Nokia N96 fotoğraf kalitesi

Nokia’nın ‘internet sizin cebinizde’ şeklinde iddialı bir reklam kampanyasıyla tanıttığı N96’yı uzunca bir süredir kullanıyorum. Daha önce de N96 kullanıyordum. Bir gün burada detaylarını belki paylaşırım (gerçi televidyon’da bayağı detaylı anlatmıştım, sonra Buraklar da el attı).

En iddialı olduğu yanlarından biri fotoğraf kalitesi. Ne var ki mekana, ışığa ve bazen keyfine göre sonuçlar çok değişkenlik gösterebiliyor. İşte çok farklı zamanlarda, farklı ortamlarda çektiğim kareler. Karar sizin:

[gallery type="slideshow" ids="378,379,380,381,382,383,384,385,386,388,389"]

(Bu arada Wordpress için doğru dürüst, kolay yönetilebilir bir galeri plug-ini bilen varsa ve yorumlarda paylaşırsa ben dahil çok kişi sevinecektir)

Okumaya devam et

10 Kasım’a dair

Atatürk’ün ölüm yıldönümünde saat 9’a doğru otomobilimin gömüldüğü trafik içinde radyoda konuşulanları dinliyordum. Kanallar arasında dolanırken yanlış hatırlamıyorsam Radyo Tatlıses’te (İbo’nun kurduğu, sonradan Saadettin Saran’ın satın aldığı radyo) Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ümit Zileli’nin hazırlayıp sunduğu bir programa denk geldim. ‘Sesli Gazete’ şeklinde yaratıcılıktan zerre kadar nasiplenmemiş bir ismi vardı.

Tam o sıralarda ekonomi haberleri için bağlandığı kişi bir gün önce oynanan GS-FB derbisiyle ilgili komik şeyler anlatıyordu. Zileli bir iki dakika sonra (09:05) başlatacağı Atatürk’e saygı bölümü için toparlamaya çalışıyor ama başarılı olamıyordu. Ben de ibretle dinliyordum.

(daha&helliip;)

Okumaya devam et

Dünyanın merkezini ancak keşfediyorum

Pazar günü evde işe gömülmüş çalışırken arkamdan gelen bir mızırdanma kulağıma çalınıyor.

Ali…

Dönüp kucaklıyorum; avcumun içini ancak dolduran bedenini kavrayıp havaya kaldırıyorum. Minicik ayakları koca göbeğimde pıt pıt ediyor. Dünyadaki pek çok keyiften henüz habersiz oğlumun yüzünü bana baktıkça koskoca bir gülümseme kaplıyor. Çevirip havaya kaldırıyorum; keyif ve bir türlü kuramadığı laflarla dolu ağzından salyalar akıyor.

Kafamı çeviriyorum; Zeynep bana başka kimsenin bakmadığı bir hayranlıkla bakıyor. Gözlerini kırpmadan ona söylediklerimi dinliyor, gülüyor. Söylediğimi değilse de onu ne çok sevdiğimi anlıyor.

Tenleri de nefesleri de mis gibi anne sütü kokuyor. Derin derin nefesler alıyorum.

Bu anları kaydetmek istiyoruz; keyfin sarhoşluğundan doğru dürüst fotoğraflarını bile çekemiyoruz.

Büyüyüp de kafa tutacakları, aksileşecekleri, iki çift lafı, bir gülümseyişi esirgeyecekleri günler gelmeden böyle sadece göz göze gelerek mutlu olabildiğimiz; başka her şeyi unuttuğumuz günler ne de kıymetli…

Dünyada evlattan daha önemli bir şey ya da bu anlardan daha büyük mutluluk var mı sahi?

Olmamalı.

[gallery type="slideshow" ids="322,323,324"] Okumaya devam et