Tag Archives | mimari

Haftanın Özeti: 18

İşte geldik Mart ayına. Cüce Şubat’ın son haftasının getirdiklerine bakalım.

UYARI: Özetlerin uzunluğu bazı mobil cihazlarda yüklenme sorunu çıkardığı için artık her kategori ayrı bir sayfada yer alıyor (dilerseniz yazı sonundaki kutudan diğer başlıklara atlayabilirsiniz).

Genel Gündem

  • Yabancıların duyduğunda en şaşıracağı İstanbul gerçekleri nedir? (36 dolar milyarderine ev sahipliği yapıyor olması dışında?)
  • Hala hatırlayan var mı bilmiyorum. 8 Mart 2014’te (yani neredeyse 1 yıl önce) Kuala Lumpur-Pekin seferini yapan MH370 sefer sayılı uçak kalkışından kısa süre sonra 239 yolcusuyla kayboldu. Hakkında birçok teori dolaşıyor. İlginç bir ayrıntı olarak bir kişi uçağın nerede olduğunu bildiği konusunda epey ısrarlı. Onlarca defa TV’ye çıkmasına rağmen ciddiye alınmamış olmaktan dert yanıyor. Şu soruyu arada tekrarlamamız gerekiyor: 21. yüzyılda koca uçak nasıl kaybolur?
  • Okyanusların en derin noktalarında varlığından bile haberimiz olmayan birbirinden sevimli canlılar yaşıyor. Birkaçına bakalım.

eOwL5

  • Is Anybody Down isimli bir site 2 sene boyunca intikamın en çirkin haline ev sahipliği yaptı. Sitenin içeriğini ayrıldığı eş ya da arkadaşlarının (beraberken çektiği) çıplak fotoğraflarını yükleyen kızgın aşıklar oluşturuyordu. Yüzlerce şikayete konu olan site sonunda kapandı. Fakat hukuki takip bitmedi. Kurucusu Craig Brittain yakalanarak tutuklandı. Ardından ironik tanımının bile yeterli olmadığı bir gelişme yaşandı. Brittain yakalama haberlerinde kendi fotoğrafını kullanan sitelere karşı hukuki mücadele başlattı! Kılıç çeken, kılıçla ölüyor.

Craig Brittain

Craig Brittain

  • Aşkın gözü kör değilmiş! Bilimciler aşık olunca beynin salgıladığı oxytocin hormonunu sarhoş farelere vermiş ve fareler ayılmış!

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

Küçük alanlarda yaşama sanatı

Nüfus ve şehirleşme konusuna konferanslarımda sıkça değinmek zorunda kalıyorum. Bu yazıda bahsetmemin nedeniyse onlardan biraz farklı olacak. Önce birkaç rakamla mevcut duruma bakalım:

  • Bulgulara dayalı tahminlere göre tarım çağını yaşadığımız M.Ö. 8000 yılında dünya nüfusu 5 milyon kadardı.
  • M.S. 1 yılındaysa (farklı araştırmalara göre) 300 ile 600 milyon aralığında bir nüfus olduğu anlaşılıyor. Yani yıllık nüfus artışı yaklaşık %0,05 olarak gerçekleşmiş.
  • Kayıtlara göre 1800 yılında 1 milyar kişiyi geride bırakmışız.
  • 130 yıl sonra; yani 1930’da 2 milyarı görmüşüz.
  • Neredeyse 30 yıl sonra; yani 1959’da 3 milyar olmuşuz.
  • 15 yıl sonra; 1974’te 4 milyara ulaşmışız.
  • 13 yıl sonra; 1987’de 5 milyarı geçmişiz.
  • 2011 yılında 7 milyarı geçtik.

Nüfusun nasıl büyük bir hızla arttığı ortada. Buna refah, yaşam koşulları ve sağlık şartlarının yükselişi, ortalama ömürün artışını da eklemek gerek ama doğum oranı da hızla artıyor. Örneğin bu yazıyı yazarken yılbaşından itibaren 38 milyon kişi doğmuş, 17 milyona yakın kişi vefat etmişti.

Bu veriler ışığında baktığımızda 2025 yılında 8 milyar, 2045 yılındaysa 9 milyar olacağız!

aa27iq98jq3mi-u8AWQYfXHcw-hd

Bir başka veri de şehirleşmeye yönelik. Birçok farklı sebeplerden ötürü nüfus hemen her bölgede hızla şehirlerde toplanıyor. Bu da şehir kavramına yepyeni tanımlar getiriyor. Bugün yaşadığınız şehrin kalabalığından, trafiğinden, itiş-kakışından dert yanıyorsanız biraz daha dişinizi sıkıp 2025’i bekleyin. Bugünlerinizi mumla arayacaksınız. Bu trendin kültürden suç oranlarına, sağlıktan yaşam koşullarına kadar pek çok etkisini göreceğiz. Hayatımızda pek çok şey radikal bir şekilde değişmek zorunda kalacak. Bunlardan biri de yaşam alanlarımız olacak.

Continue Reading →

Bu yazıya 12 yorum yapıldı.