Erik

Kızlar ile farklarımızı keşfetmeye başladığımız çocukluk yıllarında zihnimizin (dolayısıyla hayalgücümüzün) kıtlığından dolayı aklımıza sadece fiziki detaylar gelirdi. Biraz bu yetersizlikten, çokça da kızları yeterince kızdırabildiğinden olacak, “ayakta işeyemiyorsunuz” kalıbı pek makbuldü (dün Zeynep ile Uluslararası Uzay İstasyonu’na ait bir videoyu izlerken fark ettim ki kadınlar uzaydaki şartlar gereği bu farkı da kapamış).

Gençlik çağımda çok daha büyük; hatta belki Freud’un ‘penis hasedi‘ teorisi kadar derin bir fark daha keşfettim: ‘hamile kalma ve doğurma’. Erkeğin hepi topu bir –azimli– sperm ile katkıda bulunduğu yaşam döngüsünde kadınlar tek başına akıl almaz şeylere vesile ve sahne oluyordu.

Bu meseleye birazdan döneceğim.

Continue reading →

Biz ne zaman yaşayacağız?

Geçtiğimiz haftasonu bir konuşma yapmak için Arkas Holding’in davetlisi olarak İzmir’deydim. Toplantı mekanı olarak LA Şarapçılık’ın Torbalı’da tamamlanan yeni tesisindeki konferans salonu seçilmişti.

Çılgınca yağan yağmurun bulanıklaştırdığı ufukta dünyanın en eski bağlarından birine -yüzyıllar sonra yeniden- ev sahipliği yapan o vadide rüzgarın burnuma serptiği üzüm kokusundan derin nefesler çektim. Güzel şeyler yedim-içtim; güzel insanlarla tanıştım.

image

Ardından Alaçatı Turizm Derneği’nin davet ettiği Alaçatı Forumu’ndaki konuşmamı yapmak için tekrar yola koyuldum. O etkinlik de birbirinden kıymetli kişilerle tanışmama vesile oldu. Otel sahipleri, esnaflar, yatırımcılar, kasaba sakinleri… Herkes hikaye doluydu; bir sürü yeni şey öğrendim.

Doyurucu, keyifli sohbet meftunu

Bu seyahatin benim adıma asıl heyecanlandırıcı tarafı -forumda yer almam için de önayak olan- sohbetinden en keyif aldığım; yaşam tarzına, prensiplerine, hırsına, inadına her daim imrendiğim ‘adam’ Salim Kadıbeşegil‘i ziyaret etmekti.

Bir süre önce temelli yerleştiği Alaçatı’daki ilk buluşmamız olacaktı bu.

Continue reading →

Acil değil ama çabuk çabuk olmalı

Teknolojiyle haşır neşir olanın kendine has değer yargıları vardır. Din gibi, milliyet gibi dogmatiktir, tartışılmaz. Android ve iPhone cephesini düşünün mesela. Siyasi kutuplaşmalardan farkı sandığınızdan çok daha azdır. Hepsi kendi tarafının misyoneri, tebliğcisi. Ötekinin en öteki, en münafık, en kafir olduğu mücadele.

Sürekli yenilenen, güncellenen oyuncaklarına inat şaşırtıcı derecede tutucudurlar.

Değer yargıları gibi ölçekleri de kendine hastır. Örneğin bir antropolog ya da evrim biyoloğunun zaman ölçeği yıllar; hatta yüzyıllardır. Teknoloji tutkunu milisaniyelerle uğraşır. Gözünün, zihninin algılayamayacağı kadar küçük farklarla sevinir, hüzünlenir.

iphone-palo-alto-1811_lawrence_610x407

Daha geçen gün bir arkadaşım yeni telefonuyla fotoğraf çekmek için tıkladıktan sonra kaydetmesinin 2 saniye sürmesine galiz küfürlerle isyan ediyordu.

Oysa düşününce biz (fotoğraf tutkunu o arkadaşım dahil) filmli fotoğraf makineleriyle büyüdük. Çektiğimiz fotoğrafı görebilmek için içindeki filmi bitirip makarayı fotoğraf stüdyosuna götürmek, yıkatmak ve karta bastırmak şeklinde özetleyebileceğim en az 2-3 günlük bir süreç. Üstelik neredeyse iki yüz yıl süreç aşağı yukarı böyle işledi (Polaroid‘i kapsam dışı bırakayorum). Bugünkü çocuğa anlatsan anlamaz. Yine de -bence- bugünkü kuşağın fotoğraftan aldığı keyiften çok daha fazlası alınıyordu her karede.

Keyif ile çile arasındaki bağ

Çocukluğumda en büyük eğlencem mahalledeki apartmanları dolaşıp kapıya bırakılan okunmuş dergileri toplamaktı. Harçlıktan artanı da okunmuş yabancı dergi satan dükkanlara aktarıyordum. Kimi zaman seneler öncesinin, dilini bile anlamadığım dergileri için.

Continue reading →

2 dakika rahat dur be kardeşim!

Arkadaşınla sohbettesin. Gerçi sadece adı sohbet; yüzüne bakıp refleks şeklinde kafanı sallıyorsun. Gözlerin sürekli sağa-sola kaçıyor. Telefon elinde tespih gibi dönüyor. Ne arkadaş, ne sohbet; aklın telefonunda. Instagram’a yolladığın son şaheserin performansı ne oldu acaba? Facebook’takiler ne yapıyor? Twitter’a bakmak lazım; mazallah kopup gitmek var. Beklenen o eposta gelmiş midir? Check-in olmuş muydun, başka kimler olmuş? Arkadaşlar ne yapıyor bir bakalım. Birkaç saniye önceki Whatsapp bildirimi neyin müjdecisiydi kimbilir?

Arkadaş nasıl olsa konuşuyor bir yandan bakalım şunlara. Hem demin sen konuşurken o da aynısını yapmamış mıydı?

Webde gezinirken bile tarayıcında 20 sekme açık. Çoğu zaman ‘aslında’ ne yaptığını (saatler sonra) diğer sekmeleri binbir zorlukla kapatıp ilk baştakiyle yüzyüze geldiğinde hatırlıyorsun. Mesaj kutunda okunmamışlar üç haneli rakamları zorluyor. Onlarca dizi / film indirdin, yüzlerce e-kitap bulup çektin ama onlara artık tatilde bakarsın (BAKAMADI).

Telefonun da şarjı bitmek üzere; bir yerlerden adaptör bulmalı. Allahın cezası kablolar biraz daha uzun olsa ne olurdu sanki? Pili dolarken şu son oyundan iki bölüm geçebilirsen harika!

Kulübümüze hoş geldin.

Yapacak çok şeyin olduğundan dertlisin ama aslında çok daha büyük bir sorunun var: hiçbir şey yapmadan 2 dakika durabilir misin?

donothing

Panzehirin zehrin kendisinden imal edilmesi misali bununla ilgili de düzinelerce web sitesi; hatta (mobil terapi için) uygulamalar dahi var. Ve bilmeniz gerekiyor ki bu zannettiğinizden çok daha zor bir görev.

Continue reading →