Zenginlerin başarı sırları

Her gün Vimeo ve Youtube’dan bir – iki belgesel izlemeye çalışıyorum. Hatta bunun için özel bir listem dahi var. Çoğu zaman denk geldiklerim yüzünden o listeye bakmaya fırsat bile kalmıyor gerçi.

Bugün denk geldiğim BBC belgeseli (bir dönem bizde de yayınlanan) girişimci – yatırımcı temalı ünlü şov programı Dragon’s Den‘in Birleşik Krallık sürümünden Peter Jones‘un imzasını taşıyordu. Jones, tam bir mavi kanlı İngiliz zengini. Yani bizim ‘Sakıp Ağa‘ formatından çok farklı. Belgesel ülkenin yeni nesil zenginlerinin başarı sırlarına odaklanıyor. Daha özetle köşeyi nasıl dönüp, kefeni nasıl yırttıklarına bakıyor.

Yapıma konu olan Richard Reed ve Michelle Mone orta halli ailelerden, sıkıntılı şartlardan ve neredeyse yok denecek kadar az sermayeden bugünlere gelmiş. Fakat birbirleriyle taban tabana zıt iki kişilik.

Richard Reed

Richard Reed

Reed, kısa sürede Birleşik Krallık’ın taze sıkılmış meyve suyu pazarının yüzde 75’ini ele geçiren, 165 milyon paund cirolu Innocent adlı bir içecek şirketinin kurucusu. Mone ise Ultimo adlı bir kadın iç çamaşır markasının yaratıcısı.

Masum hayaller, saf ürünler

Richard Reed, üniversiteyi hemşirelik yapan annesinin gece vardiyasında da çalışması sayesinde özel bir okulda tamamlar. Pek başarılı bir öğrenci olmasa da ailesi ondan desteğini ve inancını esirgemez. İş hayatına 16 yaşında saati 2 paunda köpek pisliği temizleyerek başlar. Burada maruz kaldığı bir aşağılama yüzünden kendi -tahammül edilebilir- işini kurmaya karar verir. Üniversitenin bodrumunda kullanılmayan bir küçük odada arkadaşlarıyla Innocent’ın fikri temellerini atarken en büyük hayali ailesinin bu fedakarlığının karşılığını verebilmektir.

Innocent, temelini sürdürülebilirlik üstüne kurmuş bir marka. Üretimden tüketime kadar doğaya ve döngü zincirine zarar vermeden hayatta kalmayı görev edinmiş. Kendi adına kurulu bir yardım vakfı var. 2008’de iflasın eşiğine geldiyse de kendini toparlamayı başarır. Şirketi Innocent bugün haftada 2 milyon şişe taze meyve suyu satan bir dev. Reed ise bir İngiliz milyoner (1998’den bugüne hikayesini sitesinden takip edebilirsiniz).

Sıkı sütyenden doğan marka

Ultimo’nun kurucusu Michelle Mone’un hikayesi küçük bir mahalleden başlıyor. Hayali kurulan mesleğin süpermarket kasiyerliği olduğu bir yerde girişimciliğe heves ettiğinde konuyu açtığı öğretmeni “girişimcilik ne demek?” diye cevap verir.

Michelle Mone.

Michelle Mone.

Seneler sonra erkek arkadaşıyla çıktığı bir akşam uzun süre dans ettikten sonra bara döndüğünde sütyeninin ne kadar sıkıp rahatsız ettiğini fark edince bir iç çamaşırı serisi yapmaya karar verir. Çevresindeki herkesin şevkini kırmasına rağmen (sadece 500 paund sermayeyle) işe atılır. En büyük korkusunu ‘çocukluk şartlarına geri dönmek’ olarak tanımlayan Mone bugün Victoria’s Secret‘in rakiplerinden biri.

Takıntı derecesenide düzenli olan Mone’nin cüzdanındaki para sırasından askılarının baktığı yöne kadar katı bir disiplini var. Şirketinde çalışanların ofis ve çekmecelerinin bile kusursuz derecede düzenli olması gerekiyor. Mone evde çocuklarına bile KPI odaklı hedefler koymuş!

Gelelim tavsiyelerine.

Michelle Mone’dan girişimcilere tavsiyeler:

  • Çalışanlarına iyi bakarsan onlar da sana iyi bakar.
  • Basının ilgisini çekecek PR odaklı faaliyetler bedava reklamdır. Bu fırsatları iyi kullanın.
  • ‘Hayır’ kelimesini kabul etmeyin. Sürekli ‘neden?’ diye sorun.
  • İş felsefem: Yapabileceğinin en iyisini yap. En iyisini yapmadıysan boşa çalışmışsın demektir.

Richard Reed’den girişimcilere tavsiyeler:

  • Çalışanlar mutluysa verim -ve kazanç- yükselir. Onların mutlu ve rahat olacağı ortamlar yaratın.
  • Çalışanlarınızın giyimlerine, mekanlarına karışmayın. (örneğin Innocent Genel Merkezi’nin döşemeleri çim saha halısından ve Ultimo’nun aksine ofis alanı darmadağınık)
  • Kimsenin kendine ait bir ‘kapalı’ alana ihtiyacı yok. Herkesin bir masası olsun ama istediği yerde de çalışabilsin.
  • Toplantı yapmaktansa yüzyüze, kısa sohbetleri tercih edin.
  • Dağınıklığın yarattığı kaos yaratıcılığı körükler.
  • Çalışanlara karşı dürüstlük önemli. İyiye iyi, kötüye kötü diyebilmelisin.
  • Tek hedefi para olarak belirlemek anlamlı değil.
  • Toplumdan aldığının en azından bir kısmını topluma geri vermen gerekiyor. Biz kar odaklı, kapitalist zihniyetli girişimcileriz. Ancak kazandıklarımızı paylaşmayı asla ihmal etmiyoruz.
  • İş dünyasında değişime ve evrime inanman gerek.
  • Dünyanın en başarılı işleri kendisine bir misyon belirleyenlerdir.
  • İş felsefem: sevdiğin insanların seveceği, gurur duyacağı, sahici şeyler yap. Dünyayı daha iyi hale getirecek şeyler.

Belgeselin tamamını izlemek isterseniz, buyrun.

, , , , , , , ,

10 Responses to Zenginlerin başarı sırları

  1. Tanjan OZBILGI 20/04/2014 at 19:40 #

    Serdar Bey,
    Hayata böylesine küçük farkındalık pencereleri açtığınız için teşekkür ederim.

  2. orhan 20/04/2014 at 23:37 #

    Bana cesaret veren bir yazı oldu bu, okuduğumda kendi fikirlerim için neden olmasın diye sordum tekrar kendime, çok sevindim . İngilizce bilmediğim için de kahroldum ama (belgeseli anlayamayacağım için) paylaşımınız için teşekkür ederim.

  3. mehobo 21/04/2014 at 01:08 #

    Merhaba Serdar Bey,
    yazinizi okuduktan sonra belgeselin tamamini izledim. Izledikten sonra ki gozlemlerimi paylasmak isterim. Her iki girisimci de yasami algilayis bicimleri dogrultusunda bir hedef belirlemisler, bu hedefe odaklanmis ve basarmislar. Insanoglu icin kendi belirledigi zor bir hedefi hayata gecirmek inanilmaz bir doyumdur. Bu yuzden onlarin mutlu insanlar olduklarini varsayiyorum. Tek itirazimin oldugu nokta ise su, bu tur belgeseller buyuk cogunlukla zengin ve guclu olmayi hedef olarak secip,bunu basarmis insanlar hakkinda cekiliyor. Bu bircok kimsenin zihninde basari esittir zengin olmak biciminde kodlaniyor. Diger gozlemlerim ise girisimciler hakkinda; Michelle, gecmiste yasadigi resentments ile motive olan bir kimse izlenimini birakiyor. Yapamaz dediniz iste bak neler yaptim! mesaji veren bir hali var. Richard ise kendsiyyle ve cevresiyle daha barisik, daha yenilikci, degisime uyum saglayan ve para kazanmanin otesinde de bir manaya ihtiyac duyan bir girisimci izlenimini veriyor.

    Son olarakta sunlari eklemek istiyorum. Inaniyorum ki , sayilari cok azda olsa, zengin ve guclu olma hayali kurmayan kimseler var. Zengin ve guclu olma fikrinin heyecan vermedigi bu kimseler inanin ki var! Ben bu kimseleri Diyojen ruhlu insanlar olarak nitelendiriyorum, ve asil doyumsuz olan kimselerin onlar oldugunu dusunuyorum. 2 sene once, dunyanin evrende ne kadar kucuk oldugunu algilamamiza yardim eden bir slayt izlemistim. Hemen sonrasinda dunyanin kucuklugunu tahayyul etmeye calisip, edemedigim icin basima bir agri girmisti. Sonra da, uzerinde yasadigimiz dunya denilen bu gezegenin uzerinde simdiye kadar olan biten her ne varsa, iste o ciplak gozle gorulmeyecek kadar kucuk yerde oldugunu dusundum… Bu dusunceler akilda bir yerlerde yuva edince zengin ve guclu “yani basarili olmak” gibi hedefler, ayni akilda kendine bir mana bulamiyor.

    Iyi geceler dilerim

    • sercan 29/12/2014 at 01:42 #

      cok net ifade etmişsiniz teşekkürler. bu ve bunun gibi bir çok belgeselide izledim hala izlerim :D seviyorum galba biraz.. türk kültürüne cok uzak basarı aslında, biz güncel basarı trendlerine galiba cok uyum saglayamıyoruz.

  4. Erdal 21/04/2014 at 01:19 #

    Michelle Mone çok antipatik görünüyor. Kibirli. Yaşama bakışı da önerileri de bencilce. Fazla materyalist. Belki moda dünyasında olduğundan da olabilir.

    Richard Reed hayattan zevk alan bir ifadesi var. İkiside çalışanlar üzerine konuşuyor. İkisininde ifadelerine bakarsanız Richard Reed’in insana vurgusu ön plana çıkıyor. Elbette patronlar her zaman daha az maliyetle daha çok para kazanmak ister ama bu iki patronun insana bakışlarında bariz farklılıklar var.

    Bir de bizim patronları düşününce :)

  5. Burcu Ozveli 21/04/2014 at 23:08 #

    Yillarca innocent smoothielerini severek ve hatta bayilarak ictim. NE guzel dusunmusler yahuu! diyede icimden gecirdim 10larca kez. Arkasinda bu kadar samimi bir hikaye oldugnu bilsem onceden dahada bir severek icerdim :) awareness konusunda kendimi sifir verdim ve cok kizdim. insan bir merak edip arkasini aramazmi diye! Neyse onlarin eline emegne saglik sizinde yaziniza …

  6. gereksiz 22/04/2014 at 12:57 #

    Başarının sırrı diye birşey yoktur. Tamamen şans işidir. Önemli olan doğru zamanda doğru yerde bulunmaktır. Dünyadaki tüm kişisel gelişim kitaplarını okusanızda faydası yok. Yok o öyle yapmış yok bu böyle yapmış…

    • Mevlüt Yıldız (@mvltyldz) 26/04/2014 at 11:55 #

      Belirli bir yerde durup, hiçbir şey yapmadan beklersek olur ya bir gün biz de zengin olabiliriz o zaman. Fikri önemlidir, icraat önemlidir, pazarlama önemlidir. Şans da önemlidir tabii ancak şans faktörüne sığınmak başarısız insanların başarısızlıklarına kılıf uydurmaları yüzünden bu kadar ön plana çekilir.

  7. fatih 25/04/2014 at 23:33 #

    Serdar bey ufak bir hatırlatma: Her gün bir kaç belgesel izlediğinizi, onlarca dergi takip ettiğinizi, deli gibi okuduğunuzu, trendi avucunuzun içinde tuttuğunuzu ve tüm bunları tutku ile yaptığınızı her yazıda subliminal bir şekilde bilincimize itelediniz. Bence artık bu tür hatırlatmalara yazı içinde vermeyin.

  8. hdfilmizle 24/05/2014 at 18:00 #

    Hocam ben bayılırım böle başarı hikayelerine, insan bence hayata damgasını vurmak isterse vurabilir, yeterki belli bi yol seç çalış gerisi başarıdır, yazınız için çok teşekkürler varsa hikayeleriniz paylaşırsanız okursak iyi olur başarı bazen desteklede olur verdiğiniz destek için teşekkürler admin

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim