Anonim internetin sonuna doğru

Büyük dil modelleri ve yapay zeka vekilleri sayesinde anonim kullanıcı profillerini sahiplerinin gerçek kimlikleri ile eşleştirmek mümkün. Üstelik yüzde 90’a varan tutarlılıkla.

Sosyal medya hesapları, yaşamın her ayrıntısından etkileşim devşirme peşinde. İğdiş edilmiş ve büyüsünü çoktan kaybetmiş yaşamdan sıradışı kesitler çıkarabilme uğruna soluksuz bir yarış. Yarattığı heyecanın ve topladığı ilginin düşük maliyetinden olacak; her tür ifşa, herkes için heyecan verici. Aynı sebepten ötürü çağın en büyük günahlarından biri “gizem”. Fazlasıyla şüphe çekici; hatta sinir bozucu. Kafeste doğan kuşun uçmayı anormallik sayması gibi, münzevi ya da mahrem yaşamlara da israf gözüyle bakılıyor. Spotların odakladığı her gölge, aydınlık mahkumlarının yüreğini biraz daha ferahlatıyor.

Bu hafta Londra’nın göbeğine gizlice kondurduğu “Kör Vatanseverlik” temalı dev heykel ile yeniden gündeme gelen sokak sanatçısı Banksy, ifşa şehvetinin en kadim hedeflerinden.

Konumuzla doğrudan ilgili değil fakat Banksy elinden çıkma şu koca heykelin, dünyanın en fazla güvenlik kamerasına sahip Londra gibi şehirde, bir gece vakti kimse fark etmeden yerleştirildiğini söylemek aklımıza yönelik bir aşağılama sayılmaz mı?

1990’lardan bu yana halka açık alanlarda politik ve kışkırtıcı eserler üreten sanatçı, bugüne dek kendine ait tek kare fotoğraf ya da bilgi paylaşmadı. Bu yüzden gerçek kimliğine yönelik her teori, haber ya da belgesel büyük ilgi görüyor.

Son örneğinde haber ajansı Reuters geçtiğimiz yıl bir muhabir ekibiyle polis tutanakları, adliye kayıtları, el yazıları, fotoğraflar, tanık ifadeleri ve şirket belgeleri gibi binlerce kaynak üstünde aylarca çalıştı ve tüm ipuçlarını birleştiren dev bir dosya yayımladı. Ajans bu ifşa çabasının gerekçesini “kamu yararı” olarak açıkladı. Reuters’a göre Banksy topluma mal olmuş bir sanatçıydı. Kültür-sanat piyasası ve uluslararası siyasi söylemde belirleyici hale gelmişti. Dolayısıyla kim olduğu bilinmeli ve kamu denetimine tabi olmalıydı.

İfşa avcılarını mıknatıs gibi kendine çeken bir diğer (takma) isim ise “Satoshi Nakamoto”. Kripto paraların amiral gemisi Bitcoin’in teorisini geliştiren, adını koyan, yazılımını kodlayan ve 2009’da kullanıma sunan bu gizemli figüre yönelik teorilerin ucu bucağı yok. Ancak henüz hiçbiri iddiadan öteye geçebilmiş değil. Bu uğurda son çaba, The New York Times gazetesinin üstünde 1 yıl boyu çalışarak geçen ay yayımladığı kapsamlı araştırma oldu. “Bitcoin Gizemi” adlı bir belgeselden yola çıkarak yürütülen analizde, onları şüphelendikleri isme Nakamoto’nun internet forumlarındaki yazışmaları; sözcük seçimleri, cümle kalıpları ve yazım hataları götürmüştü.

Büyük “Teşhis” Modeli

Bir sokak sanatçısının ya da kripto para teorisyeninin gerçek kimliği, savundukları fikirler ya da ürettiği çıktılar adına ne ifade eder, neyi değiştirir; tartışılır. Ancak bu kedi-fare oyununda gizem avcılarının elinin her geçen gün biraz daha güçlendiği tartışılmaz bir gerçek. Sırtını büyük dil modellerine (LLM) yaslayan yapay zeka algoritmaları, bireylerin anonim kalma ihtimalini her geçen gün biraz daha zayıflatıyor. Hele ki internette Batman – Bruce Wayne tarzı çift kimlikle yaşıyorlarsa.

Ulaşılan seviyenin açık kaynaklara yansıyan en çarpıcı belgesi, İsviçre teknoloji enstitüsü ETH Zürich’in yapay zeka girişimi Anthropic ve MATS ile birlikte yürüttüğü çalışma. Büyük dil modellerini kullanarak özel bir algoritma geliştiren ekip, bu sayede anonim hesap sahiplerinin gerçek kimliklerine yüzde 90’a varan tutarlılıkla tespit edebilir hale gelmiş. Kişinin hem kendi ismiyle hem de anonim hesapla var olduğu hallerde başarı oranı daha da yükseliyor.

Kullanılan yöntemin özü gayet klasik. Anonim hesapların paylaşımlarındaki dil, üslup, yazım hataları, cümle yapıları ya da sözcük seçimlerinden yola çıkılarak oluşturulan örüntü, kişinin kendi ismini taşıyan hesaplarındaki metinler ile eşleştiriliyor. Tekniği emsalsiz kılan, bunun için kullanılan algoritmanın kudreti. Kurbanının kokusunu belleyen yapay zeka vekili (AI agent), bir av köpeği misali internetin altını üstüne getirerek bu izin peşini sürmeye başlıyor. Üye olunan hizmetler, sosyal ağlarda ya da forumlarda yorum yapılan ürünler; hatta puanlanan filmler dahi algoritmanın başarısında pay sahibi.

Bu yöntemle kişinin sadece gerçek kimliği değil; işi, adresi, siyasi eğilimleri, cinsel yönelimleri dahi tespit edilebiliyor. Hesabınızı kapatmış ya da paylaşımlarınızı silmiş olsanız dahi, tüm açık verileri toplayan hizmetlerden satın alınan arşivlerden geçmişe yönelik taramalar gerçekleştirilebiliyor.

ETH Zürich’in geliştirdiği model, kimlik deşifresi için eğitildiğinden neredeyse kusursuz çalışıyor. Fakat buna yakın sonuçlara ChatGPT, Claude veya Gemini gibi mevcut popüler ürünler ile ulaşmak da ihtimaller arasında.

Doksanlı yıllara denk gelen (ticari) internetin erken dönemlerinde en büyük tabu, bir başka kullanıcıya gerçek ismini söylemekti. İnternet herkesin takma adıyla var olduğu, alternatif bir evrendi. Bugünün popüler hizmetleriyse, profilimizi resmi kimlik belgesiyle onaylamak (eşleştirmek) istiyor.

Yapay zeka çağında anonim kalmak, fanteziye dönüşen bir tercih. Ve ifşa bağımlıları “doz aşımı” nedir bilmiyor.

(8 Mayıs 2026 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.451 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 yanıt

  1. Savaş SÖNMEZ avatarı
    Savaş SÖNMEZ

    Bir başka internet mümkün mü?
    Aklımda hep bu soru var. Çünkü 50 yaşında birisi olarak bize sunulan özgürlük ve gelişim fırsatının yerini artık teknoloji devleri ve onların geliştirdiği algoritmalarla yaşayan herkesi sömürme çabası almış durumda.

    Bu inanılmaz kontrol mekanizmasının başında oturan herkes her türlü komplo teorisinde ve karalama kampanyalarında (haksızlığı tartışılır) baş hedefler. Sağ olsunlar onlar da hiç geri adım atmıyorlar ve git gide daha da tiranlaşıyorlar.
    Tamam internetten alışveriş yapmak bir devrimdi. hatta yazışmak görüntülü konuşmak vs aklımızı almıştı. Ama bunun çok hızlı bir şekilde bizim neye karar vereceğimizi tahmin etmekten neye karar vereceğimizi belirlemesine çok hızlı bir geçiş oldu.

    Devletlerin tarihte bu kadar aciz kaldığı hiç bir zaman olmamıştır sanırım. Tabi insanlığın da bu kadar çaresiz bir bağımlık içerinde olduğuna…

    Bana afyon savaşlarını hatırlatıyor. Ama bu sefer bu afyondan kurtulmak tahmin ettiğimizden de zor olacak gibi.

  2. melih özçelik avatarı
    melih özçelik

    Günümüzde Algoritmalar sayesinde herkes kendi internetini yaşıyor. Herkes kendi yankı odasında kendisi gibilerle kaynaşıyor ve eriyor yok oluyor.
    Bu sistem sayesinde mono kültür yani kültürsüzlükle , rafta dizili cam bardaklar gibi yaşayıp gidiyoruz..
    Yankı odalarını alt alta topladığınızda belki bir anonim çeşitlilikten bahsedilebilir ama, arabalar bile üzerinde markası yazmasa neredeyse aynı..
    Tüm dünyayı kendi sınırları içinde eşitlemek isteyen bir dayatmacı monarşik bir hakim güç var..
    Oluştrulmak istenen dünyaya bakdığımda hangi anonim diye sormdan edemiyorum..Zira;
    Anonim folklorik (farklı bilgiler fikirler yaşam tarzları vs) zenginlik içerir oysa her gün her anlamda fakirleşiyoruz..

  3. HARUN Inandugcar avatarı
    HARUN Inandugcar

    Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, ve fikirlere kurşun işlemez.
    V for Vendetta
    Maskeler olmasaydı, ne Edward Snowden olurdu ne de Julian Assange. İfşalar maskesiz yapılmaz çoğu zaman.

Yayın Tarihi:

Kategori: