Kategoriler
Podcast

Zihnimin Kıvrımları – 9: Moda, nasıl ‘moda’ oldu?

Bireyin ve farklılıkların bu kadar kutsandığı bir çağda birbirimiz gibi olmak, birbirimize benzemek için bu kadar çabalamamızı nasıl açıklarız?

Bölüm başlıkları

07:09 Kaynaklar.
10:26 Genel Tanım ve Detaylar.
14:25 Modayı tanımlayan genel kavramlar.
23:36 Topuklu ayakkabının ilginç dönüşümü.
34:48 Modayı ‘moda’ yapan nedir?
36:19 Sanayi Devrimi ve Moda.
46:08 21. Yüzyılın gariplikleri.
58:49 Yabancılaşmış tüketici.
59:26 Tarihi değiştiren vazgeçiş.
01:04:29 Kapanış.

Kaynaklar

“Zihnimin Kıvrımları – 9: Moda, nasıl ‘moda’ oldu?” için 20 yanıt

Okul kitapları konusu beni geçmişe götürdü. TED Ankara Koleji her sene kitap değiştirirdi. Kardeşim asla kitaplarımdan yararlanamadi. 5 sene once tatildeyken yan komsum oglu icin okul açılmadan okul kıyafeti aldi. 1 ay sonra okul kıyafetleri değişti. Kadıncağız tekrardan aldı ama ne kadar üzülmüş ve sinirlenmişti. Moda insanlari bazen sinirlendiriyor da. Şu an emekliyim. Cok kiyafet giderim yok ama calisirken hergun yeni kiyafet giyinmek icin caba harcardim. O zamanlar da ayakkabi modelleri ve kaliplari bu kadar rahat ve şık değildi. Simdi tuketim seklim bol bol gezmek ve yemek yemeğe evrildi. Tabii uretmek baska bir duygu..teşekkürler. İyi Bayramlar

Yanlış hatırlamıyorsam 2013’te başlayan bir gömlek çıkmazım var. Her sene kendime gömlekler alıp olduğum kişiyi dışarıya daha iyi gösterme çabasına giriyorum. Sonra yine şık ama kendimi çok kasmayacağım t-shirt veya kazak modeline geçiyorum. Kendimi dışarıya neden daha iyi bir şekilde göstermem gerektiği düşüncesi ise irdelenmesi gereken bir konu. Anlatımınız için teşekkür ederim. (Bu arada sosyal medya ikonları arasında Twitter için kullandığınız aslında Tumblr logosu!).

Son zamanlarda izlediğim en harika içerikti. Bu kadar uzun süreyi dinleyemem diye düşünmüştüm ama konu bir bu kadar daha devam etse dinlerdim 🙂 Her kısmına ayrı bayıldım; öğrendim, şaşırdım, anladım, güldüm 🙂 Kolonyamız, avokadomuz, hafta sonu etkinliklerimiz bile moda. Bunun dışında kalan markaların (ki var), bu durumu neden pazarlama ve iletişim stratejisinin odağına koymadığını, ‘modasız’ kitleyi çoğaltmaya yeltenmediğini hep düşünmüşümdür. Bir sonraki bölümü anahtar deliğinden de olsa göstermek iyi fikir. İlk kez bir podcast içeriğinde buna rastlıyorum ve izleyici / dinleyici sadakatini sağlamak için iyi fikir. Gelecek bölümü ayrıca çok fena merak ediyorum; bedeniyet çağı için kullandığınız kaynakları bile merak ediyorum 🙂
İlk bununla başladım seriye. Şimdi baştan başlayacağım. Çok teşekkürler bu nefis içerikler için.

Çok keyifli bir sunumdu. Çok teşekkürler. Ben de uzun zaman önce sadeleştim ve 3 pantolon 4 tişört 2 Spor ayakkabısı ile gayet mutluyum…

teşekkürler hocam da kutsala hassasiyetiniz dikkatimi çekti, kutsal da bir moda olamaz mi?

Özellikle Belgesel müzikleri ile uğraşmış ve uğraşan biri olarak nacizane bir tavsiyem olacak. Aradaki müzik girişlerini biraz daha düşük volumden yapıp fade out süresini yarıya indirirseniz daha etkli olacaktır. Yuksek volum ve ozellikle uzun fade out müzik devam ederken anlatılanlara konsantrasyonda çok zorluk çıkarır. Müzik kullanma ile ulaşılmaya çalışılan amaca karşı hizmet etmeye başlar bir süre sonra. Sizi uzun süredir her mecrada takip ediyorum. Hayatımdaki güzel renklerden birisiniz. Tebrikler, teşekkürler.

Çok haklısınız. Tamamenen benden kaynaklanan bir çıkış hatası yüzünden yanlış bir ses düzenini paylaşmışım. Sesli formatta düzelttim ancak video formatında ne yazık ki müdahale edemiyorum.

Abi İyi Bayramlar Diliyorum,
Ciddi anlamda kısıtlı imkanlarla büyümüş biri olarak, teyzeoğlumun, düğmeleri birbirinden farklı önlüğü ve düz beyaz yakayla(Micky Mousesuz:)) ile ilkokulu, abimin ceketi ve pantolonuyla ortaokulu bitirdim. Lisede evden uzakta yatılı okulda okuyunca, devlet baba sağolsun parasız yatılı takımımı verdi ve şık bir kıyafetim oldu. Ama içimde ki ukdeyi uzun yıllar atamadım, üniversitede burslarımla hep dev logolu nikelar, adidaslar giydim, reklam tabelası gibiydim 🙂 Ama okul sonuna doğru farkettim ki özentiliğim yada geçmişe öfkem tükendi şimdi sana çok yakışan o tshirtlerindeki timsah büyüklüğünde ki logoya bile tahammülüm yok.Spor Ayakkabıda logodan kaçamıyorum ama öyle büyük geçişler yaşamışım ki ya özentiliğim bitti yada kolay ulaşabildim için artık bana değerli gelmiyorlar. Logolar iticileşti ama arka planda marka giyinmek hala çekici. İnsanın kendine yakışanı giymesi ve evden çıkarken en azından bi kere aynaya bakması ne güzel birşeydir. Özellikle kadınlarda ki “Basma” kültürünün biraz olsun geri gelmesi sevindirici ve bana çok hoş geliyor 🙂 Seni yine keyifle dinledim güzel bir pazar oldu. Bir önceki yorumumdaki, çocuk eğitimi için olan önerini de izledim.Teşekkür ederim. Varlığın bizim için değerli.
Saygılarımla

9 bölümün içinde en eğlenceli, en çok güldüğüm bölümdü. 🙂
Elinize sağlık, bağımlılık yaptınız.

Teşekkürler. İntermittent fasting nasıl gidiyor bu arada bununla ilgili daha derin bir çalışmayı izlemek isterdim. Sevgiyle kalın

Moda ile ilgili Iran sahinin Fransa’ya etkisini dinleyince, Tiflis’deki bir sergide esimle gordugumuz bir tablo ve yazisi aklima gelid. bu gezilerin bir de Iran’a etkisine bakin.

https://www.instagram.com/p/1F8Xi_Kzo-_7I8bCgtgBWH_SIDQY4eTu0mq9E0/

Nasreddin Sah (1848-1896 ) Avrupa’da ve Rusya’da gordugu baleden vev balerin kiyafetlerinden cok etkilenir ve dondugunde bu bir moda olarak yayilir. biraz alti kaval ustu sishane durumu kacinilmazdir.

Bu arada bölümün başında bahsettiğiniz bu tür anlam arayışı içinde olan kitlenin giderek küçüleceğine inanıyorum. Maalesef günümüz insanı iş tanımında olmayan bir şeyle ilgilenmiyor, istense dahi zûl geliyor.

“Kafa konforu bozuk insanları dinlemeyi seviyorum ve “kafa konforumun” bozuk olmasından dolayı mutluyum 😀 mükemmel arkadaşlık için teşekkür ederim. Hayatımda örnek ve ilham aldığım ilk 5’tesiniz.

“Artık ilahi güçlere değil modaya tapıyoruz. O ise, katiyen sorgulanmayan bir otoriteyle iplik eğiriyor, örgü örüyor ve kumaş kesiyor. Paris’teki baş maymun başına yeni bir şapka geçiriyor, Amerika’daki bütün maymunlar da onu taklit ediyor.” -Henry David Thoreau

Keyifli ve ufuk açıcı, harika bir sunum yine amirim. Naçizane, “kutsaliyet” yerine “kutsiyet” ya da “kutsallık” kelimelerini kullanabilirsiniz. Arz ederim 🙂

Merhaba, öncelikle diğer videolarınız gibi bu da oldukça verimliydi, emeğinize sağlık. Ancak son kısımlarına katıldığım söylenemez. Feministler erkek gibi yaşamak için değil, kendilerine dayatılan güzellik algısını yıkmak için modaya karşı. Bu konuda herhangi bir feministin ‘erkek gibi yaşama/olma’ amacıyla hareket edeceğini düşünmüyorum. kadın süsün cazibesine kapılmaktan ziyade süs kadına dayatılıyor. Çünkü kadın evde olup kocasına layık bir eş olmalı ve her zaman arzulanabilir kalmalıdır. Bence kullandığınız dil, eril bir dil olmuş son kısımda. Erkeğin iktidarından bağımsızlaştırıp sanki kadınla erkeğin anlaşmasıyla bahsettiğiniz durum oluşmuş gibi anladım ve buna katılmıyorum. Yüzyıllardır süre gelen ‘erkekliğin iktidarı’ndan bağımsız olarak mevcut durumun çözümlemesinin yapılacağını sanmıyorum. Teşekkür ediyorum, yayınlarınızın devamını bekliyorum

Katkınız için teşekkür ediyorum ama yanlış anlamışsınız. Kadınların dayatmalara karşı çıkmasının tek ifade biçiminin kadınlığından uzaklaşmak olmadığından bahsediyordum orada. Feminizmin kendi içindeki bazı akımları istemeden de olsa bu tanıma yaklaşıyor çünkü. Klişelere karşı çıkma amacıyla başlayan hipster akımının sonuçta tornadan çıkmışçasına; giyimiyle, kuşamıyla, söylemiyle, mekanıyla birbirinin tıpatıp aynısı tipler yaratması gibi. Bir kadın, bütün kadınlığıyla DA feminist olabilir.
Teşekkürler, selamlar.

Serdar abi, sizi dinlerken aklıma Erich Fromm’un Sevme Sanatı adlı eseri aklıma geldi. Kitapta enteresan bir şekilde, kişiyi çekici yapan şeyin günün modasına bağlı olduğunu anlatıyor. Bir örnek vermek olursam, Erich Fromm 20li 30lu yıllarda sigara içen kadınların çekici olduğunu, fakat bugün kadınların evcimen olmaları gerektiğini anlatıyor.

Emeklerine sağlık. Çok keyif aldım. Özellikle slim fit giyinenlere yönelik düşünceleriniz beni güldürdü 🙂

Görüşlerinizi paylaşın: