Tag Archives | tib

Haftanın Özeti: 6

Aralık ayının ilk özetiyle karşınızdayım. 1-6 Aralık 2014 arasında denk geldiğim şeyler arasında ‘dur şunu dostlara aktarayım’ dediğim ayrıntılar şöyle sıralanıyor:

  • Olimpiyat, Dünya Kupası gibi şeyler az gelişmiş, itilip-kakılmış ülkelerin en büyük heveslerinden. O süre boyunca gündeme gelmek bile onlar için büyük önem taşıyor. Bu etkinin ömür boyu süreceğini sanıyorlar. Biz de fazlasıyla aşinayız bu hallere. Katar da Olimpiyatlar konusunda hevesli. Stadının temelini 1976’da atmış düşünün. Şimdi bu kapsamda stadyumunu tamamlıyor. 2022’deki Dünya Kupası hevesiyle. Her şey bir yana içerdikleri ve teknolojisi saygıyı hak ediyor (bir ara size Atina Olimpiyatları anılarımı yazayım da işin pek bilmediğiniz yüzünden haberdar olun).

  • Global Web Index araştırması e-kitap satın alan ülkelerde öyle bir sıralama ortaya çıkarmış ki hayret etmemek mümkün değil (görsele tıklayıp büyütebilirsiniz). PwC ise Türkiye’de e-kitabın 2017’de 8 milyar dolarlık pazar yaratacağını iddia ediyor. Umarım öyle olur. Okuma alışkanlığı edinen kitleler devasa bir ekosisteme can veriyor.

Dünya e-kitap pazarı

  • Global Web Index’in bir başka araştırmasına göre gençlerin %50’si Facebook’tan sıkılmış. Temel endişeleri sitenin güvenli ve yeterince mahrem olmadığı. Facebook’un enteresan bir dönemine şahitlik ediyoruz. Facebook’u var eden üyeleri olabilir ama ayakta tutan markalar. Kar baskısı yüzünden Facebook markaları her şey için para vermeye zorlarken ilgiyi diri tutmak için sürekli kendi içinde parçalanıyor ve yeni alımlarla yeni ilgi alanları yaratma deneyleri yapıyor. Ben ise 20 yıldır interneti gözlemleyen bir gazeteci olarak gaz kaçırmaya başlayan bir balonu gayet iyi seçebiliyorum.
  • Star Wars ilk çekildiği 70’li yıllarda ilginçti, şimdi bana anca komik geliyor (aynı şekilde Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ve zombi / vampir filmleri de. Mutlu etmeyen gerçekliğin kaçış yolları diyelim). Sevelim ya da sevmeyelim bir gerçek var ki Star Wars gösterime girdiği günden bu yana epey değişimi tetikledi. Yeni bölümü gösterime girmeye hazırlanırken neleri değiştirmiş bakalım.
  • Yeni Star Wars‘a karşı öyle bir beklenti oluşmuş durumda ki Allah kelamı çıksa bile kimseyi kesmeyecek. Bir fanatik olaya daha fragmandan başlamış.

Continue Reading →

Bu yazıya 14 yorum yapıldı.

Sansürün yeni kılıfı: buzlama!

Türkiye Cumhuriyeti’nin internet ile savaşı kıran kırana sürüyor.

Geçtiğimiz hafta Türkiye’ye gelerek üst düzey temaslarda bulunan Twitter yönetimi bugünden itibaren bazı hesaplara Türkiye’den erişimi engellemeye başladı. Olayın önünü ardını merak etmiyorsanız aşağıdaki özeti atlayıp devam edebilirsiniz.

Hızlandırılmış 17 Aralık ve sonrası sosyal medya özeti

Bugünlerde Türkiye’de demokrasi ‘dik durma’ gibi terimlerle tanımlanıyor. Tarafların uzlaşması ya da hakça temsil edilmesinden çok bir düello mantığı hakim. Bir tarafın mutlaka kazanması, diğerinin mutlaka kaybetmesi gerekiyor. Bir taraf mutlak iyi, diğeri mutlak kötü. Kazanan her şeye yönelik tam yetki sahibi.

Ve elbette böyle bir dönemde her fikrin, herkesin aynı anda bir arada yer alabildiği sosyal medya tahammül edilemez bir ortama dönüşüyor.

2014 yerel seçimleri öncesi patlayan 17 Aralık operasyonunun ardından sosyal medya karşıtı alerjik reaksiyon zirve yaptı. Bu süreçte Youtube ve Twitter TİB (hükümet) tarafından yeni internet yasasının verdiği yetkiye dahi aykırı olarak tamamen sansürlenmişti. Ardından duruma yönelik kişisel bir itirazı haklı bulan Anayasa Mahkemesi’nin engellemeyi kaldırma kararı bile duymazdan gelinmiş, muteber karşılanmamıştı. Yetmez gibi bu tip başvuruların bir daha yapılmasını engellemek için hükümet tarafından girişim başlatılmıştı.

Sosyal medyanın kökünü kazımaya and içen; hatta bunun uğruna paralel internet kurmayı bile göze alan yöneticiler geçtiğimiz hafta Twitter’ın üst düzey yöneticisi Colin Crowell‘ı ülkeye çağırıp fırçalamış, Türkiye’de bir ofis açmalarını istemiş ancak istediğini alamamıştı. Aynı dönemde ABD gazetesi The New York Times, Twitter’a bir çağrıda bulunarak boyun eğmemesini talep etmişti. Yine de ilginç bir ayrıntı olarak yeni bir ‘ara çözüm‘ gündeme geldi. Twitter sakıncalı hesapları Türkiye’den bağlanan kullanıcılara göstermemeye başladı (teknik tabiriyle sansür).

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay bu gelişmeyi Twitter’ın sonunda hizaya gelmesi şeklinde özetledi.

Türkiye’nin hükümet / adalet eliyle yaptığı engellemeleri VPN ile aşmak mümkün. Ancak bizzat suyun başını tutan vanayı kısınca seçeneklerimiz azalıyor. Ne mutlu ki Twitter’ın bu yeni sansür metodu sadece Türkiye’den bağlanan ve ülkesini Türkiye olarak belirleyen kullanıcıları bağlıyor (dünya duysun; yeter ki biz duymayalım zihniyetini biz çok ama çok iyi biliriz).

Örneğin Haramzadeler isimli hesap bu kapsamda engelli ve Türkiye’den bağlanmaya çalıştığınızda karşınıza şöyle bir ekran çıkıyor.

haramzadeler

Meraklısı için Twitter’ın bu uygulamayla ilgili kapsamlı bir açıklama sayfası bulunuyor. Sonuç olarak Twitter ayarlarında ülkenizi Türkiye dışında bir ülkeye ayarlayarak (ve elbette VPN kullanarak) sansürü aşmak mümkün (Dijital Göçmen dedikleri bu muydu yoksa?).

twitter-ulke-ayari

Diğer bir açıdan bakınca bu tip çözümlerin esas vuracağı alan Türkiyeli kullanıcıları hedefleyen Twitter reklamları. Onu da Twitter düşünsün artık.

Bu yazıya 10 yorum yapıldı.

İnternet kullanıcısının can simidi: VPN

Türkiye’de internete yönelik düzenleme çalışmaları malum. Youtube’a erişimin engellenmesiyle ayyuka çıkan mesele şimdi duruldu gibi geliyor çoğumuza ama yazıyı yazdığım şu an bile 29 bin 366 site erişime engelliydi. Elbette bu resmi rakam değil; bu konu hakkında zabıt tutmaya gönüllü grubun tespit edebildiği (yoksa rakamın 1 milyonu geçtiğini iddia edenler bile var). Devletimizin ilgili kurumu vatandaşın bu konuya yönelik bilgi edinme taleplerini kabul etmiyor. Çünkü bunlar devletlerin sansür ligindeki küresel sıralamasını da etkiliyor (kol kırılsın, yen içinde kalsın).

Devlet sansürü işin bir boyutu. Popülerliği yüzünden de revaçta. Ama tek boyut bu değil. Siteler de pekala sansür uygulayabiliyor. Örneğin Facebook’un hoşuna gitmeyen bir konuya dair linkleri Facebook’ta paylaşmanız mümkün değil. Tarihe geçen pek çok örnek var. İnsanları, fikirleri birleştiren dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook’taki varlığımız, sesimiz, soluğumuz iki dudak cenderesinde. Sosyal medya halkın sesini duyuruyordu, herkese söz hakkı vermişti falan…

Devlet engeli, sitenin kendi engeli derken bir de kanuni engeller var. Yani telif haklarına bağlı kısıtlar. İnternet öncesi medya mecralarının kontrol edilebilir yapısından kalma düzenlemeler yani. Hatırlarsanız DVD’lerde bölge kodu diye bir şey vardı. Türkiye olarak 2 numaralı bölgede yer aldığımız bu denklem aynı zamanda film stüdyolarının dünyaya bakışını yansıtıyor:

Siyasi, coğrafi harita olur da ticari harita olmaz mı? Buyrun.

Siyasi, coğrafi harita olur da ticari harita olmaz mı? Buyrun.

Bu haritanın anlatmak istediği şu: biz yaptığımız filmleri dağıtıp pazarlarken bir öncelik sırasına sahibiz. Bu yüzden her bölgedeki filmseverlerin bizim istediğimiz zaman ve sırada yapımlarımızı izlemesi gerekir (çünkü biz fiyatları da bölgelere göre değiştiririz!). Dolayısıyla bir filmin sinemalara girmesi ve sonradan DVD raflarında yerini alma sırasında önce (Kuzey Amerika olarak bilinen) ABD ve Kanada, sonra Avrupa, Ortadoğu ve Japonya, ardından Uzak Asya, falan filan…

(Benim istediğim gibi yaparsan) tamamen özgürsün

DVD oynatıcılar satın alınırken bölge koduna sahipti. Yani 1. bölgeye ait bir ülkeden aldığınız oynatıcıyla 3. bölgeye ait DVD’leri izleyemezdiniz. Bazılarında sadece 2 ya da 3 kere bölge kodu değiştirme hakkı vardı. Sonra sonuncu seçime kitleniyordu. DVD’nin popüler döneminde bu garip düzenlemeye kullanıcılar “yürü git lan” diyerek basit tuş kombinasyonlarıyla kilitleri aştı.

Continue Reading →

Bu yazıya 125 yorum yapıldı.

İnternet sansürüne başka bir açıdan bakış

Sansür konusundaki kişisel duruşum belli. Bazı arkadaşlarıma göre bu konuya fazlasıyla liberal bakıyorum. Olabililr.

Ama en hafifletilmiş haliyle yaşadığı ülkede kendini temsil edip yönetecek milletvekili ve Başbakan’ı seçme hakkı tanınan kişilerin hangi web sayfasını görüp göremeyeceğine devletin karar veremeyeceğini düşünüyorum. Bir insanın Başbakan seçmeye zekası yetiyorsa webde dolaşmaya da ehliyeti olmalı. Bazı şeylerin azı/çoğu olmuyor. Ya var oluyor ya yok.

Bu konudaki fikirlerimi biraz daha netleştirmek adına bu blogdan iki linki paylaşmak isterim. Dileyene Radikal gazetesindeki arşivimde çok daha fazla örneği var (bu yazının altındaki ilgili yazılar başlığında da diğer blog yazılarımı görebilirsiniz. Sanıyorum hakkında en çok yazıp çizdiğim konu bu):

Kimi zaman yanlış anlaşılma kurbanı olsam da takip edenlerin bu konudaki fikirlerim konusunda kafasının net olduğuna eminim.

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

2. Sansür Karşıtı Yürüyüş’ün ardından

Dünyada internet kısıtlamalarına karşı yürüyüş yapılmış bir ülke ben bilmiyorum. İki senedir bize nasip oluyor. Sevinilecek bir tarafı yok elbette ama birilerinin Pazar günü Mayıs sıcağının altında rahat koltuklarından kalkıp kendini sokaklara döküp haykırmasına yol açmasından dolayı manidar olduğu kesin.

Sansür konusundaki görüşlerim beni takip edenler için aşağı yukarı belli. Geçen sene Youtube sansürü vesilesiyle sokağa dökülenlerden biri de bendim. Bu içeriği açısından bir ilkti. İnternet gibi herkesin hayatında olan ama yokluğu olmadan ne kadar çok yer işgal ettiği bilinmeyen bir ‘nimetin’ adına yürüyecektik. İdeolojimiz yoktu, muhatabımızı bile tam bilmiyorduk ama bir şekilde sesimizi duyurmak istedik ve duyurduk. Geçen bir yıl içinde yine beklenmedik şeyler oldu ve yine bir Mayıs Pazar’ında binlerce kişi yeni bir eylem için organize olmaya başladı. Bu sefer durum daha ciddiydi. Güzel bir tesadüf olarak 15 Mayıs 2011’in ilk saatlerinde TRT Haber kanalındaki Sosyal Medya programında haftalardır bir temsilcisini ağırlamaya çalıştığımız TİB’den (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) 2. Başkanı Turgut Ayhan Beydoğan’ı konuk edip konuyu bir de onun ağzından dinleme fırsatım oldu.

Öğlen vakti (TİB’den Sayın Beydoğan’ın tanımıyla) ‘demokratik haklarımı kullanmak için’ bir türlü içime sindiremediğim bu duruma karşı sesimi duyurmak için ben de meydandaydım.

Aklımda kalan bazı notları paylaşmak isterim:

  • Facebook etkinliklerine bilgisayar başında ‘geleceğim’, ‘belki geleceğim’ gibi heveslenip işaret çakıp gelmeyenler klasiktir. Bu sefer de pek farklı olmadı. 600 bin kişinin geleceğini söylediği eylem, yüz binler olmasa da on binlere sahne oldu. (Biz Tünel Meydanı’ndayken kortejin diğer ucu hala Taksim Meydanı’ndaydı ve polis trafiği engellediği için yeni katılımcıları geri çeviriyordu)
  • Sansür yürüyüşü bu sene farklı şehirlerde de eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
  • Farklı grupların sahiplenmesiyle ilerleyen bir organizasyon olmasına rağmen fikir birliği sağlandı.
  • Hiçbir olumsuz, tatsız gelişme yaşanmadı.
  • Başka hiçbir eylemde rastlamadığım bir ayrıntı olarak; on binlerce başı eğik eylemci gördüm. Cep telefonlarından eylemi paylaşıyorlardı ;)
  • Canlarına tak eden bir şey için sokakta olmalarına rağmen herkeste bir karnaval havası vardı. Demek ki öfke, sinir ya da karşıtlık pozitif bir havayla da protesto edilebiliyormuş. Bu beni bayağı düşündürdü.
  • Siyasi görüşleriyle taban tabana zıt birçok kişi bugün bu amaç için bir araya geldi.
  • Katılımcı sayısı önceki seneye göre misliyle fazlaydı ama nedense bazı kaynaklar 200 (iki yüz) kişi gibi bir sayıya indirgedi kitleyi (aşağıda fotoğraflara bakınca göreceğiniz gibi muhtemelen o yürüyüşteki yankesici sayısı bile 2 yüzden fazlaydı)
  • Hayatında hiçbir yürüyüş ya da eyleme katılmamış çok sayıda insan bu sayede pratik yaptı. Ve bence bu politize olma adına internetin olumlu bir etkisidir.
  • Dünyada internet odaklı bu ölçekte başka hiçbir eylem olmadı. O gün, o insanlar, orada tarih yazdı.

Kafama takılan şeylere gelirsek

  • Protestolar arasında AKP ve Tayyip Erdoğan’a karşı doğrudan eleştiri hatta hakaretler vardı. Ben AKP sempatizanı değilim. Ama bir tanesi yanımdaki arkadaşım olmak üzere o eylemdeki birçok kişi AKP’liydi. Bu meseleyi partilere indirgemek işin kolaycılığı. Üstelik başımıza bu belaları saran 5651 sayılı yasayı Meclis’te onaylayan partiler bugün mecliste yer alan partilerdi. Hiçbiri karşı çıkmadı, hepsi onayladı.
  • Bu eylemden heyecan duyanları anlamakla birlikte, işi neredeyse birbirlerine düşmanca tavır takınmaya kadar götüren sözlüklerin eylemin ardından konuyu, yaklaşımlarını ve söylemlerini bir daha düşünmelerini isterim. (yine de bu ayrı / gayrılığın alana HİÇ yansımadığını da bilelim. Örneğin geçen seneki eylemde ciddi bir Ekşi Sözlük – İnci Sözlük gerilimi vardı)

Yürüyüş sırasında kayda geçirebildiğim bazı ses ve fotoğrafları paylaşmak isterim.

Eylemin heyecanını vermez ama fotoğraflara ruh vermesi açısından kaydettiğim sesleri de ekliyorum.

[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/dokunma.mp3]
[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/kurabiye-tayyip.mp3]
[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/protestolar-1.mp3]
[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/protestolar-2.mp3]
[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/protestolar-3.mp3]
[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/protestolar-4.mp3]
[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/protestolar-5.mp3]
[audio http://www.archive.org/download/15Mayis2011-SansurYuruyusu/sansure-hayir.mp3]

Daha detaylı bilgiler için şu adresleri kullanabilirsiniz:

Umarım 2012 yılı sokaklara dökülmeden kullanabileceğimiz özgür, sansürsüz, engelsiz ve takipsiz erişimimizin olduğu bir yıl olur.

Bu yazıya 22 yorum yapıldı.