2013’e damgasını vuran kelime

Kendimi bildim bileli ‘Türkçe elden gidiyor’ temalı tartışmalar dinledim. Okul yıllarındaki münazara derslerinin bile başucu konularındandı (adı münazara olan bir ders için ironik olsa da).

Özellikle teknolojinin etkisiyle İngilizce kelime ve terimlerin gündelik hayata aynen yerleşmesini sadece bize has bir problem olduğunu sananlar var. Şahsen her kelimenin her dilde farklı bir karşılığı olmalı mı emin değilim. Babil halkının lanetini daha kaç kuşak boyu çekeceğiz acaba?

babil-kulesi

İnternetin birbirine bağladığı makina, insan ve fikirlerin karşılaştığı tek engelin dil olması hüzünlendirmiyor desem yalan olur.

Değinmeye gerek var mı bilemiyorum ama ben hayatımı Türkçe sayesinde kazanıyorum. İşimin neredeyse tamamı (konuşma / yazma) kılcal damarlarına kadar anadilime bağlı. Fakat gayet farkındayım ki İngilizce bilmiyor olsaydım (yani İngilizce kaynak taramalarından, kitaplardan, dergilerden mahrum kalsaydım) mesleğimde bu kadar ilerleyemezdim. Üretilen içeriklerin yoğunlaştığı dil ile ilgili bir durum bu elbet. İtalyanca bilsem muhtemelen bu denli hayrını göremezdim.

Ne olursa olsun, treni kaçırmış bir milletin çocuğu olarak farklı dillerin sırtımdaki yükünü her an hissettim.

Meğer esas İngilizce elden gidiyor(muş)!

Yabancı kelimelerle dilin ‘kirlenmesi‘ (ne demekse) meselesine dair aklıma hiç gelmeyen bir ayrıntıyı bir ABD ziyaretimde sohbet ettiğim Amerikalı meslektaşımdan dinlemiştim. İngilizcenin elden gittiğinden dert yanıyordu! Onun derdi bizden çok farklıydı. İngilizce konuştuğunu sananların ortaya çıkardığı dili artık anadili İngilizce olanların bile anlamakta zorlandığını iddia ediyordu. Yetmiş iki milletin bir araya gelmesinden oluşan ABD için haklı bir yakınma olabilir elbette (Çingilizce bir şeye denk geldiniz mi bilmiyorum. Cidden göz, kulak acıtır).

İngilizceyi resmi dil olarak kullanan ile kerhen kullananlar arasındaki farkın doğal bir sonucu olarak kabul edebiliriz bu durumu.

Bilim, teknoloji, moda, sanat gibi pek çok dalda durmaksızın ürün veren (dolayısıyla trendleri belirleyen) ABD, hayatımıza giren pek çok yeni terimin de çıkış noktası. Bu sürecin çetelesini tutan birçok farklı kurum var. Birisi de 1889’da kurulan Amerikan Diyalekt Topluluğu. Geniş bir dilbilimci grubu her sene İngilizceye eklenen kelimeleri inceliyor, etkilerini araştırıyor (hatta bazılarına en başta karar veriyor).

İlgi çekici ürünlerinden biri de 1991’den bu yana yayınladıkları Yılın Kelimesi. Adından da anlayacağınız gibi bu çalışma o yıla damgasını vuran kelimeyi belirlemeye yarıyor. Yine tahmin edeceğiniz gibi son yıllarda internetin etkisi son derece belirgin (örneğin 2012’nin kelimesi Hashtag olmuştu).

Bu çalışmayı yapan tek kurum Amerikan Diyalekt Topluluğu da değil. Ses getiren benzer bir örnek de Oxford Dictionaries imzasını taşıyor. Seçim için hassas işleyen bir metod kullanıyorlar. Dün 2013 yılının kelimesini yayınladılar. Önce kendilerinden dinleyelim:

Dinlediğiniz gibi 2013’e damgasını vuran (İngilizce) kelime: Selfie olmuş. Terimin internet ve basılı kaynaklardaki kullanım eğrisi de bu seçimdeki isabeti gözler önüne seriyor.

selfie-graph

Selfie terimini Türkçeye tam nasıl çevirebiliriz bilemiyorum. Tek kelimeye indirgeyemesek de açıklayabilmek mümkün. Selfie, en genel tanımıyla webcam ya da cep telefonuyla kendi fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmak anlamına geliyor. Böyle anlatınca hiçbiriniz için yabancı gelmemiştir eminim. Sosyal medya ve cep telefonları öncesinde varlığından bile söz edemeyeceğimiz bir çılgınlık bu. Görüntülü konuşma için telefonların önüne yerleşen kameraların böyle bir akımı tetikleyeceğini kim tahmin ederdi ki?

Selfie akımının lideriyle tanışın

mrpimpgoodgameSelfie akımının en çarpıcı örneklerinden biri, 2ay önce keşfedip Instagram’da paylaştığım Benny Winfield JR ya da daha bilinen ismiyle MrPimpGoodGame.

Profil bilgisinde de kendini ‘selfie hareketinin lideri’ olarak tanımlıyor. Albümüne baktığınızda eminim iddiasına hak vereceksiniz. Ben Instagram’da paylaştığım sırada 47 bin olan takipçi sayısı bu yazıyı yazarken 118 bine yaklaşmıştı!

Winfield bu ilgiyi hak ediyor mu? Kesinlikle evet! Ama bunu her selfie tutkunu için söyleyebilir miyiz? Kesinlikle HAYIR! (Peki insanların kendi profillerinde ne yaptığına karışmaya hakkımız var mı? HAYIR x 2).

Bütün bunlar bir yana selfie terimine bir Türkçe karşılık bulsak iyi olur diyorum. Her geçen gün daha da fazla kullanacağımız bir kelime olacak zira.

Her şey bir yana, bu yazıyı bir selfie ile bitirmemek olur muydu? (Hikayesi için fotoğrafa tıklayabilirsiniz)

bricktop-mserdark

38 Comments

  1. Selfie selften geliyorsa öz demek. Hımm… Öz + Pay(laşmak) = Özpay diyelim o zaman? 🙂 Ya da, Çekpay ya da, özçek ya da, özyay(ın) gibi.. Bulunur zor değil bence..

    Cevapla

      1. O kadar İngilizcem yok ne yazık ki.. O sonda ki “ie” kısmının ne olduğunu iyi bilmek lazım yapabilmek için.

        Ama fiil yoksa, işin içinden çıkamadım. Benci İngilizceye egoist olarak geçiyor herhalde. Tam bilmiyorum.

        Bence tam kelime karşılığı bulamazsak, yaptığı işin tanımını yapan kısa kelime de iş görür. Mesela Hashtag’de Hash’in anlamını bilmiyorum ama çeviri hizmetleri esrar filan diyor. Onu esrar diye çevirmek olmaz herhalde.

        O yüzden kelime karşılığı olmazsa, sonuçta zaruri bir şey değil. Yapılanı tanımlamak yeter. Ne de olsa Türkiye’de popüler olmak yeterli kullanım için.

        Cevapla

  2. Şey bu arada. Kısaltılmış hali kalıplaşırsa, fiil temsil etmez ama fiili tanımlar tıpkı Selfie gibi. Yani Özpay, Özyay kalıplaşırsa, düz kelime hali fiil olmadığı için o zaman bir şeyler olur gibi..

    Cevapla

  3. ben de o gözlüklerden alıcam. üniversitede hemen herkeste var.
    hatta taksimde polis beşer kişilik timler kurmuş.bu gözlükten takmayanı dövüyolar.zorla aldırıyolar.

    Cevapla

  4. “Kendi kendine” bizim dilimizde kullanilan bir tabir. Kisa olmasi acisindan “kendi” veya “benci” gibi bir sekilde de cevrilebilir. “kendim” de olabilir.

    Cevapla

  5. Yazının ilk kısmında, Türkçe gibi İngilizcenin de elden gittiğinden bahsedilmiş. Bu durumdan Amerikalılar da elbette şikâyetçi; pek çok geyik maksatlı paylaşımın olduğu web sitelerinde Amerikan yazışma dili eleştiriliyor (“It’s ‘Before’, not B4, unless you’re playing bingo!”). Bizdeki gibi kısaltmalı konuşma Amerikalılarda da var.

    Bizdeki problem esas şu; zaten kendi ürettiğimiz kelimeler varken (“Oha falan oldum!”, “Kal geldi!”, “Adamın dibisin” vb.), bir de Amerikalının veya yabancı başka kimsenin (kimselerin) ürettiği bir kelimeyi olduğu gibi kendi dilimize çevirmeye çalışıyoruz. Yani kopyanın da kopyası gibi. Bu konuda en başarılı çevirme işini galiba “Google it!” kelimesini “Google’lasana!” olarak çevirmekle başarmışız. Onun dışında gavur ne üretiyorsa, biz onun sonuna bir de “yapmak/etmek” fiilini ekleyip kendimize mâl ediyoruz. Yani adamlar kendi dillerini bozup (belki de zenginleştirip?) yeni bir kelime ortaya atarken, biz onu daha da bozuyoruz (gibime geliyor benim).

    Ezcümle; “Selfie” güzel üretilmiş, keyifli bir kelime. Gerçi buna üretmek de denemez – adam self’in sonuna “ie” eklemiş o kadar. Ben “Lost” dizisini izlerken dizide adada mahsur kalanlar için de “Losties” yani “Lostçular” deniyordu. Belki “Kendici(ler)” olabilir, ama bence hiç çevirmekle uğraşmayalım. Bazı yeni üretilen kelimeler orijinal hâliyle daha güzel, illa Türkçeye uyarlamaya gerek yok. 🙂

    Cevapla

    1. Haklısınız. Ama, mesela teknik bir terim olarak çevrilmeyedebilir. Tıpkı TIP okuyanların içinde bulunduğu durum gibi. Ama mesela abdestbozan var ve Latincesi “Poterium spinosum.” Şimdi bunu Tıpçılar kendi aralarında konuşurlar ama halk anlamaz. Onun içinde Türkçeleştirilmesi lazımken, olabildiğince de, tek kelime yapmak lazım. Yani onlar tek kelime de işi hallediyor da biz niye halletmeyelim? İşte bu yüzden, Selfie ilgilenmeyenlerin anlayacağı bir şey değil. Halk için tek kelime Türkçeleştirme lazım. Ama “kendimcilik” deyince ben insanların aklına bu tip bir şeyin geleceğini sanmıyorum. O yüzden Selfienin anlamını veren yeni kelime oluşturmak yararlı olur…

      Cevapla

    1. Hayır. Bence çevrilmeli. Onu diyorum ya. Dediğim şey eğer kelimeyi direkt çeviremiyorsak (yapı olarak, çünkü her dilde diğer dile direkt çevrilemeyen şeyler olabiliyor.(http://goo.gl/Shs8UI)) anlamını karşılayan yeni Türkçe kelime üreterek çözülür. Zaten bu şekil işlemeli. Şu(http://goo.gl/VjMZSW) tip mesela. Projektörü herkes bilir aşağı yukarı. Ama sonuçta bir dilimiz var ve çevirmek lazım. Kelime trafik kelimesi gibi benzer bir şekilde Türkçe’ye geçirilmemiş de, yaptığı işi karşılayan şekilde geçirilmiş “Işıldak” olarak. Bunun gibi işte. Selfie kelime yapısı olarak uzmanlar çevirir, çeviremezse anlamını ihtiva eden karşılığı oluşturulur. Başka da yolu mu var acep?

      Cevapla

  6. en uygun karşılık ‘kendi’ dir. çünkü türkçede olupta diğer dillerde olmayan kendi kendine, kalıbının ingilizce karşılığıdır selfie… profesyonel ceviri yapıyorum, ve epeyce kafa patlattım bu kelımeye 🙂

    Cevapla

  7. Hazır beyin fırtınası oluşmuş, “Saksıya fesleğen gibi oturtmak” ne demek bunu da tartışalım.. 🙂

    Cevapla

  8. Selfie tutkunları> çekinme / çekinti tutkunları, selfie çılgınlığı> çekinme / çekinti çılgınlığı. selfie çekmek> çekinmek.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın