Tag Archives | neil armstrong

Haftanın Özeti: 39

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Tatilim internetin her şeyden daha az olduğu ortamlarda sürüyor. Ekranlardan, sosyal medyadan ve gündemden alabildiğine uzak geçen her gün beni biraz daha huzur ve enerjiyle dolduruyor. Hele ülkeden birkaç kulaç uzaklaşınca –en umulmadık yerde dahi– keyif, coşku daha da bir katlanıyor.

İstanbul’daki balkonsuz evimizin ukdelerinden dolayı yazlığımızın balkon ve bahçesi ana yaşam alanım. Geçen gün verandada döke- saça yenen öğle yemeklerimizden birinde Ali ve Zeynep nazlanınca tabaklarından bir pirinç tanesini yere attım ve seyretmelerini istedim. Göz açıp kapayıncaya kadar yüzlerce karınca bizimkilerin burun kıvırdığı pirincin başına üşüşüp yuvalarına taşımak için ibretlik bir çabaya girdi. Bu kıssadan hissenin bize hediyesi ise işlerini bitirene dek -ki bu saatler sürdü- üstlerine basmadan eve girip-çıkabilmek için türlü çeşit akrobasi yapmak oldu.

Biz karıncaları ezmeden evimizde hareket etmeye çalışırken birileri, bir sebeple 32 insanı patlatarak havaya savurdu. Çok daha fazlasını da ruhen ve bedenen yaralı bıraktı. O bedenler tek parça halinde yaşamaya devam etseydi belki ileride birimizin derdine derman olacak ya da bu ülkenin kaderini değiştireceklerdi. Belki de hepsi çok fena insanlardı. Hiçbirinin önemi yok artık. Çünkü öğrenme şansımız kalmadı. O planı yapanların böyle merakları da yoktu zaten.

32 insan ‘canları pahasına‘ kendileriyle hiç alakası olmayan bir senaryonun aracı oldular.

Bu vesileyle böyle kalleşçe bir yöntemle, vahşice hayatını kaybedenlere dahi -nasıl oluyorsa- üzülmeyi beceremeyenlerle karşılaştık (bir kere daha). Tarafçılık kimilerini insanlığından mahrum bırakmış. Bunun yükü hepsinden ağır.

Bu yüzden bu haftaki özet (en azından benim için) biraz daha anlamlı. Kendine böyle düzen ve yöntemleri reva görenlerin; yaptıkları, destekledikleriyle günün sonunda aslen kimin ekmeğine yağ sürdüğünden habersizlerin devranında dünyanın geri kalanında neler olup bitmiş bir bakalım.

Üzülelim mi yoksa bir yerlerde umudun her şeye rağmen varlığını sürdürüyor oluşuna sevinelim mi siz karar verin.

Genel Gündem

  • Hemen her fırsatta dile getirdiğim, konuştuğum, yazdığım bir konu: dünyada tahminlerin ötesinde fazla kilolu; hatta obez insan var ve sayıları artmaya devam edecek. ‘İdeal kilo’ modern zaman fantezisinden öte bir şey değil. Fakat doğada üstüne bir şeyler giyinmek zorunda olan tek canlı türü olan biz insanlara yönelik kılık-kıyafet tasarlayan markalar sanki bundan haberdar değil gibi. Dar kesimler, küçük bedenden ibaret seriler… Neyse ki işler yavaş yavaş değişiyor. Çünkü paranın kokusu tatlı geliyor (kilolu ve şık olmak isteyenlerin pazarı sadece ABD’de dahi 9 milyar dolarmış mesela).

kilolu-giyim

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 16

16 haftadır süren bu özetler bana kafayı taktığım konular için 1 haftanın ne kadar uzun bir zaman dilimi olduğunu gösterdi. Eski özetlere göz gezdirirken aklıma bağlantılı birkaç güzel fikir daha geldi. Umarım hayata geçirme fırsatı (yani zaman ve enerjiyi) bulabilirim.

Unutmadan; her hafta övgüyle bahseden, yapıcı eleştirilerini esirgemeyen, atladığım haberleri yorumlarla tamamlayan ve paylaşarak yaymaya çalışan herkese çok teşekkür ederim (İki hafta önce bir sosyal deney olarak usulca yan tarafa yerleştirdiğim bağış düğmesine ilgi gösterenlere de teşekkürü borç bilirim. O ayrı bir yazının konusu olacak).

Haydi başlıyoruz!

Genel Gündem

  • Gündemi videolu takip etmek istiyorsunuz. İngilizce biliyorsunuz ve iPhone sahibisiniz. Reuters’ın yeni hizmetine bir bakın derim.
  • Fast Company iyimser insanların 7 ortak özelliğini sıralamış: şükran ifade etmek, zaman ve enerjisini başkalarıyla paylaşmak, başkalarıyla ilgili olmak, çevresini olumlu insanlardan oluşturmak, her şeye itiraz eden kötümserlere kulaklarını tıkamak, bağışlamak ve gülümsemek. Detaylar şöyle.
  • Almanya’nın Nuremberg şehri geçen hafta dünyanın en büyük oyuncak fuarı olarak kabul edilen Spielwarenmesse‘ye ev sahipliği yaptı. Teknolojiyle bezeli binlerce yeni oyuncak arasında benim ilgimi en çok yeni LEGO setleri çekti. Özellikle Spaceport adlı uzay serisi. İzleyerek avunalım.

  • Bu hafta 57. Grammy Ödülleri sahiplerini buldu. Adaylar arasında internette kitle fonlama marifetiyle hayata geçmiş 7 başlık olduğunu gözden kaçırmayalım.
  • ABD’den bir haber daha verelim. Ülkede ihtiyaç sahiplerine en büyük maddi bağış yapan 50 kişilik listenin büyük bir bölümünü teknoloji girişimcileri oluşturuyor. Aralarındaki en taze zenginlerden biri de Whatsapp’ı Facebook’a 22 milyar dolara satan Jan Koum556 milyon dolar bağış yapmış. Bu yıl ne kadar olacak göreceğiz. Şimdi sorayım: siz yapar mıydınız?
  • Gençlik ve Spor eski Bakanı Suat Kılıç’ın Twitter hesabı hack edildi (Sayın Kılıç blogumu okusaydı bunlar olmazdı).

suat-kilic

  • Fransa da Charlie Hebdo saldırısı bahanesiyle internet sansürünü yasalaştırmaya çalışıyor. François Hollande terör ve çocuk pornografisi içeren sitelere 24 saat içinde erişim engelleme getirilmesini talep ediyor. (bu tip girişimlerde araya çocuk pornosu sokmadan olmaz. Çünkü o varken kimse itiraz edemez, ‘diğer esas mesele’ de arada kaynar).
  • Diğer yandan son dönemde özellikle Ukrayna politikası yüzünden Avrupa ve ABD’nin hedefine oturan Rusya, sosyalizm dönemi sonrası en büyük ekonomik krizini yaşıyor. Politik manevralar da cabası. Tam bu dönemde Pravda kaynaklı bir haber kesinlikle ilginç. Buna göre Rusya 2001 yılında ABD’de gerçekleşen 11 Eylül saldırıları hakkında elindeki uydu görüntülerini de içeren delilleri paylaşacak. İddiaya göre bu belgeler saldırıların ABD istihbaratının bilgisi dahilinde ve kontrollü saldırılarla taşeron örgütlere yaptırılmış.
  • Benim gibi tekne meraklılarına müjde: Boat Show 2015, İstanbul CNR Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Ziyaret için son gün 22 Şubat. Hepimizi heyecanlandıran motorun yaptığı dalga… Köpürtmesi… ANLAYAMAZSINIZ!

  • Geçen hafta Twitter en çok sansür talebi yapan ülkeleri sıralamıştı. Bu hafta da Facebook paylaştı. Neyse ki bu sefer listede Türkiye yok (şaka şaka).
  • Media Freedom, dünya sansür haritası oluşturdu.
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sınır tanımamakla suçladığı Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü ise dünyada medyaya yönelik baskıların küresel haritasını yayımladı (Meraklısına: Türkiye 180 ülke arasında 149. sırada. En özgür Finlandiya birinci, en tutsak Eritre ise yüz sekseninci).
  • Bu hafta kabul edilen torba kanun uyarınca Başbakan ya da ilgili Bakanlar mahkeme kararı olmadan internette istediği içeriği Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı üstünden erişime kapatabilecek. Kişisel veri gizliliği konusunda da düzenlemeler yer alıyor.
  • 131 ülkedeki 5 bin 692 fotoğrafçının gözünden 97 bin 912 kare arasından seçilen 2014’ün en iyi haber fotoğrafları bu sene de sahiplerini buldu. Singles kategorisinin birincisi Berkin Elvan’ı anma eylemlerinden bir kareyle Fotoğrafçı Bülent Kılıç oldu. Tebrikler.
Halk için emniyet, adalet için hizmet.

Halk için emniyet, adalet için hizmet.

  • Dünyanın ikinci büyük bankası HSBC’nin İsviçre hesapları bir grup gazeteci tarafından deşifre edilince ülke liderlerinden uyuşturucu kaçakçılarına kadar pek çok kişinin de kirli çamaşırları ortalığa dökülüp saçıldı. Türkiye 3 bin 105 kişiye ait 3,5 milyar dolar içeren mevduatla dünya sıralamasında 23. oldu (elbette bu 2007 yılındaki ve sadece HSBC’de açılmış hesaplardaki tutar. Toplamını varın siz hesap edin).
  • Deep Web denen internetin karanlık sokaklarının en büyük batakhanesi olarak kabul edilen Silk Road‘un kurucusu olduğu iddia edilen Ross Ulbricht çıkarıldığı mahkemede kendisine yöneltilen bütün ithamlardan suçlu bulunmuştu. Şimdiki soru şu: Ulbricht’in kimliği nasıl açığa çıktı? İşte ‘hain’ teknolojiler! (İpucu: sebep teknolojiden çok sarsaklığı)
  • İngiliz istihbarat kurumlarından GCHQ‘nun 7 yıl boyunca yasadışı yöntemlerle milyonlarca kişiyi dinleyerek, dijital ortamda takip ederek fişlediği ortaya çıktı. Kullanılan yöntem ve araçlar mahkeme kararıyla yasaklandı. Karar kurumun sitesinde de yayımlandı.
  • ABD Gizli Servisi dünya liderlerinin psikolojik tahlillerini yapıp fişlemiş. Açığa çıkan belgelerdeki tabirler ilginç.
  • Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı 18 milyon 828 bin 721’e yükseldi.
  • Sürücüsüz araçlar İngiltere’de test sürüşlerine başladı.
  • Müzik ruhun gıdası derler ama yaşlılarda olay pek öyle değilmiş. Gençken ne dinlediyseniz yanınıza kar kalacak!
  • Dijitalleşen dünya bizi sarhoşa çevirdi ama analog tarafın keyfinde de eksilme yok. The Guardian oyuncaklardan plaklara fiziki objelerin dönüşüne yönelik güzel bir derleme yapmış (Bazı sunumlarımda da değindiğim gibi ‘artık sevdiğimiz çok az şeye dokunabiliyoruz’. Bu doğamıza aykırı!).

Continue Reading →

Bu yazıya 44 yorum yapıldı.

Türklerin uzaya yolladığı mesaj

Sahaflardan topladığım Bütün Dünya (Reader’s Digest‘in Türkçe edisyonu) dergisinin 1960’taki bir sayısında ‘Merih’ten önce kendimizi keşfedelim’ başlıklı bir yazı vardı (Amerikan sürümünden çeviri). Kafayı fazlasıyla uzaya taktığımız için Dünya’yı, insanoğlunu kenara ittiğimizden, araştırmayı bıraktığımızdan dert yanıyordu.

Bugün neredeyse tam tersi bir haldeyiz. Bir dönem bilim-kurgu’dan bilime, dizilerden filmlere, reklamlardan dergilere kadar herkesin ortak paydası uzaydı. Gezegenler, yolculuklar, uzay asansörleri, dünya dışı varlıklar, UFO’lar, uzay şehirleri ve dahası. Bugün heyecanımızı yeni oyun konsolları, tablet  bilgisayarlar ve cep telefonları aldı.

sport-in-space-colony-1977

Uzaya yönelik çalışmaların (bütün bütçe kesintilerine rağmen) sürdüğünün farkındayım. Fakat kamuoyu desteği ve ilgisi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Belki sivil uzay çalışmaları gidişatı tersine döndürür.

Continue Reading →

Bu yazıya 12 yorum yapıldı.

10 adımda mutlak başarının sırrı

İnsanoğlunun en büyük çelişkilerinden biri, olmak istediğine yönelik nefreti.

Herkesin popüler olma peşinde koştuğu sosyal medyada aradan sıyrılanlara karşı, daha çok para kazanabilmek için hayatından pek çok şeyi feda ederken zengin olmuşlara karşı ya da bir sınavda başarılı olmak için çabalarken en başarılı olana karşı nefreti ancak böyle açıklayabiliyoruz.

Her şeyin ötesinde başarılı olan emsallerimizi sevmediğimiz de ortada. Başarı her insanın kendi meşrebince Nirvana’sı. Ama başarılı olanları bekleyen tek şey geniş bir haset yumağı. Bir gün bununla ilgili laflarken aramızdan birisi “zirvedekiler yalnızlığa mahkumdur” gibisinden bir şey demişti. Çok da haksız sayılmaz.

suuuccc

Her Perşembe akşamı İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Next Akademi kapsamında yüksek lisans dersim var. Kampüsü; yani Santralİstanbul‘u çok sevdiğimden elimden geldiğince erken gitmeye çalışıyorum. Oranın havasını solumak hoşuma gidiyor. Üstelik her hafta, bir vesiyle birileriyle tanışıyorum. Beni internetten takip eden, yazılarımı okuyan birileri gelip sohbet ediyor. Dün de tam okulun bahçesinde motorumu park ederken  bir öğrenci yaklaştı. Ayaküstü sohbete koyulduk. Merhabanın ardından arka arkaya soruları sıralamaya başladı. Hayatta kimi örnek aldığım, kimi başarılı bulduğum, egomu nasıl yendiğim, başarıya nasıl ulaştığım gibi bir dizi ecel sorusu.

Öylece kalakaldım.

Continue Reading →

Bu yazıya 30 yorum yapıldı.