Yaşamın tamamı bir alışverişe benziyor. Bir şeyler almak adına, bir şeyler veriyoruz. Ancak verebilmek için önce bir şeyleri var etmek gerekiyor. Sonra var ettiklerimize bir bedel biçiyoruz. Ve sahip olmak istediklerimizi üretenlerin biçtiği bedel ile denk getirmeye çalışıyoruz.
Eğitim hayatında çalıştığımız dersler, sınavlarda sınanacağımız soruların karşılığında alacağımız notlar için. Çalışma hayatında verdiğimiz emek, devamında alacağımız ücret ile sahip olacaklarımız için.
İnsanlık bu ilişkileri uzun bir dönem “takas” ile yürütmeye çalışmış. Sonrasında çok daha pratik bir yöntem keşfederek, üstünde herkesin uzlaştığı bir ortak değer icat etmiş: “Para”.
Bugün paranın temsil ettiği varlıklardan bahsederken dünden farklı olgulara işaret ediyoruz. Paranın sadece dijitalleştiği değil; “akıllandığı” bir eşikteyiz. Eskiden kasalarda sakladığımız, cüzdanımızda taşıdığımız o değer; artık veriye, algoritmaya ve bizden daha hızlı düşünen otonom sistemlere dönüşüyor.
HAYR’ın 97. bölümünde teknolojinin ve stratejinin kesişim noktasında hem bu alandaki yenilikleri hem de bu yeniliklerin inşa sürecinde bireylerde ve kurumlarda aranan yeni yetkinlikleri ele alıyoruz.
(Podbee Media sayfasında video olarak da izleyebilirsiniz.)

Bir yanıt yazın