Ben ne iş yapıyorum?

Ne iş yaptığıma dair nispeten ayrıntılı bir yazıyı blogu açtığım ilk gün yazmıştım. Üyesi olduğum her sosyal ağda da insanlar kimim, neyim, bilsin diye profil sayfamda linkini veriyorum. Ama sürekli artan sayıda kişinin ‘ne iş yaptığımı’ sorması ve sorgulaması bunun yeterli olmadığını gösteriyor.

Bunda elbet benim payım da vardır. Prensip olarak (elimde birçok fırsat ve mecra olmasına rağmen) kendi işlerimden bahsetmeyi pek sevmiyorum. Muhtemelen aşağıdaki satırları okuyan pek çok kişi, bahsi geçen şeylerden ilk defa haberdar olacaktır. (Yani bunları paylaşma sebebim soranlara ‘buyur, oku’ diyebilmek içindir. Böbürlenme, caka satma gibi algılamayın lütfen).

Öncelikle mevcut işlerime bakalım:

Medya

  • Öncelikle gazeteciyim. Mesleğe 1995’te adım attım ve Posta gazetesini hayata geçirdik. Ardından Posta’nın içinden çıkan bir ekiple Radikal’i kurduk. İlk gününden bu yana Radikal’de teknoloji ve trendlerle ilgili dikkatimi çekenleri paylaşıyorum. Bu en keyif aldığım iş ve mümkün olursa ömür boyu devam etmek istiyorum.
  • Her Cumartesi gecesi 00:10-02:00 saatleri arasında TRT Haber kanalında Sosyal Medya adlı programı hazırlayıp sunuyorum. TRT Haber’in en çok izlenen yapımlarından biri. 90 bölümü aşan bu programda güzel işler yaptık, ilginç kişileri, değişik yanlarıyla ekrana taşıdık. Daha da güzel işler yapacağız.

Prodüksiyon

  • Büyük ihtimalle yeni yayın dönemi başında bir tematik kanalda teknoloji odaklı haftalık bir TV programı daha yapacağım. Bu konuda son aşamaya gelindi ama TV işinde hayata geçmeden hiçbir işe oldu denmez. (çok acı tecrübeler yaşamış biri yazıyor bu satırları)
  • 2014 yılının başında vizyona girmesi hedeflenen, benim de rol alacağım uzun metrajlı bir Osmanlı dönem filminin çekirdek ekibinin bir parçasıyım. Şu an oluşturulan hikayenin senaryolaştırılma ve bütçeleme aşamasındayız. Bu işte büyük batacak ya da büyük çıkacağız. Yapımın sosyal medya ve dijital organizasyonunu da yine ben yürüteceğim.
  • TRT1 için teknoloji temalı bir röportaj ağırlıklı bir belgeseli bitirdik. Yayına girmesini bekliyoruz. Yeni birkaç belgesel fikri de kafamızda netleşti, ön hazırlıklarındayız.

Danışmanlık

  • İsimlerini açıklayamayacağım bir dizi firmaya dijital ve iletişim süreçlerinde danışmanlık veriyorum. Bunları sözleşme yenileme tarihlerinde aşağıda ismine rastlayacağınız Depoof üstüne aktaracağım.

Organizasyon

  • 10 Ekim’de gerçekleştirilecek Turizm Trendleri Zirvesi‘ni düzenleyen ekibin üyesiyim.
  • 3 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenecek ve 150 büyük Arap yatırımcıyı ağırlayacak Arap-Türk Yatırımcıları Zirvesi’ni düzenleyecek şirketin ortağıyım.
  • Ayda ortalama 2 etkinlikte konuşmacı olarak yer alıyorum. Her biri için ayrı emek harcıyor ve çok keyif alıyorum.

İnternet tabanlı projeler

(Aşağıda okuyacağınız her marka ayrı bir şirketi temsil ediyor)

  • Speciad: E-ticaret sitelerinin gönderim paketlerinin içinde hedefli reklam yapan bir ağ. Türkiye’nin en büyük e-ticaret sitelerini ve birçok önemli niş sitelerini kapsayan bir ağda insert ve sample ürün pazarlaması yapıyoruz. Bu yorucu, zahmetli ama büyük potansiyel taşıyan bir alan. İleri safhalarda şu an açıklamak istemediğim bazı stratejik açılımları da olacak.
  • Yundo: (yazılım ve koordinasyon ile ilgili sıkıntılardan dolayı) bir seneyi aşkın süredir hayata geçiremediğimiz bu proje Twitter, Facebook ve Youtube üstünde kullanıcılar arası kredilendirme sistemine  temel alıyor. Açılmadan daha fazla detay vermem doğru olmaz sanıyorum.
  • Bargao: Tüketicinin her zaman ilgisini çeken ‘indirim’ konusuna çok farklı bir yaklaşım getirecek, hedefli, ilginç ve çok basit kullanımlı bir web hizmeti. Ön yüzdeki basitliğinin arkasında özellikle marka ve pazarlama alanında yeni bir soluk getireceğini düşündüğüm bir proje bu. Ağustos ayı içinde hayata geçmesini hedefliyoruz.
  • Gozimo: Geliştirdiğimiz bir teknolojiyle internetteki bütün içeriğe hükmedebildiğimiz ve kullanıcıya anlık fayda sağlayabildiğimiz; bence e-ticaret modellerinde yeni bir kategori açacak ilginç bir ürün. Ağustos ayı içinde hayata geçmesini hedefliyoruz.
  • Sosyal Star: Tiyatrocusundan şarkıcısına kadar geniş bir yelpazeye yayılan, sosyal medyada mutlaka çoğunu takip ettiğiniz (ve sözleşmelerimiz gereği ismini açıklayamadığmız) 70’in üstünde yıldız ile sosyal medya tabanlı pazarlama ve halkla ilişkiler faaliyeti yürütüyoruz. Bu en insan tabanlı, dolayısıyla en zorlu işimiz.
  • Depoof: Yaratıcı dijital projeler ve terzi işi sosyal medya yönetimi yapacak bir ajans. Yine Ağustos ayı içinde ağır sıklet müşterileri ve işleriyle hayata geçiyor. Depoof altında bir niş sosyal ağ ve sosyal CRM yapacak iki alt marka da yer alacak. (bu son iki hedefle ilgili tarih veremiyorum).
  • E-ticaret: Henüz altyapı çalışmaları süren, ham ve işlenmiş altın / elmas satışı yapacak bir e-ticaret sitesi üstünde çalışmalarım devam ediyor.

Akademik

  • İstanbul Bilgi Üniversitesi kapsamında bu dönem öğrenci almaya başlayacak ve dijital dünyaya donanımlı adaylar yetiştirecek (ismini şu an açıklayamadığım ancak YÖK onayı alınan) bir MBA programını verecek şirketin kurucu ortaklarından biriyim. Şu aralar harıl harıl eğitmen ve takvim üstünde çalışıyoruz.

Devrettiğim / sattığım işler

Yukarıdaki başlıkların seyrelip bu satırın altındaki başlıkların çoğalması dileğiyle severek, aşkla hayata geçirdiğim ve hiç üzülmeden veda ettiğim işlere gelelim.

  • 2008 yılında MYK Medya adlı bir dijital ajans ve bu marka altında bir dizi içerik sitesi hayata geçirdim. 2010 yılında sattım.
  • 2011 yılında bir arkadaşın teklifiyle yeni açılacak bir lokantaya ortak oldum. Adını Ciğerizm koyduk. Herhalde menüsünden tabelasına kadar Türkiye’nin en garip lokantalarından biri oldu. Sosyal medyanın yeni kurulan bir işletmeye ne kadar büyük ve önemli katkısı olduğunu bu sayede anladım. İşler iyi gidince yurtdışında kebapçı zincirleri olan bir Türk grubu talip oldu, iki hafta önce sattık (Üç hafta sonra Ciğerizm isim değiştirecek ancak Taksim – Karaköy ekseninde bir yerde bir gün mutlaka yeniden hayata geçecek. Yemek işinde büyük potansiyel var ve hevesimi tam alamadım).

Bütün bunlara ek olarak üyesi olduğum onlarca sosyal ağda faydalı olabileceğini düşündüğüm şeyleri paylaşıyor, insanlardan gelen binlerce soruyu yanıtlıyor, her gözümü açtığımda posta kutumda ve diğer sitelerde yığılan mesajlara yanıt verip yardım isteyenlere destek olmaya çalışıyorum. En çok vaktimi bunlar alıyor (bedava danışmanlık desek yeridir ;). Ama en çok keyif aldığım şey bu iletişim anları ve fayda yaratma hissi.

Bulduğum her boş anda bir şeyler okuyorum. Boş anım kalmayacak gibiyse bir şeyleri iptal edip mutlaka okuyorum. Bir insanın en büyük yatırımının okumak olduğuna inanıyorum (üstelik artık daha keyifli bir okuma platformum da var)

Kalan zamanımı da aileme; özellikle bana hiçbir zaman doymayan çocuklarıma ayırıyorum. Evde çalışmak en çok onlar için iyi oluyor (ama galiba bu yakınlarda bir ofis tutacağım artık kendime).

Sadede gelirsek

Yazarken iş yükümden benim bile gözüm korktu! Tek başına, ofisi bile olmadan, evden çalışan biri için fena da performans değilmiş hani 😉

Dolayısıyla benden epostanıza cevap ya da cevapsız çağrınıza dönmemi bekliyorsanız bilin ki her daim önümde eritmeye çalıştığım uzuun bir kuyruk var. Hoş görün. Yukarıda saydığım işlerin toplantıları bile ömrümden ömür götürüyor.

Umarım bu özet sayesinde ne iş yaptığımı merak edenlere bir nebze de olsa çare olmuşumdur.

Herkese hayırlı işler, bol kazançlar dilerim…

(Yeni gelişmeler oldukça da bu yazıyı güncellemeye çalışacağım)

Ben ne iş yapıyorum?” için 35 yorum

  1. Öncelikle bu açıklayıcı yazı için teşekkürler Amirim,yazı da baya uzunmuş hani. Yundo hakkında şunu yazmışsın merak ettim (yazılım ve koordinasyon ile ilgili sıkıntılardan dolayı) 1 senedir hayata geçiremediğiniz bir proje,1 sene sencede biraz uzun bir zaman dilimi değilmi.

  2. Hayranlıkla okudum diye bilirim. Daha önce de sormuşlardır bu kadar iş nasıl organize ediliyor, nasıl dinleniliyor, aileye nasıl zaman ayrılıyor merak ettim. Kolay gelsin.

  3. olağanüstü bir adamsın.. 2010 yılında tv de ilk gördüğüm andan itibaren sizi takip ediyorum ve tam anlamıyla idolüm oldunuz..Biliyorum övülmekten hoşlanmıyorsunuz doğal olarak ama marifet iltifata tabidir diye bi laf var tam üzerinde duruyosunuz… Sizi görebilmek için ciğerizm lokantanıza kadar gittim sordum soruşturdum ama bi türlü denk gelmedi.. nişantaşında çalışıyorum buralarda olduğunuzu biliyorum inş.. bi gün karşılaşırız..

  4. Maassallah demek istedim aslinda sadece.. Her yazinizi paylasimlarinizi keyifle okuyup takip eden biri olarak hep isiniz rast gitsin daha cok bilin bilgilendirin insanlari isterim.. Kolay gelsin..

  5. Peki aile? Bu yoğunlukta ailenizle olan ilişkileri nasıl dengeliyorsunuz? NOT : ayrı bir blog yazısı bekliyoruz bu konuda

  6. Anlamadığım bir nokta var abi, çok fazla iş yapıyorsun ama nedense bu işlerde birlikte çalıştığın kişileri hiç duymuyoruz. Bu kişileri nasıl gizli tutabiliyorsun?

    Mesela Depoof anladığım kadarıyla bi sosyal medya ajansı. Bildiğim kadarıyla da bu tür ajanslarda baya bi çalışan oluyor. Nasıl oluyor da bu kişilerden biz hiç haberdar olmuyoruz? 🙂

    Ayrıca Speciad projesin anladığım kadarıyla hayata geçmiş bir proje. Ancak web sitesini ziyaret edince bizi sadece bi logoyla karşılıyor. Peki müşterilerle nasıl iletişim kuruyorsunuz? Onlar sormuyor mu bilgi alabileceğimiz bir web sayfası var mı diye?

    Toplamda projelerde nerden baksak bi 50 kişilik ekip var ama sein o kadar yakından takip etmeme rağmen bu kişilerden birinin bile bahsedildiğini hiç duymadım. Bunu nasıl başarıyorsun abi?

    1. Bu tarz ajans işlerinde işi bulan müşteriyi inandıran kişiler parayı kazanır. Müşteri gerçek anlamda işi yapan kişiyi tanımaz, çalışan yetenekli gençler de müşteriyi tanımazlar. Ajansa ön ayak olan kişinin çevresi ve çalışan kişinin emeği doğrultusunda çark döner.

      Bir şekilde, çömezliği atlatan kişiler ajanslardan ayrılıp kendi yolunu çizmeye çalışır. Bu yüzden olsa gerek kişisel markalaşma her zaman ön plana çıkıyor.

  7. doğrusu hemen her sanal platformda sizi ilgi ile izliyorum. ancak en çok dikkatimi çeken husus eşinizden hiç bahsetmeyişiniz. çocuklarınızdan bahsederken bile onu pek andığınızı hatırlamıyorum. bu kadar yoğunluğu onun tepkisini merak ediyorum.

  8. Arada yaptığınız radyo yayınlarını hep takip ediyorum. Siz nasıl görüyorsunuz bilemem ancak ben sizin yaptığınız yayınları çok beğeniyorum. Ancak yazıda dj olduğunuza değinmemişsiniz 🙂

    1. Aksine geç de olsa tamamını yanıtlarım. Elbette bir geri dönüş bekliyorsa. Yorumları da mutlaka okurum. Bütün hayatımı epostalar üstünden yönetiyorum. Başka şansım yok.

  9. 7 yaşındaki bir çocuğa ne yaptığınızı anlatmanız için gerekli süre ile, yaptığınız iş ile topluma katkınız ters orantılıdır.

    Örnek 1: Çöpçüyüm. Sokaktaki çöpleri topluyorum.

    Örnek 2: Sizin bu yazınız.

  10. Amirim iyi çok güzel de, nasıl çok okuma yapabiliyorsunuz, hani çok okuması bir şey değil de – bilginin -anlaması- yorumlanması biraz daha vakit alıyor buda çok okumalara engel oluyor. Yani söylemek istediğim hazm edilemiyor bilgi. Düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim.

Bir Cevap Yazın