Ölmeden önce ölmenin hediyesi: şükretmek

‘Şükretmek’ enteresan bir kavram. Aynen ‘hoşgörü’ gibi içinde gizli bir kibir var. Sanki daha iyilerine layıkmış, olmamış; ama bu kadarına da ‘eyvallah’ dermiş gibi. Üstelik ‘erdemler galerisinde’ hep yüceltilmesine rağmen her şeyimiz şükretMEme üstüne kurulu. ‘O selülitlerle yaşamaya utanmıyor musun? Kimse görmeden al hemen şu kremi, sür sabah-akşam!’. ‘İnsandan çok mandaya benziyorsun. Zıplayanlar Pilates Merkezi’nde haftada 3 seansla sen de Instagram’da gördüğün o kusursuz kalçalara kavuşabilirsin’, ‘2 senedir aynı işte misin? Kariyer lağımına yuvarlamadan hemen CV’ni güncelle ve -daha mutsuz olacağın-  yeni bir iş bul’.

Arabanı değiştir, işini değiştir, dişlerini beyazlat, evini yenile. Aslında tercih etmediğin ama etrafındaki herkesin ölüp-bittiği o beldede tatile çık.

Şükretmek şart değil elbet. Fakat sağlık konusunda kesinlikle gerekli. Çünkü garip bir şekilde sağlıklı olmayı normal sanıyoruz. Oysa sağlıklı olmak dünyada çok az kişiye bahşedilmiş, istisnai bir hal (inanmıyorsanız gidin, birkaç test yaptırın da görün. ‘Hemen geçer’).

Garip bir şekilde sağlık sektörü de şükür sevmiyor. Önleyici sağlık bir yana kimi zaman akortları bozup kendi de hastalık, musibet icat edebiliyor.

Tam olarak neye denk geliyor bilmiyorum ama ben doktor, ilaç, hastane, tedavi sevmeyen o garip, anlaşılmaz gruptanım. Sağlık adına sevdiğim tek şey ameliyat olmak. Onun da sebebi ‘narkoz’ dediğimiz anestezi evresi. Uykuyla aramdaki kan davası narkozda mola veriyor. Ve ben o destursuz, deliksiz uykuya HASTA oluyorum!

İlaç sevmem ama asla. Mesela sizin başınız ağrır, bir ağrı kesici alıp hayatınıza devam edersiniz. Ben Rambo misali onunla boğuşurum. Bir ağrı geliştiren vücut onun şifasını da üretebilir elbet, değil mi? (keşke öyle olsaydı). Nice günlerim, anlarım heba olmuştur kimbilir bu inatlar uğruna.

Beden İletişimi Dersi

Tam olarak ne zaman başladığını bilemiyorum ama son birkaç senedir sağ yanağımda; kulağımın önüne doğru bir şeyler elime geliyordu. Bu yazıdan 132 hafta önce traş setimi unuttuğum bir yurtdışı seyahatimle birlikte hayatıma giren ‘sakal’ın örtücü etkisi de ağır ağır büyümesine rağmen onu görmezden gelmeme yardımcı oldu.

Bu elbette bir hataydı.

Fakat yine de onu düşünmediğim, yoklamadığım bir günüm bile olmadı. 2013 gibi bir baktırayım dedim. Yeni açılmakta olan lüks bir hastanenin acemilik dönemine denk gelince yine güme gitti. O ise hiçbirine aldırmadan yavaş yavaş büyümeye devam ediyordu (aşağıda -Instagram yüzünden- terse gelse de fark edebilirsiniz).

Sarayda yasamak kolay degil.

A post shared by M. Serdar Kuzuloglu (@mserdark) on

Sonunda dayanamayıp geçen ayın ortalarına doğru ailemizin Kulak-Burun-Boğaz Doktoru Mert Bilgili‘nin huzuruna (bir kere daha) çıktım.

O bölge -sağda 3, solda 3 adet olmak üzere- toplamda 6 tükrük bezimizin en büyüğüne evsahipliği yaparmış (hekimler ‘parotis’ diyor). Muayene, MR derken anlaşıldı ki usul usul büyüyen o şey –neyse ki iyi huylu– bir tümörmüş. Ve her iyi huylu şey gibi kırılgan, mahçup, dertsizmiş. (Yaban otu gibi) kötü huylu olsaymış her yana çok daha hızlı yayılıp, her boşluğa sızarmış.

“3,5-4 santim kadar var ama istersen almayalım” dedi Mert. Direkt reddettim. Olası bir erteleme benim standartlarımda en az 10 yıla denk gelebilirdi (üstelik narkoz uykusunu kaçırmak da olmazdı).

Eşimin hayatımda ‘puro, kötü beslenme ve kadınlar’ şeklinde özetlediği illetlerin bir payı var mı muamma. Ama şaka bir yana neden olduğuna dair sahiden bir fikrim(iz) yok.

Olurmuş öyle…

Sakallara veda

Bana düşen ameliyat öncesi sakalları kesmekti. Zaten sakaldan artık epey sıkılmış; sinekkaydı (ve simetrik) bir yüz ile yaşamak istiyordum; isabet de olacaktı. Fakat ameliyat için olunca keyif vermesini beklediğim bu traş aksine hüzün verdi. Kolunu kanadını kırar, yiğide kelepçe vururlarmış misali.

Mert, yüz sinirlerini ayıklama safhası yüzünden ameliyatın epey uzayabileceği konusunda önceden uyarmıştı. Bu zamana dek hiç bilmezdim; meğer yüzümüzdeki her kası ve bezi kontrolü eden sinirler tam o bölgede kafatasından (beyinden) çıkıp dantel gibi dağılırmış. Sarı hatlarla temsil edilen yüz sinirlerinin çıktığı bölgeyi aşağıda (kulak önünde) görebilirsiniz (tıklayıp büyütmeniz de mümkün).

yuz-siniri2

Ameliyatta kulağımın üst sınırından boynuma kadar uzun bir kesik açılıp önce milimetreler ölçeğinde ilerleyerek sinirler ‘kenara alınacak’, ardından ‘olay mahaline intikal edilecek’ ve tümör üstüne yapıştığı tükürük bezinin bir kısmıyla birlikte çıkarılacaktı. Fakat bu ‘sinir ayıklama’ sırasında geçici ya da kalıcı yüz felci riski de vardı. Bu ihtimal hayatını benim gibi sahne ve ekranlarda konuşarak kazanan biri için bu en hafif tanımıyla ‘bitiş’ anlamına geliyordu. Endişe etmedim desem yalan olur.

Aile ve akrabalar dışında kimselere haber vermeden 5 Eylül Pazartesi 6 saat süren bir ameliyatla tümörümden ayrıldım. Kitlenin boyutu da ameliyatın süresi gibi tahminlerimizi aştı: 7,5 santim! Bana çıkan ‘şeyin’ fotoğrafı bile dehşet verici geldi.

Oysa senelerce beraber nasıl da uyumlu yaşamıştık. İnsanoğlu nankör. Bedeninden çıkana bir anda nasıl da yabancılaşıveriyor.

Ameliyathanede etrafımı inceleyip “buradan iyi yazı konusu çıkar” demiş; hatta ekiple bir şeyler konuşmuşum ama hiçbirini hatırlamıyorum. O dertsiz, deliksiz, uzun uykudan geriye kalan tek anı Mert’in aşağıdaki karesi.

Aynalara mesafeli zamanlar

Ameliyatın üstünden 5 gün geçti. Evde (sözde) dinleniyorum. Herhangi bir şeye odaklanamadığım için ne doğru dürüst bir şey okuyabiliyor ne de izleyebiliyorum (bu yazı bile epey uğraştırdı). Mesajlar birikmiş, bir ara bakmalı.

Dışarı çıkasım da yok pek. Yüzümün sağ tarafında oluşan (beklenen / doğal) ödemin şişliği ifademi epey bozdu. Boynumda dev bir gıdık, şiş bir yanak ve nedense devasa hale gelmiş bir sağ kulak ile yaşıyorum. 6 ay ile 1 sene içinde hepsi geçecek diyorlar. Dilim anca kendine geldi ama operasyon bölgesi epey hissiz. Hele kulağım sanki başkasının gibi.

Canımı en sıkan çıkan kitlenin bıraktığı oyuk oldu. Ameliyatıma giren Plastik Cerrah Aret Çerci Özkan bölgenin zamanla dolacağını, yeterli gelmezse vücudumdan alacağı küçük bir yağ parçasıyla halledeceğini söyledi. Neyse ki göbeğimde Marmara bölgesindeki tüm vakalara yetecek kadar rezervim var.

Yine de ne güzel sakalsız yaşayacaktım; kısmet değilmiş. Barış Manço da meşhur bıyığını dudağını dağıtan bir trafik kazası yüzünden bırakmak zorunda kalmıştı. Belki benim alametifarikam da sakalım olur 😉

Ama en zoru da ne biliyor musunuz? Sıkışan göz sinirlerimden biri yüzünden sağ kaşımı ve alnımı şimdilik hareket ettiremiyorum. Masaj ve çalışmayla (umarız birkaç ayda) düzelecekmiş. Yüzüne hükmetmeyi isteyip -hatta ettiğini sanıp- edememek ne büyük işkenceymiş (kaşlarımı kaldırdığım eski karelere bakarak özlem gideriyorum).

Ağzımı hala tam açamadığım için bir şey de çiğneyemiyorum. Olan nimeti yiyememek en az ondan mahrum olmak kadar dertmiş.

Hepsinin sonunda yazının en başına dönelim ve kayda geçirelim: bütün bu dert ve musibetlerin bende bıraktığı hissin özeti: şükür.

Hem nasıl.

Hiç gereği ve hayrı olmayan bir illet bedenime musallat oldu; evet. Ama neyse ki şifası vardı. Doğru-düzgün hekimlerin eline düştüm. Yepyeni şeyler öğrendim. Sahip olduklarımın önemini, değerini ve kırılganlığını bir kere daha hatırladım. Bugün hala konuşabiliyor, yazabiliyor, düşünebiliyorum. Dünyadaki nice dertten benim payıma da bu düştü. Kendi adıma derslerimi fazlasıyla çıkardım.

İlk konuşmam 22 Eylül’de. Suskunlukla sabrettiğim bu ağrıların acısını sahnede çıkaracağım!

Kendinize (kelime anlamıyla) iyi bakın ve bedeninizi ihmal etmeyin. Şu hayatta gerçekten sahip olduğumuz tek şey bedenimiz. Musibetler olmasa hatırlayacağımız da yok üstelik.

Bu vesileyle kendileri için (yine kendi deyimleriyle) “Safari’de erkek aslan yakalamak” kadar nadir ve keyif verici bu hassas operasyonu ‘yüzümün akıyla’ sonlandıran doktorlarım Mert Bilgili ve Aret Çerci Özkan’a da sonsuz teşekkürler. Emsal vakalarda aklınızda bulunsunlar mutlaka.

91 Comments

  1. Çok çok geçmiş olsun abi. Bir an önce şifa bulursunuz inşallah. Bol bol yazın ki bu dinlenme döneminde faydalanalım.

    Cevapla

  2. Çok geçmiş olsun.. bir an evvel sağlıklı günlere dönmenizi umarım. Bilgili, donanimli, dolu, insanlara faydalı insanlarin sağlıkla olan kötü ilişkisi ayri bir arastirma konusu sanırım.

    Cevapla

  3. Serdar Bey,

    “biraz sıkıntı oldu ama iyiki de bu operasyonu yaptırmışım” cümlesini en yakın zamanda kurabilmenizi dileriz.Geçmiş olsun. Bu farklı dönemde umarım canını hiç sıkılmasın ve dinlenmenin keyfine varın.

    Acil şifalar.

    Cevapla

  4. Abi; şükürler olsun iyisin. Sabret, yarınlar dünleri unutturacaktır. Bir avuçluk dualarımız seninle.

    Cevapla

  5. Halk içinde bir nesne yok devlet gibi
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

    Çok geçmiş olsun, Allah acil şifalar versin. Senin gibi kendisi ile barışık bir adam için, bu sürecin tahmin ettiğinden daha kolay ve hızlı normalleşeceğine yürekten inanıyorum. Duamız seninle.

    Cevapla

  6. Çok geçmiş olsun Serdar Bey. Instagram’da fotoğrafı gördüğümde sadece sakalınızı kesmeye karar verdiğinizi sanmıştım. Bayağı bir badire atlatmışsınız. Tez zamanda sağlıkla huzurla konuşmalarınıza dönmenizi temenni ediyorum. Siz bize lazımsınız…

    Cevapla

  7. Amirim, geçmiş olsun. Bir şeyi anlamadım. Eşiniz hayatınızdaki 3 illeti sayarken kadınlar da demiş. Sadece meraktan soruyorum; Yani siz özgür bir evlilik anlayışına mı sahipsiniz? Evliyken puro gibi başka ilgileriniz de olabiliyor mu?

    Cevapla

  8. Selamlar,

    Dediklerinizi ayağımı kırınca yaşadım. Meğer ne değerliymiş yüremek. 3 ay boyunca yüreyemedim. İlk yürüşümü de instagramda paylaştım. Kötü günlerdi. Geçmiş olsun.

    Cevapla

  9. Büyük geçmiş olsun.. Risk üstüne risk almışsınız.. Doğal beslenmeye, doğru takviyeler almaya dikkat edin lütfen. Bağışıklık sistemimiz sağlam olduğunda her türlü tümörlü hücre ve hastalıkla kendi mücadele edebilir. Sonrasında hepimiz Allah’a emanetiz.

    Cevapla

  10. Çok geçmiş olsun. Bir an önce sağlığınıza kavuşmanızı diliyorum. Sizi seviyor ve takip ediyorum.
    Görmeyi, fark etmeyi ve fark ettiklerimiz üzerinde düşünmemi sağlayan yazınız/yazılarınız için çok teşekkür ediyorum.

    Cevapla

  11. Sevgili Serdar Bey, Değerli Âmirim!

    Samimiyetle söylüyorum gerçekten çok üzüldüm. Büyük geçmiş olsun diyorum. (Küçük versiyonu da varmış gibi fuzuli bir çağrışım yapıyor ama neyleyelim kelimelerin kalpten geçenlere tercümanlığı Google Translate robot çeviri kalitesinde kifayetsiz oluyor bazen…)

    Her yazınızda zihin dünyamıza farklı pencereler açıyor ve tabiri caizse “hiç çaktırmadan” didaktik mesajlarınızı ustaca veriyorsunuz.

    Sağlıklı, mutlu günler dilerim.

    Cevapla

  12. 20 küsur yorum var…hepsi çok geçmiş olsunla başlayan…üçünüz beşiniz de yeni bir şey söylesin…bu yazıdan çıkacak sonuç matbu iyilik dileği değil ki..bunu zaten insan olan diler..bir de yazmaya gerek var mı…ne diyordu hipokrat ; hastalık yoktur / hasta vardır…

    Cevapla

  13. Serdar bey cok gecmis olsun. En kısa zamanda iyilesmeniz dilegiyle. En azından cocuklara daha fazla vakit cıkmıs oldu, sizin gibi kitap kurduna, bolca kitap okuma zamanı ayrılmıs oldu.
    Saygılar

    Cevapla

  14. Geçmiş olsun Serdar, şükretmeye bakış açın söylemin kime olduğu ve halinlede alakalı Allah düşürmesin. Varlığın kıymeti en iyi yoklukta anlaşılır. Sağlık sorunlarında hal’e şükretmek sanıldığının aksine yanlıştır. Şükür olanı arttırır. Sağlık konusunda şükür değil hamd etmek gerek. Daha kötüsünden sakınıp daha iyisine talip olmak gerek. Sağlık büyük nimet. Prevention is better than cure.

    Cevapla

  15. Eski yazıların birinde “bugüne kadar hor kullandığım bedenim iflas etmiş…” En azından puro ve alkol azaltılabilir. Biliyorum bir keyif adamına bunları söylemek tutarsız ama vakit daralıyor amirim. Geçmiş olsun.

    Cevapla

  16. Merhaba Serdar bey, tabii ki geçmiş olsun.Kızımın Hemofacial Sinir sanırım 5’ci sinir oluyor, rahatsızlığı var.Seneler önce göz seyirmesiyle başlamıştı.Ancak botoxla sabitlenebiliyor.Hep üzüntü olmuştur bana.Ameliyatı riskli diye yanaşmıyoruz.Gerçekten üzücü durumlar.Dilerim eski görünümünüze kavuşursunuz.

    Cevapla

  17. Geçmiş olsun hocam. Zamanında ben de yaşamış olduğum ruhsal sıkıntılar yüzünden, “keşke psikolojik olmayan bir hastalık olsaydı en az ilaç kullanırdım veya ameliyat olurdum geçerdi.” diye düşünüyordum, her hastalığın ayrı bir probleme neden olacağını düşünmeden.

    Cevapla

  18. Çok geçmiş olsun. Tez zamanda sıhhat versin Allah… Hep derler ya hani, “hastalık gelmeden sağlığın değeri anlaşılmazmış” diye, hepimizin ki bu hesap işte…

    Cevapla

  19. Çok geçmiş olsun Serdar abi.. Allahın izni ile herşey yoluna girecektir. Biz yeterki her halimizi şükretmeyi bilelim.
    Sağlıklı, huzurlu daha önümüzde nice yıllar var Allahın izni ile.

    Cevapla

  20. Büyük geçmiş olsun amirim. Sizden öğrenecek daha çok şeylerimiz olacak, uzun bir süre sağlıklı ve mutlu bir hayat geçirmenizi diliyorum.

    Cevapla

  21. Öncelikle her şeyi geçmişte bırakabilip; mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir şekilde yaşamınıza devam etmenizi dilerim. Evren tarafından iki kere ölümle yoklanmış biri olarak Woody Allen’ın sözlerini köküne kadar yaşadığımı hissediyorum, belki siz de yaşamışsınızdır: “The most beautiful words in the English language are not ‘I love you’, but ‘It’s benign tumor.” Size de bir daha tanrının bu zorlukları yaşatmamasını umut ederim. Aret bey benim de doktorumdu. Çok tatlı efendi bir beydir. Size ve nicemize yardımcı olduğu için kendisine minnettar olmak gerek. Alnınızdaki kaslar belki de kaşınız hiç oynamayacak; ama sizin de dediğiniz gibi şükredip bir güne daha başlayabileceğinizi bilmek, o muhteşem nefesi almak bile paha biçilemez. Bunu da bizim yolumuzdan geçenler anlar. Derdi, dert yaşayan anlar. Esen kalın.

    P.S. Ağrı kesici almamak gibi huyu olan bizlere İzmirli doktorumun da dediği gibi “Yaptığını marifet mi sandın, başına iş aldın.”

    Cevapla

  22. Bu kadarla geçmiş olsun Amirim. Tez zamanda tamamen atlatırsınız İnşallah. Sağlığımız için hamd-etmek, nimetlere şükretmek gerek her daim..

    Cevapla

  23. Üstad çok geçmiş olsun.Yazınız her zaman ki gibi dersler içeriyor.Şükredebildiğiniz ve atlatabildiğiniz için sizin adınıza mutluyum.Saygılar, hürmetler.

    Cevapla

  24. Amirim çok geçmiș olsun. Benzer bir iyi huylu operasyonuda ben geçirdim 6 ay sonra hayat tamamen normale donmus oluyor. Sıkıntı yok șükür var 😉

    Cevapla

  25. İlk başta merakla ortasında kaygıyla sonunda “ohh şükür” diyerek okudum. Allah şifa versin abi. İhmal hastalığı maalesef virüs gibi bulaşıyor sanırım. Lütfen ihmal edilmemesi gerekenleri ihmal ederek bizleri korkutmayın. Sizi gayet yüksek seviyede seviyoruz. Zaten sevilecek “Adam” sayısı yok denecek kadar. Size de bir şey olursa… Sıkıntılı bir düşünce onun için kalsın.

    Cevapla

  26. Amirim geçmiş olsun. Bu arada bu yazılarınızı ozlemisiz. Bir bankanın sponsor olduğu sayfada yazmayı başlayınca sizi takip etmeyi bırakmıştım.

    Şimdi ne güzel tekrar hayata dokunan yazılarınızı okumak…

    Cevapla

  27. Serdar Bey,

    Yakın zamanlı tıpatıp aynı sıkıntıları yaşadım,yaşıyorum.
    duygularıma/düşüncelerime tercüman olmuşsunuz..

    sadece eklemek istediğim;
    çevreme karşı daha duyarlı olmaya çalışıyorum. hastalıkla eş zamanlı baba olduğum için kendimi, kendimden çok; oğluma ve eşime adadım.. onların mutluluğu, herşeyin ötesinde..
    “Memory remains”: -onlara bırakabileceğim en güzel şey; anılar.. bu yüzden her günüm, her saatim onlarla daha kıymetli.

    ..

    kendime kızdığım nokta ise; bulunduğum duruma şükretmek ve bu duyarlılığa erişmek için illa bu hasatalığı yaşamak mı gerekliydi!?!

    Sağlığım şimdilik iyi ve kontrol altında.. Geçmişe oranla garip bir şekilde herşeyden çok keyif alıyorum.. Geçmiş zamanlı konuşmalarınızı da takip ettiğim, düşüncelerinizi de yakınsadığım için yazınız içimde yer etti. Bir atım ötesi; bu farkındalığı artırmak ve mutluluğumu yayma isteği uyandırdınız.

    “Beni öldürmeyen şey, güçlendirir” felsefesinden hareketle düşensel boyutta daha farklı, daha duyarlı, daha mücadeleci, daha bilge, daha neşeli, daha keyifli… bir “Serdar Kuzuloğlu” göreceğimize eminim.. Açıkçası yeni yazılarınızı merakla bekliyorum..

    Cevapla

  28. Geçmiş olsun Amirim.

    Dediğiniz gibi hiç hasta olmayacakmışız gibi yaşıyoruz umarsızca. Sağlığımızı boazacak şeyleride tüketirken kendimizi avutmak içinde atın ölümü arpadan diyerek kendimizi rahatlatıyoruz.

    Çok şanslıyızki dünyanın ( bu bilimsel bir gerçektir ) en iyi ( eli titremeyen ve becerikli) cerrahları Türkiye de. Canlı Cerrahi portalım üzerinden ameliyat yayını yapıyordum. Çoğunu önce çekip kısaltıp yayınlıyordum ama bazılarını canlı canlı ( Türkiye’nin ilk canlı cerrahi organizasyonunu izmirde Dokuz Eylül ve Yunanistan arası yaptık) yapıp yayınladık. Gördüğüm o operasyonlardan sonra doktorlara bambaşka bir gözle bakmaya başladım. Heleki olması yüksek ihtimal birkaç cerrahi komplikasyonu engelleyen hemşireler cabası.

    Yalnız doktorlarımızın hükümetimizin ve halkımızın arası hiç iyi olmadı. Kazandıkları paranın haksız kazanç olduğu ( kimisi için geçerli olabilir ) ve muaynehanelerini kapatmaları için tam gün yasasını çıkartmaları ile tıbbi eğitim veren devlet üniversitelerinin eğtim kalitesinin ciddi şekilde düşmesi endişe verici.

    ” Bir doktorun aldığı maaşı kendi kazancı ile karşılaştıran inşaat işçisi yapımında çalıştığı evin logarına beton dökerek tıkar. Betonun üzerine hadi bunu aç görelim yazar.”

    “Biliyorsunuz tam gün yasasına dahil olan bir hekim tarafından özel hastaneden tedavi edilen bir başbakanımız vardı”

    Ülkede yanlış uygulanan sağlık politikaları ve yeni sağlıkçıların kalitelerinin her geçen gün düşmesi ile yanlış tedavi edilen veya yanlış ameliyat edilen hasta sayımız yükselişte.

    Kendisine tepeden baktığı gecerekçesiyle ya da ilgilenmeidği iddiası ile ( öğle yemeğine çıkan doktoru kalbine bıçak sokularak) öldürülmüştü. Sonra bu salgın haline getirildi.

    Neyseki siz emeğinizin karşılığını alarak iyi bir hekime iyi bir amliyat hanede ameliyat olarak hastalığınızdan kurtuldunuz. Yalnız şuan ülkedeki sağlık sistemi ile karşılaştırdığımız da “şanslı azınlık” içerisindesiniz.Ayrıca bunun içinde şükredebilirsiniz elbette ama bunun ilahi bir adaletle ilgiisinin olduğunu sanmıyorum.

    Her insan eşit şekilde eğitim ve sağlık sisteminden faydalanabilmeli ve insanca ortamlarda çalışıp yaşayabilmeli.

    Tekrar geçmiş olsun.

    Cevapla

  29. Çok geçmiş olsun. Hastalığınızdan isyan yerine şükran çıkması ne kadar güzel.
    Her halimize çok şükür.

    Cevapla

  30. Geçmiş olsun hocam. Dünya Halleri senin yokluğunda iyi güncellenmiyordu. Nedeni şimdi anlaşıldı… Resmen içerik kıtlığı yaşıyor. Bu arada bloguna biraz daha içerik gir. Seni okumayı ÖZLEDİK.

    Cevapla

  31. Serdar, Radikal yıllarından hatırlıyorum da çok değişmedin, zaman zaman unuttuğumuzun farkındayım ama ne kadar şükretsek azdır, çok geçmiş olsun Allah sana uzun, sağlıklı ve hayırlı bir ömür versin…

    Cevapla

  32. Geçmiş olsun. Sürekli takip eden biri olarak bunu kaçırdığım için üzgünüm. Bazı insanlar aileden gibidir ne birkaç kez karşılassan da. Yürekten geçmiş olsun diliyorum. Bu arada alternatif tıp da iyileşme sürecinde etkili olabilir. Tavsiyem bioenerji terapisi yaptırmanız.

    Cevapla

  33. Yaşlandıkça, kendimi gençken duyup dudak büktüğüm bütün klişeleri tekrarlarken buluyorum. Ağız alışkanlığıyla söyleniyor dediğim, kültürün içi boşalmış lafları diye burun kıvırdığım o sözlerin içi doldu. “Her şeyin başı sağlık” bunlardan biri. 2 yaşındaki ikinci çocuğumu memeden kestiğimde inmeyen şişliğin kanser olduğunu öğrendikten sonra anlamını derinden kavradım. Aynı şekilde, “iyi diyelim, iyi olalım” hayatımı kurtardı.
    Size de geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum.

    Cevapla

  34. En kolay çekilen acı, başkasının acısıdır derler. Başımıza gelmeden elimizdekilerin kıymetini ve şükretmeyi akledemiyoruz maalesef. Çok geçmiş olsun..

    Cevapla

Bir Cevap Yazın