Memleketini tanımak

Yazıya başlamadan önce hemen düşünün bakalım Türkiye’nin kaç şehri var? En kısa sınırımızın olduğu komşumuz kim? Kaçımız internetten faydalanabiliyor? Yıllık ortalama kaç para kazanıyoruz? Cevapları kafanızı kurcaladıysa, buyrun devam edelim.

Hayatımın yarısı konuşmalar yaparak geçiyor. Holding yöneticilerinden bayi çalışanlarına kadar belki normalde bir araya gelme fırsatı bulamayacağım kişilerle tanışma fırsatı buluyorum. Her konuşmamda gözden kaçırma ihtimali olan şeylere odaklanıp biraz kışkırtmaya; dürtmeye çalışıyorum.

İstisnasız her konuşmamın bir yerine sıkıştırdığım meseleyse memleketten manzaralar.

Ailemize yabancılaşmamız belki doğanın gereği. Halil Cibran’ın dediği gibi hepimiz anne-babalarımızın yayından çıkmış oklarız; gücümüz erdiğince ötelere ulaşmaya çalışıyoruz. Fakat yaşadığımız şehre; hatta ülkeye bu kadar kolay ve kalıcı şekilde yabancılaşmamız hazmı kolay bir şey değil.

Türkiye Turizm Haritası

Gutenberg matbaayı icat ettiğinde insanlar 30 km2 bir alanda yaşayıp ölüyordu. Daha ötesine gitmek sadece ölümü göze alan maceraperest seyyahlara, kaşiflere, tüccarlara has bir şeydi. Dolayısıyla herkesin bilgisi kendi yaşam alanının civarında gördüklerinden ve komşu ‘bilge’ dedelerin anlattıklarından ibaretti. Matbaanın hayatımıza soktuğu kitaplar bizi daha önceden sahip olmadığımız bilgiyle, ötelerde yaşayan insanlarla, kültürlerle tanıştırdı. Her şeyi yaşayarak tecrübe etmek, aynı hataları yapmak yerine okuyup doğrusunu, eğrisini öğrenme şansına sahip olduk. Ve geliştik.

Şimdilerde internet sayesinde çevremizden, ötekilerden, hatta kainattan haberdar olmak için tarihte kimseye nasip olmamış araçlarımız var ama çok azımız bu bilgilere sahibiz.

Öteki ile karşılaşma adına bu kadar araç ve fırsatımız varken dünyayı bizim gibilerden sanma ve o halde tutma konusunda garip bir tutuculuk ve ısrarımız var. Bizim gibi olmayanlarla karşılaşınca sudan çıkmış balığa dönüyor, afallıyoruz. Herkes kendini ve fikirlerini dünyanın merkezi belleyip geri kalan herkesi uzaklaştırmış.

Bu bir tercih ancak en başta insan olmanın temel sorumluluğu olan ‘fikir sahibi olmak’ hem de neyi, nasıl yapacağımıza dair hedef koyabilmek için çevremizi tanımak zorundayız. Büyük resmi görmeden detaya odaklanmanın israftan başka açıklaması yok.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu, araştırma şirketi Ipsos‘un 2003’ten bu yana 2 yılda bir yaptığı dinden ekonomiye, teknolojiden gündelik yaşama geniş bir konu yelpazesinde bize ayna tutan bir araştırma (daha önce de değinmiştim). Blogun en çok okunan yazılarının verileri kendimce derlediklerimden oluştuğunu fark edince -biraz da fikri takip şiarıyla- 2014 raporunu da yılı bitirmeden paylaşmak istedim. Ben birkaç başlığına değineyim, ilgili olanlar ayrıca kitapçığını indirip detaylarına bakar (okumakta zorlandığınız grafiklere tıklayarak büyütebilirsiniz).

Türkiye’nin temel kümeleri

kumeler

Türkiye’deki en yaygın grubu Yeni Muhafazakârlar oluşturuyor. Grubun muhafazakâr özellikleri mevcut işleyişten memnun olmaları ve Türkiye’nin geleneksel yanlarına ortalamadan güçlü bir şekilde sahip çıkmaktan geliyor. Temel özellikleri şöyle:

  • Ekonomik ve siyasi gidişten güçlü bir şekilde memnunlar.
  • Siyaset kurumuna ve devlete güvenleri daha fazla.
  • Demokratik açılım ve Kürtçe eğitimi destekliyorlar.
  • Dini duyarlılıkları ortalamadan daha yüksek.
  • HES ve nükleer santralleri güçlü şekilde destekliyorlar.
  • Orduya ortalamadan fazla güveniyorlar.
  • Kadının iş hayatına katılımını da, eş rızasını da daha fazla önemsiyorlar.
  • Alışveriş eğilimleri daha yüksek ve daha rasyonel alışverişçiler; reklamlara daha duyarlılar.
  • AKP tercihi en yüksek grup.

Türk toplumunun en güçlü 5 tutumu

İnançlı olmak %79
Çevre duyarlılığı %76
Geçmişe özlem / bağlantı %71
Küçük lüks ve mutluluk arayışı %79
Evde yaşam %69

Yaşam tarzına yönelik yukarıdaki en önemli ayrıntı ‘evde yaşam’a yönelik tutku. Türk insanı -göçebe toplum diyenlere inat- evde oturmayı, evde bir şeyler yapmayı seviyor (Formda kalmak isteyenlerin oranı sadece yüzde 12 örneğin).

Türkiye’nin ‘ev hali’

  • Ülke ortalamasında Türklerin yüzde 63’ü bir ev sahibi.
  • En yüksek oran yüzde 70 ile DE grubunda (köy / mezra yaşamı olarak düşünebililrsiniz).
  • İlginç bir başka detay olarak evlerin yüzde 41’i 3, yüzde 40’ıysa 4 odalı.
  • Evlerin ortalama yüzde 41’i sobalı (Ege bölgesinde dahi soba oranı yüzde 52).
  • Aydınlatmada hanelerin yüzde 36’sı çıplak ampul kullanıyor (avize, aplik, vs yok).
  • Tuvaletlerimizin yüzde 38’i alaturka. En üst gelir grubunda alafaranga (klozetli) tuvalet oranı yüzde 19 (tuvalet önemli mesele).
  • Evlerin yüzde 46’sı internete bağlı. En yüksek oran yüzde 61 ile Marmara’da. En düşük oran yüzde 27 ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu.

Gündelik hayattan kesitler

Evlerin içinde hayat böyle de genelde nasıl peki? Araştırmaya göre erkeklerin yüzde 54’ü, kadınların yüzde 64’ü gün içinde bin parçaya bölünmekten şikayetçi. Bu da ister istemez sosyal aktivitelere, hobilere; yani aslında hayatı anlamlı hale getiren şeylere -olumsuz- yansıyor. Vuruyor desek daha doğru olur.

Ayrıntılara bakalım:

  • Türklerin üçte biri hiç radyo dinlemiyor, gazete okumuyor.
  • Yarısı hiç kitap okumuyor.
  • Yarısı (yürüyüş dahil) hiçbir spor, antrenman faaliyeti yapmıyor.
  • Üçte ikisi hiçbir sosyal ağa girmiyor.
  • Beşte üçü sinemaya gitmiyor.
  • Opera ve baleye hiç gitmemiş olanların oranı %96.
  • Beşte dördü hiç tiyatroya gitmemiş, gitmiyor.
  • Yüzde 94’ü hiç yurtdışına tatile gitmemiş (benim için en önemli ve belirleyici olan bu).
  • İki haftada bir akraba / dost ziyaretlerine gidenlerin oranı %39.
  • Ailesiyle dışarıda hiç yemeğe çıkmamış olanların oranı yüzde 38.
  • Herhangi bir kişisel gelişim kursuna gitmemiş olanların oranı yüzde 87.
  • Kadınların yüzde 38’i hiç makyaj yapmıyor.
  • Türk insanının %84 ile en sevdiği şey televizyon izlemek.
  • Televizyonda en sevilen içerik yüzde 65 ile haber programları. Devamında yüzde 62 ile yerli dizi ve yüzde 41 ile yarışmalar geliyor.
  • TV tercihlerinde kadınlarda ilk sırayı yüzde 77 ile yerli diziler alıyor.
  • “İzleyecek bir şey yoksa TV’de karşıma ne çıkarsa izlerim” diyenlerin oranı yüzde 40 (her raporda bu orana takılıp kalıyorum. Mahkumiyet hissi midir, çaresizlik mi kafa yormak gerek).
Başkalarının hakkımızda ne düşündüğüne fazlasıyla önem veriyoruz.

Başkalarının hakkımızda ne düşündüğüne fazlasıyla önem veriyoruz.

  • Kendi önceliklerinin her şeyden önce geldiğini düşünenlerin oranı en yüksek yüzde 60 oranıyla 18-24 yaş aralığında.
  • ‘Gelenekçiyim ve alışkanlıklarımdan vazgeçmem’ diyenlerin ortalaması yüzde 60 (Dürüst olmak gerekirse bu beni epey şaşırttı. Ben her gün gözümü her şeyden vazgeçmeye; bambaşka biri olmaya hazır şekilde açmaya çalışıyorum).
  • Yukarıdaki maddeye rağmen “yeniliklere kolay uyum sağlarım” diyenlerin oranı erkeklerde yüzde 61, kadınlarda yüzde 65.
  • ‘Her zaman kurallara uygun davranmaya çalışırım’ diyenlerin oranı ülke ortalamasında yüzde 73 (yani özünde epey uysal bir toplumuz).
  • Bir başka yazımda 2 sene önceki verilerini paylaştığım meseleye gelirsek; değerlere aykırı medya ve internet içeriğinin yasaklanmasını / kapatılmasını uygun bulanların oranı düşündürücü.

sansur2014

  • Kadınların yüzde 36’sı, erkeklerin yüzde 37’si teknolojinin ilişkileri olumsuz etkilediğini düşünüyor.
  • Teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğini söyleyenlerin oranı erkeklerde yüzde 25, kadınlarda yüzde 16.
  • İnternet kullanıcılarının yüzde 76 ile en fazla yaptığı şey Facebook’a girmek.
  • Erkeklerin yüzde 79’u, kadınların yüzde 89’u telefon sahibi.

Siyasi eğilimler

  • Türkiye’nin Ortadoğu’nun en güçlü ülkesi olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 50.
  • Ortadoğu Birliği kurulmasının faydalı olacağını düşünenlerin oranı yüzde 41 (fikri olmayanların oranıysa yüzde 43).
  • Oy verirken etkilenilen kişi / gruplara gelirsek:
    • Din / cemaat lideri: yüzde 14.
    • Arkadaşlar: yüzde 14.
    • Aile / akraba: yüzde 21.
    • Aşiret lideri: yüzde 11.
    • Güvendiği kişiler: yüzde 19 (ilginç bir oran bu bence)
  • Seçmenin yüzde 58’i sadece kendi dünya görüşüne göre oy kullanıyor.
  • Yüzde 45’i seçimler sırasında medyadaki tartışmaları takip ediyor.

sansur2014

  • Yeni anayasadan yüzde 53 ile en büyük beklenti hukuk önünde eşitlik ve toplumsal adalet.

Dini / ailevi / sosyal eğilimler

  • Kadınların yüzde 70’i, erkeklerin yüzde 64 hayatına dini inançların yön verdiğini beyan ediyor.
  • Dinin gereklerini yerine getirdiğini söyleyen erkeklerin oranı yüzde 67. Bu oran kadınlarda yüzde 75.
  • Evde başını hep örtülü tutanların oranı yüzde 37.
  • Dışarı çıkarken örtünen kadınların oranı yüzde 60.
  • Erkeklerin yüzde 69’u, kadınlarınsa yüzde 57’si kadınların çalışmak için erkeğin rızasını alması gerektiğini düşünüyor.
Kapatırken bir not: bu tarzdaki eski yazılarımda bir kesim okuyucunun sonuçları, yorumları kendi değerlerine hakaret gibi algıladığına şahitlik ettim. Araştırma ve istatistikler bir tespit çabasıdır. Duruşumuz ekseninde savunmak ya da yermek yerine ortaya çıkanları iyi okuyarak iş ve fikirlerinizi oluşturmanızı tavsiye ederim.

Toplam nüfusu göz önüne alırsak her yüzdelik dilimin ÇOK sayıda insana denk geldiğini de unutmayın lütfen. Bu veriler arasında şüphesiz internet girişimcisinden meslek seçimi konusunda kafa yorana kadar herkes için çıkarılacak dersler vardır (yazının başını unuttuysanız tekrar sorayım: Türkiye’nin kaç şehri var?).

Her zaman olduğu gibi yorumlarınızı hasretle beklerim.

, , , , , , ,

75 Responses to Memleketini tanımak

  1. Okan Bişgin 30/12/2014 at 16:32 #

    Sosyal medyanın halkımız üzerindeki hep kötü yanını konuşulur ama iyi yanı en az kötü yanı kadar fazla. Hatta belki iyi yanı daha çok. En azından ben 2012’den beri Facebook, 2009’dan beri Twitter kullanıcısıyım. Facebook’un ve Twitter’ın hayatımda bir çok getirisi oldu.(Microsoft’un İstanbul’da düzenlediği etkinliğe davet edildim, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Uluslararası Gençlik Kampı’na katıldım. Bunlar sadece bazıları.) Çok güzel bir blog yazısı yazmışsınız. Bende ufakta olsa katkıda bulunmak istedim. Teşekkürler.

  2. SBBW 30/12/2014 at 16:38 #

    Dünyanın diğer insanlarına bu anketi yaptırsak çok ta farklı bir sonuç alacağımızı düşünmüyorum. Çıkan anket buna benzer olacaktır.

  3. asibonzai 30/12/2014 at 16:39 #

    ”Beşte dördü hiç tiyatroya gitmemiş, gitmiyor.” bu verinin sonuçlarını bizzat işim gereği deneyimliyorum. Gitmeyenlerin oranının daha da yüksek olduğunu düşünüyorum.
    Bir de maçlara gidip gitmeme durumu sorulsaymış keşke!

  4. utkukaynar 30/12/2014 at 16:57 #

    Merhaba, bu güzel yazı için çok teşekkürler. Beni en çok şaşırtan, medya ve internet sansürüne taraftar olan kesimin büyüklüğü oldu. Elinize sağlık.

  5. Mehmet 30/12/2014 at 17:16 #

    Bence sosyal medya gelenek ve göreneklerimizi köreltiyor. Türk milleti sosyal medyayı çok yanlış kullanıyor.

  6. Cumali 30/12/2014 at 17:24 #

    1. Kimse araştırma sonuçları üzerinden hakaret hissine kapılmaz. Sonuçların yorumlamasına karşı çıkılır medeni insan(daha doğrusu ; İnsan olan) bunu kabul edebilmeli.
    2. Tiyatroya giderim, severim de. Kitap sizin kadar okuduğumu iddia edemem(belkide çok okuyorum). Ama şu lanet olası bale ve operadan zerre kadar zevk almıyorum, gitmem(kesin değil) . Sevmiyoruz arkadaş zorla mı ? Dünyanın başka ülkelerinde bir sürü kültür var hepsini yapmak zorunda mıyız? Lanet olsun size de balenizde operanızada. Bu kadar zorba kültür görmedim ya.
    3. Çalışmak için birbirlerinin rızası olmasında nasıl bir sakınca olabilir? İsterimki yaptığım işte bütün dünyanın rızası olsun.
    4. Sizi alafranga tuvaletle gömelim( ecelinizle öldüğünüzde) . Çok seviyorsunuz ya. Ben 2 tuvalet varken alaturkayı seçerim. Problem ney. Evet benim içinde tuvalet önemli. Sıçmasını bilen adamdır bilmeyen adam değildir. Bu kadar önemli.
    5. 3 yıldır TV izlemiyorum( evde TV yok) . Bunun üzerinden nasıl aşağılayacaksınız, merak ediyorum?

    • mserdark 30/12/2014 at 17:44 #

      Çok ilginç bir tesadüf olarak tam da yazıda değindiğim gibi sonuçları, yorumları kendi yaşam tarzınıza saldırı olarak algılamışsınız. Sorun değil; buna gayet alışkınım.

      Mesele tercihlerimizin doğru / yanlışlığı değil. Bunları okuyarak strateji çıkartmak. Yani sizin tiyatro ya da tuvalet tercihiniz beni şahsen hiç ilgilendirmiyor. Fakat performans sanatları ya da tuvalet ile ilişkili bir çözüm / hizmet geliştirip pazarlayacağım ya da danışmanlığını yapacağım zaman mutlaka araştırır, dikkate alırım. Kendi tercihlerimi doğru kabul edip çözümü onun üstüne geliştirme ısrarına girmem.

      Ben hayatımı bu verileri okuyup, analiz ederek; sonuçlar çıkararak, stratejilere çevirerek kazanıyorum. Doğru ve yanlış yok; yüzdeler ve karşılıkları var sadece.

      Kendi hayatımız, hayallerimiz ve önceliklerimiz dışında umursamamız, önemsememiz, çabalamamız gereken bir şey yok. Hayatta neredeyse her şey, herkese açık. Herkes hevesi, yüreği, belleği kadarını alır; kendi hayatını kurar.

    • Gamze 04/01/2015 at 03:29 #

      Cumali Bey’in çok kitap okuduğuna inanmam mümkün değil,
      zira az miktarda okuyan bir insan bile şu kadarcık metinde bu kadar fazla imla hatası yapmaz.
      Operaya, baleye lanet okumasını, alafranga tuvalete kin beslemesini bile anormal bulmuyorum da, araştırma sonuçlarının paylaşılmasını aşağılama olarak algılamasını cidden patolojik buluyorum.

    • nbg 05/01/2015 at 19:40 #

      Sakin olun şampiyon!
      “Anket” konseptini anlayamadınız herhalde ki yobaz gibi bir yorum yazmışsınız. İnsanların sorulan sorulara verdiği cevaplarla elde edilen veriler bunlar, sizin kızgınlığınız kime?
      Neden binlerce insan bu yazıyı okumuş da sizden başka kimse böyle üzerine alınmamış acaba Cumali?
      Tiyatroya gitmezseniz gitmeyiniz, bize ne kardeşim? Yeter ki ortalığa sıçmayın, nereye sıçtığınız da umrumuzda değil.

  7. fatihyldz 30/12/2014 at 17:26 #

    Amirim kaynak nedir?

  8. Serpil Gunaydin 30/12/2014 at 17:49 #

    Çok güzel bir yazi ellerinizi saglik. Gerçekten bazi verilerin üzerinde ciddi düşünmek gerekiyor.

  9. Furkan 30/12/2014 at 18:03 #

    Çok güzel veriler var. % 3-4 lük bir hata payı çıkar en fazla bu sonuçlardan. Gayet geçerli yani. Dediğiniz gibi bunlar sadece veri ve olanı gösteriyor. Aklı olan bunlardan faydalanır, başka şeylere takılmak mantıksızlıktır.

    Ayrıca bunca değişik saldırgan yorumlara rağmen nasıl şevkiniz kırılmıyor şaşırıyor ve imreniyorum.

    kolay gelsin

  10. elcevap 30/12/2014 at 18:06 #

    81

  11. caglar 30/12/2014 at 18:16 #

    %94 umuz yurtdisi gormemis.. bu normal bir rakam degil. ve bu rakam cok onemli. baska kulturlerle iletisime gecmenin farki secim sonuclari haritasinda kendini gosteriyor.

    • Ahmed 31/12/2014 at 12:13 #

      Yurtdışı görmemiş değil, yurtdışında tatile gitmemiş diyor. Dikkat

      • caglar 02/01/2015 at 01:44 #

        8 milyon turk pasaportu varmis. dediginiz gibi % 4 de is gezisi yapti diyelim %90 yurtdisi gormemis. olayin vahameti pek azalmiyor.

  12. Yusuf YILDIZ 30/12/2014 at 18:23 #

    Gerçekten saygi duyuyorum urettiginiz degerlere. Blogunuzu dikkatle takip ediyorum.

  13. Mehmetali 30/12/2014 at 19:14 #

    Bu calismanin beyana dayali bilgilerden olustugu cok acik, zira icerisinde dogru olmadigi cok net olan bazi bilgiler var bence. Bu calismadan Turk insani kendinin boyle oldugunu dusunuyor sonucunu cikarabiliriz en fazla, cevre duyarliligi, inancli olmak, 3te 2sinin sosyal aglara girmemesi gibi veriler bence acik sekilde gercegi yansitmiyor.

  14. sinand 30/12/2014 at 20:15 #

    “İzleyecek bir şey yoksa TV’de karşıma ne çıkarsa izlerim” tam sözlük karşılığı olmasa da bence çaresizlikten, çünkü diğer oranlara baktığımızda “diğer dünyaları görmek için onca imkân” aslında pek de homojen dağılmış durumda değil (teknik imkânın olduğu yerde kişinin eğitim düzeyi, kültürü, korkuları vs de birer engel olabiliyor)

    eskiden km2ler olan alan büyük şehirlerde bir kısım insan için 1km2’nin altına düşmüş diyebilirim kendi gözlemlerime dayanarak, kendi mahallesinden dışarıya çıkamıyor, komşuluğun zayıf olduğu semtlerde alışveriş dışında evinden bile çıkamayanlar var.

    televizyon bu insanlar için dış dünyaya açılan tek kapı olduğu için hatta bazen “bir ses” olduğu için yayın ne kadar saçma olsa bile kapalı olmasına tercih ediliyor bence.

    • mserdark 30/12/2014 at 20:23 #

      Ötekileri görmek, gezmek, takip etmek, yaşamak için internet başlı başına bir ‘simülasyon’ ortamı sunuyor. Artık coğrafi olarak yaşadığımız yerlere ve imkanlara eskisi kadar mahkum değiliz. Bu açıdan epey demokratik bir ortak seçeneğe sahibiz. Bunu bile değerlendirmek zinciri kırmak için yeterli bir başlangıç olabilir aslında.

  15. dll 30/12/2014 at 20:18 #

    bizi bu yerleşik hayat mahvetti… :)

  16. sinand 30/12/2014 at 20:33 #

    kesinlikle, hatta bence internet çok büyük bir nimet fakat evde/cepte internet olması bu düşündüğümüz şekilde kullanıldığı anlamına gelmiyor maalesef.
    feeddi.com diye bir sitem var, gelen soruları görseniz neler var… bırakın interneti sizin kadar kullanmayı, insanlar youtube’da anlamlı aramalar yapmayı becerebilse göreceği şeyler gezip dolaşarak göreceklerinden fazla bile olabilir.

  17. Ahmet Altan 30/12/2014 at 21:19 #

    Sayın Serdar bey, emekleriniz ve paylaşımlarınız için tekrar teşekkür ediyorum. Özgür düşünce ve insan aklına, yaratıcılığına saygılı verimli üretken bir yeni sene geçirnemizi diliyorum. Sevgiler.

  18. Gokhan Sun 30/12/2014 at 21:37 #

    Serdar Bey,
    yazi ve arastirma super. Teknik bir duzeltme 30 km2 lik bir cap olmaz, 30 km lik cap olmali…

    • mserdark 30/12/2014 at 21:41 #

      Doğru söylüyorsunuz. Cümlenin ilk halinde alandan söz ediyordum, değiştirirken kalmış. Düzeltiyorum.

  19. izmirden 30/12/2014 at 22:29 #

    Arastirma ülkedeki hayatin her alanini kapsamiyor! Dar muhafazakar alanlarla ilgili belkide cevabi önceden hazir sorular kullanilmis! Arastirmaya hangi toplumsal guruplar (Siniflar) katilmis, kent ve kirsaldan oransal olarak katilim ne kadar, hangi meslek guruplari katilmis belirli degil. Cevaplara bakilirsa toplumun muhafazakar kesimleri arastirmanin merkezi olmus.
    Bu arastirma sonuclarindan yola cikarak yapilacak girisimlerde eksik ve hatta yanlis olacaktir.

    • mserdark 30/12/2014 at 22:49 #

      Keşke bu yorumu yapmadan önce yazıya konu olan araştırmayı tıklayıp indirip okusaydınız. 4. sayfada örneklem sayısı, 7. sayfasında SES kategori ve yüzdelik dağılımları yer alıyor. Araştırmayı yapan kuruma da dikkatinizi çekiyorum.

  20. Taner Yavuz 30/12/2014 at 23:34 #

    Ben yazının ruhundan ziyade başında değindiğiniz bilgiye ulaşma rahatlığının ne denli büyük bir şans olduğu vurgusuna eğilmek istiyorum. Zira bilgi açlığımız başımızı döndürüyor ve bizi nternet sayesinde gün geçtikçe ne kadar bilgeleştiğimizi değil de aslında hala ne kadar cahil olduğumuzu fark ediyoruz. İşin aslı ben bundan ötürü mazoşist bir zevk aldığımı da itiraf etmeliyim. Ne mutlu ki öğrenecek onca şey, deneyimlenecek anlar var. Bence hayat, bunlar için yaşamaya değer.

  21. Dokun Bana 30/12/2014 at 23:51 #

    Hocam tuvalet mevzusunu anlayamadım. Zenginler alaturka tercih ediyorsa neden her yerde alafranga var? Bir de bide diye bir gerçek var.

  22. EGE 31/12/2014 at 00:08 #

    Araştırma sonuçlarına bakarak ne kadar geri kalmış bir toplum yapısına sahip olduğumuzu bir kez daha düşündüm. Böyle olmama çabasıyla yaşıyorum.

  23. kadir 31/12/2014 at 01:12 #

    Kanımca kendini geliştirme hevesine sahip olmayan bir toplumuz. Bu bizim maalesef kültürümüzde yok. Kültürümüz daha çok biat etme, verilen ile yetinme ve şükretme temelleri üzerinden yoğurulduğu için araştırma, daha iyisi için evrilme gibi dürtüler bizim toplumumuzda bulunmuyor. Bu nedenle sosyal aktivitelerden, sanattan, müzikten kitap okumaktan hoşlanmayan ve hor gören toplumda bütün geliştirici aktivite yüzdeleri yerlerdeyken TV izlemek gibi gelişime çok az katkısı olacak aktiviteler tavan yapmış durumda. Dahası gelişime kapalı olduğumuz halde kendimizi en gelişmiş ve en iyi durumda zannetmek de toplumumuzun bir diğer özelliği. Haliyle aslında düşündüğümüz kadar gelişmiş olmadığımızı ve ya aslında daha iyi yapılabilecek şeylerin varlığını gösteren basit analiz sonuçlarını hayat stilimize saldırı olarak görüp karşı saldırıya daha da kötüsü şiddete başvurmak toplum hayatımızın her yerine nüfus etmiş durumda.

  24. kalinkamalinka 31/12/2014 at 02:28 #

    Başkan Sayısal Bölünme kavramını irdeleyen bir anket çalışması vaaaaaaar. Twitter’dan atsan da bir yardımcı olsan bize.

    Yazında bahsi geçen anket konusu ile alakalı olduğu için yazayım dedim.

    goo.gl/SI9SmG

  25. Tugba 31/12/2014 at 04:47 #

    Sasirtici degil, ama rakamlar insanin yuzune tokat gibi vuruyor gercegi. Ne desem noksan kalacak aslinda ama … Dusunun biz insanlar bu gezegende 100 binlerce yildir yasiyoruz. Magaradan bugunlere merak duygumuz, adaptasyon yetenegimiz sayesinde geldik. 21. yy’da, nufusunun %46’sinin evinde internet imkani olan bir ulkenin yalnizca %6’si yurtdisina cikmis! Bunun uzerine ne yazilir ne soylenir.

  26. Taner Kandemir 31/12/2014 at 11:36 #

    Şehir sayısı 380-400 arasında olmalı. Sansür grafiklerinin aynı olmuş, belirtmek istedim..

  27. serdarhakan 31/12/2014 at 12:30 #

    Kapak :)

  28. kenan 31/12/2014 at 13:18 #

    Anket sonucuna ve istatistiklere göre gerçek ne acı birşey :) Asıl acı olan GERÇEKLİĞİ kabul etme & kabul edebilme…

  29. akcayli 31/12/2014 at 15:01 #

    Çok güzel ayrıntılar bunlar. Geçmişten bu güne her şeyin istatistiğini tutuyor, bugün ile ilgili araştırmalar yapıyoruz sürekli. Bizi anlayan beyinlerin üzerinden de bir gelecek oluşturabilesek ne güzel olurdu. Bazen Aysun Kayacı’yı sevesim geliyor.

  30. Muazzez B 31/12/2014 at 16:02 #

    Son 1 yıl içinde sonuna kadar okuyabildiğim tek Türkiye istatistiğiydi. Gerçekten çok emek verilmiş bir içerik…

  31. Birol 31/12/2014 at 16:16 #

    “Yolsulluk sınırı” 4.014 TL imiş. Her insan ister yurt dışını gezip görmeyi, ufkunu ve kültürünü geliştirmeyi ister ama çoğu vatandaşımız bu sınırın altında gelir elde ediyor. Düşünün bir de “açlık sınırı” 1.232 TL ve asgari ücret bunun bile altında. O yüzden insanımıza çok da kızmıyorum.

    • mserdark 31/12/2014 at 19:03 #

      Seyahat arzusunun gelirle çok da ilgisi yok. Geliri gayet iyi olup da yine de turistik seyahat etmeyen koca bir kitle var. Bu sadece Türkiye’ye de has değil. Örneğin ABD dünyada en az pasaport sahibi bulunan ülkelerden biridir. Eski Başkan George W. Bush ABD dışını ilk defa Başkan seçildikten sonra resmi ziyaretler sayesinde görmüştü.

      Bu dünyaya bakışla ilgili. Bütçe elbette bir belirleyicidir ama her şeyi de gelir seviyesinin ucuna bağlamak bana kolaycılık geliyor.

  32. Ipek AG 31/12/2014 at 16:18 #

    Kitabi indirdim zevkle inceliyorum. Sasirdigim cok sey oldu. Bir arastirma kadar emek vermissiniz yaziya. Tesekkurler.

    Bunun bir adim ilerisi, yani planlama konusuna da deginmenizi rica ederim amirim.

  33. Ozan Kaya 31/12/2014 at 20:21 #

    Bilgi’deki bazı derslerinize misafir öğrenci olarak girmiş biri olarak size Hocam diye hitap etmek istiyorum :) Yazılarınız çok değerli, harika derlemeler var. Takip etmeye devam!
    Not: Hocam, Grafik 45-46’yı iki kez kullanmışsınız. Sanırım bir yanlışlık olmuş.

  34. Gürkan Güler 31/12/2014 at 22:03 #

    Televizyon programı tercihlerinde haber programlarının hem de 60% oranla ilk sırada olmasına inanmıyorum. Zira en çok izlenenler “Yetenk Sizsiniz, Popstar, Survivor tarzı boş programlar, ya sa halk bunları haber programı sandığından bu şekilde cevaplamış.

  35. fadil 01/01/2015 at 02:59 #

    Cok guzel bi yazi. Sizi severek takip ediyorum. Gorugum kadariyla geri kafalilar da takip ediyor ve sizi kucuk üşürücü veya karalayici şeyler yazarak sevkinizi kirmaya çalışıyorlar. Bu kit kanatlilari dikkate almayiniz. Hatta yoklarmis gibi davranin.

  36. pesvin 01/01/2015 at 16:03 #

    Sayın hocam bu sonuçlardan türkiyenin en büyük probleminin saygı oldugu sonucunu çıkardım ben yaptıgım seçimlerin sonucunda benden çok farklı insanların içinde yaşıyorum ve çok farklı insan topluluklarıyla zaman geçiriyorum benim buralardan gözlemlediğim herkesin kendi dışındaki insanları yok sayması, birileri başörtüsüne karşı çıkıyor insanların dini hassasiyetlerini yok sayıyor , başkaları ellerinden gelse kadınların mini etekle gezmesini bile yasaklarlar, alkol zaten kısmen yasaklanmış , zorlaştırılmıs durumda , çoğu insanın LGBT ‘li bireylere bakış açısı “hastalık ” dan öteye geçmiyor ve kendilerince tedavi öneriyorlar. Kimileri türkçeden başka herşeyden rahatsız ve hala kürt sorununu çok basit degerlendiriyorlar. herkes kendi kahramanlarını yaratıyor , kendi ölülerini yüceltiyor , herkesin kendi kutsalı var herkes başkası ona benzesin istiyor , aşk gibi kutsal bir olayda bile tercihler aile benzerliği, maddi kaygılar ve aynı kültür üzerine yapılıyor. umarım bu kutuplaşma biraz olsun azalır . bu arada yeni yılın ilk gününe yazınızla başlamak harika oldu :)

  37. Kürşat 01/01/2015 at 19:29 #

    Fakirlik içerisinde yaşanan iktidar savaşlarında kendine güvenli yer arayan gariban insanlar topluluğuyuz. Her tutunduğu dal elinde kalıyor. Her yol verdiği başına bela bir psikopata dönüşüyor. Herkes umudunu kendine değil çocuklarına bağlamış. Hala umut ediyor.
    Geleneseksel değerleri ile modern dünyanın dayattığı gerçeklerin çatışmasından çıkan sorunları aşmak için yol gösterecek kendi ile barışık düşünürleri olmadığı için tökezleyerek ilerliyor.

  38. omer 01/01/2015 at 22:00 #

    Serdar Bey merhaba, Vural Bey’in bu güzel çalışmasını paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Ancak kılavuz un ismine bağladığınız link 2011 kılavuzunun ebook’una erişim veriyor. Bende uzun süredir 2013 araştıırmasının ebook’unu arıyordum. Acaba buna ulaşılabilen sizin bildiğiniz herkese açık bir link var mı? Paylaşmanız mumkun mudur?

    Teşekkürler

  39. Zeynep Kurmuş Hürbaş 01/01/2015 at 22:42 #

    Linkteki ekitap 2011’de tamamlandı yazıyor, 2013 hareketlerinden önce olması bazı şeyleri değiştirmişti diye umuyorum.

  40. Salih Seçkin Sevinç 01/01/2015 at 23:06 #

    Çok güzel bir derleme ve süper veriler. Sünni İslam geleneğinin neden tekrar su yüzüne çıktığına dair bendeki taşları da yerli yerine oturttu. Emeğine, kalemine sağlık amirim.

  41. Burak 02/01/2015 at 02:30 #

    Gelenekçi toplum yapısının ağır bastığı bir ortamda, internet sansürleriyle alakalı olan sonuçlara çok da şaşırmadım doğrusu. Belirttiğiniz gibi toplumun büyük çoğunluğu muhafazakar.

  42. ömer 02/01/2015 at 03:05 #

    İs fikri veya girisim rehberinde en onemli sac ayaklarindan birinin din tüccarlığı oldugunu anliyoruz. Tabiki sadece bu isten parayı vurmak her baba yiğidin harcı değil sadece işin icine serpiştirilmiş din unsurları olmalıdır.

  43. Osman 02/01/2015 at 10:53 #

    Bu gibi araştırma sonuçlarına dayanan yazıları her okuyuşumda engellenemez şekilde ben de şöyle bir kanaat oluşur; araştırma sonuçlarına kaynak oluşturan deneklerde ciddi riyakarlık var. 32 yaşında büyükşehirde yaşayan bir şahıs olarak hiç bu gibi bir ankete maruz kalmamış olmamdandır belki de… Muhtemelen bu faktörü engelleyici çapraz sorular tasarlanıyordur ama sizin de tespit ettiğiniz gelenekçilik ve yeniliklere uyum oranları arasındaki çelişki de bu kanaate delil teşkil ediyor.

  44. Osman 02/01/2015 at 11:03 #

    By the way there is a clue to what do you think about censorship, “Your comment is awaiting moderation.”
    Maybe some followers can use this research method prefer to other statistics.

  45. BİLMEM 02/01/2015 at 11:27 #

    seyahetede giderim alafranga tuvaletede tiyatroyada sinemada internet kullanırım paralı parasız gezerim tvde izlerim

    hepsi başlı başına kendi içinde oluru olmazı olan durumlar kimse bir alışkanlığı boşa edinmiyor.
    en basidi bilen bilir alafrangayı müslümanlar abdest bozuyor ve pislik bulaşma ihtimali yüksek diye kullanmıyor bilginize …

  46. Yalcin Akyol 02/01/2015 at 15:36 #

    Bence bu tarz anketlerin ciddiye alınır bir temsili niteliği yok. “Önümüzdeki seçimlerde kimi seçersiniz” gibi bir soru basit ve birebir bir tercihle alakalı olduğundan doğru sonuçlar verebilir ama alafranga / alaturka tuvalet ve televizyon izleme alışkanlıkları üzerinden bir toplumu tanımlamaya ve toplumun nabzını tutmaya çalışmak insanı büyük yanlışlara düşürebilir. Zaten anketler üzerinden toplumu anlayabilseydik, her önemli toplumsal olay ülke yöneticilerini şaşırtmazdı.

  47. Ersin 03/01/2015 at 00:12 #

    Soap opera!

  48. birkankalyon 03/01/2015 at 10:29 #

    Yillardir barda calistim isim geregi gec gidip gec geliyordum metronun en az yogun oldugu zamanlardi hatirladiklarim oglen saatleri universiteye hazirlik ogrencileri geceleri icici tipler. Gunlerim bar, ev ve orta gelirli insalara sahip semte geciyordu. Bar guzeldi icerisindeki insanlar cok hosuma gidiyordu ogrenciler ve yabanci ogrenciler keyifli ve kafa dengi insanlardi.

    3 yilin sonunda bir sey asiri derece kendini hissettirdi. Disarisi bana yabanciydi benim gibi dusunmuyor tepkileri farkli geliyordu anladim ki ben cok uzak kalmisim. Bir cok ayrinti verebilirim ama kisa tutmak istiyorum, bu yaziyi okudum o zamanki dusuncelerimi kanitlar nitelikte olmus. Bir cok bilgiyi yeni ogrendim :)

    Bu arada evimden yaklasik 7 563 km uzakta yasiyorum, dondugumde nasil bir Turkiye bulacagim cok nasil hissedecegim merak ediyorum. Buradaki insanlarda yabanci geliyor tanimaya calisiyorum boyle bir istatistlik ABD icinde bulmaya calsitim onlari anlayabilmek adina ama bulamadim. Anlamak icin film reklam vs yerine instagram da az takipcisi olan insalara harita uzerinde bakiyorum, kucuk barlara gidiyorum yaslilarla ve genclerle konusuoyrum (ingilizcem iyi degil)bulabildigim kadar istatistiklere bakiyorum ornegin etnik yapilari nasil, gini katsayısı nasil baski siralamasi… Yukaridaki gibi yazi bulsam 10 kere okuyacagim Eger biliyorsaniz bunun kadar harika bilgi iceren link sevinirim.
    Not:Kotu yazilmis bir Turkce icin uzgunum. Hic birsey yazmamaktan yinede iyidir.

    • mserdark 03/01/2015 at 15:54 #

      Birkan Bey, dünyanın en ölçülen ve araştırmalarla tanımlanan ülkesinde yaşıyorsunuz aslında. Benim sıklıkla kullandığım Pew sanıyorum başlangıç için yeterli olacaktır.

  49. Ozan Tatar 04/01/2015 at 02:09 #

    Serdar Bey merhaba, Ipsos’un bu değerli araştırmasını ben de takip ediyorum. Yazıda linkini verdiğiniz çalışma eski versiyonu mu? Tıklatınca 2011’de sahası yapılmış çalışma açılıyor. Kimi paylaştığınız grafiklere baktım eski versiyondan alınmış gibi. Sahası daha yeni olan çalışmada oranlar biraz değişir diye düşünüyorum. Ne dersiniz?

  50. ibrahim akkol 04/01/2015 at 11:03 #

    Veriler 2011’de tamamlanmış anketin sonuçlarına dayanıyor. Gezi olayları Türkiye için birçok konuda milat niteliğindedir; bu sebeple sonrasında yapılmış böylesi bir çalışmayı (muhtemelen yine aynı çalışmanın güncel halini) paylaşabilir misiniz?

  51. Pomak Murat 04/01/2015 at 14:02 #

    Turkiye toplumu bir kalinti toplumu oldugunu dusunuyorum. Birinci dunya savasi ve oncesinde,Anadolu topraklarinda yasayan Hristiyan halklarimizin yok edilmesi ve soykirimlara ugratilmasinin bir sonucuyuz aslinda. Ornegin bedenimizden cok onemli bir uvzumuzun ya da uzuvlarimizin kopmasi sonucu gibi. Hem derin travmatik bir rahatsizlik gecirmis bir toplumuz hem de Tarih ve kultur olarak bize ogretilen bir cok sey de uydurulmus seylerden ibaret. Dolayisi ile, tam manasi ile buyuyemeyen bir cocuk gibiyiz.Yetiskin bedeni icinde, ne oldugunu kavrayamayan,anlayamayan,alinganlik icinde yasayan bir cocuk ruhuyuz.Oguz Atay, ‘Oyunlar ile yasayanlarda’ bu cocuk kalmis halimizi cok guzel yansitiyor aslinda. Birileri bu yorumumdan alinacak ama napalim, alina alina buyucez.Kaderimiz bu.Ama buyumekte lazim yahu hep boyle cocuk gibi kalarak nereye varicaz ama degil mi?

  52. yaman 04/01/2015 at 14:05 #

    Sobalı ev oranını Ege’de bile sadece %51 şeklinde değerlendirmenize pek katılamıyorum. Bazı yörelerde hala soba ile ısınılmasının doğrudan bir modernleşme göstergesi olmaktan ziyade iklimin koşullarına bağlı olduğunu düşünüyorum. Aynı araştırmada varsa Ege’deki alafranga tuvalet verileriyle karşılaştırmak ilginç olabilir.

    • mserdark 04/01/2015 at 14:17 #

      Ben yazının hiçbir yerinde ‘modernleşme’ vurgusu yapmadım. Bu yorum size (daha doğrusu bilinçaltınıza) ait.

      • adaminbiri 04/01/2015 at 14:32 #

        kelime oyunu yapmayın, evlerin yüzde 41’i sobalı bulgusundan nasıl bir sonuç çıkarmamızı beklersiniz? bu soru neden soruldu? türkiye’ ye soba satacak bir şirkete veri sağlamak için değil herhalde.

        • mserdark 04/01/2015 at 14:48 #

          Kelime oyunu değil yaptığım; yazının sonunda değindiğim gibi ‘araştırma sonuçlarını kendi değerlerine, kutsallarına saldırı kabul etme’ derdine şifa olma çabası. O zaman tuvalet tercihini ya da diş macunu kullanımını da mı modernleşmeye bağlayacağız? Bunlar tüketim tercihleridir. Fakat soba kullanımını doğalgaz dağıtım ağını yaygınlaştırma başarısına, makul alternatiflerin kabul algısına bağlayabilirsiniz elbette.

          Yoksa insanların modernlikten bağımsız; her zaman soba gibi çileli ve verimsiz bir ısınma aracındansa alternatifleri tercih edeceğine eminim. Sobalı bir evde büyümüş biri olarak bunu gönül rahatlığıyla iddia edebilirim.

          Ve tekrar ediyorum yazının hiçbir yerinde ‘modernleşme / modernlik’ vurgusu yok. Aksine çok daha başka bir konuya üstüne basa basa dikkat çekmişim. Ama her zamanki gibi herkes yine cebine kendi istediği tarafı koymuş.

  53. adaminbiri 04/01/2015 at 14:24 #

    halen, kitap, gazete, sinema, opera üzerinden halkı tanımlamaya, hatta tuvalet alışkanlıklarına göre sınıflandırmaya gidilmiş. bırakın artık bunlarla uğraşmayı.

    bir kere ülke coğrafi olarak çok büyük ve kültürel olanakların çoğu istanbulda toplanmış. istanbul’daki belirli bir zümre de, osmanlının yükseliş döneminden bu yana, batılı adetlerin ilericilik olduğunu savunmuş. istanbul dışı da hep taşra sayılmış. yurtdışına gitmek için bile istanbulda olmak çok büyük avantaj, hem vize işlemleri hem de tek uçak imkanı yüzünden.

    bir insanın kalitesini tamamen kendisinden başkasına zararı ya da faydası olmayan alışkanlıkları belirleyemez, ve bunların ölçümlenmesi ile toplumsal bir araştırma yapılamaz. ancak pazar araştırması için yapılabilir.

    en önemlisi insanların diğerlerinin haklarına gösterdiği önem ve saygıdır. trafikte, çeşitli kuyruklarda, yaşadığımız apartmanlarda bunu göremiyorsanız toplum cahil kalmış demektir.

  54. remy 04/01/2015 at 16:05 #

    2011-2012-2013 üniversite giriş sınavında ösym nin matematik – fen- sosyal alanında yurt ortalamal

  55. EsuZ.. 04/01/2015 at 16:45 #

    Geçmişe takılıp kalma, özleme maddesi nasılda doğru.. Çocukluğumdan beri bilinç altıma işlemiş koca bir yalan. Biz geçmişte yaşamaya devam ederken bugünün güzelliklerini kaçıran, garip bir toplumuz.. Derinliksiz, dogmatik, ezberci ..

  56. uls 04/01/2015 at 20:27 #

    Siyasi eğilimler başlığı altındaki grafik bir öncekiyle aynı.
    Genel olarak güzel bir derleme olmuş, teşekkürler.

  57. serkancura 05/01/2015 at 09:55 #

    At tepesinden inmeyen bir neslin evlatlarının evde oturmayı yeğlemesi insanın rahata ne kadar çabuk alıştığının ya da alıştırıldığının bir kanıtı olsa gerek :) Amirim gayet güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler.

  58. erdemo 05/01/2015 at 10:32 #

    Çok etkileyici bir çalışma. Ancak, haber programlarını seyretme oranının %60 olmasına inanamıyorum. Bence araştırmanın geneline baktığımızda beklentimin üzerinde bir manzara ile karşılaştım. Ben memleketin durumunun daha kötü olduğunu düşünüyorum

  59. qassed 12/01/2015 at 02:15 #

    selam ilginç anket sonuçları bence de anketler için yayınlanırken sanırım birde künye bilgileri istiyorlar kaç kişiyle yapılmış hangi tarihlerde yapılmış kim yaptırmış gibi. bu vesileyle sormak isterim siz medya içinde bulunan bir insansınız. anketle ilgili merak ettiğim acaba bu site kapatmalarına verilen onaylar içinde siyasi içerik onay veren yüzde kaçtır? yine bu onay verenler kendisiyle ilgili düşünüş açısından herhangi bir kısıtlamaya maruz kaldığını düşünüyor mu? kendisi dışında birilerinin yine maruz kaldığını düşünüyor mu? bu onayı verirken bunun olmazsa olmaz bir politik ihtiyaç olduğunu düşünüyor mu sorularını cevabını acaba almışlar mı.
    bu soruları sorsalar herhalde bu muhafazakarlık açmazı bence daha az onay alır diye düşünüyorum. biraz bana istenilen cevaplara ulaşılmış bir anket gibi geldi.

  60. Mehmet Nejat Aksel 18/01/2015 at 19:33 #

    Dünyada üç çeşit yalan vardır. Yalan Kuyruklu Yalan, İstatistik! Bunu söylemiyorum bu bizzat istatistik ile uğraşanların yorumudur. İstatistikler çok kolay maniple edilecek sonuçlar doğurur.. Bu maniplasyon kasıtlı da olabilir, kasıt olmadan da oluşabilir. İstatistiğin bir anlam ifade edebilmesi için evvela ne amaçla yapıldığının, masraflarının kimin tarafından karşılandığının bilinmesi gerekir. Bundan başka, denekler nasıl seçilmiştir. Aynı soruyu İstanbul’da Moda, Fenerbahçe veya Bağdat caddesinde oturan birine sorarsanız farklı, Sarıgazi, Sultanbeyli, Gazi mahallesinde oturan birisine sorarsanız farklı cevap alırsınız. Deneklerin etnik kökeni de önemlidir. Soruyu Kürtlere sorarsanız açılıma destek artar, Kürtler dışındaki etnik gruplardan birisine sorarsanız destek azalır. Anlamlı sonuçlar çıkartabilmek için deneklerin 70 milyonu aşkın Türkiye Cumhuriyeti nüfusu içindeki grupları doğru temsil etmesi ve eğilimlerini tam olarak yansıtması gerekir ki, bu mümkün değildir. Hangi düzeltme metodunu uygularsanız uygulayın tüm vatandaşlara soru sormak mümkün olmadığına göre, denek belirlenmesi çok en önemli unsurdur. Deneklerin Türkiye Nüfusunun eğilimini tam yansıtamayacağı da yadsınamaz bir gerçektir. Bunun dışında sorunun hangi ortamda nasıl sorulduğu da önemlidir. Soru bazı ortamlarda ve bazı şekilde sorulursa, denek yölendirilebilir. Deneklerin mevcut durumdan ne çıkar sağladığının da bilinmesi gerekir. Mevcut yönetimden çıkar sağlayan, tabii ki onun lehine konuşur. Ama bu çıkar bitince gerçek görüşü ortaya çıkar. Türkiye’de bir gerçek var.Halk kendisini değeri olmayan aktivitelere kaptırmış, kendisine bilgi ve kültür sağlayacak faaliyetlerden uzak duruyor. Bundan 50 yıl önceki görgü seviyesi bugün çok düşmüş durumda. Bu görgü seviyesindeki yozlaşma, hayatın her alanında kendisin gösteriyor. Ancak toplumun 1950 yılından beri bilinçli olarak bu hale getirildiğini de unutmamak gerek. Zira, bilgi ve görgü seviyesi ne kadar düşerse seçmeni kandırmak o kadar kolay olur. Ayrıca, bireylerin çıkarını devletin çıkarının önüne geçirmek için gösterilen çabalar, ülkeyi bu günlere getirmiştir. Çünkü insanlar artık kendi çıkarları için devletin çıkarının korunması gerektiğini dikkate almıyor. Yolsuzluk yapanın yanına kâr kalıyor. Ancak, bu durum bu gidişin değişmeyeceğini de göstermez. Ciddi bir muhalefet siyasi dengeleri değiştirip, yıkılanı yerine koyarsa, durum düzelebilir. Aksi takdirde ciddi bir kaos yaşanacaktır. Bu kaosun sonunda yine taşlar yerine oturacaktır. Ama bedeli ağır olacaktır. 90 Yıllık Cumhuriyet idaresini yıkmak kimsenin harcı değildir. Kötü hiç bir zaman iyinin yerini alamaz.
    Saygılarımla,

  61. said 25/01/2015 at 08:57 #

    İlk kez sayfanızı ziyaret ediyorum. paylaşımınız için teşekkür ederim. Benim için istifadeli oldu. emeğinize sağlık.

  62. Kemal 25/02/2015 at 20:06 #

    şimdi bu sorular halka açık bir yerde sorulduğu için denekler gerçek fikirlerini değil “düşünülmesi doğru olan” fikirleri beyan edeceklerdir. örneklemem gerekirse; çoğunluk internette sansürden yana olduğunu belirtmiş ama ne hikmetse google trendsde “porno”, “seks”, vs gibi sansür sebebi olan “örf adetle” bağdaşmayan aramalarda Türkiye ilk sıralarda. Yani durum bu anketin tam tersi.. Buna instagram veyahut facebook’da kızı yaşındaki insanlara “Afyon kaymağı gibisin” tarzı yorumlar yapan profil fotosuna Arapça Allah yazısı veyahut Başbakan/cumhurbaşkanı koyan insanlarıda ekleyebiliriz. Ki zaten durum bu anketteki gibi olsa bu kadar online seks shop açılmaz/iş yapmaz veyahut bikinili kızları yarıştıran “survivor” gibi programlar izlenmezdi…

    Maalesef ahlakı zayıf ve ikiyüzlü bir milletiz. Bugün insanlar yolunu bulmak için AKP’yi destekliyor ve muhafazakar görünüyor. Bu yolunu bulma düzeni bozulduğunda ilk dönenler bugünün en büyük şakşakçıları olacaktır. Komşumuz muhafazakar ortodoks-hristiyan Yunanistan çaresizlikten çıkış yolunu buluruz umuduyla sosyalist ateist başbakan seçti. Bizim sünni-müslüman muhafazakarlar benzer bir durumda durumu düzelteceğini düşünse satanisti bile seçerler :) yeterki tekrar yollarını bulsunlar…

    Demem odurki memleketi tanıyın ama sokağa çıkarak tanıyın sadece anketlerden değil. son olarakda anketlerin yanlış yönlendirmesine güzel bir örnek; Durex’in cinsel partner sayısı ve penis boyu anketleri. bakmanızı tavsiye ederim :)

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim