Vecihi Hürkuş’u bilir misiniz?

Bu yazıda Türkiye’nin akıllara durgunluk veren ama yaşananlara bakınca epey tanıdık gelecek hicranla dolu havacılık tarihini özetleyen yüzlerce sayfalık kitap ve kaynaklardan süzdüğüm bir özeti okuyacaksınız. Lütfen üşenmeden okuyun.

Bir nimet gibi görülen petrolün ekono-politik eksende nasıl bir belaya dönüştüğünü son derece etkileyici bir şekilde anlatan 2005 yapımı Syriana filminin unutamadığım sahnelerden birinde ekonomist kimliği altında CIA adına çalışan Bryan Woodman (Matt Damon) ile petrol zengini ülkenin Prensi Nasır arasında şöyle bir konuşma geçer:

Prens Nasır: Oxford’da eğitim aldım. Georgetown’da doktora yaptım. Bir parlemento kurmak istiyorum. Kadınlara seçme hakkı tanımak istiyorum. Bağımsız bir yargı istiyorum. Spekülatörleri aradan çıkartacak yeni bir petrol takas borsası kurmak istiyorum. Neden en büyük petrol şirketleri New York ve Londra’da ki? Bütün enerjimi rekabetçi bir teklif yapısı kurmaya hacarayacağım. Petrolü senin önerdiğin gibi İran ve Avrupa’dan boru hatlarıyla aktaracağım. Tankerlerle Çin’e yollayacağım. Halkımın daha fazla kazanması için karı ve verimi arttıracak her şeyi yapacağım. Bu karla ülkemi yeniden kuracağım.

Bryan: Bu harika. Yapman gereken tam da bunlar.

Prens Nasır: Kesinlikle. Elbette senin başkanın babamı arayıp “Teksas, Kansas ve Washington’da işsizlik var” demediği sürece…

(Syriana filmini daha iyi anlayabilmek için Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları adlı 3 ciltlik kitap serisini mutlaka okumalısınız (1, 2, 3). Hayattaki pek çok şeye bakışınızın değişeceğine bahse girerim)

Yeni ülkenin cesur umutları

Geleceğin en etkili silahı da aracı da hiç kuşkunuz olmasın uçaklardır.
Bir gün insanoğlu uçaksız göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de Ay’dan bizlere mesajlar yollayacaklardır.
Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji bize daha şimdiden bunu müjdeliyor.
Bize düşen görev bu konuda Batı’dan geri kalmamayı sağlamaktır.

(Mustafa Kemal Atatürk’in 1936 yılı Eskişehir Havacılık Okulu açılış konuşmasından)

2012’de düzenlenen Başarısızlık Zirvesi‘nde konuşma yapmam istendiğinde çatıyı güncel başarı ve başarısızlık kavramlarımızın gerçek karşılıklarından ne kadar uzakta olduğunu anlatmak üzerine kurmaya karar vermiştim. Örneklerimden birisi motosikletimin isminin ilham kaynağı (ve bu ülke tarihinin en büyük ‘gerçek başarı’ öyküsü) olan Vecihi Hürkuş‘tu.

Sunumun sonunda etrafımı saranların hemen hepsi bana Hürkuş’u soruyor, böyle bir karakteri nasıl hiç duymamış olabildiklerini anlamaya çalışıyorlardı.

Vecihi Hürkuş

Vecihi Hürkuş

Size çocukluk kahramanım Vecihi Hürkuş’u kısaca anlatmaya çalışacağım. Ama önce bir özet izleyelim:

  • 1914’te İstanbul-Kahire seferi sırasında şehit olan Fethi, Nuri ve Sadık Beylerden etkilenerek havacı olmaya karar verir.
  • 1915’te Yeşilyurt Tayyare Makinist Mektebi’nden mezun olur. Makinist olarak Bağdat cephesinde görevlendirilir.
  • 2 Şubat 1916’daki deneme uçuşunda yaralanarak İstanbul’a döner.
  • 1917’de Kafkas cephesinde görev alır ve burada düşman uçağı düşüren ilk Türk pilotu olur.
  • Aynı yıl hava savaşında yaralanıp düşer. Uçağını Ruslara bırakmamak için yakar. Esir alınıp Hazar Denizi’ndeki bir adaya yollanır. Yüzerek kaçar ve Musul üstünden İstanbul’a döner.
  • İstanbul’un işgal edildiği 1920 yılında 3 uçağı Anadolu’ya kaçırmak için girişimde bulunur fakat uçaklar bakımsız olduğundan havalandıramaz. Harem’den kalkan bir gemiyle Mudayna’ya kaçıp Kurtuluş Savaşı’na katılır.
  • 15 Ağustos 1920 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nın ilk uçuşunu gerçekleştirir ve Yunan ordusuna havadan bomba atarak ilk hava saldırısını gerçekleştirir.
  • 14 Eylül 1922’de savaşın son uçuşunu yine o yapar.
  • TBMM 3 defa takdirname alır Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası sahibi olur.
  • Savaş sonrası İzmir’de açılan havacılık okulunda öğrenciler yetiştirir.
  • Haziran 1923’te arızalandığı için İtalyanlar tarafından Edirne’de terk edilen 9 kişilik bir yolcu uçağını tamir ederek İzmir’e uçurur. Uçağa Vecihi ismi verilmesinden çok etkilenir ve kendi uçağını üretme hevesine kapılır. Komutanı onay verir ve çalışmalara başlar.
  • 1923 yılında 14 ay gibi inanılmaz derecede kısa bir sürede Vecihi K-VI adını verdiği uçağını tasarlar ve Halkapınar Tayyare Atölyesi’nde motoru hariç her parçası yerli olacak şekilde üretir.

‘Ödülsüz’ bırakılmayan başarılar

Devrim Arabaları filmindeki repliği bilirsiniz. “Bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz” der. Bu cümle Hürkuş’un hayatınının da özetidir adeta.

O tarihe kadar güzel giden hikayesi lanetli bir büyü yapılmışçasına tersine döner. O dönemde Türkiye’de uçaklara teknik onay verecek bir  kurum yoktur. Heyet Başkanı “Bizim yetkimiz yok. Sen bunu izinsiz uçur ki bahanemiz kalmasın” der.

‘Tayyareci’ Vecihi Bey bunun üzerine 28 Ocak 1925’te İzmir’den uçağını havalandırır, uçuşunu gerçekleştirir ve yere konar. O dönemki avcı uçaklarının hızı saatte 200-220 km’dir. K-VI saatte 207 km yapmaktadır.

vecihi-hurkus1

Vecihi Bey bu başarısının ödülünü kendisine uçma telkini yapan Albay Muzaffer Ergüder tarafından ‘izinsiz uçuş yaptığı için cezalandırılarak‘ öder. Uçağına devlet tarafından el konur (ve hiçbir zaman iade edilmez). Bunun üzerine Hava Kuvvetleri’nden istifa eder. Ankara’ya giderek Türk Tayyare Cemiyeti’nin (bugünkü Türk Hava Kurumu) kurucu ekibine katılır.

1925 yılında Almanya ile ortak Ankara’da kurulan TOMTAŞ (Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi) fabrikasında üretilen uçakların test uçuşlarını yapar. Bu tesis o dönem dünyanın en büyük uçak fabrikalarından biridir. Ancak TOMTAŞ kendi mühendislerine Almanlar’dan çok az maaş verdiği için sıkıntıya girer. Yönetim Kurulu’ndaki Türklerin hiçbiri havacılıktan anlamamaktadır (sürpriz?). Bu yüzden hep Almanların çıkarına kararlar alınır. Vecihi Bey’in hiçbir uyarısı dikkate alınmaz. Ve fabrika 1928 yılında kapatılır. Bu fabrikanın varlıklarıyla 1930 yılında Kayseri Uçak Fabrikası kurulur.

1926’dan 1941’e kadar TOMTAŞ ve Kayseri Uçak Fabrika’nda Türk mühendisler 7 ayrı tip uçak üretir.

Vecihi Bey 1928 yılında yeni bir uçak yapmak için niyetlenir ancak THK izin vermediği gibi yapmaması için onu uyarır. Ama o inat ederek 2 makinist ve 2 marangoz ile sadece 4 ayda ilk Türk spor-eğitim uçağı olan Vecihi-XIV modelini (İstanbul’da kiraladığı bir kereste atölyesinde) üretir ve 16 Eylül 1930’da İstanbul Kadıköy’de Kızıltoprak’tan havalandırır.

1914_vecihi11933’te ilk özel Türk uçuş okulunu kurar ve ilk sivil pilotları ‘ücretsiz‘ yetiştirir.

Sepetteki en inatçı yengeç

Dünyanın pek çok ülkesinde üretilen uçakları uçurur. Fransız gazetelerinde ‘Türk Ası’ olarak anılır. Pilotluk yeteneklerinden etkilenen yabancılar ona Atlantik Okyanusu’nu geçecek ilk uçuşu yapmak için teklif götürür. Ancak Fransız Aero Kulübü ‘bir Türk buna layık olamaz’ diyerek karşı çıkar. Neyse ki Türkler de aynı fikirdedir. Ekip Şefi Cevat Abbas Bey izin vermediği için Atlantik uçuşunu gerçekleştiremez. Bu uluslararası onur bir Amerikalı’nın olur.

Vecihi Bey uçağı Vecihi-XIV ile ikinci uçuşunu Yeşilköy ile Ankara Hipodrom Meydanı arasında yapar (500 kilometre!). Ankara’da uçağından inip lisans başvurusunu yapmak için İktisat Vekaleti’ne gider. Şans yine ondan yanadır. Uçağına hemen el konur ve bir daha uçmasına izin verilmez! İşi inada bindirir. Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’tan aldığı özel izinle uçağını geri alır, söküp trene yükleyerek lisans almak için Çekoslavakya’ya götürür.

Prag’daki teknik heyet Vecihi Bey’in uçağına ‘dünyanın en iyi spor uçaklarından biridir‘ notuyla lisans verir.

Vecihi Prag’dan dönüşünü lisans aldığı uçağıyla yapar! (2 bin kilometre)

Vecihi-XIV, 8G gücüne dayanıklı, teknik açıdan mükemmel bir uçaktır. Levyesi bugünün modern uçaklarındaki fly-by-wire denen teknikle çalışmaktadır. Her parçası kolayca sökülüp takılabilmekte ve tamamen yerli malzemeden oluşmaktadır.

Yeni Hürkuşlar peşinde

Döndüğünde ‘lisanslı’ uçağıyla Türkiye’yi şehir şehir gezerek halka Türk havacılığının ulaştığı noktayı anlatır. Onları havacı olmaya çağırır. İlgi inanılmazdır. Türk Hava Kurumu’na yapılan bağışlar rekor kırar. Devletten karşılığını da hemen görür: makinistinin işine son verilir, Hürkuş’un uçuş tazminatı kesilir ve uçağı uçuştan men edilir!

Vecihi bunun üstüne Hürkuş Türk Hava Kurumu’ndan da istifa eder ve Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’ni kurar. Hiçbir ücret almadan pilot yetiştirir. Para kazanabilmek için Tekel ve İş Bankası’nın reklamlarını yapar. Bu sırada bir diğer havacılık tarihi efsanesi Nuri Demirağ ona bir uçak parası kadar bağış yapar. Hürkuş da bu parayla ‘Nuri Bey’ kod adlı Vecihi-XVI yolcu uçağını yapar.

1935 yılında Mustafa Kemal, ismini hep duyduğu Vecihi Hürkuş’un kurulacak Türk Kuşu adlı kurumda görev almasını ister. Kabul eder.

1937’de Almanya’ya uçuş mühendisliği okumaya gider. Üstün başarıyla okulu 1,5 yılda bitirirek diplomasını alır. Devlet yetkilileri bunu da karşılıksız bırakmaz: “1,5 yılda mühendis olunmaz!” diyerek diplomasını reddederler! Danıştay’da açtığı davayla diplomasını kabul ettirir Hürküş.

THK ödül olarak onu Van’a sürgüne yollar.

Hürkuş bir kere daha istifa eder…

Geriye ne kaldı?

Türkiye’nin en büyük memleket ve gökyüzü sevdalısı Vecihi Hürkuş’a bu ülkenin layık gördüğü hayat yazarken bile sinirden gözlerimi dolduran bu çeşit örneklerle dolu. Vecihi Hürkuş okul kitaplarında bile adı geçmeyen gerçek bir kahraman, gerçek bir vatansever olarak (her emsalinde olduğu gibi) yokluk ve yoksulluk içinde hayata gözlerini yumar.

Bu esnada Mustafa Kemal’in ölümünden sonraki devlet ve hükümet yetkilileri Amerikan yardımlarının şartları gereği uçak fabrikalarını teker teker kapatır. Siparişleri iptal ederek bütün özel girişimleri iflas ettirir. Lisanslarını ellerinden alır. Üretim yapmalarını ve yabancı ülkelere uçak satmalarını çıkardığı özel kanunla yasaklar. Fabrika ve tesislere el koyar. Uçuş okullarını kapatır. Yerli havacılığı savunan tüm yöneticileri görevden uzaklaştırır. Dönemin gazeteleri (aynen yerli otomobil Devrim‘de olduğu gibi) yerli uçak üreticilerini yerden yere vurur; Fransız ve Amerikan şirketlerini yüceltir.

Ve daha bir sürü hazin şey…

Hürkuş, Amerikalılar Apollo 11 mekiğini Ay’a doğru fırlatıldığı gün; yani 16 Temmuz 1969’da büyük bir yokluk içinde hayata veda eder. Cenazesine birkaç yakın arkadaşı dışında kimse gelmez.

Vecihi Bey; sana umudun, inadın ve başarıların için teşekkür ve saygılarımı sunuyorum. Allah rahmet eylesin. Nur içinde yat. Sana kara yazıldı sanma, memleketin düzeni böyle.

Bir nebze gönlünü alır mı bilmem ama bir vakit göğünde uçtuğun Kadıköy’de (önünden geçenlerin çok azının tanıdığı)  bir heykelin var artık.

vecihi-heykel

Dahası ilham ve cesaretini senden alan evlatların ismini yeniden göklerde gezdiriyor.

https://www.youtube.com/watch?v=VG6A1u92C24

(Videonun sonundaki hanımefendi de Vecihi Hürkuş’un kızı Gönül Hürkuş’tur)

Vecihi Hürkuş ve Türk havacılık tarihi ilginizi çektiyse (ve yüreğiniz kaldırırsa) üç kitap tavsiye edeyim:

Bir başka yazıda da Ali Yıldız’ı anlatayım size en iyisi. Sahi, bilir misiniz Ali Yıldız’ı?

Bilmeniz gerek.

, , , , , , , , , , , , , , , ,

49 Responses to Vecihi Hürkuş’u bilir misiniz?

  1. Varol AKSOY 02/07/2014 at 09:37 #

    Amirim, Nuri Demirağ da en az Vecihi Hürkuş kadar dikkat çekici bir isim, kaleme alsanız harika olur.

    Çok kıymetli bilgiler bunlar, emeğiniz için teşekkürler.

  2. Serkan Cura 02/07/2014 at 09:52 #

    Amir’im aslında daha öncesi de mevcut http://nuridemirag.com/'da belgeleriyle erişebilirsiniz. Bu konuda en vahimi de bu ismi 4 yıl önce Sivas Nuri Demirağ Havalimanı açılana kadar kimse bilmiyordu.

  3. alpercoskun 02/07/2014 at 09:55 #

    Bunu okuyup da isyan etmemek elde değil!

  4. sevenx 02/07/2014 at 10:48 #

    Okurken gözlerim doldu..

  5. Leon 02/07/2014 at 10:50 #

    Türkiye mason cemaatlerinin eline 1920 li yıllarda geçmiş ve buna engel olunmadığı için neler olmuş. o dönemde koltuklarını kaybetmekten korkan bir avuç vatan haini günümüzde de benzer kararlar ala vatan hainleri ile aynı yerden besleniyorlar. Devlet kademesinde çalışmanın şartı (imanın şartı gibi) bu ülke yararına hiç bir şeye izin vermeyeceksin ve Yossah Hemşerim diyeceksin… Yazıklar olsun vatanı üç krş luk tuvalet kağıdı ile aynı malzemeden yapılan usd ye satanlara.

    • Zafer 02/07/2014 at 16:52 #

      Turkce kendine isim al ondan sonra ahkam mi keseceksin, hakaret mi savuracaksin ne yapacaksan yaparsin, tutarli olmak lazim di mi?

  6. wime77 02/07/2014 at 10:51 #

    Çocuklara örnek alınacak insan olarak gösterdiğim biri olarak listemde yer alıyor.

    Listemde bilinen ya da bilinmeyen bilim, sanat, müzik, mimarlık teknolojileri konularında devrim yaratan insanların hayatlarını anlatan bir sunumum var. Günün konusuna göre seçtiğim şahsiyeti anlatıyorum.

    Hürkuş’u yaş ve konu sınırlaması olmadan anlattığım birkaç insandan birisi yalnız en çok azim ve yasaklardan yılmama konusuna deyinirken anlatırım.

    Listemin başında Atatürk vardır. Hürkuş’ u her anlamda destekleyen tek şahsiyettir.

  7. Murat Tekmen 02/07/2014 at 11:05 #

    Makalenizi okurken perişan oldum, gözlerimden yaşlar geldi. Gerçekten hiçbir başarı cezasız kalmıyor ülkemizde. Kendime atına büyük utanç duydum böyle bir insanı hem tanımadığım için hem de kendisine yapılan büyük haksızlıklardan ötürü. Bazen bu toprakların bir parçası olduğun için dahi utanıyorum.

    Söylenecek daha çok şey var fakat burayı siyasete alet etmek istemiyorum, sadece düşünmeden edemiyorum; Vecihi Bey bir yabancı olsaydı acaba şimdi kaç tane belgesel niteliğinde filmi olurdu, kaç ülkenin çocuklarının kahramanı olurdu diye.. Bizde ise durum ortada, sayenizde öğrendiğim çok acıklı bir yaşanmışlık öyküsü bu, mekanı cennet olsun ve nurlar içinde yatsın.

  8. sahin 02/07/2014 at 11:13 #

    Tesekkurler Serdar Bey

  9. Ergin Önayak 02/07/2014 at 11:15 #

    Sayin Amirim
    “teknoloji” konusundaki yazilariniz Fransiz gurme yazilarini düzeyinde….

  10. Emre 02/07/2014 at 11:43 #

    Nuri Demirağ’a yapılanlarda bu yapılanların altında kalmaz.
    Kesinlikle o konuyada değinmelisiniz.

  11. Türker TUNALI 02/07/2014 at 11:50 #

    Teşekkürler amirim.

  12. Kaan Polat Cüreklibatır 02/07/2014 at 12:23 #

    Büyük sanatçı Şener Şen ustanın oynadığı bizi kahkahalara boğan ‘Vecihi’ karakterinin gerçek hayatta trajik sonla biten hikayesi…

    Atatürk’ün uçak projesi kendisi hayattayken yokluk ve yoksunluk içinde ‘kendi uçağımızı kendimiz yapalım’ sloganıyla Vecihi Hürkuş gibi kahramanlarımız sayesinde birçok Avrupa ülkesine uçak ihraç eder durumda gelmişken Yüce Atamızın ölümünden sonra projeyi hiçe sayıp (birçok sektörde yapıldığı gibi) uçak yerine traktör üretelim biz diyen Amerikan kredileriyle para denizinde adeta boğulan devlet adamlarıııı siz kaç traktör satabildiniz???

    Yazıyı okurken karışık duygular içine girdim. Bir tarafta içim acıdı bir taraftan gurur duydum,

    Ülkemizin mert, yiğit ve GERÇEK kahramanlarını ve BÜYÜK insanlarımızı bize yazılarınızla unutturmayan siz Serdar Bey’e teşekkür ederim.

    • ergin 27/04/2015 at 19:05 #

      Tek emriyle istiklal mahkemelerini kurdurarak şapka giymeyenleri astıranlar; yine bir tek emriyle fabrikalar kurdurup uçak yapımında dünya lideri olabilirdik.Aya ilk ayak basan Biz TÜRK ler olurduk.ATATÜRK Eger isteseydi hangi güç onu engelleyebilirdi

  13. Kadir KORKMAZ 02/07/2014 at 13:56 #

    “Levyesi bugünün modern uçaklarındaki fly-by-wire denen teknikle çalışmaktadır.” ifadesi oldukça hatalı bir ifade. fly-by-wire sistemindeki wire’dan kasıt kablodur, yani elektriksel kablo. Vecihi beyin uçağındaki uçuş kontrol sistemi ise halat, makara ve itme çekme çubuklarından oluşan mekanik bir uçuş kontrol sistemidir. Konvansiyonel tasarım yapmış olması Vecihi beyin tasarımının basit olduğu anlamına gelmiyor, muhtemelen zamanının çok ilerisinde bir tasarım çözümü uygulamıştır. Büyük üstad Vecihi Hürkuşa saygılarımla,

  14. Levend 02/07/2014 at 14:19 #

    Devletin adama ne kastı varmış da hiç bir şeye izin vermemiş, onu belirtmemişsiniz. Biraz tek taraflı bir anlatım gibi geldi. Herhalde devlet mensubu pek çok kişiden red aldığına göre, devlet erkanının hoşuna gitmeyen bir taraf vardı durumlarda, sırf yenilik düşmanlığı ile açıklanmaz sanırım. Keşke hangi gerekçelerle önüne set çekildiğini de belirtseymişsiniz. Yine de ilginç bir şahsiyet hakkında bilgi verdiğiniz için teşekkür ederim. Benzer hikayeler Ankara Rüzgar Tüneli için de anlatılır.

    • M. Serdar Kuzuloğlu 02/07/2014 at 15:43 #

      Levend Bey, Ankara Rüzgar Tüneli dahil her konudaki cevaplar yazının sonunda paylaştığım kitaplarda mevcut. Bu fırsatla bir kere daha tavsiye etmiş olayım.

  15. Ahmet yilmaz 02/07/2014 at 14:29 #

    Elit bir zümremiz olsaydı toplumun önünde giden iyi eğitimli, zengin ve karar alabilecek pozisyonda olan kırılma eşiklerini çok farklı alabilirdik gibi geliyor :(( Vasat, hasbelkader bir yerlere getirilmiş vizyonsuz insanlar ‘halkadamı’ sıfatıyla ülkenin kaderini çizdiler belirli ölçüde.

    Genelde hep ‘dış güçler bize yaptırmadı’ gibi argümanlarla savunulur fakat aslında osmanlıya matbaayı getirmeyen zihniyet vecihi hürkuş’u ve onunla birlikte bugünlere gelecek 100 yıllık know-how’ı tarihe gömdü!

    yazıklar olsun (gözlerim dolarak okudum)

  16. akif 02/07/2014 at 14:54 #

    Bu ülkenin resmi ideolojik tarihini değil de GERÇEK tarihini gösteren çok değerli bir çalışma olmuş.80 yıldır “demirağlarla ördük anayurdu dört baştan” diye haykırmaktan başka birşey bilmeyenlere acı bir tokat olmuş adeta.Bugün kendi uçağımızı,arabamızı üretemiyor, uzay çağını 50 yıl geriden takip ediyorsak işte sebebpleri; çok açık değil mi?
    Bunun için GERÇEK tarihe bakmak yeterli!
    Malesef rahmetli Vecihi Bey gibi nice kahraman yere batası ideolejik tarihçiler yüzünden insanımızın hafızasından kayboldular,hatta hiç giremediler.
    Arkadaşın belirttiği gibi bir de bunun Nuri Demirağ versiyonu vardır ki orda da ayrı bir dram yaşanmıştır.

  17. aorhan 02/07/2014 at 14:55 #

    Hep pilot olmak istemistim ama saglik nedeniyle reddedilince bu sefer makine mühendisi olup ucak yapmak icin çalıştım ve makine mühendisi oldum. Tai hep uktedir benim icin staji yaparken ankanin hangar cikisi hep gozumun önündedir. Insallah bir gun bende orada calisip o duyguyu tekrar tadarim. Son videoyu izlerken aglayacaktim neredeyse bunu hissetmek lazim ucmak bir yere gitmek degil hur olmaktir. benim gibi yukseklik korkusu olup ucmak isteyenler var mi bilmiyorum ama vecihi hürkuş hep saygiyla andigim bir pilottur. Bu guzel yazi icin tesekkur ederim amirim.

  18. Ferit Ben 02/07/2014 at 15:02 #

    Serdar Kuzuloğlu bu yazı için size çok teşekkür ediyorum.Yazınız çok aydıncaydı.Sinir harbi geçirmeniz konusunda kendinizi sakın yalnız hissetmeyin.Bu bizim milletçe ruh halimiz.Vecihi Hürkuşun kahramanlığından kaç tane sparta filmi çıkar acaba.Bunuda Türk yönetmenler düşünsün.Size bir isimden bahsetmek istiyorum.Muhakkak biliyorsunuzdur.KİRKOR DİVARCI ve İlk Türk Füzesini yapan ve başarılı olan mühendisimiz.Tarihte bir varmış ama aslında hiç olmamış mühendislerimizden.Ne tesadüftür ki kaderi Vecihi Hürkuşla aynıdır.

  19. mrtcvk 02/07/2014 at 15:33 #

    İlk vecihi’yi şener şen ile tanımıştım oradan sonra internette arama yaparken gerçekleri görünce vecihi hürkuş benim için türk insanının neler yapacağının ispatı olmuştu.Bu topraklarda doğan Diyojen’in dgölge etme başka ihsan istemem demesi gibi.Engel olmasınlar yeter

  20. TunahanCapar 02/07/2014 at 17:28 #

    Amirim böylesine güzel bir şahsı bize tanıttığınız için teşekkürler,kendimize yurtdışlarından farklı rol modeller edineceğimize önümüzde koskoca bir Vecihi Hürkuş varmışta bilmiyormuşuk işte buda bizim ayıbımız.

  21. Giray BATITÜRK 02/07/2014 at 19:25 #

    http://www.youtube.com/watch?v=-8pMp6yK3qM

    Şöyle bir animasyonda mevcut.

  22. Davut Naci Kaya 02/07/2014 at 21:08 #

    Ali Yıldız’dan haberim yoktu sayenizde onu da öğrenmiş olduk:

    http://blog.milliyet.com.tr/-gokteki-venus-emrullah-ali-yildiz-/Blog/?BlogNo=75111

    Bu video da izlenmeli mutlaka:

    http://www.youtube.com/watch?v=Fxvjq29NbJs

  23. Amirim kalemine sağlık..

  24. burak 03/07/2014 at 01:43 #

    Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabını biraz inceledim. İlgimi çekti okuyacağım da. Fakat sormak istediğim bişey var. Bu kitapta dünyayı kontrol eden bir otoriteden bahsediliyor. Nasıl oluyor da devlet liderlerini katleden bu otorite bu kitabın yayınlanmasını engelleyemiyor…
    Bu konuda yorumunuzu merak ediyorum amirim.

    • M. Serdar Kuzuloğlu 03/07/2014 at 03:52 #

      Bir ütopik heves olsa bile -henüz- dünyayı kontrol eden tek bir otorite yok. Ayrıca bugünün koşullarında en zor şeylerden biri duyulması istenen bir fikri, bilgiyi engellemek malum.

  25. orhan arsel 03/07/2014 at 11:04 #

    Nefis bir yazı.

    Yalnız, (mesleğini icra edemeyen) bir uçak mühendisi olarak, konuya farklı bir bakış açısı getirmek isterim. 1930’lu yıllar 1. dünya savaşının bittiği ama ikincisinin her an beklendiği, ve buna hazırlanıldığı yıllardı. Türkiye ise askerinin ayağına çarık bile bulamıyordu. 2. Dünya savaşı sırasında ABD toplamda 295.000 adet (evet yanlış okumadınız) uçak üretti. İngiltere ise daha mütevazi bir şekilde 40.000 adette kaldı. Bu sayıları bugün bile hayal edemeyiz, zira Türk Hava Kuvvetleri muharip uçak sayısı bugünlerde 400 civarında. Türkiye’de Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi bireysel başarılar çıkmasına rağmen, bu başarıları endüstriyel boyuta taşımak imkansızdı, zira tek alıcı olan (devlet) beş parasızdı. 1950’de yine Breziya’da yapılan dünya kupasına 11 kişilik futbol takımını bütçesizlik yüzünden göndermeyen bir ülkeden bahsediyoruz. Kısaca söylemek istediğim şu: tabii ki bireysel başarılara köstek olunmasaydı bugün göreceli daha iyi bir yerde olurduk, ama “fırsat verilseydi dünyaya meydan okurduk” gibi söylemler romantik kahvehane hayallerinden öteye geçemez malesef.

  26. Ruhsuz Atmaca 03/07/2014 at 17:42 #

    Böyle insanlarımız varken ne diye anlatılmaz insanlarımıza. Ne diye Batı dizilerine hapsolmuş onun özentilerine takılan sektör bu insanların hayatlarını anlatmaya çalışmazlar, yatırım yapmalar…

  27. Ercan Yeşiltaş 03/07/2014 at 21:44 #

    fly-by-wire kısmına inanmadığımı açıkça dile getirmek isterim. 8G de biraz abartı gibi.

  28. alper 04/07/2014 at 03:14 #

    Amirim onca mücadeleyi veren bir adamı Atatürk nasıl olur da ta 1935 yılında haberi olur.Yani daha önceden bu kadar zorluklar gören bir adamı tanıması gerekir.Sonuçta herkeste uçak yok.Niye daha önce müdahale edilmedi acaba.Sadece meraktan soruyorum.Atatürk ile alıp veremediğim yok :)

  29. oğuz karakoç 04/07/2014 at 04:01 #

    yazının içeriğine herhangi bir şey söyleyecek kapasitede biri değilim de uçağın hızını belirtirken 200-200 şeklinde bir ikileme kullanmışsın o sanırım yanlış olmuş.

  30. çetin 04/07/2014 at 16:32 #

    tetikçi itiraf pdf sine tıklayıp 1,5 saat okudum vecihiyi unuttum :)

  31. Yasin Kuyu 06/07/2014 at 02:09 #

    Yazı için teşekkürler. Vecihi Hürkuş’u Gülen Gözler filminden bilenler mutlaka vardır. Son bir kaç yıldır Kardeş Payı dizisi ve 3. Havalimanı ismi(https://www.change.org/tr/kampanyalar/istanbul-un-3-havaliman%C4%B1na-vecihi-h%C3%BCrku%C5%9F-ad%C4%B1-verilmelidir) için ismi tekrar gündeme geldi.

    Böyle kahramanların unutulmaması tekrar tekrar hatırlanması ve gençlere örnek olması bakımında çok güzel bir yazı. Umarım değerli basınımızda da daha fazla yer alır. Filmlere, dizilere konu olur.

    Tarihimizde Vecihi Hürkuş gibi onlarca kahraman var. Hepsinin ortak noktası yalnız kalmaları ya da yalnız bırakılmalarıdır. NatGeo 80’ler belgeselinde yanlış hatırlamıyorsam Apollo11 projesi için 10 yılda 500 bin kişi görev almış ve çoğu gönüllü olarak projeye dahil olmuşlar. Büyük işlerin devamlılığı için bence en önemli olan şey belli bir topluluğu kazanarak devam etmek. Kişisel çabalar bir şekilde tükeniyor. Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ gibi isimler ne yazık ki dönemin şartlarında yalnız başlarına çok ileriye gidememişler.

  32. Selahattin 07/07/2014 at 11:04 #

    Ellerinize sağlık Amirim. Bu memlekette öncülerin hali hep böyle maalesef: “Hiçbir başarı cezasız kalmıyor.” Sayesinde çay içtiğimiz Zihni Derin’in, sayesinde kitap okuyabildiğimiz Mehmet Ali Kağıtçı’nın çektikleri de hiç farklı değil. Onların da hep yoluna taş konmuş, ama onlar da her seferinde inatla yeniden başlamışlar. İyi ki başlamışlar…

  33. sinan 13/07/2014 at 14:42 #

    Ben ali yıldız ı merak ettim doğrusu

  34. Pelin25 27/07/2014 at 12:58 #

    Paylaşımlarınızı beğeniyorum. Değerli teknoloji haberleriniz ve bilgileriniz için teşekkür ederim. Bu konu bir kenarda dursun daha sonra döneceğim.

  35. metoinside 02/08/2014 at 20:37 #

    Okyanus aşırı uçuş üzerine yanlış bilgi vermişsiniz.
    Fransa’da doğan ve Amerika’ya 12 yaşında göç eden Raymond Orteig(http://en.wikipedia.org/wiki/Raymond_Orteig) yıllarca çalıştığı oteli sonunda satın alır ve adını Lafayette Hotel yapar sonra Hotel Brevoort’u satın alır. Birinci Dünya Savaşı sırasında gelen Alman havacılar çoğunlukla bu otelde kalmış ve Raymond Orteig bunlardan etkilenmiştir. En sonunda adını yaşatacak Orteig Ödülünü(http://en.wikipedia.org/wiki/Orteig_Prize) duyurmaya karar verir. 25 bin dolarlık ödülü tam sekiz yıl sonra amatör havacı Charles A. Lindbergh 20 Mayıs 1927’de kazanır. Tabii okyanusu aşacağını söylediği zamanlarda motor imalatçıları başaramayacağını ve yolda ölürse markalarının zedeleneceğini düşünerek parça dahi satmamışlardı. Buna rağmen başarır. Vecihi Hürkuş’a ve yaptıklarına son derece saygım var ama milliyetçilik damarımızı coşturacağız diye Charles A. Lindbergh ve Soul of St. Louis’in hakkını yemeyelim. Sizden düzeltmenizi rica ediyorum.

    Kaynak: Bolluk: Gelecek Çok Daha Güzel Olacak

  36. Sdemirel 05/08/2014 at 00:25 #

    Bir de Nuri DEMİRAĞ vardır. Demiryolu müteahidi soyadı Atatürk tarfından verilmiş. Cumhuriyet Türkiyesinin en zengin 3 isminden biri. Diğer 2 zenginden biri vehbi koç . Türk hava kuvvetlerinin uçak alması lazım devlet bütçesinde 5 kuruş yok devlet bu 3 zenginden para istiyor 2 si veriyor. 3ncü (nuri DEMİRAĞ) zengin ben sadece bağışla yetinmem daha iyisini yaparım diyor ve dünyanın o tarihte en gelişmiş uçaklarını yapıyor . Önce THK üretimi tamamlanmış 10 a yakın uçağın siparişini sudan bir bahane ile iptal ediyor ardından yurtdışında müsterisi hazır olan bu bu uçakların ihracını DEVLET “kritik teknoloji” bahanesi .ile yasaklıyor. Ve daha bir sürü ali cengiz oyunu ile iflas ettiriliyor. İşin en acısı nedir bilirmisiniz. Nuri Demirağ ürettiği uçakları denemek için yeşilköydeki çifliğinde yaptığı pisti kullanırmış . DEVLET son olarak da adamın şahsi çiftliğine el koyuyor. Neresi olduğunu bilmiyenler için söyliyeyim bugün hepimizin kullandığı Atatürk havalimanı arazisidir. Ve adamın ismi hiçbir yerde yazmaz.

    Bana nedense başarıyla tasarlanıp üretildikten sonra bir türlü özel sektöre devredilip seri imalatına geçilemeyen ve bu sebeple bir çok ülke tarafından istek yapıldığı halde bir türlü ihraç edilemeyen MİLGEM’i hatırlatır hep

  37. Hakan Basaran 05/08/2014 at 15:25 #

    Hem Demirağ hem de Hürkuş üzerimizde oynanan oyunları gayet net anlatan tarihimizin iki ibretlik vakası..Elinize ve ağzınıza sağlık ki bu konuları gündeme getirdiniz.Vecihi Bey’in umudu ve inadı, Nuri Bey’in zengin gönlü ve sorumluluk anlayışı şimdilerde girişimcilere düstur olmalı…Her ikisine de Allah rahmet eylesin. Nur içinde yatsınlar.İnanıyorum ki; Vecihi Bey , Nuri Bey gibi, Birler, ikiler, onlar yüzler olursa gelecek nesil daha hür daha onurlu yaşayacaktır.

  38. Sabri YILDIRIM 31/08/2014 at 23:32 #

    Bu güzel derleme için emeğinize sağlık. Yazınısın sonunda bahsettiğiniz 3 kitabı da okudum ve herkese okumasını tavsiye ederim. Bugün tesadüfen heykeli gördüm ve dolmuştaydım, önündeki yazıları okuyamadım ama ilk gördüğüm anda bu heykelin Vecihi Hürkuş için olduğu idi, emin olamamıştım ama siz yazmışsınız çok mutlu oldum. Vecihi Hürkuş unutturulmaması gereken bir tarihtir, emekleri, mücadeleci kimliği, hırsı, vatan sevgisi, vatan görevine ve malına sadakati tartışılmazdır. Bu özellikler her Türk evladına ilham vermelidir.

  39. Sabri Aslan 01/09/2014 at 19:36 #

    Yazının başında tüm problemlerin kaynağı olan Mustafa Kemal’in yazısını paylaşmışsınız ilginç. Devlet engelledi diye defalarca belirtmişsiniz, devletin başındaki ismin Mustafa Kemal olması ismini defalarca duymuş olması da olayları açıklıyor.

  40. Burak Tersaki 06/01/2015 at 09:34 #

    Mustafa Kemal’in Uçakları ve Gece Tayyarede Açıkta kitaplarını okudum. Orhan Bahtiyar’ın kitabı başta olmak üzere kitapların ikisinde de Sunay Akın’ın bir şekilde katkısı olduğunu biliyorum. Bu yüzden burada onun adını da telaffuz etmeyi kendime borç bildim:) Yazınız çok güzel bir derleme olmuş. Eminim yukarıdaki kitapların daha bilinir hale gelmesinde de etkisi olacaktır. Okumayanlar için Orhan Bahtiyar’ın kitabını özellikle tavsiye ederim. Romanı okuduktan sonra Vecihi Hürkuş’un savaş döneminde başına neler geldiğinden ziyade, başına gelenlerden sonra neler hissettiğini anlayabiliyoruz. Orhan Bey’in duygu betimlemeleriyle biz de Vecihi Hürkuş’un hayatından bir kesiti yaşayabiliyoruz.

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim