2 dakika rahat dur be kardeşim!

Arkadaşınla sohbettesin. Gerçi sadece adı sohbet; yüzüne bakıp refleks şeklinde kafanı sallıyorsun. Gözlerin sürekli sağa-sola kaçıyor. Telefon elinde tespih gibi dönüyor. Ne arkadaş, ne sohbet; aklın telefonunda. Instagram’a yolladığın son şaheserin performansı ne oldu acaba? Facebook’takiler ne yapıyor? Twitter’a bakmak lazım; mazallah kopup gitmek var. Beklenen o eposta gelmiş midir? Check-in olmuş muydun, başka kimler olmuş? Arkadaşlar ne yapıyor bir bakalım. Birkaç saniye önceki Whatsapp bildirimi neyin müjdecisiydi kimbilir?

Arkadaş nasıl olsa konuşuyor bir yandan bakalım şunlara. Hem demin sen konuşurken o da aynısını yapmamış mıydı?

Webde gezinirken bile tarayıcında 20 sekme açık. Çoğu zaman ‘aslında’ ne yaptığını (saatler sonra) diğer sekmeleri binbir zorlukla kapatıp ilk baştakiyle yüzyüze geldiğinde hatırlıyorsun. Mesaj kutunda okunmamışlar üç haneli rakamları zorluyor. Onlarca dizi / film indirdin, yüzlerce e-kitap bulup çektin ama onlara artık tatilde bakarsın (BAKAMADI).

Telefonun da şarjı bitmek üzere; bir yerlerden adaptör bulmalı. Allahın cezası kablolar biraz daha uzun olsa ne olurdu sanki? Pili dolarken şu son oyundan iki bölüm geçebilirsen harika!

Kulübümüze hoş geldin.

Yapacak çok şeyin olduğundan dertlisin ama aslında çok daha büyük bir sorunun var: hiçbir şey yapmadan 2 dakika durabilir misin?

donothing

Panzehirin zehrin kendisinden imal edilmesi misali bununla ilgili de düzinelerce web sitesi; hatta (mobil terapi için) uygulamalar dahi var. Ve bilmeniz gerekiyor ki bu zannettiğinizden çok daha zor bir görev.

Dingin, telaşsız ve kesintisiz 2 dakikacığı dahi insana çok gördüren bu halin sebeplerinden biri de FOMO. Yani bir şeylerden eksik, geride kalma, kaçırma korkusu. Her mekanı bilelim, her muhabbetten haberdar olalım, her filmi-diziyi izleyelim derken dev bir sürünün parçası haline geliveriyoruz. Paylaşımlarınızın altına ‘bu eskidi be hocam’ yazanlar bu hastalığın en ileri seviyesindekiler.

İtalyan soslu tedavi

marinara

Bu faydasız telaşı dindirmek için kullanılan metodlardan biri de Marinara Timer adını taşıyor. Çıkış noktası o meşhur Pomodoro tekniği. Günü uzun bir zaman olarak algılayıp tüketmek yerine küçük (25 dakika iş, 15 dakika laylaylom) dilimlere bölmeyi temel alıyor. Pomodoro’yu meraklısına 5 dakikada hatırlatmış olalım:

Zamana; daha da ötesi nefse hükmetmek sanıldığı kadar kolay değil elbette. Kaytarmaya meyilli ve bunun için elinde sınırsız olanaklar olan zihni dizginlemeye çalışırken sigarayı bırakmaya çalışanları daha iyi anlayacaksınız.

İlacı cepte taşımak

‘Düşmanı’ kendi silahıyla vurma adına mobil uygulamalara yönelince karşımıza çıkan derli toplu seçeneklerden biri Tinker.

Tinker temelde hedeflerinizi (daha dürüstçesi hayallerinizi) görselleştiriyor. Hangi zaman diliminde ne yapacağınızı uygulamaya tanımladıktan sonra sizi başlamanız ya da durmanız için bilgilendiriyor. Kaytarmak tek tıklamayla mümkün olduğu için iş bir noktadan sonra sadakat / dürüstlük sınavına dönebiliyor elbet. Ama onun da çaresi var. Şu günlerde hala fonlama süreci devam eden Pavlok hayırlı işlerden saptığınızda elektrik şokuyla sizi tedavi etmeye yarıyor (tekno-mazohizm böyle bir şey olmalı).

Bir diğer seçenekse Digital Detach. Akıllı cep telefonu kullanmaya başladıktan sonra hayatı kabusa dönen bir (Android) uygulama geliştirici tarafından yazılmış. Yaptığında herhangi bir sürpriz yok. Fakat zorluk derecesi aynı!

Özet geç piç!

Yazar Robyn Scott teknoloji yüzünden hayatımızın aldığı şeklin her şeye rağmen eğitici olduğunu ve 30 saniyelik inatlaşmaların bile fark yaratmak için yeterli olacağını iddia ediyor (test edildi, onaylandı)

nothing-fail

Şarkıda anlatıldığı gibi ‘kolay olmayacak, elbet üzüleceğiz’ ama denemeye kesinlikle değer.

(Önce şu biriken mesajları eritelim de!)

, , , , , , , , ,

15 Responses to 2 dakika rahat dur be kardeşim!

  1. Okan Bişgin 01/10/2014 at 12:10 #

    İnsanların bir şeyler için çabalaması bile umut verici.

  2. muragram 01/10/2014 at 12:25 #

    “Heh Serdar bişiler yazmış, onu okiymde sonra işe devam ederiz.”

  3. shenol 01/10/2014 at 13:21 #

    Şöyle.

  4. abdurrahman çelebi 01/10/2014 at 19:22 #

    yaklaşık 4 senedir her sabah erkenden kalkar, spor duş kahvaltı gündem haberler diye bir tempom vardı. bilgisayarda okunacak günlük listeyi erittikten sonra bile gün içinde telefonumla yine de bir göz attığım olurdu.
    biraz mecburiyetten ve yoğun geçmesi gereken bir ders çalışma tempom çıktı önüme. interneti telefonda da bilgisayarda da kestim. bilgisayarı odamdan kaldırmıştım. haftasonundan haftasonuna bakıyordum ancak. 4 senelik tempoma göre değişmeyen şey ise, spor duş kahvaltı 3 lüsü oldu.
    günü ikiye üçe bölmenin en uygun yolu rem uykusu. bunu araştırdığını biliyorum. bu uykuyu bu tekniği yapamazsan beynin yanar ya da okuduklarının birçoğunu öğrenemeden uçar gider..

    interneti bırakalı 3-4 ay sonra bir gün durakta beklerken beynimdeki iplerin çözüldüğünü hissettim. .
    çünkü beyin esnektir ve yeni rahat yaşam koşullarına ayak uyduruyordu. eskiden gün içinde yaptığım ya da yapmak zorunda kaldığım takip işi artık son bulduğuna göre kendimi mutlu etmek adına daha güzel şeyler yapmak için yeterince vaktim kalıyordu.

    bir dönem o kadar çok okuyup takip etmeye çalışıyordum ki, karşıma geçen biriyle magazin bile konuşup, başka biriyle teknoloji konuşmak beni hiç yormuyordu. her telden her frekanstan söyleyecek bir şeylerim vardı. bir nevi malumat furuş işte.

    işte interneti, kısaca her sabah daha uyanamadan elimde telefonu olan ben, artık irademle bazen çatışsam da o mereti elime almamaya çalışıyorum. artık üşenmeden ve dikkatlice 2-3 saat bir şeyler okusam zihnim yoruluyor. yatırıyorum beynimi rem uykusuna. yoksa pürüzlü kafayla günü tamamlamak benim için stresli oluyor.

    bu yaşantın ileride son bulacak çünkü artık öğrendiklerinden bıkacaksın ve gerçek hayata geri döneceksin. artık okudukların kendine has fikirleri düşünceleri yarattığı zaman, okuduğun birçok haberlerin tekrar edildiğini görmeye başlayacaksın. en basitinden sağlık haberleri mesela. 1 sene sağlık yazısı oku. doktorların köşe yazılarında hep kendilerini az çok tekrar ettiklerini göreceksin.

    takip ettiğin dergileri eskiden 1 haftada bitirirken özellikle ilgilendiğin konularla daha çok ilgilenip birkaç saat içinde tüketmiş olacaksın aylık dergiyi.

    ben de gündemden filmlerden vs lerden geri kalacağım diye diye bu hale geldim. kamu spotu sigara bırakma reklamı gibi oldu ama daha yazmamı istiyorsan detaylı bir şekilde de karalarım farketmez :)

  5. Murat Temel 01/10/2014 at 19:22 #

    Yazılarınızın içinde verdiğiniz tüm linklere mutlaka bakıyorum mesela. Üstelik bazıları ilgimi çekmese bile bakıyorum. Sanırım bu da FOMO’nun bir başka türü…

  6. omer 01/10/2014 at 19:47 #

    İnsan yeterki istesin. O istediğinde yapamayacağı şey yoktur

  7. Hahide 01/10/2014 at 22:47 #

    Abi bi süre önce facebook ve instagram hesabıma sil komutu verdim; instagram direk sildi facebook bekletiyor hala, ama cuma gecesi ondanda tamamen kopmuş oluyorum. ” Sil ” dediğim gün bir spor salonunda fitness yapmaya başladım – bildiğin rahatladım, iyi yani -; mesai saatleri dışında inan telefona – ve içindekilere – ihtiyacım olmuyor. He buna gamsızlık mı denir asosyallik mi denir bilmiyorum 2 haftada bir eski 1 arkadaşımla akşamları beşiktaşta buluşup 2 bira alıp rte’nin beşiktaş ofisini yanındaki vapur iskelesinin orda – kayalıklarda – 2-3 saat takılıyoruz – esintiyle beraber biraz çarpıyo ama iyi – daha ötesi yok benim için. Ama kış kapıda napıcaz bilemiyoruz, nedir tavsiyen?

  8. İsmail Ulusoy (Hackless) 06/10/2014 at 06:21 #

    Vallahi aynı ben

  9. ilhan 23/10/2014 at 07:57 #

    Rabıta yapın

  10. Alp 26/02/2015 at 01:16 #

    Arkadaşlar şu donothingfor2minutes.com sitesini arka planda açın, sonra istediğiniz gibi diğer sekmeler arasında gezin. Başarmış oluyosunuz, öyle bir his geliyor içinize, rahatlık ve huzur doluyor içinize. Siz açık olan 32 sekmenizi eritmeye çalışabilirsiniz buarada.

  11. suis 26/02/2015 at 03:11 #

    Harikaymış! listenize ek olarak ben de mobilde HeadSpace uygulamasını kullanıyorum

  12. Mehmet KARA 09/04/2015 at 13:41 #

    “Özet geç piç!” Bu kısma kadar ne anlatıyor bu adam diyordum ki; bu kısım olayı tamamen kopardı. Bu tarzına bayılıyorum [dostum]…

    Son yazındaki rutinden kurtulup, farklı şeyler yapmanın tam da göstergesi oldu benim için : ))

    Selamlar, sevgiler.

    Not:Mesela bu yorumu girerken sistem “son yazındaki” kısmına gelince bir arasa tarasa sistemi direk oraya bağlantı verse süper olur değil mi?

Trackbacks/Pingbacks

  1. Acil değil ama çabuk çabuk olmalı - M. Serdar Kuzuloğlu - 02/01/2015

    […] yüksek, en ucuz ve en yaygın uyuşturucusu. Bizi hayatın gerçekliğinden milisaniyeler içinde kopartabilen kimyasallar. Dopamin ve serotoninin en ucuz ajanı. Ama her uyuşturucu gibi dozu yükseltmek […]

  2. Dijital çağda hayatta kalma rehberi - M. Serdar Kuzuloğlu - 11/01/2015

    […] FOMO ve kronik telaş. […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim