Beyin sahiden bedava mı?

Masamda ve sabit diskimde okunmayı bekleyen onlarca dergi ve kitap vicdanımdaki yükünü ağırlaştırıyor. Tamamlamam gereken işler bir yana, blogda yazmak için sıraladığım onlarca yazı konusu var. Erteleme hastalığı için harika bir ortam. Ama ben ertelemek yerine (pek çoğunuz gibi) yapmam gereken her şeyi bir kenara bırakıp bambaşka bir şey bulmayı tercih ettim. Çağın esas hastalığı bu olmalı.

E-posta eritme seansında BrainPickings‘in haftalık e-bültenini okurken zaman algısına yönelik harika bir makaleye (ve bazı ilginç bilgilere), oradan da BrainCraft diye daha da güzel bir video kanalına denk geldim (TT’nin yurtdışı bağlantısının su kaynatmasıyla işkenceye dönüşen VPN erişimine rağmen) sekmeye devam ettim.

Aslında bu tip bilgi kırıntılarını bir süre önce Twitter’da başlattığım #BugünÖğrendimKi etiketinde topluyorum (ve ne mutlu ki benim dışımda bir şeyler ekleyenler de oluyor). Ama kanalın videolarından birisinin burada ayrıca yer alması iyi olur gibime geldi. Üstelik böylece her paylaşımımda (sanki bunda benim bir payım varmışçasına) “biz İngilizce bilmiyoruz nasıl anlayacağınız bunları?” minvali isyanlara da belki bir nebze pansuman olur dedim.

Teknoloji bizi aptallaştırıyor mu?

O meşhur videoyu eminim izlemişsinizdir. Kahramanımız gayet mantıklı bir önerge ortaya koyar. Bilgiyi beynine atmıştır. Çünkü beyin bedavadır. Kimilerine göre kapasitesi sonsuzdur; hiçbir şeyi -aslında- unutmaz.

BrainCraft videosu ise konuya farklı bir noktadan yaklaşıyor. Teknolojinin hafızamızı öldürüp öldürmediğini sorguluyor. Madem beyin bedava neden Google’a bu kadar başvuruyoruz?

Harici bellek (disk?) meselesi benim de üstüne kafa yorduğum bir konu. Örneğin gerçek hayattaki işlerimizde dış kaynak ve insanlardan faydalanabiliyorsak okullardaki sınavlarda da -jargondaki karşılığıyla- kopya çekebileceğimizi savunuyorum. (ilginizi çektiyse akılda tutma / internete bakma ikilemine dair endişeyi ilk gündeme getiren Nicholas Carr‘ın meşhur makalesi de aklınızda bulunsun)

Gelelim bizim videoya:

  • 2009’da New Jersey’dan New York’a sefer yapan bir uçak 16 bin feet yükseklikte büyük bir fırtınaya denk gelir. Vuran yıldırımlar sonucu kontrol araçları bozulunca uçak kontrolden çıkar, irtifa kaybetmeye başlar. Pilot düşüşü engellemek için burnunu kaldırmaya karar verir. Bu karar kesinlikle yanlıştır. Uçak daha da irtifa kaybederek bir binaya çakılır. Uçaktaki herkes hayatını kaybeder. Peki pilot acil durum eğitiminde öğrendiklerini en ihtiyacı olduğu anda nasıl unutmuştu? Teknoloji hafızamızı yok mu ediyor dersiniz?
  • Hepimiz Google çağında yaşıyoruz. Bir şeyi Google ya da Wikipedia’da aradığımızda beynimizi değil, parmak uçlarımızı kullanıyoruz. Peki bu bizi daha mı aptal yapıyor?
  • Hafızamızı kabaca ikiye ayırabiliriz. İlki bisiklete binmek, hareket etmek ya da duygusal tepkiler vermek için çalışan bildirimsiz hafıza (nondeclerative memory terimini böyle çevirdim), diğeriyse faks numaranız ya da Avustralya’nın başkenti gibi bilgiler için kullandığımız bildirimli hafıza (declerative memory).
  • Bir şeyi öğrenmek için internete başvurduğumuzda bildirimli hafızamızı geliştiriyoruz.
  • Bildirimli hafıza için beynimizin hipokampus adlı önemli bir bölümünü kullanırız. Bu bölüm bize anıları ve bilgileri hatırlama yeteneği sunar. Öğrendiğimiz yeni bilgiler de hipokampus ve etrafındaki bölgede (parahipokampal) depolanır.
  • Bilgileri akılda tutmak yerine her ihtiyaç duyduğumuzda Google’a bakmak beynimizi farklı bir şekilde çalıştırır. Bilgileri depolamak yerine sadece onları nerede bulabileceğimizi öğreniriz. Buna Google Etkisi denir.
  • Deneklerine gerektiği zaman cevapları için internete bakabilecekleri söylenen bir araştırmada kimse kendilerine sunulan bilgileri hatırlamak için emek göstermemiş. Soru sorulduğunda cevaba yönelik hafızalarındaki bilgileri taramak yerine bilgisayar ve arama motorları düşündükleri tespit edilmiş.
  • Bu tip harici hafıza kullanmaya transaktif bellek deniyor. Ve yeni bir kavram da değil. Einstein da kitaplarda yer alan bilgileri aklında tutmadığından bahsederdi. Başka insanların hafızasına güvenme durumu her insanda az-çok vardır. Google bunu küresel hale getirdi.
  • Artık bilgilerin kendisi yerine ihtiyaç duyduğumuzda onlara nereden ulaşabileceğimizi öğreniyoruz. Cihazlarla ilişkimiz geliştikçe bu eğilim de artacak. Bu sanıldığı kadar kötü değil. Beyin taramalarına göre internet araması sırasında beyin kitap okumaya oranla daha fazla çalışıyor. Bu süreçte hipokampus hala aynı şekilde çalışıyor.
  • Hatırlama görevini paylaşıyoruz ve bu bizi kolektif olarak daha akıllı yapıyor. Uyum sağlamak da daha kolay.
  • Tek dezavantajı bilgiye ihtiyaç duyduğunuz anda internetten uzak kalma ihtimali.

Bu noktaya kadar -hakkını vererek- geldiyseniz 552 kelime okudunuz, 14 bağlantıya tıkladınız ve 3 video izlediniz. Gözlerinizi kapatıp hatırlamaya çalışın bakalım -mesela- beynimizdeki o bölgenin adı neydi? (Şu yeni öğrendiklerimizi sakladığımız vardı ya hani?)