Tag Archives | çin

Haftanın Özeti: 33

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Futbolda şiddeti engellemek adına Brezilya rakip takım taraftarlarını yanyana oturtma kararı aldı. İşyerinde, okulda, hastanede bir arada olabiliyorlarsa tribünde neden olamasınlar?

brezilya

  • NASA, küresel ısınmanın gidişatına bakarak 2100 yılında dünyanın falına baktı. 21 iklim modelini kapsayan öngörüde atmosferde biriken sera gazının sonuçları gözler önüne seriliyor.
Haritadaki renklerin anlamını sanıyorum açıklamama gerek yok.

Haritadaki renklerin anlamını sanıyorum açıklamama gerek yok.

  • ABD’nin Virgina eyaletinde üniversite eğitimi gören 17 yaşındaki Ali Şükrü Amin Twitter hesabından terör örgütü IŞİD için Bitcoin cinsinden para yardımı toplanması için bir sistem kurduğu ve buna yönelik propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Amin’in 15 yıl hapsi isteniyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 21 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 27

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Baltimore şehrinde gözaltında omuriliğinde oluşan ağır hasarlar sebebiyle hayatını kaybeden Freddie Gray için başlayan protestolar ABD’de sıkıyönetim, sokağa çıkma yasağı, asker müdahalesi gibi pek de alışık olunmayan bir dizi önlemi hayata geçirdi. Fotoğraflar olayın boyutlarını göstermek adına yardımcı olabilir.

eylemler

  • Bu ‘ana yüreği’ denen şey dünyanın her yerinde aynı. Baltimore olayları bize bunu bir kere daha gösterdi. Eylemleri televizyondan izlerken oğlunu gören bir anne olay yerine giderek evladını kelimenin tam anlamıyla evire-çevire, döve-döve evine götürdü. Buna Türkçe dublaj yapmak hiç zor olmazdı mesela.

  • Aynı olaylar bize bir şeyi daha hatırlattı. Sosyal medya yanlış / sahte bilgi yayılması için rakipsiz derecede kusursuz bir ortam. Bununla baş etmeyi öğrenene kadar çok canlar yanacak.

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 24

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Başlığa yazarken fark ettim ki bu özet macerasında 6 ayı devirmişiz! Benim için kesinlikle gurur verici. Her gün ulaştığı trafiğe bakınca hiç ummadığım kadar fazla kişinin de ilgisini çektiğini, fayda yarattığını görerek daha da keyifleniyorum.

Biraz filmlerdeki gibi olacak ama siz bu satırları okurken ben bir uçakta İngiltere’ye doğru yol alıyor olacağım. Dolayısıyla yorumlarınızın onaylanması ve cevaplanmasında bazı gecikmeler yaşanabilir; şimdiden özür.

Genel Gündem

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından hazırlanan infografik fikstürde son durumu özetliyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından hazırlanan infografik fikstürde son durumu özetliyor.

  • Vatandaşlarına internette nefes aldırmamaya yönelik çabalarıyla dünyaya nam salan Çin ise yepyeni ve çok daha güçlü bir silahla ülkenin tüm elektronik trafiğini kontrol etmeyi başardığını iddia ediyor. ‘The Great Cannon’ adlı bu yeni araç içeriği denetleyip sansürlemekle kalmıyor; içine zararlı kod ekleyerek dilediği (yani çökertmek istediği) bir siteye de DDOS saldırısı olarak yönlendirebiliyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 20 yorum yapıldı.

2012’nin (teknolojik) özeti, 2013’e bakış

Bu yazı 26 Aralık 2012’de Radikal’de yayımlanan köşe yazımın genişletilmiş sürümüdür.

Dijital trendlerin değişim hızı ve yayıldığı satıh ‘artık’ hepimizin malumu. İnternete bağlı sistemler sarmaşık gibi yayılmaya devam ediyor. Birbirine bağlı cihaz sayısı, birbirine bağlı insan sayısını 4 yıl önce geçmişti. Dünyanın geride kalan üçte ikilik kısmını dijital aleme bağlamak artık sosyal ağların görevi.

Bu süreçte mobil cihazların kilit rol oynayacağı ortada. Henüz sadece 1 milyar kullanıcıya sahip olsa da akıllı telefon ekranları yüz milyonlarca kişinin internetle tanıştığı ilk ortam. Ve bu kitle interneti mobil hizmetler ve uygulamalar üstünden kullanmaya devam edecek. Çoğunun belki hiçbir zaman bir bilgisayarı olmayacak.

Lafı fazla uzatmadan birkaç ana başlık ekseninde 2012’nin bize gösterdiklerine bakalım.

Continue Reading →

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.

Dalai Lama’dan yaşam dersleri

Birçoklarının zihninde (Samurai’da olduğu gibi) isim sanılsa da Dalai Lama aslında Tibet Budizminin liderlik unvanı. Şu anki Dalai Lama 1935 doğumlu Jetsun Jamphel Ngawang Lobsang Yeshe Tenzin Gyatso (evet orijinal ismi aynen böyle). Bu unvanla göreve gelen 14. insan. İnanışa göre Dalai Lama öldükten sonra yeni bir bedende yeniden dünyaya gelen ‘aynı ruh’ (Re-enkarnasyon).

1969 yılında verdiği bir röportajda Gyatso kendisinin ‘son’ olduğunu söylemiş ve bu açıklaması epey tartışma yaratmıştı.

Tarihi köklerinden dolayı Dalai Lama aynı zamanda sürgündeki Tibet hükümetini de temsil ettiğinden Çin ile sonsuza dek sürecek gibi görünen bir kan davasına sahip.

14. Dalai Lama ve ABD Başkanı Barack Obama.

Aynen mevcut Papa 16. Benedict gibi son Dalai Lama teknolojiyle hayli içiçe. Bazen gülünç bulduğum mesajlar yazdığı bir Twitter hesabı bile var (her büyük insan gibi 0 kişiyi takip ediyor). Çin’e karşı yürüttükleri propaganda ve istihbarat savaşında teknolojik araçlarla hiç de yabana atılmayacak işlere imza atıyorlar.

Bütün bu dünyevi ve gündelik meselelerin ötesinde Dalai Lama derin bir Budizm öğretisinin de pınarı. Sevdiğim bir parçasını paylaşmak istedim.

Yaşamın 18 kuralı:

  1. Büyük aşk ve kazanımlar büyük risk almayı gerektirir.
  2. Bir konuda hata yapıp kaybedince aldığın dersi unutma.
  3. Üç ‘S’ kuralı:
    • Kendine saygı duy.
    • Başkalarına saygı duy.
    • Her hareketinin sorumluluğunu taşı.
  4. Bazen istediğin şeyin olmamasının bir şans olabileceğini unutma.
  5. Nasıl yıkacağını bilmek için önce kuralları iyice öğren.
  6. Küçük anlaşmazlıkların büyük dostlukları zedelemesine izin verme.
  7. Bir hata yaptığını anladığın anda düzeltmek için elinden geleni yap.
  8. Her gün biraz kendinle başbaşa kal.
  9. Değişime açık ol ama değerlerini kaybetme.
  10. Bazen susmanın en iyi cevap olduğunu unutma.
  11. Yaşlılığında hatıralarıyla keyif alacağın iyi ve onurlu bir yaşam sür.
  12. Yaşamının temeli, evindeki huzurdur.
  13. Sevdiklerinle anlaşmazlığa düşersen geçmiş defterleri açma. Sadece bulunduğun durumu dikkate al.
  14. Bilgilerini paylaş. Ölümsüzlüğe ulaşmanın yolu budur.
  15. Doğayı incitme.
  16. Her yıl daha önce görmediğin bir yere git.
  17. En iyi ilişki birbirinize duyduğunuz aşkın, duyduğunuz ihtiyaçtan fazla olduğu zamandır.
  18. Başarılarını, onları elde etmek için feda ettiklerine bakarak değerlendir.

Son madde bayağı vurucu, değil mi?

Faydalı olması dileğiyle.

Bu yazıya 5 yorum yapıldı.

Uzakdoğu mutfağına giriş ve suşi

1992 yılında yarı resmi bir görev için Japonya’ya gittim ve uzun denilebilecek bir süre orada bulunma fırsatını yakaladım. Üstelik otelde de kalmadım, iki farklı Japon ailesinin yanında geçirdim o süreyi.

Gitmeden önce kafama en çok takılan şey anca filmlerde gördüğüm o çubuklarla yenilen yemeklerdi (Çince: kuai-zi, Japonca: haşi, İngilizce: chopstick, Türkçe: çubuk. Bizde nedense İngilizcesini tercih ediyorlar. Çubuk demek çok mu zor, az mı havalı?). Japonlarla Çinlilerin böcek yediklerini duymuştum o zamanlar bir yerlerden; ‘ben ne yaparım oralarda ne yerim’ diye hayıflanıp duruyordum.

O zamanlar İstanbul’da (benim bildiğim) hiç Japon restoranı yoktu. Taksim Gümüşsuyu’nda şimdi kapanan tek bir Çin restoranı vardı. Ama o dönemler benim gelirimle asla deneyemeyeceğim kadar pahalı olduğu için tadamamıştım.

Japon restoranında bir sergi

Japon restoranında bir sergi

Japonya’ya vardığım İlk gün acaip bir olay yaşayınca yemekle ilgili iyice soğudum (başka bir zaman o anıları topluca anlatırım; cidden komik şeyler yaşadım). Ama iki üç hafta sonra direncimi kırıp denemeye başladım. Hayatıma hala hakim olan Uzakdoğu mutfağı kavramını da böylece tanımış oldum.

Aradan geçen 16 yıl boyunca bu konuda epey piştim. Japon mutfağı başta olmak üzere, Çin’in dört farklı bölgesini, Kore ve Tayland mutfağını gerek Türkiye’de gerekse kendi topraklarında deneme fırsatı buldum.

Köpek eti, at eti, domuz kanı, tavuk bacağı, kara böcekleri, deniz böcekleri, hayvan cinsel organları (al işte bir öykü daha) dahil olmak üzere birçoğunun duyunca bile tüylerini diken şeyler denedim. Az lezzetli olan ve bir daha yemek için can atmayacağım iki şey köpek eti ve maymun beyniydi. Ama lezzetsiz de değillerdi.

Konuyla ilgili bilgisi olmayanlar için Türkçe neredeyse hiçbir kaynağın olmadığını gördüm. Belki de bir yazıyla bir katkı da ben yapabilirim dedim. Amacım züppelik, caka satmak değil yani; baştan söyleyeyim.

İşte başlıyoruz…

Continue Reading →

Bu yazıya 9 yorum yapıldı.