Haftanın Özeti: 27

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Baltimore şehrinde gözaltında omuriliğinde oluşan ağır hasarlar sebebiyle hayatını kaybeden Freddie Gray için başlayan protestolar ABD’de sıkıyönetim, sokağa çıkma yasağı, asker müdahalesi gibi pek de alışık olunmayan bir dizi önlemi hayata geçirdi. Fotoğraflar olayın boyutlarını göstermek adına yardımcı olabilir.

eylemler

  • Bu ‘ana yüreği’ denen şey dünyanın her yerinde aynı. Baltimore olayları bize bunu bir kere daha gösterdi. Eylemleri televizyondan izlerken oğlunu gören bir anne olay yerine giderek evladını kelimenin tam anlamıyla evire-çevire, döve-döve evine götürdü. Buna Türkçe dublaj yapmak hiç zor olmazdı mesela.

  • Aynı olaylar bize bir şeyi daha hatırlattı. Sosyal medya yanlış / sahte bilgi yayılması için rakipsiz derecede kusursuz bir ortam. Bununla baş etmeyi öğrenene kadar çok canlar yanacak.

  • Hayat her şeye rağmen çok güzel ama ne yazık ki bunun en çok bebekler farkında. Büyüdükçe geçtim kahkahayı, gülmeyi bile unutuyor insan.

  • Yüz binlerce takipçileri var ama ne şarkıcılar ne oyuncu ne de futbolcu. Çoğu zaman ne iş yaptıkları bile bilinmiyor. Takipçi sayısını kişisel bir karneye çeviren sosyal medya zihniyetinin yansımalarını Anil Dash çok güzel bir yazıda kaleme almış. Şöhretli ünsüzlerin dünyasının acı gerçekleri.
  • Nepal’de yaşanan ve 6 bin 500‘den fazla kişinin hayatını kaybettiği 7,9 şiddetindeki korkunç deprem o sırada Everest Dağı’na tırmanmakta olan Google’ın en önemli projelerinde imzası bulunan Mühendisi Dan Fredinburg‘un da canına mal oldu. Aşağıdaki videoda Everest Dağı’nda bulunan bir başka ekibin tesadüfen olay anındaki kaydını ve içine düştüğü dehşeti izleyebilirsiniz.

  • Olay anına dair tüyler ürpertici bir diğer video ise bölgede tatil yapan bir Türk çiftin cep telefonu kamerasına yansıdı. Deprem anında en avantajlı canlı türü kuşlarmış meğer (göçük altında kalanlardan umudun kesildiğini de eklemiş olayım. Fakat bölgede hala yardıma muhtaç çok insan var ve gönüllülerin dahi ulaşması kolay olmuyor).

  • Gallup tarafından 2012’den bu yana güncellenen Dünya Mutluluk Endeksi‘nde Türkiye 76. sırada. İlk 10 ülke: İsviçre, İzlanda, Danimarka, Norveç, Kanada, Finlandiya, Hollanda, İsveç, Yeni Zelanda ve Avustralya.
  • Bu konulara meraklıysanız OECD’nin Daha İyi Yaşam Endeksi‘ne de bakmanızı tavsiye ederim (Türkiye sayfası).
  • Okyanusun dibinde sabırla avını bekleyen ve asla affetmeyen 3 metrelik dev bir canlı keşfettim: Bobbit Solucanı. Evlerden ırak!

  • Orhan Pamuk’tan sonra Nobel Ödülü alan ikinci Türk olmak istemez miydiniz? Bu pekala mümkündü. Çünkü 1927’de verilen Nobel Ödülü 325 bin dolar bedelle açık arttırmada satışa çıktı (ve tek bir artış teklifiyle 395 bin dolara satıldı). Gerçek sahibi Alman biyokimyacı Dr Heinrich Otto Wieland.
  • Elektronik ticaretin düzenlenmesi hakkında kanun 1 Mayıs itibariyle yürürlüğe girdi. Buna göre artık önceden izin / onay almadan kişilere SMS, e-posta ve benzeri yollarla toplu mesaj gönderimi yapılamayacak; yapanlar bin liradan başlayan -ve tekrar edilme durumunda- 150 bin liraya kadar çıkan para cezasına çarptırılacak . Şu ana kadar kullanılan ‘redde dayalı’ sistem (yani Türkçesiyle ben senin iletişim bilgini alır ya da bir yerlerden bulur listeme eklerim, hayatını kabusa çeviririm, sen istersen itiraz et, listeden çıkmak iste, paşa gönlüme göre bir ara bakarız) yerini ‘izne dayalı‘ (yani gönderim yapmadan önce yazılı onay / izin alan) bir yapıya bıraktı. Özetle, bu hafta posta kutunuza, cep telefonunuza yağan ‘izninizi istiyoruz’ konulu mesajlar boşuna değildi anlayacağınız. Keşke zamanında isteseydiniz de bu duruma düşmeseydiniz.

  • Haftanın en heyecanlandırıcı gelişmesi Victoria’s Secret’ın yeni meleklerini açıklamasıydı.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

28 Responses to Haftanın Özeti: 27

  1. Korkmaz Varış 03/05/2015 at 11:59 #

    Duolingo konusunda bende tavsiyede bulanabilirim. Kasım ayından beri düzenli olarak kullanıyorum. Şu an 14. seviyedeyim ve tüm aşamaları bitirmek üzereyim. İngilizce seviyem sadece rakamsal olarak değil gerçek anlamda da farklılık göstermeye başladı. Hikaye kitapları okuyabilir, dizileri ingilizce altyazılarla izleyebilir duruma geldim. Fakat unutulmaması gereken bu hizmeti kullanırken disiplinli olmanın şart olduğu.

    Genellikle benzeri çabalara girişirken ilk baştaki hevesimiz ve azmimizi koruyamamız sonunu getiremememize sebebiyet veriyor. Ayrıca sadece duolingo değil diğer yardımcı kaynaklarla da desteklemek şart. Sonuçta tüm gün Türkçe iletişim kuruyor ya da önümüze fırsat geldiğinde kendimizi denemekten çekiniyoruz. Bu nedenle ek yardımcı olarak kelime öğrenmek için https://babadum.com/ , günlük yaşam içinde BBC’nin http://www.bbc.co.uk/turkish/specials/2222_phrase_a_minute/index.shtml sitelerini önerebilirim. Bunun dışında internette youtube’da yer alan ingilizce ders anlatım videolarını da indirip mp3 olarak kaydederek mobil cihaza atmak ve işe giderken, eve dönerken dinlemek yardımcı olacaktır (başlangıç olarak https://www.youtube.com/watch?v=3-3grVHLDh4&list=PLtc5s9M6yBS2oA-crNPKzWYHYNYjOdack).

    Bir sonraki aşamada yandex’ten ayrılan bir kişinin desteği ile hayata başlayan vimbox.com ile eğitime devam etmeyi düşünüyorum.

    Serdar hocam haftanın özetlerinden birinde (17’nci sanırım) kapanış videosunda 1 yıl boyunca düzenli çalışarak masa tenisinde baya bi level atlayan birini örnek vermiştiniz. Becerebilir miyim bilmiyorum ama bende 1 yıl içinde sadece kendi kendime yeni bir dil öğrenmek için çalışmamı azimle, yılmadan, üşenmeden, usanmadan sürdürmeye gayret gösteriyorum.

    Umarım bir daha ki sefere size tamamı ile ingilizce bir mesaj atabilirim.

  2. lec 03/05/2015 at 12:06 #

    “Korsan yazılım kullanımında liderliği Çin açık arayla göğüslemiş durumda” degil gibi görünüyor => ABD daha da “önde”

  3. Ergin Önayak 03/05/2015 at 14:05 #

    amirim, tuvalet sorunu önemli ama elini “kana” bulamadan önce su linke bir bak… son bes yillik mutlulugumu buna borcluyum.
    (Rossmann Türkiye’de de olmali)

    http://www.rossmann.de/produkte/4305615272986.html

    • Çağrı 03/05/2015 at 15:37 #

      Rossmann’ı doğru mu anladım bilmiyorum ama Türkiye’de ıslak tuvalet kağıdı var. Tuvalete attığınızda eriyor, tıkamıyor. Hastanede sıkıntı çeken bir akrabama almıştım.

      http://www.sanalmarket.com.tr/kweb/prview/4108316-32092-hops-islak-tuvalet-kagidi-kutu-70-yaprak

      • Ergin Önayak 04/05/2015 at 01:21 #

        Çağrı Bey, konu şey’e sarmadan küçük bir not: tuvalet kağıdı çok kuru, dolayısıyla temizleniyor; yaş tuvalet kağıdı çok ıslak temizlik hissini yok ediyor. Bu dediğim ikisinin ortasında ve suda çözünüyor diye biliyorum.
        Düzeltme: 5 yıl değil beş ay olacaktı.

  4. bulent 03/05/2015 at 14:11 #

    Çok akıcı. Sıkılmadan begenerek okuyorum. Sağolun. Farklı bir gözle bakıyorsunuz.

  5. HK 03/05/2015 at 14:54 #

    Serdar bey benzer eleştiriler alıyor musunuz bilmiyorum ama “haftanın özeti” blogu takip edilemez hale getirdi. Format çok güzel, ara ara girip bakıyorum fakat keşke farklı bir blog veya anasayfayı işgal etmeyen bir kagegori olsa. Çünkü “Haftanın Özeti 3-5” gibi neredeyse bir şey ifade etmeyen anonim başlık ve uzun yazılar, özgün başlıkla yazılmış başka yazı yokmuş gibi yaptı blogu. Mesela eskiden böyle bir eleştiri getirecek olsam blogda mutlaka bu eleştiriye verilmiş bir cevap vardır diye yazılara bakar, bazen bulur bazen bulamazdım ama bu defa üşendim, çünkü rakamlardan oluşan 20 küsur başlığa vakit ayırmaya üşendim. Bence haftanın özeti meselesini bi daha düşünün. Değerli bir emek, güzel bir format ama blog’u domine etmesi iyi olmadı gibi. Sevgiler :)

    • mserdark 03/05/2015 at 15:02 #

      Blogun içeriği yan menüdeki kategorizasyonla hala ulaşılabilir durumda. Bloga eskisi kadar ‘normal’ yazı yazamadığım ise ne yazık ki doğru. Birkaç hafta içinde bu özetler başka bir adres altına taşınacak ve orada devam edecek. Dolayısıyla bu derdiniz de ortadan kalkacak.

      Gerçi o zaman da ‘bloga neden artık hiç yazı girmiyor’ şikayetleri başlayacak ama yapacak bir şey yok. Tek başına en fazla bu kadar oluyor :)

  6. ahmet ercüment 03/05/2015 at 15:04 #

    Tıp öğrencisi olarak anatomiyi az çok bilirim. “İnsanları uzaktan kumanda ile yönetmekle ilgili video yüksek ihitmalle “fake”. Basitçe yürümek için kas grubu olarak sadece ayak ve bacaklarımızdakileri kullandığımız gözükse de kalça ve dengeli yürümek için kol kasları da kullanılır. Videodaki diğer bölümde bacağın üst iç yüzüne yerleştirilmiş elektrotlar gösterildiği hareketi yapmıyor, bacak içe doğru hakeket etmeliydi

    • mserdark 03/05/2015 at 15:12 #

      Ahmet Bey, bilginize saygı duymakla beraber saygın bir üniversitede gerçekleştirilmiş ve hakemli bir dergide yayımlanmış bir çalışmaya ‘fake’ demek biraz iddialı olmuyor mu? Yazıdaki linklerde ayrıntıları var, iyice inceleyip tekrar düşünmenizi tavsiye ederim.

  7. Çağrı Hoca 03/05/2015 at 15:26 #

    Ben de kaç haftadır dil konusundaki yorumlara cevap yazacağım ama anca bu hafta fırsat bulabildim. Kaç kişi okur bilmem ama bir kişi de olsa katkım olsun.

    Duolingo’yu önermiyorum. (Nedenini yorumun en altına ayrıntılı yazıyorum)

    Peki alternatif olarak ne öneriyorum?

    Google Ventures’un da yatırım yaptığı englishcentral.com ve Cambridge Üniversitesi ile British Council’in önerdiği http://www.voscreen.com . Bu iki sitenin mantığı aynı. English Central yazma ve konuşma ile de cevap kabul ettiği için Voscreen’den bu açıdan önde. Ama videolarında kalite standartı tutturamadığı için, arayüzü gereksiz karışık olduğu için ve temel özellikleri dışında ücretli olduğu için bu yorumda tamamen ücretsiz olan Voscreen’den bahsedeceğim. Duolingo gibi Voscreen’de de gönüllü tercümanlık yapıyorum ve sistemin tüm işleyişini incelemek için hem kendim oynuyor hem öğrencilerime oynatıyorum.

    Voscreen’e üye olduktan hemen sonra karşınıza ortalama 10-15 saniyelik gerçek hayattan videolar geliyor. Film, belgesel, çizgi film, şarkı, futbol maçı, haber aklınıza gelebilecek her yerden kırpılmış videolar. Videoyu izledikten sonra iki seçenek çıkacak, sizden doğru tercümeyi işaretlemenizi isteyecek. Nasıl kullanacağınızı kurcalayarak öğrenirsiniz zaten. Nasıl yararlı olacağını anlatayım ben. Voscreen’le çalışırken defter tutun. İzlediğiniz videoda geçen cümleyi defterinize not alın. Cümleyi videoda duyduğunuz gibi aynı tonlama ve telaffuzla tekrar etmeye çalışın. Yeni öğrendiğiniz kelimeyi not alın, gerekirse tam tercümesini yazın. Bu şekilde “düzenli olarak” hergün 20 dakika çalışırsanız 2 yılda sıfırdan ileri seviyeye rahatça çıkarsınız. Dost acı söyler, kısa yol yok. Voscreen’e ek olarak okulda vs ders alıyorsanız kendi çabanızla kitap okuyorsanız veya 20 değil de 40 dakika oynarsanız bu süreyi kısaltabilirsiniz tabi ki. Kullanıcı deneyimlerini stories.voscreen.com adresinden okuyabilir motivasyon kazanabilir ve farklı çalışma teknikleri öğrenebilirsiniz.

    Bonus 1: lyricstraining.com adlı siteyi de eğlence için kullanabilirsiniz. Yine kurcalayınca çok rahat kullanımı anlarsınız. Şarkılardan dil öğrenmenizi, özellikle gramer öğrenmenizi tavsiye etmem. Ama telaffuz, kelime vs öğrenebilirsiniz ve eğleneceğiniz için motivasyonunuz artar.

    Bonus 2: miniversite.org adlı siteden ise okulda, sınavlarda kullanacağınız İngilizce için dilbilgisi öğrenebilirsiniz. Tüm seviyeler sırasıyla mevcut, ücretsiz, hatta üye olmanıza bile gerek yok.

    Online sistemler dışında özellikle İstanbul’da kaliteli, ücretsiz ders imkanları mevcut ama o bugünün konusu değil. Umarım faydası olur, herkese iyi çalışmalar.

    Duolingo:

    reCaptcha’nın mucidi Luis von Ahn tarafından kurulan Duolingo, ilk çıktığında tasarımı, kurgusu ve oyunlaştırması ile beni de heyecanlandırmıştı. Birçok öğrencime önerdim, kendim de Almancasını uzun süre kullanıp, İngilizcesini bitirdim ( https://instagram.com/p/zsrBy9iLWE/?taken-by=cagrihoca ). Söylendiği kadar verimli olmadığını anlamam biraz uzun sürdü. Duolingo’nun web sitesinde yayınladığı akademik kanıt raporu, diş macunu tavsiye eden üniversite laboratuvarları kadar tarafsız sadece. Duolingo Jason R. Levine başta olmak üzere eğitim teknolojilerini çok iyi kullanan İngilizce öğretmenleri tarafından eksi not almıştır. Kerstin Hammes’ın incelemesi şurada: http://fluentlanguage.co.uk/blog/duolingo-review-fluentlanguage Özetle Duolingo’nun çevirileri onun istediği gibi, robotik yapmadığınızda yanlış sayması, seslendirmelerin yine robotik olması, dildeki en önemli unsurlardan vurgu ve tonlamanın bulunmaması, yeterince pekiştirme imkanı vermeden bitirmesi Duolingo’yu dezavantajlı duruma getiriyor. Bu ve benzeri eleştirileri dikkate alıp bazı değişiklikler yaptılar ama yeterli değil. Gönüllü olarak tercümelerine katkıda bulunmaya devam ettiğim Duolingo’nun yapacağı düzeltmelerle ileride harika bir eğitim aracına dönüşeceğini umut ediyorum.

    • ozay 05/05/2015 at 14:57 #

      Çagrı hocam Hocam internette sayısal ingilizce diye bi kavram var. inceledim epey akla yatkın duruyor. sizin bu konuda ki fikrinizi alabilirmiyim…

      • Çağrı 10/08/2015 at 14:04 #

        Merhaba. Yorumunuz için herhangi bir mail gelmedi, o yüzden yeni görüyorum kusura bakmayın. Sayısal İngilizce diye isimlendirdikleri sistem yabancı olduğumuz veya yeni icat edilmiş bir şey değil aslında. İngilizceyi Türkçeyle kıyaslayarak dilbilgisi ve yapı ağırlıklı bir öğretim yöntemi benimsiyorlar. Farklı isimlerde bu şekilde benzer sistemler mevcut. Özellikle dile ve sözel konulara yeteneği olmadığını düşünen sayısal bölümlerin öğrenci ve mezunlarını hedefliyorlar. Bazıları için kısmen işe yarayabilir ama ben doğal bir öğrenme olacağını ve dili kullanmada pratiğe dönüşeceğini sanmıyorum. İyi çalışmalar.

  8. Zaur 03/05/2015 at 16:15 #

    Btw, Innbx is available for android as well: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.brndstr.innbx

  9. H. Ahmet Çakır 03/05/2015 at 17:41 #

    Şunu şuraya bırakıyorum http://www.thetaharetmuslugu.com

  10. Ahmet Sahin 03/05/2015 at 20:20 #

    Batman bayagı bildiginiz g.t gobekmiş.Simdiki Batman’lere bakınca 60lardaki Batman figuru karakter olarak zayıf,kitle olarak güçlü duruyor :)Haftalık özetlerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.

  11. gkferit 03/05/2015 at 22:43 #

    İngilizce öğrenme konusunda engvid.com u mutlaka incelemelisiniz. Gun gectikce buyuyor.

  12. memogedo 04/05/2015 at 00:38 #

    Amirim bu bedmen filmi erotik filmmiş yav. Pazar gecesi sinemasında böyle şeyler oluyor muydu?

  13. Muhammet 04/05/2015 at 04:04 #

    Microsoft’un duyurdugu how-old.net’i atlamissiniz :)

  14. Yasin 05/05/2015 at 07:53 #

    Elon Musk’in konusmasi ile ilgili bir yorum, http://www.theverge.com/2015/5/1/8527543/elon-musk-tesla-battery-feels.

  15. Mehmet Sarkın 05/05/2015 at 09:54 #

    Yazılar bundan sonra nerede yayınlanacak amirim bizi sensiz koma

  16. kadir 08/05/2015 at 11:41 #

    Sayın amirim ufak bir önerim olacak, kitap dağarcığınıza saygı duymamak mümkün değil. Her hafta tavsiye edeceğiniz, sizde iz bırakmış bir kitap olursa beni çok mutlu edersiniz .Saygılar. Kadir Kulak

  17. Kudret Sabancı 08/05/2015 at 13:10 #

    Selamlar Serdar Bey,

    Batman ülkemizde 1973’te sinemaya aktarıldı ancak bunun dünyada ilk olduğu bilgisi doğru değil. Daha önce 1943, 1945 ve 1949’da serial olarak sinemaya aktarıldı. O zamanlar sinemalarda böyle serialler gösterilirdi. “32 kısım, tekmili birden” deyimi de o dönemden kalmadır. Örneğin 1943’teki serial 15 kısımdan oluşuyor ve toplam süresi 260 dakika. Sinemada izlenmesi için üretilmeleri sebebiyle bu serialleri “film” olarak değerlendiriyoruz.

    1966 yılındaysa Adam West’in oynadığı Batman adlı tv dizisinin sinema filmi versiyonu yapıldı.

    Batman değil ama Zagor, Tom Braks, Kaptan Swing gibi İtalyan orjinli çizgiromanlar ilk kez ülkemizde sinemaya aktarıldı. Özellikle “Zagor”lar, türü sevenler arasında efsanedir.

    • mserdark 08/05/2015 at 15:12 #

      Serileri bilmiyordum. Bilgilendirme icin cok tesekkurler.

  18. Murat Ozkan 09/05/2015 at 18:39 #

    Kardeşim ABD’de yaşıyor ve kendisini ziyaretimizde teharet musluğu sorunsalı bizi de olumsuz etkilemişti. Babam o kadar dert etti ki kendine, gitti yapı marketten boru filan aldı, çakma teharet sistemi ekledi… Yazınızı okuduktan sonra Kohler sitesini ziyaret ettim ve 6.000$’lık modeli görünce dumur oldum. İnsan o kadar para verdiği klozete hacet etmeye kıyar mı bilemedim.

  19. Taner Yavuz 17/05/2015 at 15:30 #

    Birkaç haftadır bazı sorunlar nedeniyle blogunuzu takip edememiştim ancak şimdi okuma fırsatı bulabiliyorum. Bloğunuzu okurken aynı zamanda not alma ihtiyacı da duyuyorum çünkü sonradan ihtiyaç duyabileceğim çok bilgi ihtiva ediyor. Keşke bu not aldıklarımı toplu olarak kaydedebileceğim bir sistem olsaydı sitede. Belki bugün yapılacak bir işlem değildir ama fırsat bulduğunuzda yada sitenin tasarımı ile ilgili yeni bir şeyler düşündüğünüzde belki kullanıcıların diledikleri gündem maddesini favorilerine ekleyebileceği bir sistem de ilave edebilirsiniz. Hatta istediği gündem maddesini Facebook Twitter üzerinden paylaşabilecek bir sistem de ilave edilebilir. Teşekkürler.

  20. Erkan Tekman 01/06/2015 at 16:25 #

    watt enerji değil güç birimidir. enerji birimi watt-saat’tir. yani “Dünya yıllık 20 trilyon kilowatt enerji tüketiyor.” cümlesi yanlış, olsa olsa “Dünya yıllık 20 trilyon kilowatt-saat enerji tüketiyor.” olur. aynı şekilde “7 ve 10 kilowattlık iki seçeneğe sahip” yerine “7 ve 10 kilowatt-saatlik iki seçeneğe sahip” olmalıydı. ufak bir anımsatma / düzeltme…

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim