HAYR 98: Artık erkek dünyası değil

“Dünya Erkekler Günü” diye bir şey yok. Neden dersiniz? İçinde bulunduğumuz haftanın hepimize verdiği yetki ve sorumlulukla, kadın dünyasına bakıyoruz.

Bölümde bahsi geçen kitaplar

  • Masallar ve Toplumsal Cinsiyet / Melek Özlem Sezer / Kor Kitap.
  • Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik / Firdevs Helvacıoğlu / Kaynak Yayınları.

İnsanı anlamak, tarif etmek, yorumlamak güç. Bazen psikolojisiyle şekilleniyor, bazen biyolojisiyle. Kimi zaman genetik özellikleri, kimi zamansa kültürel kodlarıyla. En ortak özelliklerimizden biri, tembelliğe programlı zihnimiz. Mümkün olan en kısa zamanda, mümkün olan en az enerjiyle, mümkün olan en büyük faydaya ulaşmaya çalışıyoruz. Bu yüzden ayrıntılarla uğraşmaktansa “genellemeler” peşinde koşuyoruz. Hayali kavramlar, sınıflar, gruplar yaratıp; mümkün olan her şeyi onlardan birine sığdırmak istiyoruz.

Binbir çeşidine, binbir örnek vermek mümkünse de; bu bölümün gerekçesini oluşturması adına en genel, en evrensel ve en kadim olanını analım: “Kadınlar” ve “Erkekler”.

Haddini Aşan Yaşam Rehberi’nin bu bölümünde, kadın ve erkek ayrımının en soluklaştığı beyaz yaka dünyasından yola çıkarak mevcut duruma, güncel çalışmalara ve geleceğin fırsatlarına bakıyoruz.

(Podbee Mediadan dinleyebilir ya da video olarak izleyebilirsiniz.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.450 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


2 yanıt

  1. Mates avatarı
    Mates

    Kadını köleleştirmeye devam.
    Bir de iş dünyasında patronlar için siz müdürler sömürmeye devam edin.
    Projeler ile de sömürüyü süslemeye devam edin.

    Demek ki bundan sonra Garanti BBVA ile çalışmayacağım…

    1. Rilarose avatarı
      Rilarose

      Toplumda bir fırsat eşitliğinden bahsedilmiş, “rol eşitliği” denilmiş fakat beyaz yaka bir anne olduktan sonra gördüğüm tek şey asla eşit olmayışımız, bunun sebebi bir bebek her ağladığında annesini arıyor, bebeğim gece uyandığında sabah uyandığında düştüğünde korktuğunda her zaman ilk anneyi arıyor ki babası da her zaman yanındadır ama o anne diyor, çünkü anne bebek bağı dünyada kırılmayacak doğal ve çok derin bir bağdır. Bu noktada eşitlik kırılıyor ve bu duygusal bakım sorumluluğu ile eşit şartlarda çalışmaya devam etmeye çalışıyoruz. Bir yanımız çocuğumuz ağlarken yanında olamadık diye üzülürken bir yandan işe daha çok odaklanmalıydım diye içten içe kendimizi sürekli sorgulayıp endişeleniyoruz. Malesef ki eşitlik kavramının anne olduktan sonra büyük bir yalan olduğunu görüyorum.

Yayın Tarihi:

Kategori: