10 adımda mutlak başarının sırrı

İnsanoğlunun en büyük çelişkilerinden biri, olmak istediğine yönelik nefreti.

Herkesin popüler olma peşinde koştuğu sosyal medyada aradan sıyrılanlara karşı, daha çok para kazanabilmek için hayatından pek çok şeyi feda ederken zengin olmuşlara karşı ya da bir sınavda başarılı olmak için çabalarken en başarılı olana karşı nefreti ancak böyle açıklayabiliyoruz.

Her şeyin ötesinde başarılı olan emsallerimizi sevmediğimiz de ortada. Başarı her insanın kendi meşrebince Nirvana’sı. Ama başarılı olanları bekleyen tek şey geniş bir haset yumağı. Bir gün bununla ilgili laflarken aramızdan birisi “zirvedekiler yalnızlığa mahkumdur” gibisinden bir şey demişti. Çok da haksız sayılmaz.

suuuccc

Her Perşembe akşamı İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Next Akademi kapsamında yüksek lisans dersim var. Kampüsü; yani Santralİstanbul‘u çok sevdiğimden elimden geldiğince erken gitmeye çalışıyorum. Oranın havasını solumak hoşuma gidiyor. Üstelik her hafta, bir vesiyle birileriyle tanışıyorum. Beni internetten takip eden, yazılarımı okuyan birileri gelip sohbet ediyor. Dün de tam okulun bahçesinde motorumu park ederken  bir öğrenci yaklaştı. Ayaküstü sohbete koyulduk. Merhabanın ardından arka arkaya soruları sıralamaya başladı. Hayatta kimi örnek aldığım, kimi başarılı bulduğum, egomu nasıl yendiğim, başarıya nasıl ulaştığım gibi bir dizi ecel sorusu.

Öylece kalakaldım.

Çünkü bunlar gerçekten üstünde kafa yormadığım konulardı. Etrafımda bolca başarılı insan var (bu hayatın bana verdiği en büyük hediyelerden biri). Ama kendimi başarılı olarak adlandırmadım hiçbir zaman. İnsan kendisini genellikle başarısız olduğu şeylerle değerlendiriyor. En çok kendimizi hırpalıyoruz.

Üstelik başarı dediğimiz şeylerin çoğu aslında dönemsel, küçük çaplı; hatta belki bahse bile değmez şeyler oluyor. Başarıya dair kendime göre bir bakış açım var (Başarısızlık Zirvesi konuşmamı dinleyenler sanıyorum ne demek istediğimi anlamıştır). Bu konudaki bazı fikirlerimi de Yaprak Özer’in programında konuk olduğumda aktarmıştım. Bu söyleşiden ilgili kısmı (biraz toparlayarak) buraya aktarayım:

Bir tamirci olabilirsiniz ya da işiniz sadece bir vida sıkmak olabilir. Mesele o vidayı dünyada en iyi sıkan olmaktır. Başarı budur. Başarı patron ya da CEO olmak değil; yaptığın her neyse onu dünyada en iyi yapan insan olma ümidi taşımaktır.

Genellikle peşinde koşulan başarı adına yapılanlarda işin özüne dair hayal yok denecek kadar azdır. Birkaç örnekle genellemeler yapayım:

  • Bir futbolcu takımını tarihe yazdırmak için değil daha iyi bir takıma daha iyi bir bedele transfer olmak için hırslıdır.
  • Bir siyasetçi halkına daha iyi hizmet etmekten çok daha yukarı seviyelere çıkabilmek, aradan sıyrılmak ve imtiyazlarını koruyabilmek için çabalar.
  • Bir şarkıcı yüz yıl sonra da dinlenecek değil; albümünü sattıracak şarkının peşindedir.
  • Bir beyaz yakalı çoğu emeğini çoğu zaman işini hakkıyla için yapmak değil; terfi edebilmek, daha iyi bir maaşa ulaşmak ve hayalindekilere sahip olabilmek için harcar.
  • Ünlü filozof Schopenhauer‘ın tespiti de yabana atılır türden değildir: Seks, neredeyse tüm insani çabaların nihai hedefidir.

Hepimiz özünde daha iyi eşlere daha kolay yoldan ulaşabilmek ve elde edebilmek için çabalıyoruz. Daha iyi bir hayat idealinin biyolojik kökeninde daha iyi bir eş ve daha güvencede bir aile var. Şüpheniz varsa biraz okuma yapmak iyi gelebilir. Doğa bile bu konuda yeterince ipucu taşır esasında.

Özetle hepimiz gerçekten ve sadece uğraştığımız işlere odaklansaydık bugün iş alemi de yaşadığımız gezegen de çok farklı olacaktı. Şef, yönetici, müdür, amir, memur, astsubay, subay, müsteşar, bakan gibi uzmanlıktan çok kıdem, sabır ve yaşa bağlı pek çok unvan karşılıksız kalacaktı. (bütün bu tespitlerden mevcut hali eleştirdiğim, yanlış bulduğum sonucu da çıkmasın. Yaptığım bir durum değerlendirmesi sadece)

Başarılı mı, popüler mi?

Başarıya dair ciddi bir kafa karışıklığım var. Yukarıda bahsettiğim sunumumda da değindiğim gibi yakın geçmişte filmi çevrilmeseydi bugün ismini çoğu kişinin duymamış olacağı Nikola Tesla başarısız mıydı mesela? Dünyanın akışını değiştiren bir bilimci olarak beş parasız, bisküviyle hayatta kalmaya çalışırken, pis, sefil bir otel odasında öldü. Ya da (yine eminim pek çok kişinin ismini dahi duymadığı) Türkiye’nin en büyük başarı öykülerinden Vecihi Hürkuş başarısız mıydı? Türkiye’nin askeri ve sivil havacılık tarihini yazan adamın bugün başarıya dair bir mesele adı bile anılmıyor.

Özetle başarı kriterimiz çoğu zaman bugünün genel-geçer değerleri ve popüler kimliklerinden besleniyor. Nice başarı ve arkasındaki kişiler adları bile anılmadan göçüp gidiyor bu dünyadan. Çünkü başarılı olarak anılma beklentileri yok. İşlerine, hayallerine odaklanmışlar. Dertleri daha iyisini yapabilmekten ibaret.

Başarı o kadar dejenere olmuş, içi boşaltılmış bir kavram ki en temel değerlerden bile muaf hale gelmiş.

Güvenilirlik mesela…

Güvenilirlik popülerliğe endekslenmiş. Bakkalım olsa beş dakikalığına çişe giderken kasayı bile emanet etmeyeceğim kimileri ülkenin en güvenililr insanları arasına girmiş örneğin.

Özetle her şeyin anlamından alabildiğine uzaklaştığı bir dönemdeyiz.

Ay beyaz, deniz mavi

Ders çıkışı Vecihi‘ye binerken gökyüzünde muhteşem bir dolunay olduğunu fark ettim. Bu manzarayı Boğaz’da daha keyifle seyredeceğimi düşündüm. Akıntı Burnu’nda bir banka oturup seyretmeye başladım. O an ne kadar uzun zamandır göğe bakmadığımı düşünerek hayıflandım. Ay karşımda tabak gibi parıldıyordu. Dikkatle bakınca yüzeyindeki lekeler, kraterler belirginleşmeye başladı. Tam o anda aklıma geldi. Hala pek inanasım gelmese de bir iddiaya göre aramızdan bir insan oraya gidip aracından inmiş ve yürümüş, koşmuş, zıplamış ve dönmüştü. Aklıma yeniden okulun otoparkındaki kısa sohbetimiz geldi.

Ay’da yürümüş birileri varken başarıdan söz etmek kimin haddine?

Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Michael Collins geri döndükleri zaman koca evren içinde önemsiz bir kum tanesinden ibaret Dünya’da kopardığımız bunca fırtınaya şaşırmamışlar mıdır acaba?

Ya da daha güncel bir örneği; Felix Baumgartner’ı hatırlayalım:

Başarı bu değilse, nedir? Dünyanın en yüksek dağını fetheden (ve kimse inanmayacak derdine düşenAndrew Scott Waugh, nice zorluklara göğüs gererek Ümit Burnu’nu keşfederek geçen ve tarihin seyrini değiştiren Bartolomeu Dias ya da akla gelen gelmeyen nice bilimci, kaşif, araştırmacı, fikir önderi, teorisyen, politikacı, sporcuyu düşününce başarının çıtası arşa erişiyor.

Bu bahsin içinde anmadan geçemeyeceğim. 14. Dalai Lama’nın öğütleri arasında güzel bir sözü var; kulağınıza küpe olsun:

Başarılarını, onları elde etmek için feda ettiklerine bakarak değerlendir.

Kişisel gelişim adı altında birkaç adımda her şeyin sihirli iksirini bizlere sunmak adına çırpınılan bir çağ için hiç de uygun kafalar değil bunlar. 10 adımda başarıya ulaştıracak bir reçete hiç de fena olmazdı oysa.

Nazım Hikmet ne güzel yazmış başka şeylerin derdindeyken bu konuları:

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.

Bir de işin şu boyutu var elbette…

Mütevazı olmak ve çalışmaya devam etmek için ne çok sebebimiz var, değil mi?

, , , , , , , , , , ,

30 Responses to 10 adımda mutlak başarının sırrı

  1. Tufan Tunç 26/04/2013 at 02:20 #

    Serdar Bey,
    ne zaman ‘başarı’ kelimesini duysam Aziz Kedi’nin TEDx’deki Başarı ve Mağlubiyet konuşması aklıma geliyor.

    Bu yazıdan sonra izlemek daha anlamlı olacaktır: http://vimeo.com/20100323

  2. ahmet 26/04/2013 at 02:30 #

    tebrik ederim üstad…yine çok samimi yazmışsın…

  3. Mert Bulan (@mertbulan) 26/04/2013 at 03:31 #

    Kendimi başarılı bulmuyorum demişsin abi ama bir zamanlar internet dünyasında (ben dahil) birçok kişi seni başarılı buluyordu. Bunun nedeni Televidyon gibi Türkiye’de eşi benzeri görülmemiş bir hizmet sunman, Teknosohbet ve Yahoyt ile güncel teknoloji haberlerini bizlere ulaştırman, kaybolduk.biz ile yeni yerler keşfetmemizi sağlayan ve alkışlarlayaşıyorum ile nostaljinin dibine vuran harika projeler üretiyor ya da üretimesine katkı sağlıyor olmandı.

    Şimdi ise teknoloji haberlerini hürriyet gibi sitelerde teknolojiden pek de anlamayan insanların elinden okumak zorunda kalıyoruz. (Tabi birçok alternatif var ama son kullanıcı bu tarz sitelerden okuyor.) Kendisine incelemesi için ürün gönderdi diye o markayı yere göğe sığdıramayan, kağıtta yazan özellikler dışında bir şeyden bahsetmeyen insanlardan video başlamadan önce 30 saniye reklam izlettiren ürün incelemeleri izliyoruz. Foursquare’de en popüler mekanları tercih etmek zorunda kalıyoruz. Alkışlarlayaşıyoruma girince bırak bir yıl önceyi 1 dk önce televizyonda yayınlayan bol memeli videolar seyrediyoruz. (tabi önce reklamı 10 saniye reklam izlemeliyiz) Bunların sorumlusu bence sensin abi. Zamanında yükselttin çıtayı sonra bıraktın gittin.

    Şuan bu kadar takipçin varsa eminim sen de biliyorsun ki bunun nedeni bir zamanlar bu harika işleri yapıyor olmandı. Şuan ise sürekli çok meşgul olduğunu söylüyor ama bu projelerin yanından bile geçemeyecek işlerle uğraşıyorsun. (görüldüğü kadarıyla-> bargoa, sosyalstar) Bence o ecel soruları duyunca cevap verememenin nedeni bu. Eğer hala bu harika işleri yapıyor olsaydın bence çok rahatlıkla cevaplardın o soruları.

    (Burada kişisel olarak sana değil, bu işleri bırakmana neden olan kararına kızıyorum. Umarım yanlış anlaşılmamışımdır. Hala her yazdığın blog yazısını yayınladığın an bir solukta okuyorum.)

    • MserdarK 26/04/2013 at 04:10 #

      Bu yazının altında yatan fikir şu: hiçbirimiz başarılı olmak zorunda değiliz. Başarılı olmadan da bir hayat mümkün. Sıradan, iddiasız, sakin bir yaşamın kötü hiçbir yanı yok. Ama kendine ‘başarılı bir insan olmak’ gibi bir hedef koyunca, çıta görünenden çok daha yüksekte.

      Başarı gördüğümüz ya da bize gösterildiği kadar kolay, ucuz ve bol değil.

      Önceki senelere dair saydığınız işleri başarmak için değil sevdiğim için yaptım (hiçbirini başarı olarak da görmüyorum ayrıca. Özenli, emek verilmiş diyebiliriz belki). Şu an beni takip edenlerin çoğu o siteleri, hizmetleri bilmiyor; adlarını bile duymadı. O sitelerde çok küçük ama sadık bir kitleye büyük emeklerle bir şeyler sunduk. Onlar da sağolsun sahiplendiler. Bu günlere ait saydıklarınız ise küçük ortaklıklarla parçası olduğum işler. Çoğu daha geliştirilme aşamasında. Üstünde fikir yürütülecek bir şey yok ortada henüz.

      Dolayısıyla dün beni şaşırtan o sorularla (hayatta kimi örnek aldığım, kimi başarılı bulduğum, egomu nasıl yendiğim, başarıya nasıl ulaştığım) o günlerde de karşılaşsam yine cevap veremezdim. Çünkü o zaman da cevapları yoktu. Kimseyi örnek almıyordum, kendimi başarılı bulmuyordum, vs. Bu yazıda sebepleri detaylıca var zaten; tekrar etmeyeyim.

      Şu anki meşguliyetime gelince. Her hafta televizyon programımı yapıyor, gazete yazımı yazıyor, konuşmalar yapıyor, üniversitede öğrencilerime ders veriyor, bol bol okuyor ve paylaşıyorum. Bütün bunları zevk alarak, büyük bir aşkla yapıyorum. Vaktimin yüzde doksanını da bunlar alıyor.

      Kendimi kimseye bir şey sunma yükümlülüğü, sorumluluğu altında hissetmiyorum. Ne hoşuma gidiyorsa onu yapıyorum. Başka birilerinin de hoşuna giderse ne ala. Bu yüzden geçmişim ve bugünümle ilgili herhangi bir vicdani yüzleşme, mukayese halinde de değilim.

      • Mert Bulan (@mertbulan) 26/04/2013 at 13:09 #

        Anlatmak istediğim şey; gerçekten başarılı olan kişiler zaten sevdiği işleri yapan kişilerdir ve zaten onlara da sorsanız başarılı olduklarını söylemez sadece sevdiği işi yaptığını söylerler. Yani siz kendinizi başarılı bulamazsınız, bunu aslında diğer insanlar yapar. Buradaki insanlar kendinilerini başarılı buluyorlar mıdır acaba?: http://www.youtube.com/watch?v=4-TRErxV8hE

        Dolayısıyla siz o işleri yaparken gerçekten başarılıydınız. (Siz kendinizi başarılı göremiyor olabilirsiniz, ama öyle görünüyorduz)

        Yani kısacası söylemek istediğim; başarı, yaptığınız işin farklılığı, ulaştığı kişi sayısı ve onun sürdürülebilirliği ile doğru orantılıdır. Sizin bu formülde başarılı olmanızı sağlayan şey ise yaptığınız işin farklılığıydı. (Kaybolduk.biz, Televidyon gibi örnekler yoktu Türkiye’de hatırladığım kadarıyla.)

  4. yosi 26/04/2013 at 04:19 #

    ” Ay’da yürümüş birileri varken başarıdan söz etmek kimin haddine? ”

    Mesela onun orada yürümesini sağlayan giysileri tasarlayan, üreten kişilerde başarılıdır. Çünkü o giysiler olmasa o ortamda olamazdı.Veya gemiyi tasarlayan mühendisler…Eğer o sistemleri tasarlayan olmasaydı hatta o geminin yapımında kullanılan demiri yeraltından çıkaran madenci, işleyen ve sanayii kullanımına hazır hale getiren işçiler olmasaydı oraya gidilemezdi…Örnekleri arttırabiliriz böyle bakınca başarı kimin?

  5. Tuğba Bayburtluoğlu 26/04/2013 at 05:45 #

    Böyle boş boş ekrana baktım yazıyı okuduktan sonra. Gözlerim dumanlandıydı Nazım’ın şiirinden. Orda zeytin ekenden çok alıntı yapılır ama ben laboratuardaki insanlar özdeşleştirdim kendimi son projem dolayısıyla. Kendimi önemsiz, yaptığım işi insanlığa o kadar da fayda sağlamayacak, muazzam innovatif bir üretim/yenilik olarak görmüyordum. Belki bir astranot olabilseydim dediğiniz gibi kesinlikle hem içsel hem de toplum gözünde başarıyı yakalardım. Ama heyhat eli sebzeli makarna hamuruna bulanmış bir gıda mühendisiyim. Adım Hıdır elimden gelen budur.

    Kısacası kaleminize sağlık. Eşime dostuma okutacağım, saklayıp kızıma anlayabileceği zaman yol göstermesini sağlayacağım bir yazı olmuş. Teşekkürler.

  6. Semi Colon (@neden_neden) 26/04/2013 at 05:59 #

    Orhan baba bir söyleşisinde. ” başarı mutlu olmaktır” demişti. Dagilabiliriz.

  7. Esra 26/04/2013 at 06:38 #

    Cok dogru tespitlerle dolu guzel bi yazi, sonuna kadar katildigim ve hic katilmadigim noktalar da var. Ama bence burada bahsettiginiz basari ‘mutlak’ basari degil. Bir seyin ‘mutlak’ olabilmesi icin nihai olmasi gerekiyor. Ama burada kastedilen basari fani bir basari. Yapilan is her ne ise, yapan kisi kendi refahi ve mutlulugundan ote,’oldukten sonraki hayat icin de bir anlam ifade ediyor mu acaba’ kaygisi tasimiyorsa ancak bu dunyada ve bu hayattaki (tartismali ve degisken) ‘basari’ kriterlerine gore basarili olmus sayilir bence.

  8. Tolga Uçak 26/04/2013 at 07:57 #

    Dalai Lama’nın şu sözünü “Başarılarını, onları elde etmek için feda ettiklerine bakarak değerlendir.” okuyunca aklıma alttaki söz geldi. Alttakinin kaynağını bilmiyorum ama farklı bakış açılarıyla bir şekilde örtüşüyorlar.

    Success is like being pregnant, everybody congratulates you, but nobody knows how many times your were fucked before you got there.

    Selamlar,

    • pink 27/04/2013 at 20:19 #

      Tolga Bey,
      Başarı ile ilgili yazdığınız söz mükemmelmiş:))) Hangi kafayla buluyorlar bu matrak sözleri? Kime aitmiş acaba?

  9. Utku Tarzan 26/04/2013 at 09:21 #

    Mavi Balina

  10. Mithat AKTEL 26/04/2013 at 09:35 #

    Öncelikle teşekkürler bu bilgileri fikirleri paylaştığınız için,
    En önemli gelen tarafı yazını herkesin yaptığı işteki sevgi ifadesi,severek yapması kabul etmesi,Başarının beyaz yakaya seo yada patronluğa bağlanması ne kadar doğru? İyi işler yapabilirsiniz ama her zaman daha iyiside vardır yapılabilir,insalığın bir çok alandaki hızlı değişimide bunun göstergesi değilmi ? BENCE BAŞARI ULAŞILMASI GEREKEN BİR HEDEF DEĞİL, SÜREKLİ GELİŞEN ÇALIŞMALARDIR,yaşamayı severekte yapılıyorsa tadından yenmiyor.

  11. Işıl Yılmaz Sümer 26/04/2013 at 09:36 #

    Abi, aslında dün yazdığım yoruma ilave edecektim ama sanırım yeri burası.

    Epiktetos demiş ki; “Dünyadan elde ettiğin her büyük nimet için bir hırsa ihtiyacın var, bu hırsın sana istediğini elde ettirir ama asıl görmediğin özünden fire verdirerek, bunu düşün.! Her elde ettiğin maddenin senin ruhun ile alışverişini de azalttığını, biraz daha onunla irtibatını kestiğini unutma!”

    Yazının sonlarına doğru gözlerim doldu. Başarılı mısın bilmiyorum ama akıl hocam olarak gördüğüm birkaç kişiden birisin, sen bilmesen de :)

  12. Figen Ger 26/04/2013 at 10:01 #

    “10 adımda…” ile başlıyo diye okudum, adım madım çıkmadı içinden. İadesini talep ediyorum :)

  13. b.g. 26/04/2013 at 12:10 #

    Merhaba,
    Yine beğendiğim yazılarınızdan biri. İzninizle link vererk yazınızı bloğumda kullanacağım. Üzerine de kendimce bir şeyler eklemek istedim…Saygılarımla,

  14. Ömer Narcıoğlu 26/04/2013 at 18:36 #

    Tamda bu hafta üzerinde düşündüğüm bir konu hakkında yazmışsınız.
    En ihtiyaç duyduğumuz şey para, başarı olmadan para olmaz, başarı olmadan para elde tutulamaz. gibi bir çıkarıma ulaştım.
    ”yaptığın her neyse onu dünyada en iyi yapan insan olma” başarı adına konulan bir hedef olmalı.

    “Hepimiz özünde daha iyi eşlere daha kolay yoldan ulaşabilmek ve elde edebilmek için çabalıyoruz.”

    üstadım bu iş kalitesiz insanların işidir hak etmeyen insanların yaptığı iştir.

    görüyoruz ki herkes bütün klasikleri falan sular seller gibi ezberlemiş. soru sorsan öylece kalır.
    yalan dünya yalan hayatlar.

  15. yigitak 26/04/2013 at 20:46 #

    Amirim selamlar,

    “Mesele vidayı dünyada en iyi sıkan olabilmek” bence yazının özeti ve özeli olmuş. Bunu idrak edemememiz ya da çağın bunun üstüne düşünmeye dahi izin vermemesi sanırım temel sıkıntımız.

    Yeteneği, ilgisi ne olduğuna bakılmaksızın puanımıza göre eğitim almaya başladığımız yıllardan itibaren gittikçe daha vahim hal almaya başladı. Arkeolojiye ilgi duysak da Elektik Mühendisliğini tutturan bir puan ile arkeolog olarak nasıl başarılı olabilirdik ki!

    Hepimiz başarı peşindeyiz, başarıyı doğru tanımlayamadan. Nicel sonuçların hastasıyız; kazandığımız paradan, takipçi sayısına, hatta en az üç çocuğa kadar… Niteliğinin çok önemi yok.

    Başarmak için her şey de mubah ayrıca.

    Takdir edilmeyi beklemekten takdir etmeyi unutur olduk. Hatta takdir edilebilmek için başkalarının başarısızlığına sevinir, başarısızlığı için çabalayabilebiliriz.

    Zihninize, kaleminize sağlık amirim.
    Saygılar.

  16. Can Aydoğan 27/04/2013 at 15:03 #

    Sanırım bu hikayeyi sizden duymuştum ama yine de tekrar edeyim. Karıncaya sormuşlar; “Nereye gidiyorsun?” “Hacca demiş” karınca “Ama sen bu ufak tefek halinle oraya varamazsın” demişler. Karınca da; “Varamasam da yolunda ölürüm” demiş.

    Eteğimizdeki tüm taşları döküp, elimizden gelenin en iyisini yaptıktan sonra, başarı ve başarısızlığın da bir kıymeti kalmıyor. Kendi kabiliyetimizin en uç sınırlarına ulaşınca, daha iyisini yapmamız zaten olası değil. Bu noktadan sonra başarısızlık için hayıflanmak anlamını yitiriyor. Elimizden gelenin en iyisi ile başaramadıysak, mümkün olmayan bir şey için neden kendimize kızalım ki.

    Bence, bazen değil her zaman denemek, başarmaktan daha önemli.

  17. Ahmet Kara (@kahmet) 28/04/2013 at 09:40 #

    Harika bir yazı olmuş, elinize sağlık. Ayrıca yorumlar da çok keyifli, paylaşımlar için herkese teşekkürler.

  18. GaripBlogcu 01/05/2013 at 23:56 #

    Harika bir yazı olmuş teşekkürler.

  19. Berna Atay 03/05/2013 at 18:46 #

    Bence başarılı insan hayattan doyum alandır. Kimse olmaya özenmeyen ve istediği hayatı yaşayabilendir. Başarı belkide biraz özgür olabilmektir ve kendin olabilmektir. Egolarından arınmış insandır başarılı ve sevdiği işi yapandır. Keşkeleri az olandır :)

  20. onderaydin 10/05/2013 at 15:06 #

    Yorumlarıyla beraber, Internet dünyasının Türkçe içerik tarihinde en zihin açıcı yazılarından biri olduğuna inanıyorum. Ellerinize sağlık.

  21. susi 09/03/2014 at 22:25 #

    Basari basari basari… neden acaba bi kerede bni bulmuyo . Bir insanin hic bir isimi yolunda gitmez . Hic bir istegim olmuyo yapamiyorum . Delirmek uzereyim . Kimse kimseye yardim etmiyo . Hayatta herzaman yanlizsin . Herseyi tek basina basarmak zorundasin . Ama olmuyo olmuyo . Biktim ve de yoruldum .

  22. Meltem E. 02/06/2014 at 23:34 #

    Gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Ben 18 yaşında etrafındaki insanlar tarafından en havalı ve paralı mesleğe zorunda bırakılmış ve bunu yapabilmek için üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenciyim. Çevremdeki insanlar beni o kadar etkiledi ki hep onları mutlu etmeye çalıştım ama ben daha çok duvara tosladım ve yolumu kaybettim. Şuan gerçekten kaybedecek yolum bile kalmadı. Ama siz bana bir yol çizdiniz. Bana gerçek başarıyı gösterdiniz. Sizin yazınız beni çok etkiledi ve sizinle duygularımı paylaşmak istedim. Size çok teşekkür ederim. Bence siz çok başarılısınız çünkü bir insana en harika yolun başlangıcını çizdiniz. Gerisini tamamlamakta bize düşer size çok minnettarım. Umarım yanlış birşey dememişimdir. Teşekkür ederim. :)

  23. oluski tartan 16/12/2014 at 05:52 #

    adım madım yok la burda :D hevesim kırıldı okumucam banane

Trackbacks/Pingbacks

  1. Instagram'ın en popüler 10 mekanı - M. Serdar Kuzuloğlu - 15/12/2013

    […] başlıkları sevmem ama DM hizmeti sunmaya başlamasını bahane ederek hem sunumlarımda hem de Next Akademi […]

  2. Sosyal medyada 'bulamayacaklarımız' - M. Serdar Kuzuloğlu - 01/03/2014

    […] Kişisel gelişim adı altında satılan kitaplar, verilen kurslar, yazılan blog yazıları şaka gibi. Çoğu sizi geliştirmek yerine çağın yalan ve klişelerine hapsetmek üzerine kurulu. Hiçbir şeye sabrı olmayanların çağında hayat değiştirmek de kolay değil. Bu yüzden her şey hazmı en kolay haliyle karşımıza çıkıyor: 7 adımda patronunuza hükmedin, 12 adımda 12 kilo verin, günde 20 dakikaya baklava göbek, kariyerinizde zirveye çıkmak için 8 tavsiye, 10 adımda mutlak başarının sırrı… […]

  3. IŞİD'in sanata katkıları - M. Serdar Kuzuloğlu - 04/10/2014

    […] birbirine girmiş, alt-üst olmuş durumda ve rehberlik edeceklere, onların gösterdiği yollara tahammülümüz yok (Unutmadan; şu edebiyat videosu hoşunuza gittiyse sanatın anlamına da bir kulak verin […]

  4. Daha iyi yazma yolunda 10 'altın' kural - M. Serdar Kuzuloğlu - 16/03/2015

    […] aynen başlıklarındaki gibi 10, bilemedin 15 adımda mükemmel tekniklerin sırrına vakıf olabileceğimizi zannettirir. (oysa böyle maddeler sayesinde daha iyi yazma ihtimaliniz sauna eşfomanıyla o gördüğünüz […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim