Tag Archives | spotify

Haftanın Özeti: 32

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Alabildiğine gerilimli geçen propaganda sürecinin ardından 2015 Genel Seçimleri bugün gerçekleşiyor. 54 milyon seçmen sandık başına gidecek . Ve her seferinde olduğu gibi ‘bu seferki ölüm-kalım meselesi, en önemlisi’ olacak. Öyle olmadığını bir sonraki seçimde göreceğiz. Çünkü o seferki de bir şekilde ‘ölüm-kalım meselesi’ olacak.

Bu özetleri hazırlarkenki ana mesajım “bakın böyle şeyler de oluyor” diyebilmek. Kendi zihni ve fiziki hapishanemizde kafa yorduğumuz konuların sandığımız kadar biricik ve önemli olmayabileceğini düşündürtmek istiyorum biraz da. Gırtlağımıza kadar siyasete battığımızı sanarken dahi uç veren yeni ideoloji ve değerlerden habersiz kaldığımızı düşünüyorum. Bu yüzden ‘diğer’ konular çok daha anlam kazanıyor gözümde.

Her şeye rağmen seçim sonuçlarının hepimiz adına hayırlı şeylere vesile olmasını dilerim.

Continue Reading →

Bu yazıya 16 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 29

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • ‘Türkiye’de kitap okunuyor mu?’ tartışmasının sonu gelmiyor ama -nüfusa oranla son derece az olsa da- Türkiye’de kitap ‘satılıyor’. Hayatını yazarak kazanan kişi sayısı fazla değil ancak bazı yazarlar pek çok meslek grubundan çok daha fazla kazanıyor. Forbes dergisinin geleneksel yazar telif gelirleri sıralamasına göre Uğur Koşar, Ayşe Kulin ve Orhan Pamuk ilk üç sırayı oluşturuyor. Uğur Koşar boşuna ‘Allah de ötesini bırak’ dememiş meğer.
Sıra Yazar Baskı Adedi Ciro (TL) Yazar Geliri (TL)
1 Uğur Koşar 757.000 11.392.000 1.798.800
2 Ayşe Kulin 387.000 7.668.000 1.533.600
3 Orhan Pamuk 223.000 5.073.000 1.268.250
4 İskender Pala 330.000 5.590.000 1.118.000
5 Kahraman Tazeoğlu 397.000 6.454.000 968.100
6 Ahmet Batman 325.000 5.200.000 780.000
7 Canan Tan 155.000 2.820.000 564.000
8 Sinan Yağmur 350.000 5.030.000 503.000
9 Yılmaz Özdil 105.000 2.510.000 502.000
10 Soner Yalçın 125.000 3.000.000 450.000
  • Türkiye tarihinin belki de en ilginç, görülmemiş, benzersiz ve detayları zamanla daha çok ortaya çıkacak Gezi Parkı eylemlerinin yıldönümüne yaklaşıyoruz. MTV’nin Rebel Music serisinin Turkey: Flowers of Gezi Park bölümü dışarıdan bir göz olarak yaşananları temsilci ve karşıtların gözünden özetlemiş.

Continue Reading →

Bu yazıya 23 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 28

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • 12 Eylül 1980 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin son ‘resmi’ askeri darbesini gerçekleştiren, bir sağdan bir soldan gençleri asan, asılmaya yaşı tutmayan çocukların yaşını mahkeme kararıyla büyütüp asan, bunları yaparken elleri dahi titremeyen, ABD istihbaratının altın çocuğu,  7. Cumhurbaşkanı, Kenan Evren Cumartesi gecesi hayatını kaybetti. Evren, iktidarı döneminde açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam isteniyordu, 517’sini bu cezaya çarptırıldı ve 50’si asıldı. 30 bin kişi sakıncalı olduğu gerekçesiyle işsiz kaldı, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi ülkeyi terk ederek siyasi sığınmacı oldu. 937 film yasaklandı, 23 bin 577 dernek kapatıldı, 400 gazeteci toplam 4 bin yıl hapis istemiyle yargılandı. 300 gün boyu gazete ve dergiler çıkmadı, 39 ton gazete ve dergi imha edildi.  Evren bütün bu suçlarından ötürü açılan ‘göstermelik davada’ hüküm bile giymeden yatağında vefat etti. Gayet iyi hatırladığım o yılları sanıyorum yaşayan hiç kimse unutmayacaktır.

  • Bu hafta Türkiye’nin bir diğer kaybıysa Oyuncu ve Yönetmen Zeki Alasya oldu.

  • Avusturya merkezli Vangardist dergisi AIDS konusundaki hurafelerle mücadele adına son sayısını HIV+ içeren kanla karıştırılmış mürekkeple bastı . Amaç AIDS’in bu şekilde bulaşmayacağını öğretmek ve AIDS hastalarına cüzzamlı muamelesi yaptırmamak. Derginin bu ilginç sayısı 50 eurodan satılıyor.

hiv-cover

  • Paraguay’da babası tarafından tecavüze uğrayarak hamile kalan 10 yaşındaki kızın kürtaj yaptırmasına izin verilmedi. Gerekçe hamileliğinin sağlığını tehlikeye atacak bir durumu olmaması.

Continue Reading →

Bu yazıya 14 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 25

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Pazar sabahı İngiltere / Liverpool’da bir davete katıldım. İlk defa görme fırsatı bulduğum bu şehir efsanevi futbol takımına ve Beatles’a beşik olmuş. Birbirinden güzel pub’ları, güzel restoranları, canlı müzik performansları ve sanayi devriminden kalma köklü bir tarihi var. Londra’ya kıyasla bir kasaba ama kendine has bir dokusu olduğu da kesin. Oraya ait epey not tuttum; ayrıca bir yazıda değinmeyi planlıyorum.

Pazartesi gecesi Liverpool’dan dönüp Salı sabahı Antalya’ya geçtim ve The Coldwell Banker’ın brokerlarına bir konuşma yaptım (emlak sektörüne yönelik epey ilginç bilgilerle doldum). Akşamında tekrar İstanbul’a dönüp Çarşamba günü Yerel Zincirler Buluşuyor etkinliğinde küçük ve orta boy perakende zincirlerinin kurucu ve üst düzey yöneticilerine seslendim (perakende zinciri etkinlikleri fantastik ötesi oluyor; konu denk gelirse bir yazıda ayrıca anlatırım). Perşembe ise akşamüstü Türkiye Araştırmacılar Derneği’nin 18. yıl etkinliğinde bir konuşma yaptım ve akşamında Next Akademi dersimi verdim. Aradaki toplantıları da katarsak benim için ‘bitmeyen bir hafta’ oldu diyebilirim. Biriken e-postaları eritmek bile Cumartesi gecesini buldu.

Önümüzdeki haftam -bir aksilik olmazsa- dinlenerek, okuyarak ve bloga ekstra bir şeyler yazarak geçecek.

Kişisel özetim böyleydi. Benden gayrı neler olmuş bu ihtiyar evrende beraberce göz atalım şimdi.

Genel Gündem

  • İnternet adreslerini kısaltan ücretsiz web hizmeti bit.ly bu hafta mahkeme kararıyla engellendi. Alan adına erişim engellenince bu hizmetler kısaltılan hiçbir adres de açılamadı. Skandalın farkına varan mahkeme kararı yine gün içinde düzeltti. Her şey normale döndü demek isterdim ama ağızda kalan kötü tat geçmedi bir türlü.

  • Türkiye İstatistik Kurumu’nun bu hafta açıkladığı veriye göre doğan bebek sayısı yüzde 3,6 artmış. En büyük artış Şanlıurfa’da.
  • Ünlü sızıntı ekibi Wikileaks, bu yıla damgasını vuran Sony’ye yönelik hack eyleminde ele geçirilen bütün belgeleri aranabilen bir veritabanında toplayıp paylaşıma açtı. 173 bin 132 e-posta mesajı ve 30 bin 287 belgeyi içeren arşiv şirketin bütün yapısını ortaya koyuyor.
  • Suya karıştırılarak içilen vitamin ve mineral karışımlarını temel alan (böylece yemek yemenize gerek bırakmayan) karışım Soylent‘ten birkaç hafta söz etmiştim. Bu şekilde 6 aya yakın beslenen birinin izlenimlerini de paylaşmış olayım (özet: gayet memnun).
  • Katolik Hristiyanların manevi lideri Papa Francis‘in kullandığı ‘iPad-i Şerif’ Uruguay’da gerçekleştirilen bir açık arttırmada 30 bin dolara  satıldı!
  • TIME dergisi dünyanın en etkili 100 isminden oluşan listesini güncelleyerek yayımladı. Kim Kardashian ile Lei Jun başka nasıl bir araya gelebilirdi ki?

Çağın en önemli teknoloji girişimcilerinden Elon Musk oyunu Kanye West için kullanmış. Dünya nereye gidiyor??

Çağın en önemli teknoloji girişimcilerinden Elon Musk oyunu Kanye West için kullanmış. Dünya nereye gidiyor??

  • Etrafımızdakilerin yaygınlık ve / veya ucuzluğu bizde sıradanlık hissi yaratıyor. Aldanmamak gerek. Alüminyum kutulu içeceklerin üretimiyle ilgili bir videoyu 10 dakika gözümü kırpmadan izleyeceğimi tahmin etmezdim mesela. Peki tarihin en büyük pazarlama kampanyası (hilesi de denebilir) olarak şişelenmiş sular olabilir mi?

  • Sigaranın esas keyif verici maddesi nikotini sigaradaki zararlı katran, karbonmonoksit ve benzeri bileşenlerden arındırarak veren elektronik sigaraların ABD’de lise çağı gençlerdeki kullanımı patlama yapmış. Tütün üretim ve tüketimini denetleyen kurumlar yasal düzenlemeler üzerinde çalışıyor ancak süreç yavaş işliyor. E-sigaranın daha küçük yaşlarda sahip olunabilir, daha düşük maliyetli ve sigaranın yasak olduğu yerlerde içilebilir oluşu onu cazip yapan sebepler arasında gösteriliyor. Haberdeki bir diğer ilginç ayrıntı kullanımında dramatik artış görülen nargile (Zorunlu Yayın: nargile bir tütün ürünüdür. But there’s an app for that!).
  • ABD / New York’taki Bonhams müzayede evinde yapılacak bir açık arttırmada aralarında astronot kıyafeti ve uzaydan toplanan taşların da bulunduğu yüzlerce nadir parça satışa çıktı. Fiyatlar biraz el yaksa da ne kadar eşsiz olduklarını düşünerek avunabiliriz (kataloğuna göz atmayı unutmayın sakın).

Satışa sunulan modeller bile fazlasıyla göz alıcı.

Satışa sunulan modeller bile fazlasıyla göz alıcı.

  • Coca-Cola’nın İngiltere ofisi kurumsal web sitesini online dergi formatına çevirdi. Şirket yakında basın bülteni uygulamasını da kaldırarak bütün iletişim ve bilgilendirmeyi blogundan yürütecek. Lafı geçmişken çok hoşuma giden -ve pek bilinmeyen- bir web güzelliği de Türkiye’den gelsin: Merak Ettim (mesela bu site sayesinde Coca-Cola’nın yüzde 100’ünün halka açık olduğunu öğrenmiştim. Oradan araştırmaya devam edince hissedarları arasında en büyük dilimin ünlü Yatırımcı Warren Buffet‘ın sahibi olduğu Berkshire Hathaway fonu olduğunu ve şu anki CEO Muhtar Kent’in payı da yabana atılır türden olmadığını öğrenmiştim).
  • Bu satırları okuyan kaç kişi doksanlı yıllara damgasını vuran ve Microsoft’u uçurumun kenarına getiren anti-tekel davasını hatırlıyor bilemiyorum. Ama Avrupa Birliği’nin rekabet kurallarına aykırı davrandığı gerekçesiyle Google’a yönelik bu hafta başlattığı resmi soruşturmanın özü ve yaptırımları Google için en az o kadar tehlikeli bir işaret. Avrupa Parlamentosu Google’ın arama hizmetiyle diğer işlerini birbirinden ayırmasını talep ediyor (Google da kendi savunmasını hazırlıyor). ‘Suçu’ sabit bulunursa Google -yıllık işletme gelirinin yüzde 10’una denk gelen- 6,4 milyar dolar tutarında tazminat vermek zorunda kalacak .

Continue Reading →

Bu yazıya 30 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 23

Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Kendi adıma -yine- bol seyahatli ve koşturmacalı bir haftaydı. Toplantıların neredeyse hepsini hayatımdan çalınan anlar olarak kodluyorum zihnime. Bu yüzden kalan zamanı daha faydalı işlerle doldurmaya çalışıyorum.

Örneğin bu hafta Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya bölümü öğrencilerine ders verdim (bir uçuş tarife değişikliği yüzünden Bilgi Üniversitesi’ndeki kendi dersimi veremedim). Türk Hepatopankreatobilier Kongresi’nde (YANLIŞ OKUDUN!) cerrahlara ve Çimentaş’ın yıllık toplantısında yöneticilerine (3 gün içinde 2 defa Antalya’ya uçarak) birer konuşma yaptım.

Uçuşlar ve otel transferleri sırasında David Hegarty’nin Yaratıcılık ve Douglas Coupland’ın Life After God (Tanrıdan Sonra Hayat) kitaplarını okudum. Bir sürü sektörel rapor erittim. Paralel olarak (tesadüfen keşfettiğim) Netflix dizisi Bloodline‘a başlayıp bitirdim (sıkıcı başladı ama güzel bitti). Youtube’da The Secrets of Sugar (Şekerin Sırları) adlı harika bir belgesele denk geldim. Mart ayından kalan dergilerini bitirdim (dergilerden kesip kırptığım şeyler için de bir blog dizisi mi başlatsam diyorum).

Belki de en güzeli hafta boyu birçok yeni, ilginç insanla tanıştım, bir sürü öykü dinledim, notlar aldım.

Yapamadığım tek şey bloga yeni bir yazı yazmaktı. Salı günümü nispeten boş bırakıp bu ‘işe’ ayırmıştım ama o meşhur ulusal elektrik kesintisi herkesinki gibi benim de planlarımı alt-üst etti.

Ve arada kalan zamanlarda okuduğum yüzlerce, binlerce haberden tadı damağımda kalanları sizin için derlemeyi de ihmal etmedim elbette!

Genel Gündem

  • Haftanın en önemli gelişmelerinden (gelişme tanımı biraz ironik olsa da) Türkiye çapındaki gizemli elektrik kesintisiydi. Saat 10:30 civarında başlayan ve Enerjisini İran’dan alan Van hariç 45 şehirde  yarım gün süren kesinti etkisiyle elektrik, su, doğalgaz ve metro, tramvay gibi elektrikli ulaşım hizmetleri de durdu. Resmi açıklamalarda dahi olayın sebebi hala anlaşılamadı (teori bol). Bu olay sırasında Campaign dergisinin ‘What’s Next in Digital’ başlıklı arama toplantısı ironik görüntülere sahne oldu.

#whatsnextindigital #roundtable elektrik kesintisinden sonra :) @campaigntr

A photo posted by Omer Erdem (@omerdem) on

  • İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Mehmet Karaca kampüse yapılması planlanan cami için “talep gelirse sinagog da yaparız” demişti. Bunun üzerine bir kampanya başlatan İTÜ öğrencileri budist tapınağı  için 18 binden fazla imza topladı. Al sana zamanın ruhu.
  • Bu hafta 53 bin devlet okulunun sadece yüzde 34’ünde kitaplık varken Kütüphaneler Haftası’nı kutladık. Rakamlar pek iç açıcı değil. Yapılan ankette bazı öğrenciler “internet varken kütüphaneye ihtiyaç yok” demiş. Her şeyin internette var olduğunu düşünmek yeni çağın en yaygın cehaleti (keşke her şey internette olsaydı elbette). Böyle düşünenler için de münasip bir TED sunumunu araya sıkıştırmak isterim.

  • MHP Milletvekili Ruhsar Sarıer’in soru önergesine cevaben Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Türkiye’de 8 milyon 179 bin kişinin  depresyon ilacı kullandığını açıkladı.

depres

Continue Reading →

Bu yazıya 34 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 7

Haftaların özeti peşinde koşarken yavaş yavaş bir seneyi daha kapatıyoruz. Özetlerin yapısı ve sunumu konusunda her hafta yeni bir tecrübe, fikir daha katmaya çalışıyorum. Bu seferki denemem kategorilere ayırma oldu. Belki böylesi bazıları için daha kolay olabilir. Bence hepsine en azından bir göz gezdirin (bu özetlere yönelik bir hevese girdim ama ‘hayırlısı’ diyelim).

Gelelim 8-14 Aralık 2014 arasında ekranımdan geçen yüzlerce, binlerce şey arasından kenara not alıp paylaşmaya değer bulduklarıma.

Genel Yaşam

  • Bana en çok sorulan sorulardan biri “bu kadar farklı şeyi yapmaya, bakmaya, yetişmeye nasıl zaman buluyorsun?”. Kendime ait adını koymadığım bir düzen var, toparlayabilirsem mutlaka yazacağım. O zamana kadar Forbes’taki şu güzel makale aklınızda bulunsun (bunu galiba ilk yayınlandığında Twitter’da paylaşmıştım, bazılarınıza tekrar olabilir).
  • Ukrayna merkezli Kofta, insan bedenini kimi zaman taklit eden, kimi zaman tamamlayan ürünler tasarlıyor. Hayli enteresan. Biraz da ürpertici.
  • Seattle merkezli dijital ajans The Cut, 1910-2010 yılları arasındaki 100 yıl süresince kadın saçlarına yönelik akımları 1 dakikalık videoya sığdırdı. Bu sayede 15 milyonun üstünde izlenmeye ulaştı. Kişisel favorim 70’ler.

  • İnternette yanlış bilgi nasıl yayılıyor? Mehmet Atakan Foça yazmış.

Continue Reading →

Bu yazıya 39 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 5

Geldik Kasım ayının son özetine. Şaka maka 1 ayı da geride bırakmışız bu özetler peşinde. Bakalım geçtiğimiz 7 gün boyunca ekranımdan geçip de aklımda kalan neler olmuş.

  • Jason deCaires Taylor ismini hiç duydunuz mu bilmiyorum. Kendisi dünyanın ilk sualtı heykeltraşı. Nefes kesen işlere imza atıyor. Bir kısmına bakalım.

  • İnternetin rutin gündemi siber ataklar. Her saniye yüz binlerce saldırı gerçekleşiyor. Kiminin niyeti bir sitenin işlemesini engellemek (rakiplerinin kiraladığı ‘bot ağları‘), kimininki bilgi çalma, kimisiyse sadece kişisel tatmin. IP Viking bu garip çabanın gerçek zamanlı haritasını sunuyor (bir Norse hizmeti). Türkiye listedeki yerini hep koruyor ama bunu Türk hackerlara bağlamayın. Tamamına yakını antivirüs kullanmayan ve yüklediği bir uygulama yüzünden yurtdışındaki hackerların eline düşmüş internet kullanıcıları. Hipnotize edici.
  • If this then that (ya da daha bilinen ismiyle IFTTT) blogda bazen değindiğim, farklı alanlarda kullandığım ve ÇOK takdir ettiğim bir hizmet. Giray Batıtürk adlı bir okuyucum blog yazılarıma özel bir kural yazmış. Yeni bir yazı yazdığımda Pocket hizmetine ekliyor (Pocket’tan da başka bir yazıda bahsetmiştim). Çok teşekkür ederim.
  • Hayranlıkla takip ettiğim sitelerden VICE, ilgiyle takip ettiğim ‘dijital aşk / cinsellik’ konusunda ‘The Digital Love Industry’ yarım saatlik çok güzel bir belgesel hazırlamış (UYARI: Çıplaklıkla ilgili hassasiyetlere sahip olanlar için uygun olmayabilir). Cinselliğin; dolayısıyla bütün beşeri ilişkilerin radikal bir biçimde şekil değiştirmek üzere olduğu bir dönemdeyiz. Konuyla ilgiliyseniz (böyle bir şeye nasıl ilgisiz kalabilir bilemiyorum ama?) bu bloga  yazdığım iki yazıyı hatırlatayım: Kadın nazından usananların limanı (insanların ‘cisimlerle’ ilişkisine dair) ve OS1 mi daha tatlı yoksa seks mi? (Meşhur Her filminden yola çıkan fikirlerim).
  • Sanal gerçeklik konusu Güney Kore’de gerçekleştirilen G-Star oyun etkinliğinde de yer buldu.
  • Crusie gemilerini çok merak etmeme rağmen bir türlü cesaret edemiyorum. Fakat bir tanesi epey ilgimi çekti. Dünyanın en teknolojik cruise gemisi Quantum of the Seas! Tatil planlarımıza ekleyelim. Daha mütevazı seçeneklerimiz de yok değil.

Continue Reading →

Bu yazıya 21 yorum yapıldı.

Bedava film ve müzik mümkün (mü?)

Bugün herkesin koşarak uzaklaşmaya çalıştığı Flash video formatı codec bulmayla uğraşmadan, ek bir yazılım yüklemeye gerek kalmadan web sitesinde video izleyebilmeyi sağladı. Eğer Flash video olmasaydı Youtube diye bir şey de hayatımızda olmayacaktı.

Benzer bir ilişki MP3 ses formatıyla Napster arasında da yaşandı. O zamana kadar WAV formatında her biri 250-300 MB yer kaplayan dijital şarkı dosyaları bir anda 2-3MB seviyesine gerilemiş, hatta paylaşılabilir hale gelmişti. Tam o sırada (1999 yılında) o dönem daha 19 yaşında olan Shawn Fanning adlı bir Amerikalı üniversiteyi bırakıp Napster adlı bir uygulamayı hayata geçirdi. Son derece basit bir temele dayanan yazılımı internet tarihini değiştiren en büyük adım olarak tarihe geçti.

Napster

Ücretsiz dağıtılan Napster, bilgisayarınızdaki bir klasörü paylaşıma açıyor, içindeki MP3 dosyalarınızın listesini merkezi sunucusuna aktarıyor ve o dosyaları (şarkıları) çekmek isteyenleri size yönlendiriyordu. Birkaç hafta içinde internet en popüler uygulaması haline gelen Napster aynı hızla müzik şirketlerinin avukatlarının da mıknatıs gibi kendine çekti. En yoğun protesto Metallica (daha doğrusu davulcusu Lars Ulrich) ve Madonna’dan geldi.

Açılan dizi dizi davalar sonucu Napster 2001 yılında kapandı. Ve şarkı paylaşım bir anda durdu. Çünkü sistem merkezi bir sunucuya bağlı çalışıyordu.

Napster bir mahkeme kararıyla tarihe gömüldü ama bu kısa maceradan alınan ilhamla bugün internet trafiğinin hala büyük bir bölümünü oluşturan Bittorrent protokolü ortaya çıktı. Yaratıcısı Bram Cohen herhangi bir merkeze sahip olmadan dosyaları bireyler arasında paylaştırmayı mümkün kulan uygulamasını 2001’de tanıttığında ilk başta pek ilgi görmedi.

Bugün geldiği noktaysa ortada.

Continue Reading →

Bu yazıya 54 yorum yapıldı.

Bluetooth ile katlanan müzik keyfi

Bir itiraf: ben müzik dinlemeyi pek de seven biri değil(d)im. Hani şu arkada müzik çalmazsa yapamayanlar; hatta bizzat müzik dinlemek için çaba gösterenler vardır. İşte ben onlardan değilim. Meğer sebebi doğru dürüst bir ses sistemim olmamasıymış. Geç de olsa anladım.

Pikap satın alma maceramı burada aktarmıştım. Kısa sürede hoşuma gidenlerden (ve bulabildiklerimden) küçük ama güzel bir plak arşivim oldu. Yeni, güzel hoparlörlerimle şahlanan plak sesi kalitesi müzik dinleme keyfimi yeniden alevlendirdi. Ama malum, internet hepimizin arşivinden ÇOK daha fazlasını barındırıyor.

İnternet erişim hızımın artmasıyla beraber ‘indirme / çekme’ denen tutkumu çoktan terk ettim. Bir ara dinlerim, okurum, izlerim diye çöplüğe çevirdiğim; bir daha bakmayacağım gün gibi ortadayken disklerimi doldurduğum her şeyi seneler önce uçurdum. Bugün bir şey seyredeceksem de, dinleyeceksem de internetten ‘akıtıyorum’ (stream terimine bu çeviri daha anlamlı olmuyor mu?). Çok daha kolayıma geliyor.

kulakk

Dizi izlemem. Pek film takip ettiğim de söylenemez. Ama aklıma gelen çoğu yerli yabancı filmi HD kalitesinde Youtube’da bulabiliyorum. Benim esas hastalığım belgeseller (çok yakında Youtube belgesel playlistimi açacağım). Müzik konusundaki açlığımı yerli hizmetlere ek olarak VPN sayesinde kullanabildiğim çoğunluğu ABD ve Avrupa kökenli Pandora, Spotify gibi hizmetlerden gideriyorum..

Continue Reading →

Bu yazıya 30 yorum yapıldı.

İnternet kullanıcısının can simidi: VPN

Türkiye’de internete yönelik düzenleme çalışmaları malum. Youtube’a erişimin engellenmesiyle ayyuka çıkan mesele şimdi duruldu gibi geliyor çoğumuza ama yazıyı yazdığım şu an bile 29 bin 366 site erişime engelliydi. Elbette bu resmi rakam değil; bu konu hakkında zabıt tutmaya gönüllü grubun tespit edebildiği (yoksa rakamın 1 milyonu geçtiğini iddia edenler bile var). Devletimizin ilgili kurumu vatandaşın bu konuya yönelik bilgi edinme taleplerini kabul etmiyor. Çünkü bunlar devletlerin sansür ligindeki küresel sıralamasını da etkiliyor (kol kırılsın, yen içinde kalsın).

Devlet sansürü işin bir boyutu. Popülerliği yüzünden de revaçta. Ama tek boyut bu değil. Siteler de pekala sansür uygulayabiliyor. Örneğin Facebook’un hoşuna gitmeyen bir konuya dair linkleri Facebook’ta paylaşmanız mümkün değil. Tarihe geçen pek çok örnek var. İnsanları, fikirleri birleştiren dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook’taki varlığımız, sesimiz, soluğumuz iki dudak cenderesinde. Sosyal medya halkın sesini duyuruyordu, herkese söz hakkı vermişti falan…

Devlet engeli, sitenin kendi engeli derken bir de kanuni engeller var. Yani telif haklarına bağlı kısıtlar. İnternet öncesi medya mecralarının kontrol edilebilir yapısından kalma düzenlemeler yani. Hatırlarsanız DVD’lerde bölge kodu diye bir şey vardı. Türkiye olarak 2 numaralı bölgede yer aldığımız bu denklem aynı zamanda film stüdyolarının dünyaya bakışını yansıtıyor:

Siyasi, coğrafi harita olur da ticari harita olmaz mı? Buyrun.

Siyasi, coğrafi harita olur da ticari harita olmaz mı? Buyrun.

Bu haritanın anlatmak istediği şu: biz yaptığımız filmleri dağıtıp pazarlarken bir öncelik sırasına sahibiz. Bu yüzden her bölgedeki filmseverlerin bizim istediğimiz zaman ve sırada yapımlarımızı izlemesi gerekir (çünkü biz fiyatları da bölgelere göre değiştiririz!). Dolayısıyla bir filmin sinemalara girmesi ve sonradan DVD raflarında yerini alma sırasında önce (Kuzey Amerika olarak bilinen) ABD ve Kanada, sonra Avrupa, Ortadoğu ve Japonya, ardından Uzak Asya, falan filan…

(Benim istediğim gibi yaparsan) tamamen özgürsün

DVD oynatıcılar satın alınırken bölge koduna sahipti. Yani 1. bölgeye ait bir ülkeden aldığınız oynatıcıyla 3. bölgeye ait DVD’leri izleyemezdiniz. Bazılarında sadece 2 ya da 3 kere bölge kodu değiştirme hakkı vardı. Sonra sonuncu seçime kitleniyordu. DVD’nin popüler döneminde bu garip düzenlemeye kullanıcılar “yürü git lan” diyerek basit tuş kombinasyonlarıyla kilitleri aştı.

Continue Reading →

Bu yazıya 125 yorum yapıldı.