirtti beni . Okudum , düşündüm ve yine ” keşke daha az uyuyabilsem ” dedim .
    Bu kadar sene sonra bir araya gelmek ne keyifli olurdu …
    Sevgiler ,
    Vedat Basan

  13. cahil adam 19/10/2013 at 22:19 #

    ben de gece gündüzü anlamam mesela… 23.59.59 pazartesi 00.00.00 salı … 1 saniyede ne değişiyor da gün değiştiriyoruz.?

  14. Çağrı 20/10/2013 at 00:49 #

    bkz: Erdal Demirkıran – Sadece Aptallar 8 Saat Uyur

  15. karafilm 20/10/2013 at 01:07 #

    Serdar Bey merhaba,
    Yazınız güzel ama matematiksel 2 nokta çok gözüme takıldı :
    1) 79 yıllık ömrün 3’te biri yaklaşık 26.33 yıl yapar.Alta yuvarlasanız 26 yıl, üste yuvarlasanız 27 yıl yapar.Sizin yazdığınız “24 yıl” ibaresine nasıl ulaştınız?
    2) Diyelim ki, siz yazının başında bu 24 yılı buldunuz.Yazının başlığında neden “23 yıl” ibaresi var?

  16. Göksel 20/10/2013 at 12:16 #

    Düzenli uyku melatonin seviyesi vb şeyler hakkında birde şöyle 10dk’lık bir video var izlerseniz >> https://www.youtube.com/watch?v=4A9RqjK6eKU

  17. Buğra 20/10/2013 at 16:26 #

    Özette “Deliksiz, uzun gece uykularının zararı yok ama tek seçenek de değil.” demişsiniz, buna katılmıyorum. Da Vinci gibi çok “exception” bir kişi için polifazik uyku çözüm olabilir ama bu limitli. Düzensiz uyumanın, vücudun mesajlarına kulak vermemenin zararları onlarca makalede kanıtlanmış durumda. Hepsindeki ortak kanı, insanın düzenli bir şekilde, vücuduna ihtiyacı olduğu kadar uykuyu sağlaması gerekliliği. Bunun için tabii ki de gerekli ortamı sağlaması. (elektronik cihazları kapamak, odadan çıkarmak, mutlak karanlık, uygun sıcaklık). Bu şartlar sağlandığında 8 saatlik bir uykuya da gerek kalmıyor. Hatta o 8 saat o kadar verimli geçiyor ki günün kalan 16 saatini %150 verimle yaşıyorsunuz.

    • MserdarK 20/10/2013 at 17:46 #

      Tezinizde bir uyku ‘düzeni’nden söz ediyorsunuz ama bu yazının özü tek bir düzen olmadığını anlatıyor. Polifazik uyku da bir düzen, gece çalışıp gündüz uyumak da bir düzen. Düzensiz uyku bunları sürdüremeden, değişken olarak yaşamak. Yani haftanın 2 günü gece oturup gündüz uyuklamak, 4 gün gece uyuyup gündüz çalışmak gibi. Düzenin kuralı yok. Herkes kendine has bir düzen kurabilir.

      Yazıda videosunu paylaştığım hekimin de bahsettiği gibi 8 saatlik uyku ihtiyacı da bir önyargıdan başka bir şey değil. Uykunun yetip yetmediğinin çok basit bir göstergesi var. Onu da yine yukarıda ayrıca vurgulayarak paylaştım.

      Yani özünde günün 16 saatini verimli geçirmek için 8 saat uyumak zorunda olmak büyük bir israf. Bu değişmek zorunda. Zira olay fiziksel değil; kimyasal ve zihinsel bir ihtiyaca dayanıyor.

      Bir gün çözümünün bulunacağına eminim. O zaman uykuda geçen senelerime çok acıyacağım.

  18. cengiz 20/10/2013 at 19:18 #

    Hemen üstüne NPR’dan böyle bir haber gelince paylaştım:
    http://getir.net/2g0b
    Uyku sırasında beyin toksinlerden arınarak alzheimer gibi risklere karşı da korunuyor. Rochester Üniversitesi Nöroşirurjiden Dr Maiken Nedergaard yapılan çalışmanın sonuçlarını böyle açıklıyor: “Adeta bir bulaşık makinesi”

  19. Köpük 20/10/2013 at 20:47 #

    Beyni uyku konusunda zorlamamak en doğrusu. Genlerimizde yazılan program dahilinde uyuyoruz. Zamanın iş, aile, ilgilerimiz ve diğer şeylere yetmemesi üzüntü verici ama çıldıran teknolojinin bizi boğması karşısında zaman artırmak için vücudumuzun uyku ihtiyacını kafamıza göre sınırlamamalıyız. Bazı insanlar az uyuyabilir ve onlar gibi az uyuyamamak bir problem olarak anlaşılmamalı. Kabaca, uyandığınız güne ne kadar hevesle uyandığınız sizin uyku sürenizi belirler. Stresle baş edebilen, işinden zevk alan, ailesi ile mutlu olan, kısaca huzurlu ve bahtiyar bir kişi olduktan sonra uyku sürenizi deneme yanılma ile düzenlemeye çalışabilirsiniz. Az ve uykudan yeterince bir zaman önce yemek de uyku performansını hem artıran hem de süreyi kısaltan çok önemli bir etkendir. Zihni ve beslenmeyi düzenlemeden diğer türlü çabalar ya verimsiz bir yaşama götürecek ya da içten içe yorup erken yaşlandıran veya zayıf birisi yapacaktır. Dokuz saat uyuyan ve bahtiyar yaşayan bir kişi için hayat boşa geçmez.

  20. Okan Yüksel 21/10/2013 at 01:14 #

    Nietzsche “Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir” diyor…

  21. cihan 21/10/2013 at 15:01 #

    Vinci uykusunu Kramer bile başaramamış biz faniler yapamamışız çok mu: http://www.youtube.com/watch?v=XLTg2nHZEHQ

  22. **** ****** (@at_fava) 21/10/2013 at 19:44 #

    Söylediğinize ve bilim adamların yazdıklarına göre uykusuz kalan obez oluyormuş. Uykundan çalacağın zaman obezitenin senden çalacaklarından daha fazla olmalı ki kâra geçebilmelisin. Fakat bunun garantisi yok. (Stroke vs.) Bu durumda uykuya zaman israfı demek pek akıllıca olmuyor.

    Bu arada az uykuyla uykusuzluk çekmeden yaşamak özenmekle olacak şey değildir.

  23. Fırat Tarman 22/10/2013 at 00:14 #

    Siz sadece uykuya takılmışsınız ama ben günlük hayatta yaptığımız diğer işler için de hesap yapmıştım eski bir yazımda. Çok çarpıcı rakamlar bulmuştum. Örneğin günde 2 saati yemek sofrasında geçirirseniz, hayatınızın yaklaşık 6 yılı bu işe gidiyor :) http://www.teknomani.com/2013/03/her-gun-yaptigimiz-seylere-ne-kadar.html

    • Çağrı 23/10/2013 at 22:58 #

      O zaman jelibon hesabıyla hayatınız :) youtu.be/ysY5q_eAo5M

  24. Ozgur Erdogan 22/10/2013 at 10:38 #

    neden uykuya ihtiyacımız var- hakkında taze bir haber ve araştırma gelsin o zaman:
    “brains flush toxic waste in sleep”
    http://wapo.st/18BPaoV

  25. Emel 22/10/2013 at 15:29 #

    Uykudan bahsedip de Melatonin’den nasıl bahsetmezsiniz? http://tr.wikipedia.org/wiki/Melatonin

  26. Abdullah 25/10/2013 at 19:59 #

    Gereksiz olan bir şeyi Allah insana gayri ihtiyari yaptırmaz. Zararı olsa zaruri değil tercihi olurdu. Çünkü Allah insana tercih hakkı bırakmadan ne verdiyse yararlıdır… Tabi bilimsel yönleri araştırılır.

  27. Onur Aruz (@onuraruz) 30/10/2013 at 14:16 #

    Amirim, güzel bir yaklaşım da Mashable’ dan. Tavsiye ederim. http://on.mash.to/19RPAHc

  28. Gokhan Erguven 15/11/2013 at 22:15 #

    Uykuya çok önem veriyorum, uyku benim kıymetlim. Aileden genetik midir bilmiyorum, ama mesela 8 saatten az uyursam (kendi minimum uyuma saatim de 9) kendimi çok yorgun, aptal, hiçbir şey yapamaz gibi hissediyorum. Bütün gün boyunca akşamki uykuyu iple çekiyorum. Öğlene doğru bu uyku hâli tabii bir nebze azalıyor, öğlen yenen yemeğin yarattığı yorgunluk da oluyor ve o da tatlı bir uykuyu getiriyor. Kitap okumayı seviyorum ama sırf uyku yüzünden kitap okuyamıyorum doğru düzgün. Çok ilgimi çeken bir hikâye olursa ancak o zaman bir saat gibi kitap okuyabiliyorum, o da en fazla. Uykum geliyor, gözlerim yanıyor (acıyor).

    Uykuya ayrılan vakit elbette kimisi için vakit kaybı olarak görülebilir. Benim işim bilgisayarda, yani her şeyimi bilgisayarda yapıyorum (yazı yazmak, bir şey izlemek/dinlemek, fotoğraf düzeltisi vb.) ve bilgisayara da uzun süre bakınca göz kuruluğu yapıyor, o da bende ister istemez uykuya sebep oluyor. Beni bıraksalar 10 saat, 11 saat hatta 12 saat bile uyuyabilirim, ama mesela o zaman da şöyle oluyor; bütün gün abuk biçimde geçiyor, kendime ihanet etmiş gibi hissediyorum. Hani böyle yapabileceğim çok şey var da 8 saat uyusaymışım yapabilirmişim, 12 saat uyuduğum için hiçbir şey yapmayı istemiyorum, gibi.

    Kendi açımdan daha verimli olmak için akşam 22.30-23.00 gibi yatıp sabah da erkenden kalkmayı denedim bir ara, pek başarılı olamadım. Askerdeyken mesela akşam 9.30-10 gibi uyku geliyor (ister istemez), sabah 5.30-6 gibi de kalkıyordum. Askerden döndükten sonra bu düzen birkaç ay daha devam etti, sonra eriyip gitti… Şimdi işsiz de olduğum için habire uyuyasım geliyor. Vücudumdaki uykuyla dolan enerjiyi sporla atayım diye sık sık spora gidiyorum, ama bu sefer de öğlen kalk, bir iki saat bilgisayarda takıl, spora git, 3 saat sonra spordan dön, internete bak televizyon izle, 12’ye 1’e kadar dur gibi bir mesaim olmuş oluyor kendi kendime. Hatta şunu bile düşünüyorum: mesaili insanlar (mesaili bir işte çalıştıkları ve kovulmamaları gerektiği haricinde) neden ve nasıl erken yatıp sabah 8-8.30’da kalkabiliyorlar? Yani sabahın o kadar erken saatinde yapacak ne var? Veya gece 12’de 1’de yatan bir insan sabah 8’de dinç bir şekilde nasıl kalkabiliyor?

    Bu tür şeylere aklım ermiyor ve dediğim gibi uyku benim için çok kıymetli, çok değerli. İlkokul ve ortaokul zamanlarında sabah 6.45’te servise kalkardım (üstelik alarmdan önce!); lisede öğlen aralarında sınıfta başımı sıraya koyup uyumak keyifli gelirdi, sıkıcı derslerde de uyurdum; üniversitede de bayağı uyuduğumu bilirim (sırf bu yüzden ilk sene kaldım!). 2012 Haziran’ında mesaili bir işe girdim ve bir sene boyunca sabah 8’de kalkıp gece 11.30-12 gibi yattım. Ama şimdi aynı düzeni tekrar nasıl oturtacağımı bilemiyorum, çünkü dediğim gibi sabah erkenden kalkıp gece erkenden yatmak bana saçma geliyor. Hoş, zaten tv izlemiyorum, izleyeceğim her şey internette, gece geç yatsam ne olur erken yatsam ne olur durumu var. Ama olmuyor işte… Bir keresinde bir arkadaşım şakayla karışık, “Her insanın hayali bir uyku kumbarası vardır: normalde uyuduğun saatten az uyursan uyuyamadığın saatler kumbaraya eklenir ve daha sonra o uykuyu alırsın,” demişti. Galiba öyle bir şey var.

    Daha az uykuyla daha dinç ve verimli olacağımı bilsem dahi, ömrümün 23 yılı uykuyla gidecekse daha fazlasını bile vermeye razıyım. Daha fazla uyku daha iyi gibi bir şey benim için. Neden bilmiyorum…

    • abdullah4372 04/01/2014 at 23:41 #

      Kardeş, mesaili çalışanlar akışa kapılmış giden “sersem” robot gibiler. Tecrübeyle sabit. Adam sabahın köründe kalkıyor, işe gidiyor, akşam en az 20:30, 21:00 gibi eve geliyor, 1-2 saat takılıyor sonra yine uyku. Yani dinç değiller, zorundalar. Gece geç yatıp, hatta fazla uyumadan günler geçirmeme rağmen şahsen 4-5 saat bana yetiyor. Fakat eğer iş varsa 12 saat yetmez niye? Uyu uyu uyu. İş falan ya o hesap.. Ama iş yoksa tak 4 saatte tüm enerji toplanmış..

      Bir de kişiye bağlı. İnsanın psikolojik sağlığı da bu konuda çok etkili http://www.google.com.tr/search?q=Psikloijinin+uykuya+etkisi.

      Fakaağğttt…

      Kişinin geni de dediğin gibi bunun anahtarlarından birisi.

  29. Can Dirgen 09/12/2013 at 01:55 #

    Serdar abi yazı harika gerçekten. Ama cehenneme övgü kitabını sayende tanımış oldum. Yazını bir ay önce falan okumuştum. Aklımda kalmış… Kütüphaneden aldım tam üçüncü keredir okuyorum. Vesile olduğun için ayrıca teşekkür ederim.

  30. Simon Phoenix 20/12/2013 at 23:48 #

    Bu konuda hiç araştırma yapmamıştım, ama uykunun bu kadar yılımızı çaldığını biliyordum. Benim de bu konuda ciddi bir hassasiyetim var. Zaman nasıl akan bir nehirse uyku da bunun yanında kesinlikle bir hırsız..

  31. ismail ciftci 26/12/2013 at 12:57 #

    Onlar, içinde istirahat etsinler diye geceyi, göz açmaları için gündüzü yarattığımızı görmediler mi? Kesinlikte bunda iman edecek bir topluluk için birçok ibretler vardır. (neml-86)

  32. Burak Altın 06/09/2015 at 16:49 #

    Merhaba,

    Sayenizde Gündüz Vassaf’ı keşfettim ve inanılmaz etkilendim. Ancak böyle bir yazarı ve yazıları bunca yıldır bilmiyor olmak çok acı …

    Buna benzer başka yazar ve yazılar var mıdır “hayat değiştiren” kategorisinde :)

    Teşekkürler,

Trackbacks/Pingbacks

  1. Hayatının 23 yılı boşa... - 18/10/2013

    […] Hayatımızın üçte birini uykuda, başka hiçbir şey yapmadan geçiriyoruz. Ve bilim dahi henüz bunun sebebini açıklayabilmiş değil.  […]

  2. UYAN dostum; ölüm yakın! - M. Serdar Kuzuloğlu - 07/12/2013

    […] büyük bir zaman kaybı geliyor. Ayrıca kronik bir sosyal jetlag hastasıyım. Bu konuda özel bir yazım var; dileyen ayrıntıları oradan takip […]

  3. Uyku ne işe yarar? - M. Serdar Kuzuloğlu - 15/01/2014

    […] gibi. Kolay değil; hayatımın büyük bir bölümünü ne işe yaradığını bilmediğim ve israf olarak gördüğüm bir eyleme ayırıyorum. Hepiniz gibi. Vicdan azabına dönüştüğü için bir yandan da […]

  4. Haftanın Özeti: 15 - M. Serdar Kuzuloğlu - 08/02/2015

    […] nefret ilişkisi yaşıyorum. Uyumayı verdiği rahatlıktan dolayı seviyor fakat o aralıkta beni mahrum bıraktığı şeylerden dolayı sevmiyorum. Bir de kişiden kişiye değişen vücut saati dediğimiz […]

  5. Haftanın Özeti: 15 - Dünya Halleri - 19/02/2016

    […] nefret ilişkisi yaşıyorum. Uyumayı verdiği rahatlıktan dolayı seviyor fakat o aralıkta beni mahrum bıraktığı şeylerden dolayı sevmiyorum. Bir de kişiden kişiye değişen vücut saati dediğimiz […]

  6. Uyku Çeşitleri ve Da Vinci Uykusu – Ben Ölmeden - 14/04/2016

    […] Kuzuloğlu‘nun da uyku hakkında blog‘unda güzel bir yazısı var. Yazısında hayatımızın 23 yılının neden boşa geçtiğini ve o da benim gibi gece oturmayı seven biri […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim