Stephen King’in 1979’da “Richard Bachman” mahlasıyla yayımladığı “The Long Walk” (Uzun Yürüyüş) adlı romanı, baskıcı yönetim ve yoksulluk ile beli bükülmüş bir ülkede 100 cesur gönüllünün hiç durmadan yürüdüğü bir yarışmayı konu alır. Herhangi bir sebeple yavaşlayan ya da duranlar önce sözlü olarak uyarılır. Fayda etmezse vurularak öldürülür ve yarış dışı kalırlar. Hayatta kalan son kişi, dilediği her şeye sahip olma hakkı kazanır.
King, benzer bir temayı 1982 yılında yayımladığı başka bir romanda daha kullanır. Ekonomi çökmüş, umutlar tükenmiştir. Halkın tek eğlencesi “The Running Man” (Koşan Adam) adlı bir TV yarışmasıdır. Katılımcılar kaçar, infaz ekibi kovalar. Ekran başındaki izleyiciler, tespit ettikleri kaçakları ihbar ederek ödülden pay alır. Kovalamaca uzadıkça, ödülün miktarı da artar. Yakalanan kurşuna dizileceği için, yarışma gerçek bir ölüm kalım meselesine dönüşür.
Yoklukla sınananların parayla, canı sıkılanların ise eğlence vaadiyle oyalandığı bu türden kurgular “The Hunger Games” (Açlık Oyunları) gibi birçok romana, “Squid Game” ya da “Black Mirror” gibi sayısız dizi ve filme konu oldu.
Fakat bugünlerde adından söz ettiren yeni bir dijital platform, kalabalıkların bilgeliğini bu mantıkta henüz akla gelmedik kurguların keşfi için kışkırtıyor. Üstelik, dileyen herkesi bir yarışmacı ya da olaydan habersiz herkesi potansiyel bir kurban haline getirerek. Hem de hiç umulmadık seviyede düşük bedeller karşılığında. Şimdilik sonunda ölüm yok. Ancak ihtimallerin ucu endişelendirici derecede açık.
Cesaretin bedeli
“Dare Market” sitesi ilhamını (sanıyorum) Jeanne Ryan’ın 2012’de yayımlanan ve 2016’da aynı adla sinemaya uyarlanan “Nerve” isimli romanından alıyor (Kitap Türkçeye “Oyun Bitti” ismiyle çevrildi). Bu eserde “Doğruluk ya da Cesaret” olarak da anılan “Truth or Dare” oyunundan “doğruluk” kısmının atıldığı ve yarışanların giderek daha fazla “cesaret” isteyen görevlerdeki başarılarıyla ödüllendirildiği bir düzen vardır. Zorluk arttıkça para ödülü de büyür. Ödül büyüdükçe görevler giderek daha korkunç ve kabul edilemez hale gelir. Fakat yarışmacı paraya, izleyici eğlenceye, görevleri tanımlayanlar ise heyecana muhtaçtır.
Nerve ilk bakışta antik çağlarda, vahşi yırtıcıların arasında, kana susamış seyirciler huzurunda, can derdine düşmüş gladyatörleri akla getirebilir. Ancak bu platformda gladyatörlerin aksine kimse oyuna katılmaya ya da yarışmaya zorlanmaz. Herkes gönüllüdür. Hepsi her an bırakma hakkına sahiptir. Ne var ki olayların akışı ve ödülün cazibesi bunu neredeyse imkansız hale getirir. Bu açmazın gündelik hayattaki yansımalarını sosyal medyada takipçi ya da etkileşim uğruna sergilenen tuhaflıklarda görüyor olmalısınız.

Türkçeye “Cesaret Pazarı” olarak çevirebileceğimiz “Dare Market” sitesi, Nerve platformuna oldukça benziyor. İsteyen herkes, cesaret gerektiren bir görev oluşturup, karşılığında vaat ettiği ödülü belirtiyor. Görevi kabul edenler, ödülün peşinde hedefe ulaşmak adına yarışa başlıyor. Yarışmacılar başarılarını video kaydıyla ispatlamak zorunda. Bazı görevler ödülü hedefe ilk ulaşana, bazılarıysa her ulaşana veriyor. Sadece Solana ya da USDC cinsi kripto paraların kullanıldığı bu yapıda Dare Market, oluşturulan her görevin vaat ettiği ikramiyeden yüzde 2,5, kazananlardan ise yüzde 6,9 oranında komisyon alıyor.
Cin şişeden çıktı
“Can sıkıntısına son” sloganına sahip site, manifestosunda kendini “internetin söylemi bırakıp, eyleme geçtiği yer” olarak tanımlıyor. Kaos hayali kurduğunu belirten kurucusu üyelere cesur, korkusuz ve zekice görevler için çağrı yapıyor. Herkesi rahatsız edecek, ortalığı karıştıracak türden fikirler aradığının altını çiziyor. Ancak diğer yandan olası bir yasadışı cesaret kurgusu tespit etmeleri durumunda yayına dahi girmeden sileceklerini vurguluyor.
Sitede şu an ödül miktarı 50 ile 500 dolar arasında değişen görevler var. Hemen hepsi restoranda megafon kullanarak sipariş vermek ya da kozmetik mağazasında kovulana kadar deneme parfümlerini sıkmak gibi nispeten masum fikirler.Dare Market’ın birkaç ay sonra sessizce kapandığını duyabiliriz. Fakat çok daha büyük ölçekli ve çok daha karanlık bir rotanın ilk kilometre taşı olma ihtimali de azımsanacak türden değil. Site, en yalın haliyle insan davranışını fiyat biçilebilir bir piyasa nesnesine dönüştürüyor. Dolayısıyla kurulacak bir benzerinde, kitlesel fonlamayla büyüyecek ödüllerin tahrikiyle, vahşete varacak tarzda görevlerin, anonim kripto para transferleriyle çeşitleneceği bir dünya pekala mümkün.
Edebiyattan sinemaya bunca ilham kaynağı olduğunu hatırlayınca, bugüne dek hayata geçmemiş olması bile mucize sayılmalı.
(15 Mayıs 2026 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Bir yanıt yazın