Kategoriler
Podcast

Zihnimin Kıvrımları – 4: ‘Telaş Çağı’

Huzur vermesi gereken sessizliklerin verdiği sıkıntı nedendir? Kendimizle başbaşa kalmak nasıl en büyük korkumuz haline geldi? Bu telaşın sebebi ne?

Yayını dinleyecek; ama özellikle izleyecekler için bir açıklama: Videonun kaydı sırasında önce çekimin yarısının kaydolmadığını fark ettim. Ardından ikinci kayıt denememin ikinci yarısında görüntünün değil, sadece sesin kaydedildiğini anladım. Kurgu sırasında kullandığım uygulamalar sürekli çöktü. Ve daha bir sürü şey.

Ama merak etmeyin; hiç telaş etmeden, büyük bir sabırla hepsinin üstesinden geldim. Taksiratı affola.

Kaynaklar

“Zihnimin Kıvrımları – 4: ‘Telaş Çağı’” için 20 yanıt

Serdar bey şu an içinde bulunduğum iş ve hayat ikileminde ilerlerken bakıp da göremediğim bazı noktalar gözüme çarpmış oldu, çok teşekkür ederim. Çok güzel bir paylaşım ağzınıza sağlık.

Serdar Bey Merhaba,
Önceleri bir iki videonuzu izleme imkanı bulabilmişken son videonuzda da bahsettiğiniz gibi telaş çağında ve içinde bulunduğumuz bu olağanüstü süreçte evlerimizde iken kendimize ve ailemize hiç de zaman ayırmadığımızı gördüm ve bu süreçte sizin videolarinizi izleyince sizi daha yakından tanıma imkanı bulabildim, ne denli kıymetli olduğunuzu çok iyi anladım.sizinle aynı çağda olmaktan çok mutluyum.iyi ki varsınız. İyi ki sizi tanımışım.
Çok teşekkürler, emeğinize, yüreğinize ve zihninize sağlık..
Sağlık,mutluluk ve muhabbetle kalın.
Selamlar sevgiler

Karantina ve telaş yazınızın zamanlaması ne hoş. Çörekotlu kurabiyemi ısırıp kahvemi yudumlarken ve örgümde üç beş sıra ilerlerken, arada akşam için yemek hazırlarken hiç telaşa kapılmadan podcastten dinledim sizi. 60 Yaşıma bir yıl kala yavaşlamak için gayret gösteren biri olarak her cümlenizi başımla onayladım. Şu Nepalli dervişlerin yaptığına benzer terbiyeyi çocukluğumuzdan bir anıyla benzeştirdim. Emekli babam huzur için tarıma yönelmişti. Her yaz koca çuval kuru baklayı dört fönüm tarlaya dikiyor, yazın Ağustos sıcağında dikenli çalılarla ellerimiz çizilip kanata kanata biz üç kızkardeşe toplattırıyordu. Sonra o topladığımız baklaları gelecek yaz yeniden dikip sonraki yaz dikmek üzere toplattırıyordu. Bugün podcastinizi dinlerken rahmetli babamı anımsadım ve tebessüm ettim. Nepal’i bize getirmiş meğer.

Pek nefis, Google Podcast’te dinlemeye doyamadım. Buraya koşup hemen yorum yazmak istedim 🙂 Muhakkak bu konu özelinde konuşulacak çok kişi ve eser var, lakin keşke Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Büyücüsü kitabından da bahsetseydiniz. Malum orada kelime ve isimler pek önemli, bu bölüme çok yakışırdı.

Uzun süredir kafamı kurcalayan bu konuya benden başka kafa yoran birilerinin de olduğunu görünce mutlu oldum. Çok güzel bir durum tesbiti yaparak tarihe not düşmüşsünüz. Kendimce bu koşuşturma içinde biraz yavaşlamaya, eksikliğimi noksanlığımı ara ara kendime ifade etmeye çalışıyorum. İnsan kendini daha iyi tanıyıp, sizin deyiminizle yavaşladıkça, prangalarından kurtulup özgürleşebilir. Milyar yıllık evrende 60-70 yıllık hayatımızla haddimizden büyük şeylere kalkışmanın anlamsızlığını her idrak edişimizde biraz daha hafifleyip, bu telaş çağında sağlıklı kalabiliriz diye düşünüyorum.

Serdar Bey,
Sık yaptığım bir şey olmadığından neyi nereye yazmam gerektiğini pek bilemedim; çekinerek yazıyorum buraya. Kıymetli vaktinizden birkaç dakika ayırıp ekşi sözlük’te yazdığım şu iki yazıyı okursanız, size ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşatmış olursunuz bana. Çevremde olmasını arzu ettiğim, eksikliğini çektiğim, bu ülkedeki sayılı güzel insanlardansınız. Sizi olduğunuz gibi ve yaptığınız işleri olmasını uygun gördüğünüz şekilde seviyoruz. Keşke gündeme getirdiğiniz değerli düşünceleri böylesine sadeleştirme ihtiyacı duymadığınız bir ortamda yaşayabilseydik. O günleri de görebilmek temennisiyle;
İyi ki varsınız.
Sevgiler, saygılar.

https://eksisozluk.com/entry/105686543
https://eksisozluk.com/entry/105703400

Her iki bağlantıyı da okudum. Bu vesileyle Sözlük’te hakkımda yeni epey entry olduğunu fark ettim. Birilerini (nedense) epey sinirlendirmişim yine anlaşılan 🙂 Kimseye bir şey vaat etmeden ve kimseden bir şey beklemeden; kendi imkanlarım ve bilgim çerçevesinde etrafıma faydalı olmaya çalışıyorum. Birilerine yararı dokunuyorsa ne ala. Dokunmuyorsa da sağlık olsun. En azından denemiş olurum, fena mı?
İlginiz ve emeğiniz için çok teşekkür ederim.
Sevgiler.

Henüz kulak asmamisim simdi kulak asmaga basliyacam.Umumilikde bir sey diye bilirim sizin gibi klassik musiqini bende seviyorum 🙂 Sizin sayenizde https://www.classicfm.com/ buldum boyle muhtesem site bulduguma cok seviniyorum.Sitenin guzelligi ondasn ibaretdirki hem Bestekar hakkinda bilgi ediyorsun hemde bestesine qulaq asiyorsun :).Я не знаю, что сказать.Я был очень счастлив.Спасибо Большой 🙂

Serdar Bey teşekkürler. Karantina günlerimde en çok zaman ayırdığım insan oldunuz 🙂 (yalnız yaşadığım için bu söylediğimin doğru olduğundan emin olabilirsiniz). Özellikle bu bölüm için ayrıca teşekkür ederim, her şeyin özeti olan son 8 dakika muazzamdı. En azından benim için öyle ve önemli olan da o sanırım. Bir çok platformda insanlara faydalı olmak için bir şeyler yapmaya gayret ettiğinizden bahsedersiniz, niyeti böyle olan bir insan karşılığını alabildiğini de bilmek ister ya da o böyle istemese de hakkıdır bana göre. Benim zihnimde yeni kıvrımlar açıyor söyledikleriniz ve bir kişiye bile ulaşmak önemliyse -ki öyle olduğunu söylüyorsunuz- bana ulaşıyor. Dün akşam Kur’an-ı Kerim’den sabırla ilgili bir ayetin üstünde biraz durup anlamaya çalışmıştım, bu içerik de bir tevafuktur diye düşünüyorum.

Merhaba,

Hayat bir yolculuk dediniz konuşmanızın bir bölümünde. İnsanlar bu yolculukta biletlerinin hangi durağa kadar geçerli olduğunu bilmiyorlar. Belki bir sonraki durağa kadar geçerli, belki de daha 20 durak var. İşte biraz da bu yüzden hayatı bu denli telaşlı yaşamaları. Konuşmalarınızda hayatımdan o kadar çok parça buluyorum ki ilgiyle takip ediyorum. Selamlar.

Serdar Bey, konuşmanızı öven beğenilerimi sıralayarak sözü uzatmayacağım.
Büyük bir değersiniz… Harcadığınız çabaya ve emeğe teşekkür ederim.

Merhaba
Daha önce bir çok platformdaki konuşmalarınızı dinlemekle beraber Podcastleriniz ayrı birer tat oldu zihimin Kıvrımlarına.
Yavaşlamak ve telaşlı benden uzaklaşmak adına verdiğim çabada çok kıymetli bu söyledikleriniz. Bu arada bir şey farkettim ben ileri almadan hatta bazen sıklıkla geri alıp not alıp dinleyenlerdenim😊 yaş herhalde.
Teşekkürler emekleriniz için.

Serdar Bey selamlar,
Kaç gündür kafamda evirip çeviriyorum, sonunda iki satır da olsa ,sayfalarca da olsa yazacağım şeylerin, verdiğiniz emek karşında çok yavan kalacağına karar vermem teşekkür etmemi engelleyemedi. Akordu kaçmış gönül telime dokunan, bildiklerimin yanıldığıma oranının sıfıra ne kadar yakın olduğunu hatırlatan, sandığınızdan daha çok kişiye dokunan paylaşımlarınızın devamı dileğiyle.
Sağlıklı günler dilerim…

Anlattıklarınızı yazılı olarak ta paylaşmanızı dilerim. Vaktim yok değil. Sabırsızım. 1 saat dinleyemedim. Ama 5 dakikada okuyabilirdim. Paylaşımlarinizdan yararlandım. Allah razı olsun duam olsun.tşk. (kbilgili)

Çok teşekkürler. Asıl konuyu hatırlattığınız ve her zaman için geniş bir çerçeveden bakmamızı sağladığınız için çok teşekkürler. Aynı zamanda şu konuya değinmek istiyorum ; İnsanlar çoğu zaman gülmek, eğlenmek istiyorlar ve bunu sizin de dediğiniz gibi mümkün olduğunca kısa zamanda yapmak istiyorlar. Bence mutluluk her zaman eğlenmekte, gülmekte yani olumlu davrınaşlarda değildir. Hüzünün de acının da verdiği tatlar vardır mutluluğu anlamlı kılan. Aslında onları yaşayınca mutluluğu daha yoğun yaşadığımızı anlayacağız, daha içten güldüğümüz anlayacağız, daha fazla eğlenebildiğimizi farkedeceğiz. Çünkü karanlık olmasaydı aydınlığın bir anlamı kalmazdı. Dolayısıyla insanlar duraksayıp, her anın tadını çıkarmadıkça istedikleri zevklere varamayacağını düşünmekteyim.

Serdar bey,

Telaş Çağı Podcasti için çok teşekkürler. güzel bir örnek olarak verdiğiniz nbc filmlerine, 300+ sayfalık kitaplara ya da uzun makalelere eskisi gibi tahammül edemeyen ve eline geçen her şeyi en hızlı şekilde tüketmeye odaklı (fakat bir yandan bunların özünü kaçırabilen) insanlara dönüşmüş bir jenerasyondan geliyorum. direkt olarak internet çağının içinde doğmuş olan z kuşağında durum çok daha felaket gözlemlediğim kadarıyla.

Söylediklerinize çoğunlukla katılsam da geldiğimiz bu çağda kendi adıma günün sonunda kafamı boşalttığım ödüllere ulaşabilmek için gün içerisiinde yapmak zorunda olduğum görevler var(megalo idea olmasa da kişisel gelişim için çok önemliler:). bunun için örneğin bu podcast de dahil olmak üzere podcastleri mecburen beyni ikiye bölüp az dikkat gerektiren başka bir işle meşgul olurken dinliyorum (youtubedan izlemek mesela mümkün değil 🙂 eğer anafikri kaçırmayacağımı bilsem beyni 5’e bölme imkanım olsa bölerdim). ya da çok kritik değilse bir maçı, bir diziyi/filmi pür dikkat izleyemiyorum (bir yandan bir şeyler okuyunca eşim kızıyor bazen:)

Dolayısıyla bir yanda sabır, diğer yanda zaman yönetimi konusu var ki burada hassas bir denge olması gerekirken zaman biraz daha ağır basıyor (hayatta her şey de bence dengeden ibaret). günlük 5-6 saatten fazla uyuyakalsam bir şeyleri kaçırdığım için büyük pişmanlık duyabiliyorum ya da bugünün işini yarına bıraktığımda huzursuzluktan duramıyorum. (tam bu cümleyi yazarken zaman ile ilgili de podcast olacağını duydum:). dolayısıyla taşların biraz yerine oturması için “zaman yönetimi” temalı podcasti de bekliyorum. teşekkürler,

Görüşlerinizi paylaşın: