Çocuklar için Paris

Fransa’nın başkenti Paris dünyanın en çok turist çeken şehri. (Sadece 2014 yılında 22,4 milyon gezgin ağırlamış. Karşılaştırma açısından; aynı sene Türkiye ülke toplamında 36 milyon 800 bin turist çekmiş).

Merkezi açısından düşünürsek yürüyerek bile gezebilecek kadar küçük bir şehir olmasına rağmen Paris her ziyaretinizde size bambaşka keşifler sunacak kadar bereketli. Müzeleri, katedralleri, kafeleri, mağazaları, birbirinden seçkin -ve uygun fiyatlı- restoran ve otelleriyle ziyaretçilerinin bekleyeceği her şeye fazlasıyla sahip.

paris-sun

İşim gereği Paris’e defalarca gittim. Bulduğum her boşlukta -sıkışık zamanlarda da olsa- Eiffel Kulesi, Louvre, Orsay ve diğer birkaç popüler müzeyi Champs-Élysées (ya da ‘Türkçesiyle’ Şanzelize), Notre Dame  gibi klasik rotalarının neredeyse tamamını ziyaret etme fırsatı buldum. Ama bu yaz bambaşka bir senaryo vardı: çocuklarla Paris (aynı zamanda Ali ve Zeynep’in ilk yurtdışı seyahati).

Çocukla yurtdışına seyahatte ilk adım pasaport. Eski düzenlemede 15 yaşına kadar çocuklar anne ya da babalarının pasaportuna kaydedilebiliyor, dolayısıyla ayrı bir pasaport almaya gerek kalmıyordu (ama o durumda esas pasaport sahibi olmadan çocuklar giriş-çıkış yapamıyordu). Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nin yeni düzenlemesi gereği yaşından bağımsız her birey pasaport sahibi olmak zorunda. Hatta 7 yaşından büyükler parmakizi de veriyor. Özetle çocuklarınızın pasaportu yoksa, paraları hazır edip başvurun. Biz bu konuyu daha önce halletmiştik, vize almak yeterli oldu (vizeyle ilgili anlatacak çok özel bir şey yok. Detaylar ve çilesi malum).

Ön hazırlıklar

Çocuklu Paris seyahati bolca açık hava yürüyüşü anlamına geleceği için mevsim önemli. Kışın 2-3 derecelerde gezinen kesici bir soğuk, yazınsa öldürücü derece sıcak olabilen bir şehirden söz ediyoruz. Okulların (yaz) tatil dönemini de hesaba katarsak sanıyorum Haziran-Temmuz arası nispeten makul bir dönem sayılabilir. Biz Haziran ortasında gittik. Döndüğümüzden sonraki hafta sıcaktan ölümler başlayınca belediye meydanlara klimalı çadırlar yerleştirdi. Yani bu iş biraz da kader-kısmet. Ayrıca yazın Paris’in daha kalabalık -ve dolayısıyla pahalı- olduğunu da hatırlatayım.

Çocuk ile yetişkin arasındaki ‘yaş farkının’ kelime anlamını anne-babalar iyi bilir. 30 ile 40 yaş arası bir yetişkini aynı kefeye koyabilirsiniz ama 4 ile 8 yaş arasındaki çocuklar apayrı iki insandır. Bizim gibi ikiz ebeveynlerinin avunacak bir şeyleri her zaman var. 7 yaşına giren Ali ve Zeynep yemek, tuvalet gibi ihtiyaçlarını kendi giderebildiği için taşıyacaklarımız nispeten azaldı. Turistik tecrübeniz yanınızda taşıdığınız eşyayla ters orantılı. Uzmanlaştıkça hafifliyorsunuz. Denklemi bozan çocuklar yoksa elbet.

ali-zeynep-hamburger

Daha küçük çocuk sahiplerine bir tavsiye: -inanması güç gelse de- Paris’te de süpermarketler var. Çocuk bezi, mama gibi şeyleri yanınıza yük etmeyin, oradan alırsınız (sadece yol boyunca ihtiyaç duyacağınız kadarını getirmenizi tavsiye ederim). Aynı şey kıyafetler için de geçerli. Paris çocuklar için de bir alışveriş cenneti sonuçta!

Ön hazırlık için faydalı birkaç bilgi: Her ihtimale karşı pasaport ve kredi kartı fotokopilerinizi, banka iletişim bilgilerini, (ihtiyacınız olduğunda asla yüzünüze bakmayacak olsa da) Türkiye Konsolosluğu bilgilerini bir kenara koyun. Operatörünüzün yurtdışı tarife ve paketlerini inceleyin, aklınıza yatana başvurun, Google Maps ve kullanıyorsanız mobil navigasyon uygulamanızı güncelleyin, Metro ve RER tren hatlarının haritasının çıkışını alın, bir örneğini de telefonunuza yükleyin. Kalacağınız otelin bilgilerini teyit ederek çıktısını alın (Paris’te otel yerine airbnb de makul olabilir). Paris by Train ve ParisInfo sitelerini önceden bir kurcalayın, bir de şu yazıma göz gezdirmiş olun. Bunlar hiç ummadığınız anlarda hayatınızı kurtaracak, üşenmeyin.

Küçük bir bilgi daha: ziyaret etmek istediğim yerleri önceden Google Maps’te işaretledim, notlar aldım. Ardından My Maps / Haritalarım adlı uygulamayı indirerek cep telefonumda her an elimin altında bulunmasını sağladım. Ayrıca Paris haritasını Google Maps’te indirerek -ateş pahası- mobil internet bağlantısına ihtiyaç duymadan cep telefonumda elimin altında tuttum. Her ikisi de gayet işe yarıyor, aklınızda olsun.

Son olarak; bir havaalanı dükkanından çocuklar için üstüne isim ve telefon numarası yazılabilen lastik künye almıştım. Seyahat boyunca bir nebze olsun içimizi rahatlattı. Siz en azından çocuğunuzun cebine isim ve telefonunuzun yazdığı bir kağıt koyun ve kaybolursa birine göstermesini öğütleyin. Ne olur ne olmaz.

Paris’e varış ve transfer

Türk Hava Yolları ile ulaştığımız Paris’te Charles de Gaulle Havalimanı’na indik (çok ilginç bir detay olarak herhangi bir grev yoktu). Şehir merkezine ulaşmak için iki seçeneğiniz var: amatör turistler gibi taksiye binebilir ya da gerçek bir turist gibi toplu taşıma kullanabilirsiniz. Biz ikincisini tercih ettik.

Charles de Gaulle Havalimanı’nda birkaç terminal bulunuyor. Paris merkezine hareket eden (RER B kodlu) banliyo hattı istasyonuna ulaşabilmek için alan içinde terminaller arası yolcu taşıyan mini (ücretsiz) trene binerek 1 ve 2. terminaller arasında yer alan Gar TGV adlı durakta inmeniz gerekiyor.

Önemli bir ayrıntı: buradan binerek şehir merkezine gideceğiniz tren için ayrı, Paris içinde kullanacağınız metro için ayrı bilet gerekiyor. Havaalanı-Paris hattının bileti yetişkinler için 10, çocuklar için 7 euro. Yine bu istasyonda bilet otomatları ya da gişelerinden her biriniz için 10’luk tren bileti de almanızı tavsiye ederim (1 bilet yetişkinler için 1,41; çocuklar için 0,71 euro). 5 günlük Paris Card da alabilirsiniz ancak bu yetişkinler için 35,70 euro, çocuklar için 17,85 euroya patlar (Paris yürünerek gezen bir şehir, metroya sandığınız kadar binmeyeceksiniz. O paraya güzel bir yemek yersiniz).

Soldaki havaalanı hattının bileti. Sağdaki yetişkinler için standart metro bileti. Bu biletleri turnikeden geçtikten sonra yolculuk boyunca atmayın; birçok istasyonda turnikeden çıkmak için yine okutmanız gerekiyor.

Soldaki havaalanı hattının bileti. Sağdaki yetişkinler için standart metro bileti. Bu biletleri turnikeden geçtikten sonra yolculuk boyunca atmayın; birçok istasyonda turnikeden çıkmak için yine okutmanız gerekiyor.

RER B treni sizi Paris’in dış çeperinden La Haine filminden kareler eşliğinde şehir merkezindeki ‘Gare du Nord‘ istasyonuna taşıyor. Sonunda Paris’in merkezindesiniz (konaklama için tercih ettiğimiz Crown Plaza Republic oteli için 5 numaralı turuncu hattaki 3. Republic adlı istasyonda indik. Otelin girişi neredeyse metro çıkışına bitişikti).

Banliyö hattının sakinleri her durakta biraz daha farklılaşıyor.

Banliyö hattının sakinleri her durakta biraz daha farklılaşıyor.

2 yetişkin ve 2 çocuk olunca otellerden beklentileriniz, dolayısıyla seçenekleriniz daralıyor. Crowne Plaza’nın çatı katında yer alan aile odaları (family room olarak geçiyor) şimdiye kadar gördüğüm en büyük ve kullanışlı otel odalarından biriydi. Pek bir lüksü yok ancak hem konumu hem de standartları açısından kesinlikle tavsiye ederim (ücreti konaklamaya dahil kahvaltısı da hiç ummadığım kadar tatminkardı).

Çocuklarla Paris rotaları

Sadece yukarıdaki arabaşlık için bile bir blog oluşturabilir ama elimden geldiğince kısa tutmaya çalışacağım. En ‘olmazsa olmaz’ ile başlayalım (anlatacağım yerler aşağıdaki haritada işaretli).

Disneyland Paris / Eurodisney

Benim çocukluğumda Disney televizyonda arada sırada karşıma çıkan Vakvak Amca ve Miki Fare’den ibaretti. Bugün Lucas Film’den Pixar’a; onlarca analog ve dijital platformda yüzlerce marka yöneten 180 milyar dolarlık bir eğlence imparatorluğu.

Disneyland-Paris

Disneyland ise bu imparatorluğun kesişim kümesi. Çocuklarınızın televizyonda izlediği, mobil cihazlarda oyunlarını oynadığı, oyuncaklarına sahip olduğu karakterleri karşısında görmesi, onların ev ve şatolarında dolaşması, araçlarına binmesinin gözlerinde yarattığı ışıltı ve şaşkınlığı gözlemlemek gerek. Ama itiraf edeyim ABD, Japonya ve Paris’teki Disneyland’leri birden fazla ziyaret etmiş biri olarak ben bile her seferinde ayrı eğleniyorum.

Elbette bu eğlencenin bir bedeli var. Ucuz da sayılmaz. Günlük bilet yetişkinler için 69, çocuklar için 52 euro (düşük sezonda 47 ve 40 euroya iniyor).

Disneyland Paris için ilk tavsiyem biletlerinizi internetten almak olur. ‘1 Park tickets with date restrictions’ başlıklı seçenek gayet ideal. Disneyland’lerde giriş ücretini verdikten sonra restoran ve alışveriş dükkanları haricinde bir şeye para vermiyorsunuz. Yemek için kişi başı 25 euro gibi bir bedel düşünebilirsiniz. Parkın hemen yanında Disney Stüdyoları da var fakat ikisini aynı gün ziyaret edip bitirebilmek mümkün değil. Dolayısıyla birini seçin (bence Disneyland Park ile başlayın!).

  • İnternetten ödemeyi yaptıktan sonra size gelen onay e-postasındaki linke tıklayarak biletlerinizi yazdırmanız gerekiyor. Bizim otelde ücretsiz wifi, bilgisayar ve yazıcı olduğundan dert olmadı. Kimlik doğrulaması için pasaport gerektiği söyleniyor ama girişteki mahşeri kalabalıkta görevliler sormadı bile (o sıcak ve koşturmacada cepteki 4 pasaport yük oluyor. Tedirginliği de cabası. Bence almasanız da olur).
  • Mekanın adı Disneyland Paris ama sanmayın ki Paris’in göbeğinde. Aksine epey uzakta. Kırmızı RER A4 tren hattına binerek son durağa kadar 45 dakika yol almanız gerekiyor.
  • Bir uyarı: Şehir içi metro ve otobüslerde kullandığınız biletler RER hattında geçmiyor. Bunu bilmeme rağmen bilet almayı unuttum. Turnike de olmayınca prosedür değişti sandım. Disneyland’e 2 durak kala binen kondüktörler cezayı kesti. Neyse ki insaflı davranıp çocuklara yazmadılar (İki yetişkin için 33 euro ödedik / kredi kartı kabul ediliyor).
Cezalı bilet ile tanıştırayım.

Cezalı bilet ile tanıştırayım.

  • A4 hattının son durağında indikten sonra doğrudan Disneyland’e giriyorsunuz. İnişteki kalabalık gözünüzü korkutmasın, onlar biletini internetten almayanların çilesi, siz doğrudan devam edin.
  • Disneyland ÇOK büyük bir alana yayılıyor ve yapacak çok şey var. LÜTFEN ERKENDEN YOLA ÇIKIN. Biz bunu bilmemize rağmen biraz sallandığımız için birçok etkinilğe yetişemedik.
  • Girişteki park haritası ve etkinlik programlarından bir tane MUTLAKA alın. Hatta bence öncesinde internetten kurcalayıp plan yapın (bazı etkinlikler dönemsel olarak bakıma giriyor, kapalı oluyor. Kontrol etmekte fayda var).
  • Özellikle roller-coaster’larda boy sınırlaması var. Zeynep pek meraklı değildi ama Ali 140cm’den kısa olduğu için hiçbirine binemedi ve üzüntüsünden hüngür hüngür ağladı :)
  • Parkta her gün belirli saatlerde geçit törenleri var. Bunları programınızdan takip edin. Karlar Ülkesi’nden kraliyet faytonuyla geçen Anna ve Elsa‘yı gören kızınızın yüzünü uzun süre unutamayacaksınız.
  • Park 23:00’te kapanıyor. Ne yapın edin kapanışa kadar kalın! Yoksa kendinizi hiç gitmemiş sayabilirsiniz. Çünkü kapanışta meşhur şato etrafında muhteşem bir ses, ışık ve havai fişek gösterisi yapılıyor. 15 dakikaya sığan milyon dolarlık bir prodüksiyon bu. Mutlaka görmelisiniz.
Disneyland akşamları ayrı bir güzelliğe bürünüyor.

Disneyland akşamları ayrı bir güzelliğe bürünüyor.

  • Park kapandıktan sonra metroya akıl almaz bir kalabalık hücüm edecek. Muhtemelen hayatınızın en kalabalık tren yolculuğunu yapacaksınız. Ama telaş etmeyin yüzde 80’i bir durak sonra (Disneyland Oteli’nde) inecek. Sizi 45 dakikalık bir yolculuk ve ardından otelinize ulaşmak için ikinci metro seferi bekliyor. Normalde en geç 22:00’de yatan Ali ve Zeynep için 01:00’de sokaklarda olmak epey maceraydı.

IMG_20150625_004007

Cité des Sciences et de l’Industrie

7 numaralı metro hattına binip Porte de la Villette indiğinizde sizi Avrupa’nın en büyük bilim müzesi karşılıyor. Daha da güzeli sadece çocuklara özel. Ben çocukken böyle bir yere götürülseydim hayatım değişebilirdi. Birkaç ayrıntı dışında bizim haytaların pek ilgisini çekmedi gibi ama sanıyorum lisan meselesiydi. Bu devasa yapıdan keyif almak için Fransızca ya da İngilizce bilmek şart gibi. Yoksa yine de bakıyorsunuz ama anlamak zor. Ben elimden geldiğince anlatmaya çalıştım yine de.

dsc_2572_hdr-edit-edit

Bu müzede gezecek ve katılacak birçok şey var. Dolayısıyla önceden danışma masasına gidip bilgilenip sonrasında bilet almak daha mantıklı. Sadece müze ve sergileri gezecekseniz yetişkinler için 9 çocuklar için 7 euro ücreti var.

Biz ekstra olarak -kişi başı 3 euroya- denizaltı turu aldık (benim denizaltı takıntım meşhurdur). 2. Dünya Savaşı’nda görev almış Argonaute adlı bir Fransız denizaltısını geziyorsunuz. Kesinlikle tecrübe etmeniz gerek (Paris olmuyorsa İstanbul Rahmi Koç Müzesi’nde de bu tecrübeyi yaşayabilirsiniz).

Müzede 2-7 ve 5-12 yaş aralığına özel bölümler var. İlginç deneyimler yaşatan etkileşimli oyun parkları da cabası (bizimkiler sanal gerçeklik ile ilk burada tanışmış oldu mesela).

Aquarium de Paris (Cineaqua)

Aquarium-Paris

Şehrin göbeğinde sualtını gözlemlemek için harika bir fırsat. 9 numaralı metro hattında Trocadéro durağında inin ve dalın. Dev akvaryum ve tankların yanısıra çeşitli aktivite ve gösteriler de düzenleniyor. Yetişkinler 20,50 euro, çocuklar 13 euro.

Jardin d’Acclimatation

P1070633

Çocuklara özel tasarlanmış 20 hektarlık devasa bir park. İçinde bir bilim müzesi, bir sanat müzesi ve harika tasarlanmış mini parklar, spor tesisleri var. Bir dönem hayvanat bahçesi olarak da hizmet vermiş ancak Fransız Devrimi sırasında halk hayvanların çoğunu pişirip yemiş! Sömürge döneminde de Fransızlar ele geçirdiği topraklardan getirdiği ‘numune insanları’ yine burada vatandaşlarına sergilemiş. İnsanat Bahçesi anlayacağınız…

Ama bugün çocuklarınız için unutulmaz bir ziyaret noktası. Giriş hem yetişkin hem de çocuklar için 3 euro. 1 numaralı metro hattında Porte Malliot durağında indiğinizde karşınızda.

Museum National D Histoire Naturelle

3014

Doğal Tarih Müzesi. Çocuklarınız için unutulmaz bir tecrübe olacağına emin olabilirsiniz. 1635 yılından bu yana tarihin çetelesini tutan ve izlerini toplayan bir merkez. Yetişkinler için 9, çocuklar için 7 euro. Ulaşmak için 7 numaralı ya da C metro hattında Place Monge durağında inebilirsiniz.

Yazı epey uzadığı için listemin kalanını kısaca sıralayacağım:

  • La Plage Parisienne: Paris’in de (aynı Eskişehir gibi) denizi yok ama plajı var. İlginç bir tecrübe olabilir (10 numaralı hatta Javel Andre Citroen ya da C metro hattında Javel durağında inin).
  • Parc de la Villette: Çocuklar için harika bir park alanı daha (7 numaralı metro hattında Porte de la Vilette durağında inin).
  • Le Jardin du Luxembourg: Park ve bahçe algısını kafanızda yeni bir yere oturtacak dev bir alan. Ünlü İtalyan Medici ailesinin memleklerindeki Pitti Sarayı’nın küçüğünü inşa etmeyi istemesiyle ortaya çıkmış (B metro hattında Luxembourg durağında inebilirsiniz).
  • Musée de la Magie: Sihir müzesi. Keyifli geçeceğine şüphe yok. Yetişkinler 9, çocuklar 7 euro (7 numaralı metro hattında Sully Morland durağında inin).
  • Musée Gourmand du Chocolat: Çikolata müzesi için ekstra bir şey yazmaya gerek olabilir mi? Yetişkinler 12,50 euro, çocuklar 9,50. Çikolata uğruna her bedel mubah! (8 ya da 9 numaralı metro hattında Bonne Nouvelle durağında inebilirsiniz).
  • Musee Des Egouts: Kanalizasyon müzesi ve turu. Paris’in yeraltı dünyasının şöhretini bilenler için altın değerinde. Çocuklarınız için de hayalgücünü epey geliştirici olacağını düşünüyorum. Yetişkinler 4,20 euro, çocuklar 3,40 euro (9 numaralı metro hattında Pont de l’Alma durağında inebilirsiniz).

Dönüşte havaalanına yine trenle döndük. Seyahat süresince vagonun camından yandaki otoyolun bitmek bilmez trafiğini izlerken ne kadar akıllıca davrandığımızı anladık. Zira o hafta Parisli toplu taşıma çalışanları ve taksi sürücüleri internet tabanlı ulaşım hizmeti Uber‘i protesto için iş yavaşlatma eylemindeydi. Hem de ne protesto… (Bilgi: Paris – Havaalanı arası trenle toplamda inme-binme dahil en fazla 45 dakika sürüyor).

Özetle Paris tek başına ve eşinizle / sevgilinizle olduğu kadar çocuklarınızla da gayet eğlenceli bir rota. Olası katkı, tecrübe ve tavsiyelerinizi yorumlarınızda beklerim (ilk fırsatta hemen ardından gittiğimiz Bodrum ve Yunanistan / Samos Adası izlenimlerimi de paylaşacağım).

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

18 Responses to Çocuklar için Paris

  1. Ali 30/07/2015 at 16:03 #

    Esenlerden Bağcılara zor gidiyoruz abi ne Parisi

  2. Serhun 30/07/2015 at 16:08 #

    Merhaba,
    Ne çok eğlenmişsiniz. Adınıza çok sevindim. Bunca bilgiyi detaylarıyla paylaştığınız için de teşekkür ederim, elinize sağlık.

  3. Bora 30/07/2015 at 16:42 #

    Serdar bey her zamam ki gibi güzel olan bu yazınız için teşekkür ederim, denizaltı takıntımız ortak olması sebebiyle ismi geçen denizaltıya bakarken denize indirme tarihinin 1958 olduğunu gördüm sanırım ikinci dünya savaşına katılmasıyla ilgili sizi yanlış bilgilendirmişler.

  4. kadir 30/07/2015 at 16:43 #

    Serdar bey, iyiki sizin gibiler var. Yoksa ülkeye ve insanlarımıza dair umudumuz kalmayacak.

  5. Erdem Pekcan 30/07/2015 at 16:54 #

    Disneyland’da tek park dolaşmak hata bence. Bir gün ikisine de yetebiliyor seçim yapılırsa. Özellikle tekrar gitme planınız yakın zaman için yoksa aman diyim.
    Ayrıca “fastpass” özelliğinden bahsetmemişsiniz ama gidecekler mutlaka araştırsın.
    Yemek için de kişi başı 25 yerine 7 euro vermek isterseniz giriş tarafında mcdonald’s vs. mevcut.

    • M. Serdar Kuzuloglu 30/07/2015 at 17:40 #

      Fast Pass’i unutmuşum gerçekten çok önemli bir hatırlatma. Teşekkürler. Bizim de birkaç gösteride saatlerimizi kurtardı resmen. Yemeği iki öğünden hesaplayarak öyle söylemiştim.

  6. kckafa (@GzyIlkr) 30/07/2015 at 17:28 #

    Cité des Sciences et de l’Industrie gezisinde yaş gruplarına yönelik ayrı programlar var. Mesela biz eşimle çocukları paylaşıp öyle gezmiştik. Disneyland otellerinde kalırsanız ayrıca girişe para vermez, otel müşterilerine özel olarak park açılmadan tüm aktivitelerden yararlanabilirsiniz.

  7. Elif (kedimidirnedir) 30/07/2015 at 18:03 #

    Kimsenin bilmediği ama muhteşem bir yer olan Karnaval Müzesi’ni de tavsiye ederim. http://www.arts-forains.com/index.php?pages=photos Bahçe, iç kısımlar, dekor, oyuncaklar muhteşem. Sadece randevulu ve turla gezilebiliyor. Bizim dışımızda herkes de çocukluydu. Biz gittiğimiz dönem İngilizce tur yoktu (Galiba şimdi başlamış) ama anlatılanları anlamasak da çok eğlendik ve çok güzel fotoğraflar çektik. Hatta sonra farkettim ki, bizim bindiğimiz bisiklet şeklindeki atlı karınca “Midnight in Paris” filminin bir sahnesinde kullanılmış.1920’lere seyahat etmek istiyorsanız tavsiye ederim.

  8. Şahin Emre KORKUTAN 30/07/2015 at 18:45 #

    Paris meraklıları için muhteşem bir Türkçe blog:
    http://www.pariste.net/

  9. Oğuzhan Ak 30/07/2015 at 21:54 #

    İstanbulda yapılacak olan yeğinizde Paris günlüğünüzü canlı canlı tatlı bir sohbetle dinlemek dileğiyle .

  10. Emre Gümüş 31/07/2015 at 06:08 #

    Nefis bir yazı daha üstat. Teşekkürler. Aklıma bir şey takıldı. Bu kadar detayı hatırlamanız zor olurdu. Acaba sürekli bu işlemler ve geziler sırasında notlar mı aldınız? Yoksa otelinize dönünce mi toplu halde yazdınız? Eğer sakıncası yoksa uçak biletleri dahil tüm harcamanız 4 kişilik çocuklu bir aile için ne kadarı buldu? Ve kaç gün konakladınız? Tekrar teşekkürler. Haftanın Özeti dışında da böyle yazılarınızın sıklaşması dileğiyle…

  11. Gamze B. 31/07/2015 at 13:43 #

    Bu tür yazılar çocuklu aileleri (çocukların yaşlarından bağımsız olarak) yurtdışına seyahati artırmalarına (tabi çocuklarıyla) teşvik edebilir diye düşünüyorum. Ben de oğlum 2,5 yaşındayken Prag’a bir kongre sebebiyle gitmiştim. Bir hafta kaldım, ve Prag’ın belki de en soğuk haftasıydı. Dediğiniz gibi seyahat tecrübesi-pratiklik orantısından ötürü ve iyi bir seyahat planlamasıyla (nerede yemek yiyeceğimize kadar) çok elverişli, hem oğlum hem de benim için eğlenceli bir yurtdışı tatili olmuştu. Sadece onun bu yaşta bile yabancı bir yerde olduğunu, yabancı bir dilin konuşulduğunu farketmesi, farklı bir kültürü anlamasına yardımcı olması için götürdüm onu. Sıradan bir çocuk parkında oynaması bile onun için kardı, ve bizim parklara nazaran da çok eğlenceliydi. ODTÜ’den gelen diğer arkadaşlarım ‘delirdin mi çocukla gitmek için’ dediklerinde (herkesi ODTÜye almamak lazım işte bu nedenle) ‘neden olmasın’ demiştim.. Benim için de ilk olması nedeniyle güzel bir tecrübe oldu ve sıradaki seyahatleri planlamaya başladım bile. Bir olumsuz taraf olarak şunu belirteyim, Çekler maalesef (belki turiste doymuş olmalarından, belki başka sebeplerden) fazla çocuk sevmiyorlar, özellikle restoranlarda bunu anlamış olduk :) Saygılar.

  12. Mustafa 31/07/2015 at 14:53 #

    Teşekkürler, Çocukları Eyfel’e çıkardın mı abicim?

  13. Gültekin Halil Uz (@SwainTR) 31/07/2015 at 17:26 #

    Amirim ellerinize sağlık çok hoş olmuş yazınız. Büyükler için olan bir yazı düşünürmüydünüz. Özellikle romatik olanlarından. Yada önerebileceğiniz bir link varsada alırız bir dal. Saygılarımızla.

  14. Drxx 01/08/2015 at 14:24 #

    amirin kalemine sağlık ben de paris gezisi düşünüp duruyordum ama tur ile yaparız tek başına biz beceremeyiz düşüncesi vardı sayende her ayrıntıyı düşünüp yazmışsın aynı rotayı eşim ile uygulamayı düşünüyorum teşekkürler

  15. Burak 03/08/2015 at 15:17 #

    Özellikle ulaşım tecrübeleri çok değerli. Zira gideceğiniz yeri gezme hevesi yaşadığınız iki-üç aksaklıkla (Özellikle ulaşım konusunda) kaçıyor.

  16. yakup 16/08/2015 at 09:16 #

    serdar bey harika bir yazı olmuş, ellerinize sağlık demek az kalır. egosuz ve sadece paylaşımcı ruhunuzla detay detay aktarımlarınız için teşekkürler. amerika’ya giderken paris aktarmalı bir seyahatim olmuştu. havadan görmek ve havalimanında 2 saat kalmak dışında paris tecrübem olmadı ama en kısa sürede gitmeyi istiyorum bu yazıdan sonra. metro detayları da harika olmuş. sevgiler

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim