Antik Yunan’da durmadan sorduğu sorularla Atinalı gençlerin kafalarını karıştırıp onları yoldan çıkarttığı için yargılanan Sokrates, savunmasının bir bölümünde ölümden korkmanın bilgelik olduğunu söyler. Her ne kadar korkuyor olsa da, idam fermanının ardından baldıran zehrini korkmadan içerek yaşamına son verir.
Aynı dönemin Stoacı filozofları Marcus Aurelius ve Seneca ise, öğrencilerine sürekli bir cümleyi hatırlatır: “Memento mori”. Yani “Ölümlü olduğunu hatırla”.
Haddini Aşan Yaşam Rehberi’nde sıkça andığım 19. yüzyıl düşünürü Martin Heidegger, insanın ölümün kaçınılmaz olduğunu bilen ayrıcalıklı bir varlık olduğunu hatırlatır. Önemli de bir ayrıntıya dikkat çeker. Hatırlanmak istenmese de “ölüm” mutlak bir sondur. Fakat o malum son, kişi için başkasının değil; kendisinin ölümü olacaktır. Yani birey ölecek fakat terk ettiği yaşam devam edecektir.
Haddini Aşan Yaşam Rehberi’nin bu bölümünde konuğum Prof. Dr. Mustafa Özdoğan ile birlikte, “sağlıklı yaşam” adlı evrensel hasretimize farklı bir gözle bakmaya çalıştık.
(Podbee Media‘dan dinleyebilir ya da video olarak izleyebilirsiniz.)

Bir yanıt yazın