İnternet sansürüne başka bir açıdan bakış

Sansür konusundaki kişisel duruşum belli. Bazı arkadaşlarıma göre bu konuya fazlasıyla liberal bakıyorum. Olabililr.

Ama en hafifletilmiş haliyle yaşadığı ülkede kendini temsil edip yönetecek milletvekili ve Başbakan’ı seçme hakkı tanınan kişilerin hangi web sayfasını görüp göremeyeceğine devletin karar veremeyeceğini düşünüyorum. Bir insanın Başbakan seçmeye zekası yetiyorsa webde dolaşmaya da ehliyeti olmalı. Bazı şeylerin azı/çoğu olmuyor. Ya var oluyor ya yok.

Bu konudaki fikirlerimi biraz daha netleştirmek adına bu blogdan iki linki paylaşmak isterim. Dileyene Radikal gazetesindeki arşivimde çok daha fazla örneği var (bu yazının altındaki ilgili yazılar başlığında da diğer blog yazılarımı görebilirsiniz. Sanıyorum hakkında en çok yazıp çizdiğim konu bu):

Kimi zaman yanlış anlaşılma kurbanı olsam da takip edenlerin bu konudaki fikirlerim konusunda kafasının net olduğuna eminim.

Ankara’dan öğrendiklerim

Geçtiğimiz hafta Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) içinden doğmuş bir sivil toplum kuruluşu olan Bilişim Uzmanları Derneği’nin davetlisi olarak Ankara’da bir konuşma yaptım. Sunumun hemen öncesinde yanımda Sosyal Medya isimli TV programıma da Ankara’dan katılan TİB 2. Başkanı Turgut Ayhan Beydoğan’ın oturduğunu fark ettim.

Konuşma öncesinde yaptığımız kısa sohbette 22 Ağustos sürecinde on binlerce insanı sokaklara döken, çok daha fazlasının sinirlerini geren ve sonuçta bir nebze yumuşatılarak hayatımıza giren meşhur internet filtresinin 1 milyonu aşkın kullanıcıya ulaştığını öğrendim. Hayretle baktım çünkü (her ne yöntem ve motivasyonla olursa olsun) 1 milyon hiç de azımsanacak bir rakam değil. Ve bu grubu asla sorgulamıyorum. Kendi özgür iradesi ve rızasıyla isteyen herkes kendini istediği gibi kısıtlayabilir.

Türkiye’yi anlamak

Bugün IPSOS KMG‘nin iki senede bir gerçekleştirdiği Türkiye’yi Anlama Kılavuzu (PDF / 6.3MB) isimli çalışmada göz gezdirirken aşağıda paylaşacağım ilginç grafiğe denk geldim:

Çok açıklamaya ihtiyacı olmasa da özetleyelim:

  • ‘Değerlerimize aykırı’ gibi muğlak bir sıfat yüklendiğinde internet kullanıcılarının en az yarısı sansüre evet diyor.
  • Sansüre yönelik kabul yaş ile beraber artıyor.
  • Hemen her alanın ‘altın yaş aralığı’ 25-34 grubunda bu kabul yüzde 62’ye çıkıyor. Bu oran 45 yaş üstü ile aynı.
  • Bazı internet sayfalarının kapatılmasını doğru bulanlar yüzde 62’nin altına inmiyor. Buna en çok katılan grup yüzde 71 ile 35-44 yaş arası.

Araştırmanın adından yola çıkarak Türkiye’yi anlamaya çalışıyorum ve size soruyorum:

Bu sonuçlar ile ilgili yorumunuz nedir?

, , , , , , ,

24 Responses to İnternet sansürüne başka bir açıdan bakış

  1. Göker A. 20/06/2012 at 00:32 #

    Kendi iradesine sahip olamayan insanlar, başkaları tarafından yönetilmek istiyor gibi geliyor bana

  2. Murat 20/06/2012 at 00:40 #

    Okumaktan nefret eden milyonlarca insanın yaşadığı bir ülkede, bir şeyler bildiğini iddia eden kötü niyetli insanlara sürü olan devasa topluluklardan söz ediyorsak bu iş bireysel çabayla düzel(tile)mez. Bunu başaran toplulukların planı ne geçmişte ne de günümüzde sekteye uğramadığı için onlara şapka çıkarıyor, talihimize lanet okuyorum.

  3. mehmet 20/06/2012 at 00:41 #

    1 milyon filtreli kullanıcının filtrelemekteki amacını araştırmak gerektiğini düşünüyorum.

    Etrafımda (çok geniş bir çevrem var :P ) filtre kullanan – kullanmayı sorgulayan kişiler başlıca 2 sebep ortaya sunuyor:

    1- Çocuklarının “uygunsuz” içeriğe istem dışı da olsa ulaşmasına kökten bir çözümle engel olacaklarını düşünüyorlar.
    2- Bilgisayara istem dışı, farkında olmadan yüklemek durumunda kalacakları yazılımlarla güvenlik endişesi duyuyorlar.

    Hemen hemen hiç biri, fikri özgürlük boyutunda değerlendirmiyorlar.

  4. M. Gokhan Ahi 20/06/2012 at 01:35 #

    1 milyon çok yuvarlak bir rakam. Filtre isteyen abone sayısı mı 1 milyon, yoksa bir abonelik hesabına erişen hane halkı sayısına göre mi 1 milyon? Ayrıca neden kendi web sitelerinde rakamları açıklamazlar ki?

    Abone sayısına göre 1 milyon filtre talebi varsa, 15 milyon abone içinde oranı yaklaşık % 6’ya gelir. Ki çok da büyük bir oran değil ve anket sonucuyla paralellik kurulamaz.

    Kullanıcı sayısına göre 1 milyon filtre talebi varsa, 35 milyon kullanıcı içinde oranı yaklaşık % 3’e gelir. Anket sonucuyla bu oranın bağlantısı çok daha zayıf.

    Benim gibi binlerce insan sırf denemek için filtreyi açıp kapamıştır. Ben de bu 1 milyona dahil olabilir miyim? Esas önemli olan aktif ve sürekli filtre kullanan abone sayısı değil midir?

    Bence bu ve bunun gibi bir çok soru dahilinde 1 milyon rakamının afaki olduğunu düşünüyorum ve anketlere de hiç bir zaman inanmadığımı vurgulamalıyım.

    • MserdarK 20/06/2012 at 02:09 #

      Gökhan ben de aynı konuyu sordum ve şu yanıtı aldım: kendi isteğiyle filtreyi aktif hale getiren ‘abone sayısı’ 1 milyon. Hatta SMS ile aktifleştirme devreye girdiğinde dramatik bir artış görülmüş. TİB yetkilileri her bağlantı ucunda ortalama 4 kişi olduğunu varsayarak bu filtreden ‘faydalanan’ 4 milyon kullanıcı olduğunu öngörüyor.

      Anket sadece bir görüşü temsil ediyor; dolayısıyla aktif filtre kullanıcısı ile doğrudan bir orana sahip olmak zorunda değil diye düşünüyorum.

      Resmi açıklama yapmama gerekçesininse sansür tartışmalarını alevlendirmemek olduğunu sanıyorum. Elbette benimkisi bir tahminden öte değil.

  5. Salih Dursuntaş 20/06/2012 at 11:31 #

    Bu aslında biraz da Türkiye’nin mevcut durumuna ışık tutuyor. Özgürlüklerin her türlüsü hakkında genel görüşümüz “Benim fikirlerim iyidir ama muhalefet görüşler kötüdür, yasaklansınlar” minvalinde olduğundan, demokrasiyi “Her türlü fikre hoşgörü” değil de “Sapkınlığa 0 tolerans, çoğunluğun fikirlerine sonsuz yaşam alanı” şeklinde algıladığımızdan araştırmadaki “Sansür Gerekli” fikri yükseliyor. Tabi ki detaylarını incelemek lazım ancak sansür fikrinin kabul görmesinin başlıca nedeninin herkesin kendisine aykırı olan fikrin sansürlenmesini istemesine bağlıyorum. Kimi milli değerlere hakaretin, diğeri dini değerlere dil uzatmanın, bir diğeri ise devlet büyüklerine küfretmenin sansürlenmesini istiyor ve nihayetinde “İnsanlar sansür istiyor” fikri çoğunluğa ulaşıyor. Mevcut şartlar altında da herhangi bir kısım ya da kısıta bağlı olmadan sansüre karşı duranlar da her daim azınlık olarak kalıyor.

  6. eminoğlu 20/06/2012 at 11:39 #

    Kusura bakmayın ama gözden kaçırılan nokta şu: İnsanlar kendilerini değil ailelerini korumaya çalışıyor. Ben de eskiden çok daha liberal yaklaşıyordum. Ama kızlarım ilköğretime başlamaları ile ardı arkası kesilmeyen performans ödevlerinde internet kullanımı beni benden aldı. Eğer siz 7-8 yaşındaki kızınızın basit bir ödev aramasında karşılaştığı görsellerde problem görmüyorsanız internette hiçbir sınır olmamasını savunabilirsiniz.

    Ben belki 10’a yakın uygunsuz içeriği gizleyen program denedim, bunlara bir bilgisayar parası verdim. Sonuç rezalet. Bu programlar ya hiçbir siteye sizi sokmuyor ya da hiçbir şeyi engellemiyor.

    Benim çevremde internet filtresini kullananların tamamı ilköğretim çağındaki çocuklarını korumak için kullanıyorlar.

    Ne dediğimi anlamak istiyorsanız ev ödevlerinde sıkça verilen hayvanlarla ilgili google’da search sonuçlarına bakın. Bunları ilköğretim çağındaki çocukların görmesini istemeyen haklı olarak filtrelemeyi tercih ediyor.

  7. Eyüp AKTUĞ 20/06/2012 at 12:22 #

    Serdar Bey, yöneltmiş olduğunuz bu sorudan evvel devlet-birey arasındaki ince çizgileri iyi teyit edebilmek icap eder. Gerek ferdin gerek ise devletin birbirlerine karşı görev ve sorumlulukları vardır. Bireyin devlete karşı ödevleri hususunda hemen herkesin iyi kötü bir malumatı vardır. Esas olan devletin bireylere karşı olan ödevleridir. Devlet bireye özgürce, güvenli, huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşabileceği ortamı tesis etmek ile yükümlüdür.

    Bu manada günümüzde çok sık bir şekilde herkesin yolunun uğradığı internet ortamının başıboş bırakılması düşünülemez. 7’sinden 70’işine her yaşta insanın bir halkası olduğu bu sanal dünyada güvenliği tesis etmek gerekir. Genel ahlak kurallarına aykırı görülen, toplumun temelini sarsıcı ve kullanıcıların güvenliğini tehdit edici internet sahalarına karşı erişim engeli olması icap eder.

    Ancak önemli bir husus; sizinde belirtmiş olduğunuz üzere devletin bu denetiminin yani bahsi geçen internet filtresi uygulamasının bireylerin seçimine sunulması meselesidir. Bu noktada bir muamma var. Daha doğrusu anlaşılamama… Yazınıza yapılan yorumlarda dikkatimi çeken Barış Ünver’in yaptığı yorumdu. Herhangi bir profili tercih etmeyen kullanıcıların “Standart Profil” olarak işlem göreceği doğrudur. Fakat bu bir dayatma değildir. Bahsi geçen “Standart Profil” de -mahkemelerimizin engellediği sayfalar haricinde- herhangi bir kısıtlama mevcut değildir. Yani Serdar Bey’in dediği gibi varlığı ile yokluğu bir. Esenlikler dilerim…

  8. Mehmet Tugrul 20/06/2012 at 14:50 #

    Anket sonuçları beni hiç şaşırtmadı. Şu “değerlerimize aykırı” meselesi ile başlayalım. “Değerlerimize aykırı” cümleciği hem muğlak, hem de muğlak olmayan bir yargıyı içeriyor. Nedeni çok basit: Bu ülkede yaşayan hemen herkesin “değerleri” vardır. Bunun maalesef sağı, solu, ortası, önü veya arkası yok. Muhakkak herkesin kendi değerleri var. Ve maalesef herkesin kendi değerlerine aykırı birşeyler var. En kötüsü ise hiç kimse “kendi değerlerine aykırı” birşey duymak istemiyor. Galiba bu cümle grafik 45 ve grafik 46’daki yargılara katılma oranının sebebini açıklıyor.

  9. Ayhan 20/06/2012 at 15:45 #

    Marjinal’iz diye dediğimiz olmalı mı? Fikir söylerken diretmeli mi söylemeli miyiz, dinleyerek?

    Kısıtlama olması iyi bir fikir !
    İnsan çok çabuk öğrenen ve öğrenmemesi gereken konularda da gereksiz meraklı canlı. Bu canlıların arasında yer bulmaya çalışan iki ayaklı hayvanlar da yok değil…

    Biz dünya genelinde tescilli(Microsoft gibi birçok firma bile hizmet vermek istemiyorken…Mecburi…) buna rağmen istediğini elde edebilen bir topluluğuz… Bize yasak konulsa bile zaten bir yolunu bulup istediğimizi elde etmiyor muyuz? Tünel dolu bir çok yol varken ne kısıtlaması arkadaş ! Laf olsun Serdar işte ! Ergen olan bir genç istediğini bir şekilde elde ediyor,… bildiğiniz ! Gerekli olmayacak bilgileri ergen olmadan öğretmenin anlamı nedir? Bilmeli öyle değil mi?

    “Bu memleketin kitap yüklü eşşeklere hatta eşşekoğlu eşşeklere ihtiyacı var !”

    Ya arkadaş sana bir ara görüşelim-konuşalım dedik meşgulmüşsün… Biraz da başkaları beklemede kalsın, adam gibi konulara girelim…

  10. Ugur 20/06/2012 at 20:46 #

    Amirim, bu ankete “İnternet nedir?” sorusunu da eklesinler. Tanımı doğru yapan kullanıcılar arasında başka bir anket daha yapsınlar. Çıkacak sonuçlar çok daha farklı olacaktır. Bu tip sorularla sadece “İnterneti başıboş bırakmayalım” mantalitesine sahip 100-200 yıl öncesinin düşünce yapısına sahip insanların toplumda ne kadar büyük bir oranda bulunduğunu tespit edebiliriz.

  11. R. Yucel 21/06/2012 at 00:24 #

    Aslinda durum cok basit, devletler her ne kadar kitap uzerinde vatandasa hizmet icin vardir dense de esas amac onlari kontrol altinda tutmaktir. Bunun derecesi ve uygulama sekli ulkeden ulkeye degisiyor. Turkiye ve benzeri totaliter rejimlerde bu herseyi yasaklamak uzerine klrrlerken ABD ve benzeri ozgurlukcu toplumlarda her seyi serbest birakarak gerceklesiyor.

    Bana bu “Cesue Yeni Dunya” ve “

  12. R. Yucel 21/06/2012 at 00:31 #

    … Cesur Yeni Dunya” ve “1984” kitaplarinin carpismasi olarak goruyorum. Aslinda coktan cesur yeni dunyanin kazanmis oldugu dusunuyordum fakat sanki her sey degisiyor.

  13. chuck 21/06/2012 at 09:04 #

    Bu filtre (ya da muhalif dille sansür) aktif olduktan sonra hangi siteye istediniz de erişemediniz? Çok merak ediyorum gerçekten…

    Ayrıca ergen gençliğin ve radikal muhaliflerin olayı “sansür geliyor, yandık bittik” diye değerlendirmesinden ziyade, okul çağındaki çocuklarını korumak isteyen ailelerin bakış açısından değerlendirmek daha doğru olur. Kendimizi değil (kendimiz karar verebilecek bilinçteyiz zaten) çocuklarımızı korumak amaç, o da eğer istersek, zorunlu değil yani…

  14. emrah doğan 21/06/2012 at 23:21 #

    en az yüzde 54’lük bir grup medya içeriğinin “değerlermize” aykırı olması sebebiyle yasaklanmasına olur vermiş, en az yüzde 62’lik bir grup da internet sayfalarının kapatılmasında bir sakınca görmemiş.
    buna karşın 15 milyon abone içerisinde 1 milyon abone kendi isteği ile internetine filtre koydurtmuş. bu rakamları gerçekçi kabul ediyorsak burda bir çelişki olduğunu da görürüz heralde.

    anket sonucuyla ilgili şahsi düşüncem, evet gerçekten memleketin yarısı hatta daha fazlası zihnen sansürcüdür, yasakçıdır; bu fikri birliktelik partiler üstü bir durumdur. iktidardakiyle muhalefettekiyle, çoğunluk kökten devletçidir, bireysel özgürlüklerden bihaberdir.

    ezel akay geçenlerde bu konuyla ilgili bir röportaj vermiş. http://www.ntvmsnbc.com/id/25356556

    ezel akay’ın hacivat karagöz filmini ve orada tarihi şahsiyetlerin resmedilişiyle ilgili tartışmaları hatırlayanınız vardır.
    şu sıralarda bir amerikan filminin fragmanı dönüyor. filmin ismi “abraham lincoln: vampir avcısı”.
    ağaçtan düşmüş olsaydı memleketin hali nolurdu konulu komedi filmi üzerine gani müjde’ye saydırdıklarımızı hatırlıyor muyuz?
    can dündar’a?
    fikrini yazıyla, çizgiyle, türküyle, sinemayla ifade edenlere neler yaptığımızın kitabını yazsak kaç sayfa olurdu?
    biz izin verdikçe ırkçı biri “değerine” hakaret edildiğini düşündüğü için birilerini vuracak.
    biz izin verdikçe fikir insanları mahkemelerde ömür tüketecek.
    izin verdikçe gazı da copu da dayağı da yiyeceğiz.

    bu memleket adeletiyle, kamera önünde dayak atan polisiyle, eğitim zaiyatı veren askeriyle, iktadarı ve muhalefetiyle, en önemlisi vatandaşının zihniyetiyle özgürlükten bihaberdir.

    bu memlekette çoluk çocuk görmesin diye tib legal – illegal her türlü pornografik içeriğe erişimi yasaklar, hem de mahkeme kararı olmaksızın; tib hangi sıfatla 35 yaşındaki adamların da porno izleme hakkını elinden alıyor diye sormak yerine, “7-8 yaşındaki çoluğumuz çocuğumuz” deriz.
    7-8 yaşındaki erkek yada kız çocuğunu , filtreli yada standart internetin başına kendi gözetimin olmadan oturtman senin ana baba olarak ne kadar sorumlu davrandığını gösterir. o yaştaki çocuğun eline tv’nin kumandasını verirken bile iki kere düşünmen gerekirken sen internet denen aleme çocuğu serbestçe salıyorsun. o filtre mi koruyacak çocuğu, o çocuğu sen mi büyütüyorsun televizyon mu?

    genel ahlak kurallarına aykırılık, üstün kamu yararı, milletin devletin birliği bütünlüğü öyle muğlak öyle sakız gibi kelimeler ki bu kavramlar üzerinden kararlar vermemiz ayrı bir komedi.
    içi doldurulma gereği bile hissedilmemiş, hayatamıza şekil veren kavramlar. bu kavramları içeren yasalarımıza göre kararları da adelet sistemizin vermesi gerekir. ama onu da atlıyoruz. atlamasak çok mu farklı oluyor sanki. üst kurumlarımızdaki baya bildiğin bir kaç memur, bürokrat, uzman’ın şahsi görüşleri ve tabiki onları oraya atayan hükümetin isteğine göre yaşıyoruz.

    anayasayı, tck’yı, medeni kanunu, ticaret kanunu, herşeyi yüz defa da değiştirsen bir işe yaramaz. o anketin yüzdelik dilimlerindeki vatandaşın zihniyeti değişmedikten sonra hiç birşey değişmez.

  15. yetkin 25/06/2012 at 17:00 #

    Serdar hocam miletvekili seçme hakimiz yok. Seçilen vekilleri onaylama hakimiz var. Eğer bu konuyu dediğim gibi bir girişle öne çıkarsaydınız belki daha iyi olurdu. Varılacak sonuç değişebilirdi.
    İkinci konuya gelirsek bu sonuçları Deniz Ülke hocamın değerlendirdiği bağlamda değerlendirmeniz lazım. Bu işi devletin elinden almak gerekir. Devlet sadece “isteyene” yol gösterici olmalıdır. Diğer türlü ülkece el aleme rezil olmaktan başka bir şey olmuyor.

  16. Deniz Kayahan 27/06/2012 at 12:10 #

    Konuyu gündemde tutmaya devam ettiğiniz için teşekkürler

  17. Nazif Sezer 29/06/2012 at 12:14 #

    Sansür konusunda çoğunluğun görüşü diye bir şey olmaz, malesef hala pek çok insan demokrasi denince her alanda çoğunluğun görüşünün geçerli sayılması sanıyor; ama öyle değil. Sansürü kabul eden bir kişi varsa o bir milyonluk kesimin içine girer ve istediği siteye ulaşımını engeller. Sansürü kabul etmeyen kişilerin ise habere, pornoya, fıkraya, oyuna, müziğe(tabi legal olarak) ve internetteki pek çok şeye ulaşması engellenemez. Dolayısıyla da bu anketten yola çıkılarak sansür Türk halkının kabul ettiği bir şeydir demek çok saçma olur. Evet %60 büyük bir çoğunluk peki %40’ın görüşleri? İşte bu yüzden sansürün devlet tarafından değil kişinin kendi özgür iradesiyle yapılması taraftarıyım.
    Filtre konusunu uzun bir aradan sonra gündeme getirdiğiniz için teşekkürler.

  18. Cengiz 30/07/2012 at 13:37 #

    Her türlü dekoltenin dibine düşen erkeklerimiz kız kardeşlerine ve eşlerine nefes aldırmamakta, kendisi evlenene kadar kerhaneden çıkmaz iken eşinin bakire olmasını istemekte, bekareti salt namus göstergesi kabul etmektedir.

    Bu ülkenin iç değerlerini anlamak her zaman çok zor olmuştur. 10 sene önce haber bültenlerinde sadece plaj haberlerini seyretmeten hoşlanan halkımız bugün öpüşme sahnesine isyan etmektedir. Hatta seyretmediği bir kanalın, varlığından bile haberdar olmadığı sitenin içeriğinden rahatsız olmaktadır.

    Bu ülkenin ahlak kurallarını ve sınırlarını medya çizer ve çizecektir. Dolayısyla ne yorum yazarsanız yazın boş olacaktır.

  19. Hakan Ceylan 31/08/2012 at 19:56 #

    Benim değerlerim 70 milyon ile aynı mı bakalım? Kim neye değer veriyor? Kişilerin ifadeleri gerçeği yansıtıyor mu? İnsanımızın büyük kısmı koyun gibi, sürü psikolojisi ile yaşıyor. Bu insanlara bakıp da, hiç bir iş yapmam ben! Okumayan, düşünmeyen, çoğunluğa değer vermiyorum, dikkate dahi almıyorum!

  20. HARCAN 16 21/03/2014 at 15:29 #

    Ülkede halkın oyunun yarısını almış bir başbakanı eleştirmek,hatalarını belirtmek hakkımızdırDemokrasinin gereği de budur..Ama ülkemizi temsil eden milli iradeye saygısızca başbakan üzerinden devletin birliği ve düzenine karşı hareket etme hiç kimsenin ne hakkıdır ve ne de harcıdır.Başbakanı sevmeyebilirsiniz ama o makama saygı göstermek zorundasınız ve buna mecbursunuz.Aksini düşünüyorsanız bu vatanı sevmiyor ve hatta daha ileri gidip ihanet içinde oluyorsunuz.Bu nedenle hiç bir özgürlük sınırsız değildir.Ülkenin varlığına,birliğine,ulusar çıkarları allak bulak edecek olan her türlü bilgi ve eylem sonucu ülkemiz zarar görecekse bu twitter denilen sosyal medya pek ala engellenebilir.Çünkü burada ülkenin bütünlüğü bağımsızlığı ve çıkarı söz konusudur.Bireysel hiç bir çıkar ya da çıkarlar ülkenin çıkarlarının ötesine geçemez.Hiç bir devlet te varlığına zarar getirecek hiç bir girişime izin veremez.Bu nedenle olayları saptırmadan aklı selim ile bu konuyu bir daha düşünmekte ülkemizin geleceği açısından yarar vardır.Bir tane Türkiye var ve çok düşmanı var.Biz içeri de birlik olamazsak işte o zaman hepimiz yanarız.Herkezin aklını başına alıp ülkenin ne zorluklar altında kurulduğunu ve bu hale geldiğini unutmamak gerekir.18 Mart’ı bilhassa hiç hatırdan çıkarmamak gerekir.Ülkenin esenliği ve ilerlemesi bu ülkede yaşayan ve bu ülkenin havasını suyunu kullanan ama asla birliğimize zarar verecek her türlü iç ve dış uyuncuların piyonu olmadan gerekirse kanımızın son damlasına kadar ülkenin geleceğini kurtarmaktır.

  21. Furkan Selçuk Dağ 01/03/2015 at 13:03 #

    Türkiye’yi anlama kılavuzu grafiklerindeki verilerden yola çıkarak, sansürü destekleyen kişilerin çocuklarının olup olmaması ve bu çocukların muhtemel yaşlarının sansür desteği fikrinde doğrudan etkili olduğunu düşünüyorum. Şahsen, sansürün her türlüsüne ve her düzeyine karşıyım.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Memleketini tanımak - M. Serdar Kuzuloğlu - 30/12/2014

    […] gündelik yaşama geniş bir konu yelpazesinde bize ayna tutan bir araştırma (daha önce de değinmiştim). Blogun en çok okunan yazılarının verileri kendimce derlediklerimden oluştuğunu fark […]

  2. Adem Ç. » Blog Archive » Memleketi Tanımak - 19/01/2015

    […] gündelik yaşama geniş bir konu yelpazesinde bize ayna tutan bir araştırma (daha önce de değinmiştim). Blogun en çok okunan yazılarının verileri kendimce derlediklerimden oluştuğunu fark […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim